Get the app

Sahih Muslim 474a

Al-Bara (b. Azib), and he was no liar (but a truthful Companion of the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam)), reported: They used to say prayer behind the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa…

Al-Baranarrated it
Sahihgraded sahih
6names in the chain
Read Muslim 474a in the appOffline, in the WhatSurah app. Free.Get the app

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا أَبُو إِسْحَاقَ، ح قَالَ: وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا أَبُو خَيْثَمَةَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يَزِيدَ، قَالَ: حَدَّثَنِي الْبَرَاءُ، وَهُوَ غَيْرُ كَذُوبٍ أَنَّهُمْ كَانُوا يُصَلُّونَ خَلْفَ

رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَإِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ الرُّكُوعِ لَمْ أَرَ أَحَدًا يَحْنِي ظَهْرَهُ حَتَّى يَضَعَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ جَبْهَتَهُ عَلَى الأَرْضِ ثُمَّ يَخِرُّ مَنْ وَرَاءَهُ سُجَّدًا

Al-Bara (b. Azib), and he was no liar (but a truthful Companion of the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam)), reported: They used to say prayer behind the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam). I never saw anyone bending his back at the time when he (the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam)) raised his head, till the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) placed his forehead on the ground. They then fell in prostration after him.

হাদ্দাব ইবনু খালিদ আল আযদী (রহঃ) ..... আনাস ইবনু মালিক (রাযিঃ) থেকে বর্ণিত যে, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম ইরশাদ করেনঃ চার ব্যক্তিকে জাহান্নাম থেকে বের করে আল্লাহর সমীপে উপস্থিত করা হবে। তন্মধ্যে একজন বারবার পশ্চাৎ দিকে ফিরে তাকাবে আর বলবে, হে আমার রব! যখন আমাকে এ জাহান্নাম থেকে বের করেছেন, তখন আমাকে আর সেখানে ফিরিয়ে নিবেন না। আল্লাহ তা'আলা এ লোকটিকে জাহান্নাম থেকে মুক্তি দিয়ে দিবেন।

ابو عمران اور ثابت نے حضرت انس بن مالک ‌رضی ‌اللہ ‌عنہ ‌ ‌ سے روایت کی کہ رسول اللہ ﷺ نے فرمایا : ’’دوزخ سے چار آدمی نکلیں گے ، انہیں اللہ تعالیٰ کی بارگاہ میں پیش کیا جائے گا ۔ ان میں سے ایک متوجہ ہو گا اور کہے گا : اے میرے رب !جب تو نے مجھے اس سے نکال ہی دیا ہے تو اب دوبارہ اس میں نہ ڈالنا ، چنانچہ اللہ تعالیٰ اس کو جہنم سے نجات دے دے گا ۔ ‘ ‘

Telah menceritakan kepada kami [Haddab bin Khalid al-Azdi] telah menceritakan kepada kami [Hammad bin Salamah] dari [Abu Imran] dan [Tsabit] dari [Anas bin Malik] bahwa Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Ada empat manusia yang keluar dari neraka, lalu dihadapkan kepada Allah, maka salah seorang dari mereka berpaling, seraya berkata, 'Wahai Rabbku, jika Engkau telah mengeluarkanku dari neraka maka janganlah Engkau mengemabalikanku ke dalamnya.' Maka Allah menyelamatkannya dari neraka

Bize Heddâb b. Halid El-Ezdî rivayet etti (dedi ki): Bize Hammad b. Seleme Ebu imran ile Sabit'ten, onlarda Enes b. Malik'ten naklen rivayet ettiler ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): şöyle buyurdu: "Cehennemden dört kişi çıkarılacak ve onlar Allah'a arz edilecekler. Onlardan biri dönüp şöyle diyecek: Rabbim, beni oradan çıkardığına göre artık beni bir daha oraya döndürme diyecek, Allah da onu ondan kurtaracak.

" Yalnız Müslim rivayet etmiştir; Tuhfetu'I-Eşraf, 347, 1073 NEVEVİ ŞERHİ (471-473 numaralı hadisler): (471) "Bana Yezid el-Fakir tahdis etti." Adı Yezid b. Suhayb el-Kufi sonra el-Mekki'dir. Künyesi Ebu Osman'dır. Ona "el-Fakir" denilmesinin sebebi sırtında bir hastalığa tutulmuş olmasıdır. Eğilip, bükülmedikçe ondan dolayı ağrı çekiyordu.

