Get the app

Dress

Sahih al-BukhariBook 77 of 98185 hadith
Read all of Sahih al-Bukhari offlineOffline, in the WhatSurah app. Free.Get the app
5783Abdullah ibn UmarSahih

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ: حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، وَزَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، يُخْبِرُونَهُ عَنِ ابْنِ عُمَرَ رضى الله عنهما

أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «لَا يَنْظُرُ اللَّهُ إِلَى مَنْ جَرَّ ثَوْبَهُ خُيَلَاءَ»

The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said, ‘Allah will not look at the person who drags his garment (behind him) out of conceit.’

ইবনু ‘উমার (রাঃ) হতে বর্ণিত যে, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেছেনঃ আল্লাহ সে লোকের দিকে (দয়ার দৃষ্টিতে) দেখবেন না, যে অহঙ্কারের সাথে তার পরিধেয়) পোশাক টেনে চলে। [৩৬৬৫; মুসলিম ৩৭/৮, হাঃ ২০৮৫, আহমাদ ৫৩৭৭]

ہم سے اسماعیل بن ابی اویس نے بیان کیا، کہا مجھ سے امام مالک نے، انہوں نے نافع اور عبداللہ بن دینار اور زید بن اسلم سے، انہوں نے عبداللہ بن عمر رضی اللہ عنہما سے کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا ”اللہ تعالیٰ اس کی طرف قیامت کے دن نظر رحمت نہیں کرے گا جو اپنا کپڑا تکبر و غرور سے زمین پر گھسیٹ کر چلتا ہے۔“

Telah menceritakan kepadaku [Isma'il] dia berkata; telah menceritakan kepadaku [Malik] dari [Nafi'] dan [Abdullah bin Dinar] serta [Zaid bin Aslam] mereka telah mengabarkan kepadanya dari [Ibnu Umar] radliallahu 'anhuma bahwa Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Allah tidak akan melihat orang yang menjulurkan pakaiannya dengan sombong

İbn Ömer r.a.'dan rivayete göre Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Allah, büyüklenerek elbisesini yerde sürükleyen kimseye bakmaz" buyurmuştur. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Azıme" vezninde "mahıle", huyela anlamındadır. Bu da tekebbür demektir.

Rağıb dedi ki: Huyela, insanın kendisinde var olduğunu gördüğü bir üstünlükten meydana gelen tekebbürdür. el-Muvaffak Abdullatif el-Bağdadl de şöyle demektedir: Bu hadis, insanın kendisini güzel bir şekilde çekip çevirmesinin faziletli yanlarını bir arada ifade etmektedir. Bu hadiste dünya ve ahirette ruhun ve bedenin bütün maslahatlarının çekip çevrilmesi dile getirilmiştir.

Şüphesiz her hususta israf hem bedene zararlıdır, bem de maişete zarar verir. İsraf, gereksiz telef etmeye (tüketime) götürür ve kişinin ruhuna da zarar verir. Çünkü ruh (nefs) çoğu hallerde bedene tabidir. Büyuklenmek ise nefse zarar verir. Çünkü nefis bunun sonucunda kendisini beğenir. Ahirete de zarar verir. Çünkü günah kazandırır. Dünyaya da zararlıdır. Çünkü insanlar tarafından nefret edilmeyi gerektirir

5784Abdullah ibn UmarSahih

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ عُقْبَةَ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِيهِ رضى الله عنه عَنِ

النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «مَنْ جَرَّ ثَوْبَهُ خُيَلَاءَ لَمْ يَنْظُرِ اللَّهُ إِلَيْهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ». قَالَ أَبُو بَكْرٍ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ أَحَدَ شِقَّىْ إِزَارِي يَسْتَرْخِي، إِلاَّ أَنْ أَتَعَاهَدَ ذَلِكَ مِنْهُ. فَقَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «لَسْتَ مِمَّنْ يَصْنَعُهُ خُيَلَاءَ»

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) said Allah will not look, on the Day of Resurrection at the person who drags his garment (behind him) out of conceit. On that Abu Bakr said, “O Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam)! One side of my Izar hangs low if I do not take care of it.” The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) said, ‘You are not one of those who do that out of conceit.’

‘আবদুল্লাহ ইবনু ‘উমার (রাঃ) থেকে বর্ণিত, নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেছেনঃ যে ব্যক্তি অহংকার বশতঃ নিজের পোশাক ঝুলিয়ে চলবে, আল্লাহ তার প্রতি কিয়ামতের দিন (দয়ার) দৃষ্টি দিবেন না। তখন আবূ বাকর (রাঃ) বললেনঃ হে আল্লাহর রাসূল! আমার লুঙ্গির এক পাশ ঝুলে থাকে, আমি তাতে গিরা না দিলে। নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বললেনঃ, যারা অহঙ্কারবশতঃ এমন করে তুমি তাদের অন্তর্ভুক্ত নও।

ہم سے احمد بن یونس نے بیان کیا، کہا ہم سے زہیر نے بیان کیا، کہا ہم سے موسیٰ بن عقبہ نے، ان سے سالم بن عبداللہ نے اور ان سے ان کے والد نے کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا ”جو شخص تکبر کی وجہ سے تہبند گھسیٹتا ہوا چلے گا تو اللہ پاک اس کی طرف قیامت کے دن نظر بھی نہیں کرے گا۔“ ابوبکر رضی اللہ عنہ نے عرض کیا: یا رسول اللہ!

میرے تہمد کا ایک حصہ کبھی لٹک جاتا ہے مگر یہ کہ خاص طور سے اس کا خیال رکھا کروں۔ آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا ”تم ان لوگوں میں سے نہیں ہو جو ایسا تکبر سے کرتے ہیں۔“

Telah menceritakan kepada kami [Ahmad bin Yunus] telah menceritakan kepada kami [Zuhair] telah menceritakan kepada kami [Musa bin 'Uqbah] dari [Salim bin Abdullah] dari [Ayahnya] radliallahu 'anhu dari Nabi shallallahu 'alaihi wasallam beliau bersabda: "Siapa yang menjulurkan pakaiannya (hingga ke bawah mata kaki) dengan sombong, maka Allah tidak akan melihatnya pada hari Kiamat kelak."

Lalu Abu Bakar berkata; "Wahai Rasulullah, sesungguhnya salah satu dari sarungku terkadang turun sendiri, kecuali jika aku selalu menjaganya?" lalu Nabi shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Engkau bukan termasuk orang yang melakukan hal itu karena sombong

Salim b. Abdullah'tan, o babası (ibn-i Ömer)r.a.'dan, o Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den şöyIe dediğini nakletmektedir: "Her kim elbisesini büyüklenerek yerde sürükleyecek oIursa, kıyamet gününde AlI ah ona bakmayacaktır." Bunun üzerine Ebu Bekir: Ey Allah'ın RasuIü, eğer ben izarıma sarkmasın diye dikkat etmeyecek oIursam, iki ucundan birisi gevşiyor (ve yerde sürünüyar), dedi.

Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Sen bunu büyükIenmek için yapan kimselerden değilsin" buyurdu

5785Nufay ibn al-HarithSahih

حَدَّثَنِي مُحَمَّدٌ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، عَنْ يُونُسَ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ أَبِي بَكْرَةَ رضى الله عنه

قَالَ خَسَفَتِ الشَّمْسُ وَنَحْنُ عِنْدَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَامَ يَجُرُّ ثَوْبَهُ مُسْتَعْجِلاً، حَتَّى أَتَى الْمَسْجِدَ وَثَابَ النَّاسُ فَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ، فَجُلِّيَ عَنْهَا، ثُمَّ أَقْبَلَ عَلَيْنَا وَقَالَ: «إِنَّ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ آيَتَانِ مِنْ آيَاتِ اللَّهِ، فَإِذَا رَأَيْتُمْ مِنْهَا شَيْئًا فَصَلُّوا وَادْعُوا اللَّهَ حَتَّى يَكْشِفَهَا»

The solar eclipse occurred while we were sitting with the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) He got up dragging his garment (on the ground) hurriedly till he reached the mosque The people turned (to the mosque) and he offered a two-rakat prayer whereupon the eclipse was over and he traced us and said, “The sun and the moon are two signs among the signs of Allah, so if you see a thing like this (eclipse) then offer the prayer and invoke Allah till He remove that state.”

আবূ বাকরাহ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেনঃ আমরা নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর নিকট ছিলাম, এমন সময় সূর্যগ্রহণ শুরু হল। তখন তিনি ব্যস্ত হয়ে দাঁড়ালেন এবং কাপড় টেনে টেনে মসজিদে পৌঁছলেন। লোকজন একত্রিত হল। তিনি দু’রাক‘আত সালাত আদায় করলেন। তখন সূর্য আলোকিত হয়ে গেল।

এরপর আমাদের দিকে ফিরে বললেনঃ চন্দ্র ও সূর্য আল্লাহর নিদর্শনগুলোর দু’টি নিদর্শন, যখন তোমরা তাতে কোন কিছু হতে দেখবে, তখন সালাত আদায় করবে এবং আল্লাহর নিকট দু‘আ করতে থাকবে, যতক্ষণ না তা উজ্জ্বল হয়ে যায়। [১০৪০]

مجھ سے بیکندی محمد بن سلام نے بیان کیا، کہا ہم کو عبدالاعلیٰ نے خبر دی، انہیں یونس نے، انہیں امام حسن بصری نے اور ان سے ابوبکرہ رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ سورج گرہن ہوا تو ہم نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کے ساتھ تھے۔ آپ جلدی میں کپڑا گھسیٹتے ہوئے مسجد میں تشریف لائے لوگ بھی جمع ہو گئے۔

نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے دو رکعت نماز پڑھائی، گرہن ختم ہو گیا، تب آپ ہماری طرف متوجہ ہوئے اور فرمایا ”سورج اور چاند اللہ کی نشانیوں میں سے دو نشانیاں ہیں اس لیے جب تم ان نشانیوں میں سے کوئی نشانی دیکھو تو نماز پڑھو اور اللہ سے دعا کرو یہاں تک کہ وہ ختم ہو جائے۔“

Telah menceritakan kepadaku [Muhammad] telah mengabarkan kepada kami [Abdul A'la] dari [Yunus] dari [Al Hasan] dari [Abu Bakrah] radliallahu 'anhu dia berkata; "Ketika kami berada di samping Nabi shallallahu 'alaihi wasallam, tiba-tiba terjadi gerhana Matahari, maka beliau segera berdiri menuju masjid, dan menarik pakainnya karena tergesa-gesa hingga tiba dimasjid.

Lalu orang-orang pun segera berdiri di sisinya dan beliau mengerjakan shalat dua rakaat. Setelah matahari terang, beliau berkhutbah di hadapan kami seraya bersabda: "Matahari dan bulan tidak mengalami gerhana karena kematian atau kelahiran seseorang, tetapi keduanya merupakan tanda diantara tanda-tanda kebesaran Allah. Jika kalian melihat kedua gerhana tersebut, maka shalatlah dan berdoalah hingga gerhana tersingkap dari kalian (nampak kembali)

Ebu Bekre r.a.'dan, dedi ki: "BizIer Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzurunda iken güneş tutuldu. AceIe edip eIbisesini sürükleyerek kalktı ve nihayet mescide geIdi. İnsanIar da mescide döndüIer. İki rekat namaz kII(dır)dı. Güneş tutuIması da geçti.

Sonra bize yöneIerek şöyIe buyurdu: Şüphesiz güneş ve ay, AlIah'ın ayetlerinden iki ayettir. OnIarda bu kabiIden bir şey görecek oIursanız, AlIah onu açıp giderinceye kadar namaz kılıp dua ediniz." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Kibire kapılmaksızin izarını yerde sürükleyen kimse." BöyIe bir kişi sözü geçen tehditle istisna edilmiştir.

Ama bu bir mazeret sebebiyIe ise, onun için bir veba! yoktur. Herhangi bir mazeretinin buIunmamasl hali ile ilgili açıklamalar da ileride geIecektir. "Gevşeyip sarkıyar." Gevşeyip sarkmasının sebebi, Ebu Bekr'in bedenen zayıf oIuşu idi.

"Bu hususta ona dikkat etmeyecek oIursam", yani eğer gerektiği gibi dikkat etmezsem gevşeyip sarkar. Ma'merlin, Zeyd b. EsIem'den diye nakIettiği, Ahmed'de yer alan rivayette: "Şüphesiz benim izarım bazen gevşeyip sarkıyor" şeklindedir. Muhtemelen izarını bağladıktan sonra hareket edip yürüdüğünde yahut başka bir sebeple, kendi isteği olmadan çözülüyor; ona gerektiği gibi dikkat ederse çözülmüyormuş.

ÇÜnkü gevşemeye yüz tuttukça onu bir daha sıkıştırıp bağlıyormuş. İbn Sa'd, Talha b. Abdullah b. Abdurrahman b. Ebi Bekr yoluyla Aişe'den şöyle dediğini rivayet etmektedir: "Ebu Bekr oldukça zayıftl. İzarı yerinde durmaz ve onu düğümleyip bağladığı yerden gevşeyip sarkardı."

"Sen bunu büyüklenerek yapanlardan değilsin." Zeyd b. Eslem yoluyla gelen rivayette: "Sen bunlardan değilsin" şeklindedir. Hadisten anlaşıldığına göre mutlak olarak, bir kasıt olmaksızın yerde izarı sürüklenen kimse için bir vebal yoktur. İbn Ebi Şeybe'nin, İbn Ömer'den her durumda izarı yerde sürükleyip çekmeyi mekruh gördüğüne dair rivayeti hakkında İbn Battal: Bu, onun işi oldukça sıkı tuttuğu hususlardan birisidir, diye açıklama yapmıştır.

Yoksa bu başlıktaki hadisi bizzat kendisi rivayet etmiş bulunmaktadır. Dolayısıyla bunun hükmü de onun için gizli değildir. Derim ki: Hayır, İbn Ömer'in bunu mekruh görmesi, ister büyüklenmek amacıyla olsun, ister olmasın kasten elbisesini sarkıtan herkes hakkında yorumlanır. Böyle bir açıklama da onun sözü geçen rivayetine uygundur.

İbn Ömer'in herhangi bir amacı olmayan kimseyi sorumlu tutacağı zannedilmemelidir. O, bu işin mekruh olduğunu, izarı kendi isteği olmadığı halde yerde sürüklenen, sonra da bu halini devam ettirip bunu telafi etmeyen kimseyi kastederek söylemiştir. Bu hususta da görüş birliği vardır. Bununla birlikte (ilim adamları) buradaki kerahetin tahrimı ya da tenzihı olduğu hususunda ihtilaf etmişlerdir.

Hadisten, hükümler hususunda şahısların farklı hallerinin göz önünde bulundurulacağı da anlaşılmaktadır. Bu da çoğunlukla göz önünde bulundurulması gereken bir esastır.

"Bana Muhammed tahdis etti" diye başlayan (Ebu Bekre'nin rivayet ettiği) hadis, daha önce Küsuf namazı bahsinde açıklamasıyla geçmiş bulunmaktadır. Burada bu hadisin zikredilmesinden maksat, "acele ederek elbisesini yerde sürükleyerek kalktı" ibaresidir. Buradan elbisenin yerde sürüklenmesi, acele etme sebebiyle olmuşsa, yasağın kapsamına girmeyeceği anlaşılmaktadır.

Böylelikle bu yasağın, sadece büyüklenmek maksadı ile olması haline mahsus olduğu anlaşılmaktadır. Bununla birlikte buradaki yasağın, -ileride yüce Allah'ın izniyle açıklanacağı gibi, uzunluğundan ötürü yerde sürüklenen kamis (entari) ve bu gibi elbiseleri giymenin caiz olduğunu söyleyecek kadar- yalnızca büyüklenmek kastı ile olması haline mahsus olduğunu kabul edenlerin lehine delilolacak bir taraf yoktur. "İnsanlar döndüler" ibaresi: mescidden çıkmış olduktan sonra mescide geri döndüler, demektir

5786Wahb ibn AbdullahSahih

حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ، أَخْبَرَنَا ابْنُ شُمَيْلٍ، أَخْبَرَنَا عُمَرُ بْنُ أَبِي زَائِدَةَ، أَخْبَرَنَا عَوْنُ بْنُ أَبِي جُحَيْفَةَ، عَنْ أَبِيهِ أَبِي جُحَيْفَةَ

قَالَ فَرَأَيْتُ بِلَالاً جَاءَ بِعَنَزَةٍ فَرَكَزَهَا، ثُمَّ أَقَامَ الصَّلَاةَ، فَرَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ خَرَجَ فِي حُلَّةٍ مُشَمِّرًا، فَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ إِلَى الْعَنَزَةِ، وَرَأَيْتُ النَّاسَ وَالدَّوَابَّ يَمُرُّونَ بَيْنَ يَدَيْهِ مِنْ وَرَاءِ الْعَنَزَةِ

I saw Bilal bringing a short spear (or stick) and fixing it in the ground, and then he proclaimed the Iqama of the prayer, and I saw the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) coming out, wearing a cloak with its sleeves rolled up. He then offered a two-rakat prayer while facing the stick, and I saw the people and animals passing in front of him beyond the stick.

আবূ জুহাইফাহ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, আমি বিলাল (রাঃ)-কে দেখলাম, তিনি একটি বর্শা নিয়ে এলেন এবং তা মাটিতে পুঁতে দিলেন। তারপর সালাতের ইকামাত দিলেন। তখন রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম-কে দেখলাম, (একটি হুল্লা’র) দু’টি চাদরে নিজেকে আবৃত করে বেরিয়ে আসলেন এবং বর্শার দিকে ফিরে দু’রাকআত সালাত আদায় করলেন। আর লোকজন ও পশুকে দেখলাম, তারা তাঁর সম্মুখ দিয়ে এবং বর্শার পিছন দিয়ে চলাফেরা করছে। [১৮৭]

مجھ سے اسحاق بن راہویہ نے بیان کیا، کہا ہم کو ابن شمیل نے خبر دی، کہا ہم کو عمر بن ابی زائدہ نے خبر دی، کہا ہم کو عون بن ابی جحیفہ نے خبر دی، ان سے ان کے والد ابوجحیفہ رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ پھر میں نے دیکھا کہ بلال رضی اللہ عنہ ایک نیزہ لے کر آئے اور اسے زمین میں گاڑ دیا پھر نماز کے لیے تکبیر کہی گئی۔

میں نے دیکھا کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم ایک جوڑا پہنے ہوئے باہر تشریف لائے جسے آپ نے سمیٹ رکھا تھا۔ پھر آپ نے نیزہ کے سامنے کھڑے ہو کر دو رکعت نماز عید پڑھائی اور میں نے دیکھا کہ انسان اور جانور نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کے سامنے نیزہ کے باہر کی طرف سے گزر رہے تھے۔

Telah menceritakan kepadaku [Ishaq] telah mengabarkan kepada kami [Ibnu Syumail] telah mengabarkan kepada kami [Umar bin Abu Za`idah] telah mengabarkan kepada kami ['Aun bin Abu Juhaifah] dari ayahnya [Abu Juhaifah] dia berkata; "Lalu aku melihat Bilal datang dengan membawa tongkat (berujung runcing) dan menancapkan tongkat tersebut, kemudian dia mengumandangkan iqamah, setelah itu saya melihat Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam keluar (rumah) dengan menyingsingkan pakaiannya, lalu beliau shalat dua raka'at di hadapan tongkat tersebut, dan saya melihat orang-orang dan binatang pun lewat di hadapan beliau di belakang tongkat tersebut

Ebu Cuhayfe'den, dedi ki: "Ben Bilal'i gördüm. Bir harbe getirip onu yere dikti. Sonra namaz için kamet getirdi. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bir elbise giyinmiş ve onu çemremiş olarak çıktığını gördüm. Harbe'ye doğru iki rekat namaz kıl(dır)dı. Bu arada insanların ve hayvanların: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in önünden, harbenin arkasından geçtiklerini gördüm

5787Abu HurayrahSahih

حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيُّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضى الله عنه عَنِ

النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «مَا أَسْفَلَ مِنَ الْكَعْبَيْنِ مِنَ الإِزَارِ فَفِي النَّارِ»

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) said, “The part of an Izar which hangs below the ankles is in the Fire.”

আবূ হুরাইরাহ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেছেনঃ ইযারের বা পরিধেয় বস্ত্রের যে অংশ পায়ের গোড়ালির নীচে থাকবে, সে অংশ জাহান্নামে যাবে।

ہم سے آدم بن ابی ایاس نے بیان کیا، انہوں نے کہا ہم سے شعبہ نے بیان کیا، انہوں نے کہا ہم سے سعید بن ابی سعید مقبری نے بیان کیا اور ان سے ابوہریرہ رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا ”تہبند کا جو حصہ ٹخنوں سے نیچے لٹکا ہو وہ جہنم میں ہو گا۔“

Telah menceritakan kepada kami [Adam] telah menceritakan kepada kami [Syu'bah] telah menceritakan kepada kami [Sa'id bin Abu Sa'id Al Maqburi] dari [Abu Hurairah] radliallahu 'anhu dari Nabi shallallahu 'alaihi wasallam beliau bersabda: "Barangsiapa menjulurkan kain sarungnya hingga dibawah mata kaki, maka tempatnya adalah neraka

[Ebu Hureyre r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:. "İzardan topuklardan aşağıya sarkanı ateştedir." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Elbisenin iki topuktan aşağı sarkanı ateştedir." Buhari başlığı bu şekilde mutlak olarak ve haberde geçtiği şekilde izar kaydını zikretmeksizin açmış ve böylelikle bunun izar, ka mıs ve diğer elbiselerde genelolduğuna işaret etmek istemiştir.

"İzarın topuklardan aşağı sarkanı ateştedir." el-Hattabı dedi ki: Bununla şunu anlatmak istemiştir: Topuklardan aşağıda kalan izar kısmı ateşte olacaktır. Böylelikle elbise, onu giyenin bedeninden kinayeli olarak zikredilmiştir. Yani ayağın topuklardan aşağı olan kısmı ceza olmak üzere azaplandırılacakbr. Bu da böyle bir ifadenin, bir şeye ona yakın olan şeyin yahut onun içinde bulunduğu şeyin adının verilebileceği anlamına gelir.

Bu durumda buradaki "min: ... den" beyan içindir, sebep bildirmek için olma ihtimali de vardır. Bu durumda maksat ya kişinin kendisi yahut izarın hizasında bulunan topuklardan aşağısının ateşte bulunacağıdır. Ya da ifadenin takdiri: Topuklardan aşağıya sarkan elbiseyi giyen kimse ... , yahuİ: Böyle bir fiil cehennemliklerin işlerinden sayılır, şeklindedir; ya da ibarede takdim ve tehir bulunmaktadır.

Yani izardan topuklardan aşağı inen kısmı ateştedir. Ama bütün bu açıklamalar uzak ihtimalli açıklamalardır. Çünkü bu açıklamalara göre, izarın kendisi gerçek manada ateşte olacaktır, demektir. Ancak bunun doğru olarak anlaşılmasının esası, Abdurrezzak'ın, Abdulaziz b. Ebi Revvad'dan diye naklettiği şu haberdir: "Buna göre Nafi'e bu hususta soru soru]muş, o: Elbisenin günahı nedir ki, aksine kasıt topuklardan (sarkan elbisenin hizasında) olan bölümdür, demiştir."

Mutlak olarak izarı sarkıtmaktan, herhangi bir zaruret dolayısıyla sarkıtılan istisna edilmiştir. Topukları -mesela- bir yara bulunup da eğer onu başka bir şey bulamadığından ötürü izarıyla örtmeyecek olursa -mesela- sineklerin onu rahatsız edecek olması gibi. .. Buna hocamız Tirmizi, Şerhilnde dikkat çekmiş ve buna da Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Abdurrahman b.

Avf'a kaşıntısı sebebiyle ipek gömlek giymesine müsaade etmiş olmasını delil göstermiştir. Her ikisi arasındaki ortak illet de zaruret dolayısıyla, yasaklanan bir şeyi yapmanın cevazıdır. Nitekim tedavi maksadıyla avretin açılması da caizdir. Aynı şekilde yüce Allah'ın izniyle bundan sonraki başlıkta açıklanacağı üzere kadınlar da bu husustaki tehditten istisna edilmişlerdir

5788Abu HurayrahSahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ

أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «لَا يَنْظُرُ اللَّهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ إِلَى مَنْ جَرَّ إِزَارَهُ بَطَرًا»

The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam), “Allah will not look, on the Day of Resurrection, at a person who drags his Izar (behind him) out of pride and arrogance.”

আবূ হুরাইরাহ (রাঃ) হতে বর্ণিত। রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেছেনঃ আল্লাহ ক্বিয়ামাত (কিয়ামত) দিবসে সে ব্যক্তির দিকে (দয়ার) দৃষ্টি দিবেন না, যে ব্যক্তি অহঙ্কারবশতঃ ইযার বা পরিধেয় বস্ত্র ঝুলিয়ে পরিধান করে। [মুসলিম ৩৭/৩৯, হাঃ ২০৮৭, আহমাদ ৯০১৪]

ہم سے عبداللہ بن یوسف نے بیان کیا، کہا ہم کو امام مالک نے خبر دی، انہیں ابوالزناد نے، انہیں اعرج نے اور انہیں ابوہریرہ رضی اللہ عنہ نے کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا ”جو شخص اپنا تہمد غرور کی وجہ سے گھسیٹتا ہے، اللہ تعالیٰ قیامت کے دن اس کی طرف دیکھے گا نہیں۔“

Telah menceritakan kepada kami [Abdullah bin Yusuf] telah mengabarkan kepada kami [Malik] dari [Abu Az Zinnad] dari [Al A'raj] dari [Abu Hurairah] bahwa Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Pada hari kiamat kelak, Allah tidak akan melihat orang yang menjulurkan kain sarungnya karena sombong

Ebu Hureyre'den rivayete göre Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Allah kıyamet gününde izarını azgınlık ile çeken kimseye bakmayacaktır'' buyurdu

5789Abu HurayrahSahih

حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ زِيَادٍ، قَالَ: سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ

يَقُولُ: قَالَ النَّبِيُّ أَوْ قَالَ أَبُو الْقَاسِمِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «بَيْنَمَا رَجُلٌ يَمْشِي فِي حُلَّةٍ، تُعْجِبُهُ نَفْسُهُ مُرَجِّلٌ جُمَّتَهُ، إِذْ خَسَفَ اللَّهُ بِهِ، فَهْوَ يَتَجَلَّلُ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ»

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) (or ‘Abul Qasim) said, ‘While a man was walking, clad in a two-piece garment and proud of himself with his hair well-combed, suddenly Allah made him sink into the earth and he will go on sinking into it till the Day of Resurrection.’’

আবূ হুরাইরাহ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেছেনঃ অথবা আবুল কাসিম বলেছেনঃ এক ব্যক্তি আকর্ষণীয় জোড়া কাপড় পরিধান করতঃ চুল আঁচড়াতে আঁচড়াতে পথ অতিক্রম করছিল; হঠাৎ আল্লাহ তাকে মাটির নীচে ধ্বসিয়ে দেন। ক্বিয়ামাত (কিয়ামত) অবধি সে এভাবে ধ্বসে যেতে থাকবে। [মুসলিম ৩৭/১০, হাঃ ২০৮৮, আহমাদ ১০০৪০]

ہم سے آدم بن ابی ایاس نے بیان کیا، کہا ہم سے شعبہ نے بیان کیا، کہا ہم سے محمد بن زیاد نے بیان کیا، کہا کہ میں نے ابوہریرہ رضی اللہ عنہ سے سنا، انہوں نے بیان کیا کہ نبی یا ( یہ بیان کیا کہ ) ابوالقاسم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا ” ( بنی اسرائیل میں ) ایک شخص ایک جوڑا پہن کر کبر و غرور میں سر مست، سر کے بالوں میں کنگھی کئے ہوئے اکڑ کر اتراتا جا رہا تھا کہ اللہ تعالیٰ نے اسے زمین میں دھنسا دیا اب وہ قیامت تک اس میں تڑپتا رہے گا یا دھنستا رہے گا۔“

Telah menceritakan kepada kami [Adam] telah menceritakan kepada kami [Syu'bah] telah menceritakan kepada kami [Muhammad bin Ziyad] dia berkata; saya mendengar [Abu Hurairah] berkata; Nabi shallallahu 'alaihi wasallam bersabda atau Abu Qasim shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Ketika seorang lelaki berjalan dengan menggunakan jubah yang ia kenakan, dan berjalan dengan rasa ta'ajub, lalu ia ditelan (oleh bumi), dan ia akan tetap berguncang-guncang (di dalam perut bumi) hingga datang hari kiamat

Ebu Hureyre'den rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem -yahut Ebu'l-Kasım Sallallahu Aleyhi ve Sellem- şöyle buyurdu: "Bir adam giyindiği bir elbise ile kendisini beğenerek, başının saçlarını da taramış olduğu halde yürürken Allah, onu yerin dibine geçirdi. Artık o kimse kıyamet gününe kadar yerin içine doğru gömülüp gidiyor

5790Abdullah ibn UmarSahih

حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عُفَيْرٍ، قَالَ: حَدَّثَنِي اللَّيْثُ، قَالَ: حَدَّثَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ خَالِدٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ أَبَاهُ، حَدَّثَهُ

أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «بَيْنَا رَجُلٌ يَجُرُّ إِزَارَهُ، خُسِفَ بِهِ، فَهْوَ يَتَجَلَّلُ فِي الأَرْضِ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ». تَابَعَهُ يُونُسُ عَنِ الزُّهْرِيِّ. وَلَمْ يَرْفَعْهُ شُعَيْبٌ عَنِ الزُّهْرِيِّ حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ جَرِيرٍ، أَخْبَرَنَا أَبِي، عَنْ عَمِّهِ، جَرِيرِ بْنِ زَيْدٍ قَالَ كُنْتُ مَعَ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ عَلَى باب دَارِهِ فَقَالَ: سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ، سَمِعَ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ نَحْوَهُ

The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said, “While a man was dragging his Izar on the ground (behind him), suddenly Allah made him sink into the earth and he will go on sinking into it till the Day of Resurrection.” Narrated Abu Hurayrah: that he heard the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) (narrating as above No).

