Get the app

Sahih Muslim 220a

I was with Said ibn Jubair when he said: Who amongst you saw a star shooting last night? I said: It was I; then I said: I was in fact not (busy) in prayer, but was stung by a scorpion (and that is…

Husaynnarrated it
Sahihgraded sahih
4names in the chain
Read Muslim 220a in the appOffline, in the WhatSurah app. Free.Get the app

حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ مَنْصُورٍ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، أَخْبَرَنَا حُصَيْنُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ

قَالَ كُنْتُ عِنْدَ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ فَقَالَ أَيُّكُمْ رَأَى الْكَوْكَبَ الَّذِي انْقَضَّ الْبَارِحَةَ قُلْتُ أَنَا. ثُمَّ قُلْتُ: أَمَا إِنِّي لَمْ أَكُنْ فِي صَلَاةٍ وَلَكِنِّي لُدِغْتُ.

قَالَ فَمَاذَا صَنَعْتَ قُلْتُ اسْتَرْقَيْتُ. قَالَ فَمَا حَمَلَكَ عَلَى ذَلِكَ قُلْتُ حَدِيثٌ حَدَّثَنَاهُ الشَّعْبِيُّ فَقَالَ وَمَا حَدَّثَكُمُ الشَّعْبِيُّ قُلْتُ: حَدَّثَنَا عَنْ بُرَيْدَةَ بْنِ حُصَيْبٍ الأَسْلَمِيِّ أَنَّهُ قَالَ: لَا رُقْيَةَ إِلاَّ مِنْ عَيْنٍ أَوْ حُمَةٍ.

فَقَالَ قَدْ أَحْسَنَ مَنِ انْتَهَى إِلَى مَا سَمِعَ وَلَكِنْ حَدَّثَنَا ابْنُ عَبَّاسٍ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «عُرِضَتْ عَلَىَّ الأُمَمُ فَرَأَيْتُ النَّبِيَّ وَمَعَهُ الرُّهَيْطُ وَالنَّبِيَّ وَمَعَهُ الرَّجُلُ وَالرَّجُلَانِ وَالنَّبِيَّ لَيْسَ مَعَهُ أَحَدٌ إِذْ رُفِعَ لِي سَوَادٌ عَظِيمٌ فَظَنَنْتُ أَنَّهُمْ أُمَّتِي فَقِيلَ لِي هَذَا مُوسَى صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَقَوْمُهُ وَلَكِنِ انْظُرْ إِلَى الأُفُقِ.

فَنَظَرْتُ فَإِذَا سَوَادٌ عَظِيمٌ فَقِيلَ لِي انْظُرْ إِلَى الأُفُقِ الآخَرِ. فَإِذَا سَوَادٌ عَظِيمٌ فَقِيلَ لِي هَذِهِ أُمَّتُكَ وَمَعَهُمْ سَبْعُونَ أَلْفًا يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ بِغَيْرِ حِسَابٍ وَلَا عَذَابٍ». ثُمَّ نَهَضَ فَدَخَلَ مَنْزِلَهُ فَخَاضَ النَّاسُ فِي أُولَئِكَ الَّذِينَ يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ بِغَيْرِ حِسَابٍ وَلَا عَذَابٍ فَقَالَ بَعْضُهُمْ فَلَعَلَّهُمُ الَّذِينَ صَحِبُوا رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ.

وَقَالَ بَعْضُهُمْ فَلَعَلَّهُمُ الَّذِينَ وُلِدُوا فِي الإِسْلَامِ وَلَمْ يُشْرِكُوا بِاللَّهِ. وَذَكَرُوا أَشْيَاءَ فَخَرَجَ عَلَيْهِمْ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ: «مَا الَّذِي تَخُوضُونَ فِيهِ». فَأَخْبَرُوهُ فَقَالَ: «هُمُ الَّذِينَ لَا يَرْقُونَ وَلَا يَسْتَرْقُونَ وَلَا يَتَطَيَّرُونَ وَعَلَى رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ».

فَقَامَ عُكَّاشَةُ بْنُ مِحْصَنٍ فَقَالَ ادْعُ اللَّهَ أَنْ يَجْعَلَنِي مِنْهُمْ. فَقَالَ: «أَنْتَ مِنْهُمْ «ثُمَّ قَامَ رَجُلٌ آخَرُ فَقَالَ ادْعُ اللَّهَ أَنْ يَجْعَلَنِي مِنْهُمْ. فَقَالَ: «سَبَقَكَ بِهَا عُكَّاشَةُ»

I was with Said ibn Jubair when he said: Who amongst you saw a star shooting last night? I said: It was I; then I said: I was in fact not (busy) in prayer, but was stung by a scorpion (and that is the reason why I was awake and had a glimpse of the shooting star).