"Birtakım kimseler ... nihayet cennete girerler." Yüzleri n yuvarlağı yüzün etrafını çeviren yanları demektir. Bu ibarelerin anlamı da şudur: Cehennem ateşi yüzün yuvarlağını yemez; çünkü orası secde yeridir. Burada yüzün yuvarlığı sözkonusu edilirken daha önce diğer hadiste "secde yerleri"nden söz edilmişti. Orada da her iki ibarenin bir arada nasıl telif edildiği açıklanmıştı.

Allah en iyi bilendir. "Haricilerin bazı görüşleri kalbimde yer etmişti." Asıl yazmalarda ve rivayetlerde "kalbimde yer etmişti" anlamındaki lafız bu şekilde ğayn iledir. Kadı İyaz (yüce Allah'ın rahmeti ona) bu kelimenin ayn ile rivayet edildiğini de nakletmektedir. Her ikisinin anlamı birbirine yakındır; yani bu düşünce kalbimin zarına yapışmıştl.

Haricilerin görüşüne gelince, daha önce birkaç defa büyük günah işlemiş olanların cehennemde ebediyen kalacakları ve cehenneme girenin oradan bir daha çıkmayacağı görüşüne sahip olduklarını belirtmiştik.

"Haccetmek sonra da insanlar arasına çıkmak maksadıyla ... yola çıktık." Yani bizler (3/50) büyük bir kalabalık halinde önce haccetmek sonra da insanlar arasında haricilerin mezhebini açıkça ortaya koyup, ona çağırıp, onun propagandasını yapmak üzere ülkemizden çıktık demektir.

"Ancak o birtakım kimselerin cehennemden çıkacaklarını söyledi." Burada (aslında iddia etti, anlamına gelen ve dedi diye tercüme ettiğimiz) zeame fiili, dedi anlamındadır, kitabın baş taraflarında bunun açıklaması geçmiş, imamların onun ile ilgili sözleri de nakledilmişti. Allah en iyi bilendir.

"Susam çubukları gibi çıkarlar. " Kasıt yağı çıkartılan bildiğimiz susamdır. İbnu'l-Esir diye bilinen İmam Ebu's-Saadat el-Mubarek b. Muhammed b. Abdulkerim el-Cezeri (yüce Allah'ın rahmeti ona) şöyle diyor: Susam kökleri sökülüp, taneleri alınmak üzere güneşe bırakılacak olursa yanmış gibi incelir ve kararır. İşte bunlar ona benzetilmiştir.

Ben bu kelimenin gerçekte ne olduğunu uzun süre araştırdım ve onu soruşturdum. Fakat bu hususta beni rahatlatacak bir bilgi bulamadım. Ama büyük bir ihtimalle lafız tahrife uğramış olmalıdır. Büyük bir ihtimalle bu lafız "sa'sam" çubukları (odunu) olmalıdır. Bu ise abanos gibi siyah bir ahşaptır. Ebu's-Saadat'ın açıklamaları bunlardır.

Onun aradaki mim harfini kaydetmeyip, ikinci sin'in fethalı olarak sözünü ettiği sa'sam kelimesi hakkında Cevheri ve başkaları da aynı şeyleri söylemiştir. Kadı İyaz ise şunları söylemektedir: Burada "susam" kelimesinin ne anlama geldiği bilinmiyor. Muhtemelen bunun doğru şekli "sa'sam odunu" olmalıdır. Bunun doğru olma ihtimali daha yüksektir.

Bu da siyah bir odundur. Abanosun kendisi olduğu da söylenmiştir. Metali' sahibi ise şunları söylemektedir: Semasim aslında susam ve kişniş gibi güçsüz her türlü bitkiye denir. Başkaları da bu muhtemelen hemzeli "sesem" olmalıdır, o da abanos demektir. Onları abanos gibi siyah diye benzetmiş olmaktadır. (3/51) Bu ilim adamlarının bu hususta söylediklerinin kısa özeti budur.

Ancak tercih edilen Ebu's-Saadat'ın açıkladığı üzere kaydettiğimiz gibi "susam" olduğudur. Şunu da belirtelim ki, asıl nüshaların birçoğunda "(.....): onlar susam çubukları gibi" şeklinde (gibi anlamındaki lafız) he' den sonra elif ile yazılmıştır ama doğru ve asıl nüshaların ve kitapların birçoğunda yazılı olan şekil ise he' den sonra mim ile yazılmasıdır.

Birincisinin de açıklanabilir bir tarafı vardır. O da oradaki zamirin suretlerine raci olmasıdır. Yani onların suretleri susam çubukları gibidir demek olur. Allah en iyi bilendir.

"Kağıt gibi çıkacaklar." Kırtas: kağıt üzerine yazı yazılan sahife demektir. O ırmakta yıkandıktan sonra ileri derecede beyaz olup, üzerlerindeki siyahlık kaybolacağından ötürü onları kağıtlara benzetmiştir.