‘আবদুল্লাহ (রাঃ) হতে বর্ণিত। রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেছেনঃ এক লোক তার লুঙ্গি পায়ের গোড়ালির নীচে ঝুলিয়ে পথ অতিক্রম করছিল। এমন সময় তাকে মাটির নীচে ধ্বসিয়ে দেয়া হল। ক্বিয়ামাত (কিয়ামত) অবধি সে মাটির নীচে ধ্বসে যেতে থাকবে। ইউনুস, যুহরী থেকে এ হাদীস এভাবেই বর্ণনা করেছেন। কিন্তু ‘শুআয়ব একে মারফূ‘ হিসাবে যুহরী থেকে বর্ণনা করেননি।

(আধুনিক প্রকাশনী- ৫৩৬৫, ইসলামিক ফাউন্ডেশন- ৫২৬১) জারীর ইবনু যায়দ রাহ.) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, আমি সালিম ইবনু ‘আবদুল্লাহ ইবনু ‘উমারের সঙ্গে তাঁর ঘরের দরজায় ছিলাম, তখন তিনি বলেন, আমি আবূ হুরাইরাহ -কে বলতে শুনেছি যে, তিনি নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম-কে এ রকমই বলতে শুনেছেন। [৩৪৮৫]

ہم سے سعید بن عفیر نے بیان کیا، کہا کہ مجھ سے لیث بن سعد نے بیان کیا، کہا کہ مجھ سے عبدالرحمٰن بن خالد نے بیان کیا، ان سے ابن شہاب نے، ان سے سالم بن عبداللہ نے اور ان سے ان کے والد نے بیان کیا کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا ”ایک شخص غرور میں اپنا تہمد گھسیٹتا ہوا چل رہا تھا کہ اسے زمین میں دھنسا دیا گیا اور وہ اسی طرح قیامت تک زمین میں دھنستا ہی رہے گا۔“ اس کی متابعت یونس نے زہری سے کی ہے، انہوں نے ابوہریرہ رضی اللہ عنہ سے، اسے مرفوعاً نہیں بیان کیا۔

Telah menceritakan kepada kami [Sa'id bin 'Ufair] dia berkata; telah menceritakan kepadaku [Al Laits] dia berkata; telah menceritakan kepadaku [Abdurrahman bin Khalid] dari [Ibnu Syihab] dari [Salim bin Abdullah] bahwa [Ayahnya] telah menceritakan kepadanya bahwa Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Katika ada seseorang yang menjulurkan kain sarungnya maka dia akan berguncang-guncang (diadzab) di perut bumi hingga datangnya hari Kiamat."

Hadits ini juga diperkuat oleh riwayat [Yunus] dari [Az Zuhri] namun dia tidak merafa'kannya (sanadnya tersambung sampai kepada Nabi shallallahu 'alaihi wasallam) yaitu dari [Syu'aib] dari [Az Zuhri]. Telah menceritakan kepadaku [Abdullah bin Muhammad] telah menceritakan kepada kami [Wahb bin Jarir] telah mengabarkan kepada kami [Ayahku] dari pamannya [Jarir bin Zaid] dia berkata; saya pernah bersama [Salim bin Abdullah bin Umar] berada di depan pintunya, lalu dia berkata; saya mendengar bahwa [Abu Hurairah] mendengar Nabi shallallahu 'alaihi wasallam bersabda seperti hadits di atas

Salim b. Abdullah'tan rivayete göre babası kendisine Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'ın şöyle buyurduğunu tahdis etmiştir: "Bir adam izarını yerde sürükleyip giderken ansızın yerin dibine geçirildi. İşte o, kıyamet gününe kadar yerin içine doğru gömülüp gidiyor

5791Shubah ibn al-HajjajSahih

حَدَّثَنَا مَطَرُ بْنُ الْفَضْلِ، حَدَّثَنَا شَبَابَةُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ

قَالَ لَقِيتُ مُحَارِبَ بْنَ دِثَارٍ عَلَى فَرَسٍ وَهْوَ يَأْتِي مَكَانَهُ الَّذِي يَقْضِي فِيهِ فَسَأَلْتُهُ عَنْ هَذَا الْحَدِيثِ فَحَدَّثَنِي فَقَالَ: سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ رضى الله عنهما يَقُولُ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَنْ جَرَّ ثَوْبَهُ مَخِيلَةً، لَمْ يَنْظُرِ اللَّهُ إِلَيْهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ».

فَقُلْتُ لِمُحَارِبٍ أَذَكَرَ إِزَارَهُ قَالَ: مَا خَصَّ إِزَارًا وَلَا قَمِيصًا. تَابَعَهُ جَبَلَةُ بْنُ سُحَيْمٍ وَزَيْدُ بْنُ أَسْلَمَ وَزَيْدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ عَنِ ابْنِ عُمَرَ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ.

وَقَالَ اللَّيْثُ عَنْ نَافِعٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ مِثْلَهُ. وَتَابَعَهُ مُوسَى بْنُ عُقْبَةَ وَعُمَرُ بْنُ مُحَمَّدٍ وَقُدَامَةُ بْنُ مُوسَى عَنْ سَالِمٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَنْ جَرَّ ثَوْبَهُ»

The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said, “Whoever drags his clothes (on the ground) out of pride and arrogance, Allah will not look at him on the Day of Resurrection.”

শু‘বাহ (রহঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, আমি মুহারিব ইবনু দিসারের সাথে ঘোড়ার পিঠে থাকা অবস্থায় দেখা করলাম। তখন তিনি বিচারালয়ের দিকে যাচ্ছিলেন, আমি তাঁকে এ হাদীসটির ব্যাপারে জিজ্ঞেস করলে তিনি আমাকে বললেন, আমি ‘আবদুল্লাহ ইবনু ‘উমার (রাঃ)-কে বলতে শুনেছি, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেছেনঃ যে ব্যক্তি অহঙ্কারবশতঃ কাপড় ঝুলিয়ে পরবে, তার দিকে আল্লাহ ক্বিয়ামাত (কিয়ামত) দিবসে তাকাবেন না।

আমি বললামঃ ‘আবদুল্লাহ ইবনু ‘উমার (রাঃ) কি ইযারের উল্লেখ করেছেন? তিনি বললেনঃ তিনি ইযার বা কামিস কোনটিই নির্দিষ্টভাবে বলেননি। জাবালাহ ইবনু সুহায়ম, যায়দ ইবনু আসলাম ও যায়দ ইবনু ‘আবদুল্লাহ ইবনু ‘উমারের সূত্রে নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম থেকে এ রকমই বর্ণনা করেছেন। আর লায়স, মূসা ইবনু ‘উকবাহ ও ‘উমার ইবনু মুহাম্মাদ, নাফি‘ (রহ.)-এর সূত্রে বর্ণনা করেছেন এবং কুদামাহ ইবনু মূসা সালিম (রহ.)-এর সূত্রে ইবনু ‘উমার থেকে এবং তিনি নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম থেকে جَرَّ ثَوْبَه” বর্ণনা করেছেন।

ہم سے مطر بن فضل نے بیان کیا، کہا ہم سے شبابہ نے بیان کیا، کہا ہم سے شعبہ نے بیان کیا، کہا کہ میں نے محارب بن دثار قاضی سے ملاقات کی، وہ گھوڑے پر سوار تھے اور مکان عدالت میں آ رہے تھے جس میں وہ فیصلہ کیا کرتے تھے۔

میں نے ان سے یہی حدیث پوچھی تو انہوں نے مجھ سے بیان کیا، کہا کہ میں نے عبداللہ بن عمر رضی اللہ عنہما سے سنا، انہوں نے بیان کیا کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا ”جو آپ اپنا کپڑا غرور کی وجہ سے گھسیٹتا ہوا چلے گا، قیامت کے دن اس کی طرف اللہ تعالیٰ نظر نہیں کرے گا۔“ ( شعبہ نے کہا کہ ) میں نے محارب سے پوچھا کیا ابن عمر رضی اللہ عنہما نے تہمد کا ذکر کیا تھا؟

انہوں نے فرمایا کہ تہمد یا قمیص کسی کی انہوں نے تخصیص نہیں کی تھی۔ محارب کے ساتھ اس حدیث کو جبلہ بن سحیم اور زید بن اسلم اور زید بن عبداللہ نے بھی عبداللہ بن عمر رضی اللہ عنہما سے روایت کیا، انہوں نے نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم سے۔ اور لیث نے نافع سے، انہوں نے ابن عمر رضی اللہ عنہما سے ایسی ہی روایت کی اور نافع کے ساتھ اس کو موسیٰ بن عقبہ اور عمر بن محمد اور قدامہ بن موسیٰ نے بھی سالم سے، انہوں نے ابن عمر رضی اللہ عنہما سے، انہوں نے نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم سے روایت کی اس میں یوں ہے کہ جو شخص اپنا کپڑا ( ازراہ تکبر ) لٹکائے۔

Telah menceritakan kepada kami [Mathar bin Al Fadl] telah menceritakan kepada kami [Syababah] telah menceritakan kepada kami [Syu'bah] dia berkata; saya berjumpa [Muharib bin Ditsar] di atas kudanya, ketika ia datang di tempat untuk memutuskan suatu perkara, lalu aku bertanya tentang suatu hadits, maka dia menceritakan kepadaku, katanya; saya mendengar [Abdullah bin Umar] radliallahu 'anhuma berkata; Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Barangsiapa menjulurkan kainnya karena sombong, maka Allah tidak akan melihatnya pada hari Kiamat kelak."

Lalu tanyaku kepada Muharib; "Apakah beliau menyebutkan kain sarung?" dia menjawab; "Beliau tidak mengkhususkan kain sarung ataukah jubah." Hadits ini juga diperkuat oleh riwayat [Jabalah bin Suhaim] dan [Zaid bin Aslam] serta [Zaid bin Abdullah] dari [Ibnu Umar] dari Nabi Shallallahu 'alaihi. [Al Laits] mengatakan; dari [Nafi'] dari [Ibnu Umar] seperti itu.

Dan diperkuat pula oleh riwayat [Musa bin 'Uqbah], [Umar bin Muhammad] dan [Qudamah bin Musa] dari [Salim] dari [Ibnu Umar] dari Nabi shallallahu 'alaihi wasallam yaitu dengan redaksi: "Barangsiapa menjulurkan pakainnya

Şu'be'den, dedi ki: Muharib b. Disar ile bir atın üzerinde olduğu halde karşılaştım. Hakimlik yaptığı yerine doğru gidiyordu. Ona bu hadisi sordum. Bana tahdis ederek dedi ki: Ben Abdullah b. Ömer r.a.'ı şöyle derken dinledim: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Kim büyüklenerek elbisesini yerde sürüklerse kıyamet gününde Allah ona bakmayacaktır."

Ben 'Muharib'e: İzarını söz konusu etti mi, diye sordum. Muharib: Özel olarak ne izar, ne kamis söz konusu etti, dedi. Ayrıca Salim'den, o İbn Ömer'den, onun Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den: "Kim elbisesini büyüklenerek sürüklerse ...

" dediği rivayet edilmiştir. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Büyüklenerek elbisesini yerdesürükleyen kimse." Büyüklenmek sebebiyle elbisesini yerde sürükleyen kimse, demektir.

"Allah ona bakmaz." Ona merhamet etmez, demektir. Bakmak, yüce Allah'a izafe edildiği vakit mecaz olur. Yaratılmışa izafe edildiğinde ise kinaye olur. Maksad: Allah ona rahmet nazarıyla bakmama ihtimalinin bulunduğudur. Hocamız Tirmizi Şerhi'nde şunları söylemektedir: Burada, bakma esnasında söz konusu olan hali ifade etmektedir.

Çünkü bir kimse mütevazi olana bakarsa, ona merhamet eder. Büyüklük taslayana bakarsa ona gazap eder. O halde rahmet ve gazap, bakmak dolayısıyla söz konusu olan sonuçlardır. Bakmayı rahmet ya da gazap olarak yorumlayanların bu açıklamalarını Taberanı'nin rivayet ettiği hadis de desteklemektedir. Bu hadisin aslı Ebu Davud'da, Ebu Curey yoluyla rivayet edilmiştir: "Sizden öncekilerden bir adam bir burde giyindi ve onunla büyüklenerek, çalımlı çalımlı yürüdü.

Allah ona baktı vegazap etti; arza emretti, bunun Üzerine arz da onu içine ald!." "Men: Kimse" sözü geçen tehditte, o özel fiile karşılık erkekleri de, kadınları da kapsamına. alır. Ümmü Seleme radıyallahu an ha bu anlamı çıkarmış idI. Nesai ve sahih olduğunu belirterek Tirmizi, Eyyub yoluyla Nafi'den, o İbn Ömer'den muttasıl olarak birinci babda zikredilen hadis ile birlikte şunları da söylemektedir: "Bunun üzerine Ümmü Seleme dedi ki: Peki kadınlar elbiselerinin eteklerini ne yapsın?

Allah Rasulü: Bir karış sarkıtırlar, buyurdu. Ümmü Seleme: O takdirde ayakları açılır, dedi. Allah Rasulü: Elbiselerini bir arşın sarkıtırlar ve daha fazlasını sarkı tm azı ar, buyurdu." Lafız Tirmizi'ye aittir.

Nevevi dedi ki: Hadislerin büyüklenerek sürüklemek kaydı ile zikredilmiş olmalarının zahiri ifadeleri, haram kılmanın sadece büyüklenme haline özel olmasını gerektirir. Ancak ona şöylece itiraz edilmiştir: Eğer durum böyle olsaydı, Üm mü Seleme'nin elbiselerini yerde sürüklemelerine dair kadınların hükmünü sormasının bir anlamı olmazdı.

Aksine Ümmü Seleme, büyüklenerek olsun olmasın elbiseleri uzatıp yerde sürüklemenin yasaklandığını anlamış, bundan dolayı bu hususta avretlerini setretmek için elbiselerini sarkıtma ihtiyaçları dolayısı ile kadınların hükmünü sormuştur. Çünkü kadının bütün ayağı avrettir. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de Ümmü Seleme'ye bu hususta onların hüküm itibariyle sadece bu mana çerçevesinde erkeklerin hükmü dışında olduklarını beyan etmiştir.

İyad, bu hususta yasağın, kadınlar dışında erkekler hakkında söz konusu olduğunun icma' ile kabul edildiğini nakletmektedir. Onun kastettiği yasak, elbiseleri sarkıtmanın yasaklandığıdır. Çünkü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Ümmü Seleme'nin o anlayışını takrir etmiş (doğru kabul etmiş)tir. Ancak ona, bu işin hükmü özelleştirilmiş umumi bir hüküm olduğunu beyan etmiştir.

Çünkü verdiği cevabında elbise sarkıtmak bakımından erkekler ve kadınlar arasında fark olduğunu beyan etmiştir. Aynı şekilde kadınların daha fazlasını uzatmalarının yasak olduğu miktarı da erkekler hakkındaki miktarı açıkladığı gibi açıklamıştır. Hu/asa, erkeklerin iki hali söz konusudur. Biri müstehaplık halidir, o da izarın baldırların ortasına kadar gelmesidir.

Cevaz hali ise topuklara kadar olmasıdır. Kadınların da aynı şekilde iki hali söz konusudur. Müstehaplık hali erkekler için caiz olan miktardan bir karış kadar uzun olmasıdır. Cevaz hali de bir arşın kadar uzatılmasıdır. Hadislerden Çıkan Sonuçlar 1- Elbisenin yerde sürüklenmesi kaydı, çoğunlukla görülen hali anlatmak içindir. 2- Azginlık ve böbürlenmek, isterse elbiselerini çemremiş olsun, yerilen bir şeydir.

3- Delillerin toplamından anlaşıldığına göre güzel elbise giymek suretiyle Allah'ın üzerindeki nimetini göstermek isteyen ve bu nimetini hatırında tutarak ona şükreden,kendisi gibi olmayan kimseyi hakir görmeyen kişiye giydiği mubah şeylerin zararı olmaz. İsterse oldukça nefis elbiseler giyinsin. Çünkü Müslim'in Sahih'inde İbn Mesud'dan şöyle dediği rivayet edilmektedir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Kalbinde kibir namına zerre ağırlığı kadar bir şey bulunan bir kimse cennete girmeyecektir.

Bir adam: Ya kişi elbisesinin güzel, ayakkabısının güzelolmasını severse, diye sordu. Allah Rasulü: Şüphesiz Allah güzeldir, güzelolanı sever. Kibir denilen şey, hakka karşı gelmek ve insanları hakir görmektir, buyurdu."

"Elbisesinde (hullesinde) yürürken." Hulle denilen şey, biri diğerinin üstünde giyilen iki elbisedir. İzar ve rida olduğu da••söylenmiştir. Daha meşhur olan budur. "Kendisini beğenerek."

Kurtubi dedi ki: Kişinin kendisini beğenmesi (ucb), Allah'ın nimetini unutmakla beraber kendisine mükemmel nazarıyla bakmasıdır. Eğer bununla birlikte başkasını da hakir görecek olursa işte bu, yerilen kibirdir.

"O kıyamete kadar içine gömülüp durur." İbn Ömer'in hadisinde: "Kıyamet gününe kadar yerin içinde gömülüp durur" şeklindedir. İbn Ffuis dedi ki: "Te celcül (gömülüp durmak)", şiddetli sarsıntı ile birlikte yerin dibine dalıp gitmek ve bir taraftan öbür tarafa itilmektir. Yani o yerde gömülüp durmaktadır. İtilerek, sarsıntı ile içine doğru inip durmaktadır, demektir.

"Hüküm verdiği yerine." Çünkü Muharib, Kufe Hakimliği görevini kabul etmişti. Abdullah b. İdris el-Evdi babasından şöyle dediğini nakletmektedir: "Ben el-Hakem'i ve Hammad'ı kaza meclisinde gördüm." Simak b.

Harb da dedi ki: "Cahiliye dönemi insanları arasında bir kimsede altı özellik bulundu mu onu efendi ve önder kabul ederlerdi. Hilm, akıl, cömertlik, kahramanlık, beyan ve mütevazilik. İslam geldikten sonra bunların kemale ermeleri ise, ancak afif olmakla mümkündür.İşte bütün bunlar bu adamda bir arada toplanmış bulunmaktadır." Kasttetiği kişi ise Muharib b.

Disar'dır. Bu hadislerden anlaşıldığına göre; büyüklenmek maksadıyla izarı (elbiseyi) yere sarkıtıp sürümek büyük bir günahtır. Ama büyüklenmek kastı olmaksızın sarkıtmak, hadislerin zahirinden anlaşıldığına göre yine haramdır. Fakat bu hadislerde "büyüklenmek" kaydının zikredilmesi, sarkıtmanın yerilmesi ile alakalı varid olmuştur, mutlak olarak yasağı belirten hadisler de buradaki kayıtlı olan rivayete göre yorumlanır.

Dolayısı ile büyüklenmekten kendisini kurtarabilmesi halinde elbiseleri uzatıp yerde sürüklemek haram olmaz. İbn Abdilberr dedi ki: Hadisin mefhumundan anlaşıldığına göre, büyüklenmek kastı olmaksızın elbisenin sürüklenmesi halinde tehdit söz konusu olmaz. Ancak gömleğin ve daha başka elbiselerin yerde sürüklenmeleri, durum ne olursa olsun yeriimiş bir şeydir.

Nevevi der ki: Topukların altına kadar elbiseyi sarkıtmak, büyüklenmek içindir. Eğer başka bir amaçla sarkıtılırsa o mekruhtur. Şafil de büyüklenmek için elbisenin sürüklenmesi ile başka bir amaç için sürüklenmesi arasındaki farkı böylece belirtmiştir. O der ki: Müstehap olan, izarın baldırın yarısına kadar olmasıdır. Kerahet söz konusu olmaksızın caiz olanı ise ondan aşağı topuklara kadar uzanan halidir.

Topuklardan aşağı inen ise eğer büyüklenmek amacıyla yapılırsa haram olarak yasaklanmıştır. Aksi takdirde tenzihl anlamıyla yasaktır. Çünkü elbiseleri sarkıtmayı yasaklamaya dair varid olmuş hadisler mutlaktır, bunların büyüklenmek amacı ile sarkıtılmak ile kayıtlandmlmaları gerekmektedir.---Nevevi'nin sözleri burada bitti.

--- İbnu'l-Arabl dedi ki: Erkeğin elbiselerini topuktan aşağıya sarkıtması ve ben bunu büyüklenmek için yapmıyorum demesi caiz değildir. Çünkü yasak, lafzı itibariyle bu hali de kapsamına alır. Hüküm itibariyle lafzın kapsamına giren bir kimsenin: Sözü geçen illet bende bulunmadığından ötürü ben bu emre uymuyorum, demesi caiz değildir.

Çünkü, bu kabul edilebilecek bir iddia olamaz. Aksine onun elbisesinin eteğini uzatınası, kibirlendiğirÜn bir delilidir. (Özetle) Hulasa, elbiseyi sarkıtınak onu yerde sürüklemeyi de gerektirir. Yerde sürüklenmesi büyüklenmeyi gerektirir. İsterse giyen büyüklenmek kastını gütmesin

5792Aishah bint Abi BakrSahih

حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَخْبَرَنِي عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ، أَنَّ عَائِشَةَ رضى الله عنها زَوْجَ

النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَتْ جَاءَتِ امْرَأَةُ رِفَاعَةَ الْقُرَظِيِّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَأَنَا جَالِسَةٌ وَعِنْدَهُ أَبُو بَكْرٍ فَقَالَتْ: يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي كُنْتُ تَحْتَ رِفَاعَةَ فَطَلَّقَنِي فَبَتَّ طَلَاقِي، فَتَزَوَّجْتُ بَعْدَهُ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ الزَّبِيرِ، وَإِنَّهُ وَاللَّهِ مَا مَعَهُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِلاَّ مِثْلُ هَذِهِ الْهُدْبَةِ.

وَأَخَذَتْ هُدْبَةً مِنْ جِلْبَابِهَا، فَسَمِعَ خَالِدُ بْنُ سَعِيدٍ قَوْلَهَا وَهْوَ بِالْبَابِ لَمْ يُؤْذَنْ لَهُ، قَالَتْ فَقَالَ خَالِدٌ يَا أَبَا بَكْرٍ أَلَا تَنْهَى هَذِهِ عَمَّا تَجْهَرُ بِهِ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَلَا وَاللَّهِ مَا يَزِيدُ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَلَى التَّبَسُّمِ، فَقَالَ لَهَا رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «لَعَلَّكِ تُرِيدِينَ أَنْ تَرْجِعِي إِلَى رِفَاعَةَ، لَا، حَتَّى يَذُوقَ عُسَيْلَتَكِ وَتَذُوقِي عُسَيْلَتَهُ». فَصَارَ سُنَّةً بَعْدُ

(the wife of the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam)) The wife of Rifaa Al-Qurazi came to the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) while I was sitting, and Abu Bakr was also there.

She said, ‘O Messenger of Allah! I was the wife of Rifaa and he divorced me irrevocably. Then I married ‘AbdurRahman ibn Az-Zubayr who, by Allah, O Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam), has only something like a fringe of a garment, Showing the fringe of her veil. Khalid ibn Said, who was standing at the door, for he had not been admitted, heard her statement and said, ‘O Abu Bakr! …

Why do you not stop this lady from saying such things openly before the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam)?’ No, by Allah, the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) did nothing but smiled.

Then he said to the lady, ‘Perhaps you want to return to Rifaa? That is impossible unless Abdur-Rahman consummates his marriage with you.’ That became the tradition after him.’’

নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর স্ত্রী ‘আয়িশাহ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, একদা রিফা‘আ কুরাযির স্ত্রী রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর নিকট আসল। এ সময় আমি উপবিষ্ট ছিলাম এবং আবূ বাকর (রাঃ) তাঁর কাছে ছিলেন।

স্ত্রীলোকটি বললঃ হে আল্লাহর রাসূল! আমি রিফা’আর অধীনে (বিবাহিতা) ছিলাম। তিনি আমাকে ত্বালাক দেন এবং তালাক চূড়ান্তভাবে দেন, এরপর আমি ‘আবদুর রহমান ইবনু যুবায়রকে বিয়ে করি। কিন্তু আল্লাহর কসম, হে আল্লাহর রাসূল! তার সাথে কাপড়ের ঝালরের মত ব্যতীত কিছুই নেই। এ কথা বলার সময় স্ত্রী লোকটি তার চাদরের আঁচল ধরে দেখায়। …

খালিদ ইবনু সা‘ঈদ যাকে (ভিতরে যেতে) অনুমতি দেয়া হয়নি, দরজার কাছে থেকে স্ত্রী লোকটির কথা শোনেন। ‘আয়িশাহ (রাঃ) বলেন, তখন খালিদ বললঃ হে আবূ বাকর! এ মহিলাটি রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর সামনে জোরে জোরে যে কথা বলছে, তাত্থেকে কেন আপনি তাকে বাধা দিচ্ছেন না? আল্লাহর কসম! রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম কেবল মুচকি হাসলেন।

এরপর রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম স্ত্রী লোকটিকে বললেনঃ মনে হয় তুমি রিফা‘আর কাছে ফিরে যেতে চাও। তা হবে না, যতক্ষণ না সে তোমার মধুর স্বাদ গ্রহণ করবে এবং তুমি তার মধুর স্বাদ গ্রহণ করবে। অতঃপর এটাই বিধান হয়ে যায়। [২৬৩৯]

ہم سے ابوالیمان نے بیان کیا، کہا ہم کو شعیب نے خبر دی، انہیں زہری نے کہا کہ مجھ کو عروہ بن زبیر اور انہیں نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کی زوجہ مطہرہ عائشہ رضی اللہ عنہا نے بیان کیا کہ رفاعہ قرظی رضی اللہ عنہ کی بیوی رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم کے پاس آئیں۔

میں بھی بیٹھی ہوئی تھی اور نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کے پاس ابوبکر رضی اللہ عنہ موجود تھے۔ انہوں نے کہا: یا رسول اللہ! میں رفاعہ کے نکاح میں تھی لیکن انہوں نے مجھے تین طلاق دے دی ہیں۔ ( مغلظہ ) ۔ اس کے بعد میں نے عبدالرحمٰن بن زبیر رضی اللہ عنہ سے نکاح کر لیا اور اللہ کی قسم کہ ان کے ساتھ یا رسول اللہ! …

صرف اس جھالر جیسا ہے۔ انہوں نے اپنی چادر کے جھالر کو اپنے ہاتھ میں لے کر اشارہ کیا۔ خالد بن سعید رضی اللہ عنہ جو دروازے پر کھڑے تھے اور انہیں ابھی اندر آنے کی اجازت نہیں ہوئی تھی، اس نے بھی ان کی بات سنی۔ بیان کیا کہ خالد رضی اللہ عنہ ( وہیں سے ) بولے۔

ابوبکر! آپ اس عورت کو روکتے نہیں کہ کس طرح کی بات رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم کے سامنے کھول کر بیان کرتی ہے لیکن اللہ کی قسم اس بات پر نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کا تبسم اور بڑھ گیا۔ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے ان سے فرمایا کہ غالباً تم دوبارہ رفاعہ کے پاس جانا چاہتی ہو؟

لیکن ایسا اس وقت تک ممکن نہیں جب تک وہ ( تمہارے دوسرے شوہر عبدالرحمٰن بن زبیر ) تمہارا مزا نہ چکھ لیں اور تم ان کا مزا نہ چکھ لو پھر بعد میں یہی قانون بن گیا۔

Telah menceritakan kepada kami [Abu Al Yaman] telah mengabarkan kepada kami [Syu'aib] dari [Az Zuhri] telah mengabarkan kepadaku ['Urwah bin Az Zubair] bahwa [Aisyah] radliallahu 'anha isteri Nabi shallallahu 'alaihi wasallam berkata; "Telah datang isteri Rifa'ah Al Qurazhi kepada Nabi shallallahu 'alaihi wasallam, sementara diriku sedang duduk dan Abu Bakr ada di sisi beliau.

Isteri Rifa'ah berkata; "Wahai Rasulullah, sesungguhnya saya dahulu dibawah naungan Rifa'ah Al Qurazhi, kemudian ia menceraiku sama sekali (talak tiga). Kemudian saya menikah dengan Abdur Rahman bin Az Zubair, dan demi Allah wahai Rasulullah, tidaklah aku bersamanya melainkan ia tidak memiliki kemampuan kecuali seperti ujung pakaian ini." …

-seraya mengambil ujung jilbabnya, - sementara Khalid bin Sa'id ada di depan pintu, belum di izinkan masuk oleh beliau, Aisyah melanjutkan; "Lantas Khalid berkata; "Wahai Abu Bakr, tidakkah engkau menahan wanita ini berkata keji dengan apa yang ia katakan di sisi Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam?" dan Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam hanya tersenyum mendengarnya, kemudian beliau bersabda: "Sepertinya dirimu ingin kembali kepada Rifa'ah, Tidak, hingga kamu merasakan kenikmatannya dan ia merasakan kenikmatanmu." Maka hal itu menjadi ajaran beliau

Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in zevcesi Aişe r.anha'dan, şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Rifaa el-Kurazl'nin hanımı Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna geldi. O sırada ben de oturuyordum, yanımda Ebu Bekir de vardı. Rifaa'nın hanımı: Ey Allah'ın Rasulü, ben Rifaa'nın nikahı altında idim. Beni boşadı ve boşamamı kesinleştirmiş oldu.

Ondan sonra Abdurrahman b. ezZubeyr ile evlendim. Allah'a yemin ederim ki ey Allah'ın Rasulü, onunla beraber olan ancak şu saçak gibidir. -Bu arada cilbabından bir saçak alıp gösterdi- dedi. Bu sırada kapıda bulunan ve içeri girmesi için kendisine henüz izin verilmemiş olan Halid b. Said onun söylediklerini işitti. …

(Aişe devamla) dedi ki: Bunun üzerine Halid: Ey Ebu Bekir, sen bu kadının Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzurunda bu şekilde açıkça konuşmasını yasaklamayacak mısın, dedi. Allah'a yemin ederim, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem gülümsemekten fazla bir şey yapmadı. Sonra Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kadına: Muhtemelen sen Rifaa'ya geri dönmek istiyorsun.

Hayır, o senin balcağızını tadıncaya ve sende onun balcağızını tadıncaya kadar olmaz, dedi. Bundan sonra onun bu söyledikleri (değişmez) bir sünnet oldu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "S-açaklı izar" Saçak (hudbe), elbisenin etrafında çözgüsü bulunmayan atkıdır. Bazen bununla güzel elbise giyinmek kastı da bulunabilir. Bazen de bozulmasını önlemek için bükülüp bağlanır.

ed-Davudı dedi ki: Saçak, ridaların etı-afında kalan, sarkan iplerdir. Buna dair yeterli açıklamalar daha önce Talak bölümünde geçmiş bulunmaktadır

5793Al-Husayn ibn AliSahih

حَدَّثَنَا عَبْدَانُ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا يُونُسُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَخْبَرَنِي عَلِيُّ بْنُ حُسَيْنٍ، أَنَّ حُسَيْنَ بْنَ عَلِيٍّ، أَخْبَرَهُ

أَنَّ عَلِيًّا رضى الله عنه قَالَ فَدَعَا النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِرِدَائِهِ، ثُمَّ انْطَلَقَ يَمْشِي، وَاتَّبَعْتُهُ أَنَا وَزَيْدُ بْنُ حَارِثَةَ، حَتَّى جَاءَ الْبَيْتَ الَّذِي فِيهِ حَمْزَةُ، فَاسْتَأْذَنَ فَأَذِنُوا لَهُمْ

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) asked for his Rida, put it on and set out walking. Zaid ibn Haritha and I followed him till he reached the house where Harnza (ibn Abdul Muttalib) was present and asked for permission to enter, and they gave us permission.