He said: Then what did you do? I said: I practised charm. He said: What urged you to do this? I said: (I did this according to the implied suggestion) of the hadith which al-Shuba narrated.

He said: What did al-Shuba narrate to you? I said: Buraydah ibn Husaib al-Aslami narrated to us. The charm is of no avail except in case of the (evil influence) of an eye or the sting of a scorpion.

He said: He who acted according to what he had heard (from the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam)) acted rightly, but Ibn Abbas narrated to us from the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) that he said: There were brought before me the peoples and I saw an apostle and a small group (of his followers) along with him, another (apostle) and one or two persons (along with him) and (still another) apostle having no one with him.

When a very large group was brought to me I conceived as if it were my Ummah. Then it was said to me: It is Moses and his people. You should look at the horizon, and I saw a very huge group.

It was again said to me: See the other side of the horizon, and there was (also) a very huge group. It was said to me: This is your Ummah, and amongst them there were seventy thousand persons who would be made to enter Paradise without rendering any account and without (suffering) any torment. He then stood up and went to his house.

Then the people began to talk about the people who would be admitted to Paradise without rendering any account and without (suffering) any torment. Some of them said: They may be those who (have had the good fortune of living) in the company of the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) and some of them said: They be those who were born in Islam and did not associate anything with Allah.

Some people mentioned other things. Thereupon came forth the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) before them and he said: What was that which you were talking about? They informed him.

He said: They are those persons who neither practise charm, nor ask others to practise it, nor do they take omens, and repose their trust in their Lord. Upon this Ukkasha ibn Mihsan stood up and said: Supplicate for me that He should make me one among them.

Upon this he (Messenger of Allah) said: Thou are one among them. Then another man stood up and said: Supplicate before Allah that He should make me one among them. Upon this he said: ‘Ukkisha has preceded you.’

আবূ বাকর ইবনু আবূ শাইবাহ (রহঃ) ..... সা'দ ও আবূ বাকরা (রাযিঃ) উভয়ে বলেন, মুহাম্মাদ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম থেকে আমার দুই কান শুনেছে এবং আমার অন্তর স্মরণ রেখেছে যে, তিনি বলেছেন, যে ব্যক্তি আপন পিতা ছাড়া অন্যকে পিতা বলে মেনে নেয় অথচ সে জানে যে, সে তার পিতা নয়, তার জন্য জান্নাত হারাম।

عاصم نے ابو عثمان سے اور انہوں نے حضرت سعد اور حضرت ابوبکر رضی اللہ عنہما سے روایت کی ہے کہ وہ دونوں کہتے تھے : یہ بات میرے دونوں کانوں نے محمدﷺ سے سنی ( اورمیرے دل نے یاد رکھی ) کہ آپ ﷺ فرما رہے تھے : ’’جس نے اپنے والد کے سوا کسی اور کو والد بنانے کا دعویٰ کیا ، حالانکہ وہ جانتا ہے کہ وہ اس کا والد نہیں ہے ، تو اس پر جنت حرام ہے ۔ ‘ ‘

Telah menceritakan kepada kami [Abu Bakar bin Abu Syaibah] telah menceritakan kepada kami [Yahya bin Zakariya bin Abu Zaidah] dan [Abu Muawiyah] dari [Ashim] dari [Abu Utsman] dari [Sa'd] dan [Abu Bakrah] keduanya berkata, "Telingaku mendengarnya dan hatiku meresapinya dari Muhammad shallallahu 'alaihi wasallam, bahwa beliau bersabda: "Barangsiapa mengklaim orang lain sebagai bapaknya, padahal dia mengetahui bahwa dia bukan bapaknya, maka surga haram atasnya

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Zekeriyyâ b. Ebî Zaide ile Ebu Muâviye, Asım'dan, o da Ebu Osman'dan, o da Sa'd ile Ebu Bekre'den naklen her ikisinin de dediki: Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i: "Kim babasından başkasından olduğunu iddia edip de o iddia ettiği şahsın, babası olmadığını biliyorsa cennet ona haramdır" buyururken kulaklarım onu dinledi, kalbim onu belledi.

