حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، جَمِيعًا عَنِ ابْنِ مَهْدِيٍّ، (قَالَ زُهَيْرٌ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ،) حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ خُمَيْرٍ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ عُبَيْدٍ، عَنْ جُبَيْرِ بْنِ نُفَيْرٍ
قَالَ خَرَجْتُ مَعَ شُرَحْبِيلَ بْنِ السِّمْطِ إِلَى قَرْيَةٍ عَلَى رَأْسِ سَبْعَةَ عَشَرَ أَوْ ثَمَانِيَةَ عَشَرَ مِيلاً فَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ. فَقُلْتُ لَهُ فَقَالَ رَأَيْتُ عُمَرَ صَلَّى بِذِي الْحُلَيْفَةِ رَكْعَتَيْنِ فَقُلْتُ لَهُ فَقَالَ: إِنَّمَا أَفْعَلُ كَمَا رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَفْعَلُ
I went along with Shurahbil b. al-Simt to a village which was situated at a distance of seventeen or eighteen miles, and he said only two rakahs of prayer. I said to him (about it) and he said: I saw Umar observing two rakahs at Dhul-Hulaifa and I (too) said to him (about it) and he said: I am doing the same as I saw the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) doing.
আবূ বকর ইবনু আবূ শাইবাহ, যুহায়র ইবনু হারব (রহঃ) ..... আয়িশাহ (রাযিঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, আমি ঋতুবতী অবস্থায় পানি পান করতাম এবং পরে নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম কে অবশিষ্টটুকু প্রদান করলে আমি যেখানে মুখ লাগিয়ে পান করতাম তিনিও পাত্রের সে স্থানে মুখ লাগিয়ে পান করতেন। আবার আমি ঋতুবতী অবস্থায় হাড় খেয়ে তা নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম কে দিলে আমি যেখানে মুখ লাগিয়েছিলাম তিনি সেখানে মুখ লাগিয়ে খেতেন। তবে যুহায়র কর্তৃক বর্ণিত হাদীসে “পান করার" উল্লেখ নেই।
ابو بکر بن ابی شیبہ اور زہیر بن حرب نے کہا : ہمیں وکیع نے مسعر اور سفیان سے حدیث بیان کی ، انہوں نے مقدام بن شریح سے ، انہوں نے اپنے والد سے اور انہوں نے حضرت عائشہؓ سے روایت کی ، انہوں نے کہا : میں ایام مخصوصہ کے دوران میں پانی پی کر نبی اکرمﷺ کو پکڑا دیتی تو آپ اپنا منہ میرے منہ کی جگہ پر رکھ کر پانی پی لیتے ، اور میں دانتوں کےساتھ ہڈی سےگوشت نوچتی جبکہ میرے مخصوص ایام ہوتے ، پھر وہ ( ہڈی ) نبی ﷺ کو دیتی تو آپ میرے منہ والی جگہ پر اپنا منہ رکھتے ( اور بوٹی توڑتے ۔ ) زہیر نے فیشرب ( پانی پینے ) کا لفظ ذکر نہیں کیا ۔
Telah menceritakan kepada kami [Abu Bakar bin Abi Syaibah] dan [Zuhair bin Harb] keduanya berkata, telah menceritakan kepada kami [Waki'] dari [Mis'ar] dan [Sufyan] dari [al Miqdam bin Syuraih] dari [bapaknya] dari [Aisyah] dia berkata, "Aku minum ketika aku sedang dalam keadaan haid, kemudian aku memberikannya kepada Nabi Shallallahu'alaihiwasallam, lalu beliau meletakkan mulutnya pada tempat mulutku (ketika minum) ". Dan Zuhair tidak menyebutkan, "Lalu beliau minum
Bize Ebu Bekr, b. Ebî Şeybe ile Züheyr b. Harb rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Vekî' Mis'arla Süfyan'dan, onlarda Mikdam b. Şüreyc'den o babasından, o da Âişe'den naklen rivayet etti. Âişe şöyle demiş: Ben ay hali olduğum halde (kaptan) su içer sonra onu Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e uzatırdım. O da ağzımı koyduğum yere kendi ağzını koyar ve öyle içerdi.
Ay hali iken kemiğin etini ısım sonra onu Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e uzatırdım, o da ağzımı koyduğu m yere ağzını koyardı. Zuheyr rivayetinde "içerdi" ibaresini zikretmemiştir. Diğer tahric: Ebu Davud, 259; Nesai, 70,278 -uzunca-, 279, 280, 281,340,375 -uzunca-, 376, 377, 378; İbn Mace, 643 NEVEVİ ŞERHİ: "Ark" üzerinde bir miktar et kalmış kemik demektir.
Daha meşhur olan anlamı budur. Ebu Ubeyd ise: Bir miktar et demektir derken, el-Halil: Üzerinde et olmayan kemiktir demiştir, çoğulu "urak" olarak gelir. Kemik üzerindeki etin dişlerle sıyrılıp alınması halini anlatmak için bu fiil kullanılır. DAVUDOĞLU AÇIKLAMA: Ark: Üzerinde et bakiyyesi bulunan kemiktir. Kelimenin meşhur manası budur.
Bazılarına göre; bir miktar et demektir. İmam Halil b. Ahmed'e göre ark etsiz kemik demektir. «Etearraku» kemiğin etlerini dişlerimle ısırırdım. Manasınadır. Hadis-i Şerif hayızlı kadının artığı ile bedeninin temiz olduğuna delildir. Bazıları İmam Ebü Yusuf'a göre bedeninin necis olduğunu söylemişlersede bu rivayet doğru değildir