‘আলী (রাঃ) বলেন, নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম তাঁর চাদর আনতে বললেন। তিনি তা পরলেন, অতঃপর হেঁটে চললেন। আমি ও যায়দ ইবনু হারিসা (রাঃ) তাঁর পশ্চাতে চললাম। শেষ পর্যন্ত তিনি একটি ঘরের কাছে আসেন, যে ঘরে হামযাহ (রাঃ) ছিলেন। তিনি অনুমতি চাইলে তাঁরা তাঁদের অনুমতি প্রদান করলেন। [২০৮৯]

ہم سے عبدان نے بیان کیا، کہا ہم کو عبداللہ نے خبر دی، کہا ہم کو یونس نے، انہیں زہری نے، انہیں علی بن حسین نے خبر دی، انہیں حسین بن علی رضی اللہ عنہما نے خبر دی کہ علی رضی اللہ عنہ نے بیان کیا ( کہ حمزہ رضی اللہ عنہ نے حرمت شراب سے پہلے شراب کے نشہ میں جب ان کی اونٹنی ذبح کر دی اور انہوں نے نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم سے آ کر اس کی شکایت کی تو ) نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے اپنی چادر منگوائی اور اسے اوڑھ کر تشریف لے چلنے لگے۔

میں اور زید بن حارثہ رضی اللہ عنہ آپ کے پیچھے پیچھے تھے۔ آخر آپ اس گھر میں پہنچے جس میں حمزہ رضی اللہ عنہ تھے، آپ نے اندر آنے کی اجازت مانگی اور انہوں نے آپ حضرات کو اجازت دی۔

Telah menceritakan kepada kami ['Abdan] telah mengabarkan kepada kami [Abdullah] telah mengabarkan kepada kami [Yunus] dari [Az Zuhri] telah mengabarkan kepadaku [Ali bin Husain] bahwa [Husain bin Ali] telah mengabarkan kepadanya, bahwa [Ali] radliallahu 'anhu berkata; "...lalu Nabi shallallahu 'alaihi wasallam meminta jubahnya kemudian beliau pergi berjalan, aku dan Zaid bin Haritsah pun turut mengikuti beliau hingga beliau tiba di Ka'bah yang di dalamnya ada Hamzah, kemudian beliau meminta izin, dan dia pun mengizinkan masuk

Ali r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ridasının getirilmesini istedi ve onu giyindi. Sonra da yürümeye koyuldu. Arkasından ben ve Zeyd b. Harise de gittik. Nihayet Hamza'nın içinde bulunduğu eve geldi. İçeri girmek için izin istedi. Onlara (Nebi ve beraberindekilere) izin verdiler

5794Abdullah ibn UmarSahih

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ رضى الله عنهما

أَنَّ رَجُلاً، قَالَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا يَلْبَسُ الْمُحْرِمُ مِنَ الثِّيَابِ فَقَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «لَا يَلْبَسُ الْمُحْرِمُ الْقَمِيصَ، وَلَا السَّرَاوِيلَ، وَلَا الْبُرْنُسَ، وَلَا الْخُفَّيْنِ، إِلاَّ أَنْ لَا يَجِدَ النَّعْلَيْنِ، فَلْيَلْبَسْ مَا هُوَ أَسْفَلُ مِنَ الْكَعْبَيْنِ»

A man asked, “O Messenger of Allah What kind of clothes should a Muhrim wear?” The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) said, “A Muhrim should not wear a shirt, trousers a hooded cloak, or Khuffs (socks made from thick fabric or leather) unless he cannot get sandals, in which case he should cut the part (of the Khuff) that covers the ankles.”

ইবনু ‘উমার (রাঃ) হতে বর্ণিত। এক ব্যক্তি জিজ্ঞেস করলঃ হে আল্লাহর রাসূল! মুহরিম কী কাপড় পরবে? নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বললেনঃ মুহরিম জামা, পায়জামা, টুপি এবং মোজা পরবে না। তবে যদি সে জুতা না পায়, তা হলে পায়ের গোড়ালির নীচে পর্যন্ত মোজা) পরতে পারবে। [১৩৪]

ہم سے قتیبہ بن سعید نے بیان کیا، انہوں نے کہا ہم سے حماد بن سلمہ نے بیان کیا، ان سے ایوب سختیانی نے بیان کیا، ان سے نافع نے اور ان سے عبداللہ بن عمر رضی اللہ عنہما نے کہ ایک صاحب نے عرض کیا: یا رسول اللہ! محرم کس طرح کا کپڑا پہنے۔ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ محرم قمیص، پاجامہ، برنس ( ٹوپی یا سر پر پہننے کی کوئی چیز ) اور موزے نہیں پہنے گا البتہ اگر اسے چپل نہ ملیں تو موزوں ہی کو ٹخنوں تک کاٹ کر پہن لے وہ ہی جوتی کی طرح ہو جائیں گے۔

Telah menceritakan kepada kami [Qutaibah] telah menceritakan kepada kami [Hammad] dari [Ayyub] dari [Nafi'] dari [Ibnu Umar] radliallahu 'anhuma bahwa seorang laki-laki bertanya; "Wahai Rasulullah, pakaian yang bagaimanakah yang tidak boleh dikenakan oleh orang yang berihram?"

Nabi shallallahu 'alaihi wasallam menjawab: "Ia tidak boleh memakai jubah, celana panjang, baju panjang yang bertutup kepala, dan tidak memakai sepatu kecuali bagi orang yang tidak mendapatkan dua sandal, hendaknya ia memotongnya hingga dibawah kedua mata kaki

İbn Ömer r.a.'dan rivayete göre, "Bir adam: Ey Allah'ın Rasulü! İhramlı bir kimse hangi elbiseleri giyinebilir, diye sordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: İhramlı bir kimse gömlek, donlar, bornoz, mestler giyinemez. Ancak iki nalin bulamadığı takdirde (koncu) topuklardan daha aşağıda olanları giyinsin" diye buyurdu

5795Jabir ibn AbdullahSahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، أَخْبَرَنَا ابْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَمْرٍو، سَمِعَ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ رضى الله عنهما

قَالَ أَتَى النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ أُبَىٍّ بَعْدَ مَا أُدْخِلَ قَبْرَهُ، فَأَمَرَ بِهِ فَأُخْرِجَ، وَوُضِعَ عَلَى رُكْبَتَيْهِ، وَنَفَثَ عَلَيْهِ مِنْ رِيقِهِ، وَأَلْبَسَهُ قَمِيصَهُ، وَاللَّهُ أَعْلَمُ

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) came to visit Abdullah ibn Ubai (ibn Salul) after he had been put in his grave. The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) ordered that Abdullah be taken out. He was taken out and was placed on the knees of the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam), who blew his (blessed) breath on him and dressed the body with his own shirt. And Allah knows better.

জাবির ইবনু ‘আবদুল্লাহ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, ‘আবদুল্লাহ ইবনু উবাইকে কবরে রাখার পর নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম সেখানে এলেন। তিনি তার লাশ কবর থেকে উঠানোর নির্দেশ দিলেন। তখন লাশ কবর থেকে উঠান হল এবং তাঁর দু’হাঁটুর উপর রাখা হল। তিনি তার উপর থুথু প্রদান করলেন এবং তাকে নিজের জামা পরিয়ে দিলেন। আল্লাহই বেশি জানেন।

ہم سے عبداللہ بن محمد مسندی نے بیان کیا، کہا ہم کو ابن عیینہ نے خبر دی، انہیں عمرو نے اور انہوں نے جابر بن عبداللہ رضی اللہ عنہما سے سنا، انہوں نے بیان کیا کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم عبداللہ بن ابی ( منافق ) کے پاس جب اسے قبر میں داخل کیا جا چکا تھا تشریف لائے پھر آپ کے حکم سے اس کی لاش نکالی گئی اور نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کے گھٹنوں پر اسے رکھا گیا نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے اس پر دم کرتے ہوئے اپنی قمیص پہنائی اور اللہ ہی خوب جاننے والا ہے۔

Telah menceritakan kepada kami [Abdullah bin Utsman] telah mengabarkan kepada kami [Ibnu 'Uyainah] dari ['Amru] dia mendengar [Jabir bin Abdullah] radliallahu 'anhuma berkata; "Nabi shallallahu 'alaihi wasallam pernah mendatangi kuburan Abdullah bin Ubay setelah ia dikuburkan, beliau kemudian menyuruh untuk mengeluarkannya, lalu diletakkan di atas lututnya, beliau kemudian meniup sedikit air liurnya dan memakaikan bajunya." Wallahhu Ta'ala A'lam

Cabir b. Abdullah r.a.'dan, dedi ki: "Abdullah b. Ubey (b. Selul) kabrine indirildikten sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onun yanına geldi. Emir verilerek kabrinden dışarıya çıkarıldı, Nebiin dizleri üzerine konuldu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendi tükürüğünden ona üfledi ve gömleğini ona giydirdi. Artık (niçin böyle yaptığını) Allah en iyi bilendir

5796Abdullah ibn UmarSahih

حَدَّثَنَا صَدَقَةُ، أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، قَالَ: أَخْبَرَنِي نَافِعٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ

قَالَ لَمَّا تُوُفِّيَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أُبَىٍّ جَاءَ ابْنُهُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ أَعْطِنِي قَمِيصَكَ أُكَفِّنْهُ فِيهِ، وَصَلِّ عَلَيْهِ، وَاسْتَغْفِرْ لَهُ، فَأَعْطَاهُ قَمِيصَهُ، وَقَالَ: «إِذَا فَرَغْتَ فَآذِنَّا».

فَلَمَّا فَرَغَ آذَنَهُ، فَجَاءَ لِيُصَلِّيَ عَلَيْهِ، فَجَذَبَهُ عُمَرُ فَقَالَ: أَلَيْسَ قَدْ نَهَاكَ اللَّهُ أَنْ تُصَلِّيَ عَلَى الْمُنَافِقِينَ فَقَالَ: «اسْتَغْفِرْ لَهُمْ أَوْ لَا تَسْتَغْفِرْ لَهُمْ إِنْ تَسْتَغْفِرْ لَهُمْ سَبْعِينَ مَرَّةً فَلَنْ يَغْفِرَ اللَّهُ لَهُمْ».

فَنَزَلَتْ «وَلَا تُصَلِّ عَلَى أَحَدٍ مِنْهُمْ مَاتَ أَبَدًا» فَتَرَكَ الصَّلَاةَ عَلَيْهِمْ

When Abdullah ibn Ubdi (ibn Salul) died, his son came to the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) and said ‘ O Messenger of Allah, give me your shirt so that I may shroud my fathers body in it. And please offer a funeral prayer for him and invoke Allah for his forgiveness.’ The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) gave him his shirt and said to him ‘Inform us when you finish (and the funeral procession is ready) call us.

When he had finished he told the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) and the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) proceeded to order his funeral prayers but Umar stopped him and said, ‘Didn’t Allah forbid you to offer the funeral prayer for the hypocrites when He said: ‘Whether you (O Muhammad) ask forgiveness for them or ask not forgiveness for them: (and even) if you ask forgiveness for them seventy times.

Allah will not forgive them.’ (At-Tawbah 9:80) Then there was revealed: ‘And never (O Muhammad) pray for any of them that dies, nor stand at his grave.’ (At-Tawbah 9:34) Thenceforth the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) did not offer funeral prayers for the hypocrites.’’

‘আবদুল্লাহ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, যখন ‘আবদুল্লাহ ইবনু উবাই মারা গেল, তখন তার ছেলে রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর নিকট আসল। সে বললঃ হে আল্লাহর রাসূল! আপনার জামাটি আমাকে দিন। আমি এটা দিয়ে তাকে কাফন দিব। আর তার জানাযাহর সালাত আপনি আদায় করবেন এবং তার জন্য ইস্তিগফার করবেন।

তিনি নিজের জামাটি তাকে দিয়ে দেন এবং বলেন যে, তুমি (কাফন পরানো) শেষ করে আমাকে খবর দিবে। তারপর নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম তার জানাযাহর সালাত আদায় করতে এলেন।

‘উমার(রাঃ) তাঁকে টেনে ধরে বললেনঃ আল্লাহ কি আপনাকে মুনাফিকদের (জানাযাহর) সালাত আদায় করতে নিষেধ করেননি? তিনি এ আয়াতটি পড়লেনঃ ‘তুমি তাদের জন্য ক্ষমা প্রার্থনা কর বা না কর (উভয়ই সমান), তুমি তাদের জন্য সত্তর বার ক্ষমা প্রার্থনা করলেও আল্লাহ কক্ষনো তাদেরকে ক্ষমা করবেন না।’- (সূরাহ আত্-তওবা ৯/৮০)। তখন অবতীর্ণ হয়ঃ ‘তাদের কেউ মারা গেলে তুমি কক্ষনো তাদের জন্য (জানাযার) সালাত পড়বে না, আর তাদের কবরের পাশে দন্ডায়মান হবে না।’- (সূরাহ আত্-তওবা ৯/৮৪)। এরপর থেকে তিনি তাদের জানাযার সালাত আদায় করা বর্জন করেন। [১২৬৯]

ہم سے صدقہ بن فضل نے بیان کیا، کہا ہم کو یحییٰ بن سعید نے خبر دی، ان سے عبیداللہ نے بیان کیا، کہا مجھ کو نافع نے خبر دی، ان سے عبداللہ بن عمر رضی اللہ عنہما نے بیان کیا کہ جب عبداللہ بن ابی کی وفات ہوئی تو اس کے لڑکے ( عبداللہ ) جو مخلص اور اکابر صحابہ میں تھے رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم !

کی خدمت میں حاضر ہوئے اور عرض کیا: یا رسول اللہ! اپنی قمیص مجھے عطا فرمایئے تاکہ میں اپنے باپ کو اس کا کفن دوں اور آپ ان کی نماز جنازہ پڑھا دیں اور ان کے لیے دعائے مغفرت کریں چنانچہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے اپنی قمیص انہیں عطا فرمائی اور فرمایا کہ نہلا دھلا کر مجھے اطلاع دینا۔

چنانچہ جب نہلا دھلا لیا تو نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کو اطلاع دی نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم تشریف لائے تاکہ اس کی نماز جنازہ پڑھائیں لیکن عمر رضی اللہ عنہ نے آپ کو پکڑ لیا اور عرض کیا: یا رسول اللہ! کیا اللہ تعالیٰ نے آپ کو منافقین پر نماز جنازہ پڑھنے سے منع نہیں فرمایا ہے؟

اور فرمایا ہے «استغفر لهم أو لا تستغفر لهم إن تستغفر لهم سبعين مرة فلن يغفر الله لهم‏» کہ ”ان کے لیے مغفرت کی دعا کرو یا مغفرت کی دعا نہ کرو اگر تم ستر مرتبہ بھی ان کے لیے مغفرت کی دعا کرو گے تب بھی اللہ انہیں ہرگز نہیں بخشے گا۔“ پھر یہ آیت نازل ہوئی «ولا تصل على أحد منهم مات أبدا‏» کہ ”اور ان میں سے کسی پر بھی جو مر گیا ہو ہرگز نماز نہ پڑھئیے۔“ اس کے بعد نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے ان کی نماز جنازہ پڑھنی چھوڑ دی۔

Telah menceritakan kepada kami [Shadaqah] telah mengabarkan kepada kami [Yahya bin Sa'id] dari ['Ubaidullah] dia berkata; telah mengabarkan kepadaku [Nafi'] dari ['Abdullah] dia berkata; Setelah Abdullah bin Ubay meninggal dunia, anaknya datang menemui Nabi shallallahu 'alaihi wasallam, dan berkata; 'Wahai Rasulullah, berikanlah baju engkau kepadaku hingga aku mengkafaninya dengan baju itu, shalatkanlah ia dan mintalah ampunan untuknya!"

lalu beliau memberikan baju beliau kepadanya. Kemudian beliau bersabda: "Jika kalian telah selesai, beritahulah aku." Ketika telah selesai, maka anaknya Abdullah bin Ubay memberitahukan kepada beliau, lalu beliau datang untuk menshalatinya.

Maka Umar menariknya seraya berkata; 'Tidakkah Allah telah melarang engkau untuk menshalatkan orang-orang munafik'. Namun beliau membaca ayat: "Mintakanlah ampun untuk mereka atau kamu tidak memintakan ampun untuk mereka, sama saja jika kamu memintakan ampun untuk mereka sebanyak tujuh puluh kali maka Allah tidak akan mengampuni mereka."

Lalu turunlah ayat, Dan janganlah kamu sekali-kali menshalatkan (jenazah) seorang yang mati diantara mereka, dan janganlah kamu berdiri (mendoakan) di kuburnya'. Akhirnya beliaupun tidak lagi menshalatkan mereka

Abdullah b. Ömer'den, dedi ki: "Abdullah b. Ubey ölünce, oğlu Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek: Ey Allah'ın Rasulü, bana gömleğini ver de gömleğinle onu kefenleyeyim. Ayrıca sen de onun namazını kıl, onun için mağfiret dile, diye ricada bulundu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona kendi gömleğini verdi ve: Cenaze işlerini bitirdiğin vakit bize haber ver, dedi.

Oğlu işlerini bitirince durumunu Nebi'e haber verdi. Allah Rasulü ona namaz kılmak için gelince, Ömer onu çekti ve: Allah sana münafıkların namazıarını kı Im anı yasaklayarak: "Onlar için ister mağfiret dile, ister mağfiret dileme. Onlar için yetmiş defa mağfiret dilesen de Allah yine onları kesinlikle bağışlamayacaktır."(Tevbe, 80) diye buyurmadı mı?

dedi. Bunun üzerine: "Onlardan ölen hiçbir kimsenin namazını asla kılma! Kabrinin başında da durma!"(Tevbe, 80) buyruğu nazil oldu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Gömlek giyinmek ve yüce Allah'ın, Yusufun söylediğini naklettiği: "Şu gömleğimi götürün de onu babamın yüzüne sürün ...

"(Yusuf, 93) buyruğu" Bununla gömlek giyinmenin -her ne kadar Araplar arasında yaygın olan giyim şekli izar ve rida ise de- sonradan çıkmış bir şeyolmadığına işaret etmek istiyor gibidir. Daha sonra bu başlık altında üç hadis zikretmektedir ki, bunların birisi İbn Ömer'in ihramlının giyebileceği elbiseler hakkındaki hadisidir. Bu hadisin yeteri kadar açıklamaları Hac bölümünde geçmiş bulunmaktadır .

Hadiste "ihramlı kimse gömlek giyinemez" ifadesi yer almaktadır. Bunda da o dönemde gömleklerin varlığına delil vardır

5797Abu HurayrahSahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَامِرٍ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ نَافِعٍ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ

قَالَ ضَرَبَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مَثَلَ الْبَخِيلِ وَالْمُتَصَدِّقِ، كَمَثَلِ رَجُلَيْنِ عَلَيْهِمَا جُبَّتَانِ مِنْ حَدِيدٍ، قَدِ اضْطُرَّتْ أَيْدِيهِمَا إِلَى ثُدِيِّهِمَا وَتَرَاقِيهِمَا، فَجَعَلَ الْمُتَصَدِّقُ كُلَّمَا تَصَدَّقَ بِصَدَقَةٍ انْبَسَطَتْ عَنْهُ حَتَّى تَغْشَى أَنَامِلَهُ وَتَعْفُوَ أَثَرَهُ، وَجَعَلَ الْبَخِيلُ كُلَّمَا هَمَّ بِصَدَقَةٍ قَلَصَتْ، وَأَخَذَتْ كُلُّ حَلْقَةٍ بِمَكَانِهَا.

قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ فَأَنَا رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ بِإِصْبَعِهِ هَكَذَا فِي جَيْبِهِ، فَلَوْ رَأَيْتَهُ يُوَسِّعُهَا وَلَا تَتَوَسَّعُ. تَابَعَهُ ابْنُ طَاوُسٍ عَنْ أَبِيهِ وَأَبُو الزِّنَادِ عَنِ الأَعْرَجِ فِي الْجُبَّتَيْنِ.

وَقَالَ حَنْظَلَةُ سَمِعْتُ طَاوُسًا سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ يَقُولُ جُبَّتَانِ. وَقَالَ جَعْفَرٌ عَنِ الأَعْرَجِ جُبَّتَانِ

The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) has set forth an example for a miser and a charitable person by comparing them to two men wearing two iron cloaks and their hands are raised to their breasts and necks. Whenever the charitable man tries to give a charitable gift, his iron cloak expands till it becomes so wide that it will cover his fingertips and obliterate his tracks And, whenever the miser wants to give a charitable gift, his cloak becomes very tight over him and every ring gets stuck to its place Abu Hurayrah added; I saw the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) putting his finger in the (chest) pocket of his shirt like that If you but saw him trying to widen (the opening of his shirt) but it did not widen.

আবূ হুরাইরাহ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম একবার কৃপণ ও দানশীল ব্যক্তিকে এমন দু’ব্যক্তির সাথে তুলনা করেন, যাদের পরনে লোহার দু’টি বর্ম আছে। তাদের দু’ হাতই বুক ও ঘাড় পর্যন্ত পৌঁছে আছে। দানশীল ব্যক্তি যখন দান করে তখন তার বর্মটি এমনভাবে প্রশস্ত হয় যে, তার পায়ের আঙ্গুলের মাথা পর্যন্ত ঢেকে ফেলে এবং (প্রলম্বিত বর্মটি) পদচিহ্ন মুছে ফেলে।

আর কৃপণ লোক যখন দান করতে ইচ্ছে করে, তখন তার বর্মটি শক্ত হয়ে যায় ও এক অংশ অন্য অংশের সাথে মিশে থাকে এবং প্রতিটি অংশ আপন স্থানে থেকে যায়। আবূ হুরাইরাহ বলেনঃ আমি দেখলাম, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম -কেতাঁর আঙ্গুল এভাবে বুকের দিক দিয়ে খোলা অংশের মধ্যে রেখে বলতে দেখেছি, তুমি যদি তা দেখতে যে, তিনি তা প্রশস্ত করতে চাইলেন কিন্তু প্রশস্ত হল না।

[১৪৪৩] ইবনু তাউস (রহঃ) তার পিতা থেকে এবং আবূ যিনাদ, আ’রাজ থেকে এভাবে جُبَّتَيْنِ বর্ণনা করেন। আর জা‘ফর আ‘রাজ এর সূত্রে جُبَّتَانِ বর্ণনা করেছেন। হানযালা (রহ.) বলেনঃ আমি তাউসকে আবূ হুরাইরাহ থেকে جُبَّتَانِ বলতে শুনেছি। আধুনিক প্রকাশনী- ৫৩৭৩, ইসলামিক ফাউন্ডেশন

ہم سے عبداللہ بن محمد نے بیان کیا، انہوں نے کہا ہم سے ابوعامر نے بیان کیا، کہا ہم سے ابراہیم بن نافع نے بیان کیا، ان سے امام حسن بصری نے، ان سے طاؤس نے اور ان سے ابوہریرہ رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے بخیل اور صدقہ دینے والے کی مثال بیان کیا کہ دو آدمیوں جیسی ہے جو لوہے کے جبے ہاتھ، سینہ اور حلق تک پہنے ہوئے ہیں۔

صدقہ دینے والا جب بھی صدقہ کرتا ہے تو اس کے جبہ میں کشادگی ہو جاتی ہے اور وہ اس کی انگلیوں تک بڑھ جاتا ہے اور قدم کے نشانات کو ڈھک لیتا ہے اور بخیل جب بھی کبھی صدقہ کا ارادہ کرتا ہے تو اس کا جبہ اسے اور چمٹ جاتا ہے اور ہر حلقہ اپنی جگہ پر جم جاتا ہے۔

ابوہریرہ رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ میں نے دیکھا کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم اس طرح اپنی مبارک انگلیوں سے اپنے گریبان کی طرف اشارہ کر کے بتا رہے تھے کہ تم دیکھو گے کہ وہ اس میں وسعت پیدا کرنا چاہے گا لیکن وسعت پیدا نہیں ہو گی۔ اس کی متابعت ابن طاؤس نے اپنے والد سے کی ہے اور ابوالزناد نے اعرج سے کی ”دو جبوں“ کے ذکر کے ساتھ اور حنظلہ نے بیان کیا کہ میں نے طاؤس سے سنا، انہوں نے ابوہریرہ رضی اللہ عنہ سے سنا، انہوں نے کہا «جبتان‏.‏» اور جعفر نے اعرج کے واسطہ سے «جبتان‏.‏» کا لفظ بیان کیا ہے۔

Telah menceritakan kepada kami [Abdullah bin Muhammad] telah menceritakan kepada kami [Abu 'Amir] telah menceritakan kepada kami [Ibrahim bin Nafi'] dari [Al Hasan] dari [Thawus] dari [Abu Hurairah] dia berkata; Rasulullah Shalallahu 'Alaihi Wa Sallam membuat perumpamaan orang yang bakhil dan orang yang suka bersedekah seperti dua orang yang memakai dua jubah dari besi, mulai dari payudara (dada) sampai tulang selangka mereka berdua.

Jika orang tersebut ingin berinfak, maka baju besinya melebar atau bergerak hingga menutupi ujung jarinya dan menghilangkan bekas jalannya. Jika orang yang bakhil ingin berinfak, baju besinya mengerut, dan setiap baju besi tetap di tempatnya (tidak melebar) hingga mengambilnya dengan tulang selangkanya atau dengan lehernya."

Abu Hurairah berkata; 'Aku menyaksikan bahwa ia melihat Rasulullah Shalallahu 'Alaihi Wa Sallam memberi isyarat dengan jari-jarinya dengan melebarkan tameng besi, namun aku melihat baju tersebut tidak melebar.' Hadits ini juga diperkuat oleh [Ibnu Thawus] dari [Ayahnya] dan [Abu Az Zinnad] dari [Al A'raj] mengenai dua jubah, sedangkan [Hanzhalah] mengatakan; aku mendengar [Thawus] saya mendengar [Abu Hurairah] mengatakan dua jubah, [Ja'far bin Hayyan] mengatakan dari [Al A'raj] yaitu dua jubah

Ebu Hureyre'den, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem cimri kimse ile bol sadaka veren kimsenin misalini, üzerlerinde demirden iki cübbe bulunan ve üzerlerindeki cübbe, ellerinin göğüslerine ve köprücük kemiklerine doğru sıkışmasına sebep olan iki adama benzetti. Sadaka veren kimsenin bir sadaka verdikçe üzerindeki cübbesi genişler ve nihayet onu ayaklarının parmak uçlarına kadar örter ve izlerini siler.

Cimri ise bir sadaka vermek istedi mi cübbe ona yapışır ve her bir halka yerine iyice oturur." . Ebu Hureyre dedi ki: "Ben Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in iki parmağını bu şekilde yakasına koyduğunu gördüm. Keşke sen de onu o yakasım genişletmek istedikçe genişleyemeyeceğini (bu haliyle) anlatırken görmüş olsaydın." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Gömleğin ve başka elbiselerin yakalarının göğüs tarafından açılması."

Yaka (ceyb), başın yahut elin ya da başka şeylerin, elbisenin dışına çıkartılması için kesilen kısmına denir. Ancak el-İsmaili buna itiraz ederek: Yaka (ceyb) elbisenin boynun etrafını saran kısmıdır, demektedir

5798Al-Mughirah ibn ShubahSahih

حَدَّثَنَا قَيْسُ بْنُ حَفْصٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، قَالَ: حَدَّثَنِي أَبُو الضُّحَى، قَالَ: حَدَّثَنِي مَسْرُوقٌ، قَالَ: حَدَّثَنِي الْمُغِيرَةُ بْنُ شُعْبَةَ

قَالَ انْطَلَقَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لِحَاجَتِهِ ثُمَّ أَقْبَلَ، فَتَلَقَّيْتُهُ بِمَاءٍ، فَتَوَضَّأَ وَعَلَيْهِ جُبَّةٌ شَأْمِيَّةٌ، فَمَضْمَضَ وَاسْتَنْشَقَ وَغَسَلَ وَجْهَهُ، فَذَهَبَ يُخْرِجُ يَدَيْهِ مِنْ كُمَّيْهِ فَكَانَا ضَيِّقَيْنِ، فَأَخْرَجَ يَدَيْهِ مِنْ تَحْتِ الْجُبَّةِ، فَغَسَلَهُمَا وَمَسَحَ بِرَأْسِهِ وَعَلَى خُفَّيْهِ

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) went to answer the call of nature, and when he returned, I met him with water and he performed the ablution while he was wearing a Sham, cloak. He rinsed his mouth, put the water in his nose and blew it out, washed his face and tried to take his hands out of his sleeves, but they were too narrow, so he took out his hands from under his chest and washed them and then passed his wet hands over his head and Khuffs (socks made from thick fabric or leather).

মুগীরাহ ইবনু শু‘বাহ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম প্রাকৃতিক প্রয়োজনে বাইরে যান এবং তারপর ফিরে আসেন। আমি তাঁর নিকট পানি নিয়ে পৌঁছি। তিনি অযু করেন। তখন তাঁর পরনে শাম দেশীয় জুব্বা ছিল। তিনি কুলি করেন, নাক পরিষ্কার করেন এবং তাঁর মুখমন্ডল ধৌত করেন। এরপর তিনি আস্তিন থেকে দু’হাত বের করতে থাকেন, কিন্তু আস্তিন দু’টি ছিল সরু, তাই তিনি হাত দু’টি জামার নীচ দিয়ে বের করে দু’ হাত ধৌত করেন। এরপর মাথা মাসেহ করেন এবং মোজার উপর মাসেহ করেন। [১৮২]

ہم سے قیس بن حفص نے بیان کیا، انہوں نے کہا ہم سے عبدالواحد نے بیان کیا، کہا ہم سے اعمش نے بیان کیا، انہوں نے کہا کہ مجھ سے ابوالضحیٰ نے بیان کیا، انہوں نے کہا کہ مجھ سے مسروق نے بیان کیا، انہوں نے کہا کہ مجھ سے مغیرہ بن شعبہ رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم قضائے حاجت کے لیے باہر تشریف لے گئے پھر واپس آئے تو میں پانی لے کر حاضر تھا۔

آپ نے وضو کیا آپ شامی جبہ پہنے ہوئے تھے، آپ نے کلی کی اور ناک میں پانی ڈالا اور اپنا چہرہ دھویا پھر اپنی آستینیں چڑھانے لگے لیکن وہ تنگ تھی اس لیے آپ نے اپنے ہاتھ جبہ کے نیچے سے نکالے اور انہیں دھویا اور سر پر اور موزوں پر مسح کیا۔

Telah menceritakan kepada kami [Qais bin Hafsh] telah menceritakan kepada kami [Abdul Wahid] telah menceritakan kepada kami [Al A'masy] dia berkata; telah menceritakan kepadaku [Abu Adl Dluha] dia berkata; telah menceritakan kepadaku [Masruq] dia berkata; telah menceritakan kepadaku [Al Mughirah bin Syu'bah] dia berkata; "Nabi shallallahu 'alaihi wasallam pergi untuk suatu kebutuhan,

lalu beliau datang dan akupun langsung menemui beliau dengan membawa air, kemudian beliau berwudlu', waktu itu beliau sedang mengenakan jubah dari Syam, lalu beliau berkumur-kumur dan beristinsyaq (memasukkan air ke dalam hidung) serta membasuh wajahnya, beliau berusaha mengeluarkan kedua tangannya dari kedua lengan bajunya, karena sempit maka beliau mengeluarkan kedua tangan beliau melalui bawah jubahnya, lalu beliau membasuh kedua tangan beliau dan mengusap kepala beliau serta kedua sepatu beliau

Muğire b. Şu'be'den, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ihtiyacını karşılamakiçin gitti, sonra geri döndü. Ben onu su götürerek karşıladım. O da abdest aldı. Üzerinde Şam malı bir cübbe vardı. Ağzına su aldı, burnuna su çekti, yüzünü de yıkadı. Ellerini elbisesinin yenıerinden çıkarmak istedi. Ama yenıeri dar olduğundan dolayı ellerini cübbesinin aşağısından çıkardı ve yıkadı. Başını ve mest1erini de meshetti

5799Al-Mughirah ibn ShubahSahih

حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا زَكَرِيَّاءُ، عَنْ عَامِرٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الْمُغِيرَةِ، عَنْ أَبِيهِ رضى الله عنه

قَالَ كُنْتُ مَعَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ذَاتَ لَيْلَةٍ فِي سَفَرٍ فَقَالَ: «أَمَعَكَ مَاءٌ». قُلْتُ: نَعَمْ. فَنَزَلَ عَنْ رَاحِلَتِهِ، فَمَشَى حَتَّى تَوَارَى عَنِّي فِي سَوَادِ اللَّيْلِ، ثُمَّ جَاءَ فَأَفْرَغْتُ عَلَيْهِ الإِدَاوَةَ، فَغَسَلَ وَجْهَهُ وَيَدَيْهِ، وَعَلَيْهِ جُبَّةٌ مِنْ صُوفٍ، فَلَمْ يَسْتَطِعْ أَنْ يُخْرِجَ ذِرَاعَيْهِ مِنْهَا حَتَّى أَخْرَجَهُمَا مِنْ أَسْفَلِ الْجُبَّةِ، فَغَسَلَ ذِرَاعَيْهِ، ثُمَّ مَسَحَ بِرَأْسِهِ، ثُمَّ أَهْوَيْتُ لأَنْزِعَ خُفَّيْهِ فَقَالَ: «دَعْهُمَا، فَإِنِّي أَدْخَلْتُهُمَا طَاهِرَتَيْنِ، فَمَسَحَ عَلَيْهِمَا»

One night I was with the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) on a journey. He asked (me), “Have you got water with you?” I replied, “Yes” So he got down from his she-camel and went away till he disappeared in the darkness of the night. Then he came back and I poured water for him from the pot (for the ablution). He washed his face and hands while he was wearing a woollen cloak (the sleeves of which were narrow), so he could not take his arms out of it.