"Yazık size! O yaşlı adamın Resulullah'a yalan söylediğini nasıl düşünebilirsiniz?" Buradaki yaşlı adamdan kasıt Cabir b. Abdullah (r.a.)'dır. Bu soru bir inkar ve böyle bir kanaati red anlamını taşır; yani onun yalan söylediği asla düşünülemez, böyle bir şüphe olamaz.

"Sonra geri döndük ... " Yani hacdan döndük ve biz haricilerin görüşünü hiç sözkonusu etmedik. Aksine sustuk ve bundan dolayı tövbe ettik. "Aramızdan bir adam müstesna." O bu görüşten vazgeçmek hususunda bize muvafakat etmedi.

"Yahut Ebu Nuaym'in dediği gibi" ibaresinden kasıt senedin başında adı geçen Ebu Nuaym Fadl b. Dukeyn'dir. O Müslim'in hocasının hocasıdır. Onun bu yaptığı ravilerin rivayet ettikleri edeplerden bilinen bir edep ve terbiyedir. Bu da eğer ravi rivayeti mana yoluyla nakletmiş ise rivayetinin sonunda ihtiyaten ve meydana gelmiş bir değişiklik endişesiyle "yahut onun dediği gibi" demesidir.

(473) "Bize Heddab b. Halid el-Ezdı tahdis etti. .. Enes (r.a.)'dan" Bu senetteki ravilerin tamamı Basralıdır. "Heddab"in adı Hudbe olarak da söylenir. Bunların biri isimdir, diğeri lakaptır. Fakat hangisinin hangisi olduğu ihtilaflıdır. (3/52) Buna dair açıklama daha önce geçmişti. Senetteki Ebu İmran'ın nispeti el-Cevnı' dir. Adı da Abdulmelik b. Habib'dir. Sabit'in nispeti ise el-Bunanl'dir

Sahih Muslim 474a, Book 4, The Book of Prayers, Hadith 224. 1 min read

What it means

Al-Barā’ ibn ‘Āzib (may Allah be pleased with him) truthfully reported that when the Prophet (ﷺ) raised his head from bowing and said: Sami‘allāhu liman hamidah (Allah hears whoever praises Him), those behind him would remain standing, and none of them would bend his back to prostrate until the Prophet (ﷺ) had placed his forehead on the ground—then they would all prostrate after him.

What it teaches

  • This describes how the Companions followed the Prophet (ﷺ) in prayer—they would not move from standing to prostration until he (ﷺ) had prostrated.
  • Ibn Daqīq al-‘Īd said: In this is evidence of the Prophet's (ﷺ) lengthy tranquility during prayer.
  • The conduct of the one led in prayer with the Imam has four states: 1. Musābaqah: It means preceding his Imam by performing a pillar before the Imam, for example, bowing or prostrating before the Imam does. This is forbidden. If one deliberately precedes the Imam knowing it is prohibited, his prayer becomes invalid—whether he performs a pillar before the Imam or reaches it before him. And if this happens in the opening Takbīr, the whole prayer is invalid, and he must repeat it from the beginning. 2. Muwāfaqah: This is when he performs actions of prayer at the same time as the Imam—bowing, prostrating, or rising with him. This is at least disliked, and based on apparent evidence, it is also prohibited. If one says the opening Takbīr simultaneously with the Imam, his whole prayer is invalid and must be repeated. 3. Mutāba‘ah: This means performing the acts of prayer after his Imam, without delay. This is the prescribed and Sunnah-compliant manner. 4. Takhalluf: This occurs when he delays so much from his Imam that it takes him out of proper following, such as when the Imam bows while the one praying behind him remains standing until the Imam is nearly rising from bowing. This is contrary to the prescribed manner and is prohibited, except when there is an excuse like illness or old age.

From the Encyclopedia of Translated Prophetic Hadiths, hadeethenc.com.

The chain

Who passed it on, from Imam Muslim back to the one who was there.

  1. 1Imam MuslimCompiler, died 261 AH
  2. 2Ahmad ibn YunusTold us, Fourth generation, died 227 AH
  3. 3Zuhayr ibn MuawiyahTold us, Third generation, died 172 AH
  4. 4Abu Ishaq as-SabiiTold us, Successor, died 126 AH
  5. 5Abdullah ibn Yazid ibn ZaydFrom, Companion, died 70 AH
  6. 6Al-Bara ibn AzibTold me, Companion, died 72 AH

Read this in the app

Sahih Muslim 474a and the rest of the library, offline, with Bengali, Urdu, Indonesian or Turkish under the English.

Get the app

The Hadith and the Qur'an.
On your phone, offline.

Seventeen collections, the whole Qur'an and Identify, free in the app.