NEVEVİ ŞERHİ (215, 216, 217) (215) Allah Resulünün: "Babalarınızdan yüz çevirmeyin ... " (2/51) Diğer rivayette "her kim İslam'da ... cennet ona haramdır" buyurmaktadır. Birinci rivayetin (214) ise şerhi bundan önceki başlıkta yapılmış bulunmaktadır. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Selleml'in: "Cennet ona haram olur" buyruğu hakkında da benzeri buyruklar ile ilgili daha önce sözkonusu ettiğimiz iki türlü yorum yapılmıştır.

Bunlardan birisi bu böyle bir işi helal kabul ederek yapan kimse hakkında yorumlanır, ikincisi de böyle bir kişinin amelinin karşılığı ilk olarak cennete girip, umduklarını elde eden ve (cehennemden yana) esenliğe kavuşan kimseler arasında olmak anlamıyla ona haramdır. Bu sebeple böyle bir kimse bu ilk girenler ile birlikte girmesi engellenip, bundan sonra oraya girmesi sureti ile cezalandırılması da mümkündür, hiçbir şekilde cezalandırılmayıp, şanı yüce Allah'ın onu affetmesi de mümkündür.

"Haram kılma"nın anlamı yasak etmek ve engellenmek demektir. "Babasından yüz çevirmek" yani nesebinin ondan olduğunu söylemeyi terk edip, babası olduğunu inkar etmek, demektir çünkü bir şeyi terk edip, ondan hoşlanmamak anlamı kastedilince "rağbet etmek" anlamındaki mı "an" harfi cerri ile kullanılır. Eğer bir şeyi tercih edip, isteyecek olursa aynı fiil "fi" harfi cerri ile kullanılır.

Ebu Osman'ın "Ziyad'a nesep uydurulduktan sonra Ebu Bekre ile karşılaştım ... Bunu ben de Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den dinledim" rivayetine gelince, Ebu Osman'ın bu sözlerinin anlamı Ebu Bekre'nin yaptığını reddetmek, tepki göstermek anlamındadır çünkü burada sözü edilen Ziyad, Ziyad b. Ebu Süfyan olarak bilinen kişidir.

Hakkında (babasının oğlu Ziyad anlamında) Ziyad b. Ebuh denildiği gibi (annesinin oğlu Ziyad anlamında) Ziyad b. Ummihde denilir. Ebu Bekre'nin anne bir kardeşidir. Ziyad b. Ubeyd es-Sekafı diye de bilinirdi, sonra Muaviye b. Ebu Süfyan kardeşi olduğunu ileri sürüp, onu babası Ebu Süfyan'ın nesebine kattı. Böylelikle de önceleri Ali b.

Ebu Talib (r.a.)'ın arkadaşlarından iken, onun arkadaşları arasına girmiş oldu. Bundan dolayı Ebu Osman, Ebu Bekre'ye: Bu yaptığınız da ne oluyor, diye çıkışmıştır. Ebu Bekre (r.a.) ise böyle bir şeyi kabul etmeyen ve bundan dolayı Ziyad'a darılıp, ebediyen onunla konuşmayacağına dair yemin etmiş birisi idi. Muhtemelen Ebu Osman ona bu sözleri söylediğinde Ebu Bekre'nin bu tepkisi kendisine ulaşmamıştı yahut bu yaptığınız da ne oluyor sözü ile senin kardeşinin bu yaptıkları ne çirkin, cezası ne büyük bir iştir çünkü Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) böyle bir iş yapana cenneti haram etmiştir maksadıyla da söylemiş olabilir.

(2/52) Ebu Osman'ın sözü olarak c.?;I): iddia edildi, ileri sürüldü lafzını dal harfi ötreli, ayn harfi kesreli olarak -meçhul (edilgen) bir mı olarak harekeledik. Muaviye onun nesebini iddia edince demektir. Hafız Ebu Amir el-Abderi'nin hattı ile ise bu laflZ dal harfi ve ayn harfi fethalı olarak bu işi yapanın öznesi Ziyad olmak üzere harekelemiştir.