So he took them out from underneath the cloak. Then he washed his forearms and passed his wet hands over his head. Then I tried to take off his Khuffs (socks made from thick fabric or leather), but he said, “Leave them, for I have performed ablution before putting them on.” And so he passed his wet hands over them.

মুগীরাহ ইবনু শু‘বাহ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, আমি সফরে এক রাত্রে নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর সঙ্গে ছিলাম। তিনি বললেনঃ তোমার সঙ্গে পানি আছে কি?

আমি বললামঃ হাঁ। তখন তিনি বাহন থেকে নামলেন এবং হেঁটে যেতে লাগলেন। তিনি এতদূর গেলেন যে, রাতের অন্ধকারে আমার নিকট থেকে অদৃশ্য হয়ে পড়লেন। তারপর তিনি ফিরে এলেন। আমি পাত্র থেকে তাঁর (উযূর) পানি ঢালতে লাগলাম। তিনি মুখমন্ডল ও দু’হাত ধুলেন। তিনি পশমের জামা পরিহিত অবস্থায় ছিলেন। তিনি তাত্থেকে হাত বের করতে পারলেন না, তাই জামার নীচ দিয়ে বের করে দু’হাত ধুলেন।

তারপর মাথা মাস্‌হ করলেন। তারপর আমি তাঁর মোজা দু’টি খুলতে ইচ্ছে করলাম। তিনি বললেনঃ ছেড়ে দাও। কেননা, আমি পবিত্র অবস্থায় ও দু’টি পরেছি। তারপর ও দু’টির উপর মাস্‌হ করলেন। [১৮২]

ہم سے ابونعیم نے بیان کیا، کہا ہم سے زکریا نے بیان کیا، ان سے عامر نے، ان سے عروہ بن مغیرہ نے اور ان سے ان کے والد مغیرہ رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ میں ایک رات سفر میں نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کے ساتھ تھا آپ نے دریافت فرمایا تمہارے پاس پانی ہے؟

میں نے عرض کیا کہ جی ہاں۔ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم اپنی سواری سے اترے اور چلتے رہے یہاں تک کہ رات کی تاریکی میں آپ چھپ گئے پھر واپس تشریف لائے تو میں نے برتن کا پانی آپ کو استعمال کرایا نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے اپنا چہرہ دھویا، ہاتھ دھوئے آپ اون کا جبہ پہنے ہوئے تھے جس کی آستین چڑھانی آپ کے لیے دشوار تھی چنانچہ آپ نے اپنے ہاتھ جبہ کے نیچے سے نکالے اور بازوؤں کو ( کہنیوں تک ) دھویا۔

پھر سر پر مسح کیا پھر میں بڑھا کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کے موزے اتار دوں لیکن آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ رہنے دو میں نے طہارت کے بعد انہیں پہنا تھا چنانچہ آپ نے ان پر مسح کیا۔

Telah menceritakan kepada kami [Abu Nu'aim] telah menceritakan kepada kami [Zakariya] dari ['Amir] dari ['Urwah bin Al Mughirah] dari [Ayahnya] radliallahu 'anhu dia berkata; "Pada suatu malam saya bersama Nabi shallallahu 'alaihi wasallam mengadakan suatu perjalanan, lalu beliau bersabda: "Apakah kamu membawa air?" jawabku; "Ya."

Kemudian beliau turun dari kendaraannya dan berjalan hingga menjauh dariku di gelapnya malam, setelah itu beliau kembali dan akupun menuangkan air dari wadah, kemudian beliau membasuh wajahnya dan tangannya, karena beliau mengenakan jubah dari shuf (bulu domba) beliau tidak dapat mengeluarkan kedua tangan beliau, akhirnya beliau mengeluarkannya dari bawah jubahnya, kemudian beliau membasuh kedua lengannya dan mengusap kepalanya, lalu aku jongkok hendak melepas sepatunya, namun beliau bersabda: "Biarkanlah, karena aku mengenakan sepatu tersebut dalam kedaan suci." Lalu beliau sekedar mengusapnya

Urve b. Muğire'den, o babasından r.a. dedi ki: "Bir seferde iken bir gece Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte idim. Bana: Beraberinde su var mı; diye sordu. Ben: Evet deyince, bineğinden indi ve gece karanlığında onu göremeyeceği m bir yere ulaşıncaya kadar yürüdü. Sonra geldi, ben de onun üzerine matarayı boşalttım. Yüzünü ve elleriniyıkadı.

Üzerinde yün bir cübbe vardı. Kollarını ondan (yenıerinden) dışarıya çıkartamadı. Nihayet kollarını cübbenin alt tarafından çıkardı ve kollarını yıkadı. Sonra başına mesh etti. Daha sonra ben onun mestIerini çıkarmak için eğildim. Ama o: Onlara ilişme! Çünkü ben ayaklarım temiz (abdestii) iken o mestIeri giyinmiştim, dedi ve mestleri üzerine meshetti."

Fethu'l-Bari Açıklaması: 'Yün cübbe giyinmek." İbn Batta! dedi ki: Malik, giyecek başka bir şey bulan kimsenin yün giyinmesini mekruh görmüştür. Çünkü yün giymek suretiyle zahidlik gösferisinde bulunulur. Oysa iyi bir ameli saklı tutmak daha uygundur. Yine Malik şöyle demiştir: Alçak gönüllülük yün giyinmeye münhasır değildir. Aksine ondan daha ucuz, pamuk ve daha başka kumaşlar da vardır

5800Al-Miswar ibn MakhramahSahih

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنِ الْمِسْوَرِ بْنِ مَخْرَمَةَ

قَالَ قَسَمَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَقْبِيَةً، وَلَمْ يُعْطِ مَخْرَمَةَ شَيْئًا فَقَالَ مَخْرَمَةُ يَا بُنَىَّ انْطَلِقْ بِنَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَانْطَلَقْتُ مَعَهُ فَقَالَ ادْخُلْ فَادْعُهُ لِي. قَالَ فَدَعَوْتُهُ لَهُ، فَخَرَجَ إِلَيْهِ وَعَلَيْهِ قَبَاءٌ مِنْهَا فَقَالَ: «خَبَأْتُ هَذَا لَكَ». قَالَ فَنَظَرَ إِلَيْهِ فَقَالَ رَضِيَ مَخْرَمَةُ

The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) distributed some Qaba’s but he did not give anything to Makhrama. Makhrama said (to me), “O my son! Let us go to the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam).”

So I proceeded with him and he said, “Go in and call him ‘or me.’ So I called the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) for him The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) came out to him, wearing one of those Qaba’s and said, (to Makhrama), ‘I have kept this for you ‘ Makhrama looked at it and said, ‘Makhrama is satisfied now.’’’”

মিসওয়ার ইবনু মাখরামাহ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, একবার রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম কয়েকটি কাবা বণ্টন করেন, কিন্তু মাখরামাহকে কিছুই দিলেন না।

মাখরামাহ বললঃ হে আমার প্রিয় পুত্র! আমার সঙ্গে রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর কাছে চল। আমি তাঁর সঙ্গে গেলাম। তিনি বললেনঃ ভিতরে যাও এবং আমার জন্যে নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর কাছে আবেদন জানাও।

মিসওয়ার বলেনঃ আমি তাঁর জন্য আবেদন জানালে তিনি মাখরামাহর উদ্দেশে বের হয়ে আসলেন। তখন তাঁর পরনে ছিল রেশমী কাবা। তিনি বললেনঃ তোমার জন্য এটি আমি লুকিয়ে রেখেছিলাম।

মিসওয়ার বলেনঃ এরপর নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম তার দিকে তাকালেন এবং বললেনঃ মাখরামাহ খুশি হয়ে গেছে।

ہم سے قتیبہ بن سعید نے بیان کیا، کہا ہم سے لیث بن سعد نے بیان کیا، ان سے ابن ابی ملیکہ نے اور ان سے مسور بن مخرمہ رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے چند قبائیں تقسیم کیں اور مخرمہ رضی اللہ عنہ کو کچھ نہیں دیا تو مخرمہ رضی اللہ عنہ نے کہا بیٹے ہمیں رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم کے پاس لے چلو چنانچہ میں اپنے والد کو ساتھ لے کر چلا، انہوں نے مجھ سے کہا کہ اندر جاؤ اور نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم سے میرا ذکر کر دو۔

میں نے نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم سے مخرمہ رضی اللہ عنہ کا ذکر کیا تو آپ باہر تشریف لائے۔ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم انہیں قباؤں میں سے ایک قباء لیے ہوئے تھے۔ آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ یہ میں نے تمہارے ہی لیے رکھ چھوڑی تھی۔ مسور نے بیان کیا کہ مخرمہ رضی اللہ عنہ نے نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کی طرف دیکھا تو نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ مخرمہ خوش ہو گئے۔

Telah menceritakan kepada kami [Qutaibah bin Sa'id] telah menceritakan kepada kami [Al Laits] dari [Ibnu Abu Mulaikah] dari [Al Miswar bin Makhramah] dia berkata; Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam pernah membagi-bagikan aqbiah (sejenis jubah), namun beliau tidak memberi Makhramah sesuatu pun.

Makhramah lalu berkata, "Wahai anakku, mari ikut kami pergi menemui Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam." Maka aku pun pergi bersamanya. Makhramah berkata, "Masuk dan mintakanlah untukku."

Miswar berkata, "Aku lalu memintakannya, hingga beliau keluar menemuinya (Makhramah) dengan membawa Quba (sejenis jubah). Beliau bersabda: "Aku sembunyikan ini khusus untukmu." Makhramah pun melihat jubah tersebut dan berkata; "Makhramah telah ridla

Misver b. Mahreme'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem (ganimet olarak gelmiş) bazı kaftanları paylaştırdı. (Babam) Mahreme'ye ise bir şey vermedi. Bunun üzerine Mahreme: Oğlum, haydi seninle Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gidelim, dedi. Onunla beraber gittim.

Babam bana: İçeri gir de onu yanıma çağır, dedi. Ben de içeri girip onu babamın yanına çağırdım. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem üzerinde bu kaftanlardan birisi olduğu halde babamın yanına çıkıp geldi.

Ona: Bunu senin için sakladım, buyurdu. Mahreme'nin oğlu Misver dedi ki: Babam o kaftana baktı. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Mahreme razı oldu (mu), buyurdu

5801Uqbah ibn Amir al-JuhaniSahih

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ أَبِي الْخَيْرِ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ رضى الله عنه

أَنَّهُ قَالَ أُهْدِيَ لِرَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَرُّوجُ حَرِيرٍ، فَلَبِسَهُ، ثُمَّ صَلَّى فِيهِ، ثُمَّ انْصَرَفَ فَنَزَعَهُ نَزْعًا شَدِيدًا كَالْكَارِهِ لَهُ ثُمَّ قَالَ: «لَا يَنْبَغِي هَذَا لِلْمُتَّقِينَ». تَابَعَهُ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ عَنِ اللَّيْثِ، وَقَالَ غَيْرُهُ فَرُّوجٌ حَرِيرٌ

A silken Farruj was presented to the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) and he put it on and offered the prayer in it. When he finished the prayer, he took it off violently as if he disliked it and said, “This (garment) does not befit those who fear Allah!”

‘উকবাহ ইবনু ‘আমির (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, একবার রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম-কে একটি রেশমী কাবা হাদিয়া দেয়া হল। তিনি তা পরেন এবং তা পরে সালাত আদায় করেন। সালাত শেষে তিনি তা খুব জোরে খুলে ফেললেন, যেন এটি তিনি অপছন্দ করছেন। এরপর বললেনঃ মুত্তাকীদের জন্য এটা সাজে না। ‘আবদুল্লাহ ইবনু ইউসুফ, লায়স থেকে এ রকমই বর্ণনা করেছেন। অন্যেরা বলেছেনঃ ‘ফাররূজ হারীর’ হল ‘রেশমী কাপড়’। [৩৭৫; মুসলিম ১/৯৪, হাঃ ২১৬, আহমাদ ৮০২২, ৮৬২২]

ہم سے قتیبہ بن سعید نے بیان کیا، کہا ہم سے لیث بن سعد نے بیان کیا، ان سے یزید بن ابی حبیب نے، ان سے ابوالخیر نے اور ان سے عقبہ بن عامر رضی اللہ عنہ نے کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم کو ریشم کی فروج ( قباء ) ہدیہ میں دی گئی۔ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے اسے پہنا ( ریشم کا مردوں کے لیے حرمت کے حکم سے پہلے ) اور اسی کو پہنے ہوئے نماز پڑھی۔

پھر آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے اسے بڑی تیزی کے ساتھ اتار ڈالا جیسے آپ اس سے ناگواری محسوس کرتے ہوں پھر فرمایا کہ یہ متقیوں کے لیے مناسب نہیں ہے۔ اس روایت کی متابعت عبداللہ بن یوسف نے کی ان سے لیث نے اور عبداللہ بن یوسف کے علاوہ دوسروں نے کہا کہ «فروج حرير‏.‏» ۔

Telah menceritakan kepada kami [Qutaibah bin Sa'id] telah menceritakan kepada kami [Al Laits] dari [Yazid bin Abu Habib] dari [Abu Al Khair] dari ['Uqbah bin 'Amir] radliallahu 'anhu bahwa dia berkata; "Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam pernah diberi hadiah baju yang terbuat dari kain sutera, lalu beliau mengenakannya untuk shalat, seusai shalat beliau melepasnya dengan paksa seakan-akan beliau benci mengenakan baju tersebut, kemudian beliau bersabda: "Baju ini tidak layak dipakai oleh orang-orang yang bertakwa."

Hadits ini juga dikuatkan oleh [Abdullah bin Yusuf] dari [Al Laits], dan yang lainnya juga mengatakan; "Farraujun min hariirin (baju yang terbuat dari sutera)

Ukbe b. Amir r.a.'dan, dedi ki: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ipek bir ferruc (kaftan) hediye edildi, o da onu giyindi. Sonra onunla namaz kıldırdı. Daha sonra namazı bitirince -ondan hoşlanmamışçasına- hızlı bir şekilde onu üzerinden çıkardı, sonra da: Bu, takva sahiplerine yakışmaz, buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Arkasından yırtmacı olana ferruce denildiği de söylenmiştir."

Yani ferruce özel bir kaftan çeşididiL Kurtubi şöyle demektedir: Kaba ve ferruc denilen kaftanıarın her ikisi de yenıeri dar ve arkadan orta tarafı yırtmaçlı bir elbise olup yolculukta ve savaşta giyilir. Çünkü bu elbise ile hareket daha kolaydır.

"Üzerinde o kaftanlardan birisi bulunduğu halde babamın yanına çıkıp geldi.1I Mahreme kaftanı tamamıyla görsün diye onu omuzları üzerine koymuş olduğu halde geldi, anlamında söylenmiş olabilir. Derim ki: Bunun omuzları üzerinde olması dışında başka bir ihtimalinin söz konusu olmadığı söylenemez. Aksine elleri üzerinde açılmış vaziyette olması da yeterlidir.

Bu durumda onun bu ifadeleri kullanması, bütünün bir hakkında kullanılması kabilinden olur. Hatim yoluyla gelen rivayette: liBeraberinde bir kaftan bulunduğu halde ve onun güzelliklerini ona göstererek çıktılı denilmektedir. Hammad da hadisin sonunda: II(Mahreme'nin) huyunda bir parça sertlik vardı" fazlalığını eklemiş bulunmaktadır.

İbn Battal dedi ki: Hadisten şu sonuçlar çıkarılabilir: Dil ehlinin (etkileyici söz söyleyenlerin) ve onların durumunda olantarın kalpleri bağış ve güzel sözlerle kazanılır. Hibenin gerçekleşmesi için onu kabzetmek yeterlidir. Kurtubi, el-Mufhim adlı eserinde şunları söylemektedir: Takva sahiplerinden maksat, mu'minlerdir. Çünkü yüce Allah'tan korkup imanları ile ve O'na itaat ile O'ndan korkup mutlaki olanlar onlardır.

Başkaları ise şöyle demektedir: Muhtemelen bu ifade, bu emri yerine getirmek için mükellefin teşvik edilmesi içindir. Çünkü bu işi yapan bir kimsenin takva sahibi olmadığını işiten herhangi bir kimse, bundan bu işi ancak Allah'ın emirlerini hafife alan kimsenin yapabildiği sonucunu çıkartır. Böylelikle o takvalı olmamakla nitelendirilmemek için böyle bir işi yapmaktan çekinir, uzak durur.

Hadis, aynı zamanda kadınlardan farklı olarak, erkeklere ipek giymenin haram olduğuna da delil gösterilmiştir. Çünkü lafız, tercih edilen görüşe göre kadınları kapsamamaktadır. Kadınların tağlib yoluyla hitabın kapsamına girmeleri ise bir mecazdır. İpeğin onlara mubah olduğuna dair açık delillerin varid olmuş olması, bu ifadelerde mecazınkastedilmiş olmasına imkan bırakmamaktadır.

İleride yaklaşık on başlık sonra bu husus, ayrı bir başlıkta gelecektir, Ayrıca küçükçocuklara ipek giymenin haram olmadığına da delil gösterilmiştir. Çünkü çocukların takvalı olmakla nitelendirilmeleri söz konusu değildir. Cumhur, bay" ram gibi zamanlarda onlara ipekli elbise giydirmenin caiz olduğunu söylemiştir. Diğer günlerde ise Şafillere göre daha sahih kabul edilen görüşe göre hüküm yine böyledir.

Hanbellierde ise hüküm aksidir. Üçüncü bir görüşe göre de temyiz çağından sonra çocukların ipek giymeleri yasaklanır. Hadisten, bu tür elbiselere alışan ya da ihtiyaç duyan kimseler için dar elbiseler ve yırtmaçlı elbiseler giymekte kerahet olmadığı da anlaşılmaktadır

5802MutamirSahih

وَقَالَ لِي مُسَدَّدٌ حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ، سَمِعْتُ أَبِي

قَالَ، رَأَيْتُ عَلَى أَنَسٍ بُرْنُسًا أَصْفَرَ مِنْ خَزٍّ

I heard my father saying, “I saw Anas wearing a yellow hooded cloak of Khazz.”

মুসাদ্দাদ (রহ.) আমাকে বলেছেন যে, মু‘তামির বলেন, আমি আমার পিতাকে বলতে শুনেছি যে, তিনি আনাস (রাঃ) এর (মাথার) উপর হলুদ রেশমী টুপি দেখেছেন।

اور کہا مجھ سے مسدد نے اور کہا ہم سے معتمر نے کہ میں نے اپنے باپ سے سنا، کہا انہوں نے کہ میں نے انس رضی اللہ عنہ پر ریشمی زرد ٹوپی کو دیکھا۔

Mu'temir'den, dedi ki: "Ben babamı şöyle derken dinledim: Enes'in üzerinde kalın ipekten sarı renkli bir bomoz gördüm

5803Abdullah ibn UmarSahih

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ: حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ

أَنَّ رَجُلاً، قَالَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا يَلْبَسُ الْمُحْرِمُ مِنَ الثِّيَابِ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «لَا تَلْبَسُوا الْقُمُصَ، وَلَا الْعَمَائِمَ، وَلَا السَّرَاوِيلَاتِ، وَلَا الْبَرَانِسَ، وَلَا الْخِفَافَ، إِلاَّ أَحَدٌ لَا يَجِدُ النَّعْلَيْنِ، فَلْيَلْبَسْ خُفَّيْنِ، وَلْيَقْطَعْهُمَا أَسْفَلَ مِنَ الْكَعْبَيْنِ، وَلَا تَلْبَسُوا مِنَ الثِّيَابِ شَيْئًا مَسَّهُ زَعْفَرَانٌ وَلَا الْوَرْسُ»

A man said, “O Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam). What type of clothes should a Muhrim wear the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) replied, ‘Do not wear shirts, turbans trousers hooded cloaks or Khuffs (socks made from thick fabric or leather); but if someone cannot get sandals, then he can wear Khuffs after cutting them short below the ankles. Do not wear clothes touched by saffon or wars (two kinds of perfumes).’”

‘আবদুল্লাহ ইবনু ‘উমার (রাঃ) হতে বর্ণিত যে, এক ব্যক্তি বললঃ হে আল্লাহর রাসূল! মুহরিম কী কী পোশাক পরবে? রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বললেনঃ তোমরা জামা, পাগড়ী, পায়জামা, টুপি ও মোজা পরবে না। তবে যার জুতা নেই, সে শুধু মোজা পরতে পারবে, কিন্তু মোজা দু’টি পায়ের গোড়ালির নীচ থেকে কেটে ফেলবে। আর যা‘ফরান ও ওয়ার্স রং লেগেছে, এমন কাপড় পরবে না। [১৩৪]

ہم سے اسماعیل نے بیان کیا، انہوں نے کہا کہ مجھ سے امام مالک نے بیان کیا، ان سے نافع نے بیان کیا، ان سے عبداللہ بن عمر رضی اللہ عنہما نے بیان کیا کہ ایک شخص نے عرض کیا: یا رسول اللہ! محرم کس طرح کا کپڑا پہنے؟ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا ( محرم کے لیے ) کہ قمیص نہ پہنو، نہ عمامے، نہ پاجامے، نہ برنس اور نہ موزے البتہ اگر کسی کو چپل نہ ملے تو وہ ( چمڑے کے ) موزوں کو ٹخنہ سے نیچے تک کاٹ کر انہیں پہن سکتا ہے اور نہ کوئی ایسا کپڑا پہنو جس میں زعفران یا ورس لگایا گیا ہو۔

Telah menceritakan kepada kami [Isma'il] dia berkata; telah menceritakan kepadaku [Malik] dari [Nafi'] dari [Abdullah bin Umar] bahwa seorang laki-laki berkata; "Wahai Rasulullah, pakaian yang bagaimanakah yang dikenakan oleh orang yang berihram?"

Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam menjawab: "Ia tidak boleh memakai gamis (jubah), surban, celana panjang, baju panjang yang bertutup kepala, dan tidak memakai sepatu kecuali bagi orang yang tidak mendapatkan dua sandal, hendaknya ia memakai sepatu dan memotongnya hingga dibawah kedua mata kaki, dan janganlah kalian mengenakan pakaian yang dicampur dengan minyak za'faron dan tidak pula wars (sejenis tumbuhan yang berwarna kuning atau kunyit)

Abdullah b. Ömer'den rivayete göre "Bir adam: Ey Allah'ın Rasulü, ihramlı olan bir kimse hangi elbiseleri giyinebilir, diye sordu. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de şöyle buyurdu: Gömlekleri, sarıkıarı, donları, bornozları ve ayakkabıları giymeyiniz. Ancak herhangi bir kimse nalın bulamazsa o takdirde ayakkabı giysin ve onları topuklarının altından kessin.

Diğer taraftan zaferan ve alaçehre değmiş (boyanmış) herhangi bir elbise de giymeyiniz." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Bornozlar." Seleften bazı kimseler bornoz giymeyi mekruh görmüşlerdir. Çünkü bornoz, rahiplerin giydiği elbiselerdendi. Malikle bornoz giymek hakkında soru sorulmuş, o da: Onu giyinmekte bir sakınca yoktur. Hristiyanların giydiği elbiselerden olduğu söylenmiştir, diye cevap vermiştir.

(İmam Malik): Burada (Medine'de) bornoz giyilirdi, dedi. Abdullah b. Ebi Bekr de: Kurradan bornozu olmayan hiçbir kimse yoktur, demiştir

5804Ibn AbbasSahih

حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ جَابِرِ بْنِ زَيْدٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ

عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «مَنْ لَمْ يَجِدْ إِزَارًا فَلْيَلْبَسْ سَرَاوِيلَ، وَمَنْ لَمْ يَجِدْ نَعْلَيْنِ فَلْيَلْبَسْ خُفَّيْنِ»

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) said, “Whoever cannot get an Izar, can wear trousers, and whoever cannot wear sandals can wear Khuffs (socks made from thick fabric or leather).”

ইবনু ‘আব্বাস (রাঃ) হতে বর্ণিত। নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেছেনঃ যে লোকের ইযার নেই, সে যেন পায়জামা পরে; আর যার জুতা নেই, সে যেন মোজা পরে। [১৭৪০]

ہم سے ابونعیم نے بیان کیا، کہا ہم سے سفیان ثوری نے بیان کیا، ان سے عمرو نے، ان سے جابر بن زید نے اور ان سے عبداللہ بن عباس رضی اللہ عنہما نے بیان کیا کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے ( محرم کے بارے میں ) فرمایا ”جسے تہمد نہ ملے وہ پاجامہ پہنے اور جسے چپل نہ ملیں وہ موزے پہنیں۔“

Telah menceritakan kepada kami [Abu Nu'aim] telah menceritakan kepada kami [Sufyan] dari ['Amru] dari [Jabir bin Zaid] dari [Ibnu Abbas] dari Nabi shallallahu 'alaihi wasallam beliau bersabda: "Barangsiapa tidak mendapat sarung (ketika berihram), hendaknya ia mengenakan celana panjang, dan siapa yang tidak mendapatkan sandal, hendaknya ia mengenakan sepatu

[İbn Abbas r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Bir izar bulamayan bir kimse, sirva] giyinsin. Nalın bulamayan kimse de ayakkabı giyinsin

5805Abdullah ibn UmarSahih

حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا جُوَيْرِيَةُ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ

قَالَ قَامَ رَجُلٌ فَقَالَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا تَأْمُرُنَا أَنْ نَلْبَسَ إِذَا أَحْرَمْنَا. قَالَ: «لَا تَلْبَسُوا الْقَمِيصَ، وَالسَّرَاوِيلَ، وَالْعَمَائِمَ وَالْبَرَانِسَ، وَالْخِفَافَ، إِلاَّ أَنْ يَكُونَ رَجُلٌ لَيْسَ لَهُ نَعْلَانِ، فَلْيَلْبَسِ الْخُفَّيْنِ أَسْفَلَ مِنَ الْكَعْبَيْنِ، وَلَا تَلْبَسُوا شَيْئًا مِنَ الثِّيَابِ مَسَّهُ زَعْفَرَانٌ وَلَا وَرْسٌ»

A man got up and said, O Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam)! What do you order us to wear when we assume the state of Ihram? The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) replied, “Do not wear shirts, trousers, turbans, hooded cloaks or Khuffs (socks made from thick fabric or leather), but if a man has no sandals, he can wear Khuffs after cutting them short below the ankles; and do not wear clothes touched with (perfumes) of saffron or wars.”

‘আবদুল্লাহ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, এক ব্যক্তি দাঁড়িয়ে বললঃ হে আল্লাহর রাসূল! আমরা যখন ইহরাম বাঁধি, তখন কী পোশাক পরতে আমাদেরকে নির্দেশ দেন? তিনি বললেনঃ তোমরা জামা, পায়জামা, টুপি ও মোজা পরবে না। তবে যার জুতা নেই, সে পায়ের গোড়ালির নীচে পর্যন্ত মোজা পরবে। আর তোমরা এমন কোন কাপড়ই পরবে না, যাতে যা‘ফরান বা ওয়ার্স রং লেগেছে। [১৩৪]

ہم سے موسیٰ بن اسماعیل نے بیان کیا، انہوں نے کہا ہم سے جویریہ نے بیان کیا، ان سے نافع نے اور ان سے عبداللہ نے بیان کیا کہ ایک صاحب نے کھڑے ہو کر عرض کیا: یا رسول اللہ! احرام باندھنے کے بعد ہمیں کس چیز کے پہننے کا حکم ہے؟ فرمایا کہ قمیص نہ پہنو، نہ پاجامے، نہ عمامے، نہ برنس اور نہ موزے پہنو۔

البتہ اگر کسی کے پاس چپل نہ ہوں تو وہ چمڑے کے ایسے موزے پہنے جو ٹخنوں سے نیچے ہوں اور کوئی ایسا کپڑا نہ پہنو جس میں زعفران اور ورس لگا ہوا ہو۔

Telah menceritakan kepada kami [Musa bin Isma'il] telah menceritakan kepada kami [Juwairiyah] dari [Nafi'] dari [Abdullah] dia berkata; seorang laki-laki berdiri dan berkata; "Wahai Rasulullah, pakaian apakah yang engkau perintahkan untuk kami kenakan ketika berihram?"

beliau bersabda: "Janganlah kalian mengenakan gamis (jubah), celana panjang, surban, baju panjang yang bertutup kepala dan tidak pula sepatu kecuali jika seseorang tidak mendapatkan sandal, maka ia boleh mengenakan sepatu di bawah mata kaki, dan janganlah kalian mengenakan pakaian yang dicampuri dengan minyak za'faran dan tidak juga wars (sejenis tumbuhan yang berwarna kuning atau kunyit)

Abdullah'tan, dedi ki: "Bir adam ayağa kalkarak: Ey Allah'ın Rasulü, ihrama girdiğimiz takdirde ne giymemizi emredersin, diye sordu. Allah Rasulü: Gömlek, sirvalier, sarıklar, bornozlar ve ayakkabılar giymeyiniz. Ancak bir adamın iki nalını bulunmaz ise, o takdirde (konçları) topuklardan daha aşağıda olan ayakkabıları giyinsin. Diğer taraftan zaferan ve alaçehre değmiş (bunlarla boyanmış) hiçbir elbise giyinmeyin."

Fethu'l-Bari Açıklaması: "Sirvaııer." Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Suveyd b. Kays/tan bazı sirvaller satın aldığı da sahih olarak sabit olmuştur. Bunu dört Sünen sahibi ile Ahmed rivayet etmiş olup İbn Hibban; Suveyd'in rivayeti olarak sahih olduğunu belirtmiştir. Yine Ahmed bu hadisi Malik b. Umayra el-Esedi yoluyla rivayet etmiş ve şöyle demiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hicretinden önce geldim.

O benden bazı sirvaller satın aldı ve bana daha fazlasını verdi." Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, her ne kadar o çoğunlukla izar giyiniyar idi ise de, bunları gereksiz yere satın almış olamaz. İbnu/l-Kayyim, el-Hedy (Zadu'lMead) adlı eserinde şunları söylemektedir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem sirvalIeri satın almıştır. Göründüğü kadarıyla o sirvali giyinsin diye satın almıştır.

Daha sonra şunları söylemektedir: Bir hadiste onun sirval giyindiği de rivayet edilmiştir. Ashab onun zamanında ve onun izniyle sirval giyinirlerdi. Derim ki: Bütün bunlara dair deliller sözünü ettiğim rivayetlerden çıkartılmaktadır

5806Abdullah ibn UmarSahih

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ: سَمِعْتُ الزُّهْرِيَّ، قَالَ: أَخْبَرَنِي سَالِمٌ، عَنْ أَبِيهِ

عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «لَا يَلْبَسُ الْمُحْرِمُ الْقَمِيصَ، وَلَا الْعِمَامَةَ، وَلَا السَّرَاوِيلَ، وَلَا الْبُرْنُسَ، وَلَا ثَوْبًا مَسَّهُ زَعْفَرَانٌ، وَلَا وَرْسٌ، وَلَا الْخُفَّيْنِ، إِلاَّ لِمَنْ لَمْ يَجِدِ النَّعْلَيْنِ، فَإِنْ لَمْ يَجِدْهُمَا فَلْيَقْطَعْهُمَا أَسْفَلَ مِنَ الْكَعْبَيْنِ»

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) said, “A Muhrim should not wear a shirt, a turban, trousers, hooded cloaks, a garment touched with (perfumes) of saffron or wars, or Khuffs (socks made from thick fabric or leather) except if one has no sandals in which case he should cut short the Khuffs below the ankles.”

সালিমের পিতা হতে বর্ণিত। নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেছেনঃ মুহরিম জামা, পাগড়ী, পায়জামা ও টুপি পরতে পারবে না। যা‘ফরান ও ওয়ার্স রঞ্জিত কাপড়ও নয় এবং মোজাও নয়। তবে সে ব্যক্তি ছাড়া, যার জুতা নেই। যদি সে জুতা না পায় তাহলে দু’ মোজার পায়ের গোড়ালির নীচে থেকে কেটে নিবে। [১৩৪]

ہم سے علی بن عبداللہ مدینی نے بیان کیا، انہوں نے کہا ہم سے سفیان ثوری نے بیان کیا، انہوں نے کہا کہ میں نے زہری سے سنا، انہوں نے کہا کہ مجھے سالم نے خبر دی، انہیں ان کے والد (عبداللہ بن عمر رضی اللہ عنہما) نے خبر دی کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ محرم قمیص نہ پہنے , نہ عمامہ پہنے , نہ پاجامہ , نہ برنس اور نہ کوئی ایسا کپڑا پہنے جس میں زعفران اور ورس لگا ہو اور نہ موزے پہنے البتہ اگر کسی کو چپل نہ ملیں تو موزوں کو ٹخنوں کے نیچے تک کاٹ دے ( پھر پہنے ) ۔

Telah menceritakan kepada kami [Ali bin Abdullah] telah menceritakan kepada kami [Sufyan] dia berkata; aku mendengar [Az Zuhri], dia berkata; telah mengabarkan kepadaku [Salim] dari [Ayahnya] dari Nabi shallallahu 'alaihi wasallam beliau bersabda: "Janganlah seorang yang berihram mengenakan kain gamis (jubah), surban, celana panjang, baju lengan panjang yang bertutup kepala dan tidak pula pakaian yang tercampuri dengan minyak za'faran dan wars (sejenis tumbuhan berwarna kuning atau kunyit) serta tidak pula mengenakan sepatu, kecuali jika ia tidak mendapatkan sandal, dan harus memotongnya lebih rendah dari kedua mata kaki

Salim'den, o babasından, Q Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "İhramlı bir kimse gömlek, sarık , sirval ve bornoz ile za'feran ve vers değmiş (bunlar ile boyanmış) bir elbise ve ayakkabı giyinemez. Ancak nalın bulamayan kimse müstesna. Eğer n' Jır; Dulamayacak olursa, ayakkabıları topuklarının altından kessin."

Fethu'l-Bari Açıklaması: Sarık hakkında daha önce "büyüklenerek elbisesini yerde sürükleyen kimse" başlığının sonlarında yer alan hadis geçmiş bulunmaktadır. Amr b. el-Hureys'in rivayet ettiği hadiste de şöyle dediği nakledilmiştir: "Ben sanki Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i üzerinde bir ucunu omuzları arasına sarkıtmış olduğu siyah bir sarık bulunduğu halde görür gibiyim."

Hadisi Müslim rivayet etmiştir. Rükane'den de hadisi Nebie ref' ederek: "Bizimle müşrikler arasındaki fark, sarıklardır" dediği rivayet edilmiştir. Bu hadisi Ebu Davud ve Tirmizi nakletmiştir. İbn Ömer'den rivayete göre "Resulullah sallallilhu a1eyhi ve sellem sarık sardığı takdirde sarığını omuzları arasına sarkıtırcl!." Hadisi Tirmizi rivayet etmiştir.

Yine Tirmizi'de rivayet edildiğine göre İbn Ömer, el-Kasım ve Salim de böyle yaparlal'dı. Malik ise şöyle demiştir: Bu işi (sarığın bir ucunu omuzlar arasına sarkıtmayı) Amir b. Abdullah b. ez-Zubeyr'den başka yapanı görmemiştir. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır

5807Aishah bint Abi BakrSahih

حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُوسَى، أَخْبَرَنَا هِشَامٌ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ رضى الله عنها

قَالَتْ هَاجَرَ إِلَى الْحَبَشَةِ نَاسٌ مِنَ الْمُسْلِمِينَ، وَتَجَهَّزَ أَبُو بَكْرٍ مُهَاجِرًا، فَقَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «عَلَى رِسْلِكَ، فَإِنِّي أَرْجُو أَنْ يُؤْذَنَ لِي».

فَقَالَ أَبُو بَكْرٍ أَوَ تَرْجُوهُ بِأَبِي أَنْتَ قَالَ: «نَعَمْ». فَحَبَسَ أَبُو بَكْرٍ نَفْسَهُ عَلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لِصُحْبَتِهِ، وَعَلَفَ رَاحِلَتَيْنِ كَانَتَا عِنْدَهُ وَرَقَ السَّمُرِ أَرْبَعَةَ أَشْهُرٍ. …

قَالَ عُرْوَةُ قَالَتْ عَائِشَةُ فَبَيْنَا نَحْنُ يَوْمًا جُلُوسٌ فِي بَيْتِنَا فِي نَحْرِ الظَّهِيرَةِ فَقَالَ قَائِلٌ لأَبِي بَكْرٍ هَذَا رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مُقْبِلاً مُتَقَنِّعًا، فِي سَاعَةٍ لَمْ يَكُنْ يَأْتِينَا فِيهَا.

قَالَ أَبُو بَكْرٍ فِدًا لَهُ بِأَبِي وَأُمِّي، وَاللَّهِ إِنْ جَاءَ بِهِ فِي هَذِهِ السَّاعَةِ إِلاَّ لأَمْرٍ. فَجَاءَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَاسْتَأْذَنَ، فَأَذِنَ لَهُ فَدَخَلَ، فَقَالَ حِينَ دَخَلَ لأَبِي بَكْرٍ «أَخْرِجْ مَنْ عِنْدَكَ».

قَالَ: إِنَّمَا هُمْ أَهْلُكَ بِأَبِي أَنْتَ يَا رَسُولَ اللَّهِ. قَالَ: «فَإِنِّي قَدْ أُذِنَ لِي فِي الْخُرُوجِ». قَالَ فَالصُّحْبَةُ بِأَبِي أَنْتَ يَا رَسُولَ اللَّهِ.

قَالَ: «نَعَمْ». قَالَ فَخُذْ بِأَبِي أَنْتَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِحْدَى رَاحِلَتَىَّ هَاتَيْنِ. قَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «بِالثَّمَنِ».

قَالَتْ فَجَهَّزْنَاهُمَا أَحَثَّ الْجِهَازِ، وَضَعْنَا لَهُمَا سُفْرَةً فِي جِرَابٍ، فَقَطَعَتْ أَسْمَاءُ بِنْتُ أَبِي بَكْرٍ قِطْعَةً مِنْ نِطَاقِهَا، فَأَوْكَتْ بِهِ الْجِرَابَ، وَلِذَلِكَ كَانَتْ تُسَمَّى ذَاتَ النِّطَاقِ، ثُمَّ لَحِقَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَأَبُو بَكْرٍ بِغَارٍ فِي جَبَلٍ يُقَالُ لَهُ ثَوْرٌ،

فَمَكُثَ فِيهِ ثَلَاثَ لَيَالٍ يَبِيتُ عِنْدَهُمَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي بَكْرٍ، وَهْوَ غُلَامٌ شَابٌّ لَقِنٌ ثَقِفٌ، فَيَرْحَلُ مِنْ عِنْدِهِمَا سَحَرًا، فَيُصْبِحُ مَعَ قُرَيْشٍ بِمَكَّةَ كَبَائِتٍ، فَلَا يَسْمَعُ أَمْرًا يُكَادَانِ بِهِ إِلاَّ وَعَاهُ، حَتَّى يَأْتِيَهُمَا بِخَبَرِ ذَلِكَ حِينَ يَخْتَلِطُ الظَّلَامُ،

وَيَرْعَى عَلَيْهِمَا عَامِرُ بْنُ فُهَيْرَةَ مَوْلَى أَبِي بَكْرٍ مِنْحَةً مِنْ غَنَمٍ، فَيُرِيحُهَا عَلَيْهِمَا حِينَ تَذْهَبُ سَاعَةٌ مِنَ الْعِشَاءِ، فَيَبِيتَانِ فِي رِسْلِهَا حَتَّى يَنْعِقَ بِهَا عَامِرُ بْنُ فُهَيْرَةَ بِغَلَسٍ، يَفْعَلُ ذَلِكَ كُلَّ لَيْلَةٍ مِنْ تِلْكَ اللَّيَالِي الثَّلَاثِ

Some Muslim men emigrated to Ethiopia whereupon Abu Bakr also prepared himself for the emigration, but the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) said (to him), “Wait, for I hope that Allah will allow me also to emigrate.”

Abu Bakr said, “Let my father and mother be sacrificed for you. Do you hope that (emigration)?” The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) said, ‘Yes.’ So Abu Bakr waited to accompany the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) and fed two she-camels he had on the leaves of As-Samur tree regularly for four months One day while we were sitting in our house at midday, someone said to Abu Bakr, “Here is the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam), coming with his head and a part of his face covered with a cloth-covering at an hour he never used to come to us.” …

Abu Bakr said, “Let my father and mother be sacrificed for you, (O Prophet)! An urgent matter must have brought you here at this hour.” The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) came and asked the permission to enter, and he was allowed.

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) entered and said to Abu Bakr, “Let those who are with you, go out.” Abu Bakr replied, “(There is no stranger); they are your family. Let my father be sacrificed for you, O Messenger of Allah!”

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) said, “I have been allowed to leave (Mecca).” Abu Bakr said, “ I shall accompany you, O Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam), Let my father be sacrificed for you!”

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) said, “Yes,” Abu Bakr said, ‘O Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam)! Let my father be sacrificed for you. Take one of these two shecamels of mine’ The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) said. I will take it only after paying its price. So we prepared their baggage and put their journey food In a leather bag.

And Asma’ bint Abu Bakr cut a piece of her girdle and tied the mouth of the leather bag with it. That is why she was called Dhatan- Nitaqaln. Then the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) and Abu Bakr went to a cave in a mountain called Thawr and remained there for three nights. Abdullah ibn Abu Bakr. who was a young intelligent man.

used to stay with them at night and leave before dawn so that in the morning, he would he with the Quraish at Mecca as if he had spent the night among them. If he heard of any plot contrived by the Quraish against the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) and Abu Bakr, he would understand it and (return to) inform them of it when it became dark.

Amir ibn Fuhaira, the freed slave of Abu Bakr used to graze a flock of milch sheep for them and he used to take those sheep to them when an hour had passed after the Isha prayer. They would sleep soundly till Amir ibn Fuhaira awakened them when it was still dark. He used to do that in each of those three nights.

‘আয়িশাহ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, কতক মুসলিম হাবশায় হিজরাত করেন। এ সময় আবূ বাকর (রাঃ) হিজরাত করার প্রস্তুতি গ্রহণ করেন। নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বললেনঃ তুমি একটু অপেক্ষা কর; কেননা মনে হয় আমাকেও (হিজরাতের) হুকুম দেয়া হবে।

আবূ বাকর বললেনঃ আমার পিতা আপনার উপর কুরবান হোক, আপনিও কি এ আশা পোষণ করেন? তিনি বললেনঃ হাঁ। আবূ বাকর নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর সঙ্গ লাভের আশায় নিজেকে সংবরণ করে রাখেন এবং তাঁর অধীনস্থ দু’টি সাওয়ারীকে চার মাস যাবৎ সামূর গাছের পাতা খাওয়ান। …

‘উরওয়াহ রাহ.) বর্ণনা করেন, ‘আয়িশাহ (রাঃ) বলেছেন যে, একদিন ঠিক দুপুরের সময় আমরা আমাদের ঘরে বসে আছি। এ সময় এক লোক আবূ বাকর (রাঃ)-কে বলল, এই যে রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম মুখমন্ডল ঢেকে এগিয়ে আসছেন। এমন সময় তিনি এসেছেন, যে সময় তিনি সাধারণতঃ আমাদের কাছে আসেন না।

আবূ বাকর (রাঃ) বললেনঃ আমার মা-বাপ তাঁর উপর কুরবান হোক, আল্লাহর কসম! এমন সময় তিনি একটি গুরুত্বপূর্ণ বিষয় নিয়েই এসে থাকবেন। নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম আসলেন। তিনি অনুমতি চাইলেন। তাঁকে অনুমতি দেয়া হল। তিনি প্রবেশ করলেন।

প্রবেশের সময় আবূ বাকর (রাঃ)-কে বললেনঃ তোমার কাছে যারা আছে তাদের হটিয়ে দাও। তিনি বললেনঃ আমার পিতা আপনার উপর কুরবান হোক, হে আল্লাহর রাসূল! এরা তো আপনারই পরিবারস্থ লোক।

নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বললেনঃ আমাকে মক্কা থেকে বের হওয়ার অনুমতি দেয়া হয়েছে। আবূ বাকর বললেনঃ তাহলে আমি কি আপনার সঙ্গী হব? হে আল্লাহর রাসূল! আমার পিতা-মাতা আপনার উপর কুরবান হোক।

তিনি বললেনঃ হাঁ। আবূ বাকর (রাঃ) বললেনঃ হে আল্লাহর রাসূল! আপনি আমার এ দু’টি সাওয়ারীর একটি গ্রহণ করুন। নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বললেনঃ মূল্যের বিনিময়ে (নিব)।

‘আয়িশাহ (রাঃ) বলেনঃ তাদের উভয়ের জন্যে সফরের জিনিসপত্র প্রস্তুত করলাম এবং সফরকালের নাস্তা তৈরী করে একটি চামড়ার থলের মধ্যে রাখলাম। আবূ বাকর -এর কন্যা আসমা তাঁর উড়নার এক অংশ ছিঁড়ে থলের মুখ বেঁধে দিল। এ কারণে তাকে যাতুন্ নিতাক উড়না ওয়ালী) নামে ডাকা হত। এরপর নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম ও আবূ বাকর ‘সাওর’ নামক পর্বত গুহায় পৌঁছেন।

সেখানে তিন রাত কাটান। আবূ বাকর -এর পুত্র ‘আবদুল্লাহ তাঁদের সঙ্গে রাত্রি কাটাতেন। তিনি ছিলেন সুচতুর বুদ্ধিসম্পন্ন যুবক। তিনি তাঁদের নিকট হতে রাতের শেষ ভাগে চলে আসতেন এবং ভোর বেলা কুরাইশদের সাথে মিশে যেতেন, যেন তাদের মধ্যেই তিনি রাত কাটিয়েছেন। তিনি কারও থেকে পার্শ্ববর্তী স্থানে কিছু শুনলে তা মনে রাখতেন এবং রাতের আঁধার ছড়িয়ে পড়লে দিনের সব খবর নিয়ে তিনি তাদের দু’জনের কাছে পৌঁছে দিতেন।

আবূ বাকর -এর দাস ‘আমির ইবনু ফুহাইরা তাঁদের আশে পাশে দুধওয়ালা বকরী চরাতেন, রাতের এক ঘণ্টা পার হলে সে তাঁদের নিকট ছাগল নিয়ে যেত (দুধ পান করাবার জন্যে)। তাঁরা দু’জনে (‘আমির ও ‘আবদুল্লাহ) গুহাতেই রাত কাটাতেন। ভোরে আঁধার থাকতেই ‘আমির ইবনু ফুহাইরা ছাগল নিয়ে চলে আসতেন। ঐ তিন রাতের প্রতি রাতেই তিনি এমন করতেন। [৪৭৬]

ہم سے ابراہیم بن موسیٰ نے بیان کیا، کہا ہم کو ہشام بن عروہ نے خبر دی، انہیں معمر نے، انہیں زہری نے، انہیں عروہ نے اور ان سے عائشہ رضی اللہ عنہا نے بیان کیا کہ بہت سے مسلمان حبشہ ہجرت کر کے چلے گئے اور ابوبکر رضی اللہ عنہ بھی ہجرت کی تیاریاں کرنے لگے لیکن نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ ابھی ٹھہر جاؤ کیونکہ مجھے بھی امید ہے کہ مجھے ( ہجرت کی ) اجازت دی جائے گی۔

ابوبکر رضی اللہ عنہ نے عرض کیا: کیا آپ کو بھی امید ہے؟ میرا باپ آپ پر قربان۔ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ ہاں۔ چنانچہ ابوبکر رضی اللہ عنہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کے ساتھ رہنے کے خیال سے رک گئے اور اپنی دو اونٹنیوں کو ببول کے پتے کھلا کر چار مہینے تک انہیں خوب تیار کرتے رہے۔ …

عروہ نے بیان کیا کہ عائشہ رضی اللہ عنہا نے کہا ہم ایک دن دوپہر کے وقت اپنے گھر میں بیٹھے ہوئے تھے کہ ایک شخص نے ابوبکر رضی اللہ عنہ سے کہا رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم سر ڈھکے ہوئے تشریف لا رہے ہیں۔ اس وقت عموماً نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم ہمارے یہاں تشریف نہیں لاتے تھے۔

ابوبکر رضی اللہ عنہ نے کہا میرے ماں باپ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم پر قربان ہوں، نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم ایسے وقت کسی وجہ ہی سے تشریف لا سکتے ہیں۔ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے مکان پر پہنچ کر اجازت چاہی اور ابوبکر صدیق رضی اللہ عنہ نے انہیں اجازت دی۔

نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم اندر تشریف لائے اور اندر داخل ہوتے ہی ابوبکر رضی اللہ عنہ سے فرمایا کہ جو لوگ تمہارے پاس اس وقت ہیں انہیں اٹھا دو۔ ابوبکر صدیق رضی اللہ عنہ نے عرض کی میرا باپ آپ پر قربان ہو یا رسول اللہ! یہ سب آپ کے گھر ہی کے افراد ہیں۔

نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ مجھے ہجرت کی اجازت مل گئی ہے۔ ابوبکر صدیق رضی اللہ عنہ نے عرض کی پھر یا رسول اللہ! مجھے رفاقت کا شرف حاصل رہے گا؟ آپ نے فرمایا کہ ہاں۔ عرض کی یا رسول اللہ! میرے باپ آپ پر قربان ہوں ان دو اونٹنیوں میں سے ایک آپ لے لیں۔

نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا لیکن قیمت سے۔ عائشہ رضی اللہ عنہا نے بیان کیا کہ پھر ہم نے بہت جلدی جلدی سامان سفر تیار کیا اور سفر کا ناشتہ ایک تھیلے میں رکھا۔ اسماء بنت ابی بکر رضی اللہ عنہا نے اپنے پٹکے کے ایک ٹکڑے سے تھیلہ کے منہ کو باندھا۔

اسی وجہ سے انہیں ”ذات النطاق“ ( پٹکے والی ) کہنے لگے۔ پھر نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم اور ابوبکر رضی اللہ عنہ ثور نامی پہاڑ کی ایک غار میں جا کر چھپ گئے اور تین دن تک اسی میں ٹھہرے رہے۔ عبداللہ بن ابی بکر رضی اللہ عنہما رات آپ حضرات کے پاس ہی گزارتے تھے۔

وہ نوجوان ذہین اور سمجھدار تھے۔ صبح تڑکے میں وہاں سے چل دیتے تھے اور صبح ہوتے ہوتے مکہ کے قریش میں پہنچ جاتے تھے۔ جیسے رات میں مکہ ہی میں رہے ہوں۔ مکہ مکرمہ میں جو بات بھی ان حضرات کے خلاف ہوتی اسے محفوظ رکھتے اور جوں ہی رات کا اندھیرا چھا جاتا غار ثور میں ان حضرات کے پاس پہنچ کر تمام تفصیلات کی اطلاع دیتے۔

ابوبکر رضی اللہ عنہ کے مولیٰ عامر بن فہیرہ رضی اللہ عنہ دودھ دینے والی بکریاں چراتے تھے اور جب رات کا ایک حصہ گزر جاتا تو ان بکریوں کو غار ثور کی طرف ہانک لاتے تھے۔ آپ حضرات بکریوں کے دودھ پر رات گزارتے اور صبح کی پو پھٹتے ہی عامر بن فہیرہ رضی اللہ عنہ وہاں سے روانہ ہو جاتے۔ ان تین راتوں میں انہوں نے ہر رات ایسا ہی کیا۔

Telah menceritakan kepada kami [Ibrahim bin Musa] telah mengabarkan kepada kami [Hisyam] dari [Ma'mar] dari [Az Zuhri] dari ['Urwah] dari [Aisyah] radliallahu 'anha dia berkata; "Kaum Muslimin berhijrah ke negeri Habsyah, sementara Abu Bakar tengah mempersiapkan dirinya untuk berhijrah, maka Nabi shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Tunggulah, dan aku berharap supaya diizinkan untuk berhijrah."

Lantas Abu Bakar berkata; "Demi ayahku, apakah engkau berharap seperti itu?" beliau menjawab; "Ya." Maka Abu Bakr mengurungkan dirinya supaya dapat menyertai Nabi shallallahu 'alaihi wasallam berhijrah, dia pun memberi makan kedua untanya dengan dedaunan selama empat bulan, Urwah berkata; Aisyah melanjutkan; "Di waktu menjelang siang, ketika kami sedang duduk-duduk di rumah, tiba-tiba seseorang berkata kepada Abu Bakr; "Ini Nabi shallallahu 'alaihi wasallam ingin bertemu, dan beliau datang sambil menutupi sebagian kepala dan wajah beliau, dan beliau tidak pernah datang kepada kami di saat-saat seperti itu." …

Abu Bakr berkata; Demi ayah dan ibuku sebagai tebusannya, tidaklah beliau datang di waktu-waktu seperti ini melainkan ada sesuatu yang sangat penting." Lalu Nabi shallallahu 'alaihi wasallam datang dan meminta izin, maka Abu Bakr pun mengizinkannya masuk.

Ketika beliau masuk, beliau berkata kepada Abu Bakr; "Suruhlah orang-orang yang ada di sini untuk keluar." Abu Bakr menjawab; "Demi ayahmu wahai Rasulullah, mereka semua adalah keluarga anda."

Beliau bersabda: "Sesungguhnya aku telah diizinkan untuk keluar (hijrah)." Abu Bakr berkata; "Demi ayah dan ibuku, apakah aku yang menyertai engkau wahai Rasulullah?"

beliau menjawab; "Ya." Abu Bakr berkata; "Kalau begitu, demi ayahku, ambillah salah satu tunggangan ini wahai Rasulullah." Nabi shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Yang terbaik." Aisyah melanjutkan; "Lalu kami mempersiapkan untuknya bekal dengan cepat dan sigap, kami membuat untuk keduanya Sufroh (tempat membawa makanan untuk musafir) dalam Jirab (bejana tempat menaruh perbekalan)."

Kemudian Asma' binti Abu Bakr memotong ikat pinggangnya, dan mengikatkan ke bejana tersebut. Dari situlah ia dinamai dengan dzatunnithaq (yang memiliki ikat pinggang). Kemudian, Rasulullah shallaallahu 'alaihi wa sallam dan Abu Bakr berangkat menuju gua di salah satu pegunungan yang dikenal dengan nama Tsur, mereka tinggal di sana selama tiga malam.

Sementara Abdullah bin Abu Bakr juga ikut menginap bersama keduanya, dia adalah seorang pemuda yang cerdas dan berwawasan tinggi, ketika menjelang waktu sahur dia keluar (dari gua) dan berbaur dengan orang-orang Quraisy Makkah di pagi harinya untuk mencari informasi, dan tidaklah seseorang mendengar perkara tersebut melainkan ia akan menyimpan rahasia tersebut dan datang kepada keduanya untuk menyampaikan berita ketika malam telah gelap,

sementara 'Amir bin Fuhairah bekas budak Abu Bakr sebagai penggembala domba untuk menghilangkan jejak, ia berangkat pada waktu Isya' dan bermalam di tempat penggembalaan sampai 'Amir bin Fuhairah datang membangunkannya di akhir malam (menjelang subuh), hal itu ia lakukan setiap malam hingga berlalu tiga malam

Aişe r.anha'dan, dedi ki: "Habeşistan'a Müslümanlardan birtakım erkekler hicret etti. Ebu Bekir de hicret etmek üzere hazırlandı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona: Acele etme! Çünkü ben bana da (hicret etmek için) izin verileceğini ümit ediyorum, dedi. Bu sefer Ebu Bekir: Onu ben de ümit edebilir miyim, babam sana feda olsun, dedi.

Allah Rasulü: Evet, dedi. Bunun üzerine Ebu Bekir de Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile arkadaşlık etmek üzere hicret etmekten vazgeçti. Yanında bulunan iki bineğe de dört ay boyunca semura ağacı yapraklarını yem olarak verdi." …

Urve dedi ki: Aişe dedi ki: "Bir gün biz öğle sıcağında evimizde oturuyor iken birisi Ebu Bekir'e: İşte Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem başını ve yüzünün büyük bir bölümünü örtmüş olarak geliyor, dedi. Rasulullah'ın o saatte bize gelmek adeti yoktu. Bunun üzerine Ebu Bekir: Babam anam sana feda olsun, Allah'a yemin ederim o bu saatte ancak önemli bir iş için gelmiş olabilir, dedi.

Nihayet Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem gelip izin istedi, Ebu Bekir de ona izin verdi. Nebi içeri girdi, içeri girince Ebu Bekir'e: Yanında kim varsa dışarı çıkar, dedi. O: Burada bulunanlar senin ailendir, babam sana feda olsun ey Allah'ın Rasulü, dedi.

Allah Rasulü: Hicret etmek üzere çıkmama izin verildi, dedi. Ebu Bekir: Babam sana feda olsun ey Allah'ın Rasulü, seninle yol arkadaşlığı yapacak mıyım, dedi. Allah Rasulü: Evet, dedi. Ebu Bekir: Babam sana feda olsun, ey Allah'ın Rasulü, bu iki binek devemden birisini al, dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Ancak bedeli karşılığında (alınm), buyurdu."

Aişe devamla dedi ki: "Onları en hızlı bir şekilde yola hazırladık. Azıklarını bir sofra ile bir dağarcık içinde koydu k. Ebu Bekir'in kızı Esma, belindeki kuşağından bir parça koparıp dağarcığın ağzını kapattı. Bundan dolayı o Zatu'nNitakayn diye adlandırılmıştır. Sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile Ebu Bekir Sevr adındaki bir dağda bulunan bir mağaraya gittiler.

O mağarada üç gün kaldllar.Abdullah b. Ebi Bekr -ki o genç, anlayışlı ve kavrayışlı birisi idi- geceleyin yanlarında kalıyor, seher vakti yanlarından ayrılıyor, geceyi Mekke'de geçirmiş gibi Kureyş'le birlikte sabahlıyordu. Kureyşlilerin o ikisi hakkında düşündüklerini, duyduğu her bir kötü planı mutlaka beller ve nihayet karanlık bastırınca bunu haber olarak onlara ulaştırırdı.

Ebu Bekir'in kölesi Amir b. Fuheyre de onların yakınlarında sağmal bazı koyunlar otlatır ve gece bir süre ilerledikten sonra koyunları yanlarına götürürdü. Böylelikle her ikisi de sabah aydınlığına doğru Amir b. Fuheyre kendilerine seslenineeye kadar rahat bir şekilde geceyi geçirirlerdi. Mağarada bulundukları o üç gecenin üçünde de hep bunu yaptı."

Fethu'l-Bari Açıklaması: "Başı ve yüzün büyük bir bölümünü örtmek." Tekannu': Başı ve yüzün büyük bir bölümünü rida ya da başka şeyle örtmek demektir. el-İsmail! dedi ki: Hadiste söz konusu edilen başını bağlaması, tekannu' denilen örtünme kısmına girmez. Çünkü tekannu' başı örtmektir. İsabe ise sarığın kuşattığı yer üzerine bir bez bağlayıp çatmak demektir.

Derim ki: Her iki şekil arasındaki ortak şey, sarığın üzerinde başa fazladan bir şey koymaktır. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır

5808Anas ibn MalikSahih

حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَنَسٍ رضى الله عنه

أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ دَخَلَ مَكَّةَ عَامَ الْفَتْحِ وَعَلَى رَأْسِهِ الْمِغْفَرُ

In the year of the conquest of Mecca the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) entered Mecca, wearing a helmet on his head.