Bunun da şöyle bir açıklaması vardır: Muaviye bu iddiada bulununca Ziyad da onu tasdik etti. Böylelikle Ziyad da Ebu Süfyan'ın oğlu olduğunu iddia etmiş oldu. Allah en iyi bilendir. Sad b. Ebu Vakkas (r.a.)'ın: "(,:?l.;~i ~): Kulaklarım işitti" ibaresini biz bu şekilde (fiilin sonunda özneye delalet eden te harfi olmaksızın) ve kulaklarım anlamındaki laflZ da tesniyeli olmak üzere zapt ettik (harekeledik).

Şeyh Ebu Amr b. es-Salah da bunu bu şekilde tesniye olarak Ebu'lFeth es-Semerkandi'nin, Abdulgafir'den diye naklettiği rivayetinde nakletmiş bulunmaktadır. O dedi ki: Bu laflZ itimat olunan Ebu'l-Kasım el-Asakiri'nin ve başkalarının asıl nüshalarında ise tesniye elifi olmaksızın "kulağım" şeklindedir. Kadı lyaz'ın nakletliğine göre ise bazıları buradaki "sem'" fiilini mastar (mef'ul-i mutlak) olmak üzere ayn harfi fethalı olarak harekelemiştir.

"Kulağım" anlamındaki lafzı da tekil olarak zikretmişlerdir. Biz de bunu el-Ceyani yolu ile mim harfi sakin olmakla birlikte, ayn harfi ötreli olarak zapt ettik, uygun olanı da budur. Sibeveyh de: Araplar kulağı m Zeyd' i şunu söylerken dinlemiştir (dinlemek anlamındaki lafız ayn harfi ötreli olarak sem'u şeklinde) derler, demiştir.

Kadı HaflZ Ebu Ali b. Sukkere'nin ise bu kelimeyi bizim ilk olarak zikrettiğimiz üzere mim harfi kesreli (mazi bir fiil şeklinde: dinledi, anlamında) diye harekelediği nakledilmiş ise de Kadı bunu kabul etmemiştir fakat onun bu kabul etmeyişinin bir kıymeti yoktur. Aksine sözü geçen bütün bu şekiller sahihtir ve açıkça anlaşılan nakillerdir.

Mim harfinin kesreli olarak (mazi bir mı şeklinde) okunuşunu destekleyen husus ise diğer rivayette geçen: "Bunu kulaklarım duydu, kalbim belledi" ifadesidir. Allah en iyi bilendir. (217) Diğer rivayetteki: (....): "Kulaklarım Muhammed'i dinledi, kalbim belledi" ibaresinde "Muhammed" lafzının nasb ile gelmesi fiillerin sonundaki he zamirinden bedelolduğundan ötürüdür.

Yani onu belledi, onu dinledi demek olur. Allah en iyi bilendir. Senet ile ilgili olarak şunları söyleyelim: Senette Harun el-Eyli ve İrak vardır. İrak' ın ayn harfi kesreli, son harfi de kef' dır. Senetteki Ebu Osman "en-Nehdi" nispetli olup, adı Abdurrahman b. Mull (şeddeli lam) iledir, mim harfi ise hem kesreli, hem ötreli okunur.

Mim harfi kesreli, lam harfi sakin ve sonunda hemze ile "mil'" diye de söylenir. Mukaddimenin şerhinin son taraflarında buna dair açıklama geçmişti. Ebu Bekre'nin adı ise Nufey' b. Haris b. Kelede'dir. Onun ve kardeşi Ziyad'ın annesi ise Haris b. Kelede'nin eariyesi olan Sümeyye'dir. Ona Ebu Bekre (makara sahibi) denilmesinin sebebi ise Taif kalesinden Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e bir makara ile kendisini sarkıtarak inmesinden dolayıdır.

Basra'da 51 yılında -52 de denilmiştir- vefat etmiştir. Allah ondan razı olsun. Şam yüee Allah en iyi bilendir

Sahih Muslim 220a, Book 1, The Book of Faith, Hadith 433. 3 min read

The chain

Who passed it on, from Imam Muslim back to the one who was there.

  1. 1Imam MuslimCompiler, died 261 AH
  2. 2Said ibn MansurTold us, Fourth generation, died 226 AH
  3. 3Hushaym ibn BashirTold us, Third generation, died 181 AH
  4. 4Husayn ibn Abd ar-RahmanInformed us, Successor, died 136 AH

Read this in the app

Sahih Muslim 220a and the rest of the library, offline, with Bengali, Urdu, Indonesian or Turkish under the English.

Get the app

The Hadith and the Qur'an.
On your phone, offline.

Seventeen collections, the whole Qur'an and Identify, free in the app.