আনাস ইবনু মালিক (রাঃ) হতে বর্ণিত। নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম মক্কা বিজয়ের বছর যখন মক্কায় প্রবেশ করেন, তখন তাঁর মাথার উপর লৌহ শিরস্ত্রাণ ছিল। [১৮৪৬]

ہم سے ابوالولید نے بیان کیا، کہا ہم سے امام مالک نے بیان کیا، ان سے زہری نے اور ان سے انس رضی اللہ عنہ نے کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم فتح مکہ کے سال ( مکہ مکرمہ میں ) داخل ہوئے تو آپ کے سر پر خود تھی۔

Telah menceritakan kepada kami [Abu Al Walid] telah menceritakan kepada kami [Malik] dari [Az Zuhri] dari [Anas] radliallahu 'anhu bahwa Nabi shallallahu 'alaihi wasallam masuk kota Makkah ketika penaklukan kota Makkah dengan mengenakan topi baju besi di kepalanya

Enes r.a.'dan rivayete göre, "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem fetih yılı, başında miğfer bulunduğu halde Mekke'ye girmiştir." Buna dair açıklamalar ve başlıkta yer alan Enes'in hadisi ile ilgili bilgiler yeteri kadarıyla Meğazi bölümünde (4286.hadiste) geçmiş bulunmaktadır

5809Anas ibn MalikSahih

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ: حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ

قَالَ كُنْتُ أَمْشِي مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَعَلَيْهِ بُرْدٌ نَجْرَانِيٌّ غَلِيظُ الْحَاشِيَةِ، فَأَدْرَكَهُ أَعْرَابِيٌّ فَجَبَذَهُ بِرِدَائِهِ جَبْذَةً شَدِيدَةً، حَتَّى نَظَرْتُ إِلَى صَفْحَةِ عَاتِقِ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَدْ أَثَّرَتْ بِهَا حَاشِيَةُ الْبُرْدِ مِنْ شِدَّةِ جَبْذَتِهِ، ثُمَّ قَالَ: يَا مُحَمَّدُ مُرْ لِي مِنْ مَالِ اللَّهِ الَّذِي عِنْدَكَ.

فَالْتَفَتَ إِلَيْهِ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ثُمَّ ضَحِكَ ثُمَّ أَمَرَ لَهُ بِعَطَاءٍ

Once I was walking with the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) and he was wearing a Najram Burd with thick margin. A bedouin followed him and pulled his Burd so violently that I noticed the side of the shoulder of the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) affected by the margin of the Burd because of that violent pull.

The Bedouin said, “O Muhammad! Give me some of Allah’s wealth which is with you.” The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) turned and looked at him, and smiling, ‘he ordered that he be given something.’

আনাস ইবনু মালিক (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, আমি রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর সঙ্গে চলছিলাম। এ সময় তাঁর পরনে চওড়া পাড়ওয়ালা একটি নাজরানী ডোরাদার চাদর ছিল। একজন বেদুঈন তাঁর কাছে এলো। সে তাঁর চাদর ধরে খুব জোরে টান দিল। এমন কি আমি দেখতে পেলাম রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর কাঁধে চাদরের পাড়ের দাগ পড়ে গেছে।

তারপর সে বললঃ হে মুহাম্মাদ! আপনার নিকট আল্লাহর যে সম্পদ আছে, তা থেকে আমাকে কিছু দিতে বলুন। রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম তার দিকে ফিরে তাকিয়ে হাসলেন এবং তাকে কিছু দান করার নির্দেশ দিলেন। [৩১৪৯]

ہم سے اسماعیل بن عبداللہ نے بیان کیا، کہا کہ مجھ سے امام مالک نے بیان کیا، ان سے اسحاق بن عبداللہ بن ابی طلحہ نے اور ان سے انس بن مالک رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ میں رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم کے ساتھ چل رہا تھا۔ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کے جسم مبارک پر ( یمن کے ) نجران کی بنی ہوئی موٹے حاشیے کی ایک چادر تھی۔

اتنے میں ایک دیہاتی آ گیا اور اس نے نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کی چادر کو پکڑ کر اتنی زور سے کھینچا کہ میں نے نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کے مونڈھے پر دیکھا کہ اس کے زور سے کھینچنے کی وجہ سے نشان پڑ گیا تھا۔

پھر اس نے کہا: اے محمد! مجھے اس مال میں سے دیئے جانے کا حکم کیجیئے جو اللہ کا مال آپ کے پاس ہے۔ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم اس کی طرف متوجہ ہوئے اور مسکرائے اور آپ نے اسے دیئے جانے کا حکم فرمایا۔

Telah menceritakan kepada kami [Isma'il bin Abdullah] dia berkata; telah menceritakan kepadaku [Malik] dari [Ishaq bin Abdullah bin Abu Thalhah] dari [Anas bin Malik] dia berkata; "Saya berjalan bersama Rasulullah Shallallahu'alaihi wa Sallam, ketika itu beliau mengenakan kain (selimut) Najran yang tebal ujungnya, lalu ada seorang Arab badui (dusun) yang menemui beliau.

Langsung ditariknya Rasulullah dengan kuat hingga saya melihat permukaan bahu beliau membekas lantaran ujung selimut akibat tarikan Arab badui yang kasar. Arab badui tersebut berkata; "Wahai Muhammad berikan kepadaku dari harta yang diberikan Allah padamu", maka Rasulullah Shallallahu'alaihi wa Sallam menoleh kepadanya diiringi senyum serta menyuruh salah seorang sahabat untuk memberikan sesuatu kepadanya

Enes b. Malik'ten, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte yürüyordum. Üzerinde kenarları kalın ve saçaklı bir Necran burdu vardı. Bedevi bir Arap ona yetişerek ridasından oldukça şiddetli bir şekilde çekiştirdi. Hatta ben Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in boynu ile omuzları arasına baktım da burdun kenarının boynunda iz bıraktığın!

gördüm. Daha sonra bedevi: Ey Muhammed, yanında bulunan Allah'ın malından bana bir şeyler verilmesi için emir ver, dedi. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona baktı, sonra güldü, sonra da ona bir bağışta bulunulmasını emir buyurdu

5810Sahl ibn Sad as-SaidiSahih

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ

قَالَ جَاءَتِ امْرَأَةٌ بِبُرْدَةٍ قَالَ سَهْلٌ هَلْ تَدْرِي مَا الْبُرْدَةُ قَالَ: نَعَمْ هِيَ الشَّمْلَةُ، مَنْسُوجٌ فِي حَاشِيَتِهَا قَالَتْ: يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي نَسَجْتُ هَذِهِ بِيَدِي أَكْسُوكَهَا. فَأَخَذَهَا رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مُحْتَاجًا إِلَيْهَا، فَخَرَجَ إِلَيْنَا وَإِنَّهَا لإِزَارُهُ، فَجَسَّهَا رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ فَقَالَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ اكْسُنِيهَا.

قَالَ: «نَعَمْ». فَجَلَسَ مَا شَاءَ اللَّهُ فِي الْمَجْلِسِ، ثُمَّ رَجَعَ، فَطَوَاهَا ثُمَّ أَرْسَلَ بِهَا إِلَيْهِ. فَقَالَ لَهُ الْقَوْمُ مَا أَحْسَنْتَ، سَأَلْتَهَا إِيَّاهُ وَقَدْ عَرَفْتَ أَنَّهُ لَا يَرُدُّ سَائِلاً. …

فَقَالَ الرَّجُلُ وَاللَّهِ مَا سَأَلْتُهَا إِلاَّ لِتَكُونَ كَفَنِي يَوْمَ أَمُوتُ. قَالَ سَهْلٌ فَكَانَتْ كَفَنَهُ

Shahl ibn Sad said, “A lady came with a Burda. Sahl then asked (the people), ‘Do you know what Burda is?’ Somebody said, ‘Yes. it is a Shamla with a woven border.’ Sahl added, ‘The lady said, ‘O Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam)! I have knitted this (Burda) with my own hands for you to wear it.’ The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) took it and he was in need of it.

The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) came out to us and he was wearing it as an Izar. A man from the people felt it and said, ‘O Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam)! Give it to me to wear.’ …

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) said, ‘Yes.’ Then he sat there for some time (and when he went to his house), he folded it and sent it to him. The people said to that man, ‘You have not done a right thing.

You asked him for it, though you know that he does not put down anybody’s request.’ The man said, ‘By Allah! I have only asked him so that it may be my shroud when I die.’ Sahl added, ‘Late it was his shroud.’’”

সাহল ইবনু সা‘দ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, একজন স্ত্রী লোক একটি বুরদাহ নিয়ে এলো। সাহল (রাঃ) বললেনঃ তোমরা জান বুরদাহ কী? একজন উত্তর দিলঃ হাঁ, বুরদাহ হল এমন চাদর যার পাড় কারুকার্যময়।

স্ত্রী লোকটি বললঃ হে আল্লাহর রাসূল! আমি এটি আমার নিজের হাতে বুনেছি আপনাকে পরানোর জন্য। রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম তা গ্রহণ করলেন। তখন তাঁর এটার প্রয়োজনও ছিল। এরপর তিনি আমাদের কাছে বেরিয়ে আসলেনঃ তখন সে চাদরটি ইযার হিসেবে তাঁর পরিধানে ছিল। …

দলের এক ব্যক্তি হাত দিয়ে চাদরটি স্পর্শ করল এবং বললঃ হে আল্লাহর রাসূল! আমাকে এটি পরতে দিন। তিনি বললেনঃ হাঁ। এরপর রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম মজলিসে বসলেন, যতক্ষণ আল্লাহর ইচ্ছে ছিল, তারপরে উঠে গেলেন এবং চাদরটি ভাঁজ করে এ ব্যক্তির কাছে পাঠিয়ে দিলেন।

উপস্থিত লোকেরা বললঃ রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর কাছে এটি চেয়ে তুমি ভাল করনি। তুমি তো জান যে, কোন প্রার্থীকে তিনি বঞ্চিত করেন না। লোকটি বললঃ আল্লাহর কসম! আমি কেবল এজন্যেই চেয়েছি যে, যেদিন আমার মৃত্যু হবে, সে দিন যেন এ চাদরটি আমার কাফন হয়। সাহল বলেনঃ এটি তাঁর কাফনই হয়েছিল। [১২৭৭]

ہم سے قتیبہ بن سعید نے بیان کیا، کہا ہم سے یعقوب بن عبدالرحمٰن نے بیان کیا، ان سے ابوحازم نے اور ان سے سہل بن سعد رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ ایک عورت ایک چادر لے کر آئیں ( جو اس نے خود بنی تھی ) سہل رضی اللہ عنہ نے کہا تمہیں معلوم ہے وہ پردہ کیا تھا پھر بتلایا کہ یہ ایک اونی چادر تھی جس کے کناروں پر حاشیہ ہوتا ہے۔

ان خاتون نے حاضر ہو کر عرض کیا: یا رسول اللہ! یہ چادر میں نے خاص آپ کے اوڑھنے کے لیے بنی ہے۔ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے وہ چادر ان سے اس طرح لی گویا آپ کو اس کی ضرورت ہے۔ پھر نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم اسے تہمد کے طور پر پہن کر ہمارے پاس تشریف لائے۔ …

جماعت صحابہ میں سے ایک صاحب ( عبدالرحمٰن بن عوف ) نے اس چادر کو چھوا اور عرض کی یا رسول اللہ! یہ مجھے عنایت فرما دیجئیے۔ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ اچھا۔ جتنی دیر اللہ نے چاہا آپ مجلس میں بیٹھے رہے پھر تشریف لے گئے اور اس چادر کو لپیٹ کر ان صاحب کے پاس بھجوا دیا۔

صحابہ نے اس پر ان سے کہا تم نے اچھی بات نہیں کی کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم سے وہ چادر مانگ لی۔ تمہیں معلوم ہے کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کبھی سائل کو محروم نہیں فرماتے۔

ان صاحب نے کہا: اللہ کی قسم! میں نے تو صرف نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم سے یہ اس لیے مانگی ہے کہ جب میں مروں تو یہ میرا کفن ہو۔ سہل رضی اللہ عنہ نے بیان کیا چنانچہ وہ چادر اس صحابی کے کفن ہی میں استعمال ہوئی۔

Telah menceritakan kepada kami [Qutaibah bin Sa'id] telah menceritakan kepada kami [Ya'qub bin Abdurrahman] dari [Abu Hazim] dari [Sahl bin Sa'd] dia berkata; "Seorang wanita datang sambil membawa selimut bersulam yang ada rendanya.

Sahal berkata; Apa kamu tahu selimut apakah itu? Abu Hazm menjawab: Ya, ia adalah mantel bertutup kepala yang ujungnya berenda. Wanita itu berkata; "Wahai Rasulullah! Aku menenun selimut ini dengan tanganku, aku membawanya untuk mengenakannya pada baginda. Lalu Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam mengambilnya karena memang membutuhkannya. …

Lalu beliau keluar menemui kami ternyata selimut itu berupa kain sarung, kemudian seseorang dari suatu kaum datang menemui beliau dan berkata; "Kenakanlah untukku wahai Rasulullah!

Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Ya." Kemudian beliau duduk di majlis sebagaimana yang di kehendaki Allah, lalu pulang. Setelah itu beliau melipat kain tersebut dan memberikannya pada orang itu.

Orang-orang berkata pada orang itu; "Demi Allah, kau berlaku kurang ajar. Kamu telah memintanya dia saat beliau memerlukannya, padahal kau tahu beliau tidak pernah menolak seorang peminta pun."

Orang itu berkata; "Demi Allah, aku tidak memintanya melainkan untuk aku jadikan sebagai kafanku pada saat aku meninggal." Sahal berkata; "Maka selimut itu dijadikan kafannya saat ia meninggal

Sehl b. Sa'd'dan, dedi ki: "Bir kadın bir burde getirip geldi. -Sehl dedi ki: Siz burdenin ne olduğunu biliyor musunuz? (Hadisi Sehl'den rivayet eden kişi): Evet burde, kenarında dokuma bulunan şemleye denilir, dedi.- Kadın: Ey Allah'ın Rasulü, ben bunu kendi ellerimle dokudum.

Onu senin giymeni arzu ediyorum, dedi. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona ihtiyacı olduğu için o burdeyi aldı, yanımıza çıktı, o burde onun izarı olmuştu. Hazır bulunanlardan birisi eliyle onu yoklayarak: Ey Allah'ın Rasulü, onu bana ver, giyineyim, dedi. Allah Rasulü: Olur deyip, Allah'ın dilediği kadar bir süre mecliste kaldı. …

Sonra dönüp onu katladı, sonra da o burdeyi isteyen adama gönderdi. Orada bulunanlar adama: Hiç iyi bir şey yapmadın. Sen onun, isteyeni asla boş çevirmediğini bildiğin halde o burdeyi ondan istedin, dediler. Adam: Allah'a yemin ederim, onu isteyişimin tek sebebi, öleceğim gün kefenim olması içindir, dedi." Sehl: "Sonra da o burde o adamın kefeni oldu, dedi

5811Abu HurayrahSahih

حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ: حَدَّثَنِي سَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ رضى الله عنه

قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: «يَدْخُلُ الْجَنَّةَ مِنْ أُمَّتِي زُمْرَةٌ هِيَ سَبْعُونَ أَلْفًا، تُضِيءُ وُجُوهُهُمْ إِضَاءَةَ الْقَمَرِ». فَقَامَ عُكَاشَةُ بْنُ مِحْصَنٍ الأَسَدِيُّ يَرْفَعُ نَمِرَةً عَلَيْهِ قَالَ ادْعُ اللَّهَ لِي يَا رَسُولَ اللَّهِ أَنْ يَجْعَلَنِي مِنْهُمْ.

فَقَالَ: «اللَّهُمَّ اجْعَلْهُ مِنْهُمْ». ثُمَّ قَامَ رَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ فَقَالَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ ادْعُ اللَّهَ أَنْ يَجْعَلَنِي مِنْهُمْ. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ «سَبَقَكَ عُكَاشَةُ»

I heard the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) saying “From among my followers, a group (o 70,000) will enter Paradise without being asked for their accounts, Their faces will be shining like the moon.” Ukasha ibn Muhsin Al-Asadi got up, lifting his covering sheet and said, “O Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) Invoke Allah for me that He may include me with them.”

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) said! “O Allah! Make him from them.” Then another man from Al-Ansar got up and said, “O Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam)! Invoke Allah for me that He may include me with them.” On that the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said, “Ukasha has anticipated you.”

আবূ হুরাইরাহ হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, আমি রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম-কে বলতে শুনেছিঃ আমার উম্মাতের মধ্য থেকে সত্তর হাযারের একটি দল (বিনা হিসাবে) জান্নাতে প্রবেশ করবে। তখন তাদের মুখমন্ডল চাঁদের ন্যায় উজ্জ্বল হবে।

‘উকাশাহ ইবনু মিহ্সান তাঁর পরিহিত রঙিন ডোরাওয়ালা চাদর উপরে তুলে ধরে বললেনঃ হে আল্লাহর রাসূল! আপনি আল্লাহর নিকট আমার জন্য দু‘আ করুন, যেন তিনি আমাকে তাঁদের অন্তর্ভুক্ত করেন। তিনি দু‘আ করলেনঃ হে আল্লাহ! একে তাদের অন্তর্ভুক্ত করুন।

তারপর আনসারদের মধ্য থেকে এক ব্যক্তি দাঁড়িয়ে বললঃ হে আল্লাহর রাসূল! আপনি আল্লাহর নিকট দু‘আ করুন, যেন তিনি আমাকে তাঁদের অন্তর্ভুক্ত করেন। নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বললেনঃ ‘উকাশাহ তোমার অগ্রগামী হয়েছে। [৬৫৪২; মুসলিম ১/৯৪, হাঃ ২১৬, আহমাদ ৮০২২, ৮৬২২]

ہم سے ابوالیمان نے بیان کیا، کہا ہم کو شعیب نے خبر دی، ان سے زہری نے بیان کیا، کہا مجھ سے سعید بن مسیب نے بیان کیا اور ان سے ابوہریرہ رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ میں نے رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم سے سنا، نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ میری امت میں سے جنت میں ستر ہزار کی ایک جماعت داخل ہو گی ان کے چہرے چاند کی طرح چمک رہے ہوں گے۔

عکاشہ بن محصن اسدی رضی اللہ عنہ اپنی دھاری دار چادر سنبھالتے ہوئے اٹھے اور عرض کیا: یا رسول اللہ! میرے لیے بھی دعا کیجئے کہ اللہ تعالیٰ مجھے انہیں میں سے بنا دے۔ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ اے اللہ! عکاشہ کو بھی انہیں میں سے بنا دے۔

اس کے بعد قبیلہ انصار کے ایک صحابی سعد بن عبادہ رضی اللہ عنہ کھڑے ہوئے اور عرض کیا: یا رسول اللہ! دعا فرمائیں کہ اللہ تعالیٰ مجھے بھی ان میں سے بنا دے۔ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ تم سے پہلے عکاشہ دعا کرا چکا۔

Telah menceritakan kepada kami [Abu Al Yaman] telah mengabarkan kepada kami [Syu'aib] dari [Az Zuhri] dia berkata; telah menceritakan kepadaku [Sa'id bin Al Musayyab] bahwa [Abu Hurairah] radliallahu 'anhu berkata; saya mendengar Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Ada satu rombongan dari umatku yang akan masuk surga,

jumlah mereka tujuh puluh ribu, wajah mereka bersinar seperti rembulan di malam purnama, " lalu Ukasyah bin Mihshan Al Asadi mengangkat namirah (semacam kain wool) yang ia kenakan seraya berkata; "Wahai Rasulullah, do'akanlah aku agar termasuk dari mereka, " maka beliau bersabda: "Ya Allah, jadikanlah ia termasuk dari mereka, " kemudian seorang laki-laki dari Anshar bangun dan berkata; "Wahai Rasulullah, do'akanlah aku agar termasuk dari mereka, " maka beliau bersabda: "Engkau telah didahului Ukasyah

[Ebu. Hureyre r.a.'dan, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim: Ümmetimden bir zümre -ki yetmişbin kişidir- cennete girecektir. Yüzleri ayın ışık saçıp aydınlattığı gibi ışık saçacaktır. Ukaşe b. Mihsan el-Esedı, üzerinde çizgili bir nemire olduğu halde kalkarak: Ey Allah'ın Rasulü!

Allah'ın beni onlardan kılması için bana dua et, dedi. Allah Rasu]ü: Allah'ım, onu onlardan kıl, diye dua etti . Daha sonra ensardan bir adam ayağa kalkarak: Ey Allah'ın Rasulü, Allah'a beni onlardan kılması için dua et deyince, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Ukaşe senden önce davrandı, buyurdu. Bu Hadis 6542 numara ile var

5812Anas ibn MalikSahih

حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَاصِمٍ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ

قَالَ قُلْتُ لَهُ أَىُّ الثِّيَابِ كَانَ أَحَبَّ إِلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ الْحِبَرَةُ

I asked Anas, “What kind of clothes was most beloved to the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam)?” He replied, “The Hibra (a kind of Yemenese cloth).”

ক্বাতাদাহ (রহঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, আমি আনাস (রাঃ)-কে জিজ্ঞেস করলামঃ কোন্ ধরনের কাপড় রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম -এর নিকট অধিক প্রিয় ছিল? তিনি বললেনঃ হিবারা-ইয়ামনী চাদর। [৫৮১৩; মুসলিম ৩৭/৫, হাঃ ২০৭৯, আহমাদ ১৪১১০]

ہم سے عمرو بن عاصم نے بیان کیا، کہا ہم سے ہمام بن یحییٰ نے بیان کیا، ان سے قتادہ نے اور ان سے انس بن مالک رضی اللہ عنہ نے بیان کیا، قتادہ نے بیان کیا کہ میں نے انس رضی اللہ عنہ سے پوچھا کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم کو کس طرح کا کپڑا زیادہ پسند تھا بیان کیا کہ حبرۃ کی سبز یمنی چادر۔

Telah menceritakan kepada kami ['Amru bin 'Ashim] telah menceritakan kepada kami [Hammam] dari [Qatadah] dari [Anas], (Qatadah) bertanya kepadanya; "Pakaian apakah yang paling disukai Nabi shallallahu 'alaihi wasallam?" dia menjawab; "Al hibarah (kain yang direnda atau bergaris)

Katade'den rivayete göre ben Enes'e: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in en çok sevdiği elbise (türü) hangisi idi, diye sordum. O: Hibera denilen elbise, dedi." Bu Hadis 5813 numara ile de var

5813Anas ibn MalikSahih

حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي الأَسْوَدِ، حَدَّثَنَا مُعَاذٌ، قَالَ: حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ

رضى الله عنه قَالَ كَانَ أَحَبُّ الثِّيَابِ إِلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: أَنْ يَلْبَسَهَا الْحِبَرَةَ

The most beloved garment to the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) to wear was the Hibra (a kind of Yemenese cloth).

আনাস ইবনু মালিক (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেনঃ রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম ‘হিবারা’ (ইয়ামনী চাদর) পরতে অধিক পছন্দ করতেন। [৫৮১২; মুসলিম ৩৭/৫, হাঃ ২০৭৯, আহমাদ ১৪১১০]

مجھ سے عبداللہ بن ابی الاسود نے بیان کیا، انہوں نے کہا ہم سے معاذ دستوائی نے بیان کیا، انہوں نے کہا کہ مجھ سے میرے والد نے بیان کیا، ان سے قتادہ نے اور ان سے انس بن مالک رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کو تمام کپڑوں میں یمنی سبز چادر پہننا بہت پسند تھی۔

Telah menceritakan kepadaku [Abdullah bin Abu Al Aswad] telah menceritakan kepada kami [Mu'adz] dia berkata; telah menceritakan kepadaku [Ayahku] dari [Qatadah] dari [Anas bin Malik] radliallahu 'anhu dia berkata; "Pakaian yang paling disukai oleh Nabi shallallahu 'alaihi wasallam adalah memakai hibarah (kain yang direnda atau bergaris)

Enes b. Malik r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in giymeyi en çok sevdiği elbise hibera idi

5814Abu Salamah ibn Abd ar-RahmanSahih

حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ: أَخْبَرَنِي أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ

أَنَّ عَائِشَةَ رضى الله عنها زَوْجَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَخْبَرَتْهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ حِينَ تُوُفِّيَ سُجِّيَ بِبُرْدٍ حِبَرَةٍ

(the wife of the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam)) When the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) died, he was covered with a Hibra Burd (green square decorated garment).

‘আয়িশাহ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেনঃ রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম যখন মারা যান, তখন (ইয়ামনী চাদর) দ্বারা তাঁকে ঢেকে রাখা হয়। [মুসলিম ১১/১৪, হাঃ ৯৪২, আহমাদ ২৬৩৭৮]

ہم سے ابوالیمان نے بیان کیا، انہوں نے کہا ہم کو شعیب نے خبر دی، انہیں زہری نے، انہوں نے کہا کہ مجھے ابوسلمہ بن عبدالرحمٰن بن عوف رضی اللہ عنہ نے خبر دی کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کی زوجہ مطہرہ عائشہ رضی اللہ عنہا نے انہیں خبر دی کہ جب رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم کی وفات ہوئی تو آپ کی نعش مبارک پر ایک سبز یمنی چادر ڈال دی گئی تھی۔

Telah menceritakan kepada kami [Abu Al Yaman] telah mengabarkan kepada kami [Syu'aib] dari [Az Zuhri] dia berkata; telah mengabarkan kepadaku [Abu Salamah bin Abdurrahman bin Auf] bahwa [Aisyah] radliallahu 'anha isteri Nabi shallallahu 'alaihi wasallam telah mengabarkan kepadanya bahwa ketika Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam meninggal dunia, beliau ditutupi dengan kain hibarah (kain yang direnda atau bergaris)

Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in zevcesi Aişe r.anhiı'dan rivayete göre, "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem vefat ettiğinde üzeri hibera burdu ile örtülmüştü." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Burdeler."

el-Cevheri dedi ki: Burde, bedevilerin giyindiği ve üzerinde birtakım suret resimleri bulunan, dört kenarlı, siyah bir örtüdür. "Hiberaler." Tekili hibera olan bu kelimenin çoğulu hiber diye gelir. (Anlamı biraz sonra gelecektir.) "Şem1e" ise kendisine bürünülen örtüye denilir. el-Cevherı: Hibera bir Yemen burdesidir. el-Herevi, çizgilidir derken, İbn Battal da şunları söylemektedir: Bunlar pamuktan yapılan Yemen burdeleridir.

Onlara göre en değerli elbiseler idi. Kurtubi: Buna hibera deniliş sebebi, süslemek demek olan tahbir kökünden geldiğinden dolayıdır

5816Aishah bint Abi BakrSahih

حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ: أَخْبَرَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، أَنَّ عَائِشَةَ، وَعَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَبَّاسٍ

رضى الله عنهم قَالَا لَمَّا نَزَلَ بِرَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ طَفِقَ يَطْرَحُ خَمِيصَةً لَهُ عَلَى وَجْهِهِ، فَإِذَا اغْتَمَّ كَشَفَهَا عَنْ وَجْهِهِ، فَقَالَ وَهْوَ كَذَلِكَ «لَعْنَةُ اللَّهِ عَلَى الْيَهُودِ وَالنَّصَارَى اتَّخَذُوا قُبُورَ أَنْبِيَائِهِمْ مَسَاجِدَ». يُحَذِّرُ مَا صَنَعُوا

When the disease of the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) got aggravated, he covered his face with a Khamisa, but when he became short of breath, he would remove it from his face and say, “It is like that! May Allah curse the Jews Christians because they took the graves of their prophets as places of worship.” By that he warned his follower of imitating them, by doing that which they did.

‘আয়িশাহ ও ‘আবদুল্লাহ ইবনু ‘আব্বাস (রাঃ) হতে বর্ণিত। তাঁরা উভয়ে বলেনঃ রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম যখন মৃত্যু শয্যায় শায়িত, তখন তিনি তাঁর কারুকার্যপূর্ণ চাদর দ্বারা মুখ ঢেকে রাখেন। যখন তাঁর শ্বাসরোধ হয়ে আসত তখন তার মুখ থেকে তা সরিয়ে নিতেন। এ অবস্থায় তিনি বলতেনঃ ইয়াহূদী ও নাসারাদের উপর আল্লাহর লা’নাত, তারা তাদের নবীদের (নবীদের) কবরগুলোকে মাসজিদ বানিয়ে নিয়েছে। তাদের কাজের কথা উল্লেখ করে তিনি সতর্ক করছিলেন। [৪৩৫, ৪৩৬]

Telah menceritakan kepada kami [Yahya bin Bukair] telah menceritakan kepada kami [Al Laits] dari ['Uqail] dari [Ibnu Syihab] dia berkata; telah mengabarkan kepadaku ['Ubaidullah bin Abdullah bin 'Utbah] bahwa [Aisyah] dan [Abdullah bin Abbas] radliallahu 'anhum berkata; "Tatkala diturunkan kepada Rasulullah Shallallahu'alaihi wasallam (penyakit yang mengakibatkan kematiannya) maka beliau menutupkan kain di wajahnya, ketika beliau tidak bisa keluar maka beliau membuka selimutnya dari wajahnya.

Lalu beliau bersabda: "Allah melaknat orang-orang Yahudi dan Nasrani yang telah menjadikan kuburan nabi-nabi mereka sebagai masjid." Beliau memberi peringatan atas perbuatan mereka

Aişe ve Abdullah b. Abbas (r.anhuma)'dan, dediler ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem (hastalığının şiddetinden ötürü) ona ait olan bir hamisayı yüzüne örtüp bürüyordu. Sıkıldığı zaman da onu yüzünün üzerinden açardı. O bu halde iken: Allah'ın Ianeti Yahudiler ve Hristiyanıarın üzerine olsun. Çünkü onlar Nebilerinin kabirlerini mescidler edindiler, buyurdu. Böylece (ümmetini) onların yaptıklarını yapmaktan sakındırıyordu

5817Aishah bint Abi BakrSahih

حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ

قَالَتْ صَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي خَمِيصَةٍ لَهُ لَهَا أَعْلَامٌ، فَنَظَرَ إِلَى أَعْلَامِهَا نَظْرَةً، فَلَمَّا سَلَّمَ قَالَ: «اذْهَبُوا بِخَمِيصَتِي هَذِهِ إِلَى أَبِي جَهْمٍ، فَإِنَّهَا أَلْهَتْنِي آنِفًا عَنْ صَلَاتِي، وَائْتُونِي بِأَنْبِجَانِيَّةِ أَبِي جَهْمِ بْنِ حُذَيْفَةَ بْنِ غَانِمٍ مِنْ بَنِي عَدِيِّ بْنِ كَعْبٍ»

The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) offered prayer while he was wearing a Khamisa of his that had printed marks. He looked at its marks and when he finished prayer, he said, “Take this Khamisa of mine to Abu Jahm, for it has just now diverted my attention from my prayer, and bring to me the Anbijania (a plain thick sheet) of Abu Jahm ibn Hudhayfah ibn Ghanim who belonged to Bani Adi ibn Kab.”

‘আয়িশাহ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম তাঁর চাদর গায়ে দিয়ে সালাত আদায় করলেন। চাদরটি ছিল কারুকার্যপূর্ণ। তিনি কারুকার্যের দিকে এক দৃষ্টিতে তাকালেন, তারপর সালাম ফিরিয়ে বললেনঃ এ চাদরটি আবূ জাহমের কাছে নিয়ে যাও। কারণ, এখনই তা আমাকে সালাত থেকে অন্যমনস্ক করে দিয়েছে। আর আবূ জাহম ইবনু হুযাইফার ‘আনবিজানিয়্যা’ (কারুকার্যবিহীন চাদর)-টি আমার জন্যে নিয়ে এসো। সে হচ্ছে আদী ইবনু কা‘ব গোত্রের লোক।

ہم سے موسیٰ بن اسماعیل نے بیان کیا، انہوں نے کہا ہم سے ابراہیم بن سعد نے بیان کیا، انہوں نے کہا ہم سے ابن شہاب نے بیان کیا، ان سے عروہ بن زبیر نے اور ان سے عائشہ رضی اللہ عنہا نے بیان کیا کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے اپنی ایک نقشی چادر میں نماز پڑھی اور اس کے نقش و نگار پر نماز ہی میں ایک نظر ڈالی۔

پھر سلام پھیر کر فرمایا کہ میری یہ چادر ابوجہم کو واپس دے دو۔ اس نے ابھی مجھے میری نماز سے غافل کر دیا تھا اور ابوجہم کی سادی چادر لیتے آؤ۔ یہ ابوجہم بن حذیفہ بن غانم بنی عدی بن کعب قبیلے میں سے تھے۔

Telah menceritakan kepada kami [Musa bin Isma'il] telah menceritakan kepada kami [Ibrahim bin Sa'd] telah menceritakan kepada kami [Ibnu Syihab] dari ['Urwah] dari [Aisyah] dia berkata; Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam pernah shalat dengan mengenakan pakaian bercorak (bergaris atau berbatik), lalu beliau melihat corak tersebut (ketika shalat), seusai salam beliau Shallallahu'alaihi wasallam bersabda: 'Pergilah kalian dengan pakaianku ini kepada Abu Jahm, karena ia telah mengganggu shalatku tadi, dan ambilkan untukku baju lain yang tidak bercorak atau berbatik milik Abu Jahm bin Hudzaifah bin Ghanim dari Bani 'Adi bin Ka'b

Aişe'den, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem üstünde birtakım alametler bulunan bir hamisayı giyinmiş olduğu halde namaz kıldı. Üzerindeki bu alametlere bir defa baktı, namazı bitirip selam verince: Benim bu hamisamı alıp Ebu Cehm'e götürünüz. Çünkü bu az önce beni namazımdan başka şeyle oyalamış oldu. Bana Adiy b. Ka'b oğullarından Ebu Cehm b. Huzeyfe b. Ganim'in elbicaniyesini getirin, buyurdu

5818Abu Burdah ibn Abi MusaSahih

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ هِلَالٍ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ

قَالَ أَخْرَجَتْ إِلَيْنَا عَائِشَةُ كِسَاءً وَإِزَارًا غَلِيظًا فَقَالَتْ قُبِضَ رُوحُ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي هَذَيْنِ

Aishah brought out to us a Kisa and an Izar and said, “The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) died while wearing these two.” (Kisa, a square black piece of woolen cloth. Izar, a sheet cloth garment covering the lower half of the body).

আবূ বুরদাহ (রহঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, ‘আয়িশাহ একবার একখানি কম্বল ও মোটা ইযার নিয়ে আমাদের কাছে আসেন এবং তিনি বললেনঃ এ দু’টি পরা অবস্থায় নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর রূহ কবয করা হয়। [৩৭৩]

ہم سے مسدد بن مسرہد نے بیان کیا، کہا ہم سے اسماعیل بن علیہ نے بیان کیا، ان سے ایوب سختیانی نے بیان کیا، ان سے حمید بن ہلال نے اور ان سے ابوبردہ نے بیان کیا کہ عائشہ رضی اللہ عنہا نے ہمیں ایک موٹی کملی ( «كساء» ) اور ایک موٹی ازار نکال کر دکھائی اور کہا کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم کی روح ان ہی دو کپڑوں میں قبض ہوئی تھی۔

Telah menceritakan kepada kami [Musaddad] telah menceritakan kepada kami [Isma'il] telah menceritakan kepada kami [Ayyub] dari [Humaid bin Hilal] dari [Abu Burdah] dia berkata; [Aisyah] penah mengeluarkan pakaian dan kain sarung yang kasar, lalu dia berkata; "Ruhnya Nabi shallallahu 'alaihi wasallam diambil ketika beliau mengenakan dua kain ini

Ebu Burde'den, dedi ki: "Aişe bize bir kisa ile kalınca bir izar çıkardı ve: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunları giyinmiş olduğu halde ruhu kabzedildi, dedi." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Kisalar ve hamisalar." Hamisa, siyah yünden yahut kalın ipekten yapılan dört kenarlı ve üzerinde alametler bulunan bir aba çeşididir. Bu aba çeşidine (kisaya) hamisa adı ancak üzerinde birtakım alametler (işaretler, çizgiler) bulunduğu vakit verilir. Namaz bahsinin baş taraflarında buna dair yeterli açıklamalar geçmiş bulunmaktadır

5819Abu HurayrahSahih

حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ خُبَيْبٍ، عَنْ حَفْصِ بْنِ عَاصِمٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضى الله عنه

قَالَ نَهَى النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنِ الْمُلَامَسَةِ، وَالْمُنَابَذَةِ، وَعَنْ صَلَاتَيْنِ بَعْدَ الْفَجْرِ حَتَّى تَرْتَفِعَ الشَّمْسُ، وَبَعْدَ الْعَصْرِ حَتَّى تَغِيبَ، وَأَنْ يَحْتَبِيَ بِالثَّوْبِ الْوَاحِدِ، لَيْسَ عَلَى فَرْجِهِ مِنْهُ شَىْءٌ بَيْنَهُ وَبَيْنَ السَّمَاءِ، وَأَنْ يَشْتَمِلَ الصَّمَّاءَ

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) had forbidden: (A) the Mulamasa and Munabadha (bargains), (B) the offering of two prayers, one after the morning compulsory prayer till the sun rises, and the others, after the Asr prayer till the sun sets (C) He also forbade that one should sit wearing one garment, nothing of which covers his private parts (D) and prevent them from exposure to the sky; (E) he also forbade Ishtimalas- Samma.

আবূ হুরাইরাহ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম ‘মুলামাসাহ’ ও ‘মুনাবাযাহ’ থেকে নিষেধ করেছেন এবং দু’সময়ে সালাত আদায় করা থেকেও অর্থাৎ ফজরের (সালাতের) পর সূর্য উপরে উঠা পর্যন্ত এবং ‘আসরের (সালাতের) পর সূর্যাস্ত পর্যন্ত। আরও নিষেধ করেছেন একটি মাত্র কাপড় এমনভাবে পরতে, যাতে লজ্জাস্থানের উপরে তার ও আকাশের মধ্যস্থলে আর কিছুই থাকে না। আর তিনি কাপড় মুড়ি দিয়ে বসতে নিষেধ করেছেন। [৩৬৮]

مجھ سے محمد بن بشار نے بیان کیا، کہا ہم سے عبدالوہاب بن عبدالمجید ثقفی نے بیان کیا، کہا ہم سے عبیداللہ عمری نے بیان کیا، ان سے خبیب بن عبدالرحمٰن نے، ان سے حفص بن عاصم نے اور ان سے ابوہریرہ رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے بیع ملامسہ اور منابذہ سے منع فرمایا اور دو وقت نمازوں سے بھی آپ نے منع فرمایا،

نماز فجر کے بعد سورج بلند ہونے تک اور عصر کے بعد سورج غروب ہونے تک اور اس سے منع فرمایا کہ کوئی شخص صرف ایک کپڑا جسم پر لپیٹ کر گھٹنے اوپر اٹھا کر اس طرح بیٹھ جائے کہ اس کی شرمگاہ پر آسمان و زمین کے درمیان کوئی چیز نہ ہو اور اشتمال صماء سے منع فرمایا۔

Telah menceritakan kepadaku [Muhammad bin Basyar] telah menceritakan kepada kami [Abdul Wahab] telah menceritakan kepada kami ['Ubaidullah] dari [Khubaib] dari [Hafsh bin 'Ashim] dari [Abu Hurairah] radliallahu 'anhu dia berkata; Nabi shallallahu 'alaihi wasallam melarang (praktek jual beli) dengan system Mulamasah (wajib membeli jika ada pembeli yang menyentuh barang penjual) dan Munabadzah (wajib membeli jika ada penjual yang melempar dagangannya ke pembeli tanpa memeriksa terlebih dahulu),

dan melarang shalat (sunnah) setelah subuh hingga matahari meninggi dan shalat setelah Ashar hingga matahari terbenam, dan melarang duduk ihtiba' (dengan menekuk kedua lututnya dan menempelkan ke dadanya) dengan mengenakan satu kain yang menengadahkan kemaluannya ke langit, dan melarang isytimalus shama' (seseorang berselimut dengan bajunya dan tidak memberikan celah sedikitpun, hingga jika tersingkap auratnya rawan terbuka)

Ebu Hureyre r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem mülamese (denilen el dokundurmak) ile ve münabeze adındaki (birbirine atmak suretiyle yapılan) alışverişi; biri güneş yükselinceye kadar sabah namazından sonra, diğeri de güneş batıncaya kadar ikindi namazından sonra kılınan iki namazı; kişinin tek bir elbise ile kendisi ile sema arasında bir şey bulunmayacak şekilde ve ferci üzerinde elbiseden bir şey olmaksızın elbisesine bürünmesini ve iştimaıu's-samma denilen giyinişi yasaklamıştır

5820Abu Said al-KhudriSahih

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ: أَخْبَرَنِي عَامِرُ بْنُ سَعْدٍ، أَنَّ أَبَا سَعِيدٍ الْخُدْرِيَّ

قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنْ لِبْسَتَيْنِ وَعَنْ بَيْعَتَيْنِ، نَهَى عَنِ الْمُلَامَسَةِ وَالْمُنَابَذَةِ فِي الْبَيْعِ، وَالْمُلَامَسَةُ لَمْسُ الرَّجُلِ ثَوْبَ الآخَرِ بِيَدِهِ بِاللَّيْلِ أَوْ بِالنَّهَارِ، وَلَا يُقَلِّبُهُ إِلاَّ بِذَلِكَ،

وَالْمُنَابَذَةُ أَنْ يَنْبِذَ الرَّجُلُ إِلَى الرَّجُلِ بِثَوْبِهِ، وَيَنْبِذَ الآخَرُ ثَوْبَهُ، وَيَكُونَ ذَلِكَ بَيْعَهُمَا، عَنْ غَيْرِ نَظَرٍ وَلَا تَرَاضٍ، وَاللِّبْسَتَيْنِ اشْتِمَالُ الصَّمَّاءِ، وَالصَّمَّاءُ أَنْ يَجْعَلَ ثَوْبَهُ عَلَى أَحَدِ عَاتِقَيْهِ، فَيَبْدُو أَحَدُ شِقَّيْهِ لَيْسَ عَلَيْهِ ثَوْبٌ، وَاللِّبْسَةُ الأُخْرَى احْتِبَاؤُهُ بِثَوْبِهِ وَهْوَ جَالِسٌ، لَيْسَ عَلَى فَرْجِهِ مِنْهُ شَىْءٌ

The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) forbade two ways of wearing clothes and two kinds of dealings. (A) He forbade the dealings of the Mulamasa and the Munabadha. In the Mulamasa transaction the buyer just touches the garment he wants to buy at night or by daytime, and that touch would oblige him to buy it. In the Munabadha, one man throws his garment at another and the latter throws his at the former and the barter is complete and valid without examining the two objects or being satisfied with them (B) The two ways of wearing clothes were Ishtimal-as-Samma, i e., to cover one’s shoulder with one’s garment and leave the other bare: and the other way was to wrap oneself with a garment while one was sitting in such a way that nothing of that garment would cover one’s private part.

আবূ সা‘ঈদ খুদরী (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম দু’প্রকার কাপড় পরিধান করতে ও দু’প্রকার ক্রয়-বিক্রয় করতে নিষেধ করেছেন। ক্রয়-বিক্রয়ে তিনি ‘মুলামাসা’ ও ‘মুনাবাযা’ থেকে নিষেধ করেছেন। মুলামাসা হল রাতে বা দিনে একজন অপর জনের কাপড় হাত দিয়ে স্পর্শ করা। এটুকু বাদে তা আর উলট-পালট করে দেখে না।

আর মুনাবাযা হল- এক লোক অন্য লোকের প্রতি তার কাপড় নিক্ষেপ করা। আর দ্বিতীয় ব্যক্তিও তার কাপড় নিক্ষেপ করা এবং এর দ্বারাই তাদের ক্রয়-বিক্রয় সম্পন্ন হওয়া, দেখা ও পারস্পরিক সম্মতি ব্যতিরেকেই। আর দু’প্রকার পোশাক পরিধানের এর এক প্রকার) হল- ইশতিমালুস-সাম্মা’। সাম্মা হল এক কাঁধের উপর কাপড় এমনভাবে রাখা যাতে অন্য কাঁধ খালি থাকে, কোন কাপড় থাকে না।

পোশাক পরার অন্য ধরন হচ্ছে- উপবিষ্ট অবস্থায় নিজের কাপড় দ্বারা নিজেকে এমনভাবে ঘিরে রাখা, যাতে লজ্জাস্থানের উপর কাপড়ের কোন অংশ না থাকে। [৩৬৭]

ہم سے یحییٰ بن بکیر نے بیان کیا، کہا ہم سے لیث نے بیان کیا، ان سے یونس نے، ان سے ابن شہاب نے بیان کیا، انہیں عامر بن سعد نے خبر دی، اور ان سے ابو سعید خدری رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے دو طرح کے پہناوے اور دو طرح کی خرید و فروخت سے منع فرمایا۔

خرید و فروخت میں ملامسہ اور منابذہ سے منع فرمایا۔ ملامسہ کی صورت یہ تھی کہ ایک شخص ( خریدار ) دوسرے ( بیچنے والے ) کے کپڑے کو رات یا دن میں کسی بھی وقت بس چھو دیتا ( اور دیکھے بغیر صرف چھونے سے بیع ہو جاتی ) صرف چھونا ہی کافی تھا کھول کر دیکھا نہیں جاتا تھا۔

منابذہ کی صورت یہ تھی کہ ایک شخص اپنی ملکیت کا کپڑا دوسرے کی طرف پھینکتا اور دوسرا اپنا کپڑا پھینکتا اور بغیر دیکھے اور بغیر باہمی رضا مندی کے صرف اسی سے بیع منعقد ہو جاتی اور دو کپڑے ( جن سے نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے منع فرمایا انہیں میں سے ایک ) اشتمال صماء ہے۔

صماء کی صورت یہ تھی کہ اپنا کپڑا ( ایک چادر ) اپنے ایک شانے پر اس طرح ڈالا جاتا کہ ایک کنارہ سے ( شرمگاہ ) کھل جاتی اور کوئی دوسرا کپڑا وہاں نہیں ہوتا تھا۔ دوسرے پہناوے کا طریقہ یہ تھا کہ بیٹھ کر اپنے ایک کپڑے سے کمر اور پنڈلی باندھ لیتے تھے اور شرمگاہ پر کوئی کپڑا نہیں ہوتا تھا۔

Telah menceritakan kepada kami [Yahya bin Bukair] telah menceritakan kepada kami [AL Laits] dari [Yunus] dari [Ibnu Syihab] dia berkata; telah mengabarkan kepadaku ['Amir bin Sa'd] bahwa [Abu Sa'id Al khudri] berkata; Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam melarang mengenakan dua pakaian dan dua transaksi jual beli, melarang mulamasah dan munabadzah dalam jual beli, sedangkan mulamasah adalah seseorang yang memegang pakaian orang lain pada malam hari atau siang hari dan tidak membalikkannya (memeriksanya) kecuali dengan itu, dan Munabadzah ialah seseorang melempar pakaiannya ke orang lain dan sebaliknya, lalu terjadilah transaksi jual beli tanpa boleh memeriksa dan juga kerelaan dari dua belah ihak.

dan melarang mengenakan dua pakaian yaitu isytimalus shama', shama' ialah meletakkan (menggantungkan) pakaiannya disalah satu pundaknya dan membuka salah satu betisnya tanpa mengenakan pakaian (dalam) lainnya, dan yang lain adalah menutup (seluruh badannya) dengan kainnya sambil duduk, sementara kemaluannya tidak mengenakan apa-apa

Ebu Said el-Hudri'den, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem iki çeşit giyinişi ve iki tür alışverişi yasakladı. Oalışverişte mülamese ve münabezeyi yasakladı. Mülamese, adamın geceleyin yahut gündüzün eliyle diğerinin kumaşına dokunması ve onu ancak bu el dokundurması dışında evirip çevirmemesi suretiyle yapılan alışveriştir, Münabeze ise adamın diğer adama kumaşını atması, diğerinin de kumaşını ona atmasıdır.

Bu da onların bakmadan ve karşılıklı rıza olmadan satışları oluyordu. Yasakladığı iki giyiniş ise biri iştimalu's-samma denilendir. es-Samma, elbisesini omuzlarından birisi üzerine koyup iki yanından birisinin üzerinde elbisesinden (ihramından) bir parça bulunmaksızın giyilmesidir. Diğer giyiniş ise, elbisesi ile ihtiba etmesidir.

O da otururken, ferci üzerinde o elbisesinden (ihramından) hiçbir şey bulunmaması şeklindeki giyiniştir." Fethu'l-Bari Açıklaması: "İştimalu's-samma" giyinişi ile ilgili olarak şu açıklama da yapılmıştır: Kişi, büründüğü örtünün iki yanını sol yanı üzerine koyar, Bu durumda sol yanı örtüden hiçbir şey bulunmaksızın açıkta kalır ve üzerinde bir başka örtü yok ise avreti açılır. Ama büründüğü örtünün iki tarafını birer omzuna atarsa, buna iştimalu'ssamma adı verilmez

5821Abu HurayrahSahih

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ: حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضى الله عنه

قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنْ لِبْسَتَيْنِ أَنْ يَحْتَبِيَ الرَّجُلُ فِي الثَّوْبِ الْوَاحِدِ لَيْسَ عَلَى فَرْجِهِ مِنْهُ شَىْءٌ، وَأَنْ يَشْتَمِلَ بِالثَّوْبِ الْوَاحِدِ، لَيْسَ عَلَى أَحَدِ شِقَّيْهِ، وَعَنِ الْمُلَامَسَةِ وَالْمُنَابَذَةِ

The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) forbade two types of dresses: (A) To sit in an Ihtiba posture in one garment nothing of which covers his private parts. (B) to cover one side of his body with one garment and leave the other side bare The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) also forbade the Mulamasa and Munabadha.

আবূ হুরাইরাহ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম দু’ধরনের কাপড় পরতে নিষেধ করেছেন। একটি কাপড়ে পুরুষের এমনভাবে পেঁচিয়ে থাকা যে, তার লজ্জাস্থানের উপর সে কাপড়ের কোন অংশই থাকে না। আর একটি কাপড় এমনভাবে পেঁচিয়ে পরা যে, শরীরের এক অংশ খোলা থাকে। আর ‘মুলামাসাহ’ ও ‘মুনাবাযাহ’ থেকেও তিনি নিষেধ করেছেন)। [৩৬৮]

ہم سے اسماعیل نے بیان کیا، انہوں نے کہا کہ مجھ سے امام مالک نے بیان کیا، ان سے ابوالزناد نے بیان کیا، ان سے اعرج نے اور ان سے ابوہریرہ رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے دو طرح کے پہناوے سے منع فرمایا یہ کہ کوئی شخص ایک ہی کپڑے سے اپنی کمر اور پنڈلی کو ملا کر باندھ لے اور شرمگاہ پر کوئی دوسرا کپڑا نہ ہو اور یہ کہ کوئی شخص ایک کپڑے کو اس طرح جسم پر لپیٹے کہ ایک طرف کپڑے کا کوئی حصہ نہ ہو اور آپ نے ملامسہ اور منابذہ سے منع فرمایا۔

Telah menceritakan kepada kami [Isma'il] dia berkata; telah menceritakan kepadaku [Malik] dari [Abu Az Zinad] dari [Al A'raj] dari [Abu Hurairah] radliallahu 'anhu dia berkata; Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam melarang mengenakan dua kain yaitu seseorang menutup seluruh badannya dengan kain (sarung) nya sementara kemaluannya tidak ditutupi (dengan sesuatu yang lain) dan berselimutkan kain tanpa menutup salah satu dari betisnya, dan melarang mulamasah (wajib membeli jika ada pembeli yang menyentuh barang penjual) dan Munabadzah (wajib membeli jika ada penjual yang melempar dagangannya ke pembeli tanpa memeriksa terlebih dahulu)

Ebu Hureyre r.a.'dan, dedi ki: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, biri, kişinin örtüsünden ferci üzerinde bir şey bulunmaksızın tek bir örtüye sarınıp bürünmesi şeklindeki, diğeri de tek bir Örtüyü yanlarından herhangi birisi üzerinde bir şey bulunmaksızın bürünmesi şeklindekiiki giyinişi ve mülamese ve münabeze denilen alışveriş çeşitlerini nehyetti

5822Abu Said al-KhudriSahih

حَدَّثَنِي مُحَمَّدٌ، قَالَ: أَخْبَرَنِي مَخْلَدٌ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، قَالَ: أَخْبَرَنِي ابْنُ شِهَابٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ رضى الله عنه

أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ نَهَى عَنِ اشْتِمَالِ الصَّمَّاءِ، وَأَنْ يَحْتَبِيَ الرَّجُلُ فِي ثَوْبٍ وَاحِدٍ، لَيْسَ عَلَى فَرْجِهِ مِنْهُ شَىْءٌ

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) forbade Ishtimal-as-Samma and that a man should sit in an Ihtiba posture in one garment, nothing of which covers his private parts.

আবূ সা‘ঈদ খুদরী (রাঃ) হতে বর্ণিত। নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম নিষেধ করেছেন শরীরের এক পাশ খোলা রেখে অন্য পাশ ঢেকে পরতে। আর এক কাপড়ে পুরুষকে এমনভাবে ঢেকে বসতে, যাতে তার লজ্জাস্থানের উপর ঐ কাপড়ের কোন অংশ না থাকে। [৩৬৭]

مجھ سے محمد نے بیان کیا، انہوں نے کہا ہم کو مخلد نے خبر دی، انہوں نے کہا ہم کو ابن جریح نے خبر دی، انہوں نے کہا کہ مجھے ابن شہاب نے خبر دی، انہوں نے کہا ہمیں عبیداللہ بن عبداللہ نے اور انہیں ابو سعید خدری رضی اللہ عنہ نے کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے اشتمال صماء سے منع فرمایا اور اس سے بھی کہ کوئی شخص ایک کپڑے سے پنڈلی اور کمر کو ملا لے اور شرمگاہ پر کوئی دوسرا کپڑا نہ ہو۔

Telah menceritakan kepadaku [Muhammad] dia berkata; telah mengabarkan kepadaku [Makhlad] telah mengabarkan kepada kami [Ibnu Juraij] dia berkata; telah mengabarkan kepadaku [Ibnu Syihab] dari ['Ubaidullah bin Abdullah] dari [Abu Sa'id Al Khudri] radliallahu 'anhu bahwa Nabi shallallahu 'alaihi wasallam melarang isytimalus shama' (seseorang berselimut dengan bajunya dan tidak memberikan celah sedikitpun, hingga jika tersingkap auratnya rawan terbuka) dan seseorang yang berselimutkan kain satu lembar tanpa mengenakan kemaluannya dengan kain yang lain

Ebu Said el-Hudri r.a.'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem iştimalu's-samma denilen giyinişi ve kişinin bir tek örtüsüne, ondan ferci üzerinde bir şey bulunmaksızın bürünmesi ni nehyetti

5823Ummih bint Khalid ibn Abi UhayhahSahih

حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِيهِ، سَعِيدِ بْنِ فُلَانٍ هُوَ عَمْرُو بْنُ سَعِيدِ بْنِ الْعَاصِ عَنْ أُمِّ خَالِدٍ بِنْتِ خَالِدٍ

أُتِيَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِثِيَابٍ فِيهَا خَمِيصَةٌ سَوْدَاءُ صَغِيرَةٌ فَقَالَ: «مَنْ تَرَوْنَ نَكْسُو هَذِهِ». فَسَكَتَ الْقَوْمُ قَالَ: «ائْتُونِي بِأُمِّ خَالِدٍ». فَأُتِيَ بِهَا تُحْمَلُ فَأَخَذَ الْخَمِيصَةَ بِيَدِهِ فَأَلْبَسَهَا وَقَالَ: «أَبْلِي وَأَخْلِقِي». وَكَانَ فِيهَا عَلَمٌ أَخْضَرُ أَوْ أَصْفَرُ فَقَالَ: «يَا أُمَّ خَالِدٍ هَذَا سَنَاهْ». وَسَنَاهْ بِالْحَبَشِيَّةِ حَسَنٌ

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) was given some clothes including a black Khamisa. The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) said, “To whom shall we give this to wear?” The people kept silent whereupon the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) said, “Fetch Um Khalid for me.” I (Um Khalid) was brought carried (as I was small girl at that time).

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) took the Khamisa in his hands and made me wear it and said, “May you live so long that your dress will wear out and you will mend it many times.” On the Khamisa there were some green or pale designs (The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) saw these designs) and said, “O Um Khalid! This is Sanah.” (Sanah in a Ethiopian word meaning beautiful).

উম্মু খালিদ হতে বর্ণিত। একবার রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর নিকট কিছু কাপড় নিয়ে আসা হয়। তার মধ্যে কিছু কালো নকশীদার ছোট চাদর ছিল। তিনি বললেনঃ আমরা এগুলো পরব, তোমাদের মত কী? উপস্থিত সকলে চুপ থাকল।

তারপর তিনি বললেনঃ উম্মু খালিদকে আমার কাছে নিয়ে এসো। তাকে বহন করে আনা হল। রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম নিজের হাতে একটি চাদর নিলেন এবং তাকে পরিয়ে দিলেন।

এরপর বললেনঃ (এটি) তুমি পুরাতন কর ও ছিঁড়ে ফেল (অর্থাৎ তুমি বহুদিন বাঁচ)। ঐ চাদরে সবুজ অথবা হলুদ রঙের নকশী ছিল। তিনি বললেনঃ হে খালিদের মা! هٰذَا سَنَاهْ অর্থাৎ এটি কত সুন্দর! হাবশী ভাষায় সানাহ্ অর্থ সুন্দর। [৩০৭১]

ہم سے ابونعیم نے بیان کیا، کہا ہم سے اسحاق بن سعید نے بیان کیا، ان سے ان کے والد نے، ان سے سعید بن فلاں یعنی عمرو بن سعید بن عاص نے اور ان سے ام خالد بنت خالد رضی اللہ عنہا نے کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کی خدمت میں کچھ کپڑے لائے گئے جس میں ایک چھوٹی کالی کملی بھی تھی۔

نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ تمہارا کیا خیال ہے یہ چادر کسے دی جائے؟ صحابہ کرام رضی اللہ عنہم خاموش رہے پھر نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا: ام خالد کو میرے پاس بلا لاؤ۔ انہیں گود میں اٹھا کر لایا گیا ( کیونکہ بچی تھیں ) اور نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے وہ چادر اپنے ہاتھ میں لی اور انہیں پہنایا اور دعا دی کہ جیتی رہو۔

اس چادر میں ہرے اور زرد نقش و نگار تھے۔ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ ام خالد! یہ نقش و نگار ”سناہ“ ہیں۔ ”سناہ“ حبشی زبان میں خوب اچھے کے معنی میں آتا ہے۔

Telah menceritakan kepada kami [Abu Nu'aim] telah menceritakan kepada kami [Ishaq bin Sa'id] dari ayahnya [Sa'id bin Fulan] yaitu 'Amru bin Sa'id bin Al 'Ash dari [Ummu Khalid binti Khalid] bahwa Nabi shallallahu 'alaihi wasallam pernah diberi kain kecil yang ada renda suteranya.

Lalu beliau bertanya: "Menurut kalian siapa yang paling berhak untuk mendapat kain ini?", orang-orang pun diam. Beliau lalu bersabda: "Datangkanlah Ummu Khalid kepadaku." Beliau lantas memberikan kain tersebut dan memakaikannya kepadanya.

Setelah itu beliau bersabda: 'Semoga tahan lama hingga Allah menggantinya dengan yang baru (panjang umur).' Beliau kemudian melihat corak berwarna hijau atau kuning yang ada pada kain bersulam sutera tersebut, beliau bersabda: "Wahai Ummu Khalid, ini sanah, sanah." Sanah adalah perkataan bahasa Habasyah yang berarti bagus

Halid'in kızı Ümmü Halid'den, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e aralarında küçük, siyah bir hamisanın da bulunduğu bazı kumaşlar getirildi. Bunun üzerine: Bu kumaşı kime giydirmemizi uygun görürsünüz, dedi. Orada bulunanlar sustular.

Allah Rasulü: Bana Ümmü Halid'i getirin, buyurdu. Ümmü Halid taşınarak getirildi. Hamisa'yı eliyle alıp onu Ümmü Halid'e giydirdi ve: Sen bunu (afiyetle) eskit ve parala, buyurdu. Hamisa'da yeşil ya da sarı bir alamet vardı. Nebi: Ey Ümmü Halid, bu -Habeşçe- senadır, senadır, buyurdu

5824Anas ibn MalikSahih

حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ: حَدَّثَنِي ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنِ ابْنِ عَوْنٍ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَنَسٍ رضى الله عنه

قَالَ لَمَّا وَلَدَتْ أُمُّ سُلَيْمٍ قَالَتْ لِي يَا أَنَسُ انْظُرْ هَذَا الْغُلَامَ فَلَا يُصِيبَنَّ شَيْئًا حَتَّى تَغْدُوَ بِهِ إِلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يُحَنِّكُهُ. فَغَدَوْتُ بِهِ، فَإِذَا هُوَ فِي حَائِطٍ وَعَلَيْهِ خَمِيصَةٌ حُرَيْثِيَّةٌ، وَهْوَ يَسِمُ الظَّهْرَ الَّذِي قَدِمَ عَلَيْهِ فِي الْفَتْحِ

When Um Sulaim gave birth to a child. she said to me, “O Anas! Watch this boy carefully and do not give him anything to eat or drink until you have taken him to the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) tomorrow morning for the Tahnik.” So the next morning I took the child to the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) who was sitting in a garden and was wearing a Huraithiya Khamisa and was branding the she-camel on which he had come during the Conquest of Mecca.

আনাস (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেনঃ উম্মু সুলাইম যখন একটি সন্তান প্রসব করলেন তখন আমাকে জানালেন, হে আনাস! শিশুটিকে দেখ, যেন সে কিছু না খায়, যতক্ষণ না তুমি একে নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর নিকট নিয়ে যাও, তিনি এর তাহনীক করবেন। আমি তাকে নিয়ে গেলাম। দেখলাম, তিনি একটি বাগানে আছেন, আর তাঁর পরনে হুরাইসিয়া নামের চাদর আছে। তিনি যে উটে করে মক্কা বিজয়ের দিনে অভিযানে গিয়েছিলেন তার পিঠে ছিলেন। [১৫০২; মুসলিম ৩৭/৩০, হাঃ ২১১৯]

مجھ سے محمد بن مثنیٰ نے بیان کیا، کہا کہ مجھ سے ابن ابی عدی نے بیان کیا، ان سے ابن عون نے، ان سے محمد نے اور ان سے انس رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ جب ام سلیم رضی اللہ عنہا کے یہاں بچہ پیدا ہوا تو انہوں نے مجھ سے کہا کہ انس اس بچہ کو دیکھتے رہو کوئی چیز اس کے پیٹ میں نہ جائے اور جا کر نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کو اپنے ساتھ لاؤ تاکہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم اپنا جوٹھا اس کے منہ میں ڈالیں۔

چنانچہ میں نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کی خدمت میں حاضر ہوا نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم اس وقت ایک باغ میں تھے اور آپ کے جسم پر قبیلہ بنی حریث کی بنی ہوئی چادر ( «خميصة حريثية» ) تھی اور آپ اس سواری پر نشان لگا رہے تھے جس پر آپ فتح مکہ کے موقع پر سوار تھے۔

Telah menceritakan kepada kami [Muhammad bin Al Mutsanna] dia berkata; telah menceritakan kepadaku [Ibnu Abu 'Adi] dari [Ibnu 'Aun] dari [Muhammad] dari [Anas] radliallahu 'anhu dia berkata; Ketika Ummu Sulaim melahirkan, dia berkata kepadaku; "Wahai Anas, lihatlah bayi kecil ini, dan jangan sampai ia mendapatkan sesuatu (untuk dimakan) sehingga besok pagi kita menemui nabi shallallahu 'alaihi wasallam supaya beliau mentahniknya (mengunyahkan buah kurma kemudian dimasukkan ke dalam mulut bayi),

keesokan harinya aku bersamanya menemui Nabi, ketika itu beliau tengah berada di kebun, beliau mengenakan kain yang ada renda suteranya dan tengah membuat tanda pada binatang yang diberikan kepada beliau di hari penaklukan kota Makkah

Enes r.a.'dan, dedi ki: "Ümmü Süleym doğum yapınca bana: Ey Enes, bu çocuğa dikkat et. Onu sabah Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e damağına tatlı bir şey çalmak (tahnik etmek) için götürünceye kadar, sakın ağzına bir şey girmesin, dedi. Sabah çocuğu alıp yanına götürdüm. O bir bahçede idi ve üzerinde Hureysı bir hamisa vardı. O sırada da fetih (zafer) dolayısıyla kendisine ganimet olarak gelmiş bulunan yük develerini damgalıyordu."

Fethu'l-Bari Açıklaması: "Siyah hamisa." el-Esmaı dedi ki: Hamisa denilen elbiseler, üzerlerinde alamet bulunan kalın ipek yahut yün elbiselere denilir. Renkleri siyah olup herkesin giydiği elbiselerden idi.

"Halid'in kızı Ümmü Halid." Bu, Halid b. ez-Zubeyr b. el-Awam adındaki oğlu ile künyelenmiş bir cari ye idi. ez-Zubeyr onunla evlenmiş ve Halid b. ezZubeyr ile Amr b. ez-Zubeyr adındaki çocukları ondan olmuştu. İbn SaId'ın naklettiğine göre o Habeşistan'da doğmuş ve Hayber'den sonra aklı eren bir çağda iken babası ile birlikte Medine'ye gelmişti.

"Ümmü Halid taşınarak getirildi." O sırada yaşının küçüklüğüne bir işaret vardır. Fakat yine de o esnada mümeyyiz (aklı eren) bir halde bulunmasına engel değildir. "Eskit ve parala, diye buyurdu." Araplar bu ibareyi muhataplarına söyleyerek uzun bir ömür yaşaması için dua etmek amacıyla kullanırlar. Yani bu elbise eskiyip paralanıncaya kadar hayatı uzasın, gitsin.

Bu açıklamayı Ebu Davud'un sahih bir sened ile Ebu Nadra'dan diye naklettiği rivayet pekiştirmektedir. Ebu Nadra dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'in ashabından birisi yeni bir elbise giyindi mi ona: Elbisen eskiyip paralansın, Allah da hna onun yerine başkasını versin, derlerdi."

"Allah Rasulü: Ey Ümmü Halid -Habeşçe- bu senadır, senadır, buyurdu." Sena Habeşçe'de güzel demektir

5825IkrimaSahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، أَخْبَرَنَا أَيُّوبُ، عَنْ عِكْرِمَةَ، أَنَّ رِفَاعَةَ

طَلَّقَ امْرَأَتَهُ، فَتَزَوَّجَهَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ الزَّبِيرِ الْقُرَظِيُّ، قَالَتْ عَائِشَةُ وَعَلَيْهَا خِمَارٌ أَخْضَرُ. فَشَكَتْ إِلَيْهَا، وَأَرَتْهَا خُضْرَةً بِجِلْدِهَا، فَلَمَّا جَاءَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَالنِّسَاءُ يَنْصُرُ بَعْضُهُنَّ بَعْضًا قَالَتْ عَائِشَةُ مَا رَأَيْتُ مِثْلَ مَا يَلْقَى الْمُؤْمِنَاتُ، لَجِلْدُهَا أَشَدُّ خُضْرَةً مِنْ ثَوْبِهَا.

قَالَ وَسَمِعَ أَنَّهَا قَدْ أَتَتْ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَجَاءَ وَمَعَهُ ابْنَانِ لَهُ مِنْ غَيْرِهَا. قَالَتْ: وَاللَّهِ مَا لِي إِلَيْهِ مِنْ ذَنْبٍ، إِلاَّ أَنَّ مَا مَعَهُ لَيْسَ بِأَغْنَى عَنِّي مِنْ هَذِهِ. وَأَخَذَتْ هُدْبَةً مِنْ ثَوْبِهَا، فَقَالَ كَذَبَتْ وَاللَّهِ يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنِّي لأَنْفُضُهَا نَفْضَ الأَدِيمِ، وَلَكِنَّهَا نَاشِزٌ تُرِيدُ رِفَاعَةَ. …

فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «فَإِنْ كَانَ ذَلِكَ لَمْ تَحِلِّي لَهُ أَوْ لَمْ تَصْلُحِي لَهُ حَتَّى يَذُوقَ مِنْ عُسَيْلَتِكِ».

قَالَ وَأَبْصَرَ مَعَهُ ابْنَيْنِ فَقَالَ: «بَنُوكَ هَؤُلَاءِ». قَالَ: نَعَمْ. قَالَ: «هَذَا الَّذِي تَزْعُمِينَ مَا تَزْعُمِينَ، فَوَاللَّهِ لَهُمْ أَشْبَهُ بِهِ مِنَ الْغُرَابِ بِالْغُرَابِ»

Rifaa divorced his wife whereupon ‘AbdurRahman ibn Az-Zubayr Al-Qurazi married her. Aishah said that the lady (came), wearing a green veil (and complained to her (Aishah of her husband and showed her a green spot on her skin caused by beating). It was the habit of ladies to support each other, so when the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) came, Aishah said, ‘I have not seen any woman suffering as much as the believing women.

Look! Her skin is greener than her clothes!’ When ‘AbdurRahman heard that his wife had gone to the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam), he came with his two sons from another wife. …

She said, ‘By Allah! I have done no wrong to him but he is impotent and is as useless to me as this,’ holding and showing the fringe of her garment, Abdur-Rahman said, ‘By Allah, O Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam)!

She has told a lie! I am very strong and can satisfy her but she is disobedient and wants to go back to Rifaa.’ The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said, to her, ‘If that is your intention, then know that it is unlawful for you to remarry Rifaa unless Abdur-Rahman has had sexual intercourse with you.’ Then the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) saw two boys with Abdur- Rahman and asked (him), ‘Are these your sons?’

On that ‘AbdurRahman said, ‘Yes.’ The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) said, ‘You claim what you claim (i.e. that he is impotent)? But by Allah, these boys resemble him as a crow resembles a crow.’’’’

‘ইকরামাহ (রহঃ) হতে বর্ণিত। রিফা‘আ তার স্ত্রীকে ত্বালাক দেয়। পরে ‘আবদুর রহমান কুরাযী তাকে বিবাহ করে। ‘আয়িশাহ (রাঃ) বলেন, তার গায়ে একটি সবুজ রঙের উড়না ছিল। সে ‘আয়িশাহ (রাঃ)-এর নিকট অভিযোগ করল এবং (স্বামীর প্রহারজনিত) স্বীয় গাত্রের চামড়ার সবুজ বর্ণ দেখালো। রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম যখন এলেন, আর স্ত্রীগণ একে অন্যের সহযোগিতা করে থাকে, তখন ‘আয়িশাহ বললেনঃ কোন মু’মিন মহিলাকে এমনভাবে প্রহার করতে আমি কখনও দেখিনি।

মহিলাটির চামড়া তার কাপড়ের চেয়ে বেশি সবুজ হয়ে গেছে। বর্ণনাকারী বলেনঃ ‘আবদুর রহমান শুনতে পেল যে, তার স্ত্রী রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর কাছে এসেছে। সুতরাং সেও তার অন্য স্ত্রীর দু’টি ছেলে সাথে করে এলো। …

স্ত্রী লোকটি বললঃ আল্লাহর কসম! তার উপর আমার এ ব্যতীত আর কোন অভিযোগ নেই যে, তার কাছে যা আছে তা আমাকে এ জিনিসের চেয়ে অধিক তৃপ্তি দেয় না। এ বলে তার কাপড়ের আঁচল ধরে দেখাল।

‘আবদুর রহমান বললঃ হে আল্লাহর রাসূল! সে মিথ্যা বলছে, আমি তাকে ধোলাই করি চামড়া ধোলাই করার ন্যায় দীর্ঘস্থায়ী সঙ্গম করি)। কিন্তু সে অবাধ্য স্ত্রী, রিফা‘আর কাছে ফিরে যেতে চায়।

রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বললেনঃ ব্যাপার যদি তাই হয় তাহলে রিফা‘আ তোমার জন্য হালাল হবে না, অথবা তুমি তার যোগ্য হতে পার না, যতক্ষণ না ‘আবদুর রহমান তোমার সুধা আস্বাদন করবে।

বর্ণনাকারী বলেনঃ রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম ‘আবদুর রহমানের সাথে তার পুত্রদ্বয়কে দেখে বললেন, এরা কি তোমার পুত্র? সে বললঃ হ্যাঁ। তিনি বললেনঃ এই আসল ঘটনা, যে জন্য স্ত্রী লোকটি এমন করেছে। আল্লাহর কসম! কাকের সাথে কাকের যেমন মিল থাকে, তার চেয়েও বেশি মিল আছে ওদের সাথে এর (অর্থাৎ ‘আবদুর রহমানের সাথে তাঁর পুত্রদের)। [২৬৩৯]

ہم سے محمد بن بشار نے بیان کیا، کہا ہم سے عبدالوہاب بن عبدالمجید ثقفی نے، کہا ہم کو ایوب سختیانی نے خبر دی، انہیں عکرمہ نے اور انہیں رفاعہ رضی اللہ عنہ نے کہ انہوں نے اپنی بیوی کو طلاق دے دی تھی۔ پھر ان سے عبدالرحمٰن بن زبیر قرظی رضی اللہ عنہ نے نکاح کر لیا تھا۔

عائشہ رضی اللہ عنہا نے بیان کیا کہ وہ خاتون سبز اوڑھنی اورڑھے ہوئے تھیں، انہوں نے عائشہ رضی اللہ عنہا سے ( اپنے شوہر کی ) شکایت کی اور اپنے جسم پر سبز نشانات ( چوٹ کے ) دکھائے پھر جب رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم تشریف لائے تو ( جیسا کہ عادت ہے ) عکرمہ نے بیان کیا کہ عورتیں آپس میں ایک دوسرے کی مدد کرتی ہیں۔ …

عائشہ رضی اللہ عنہا نے ( نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم سے ) کہا کہ کسی ایمان والی عورت کا میں نے اس سے زیادہ برا حال نہیں دیکھا ان کا جسم ان کے کپڑے سے بھی زیادہ برا ہو گیا ہے۔ بیان کیا کہ ان کے شوہر نے بھی سن لیا تھا کہ ( ان کی ) بیوی نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کے پاس گئی ہے چنانچہ وہ بھی آ گئے اور ان کے ساتھ ان کے دو بچے ان سے پہلی بیوی کے تھے۔

ان کی بیوی نے کہا: اللہ کی قسم! مجھے ان سے کوئی اور شکایت نہیں البتہ ان کے ساتھ اس سے زیادہ اور کچھ نہیں جس سے میرا کچھ نہیں ہوتا۔ انہوں نے اپنے کپڑے کا پلو پکڑ کر اشارہ کیا ( یعنی ان کے شوہر کمزور ہیں ) اس پر ان کے شوہر نے کہا: یا رسول اللہ!

واللہ یہ جھوٹ بولتی ہے میں تو اس کو ( جماع کے وقت ) چمڑے کی طرح ادھیڑ کر رکھ دیتا ہوں مگر یہ شریر ہے، یہ مجھے پسند نہیں کرتی اور رفاعہ کے یہاں دوبارہ جانا چاہتی ہے۔ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے اس پر فرمایا کہ اگر یہ بات ہے تو تمہارے لیے وہ ( رفاعہ ) اس وقت تک حلال نہیں ہو گا جب تک یہ ( عبدالرحمٰن دوسرے شوہر ) تمہارا مزا نہ چکھ لیں۔

بیان کیا کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے عبدالرحمٰن کے ساتھ دو بچے بھی دیکھے تو دریافت فرمایا کیا یہ تمہارے بچے ہیں؟ انہوں نے عرض کیا جی ہاں۔ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا: اچھا، اس وجہ سے تم یہ باتیں سوچتی ہو۔ اللہ کی قسم یہ بچے ان سے اتنے ہی مشابہ ہیں جتنا کہ کوا کوے سے مشابہ ہوتا ہے۔

Telah menceritakan kepada kami [Muhammad bin Basyar] telah menceritakan kepada kami [Abdul Wahhab] telah mengabarkan kepada kami [Ayyub] dari [Ikrimah] bahwa Rifa'ah telah menceraikan isterinya, kemudian isterinya menikah dengan Abdurrahman bin Zubair Al Qurdli, [Aisyah] berkata; "Ketika itu mantan isteri Rifa'ah tengah mengenakan kerudung hijau, lalu mantan isteri Rifa'ah mengadukan permasalahannya kepada Aisyah, mantan isteri Rifaah memperlihatkan bekas hijau di kulitnya.

Ketika Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam datang -kala itu para wanita membela satu sama lainnya. Kata 'Aisyah 'Sungguh yang kulihat padanya, seperti yang ditemui wanita mukminah lainnya, sungguh kulitnya jauh lebih hijau dari pada bajunya. Kata Ikrimah, tiba-tiba Abdurrahman datang bersama dua anaknya yang di hasilkan bukan dari isteri keduanya (mantan isteri Rifa'ah). …

Isterinya berkata; "Demi Allah, tidaklah aku berdosa ketika bersamanya melainkan karena ia tidak dapat memuaskan diriku." Sambil memegang ujung kainnya. Abdurrahman berkata; "Demi Allah, ia dusta wahai Rasulullah, sesungguhnya aku dapat memuaskannya, akan tetapi ia berbuat nusyuz (membangkang terhadap perintah suami) karena ia hendak kembali kepada Rifa'ah.

Maka Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Apabila seperti itu, maka kamu tidak halal bagi Rifa'ah atau tidak sah bagi Rifa'ah hingga ia (suami kedua) merasakan madumu."

Ikrimah berkata; "Lalu Abdurrahman memperlihatkan kedua anaknya, beliau pun bersabda: "Apakah mereka semua anak-anakmu?" Abdurrahman menjawab; "Ya." Beliau bersabda: "Demi Allah, ini adalah sesuatu yang kamu sangka? demi Allah, mereka lebih menyerupai dengan ayahnya dari pada burung gagak dengan induknya

İkrime'den rivayete göre "Rifaa hanımını boşamıştı. Abdurrahman b. ez-Zubeyı.' el-Kuraz1 onunla evlendi. Aişe dedi ki: Üzerinde yeşil bir başörtüsü vardı. Aişe'ye şikayette bulunarak derisi üzerindeki bir morarmayı da göstermişti.

-(İkrime dedi ki) kadınlar birbirlerine destek olurlar.- Aişe dedi ki: Ben mu'min kadınların çektikleri gibisini görmedim. And olsun ki kadının derisi elbisesinden daha yeşildi. …

(Araplar morarmayı yeşil ile anlatırlar.) İkrime dedi ki: Kocası, karısının Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gittiğini işitti. O da bunun üzerine başka bir kadından olma iki oğlunu da beraberinde getirerek geldi. Kadın: Allah'a yemin ederim, benim bunu gerektirecek bir günahım yoktur. Ancak onunla beraber olan şey, benim ihtiyacımı bundan daha fazla giderebilecek durumda değildir, dedi -ve bu arada üzerindeki örtünün bir saçağını tutup gösterdi.- Kocası bunun üzerine: Ey Allah'ın Rasulü, Allah'a yemin ederim ki yalan söyledi.

Ben onu deri silkeler gibi silkeliyorum. Fakat o bana karşı koyuyor. Rifaa'yı istiyor, dedi. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu sefer: Eğer böyle bir şey varsa şimdiki kocan senin balcağızını tatmadıkça sen ona helal olmazsın ya da ona varman uygun olamaz, buyurdu.

(İkrime) dedi ki: Rasulullah Abdurrahman ile beraber iki oğlunu görünce, bunlar senin oğulların mıdır, dedi. O, evet dedi. Allah Rasulü: Sen bu adam hakkında mı o dediğin iddialarda bulunuyorsun. Allah'a yemin ederim ki bu çocukların babalarına benzemesi, karganın kargaya benzemesinden daha fazladır, buyurdu."

Fethu'l-Bari Açıklaması: İbn Battal dedi ki: Yeşil elbiseler cennet elbiselerindendir. Şeref olarak da bu onlara yeter. Derim ki: EbU. Davud, EbU. Rimse yoluyla: "Onun Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem üzerinde iki yeşil burde görmüş" olduğuna dair birhadis rivayet etmiştir.

"Ki kadınlar birbirlerine destek olurlar." Bu bir ara cümlesi olup İkrime'nin sözüdür. Vuheyb b. Halid, Eyyub'dan diye naklettiği rivayetinde bunu açıkça söylemiştir. Rivayetinde "derisi, başındaki örtüden daha yeşildi" ibaresinden sonra bunu ifade etmiştir.

el-Kermani dedi ki: Derisinin yeşilliği (moriuğu) kadının zayıflığından yahut da kocasının onu dövmesinden ileri gelmiş olabilir. Ama olayın anlatılışı ikincisinin tercih edilmesini gerektirmektedir.

"Sen ona helal olamazsın ya da ona varman uygun düşmez." el-Kermani'nin naklettiğine göre bazı rivayetlerde "ona helal olamazsın" ibaresini (cezm edat! geldiğinden nun düşmesi gerektiği halde düşmemiş olarak yazıldığını söz konusu ederek) izah etmeye, açıklamaya koyulmuştur. Allah Rasulü kadına bu cevabı vermekle kadının: "Onun beraberindeki ancak bu saçak gibidir" sözü ile Allah Rasulü: "Sen onun balcağızından tatmadıkça" sözünün birarada açıklanması özetle şöyledir: Allah Rasulü böylece kadının iddiasım reddetmiş olmaktadır.

Evvela kocasının karısını deri silkeler gibi silkelediği şeklindeki iddiasını doğrulamış olmakta, ikinci olarak da beraberinde bulunan iki çocuğunu doğru söylediğine delilolarak göstermektedir.

"Onun hakkında böyle bir iddiada bulunuyorsun" sözü de kadının kocası hakkındaki kısırlık iddiası ile ilgili bir kinayedir

5826Sad ibn Abi WaqqasSahih

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الْحَنْظَلِيُّ، أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ، حَدَّثَنَا مِسْعَرٌ، عَنْ سَعْدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ سَعْدٍ

قَالَ رَأَيْتُ بِشِمَالِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَبِيَمِينِهِ رَجُلَيْنِ عَلَيْهِمَا ثِيَابٌ بِيضٌ يَوْمَ أُحُدٍ، مَا رَأَيْتُهُمَا قَبْلُ وَلَا بَعْدُ

On the day of the battle of Uhud, on the right and on the left of the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) were two men wearing white clothes, and I had neither seen them before, nor did I see them afterwards.

সা‘দ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেনঃ উহুদের দিন আমি রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর ডানে ও বামে দু’জন পুরুষ লোককে দেখলাম। তাদের পরনে সাদা পোশাক ছিল। তাদের এর আগেও দেখিনি, আর পরেও দেখিনি। [৪০৫৪]

ہم سے اسحاق بن ابراہیم حنظلی نے بیان کیا، کہا ہم کو محمد بن بشر نے خبر دی، کہا ہم سے معمر نے بیان کیا، ان سے سعد بن ابی وقاص رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ جنگ احد کے موقع پر میں نے نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کے دائیں بائیں دو آدمیوں کو ( جو فرشتے تھے ) دیکھا وہ سفید کپڑے پہنے ہوئے تھے میں نے انہیں نہ اس سے پہلے دیکھا اور نہ اس کے بعد کبھی دیکھا۔

Telah menceritakan kepada kami [Ishaq bin Ibrahim Al Hanzhali] telah mengabarkan kepada kami [Muhammad bin Bisyr] telah menceritakan kepada kami [Mis'ar] dari [Sa'd bin Ibrahim] dari [Ayahnya] dari [Sa'd] dia berkata; saya melihat di samping kanan dan kiri Nabi shallallahu 'alaihi wasallam dua orang laki-laki tengah mengenakan pakaian serba putih pada waktu perang Uhud, aku tidak pernah melihat sebelum dan sesudahnya

Sa'd'dan, dedi ki: "Uhud günü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in solunda ve sağında, üzerlerinde beyaz elbiseler bulunan iki adam gördüm. O ikisini de ne daha önce görmüştüm, ne de sonra gördüm

5827Abu Dharr al-GhifariSahih

حَدَّثَنَا أَبُو مَعْمَرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، عَنِ الْحُسَيْنِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ يَعْمَرَ، حَدَّثَهُ أَنَّ أَبَا الأَسْوَدِ الدِّيلِيَّ حَدَّثَهُ أَنَّ أَبَا ذَرٍّ رضى الله عنه حَدَّثَهُ

قَالَ أَتَيْتُ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَعَلَيْهِ ثَوْبٌ أَبْيَضُ وَهْوَ نَائِمٌ، ثُمَّ أَتَيْتُهُ وَقَدِ اسْتَيْقَظَ فَقَالَ: «مَا مِنْ عَبْدٍ قَالَ: لَا إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ. ثُمَّ مَاتَ عَلَى ذَلِكَ، إِلاَّ دَخَلَ الْجَنَّةَ».

قُلْتُ: وَإِنْ زَنَى وَإِنْ سَرَقَ قَالَ: «وَإِنْ زَنَى وَإِنْ سَرَقَ». قُلْتُ: وَإِنْ زَنَى وَإِنْ سَرَقَ قَالَ: «وَإِنْ زَنَى وَإِنْ سَرَقَ». …

قُلْتُ: وَإِنْ زَنَى وَإِنْ سَرَقَ قَالَ: «وَإِنْ زَنَى وَإِنْ سَرَقَ عَلَى رَغْمِ أَنْفِ أَبِي ذَرٍّ». وَكَانَ أَبُو ذَرٍّ إِذَا حَدَّثَ بِهَذَا قَالَ: وَإِنْ رَغِمَ أَنْفُ أَبِي ذَرٍّ

I came to the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) while he was wearing white clothes and sleeping. Then I went back to him again after he had got up from his sleep.

He said, “Nobody says: ‘None has the right to be worshipped but Allah’ and then later on he dies while believing in that, except that he will enter Paradise.” I said, “Even if he had committed illegal sexual intercourse and theft?” …

He said. ‘Even if he had committed illegal sexual intercourse and theft.’ I said, “Even if he had committed illegal sexual intercourse and theft?” He said. ‘Even if he had committed illegal sexual intercourse and theft.’

I said, ‘Even it he had committed illegal sexual intercourse and theft?’ He said, “Even if he had committed illegal sexual intercourse and theft, inspite of the Abu Dharr’s dislike.

Abu Abdullah said, ‘This is at the time of death or before it if one repents and regrets and says ‘None has the right to be worshipped but Allah. He will be forgiven his sins.’’”

আবূ যার (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, আমি নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর নিকট আসলাম। তাঁর পরনে তখন সাদা পোশাক ছিল। তখন তিনি ছিলেন নিদ্রিত। কিছুক্ষণ পর আবার এলাম, তখন তিনি জেগে গেছেন।

তিনি বললেনঃ যে কোন বান্দা ‘লা ইলা-হা ইল্লাল্লা-হ’ বলবে এবং এ অবস্থার উপরে মারা যাবে, সে জান্নাতে প্রবেশ করবে। আমি বললামঃ সে যদি যিনা করে, সে যদি চুরি করে? …

তিনি বললেনঃ যদি সে যিনা করে, যদি সে চুরি করে তবুও। আমি জিজ্ঞেস করলামঃ সে যদি যিনা করে, সে যদি চুরি করে তবুও? তিনি বললেনঃ হ্যাঁ, সে যদি যিনা করে, সে যদি চুরি করে তবুও।

আমি বললামঃ যদি সে যিনা করে, যদি সে চুরি করে তবুও? তিনি বললেনঃ যদি সে যিনা করে, যদি সে চুরি করে তবুও। আবূ যারের নাক ধূলি ধুসরিত হলেও। আবূ যার যখনই এ হাদীস বর্ণনা করতেন তখন আবূ যারের নাসিকা ধূলাচ্ছন্ন হলেও বাক্যটি বলতেন।

আবূ ‘আবদুল্লাহ ইমাম বুখারী) বলেনঃ এ কথা প্রযোজ্য হয় মৃত্যুর সময় বা তার পূর্বে যখন সে তওবা করে ও লজ্জিত হয় এবং বলে ‘লা ইলা-হা ইল্লাল্লা-হ’, তখন তার পূর্বের গুনাহ মাফ করে দেয়া হয়। [১২৩৭]

ہم سے ابومعمر نے بیان کیا، کہا ہم سے عبدالوارث نے بیان کیا، ان سے حسین نے، ان سے عبداللہ بن بریدہ نے، ان سے یحییٰ بن یعمر نے بیان کیا، ان سے ابو اسود دیلی نے بیان کیا اور ان سے ابوذر رضی اللہ عنہ نے بیان کیا، انہوں نے بیان کیا کہ میں نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کی خدمت میں حاضر ہوا تو آپ کے جسم مبارک پر سفید کپڑا تھا اور آپ سو رہے تھے پھر دوبارہ حاضر ہوا تو آپ بیدار ہو چکے تھے پھر آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ جس بندہ نے بھی کلمہ «لا إله إلا الله» ”اللہ کے سوا کوئی معبود نہیں“ کو مان لیا اور پھر اسی پر وہ مرا تو جنت میں جائے گا۔

میں نے عرض کیا چاہے اس نے زنا کیا ہو، چاہے اس نے چوری کی ہو، آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ چاہے اس نے زنا کیا ہو، چاہے اس نے چوری کی ہو، میں نے پھر عرض کیا چاہے اس نے زنا کیا ہو، چاہے اس نے چوری کی ہو۔ فرمایا چاہے اس نے زنا کیا ہو، چاہے اس نے چوری کی ہو۔ …

میں نے ( حیرت کی وجہ سے پھر ) عرض کیا چاہے اس زنا کیا ہو یا اس نے چوری کی ہو۔ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا چاہے اس نے زنا کیا ہو چاہے اس نے چوری کی ہو۔ ابوذر کی ناک خاک آلود ہو۔ ابوذر رضی اللہ عنہ بعد میں جب بھی یہ حدیث بیان کرتے تو نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کے الفاظ ابوذر کے «على رغم» ( «وإن رغم أنف أبي ذر‏.‏» ) ضرور بیان کرتے۔

ابوعبداللہ امام بخاری رحمہ اللہ نے کہا یہ صورت کہ ( صرف کلمہ سے جنت میں داخل ہو گا ) یہ اس وقت ہو گی جب موت کے وقت یا اس سے پہلے ( گناہوں سے ) توبہ کی اور کہا کہ «لا إله إلا الله» اس کی مغفرت ہو جائے گی۔

Telah menceritakan kepada kami [Abu Ma'mar] telah menceritakan kepada kami [Abdul Warits] dari [Al Husain] dari [Abdullah bin Buraidah] dari [Yahya bin Ya'mar] dia menceritakan kepadanya bahwa [Abu Aswad Ad Du`ali] telah menceritakan kepadanya bahwa [Abu Dzar] radliallahu 'anhu telah menceritakan kepadanya, dia berkata; "Saya pernah menemui Nabi shallallahu 'alaihi wasallam sementara beliau sedang tidur sambil mengenakan baju putih, lalu aku datang menemuinya dan beliau pun terbangun, beliau bersabda: "Tidaklah seorang hamba yang mengucapkan "LA ILAAHA ILLALLAH" kemudian mati karena itu melainkan ia akan masuk surga."

Tanyaku selanjutnya; "Walaupun dia berzina dan mencuri?" beliau menimpali: "Walaupun dia pernah berzina dan mencuri." Tanyaku lagi; "Walaupun dia pernah berzina dan mencuri?" …

beliau menjawab: "Walaupun dia pernah berzina dan mencuri." Tanyaku lagi; 'Walaupun dia pernah berzina dan mencuri?" beliau menjawab: "Walaupun dia pernah berzina dan mencuri." -walaupun sepertinya Abu Dzar kurang puas- Apabila Abu Dzar menceritakan hal ini, maka dia akan mengatakan; "Walaupun" sepertinya Abu Dzar kurang puas. Abu Abdullah mengatakan; "Hal ini jika terjadi ketika seorang hamba itu meninggal atau sebelum dia meninggal lalu bertaubat dan menyesali perbuatannya serta mengucapkan "LAA ILAAHA ILLALLAH", maka dosa-dosanya akan terampuni

Ebu Zerr r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem uyurken, üzerinde beyaz bir elbise bulunduğu halde yanına gittim. Daha sonra yanına gittiğimde uyanmıştı. Dedi ki: La ilahe illallah deyip de daha sonra bu hal üzere ölen bir kul, muhakkak cennete girer. Ben: Zina etse ve hırsızlık yapsa dahi mi, dedim.

O: Zina etse ve hırsızlık yapsa dahi, dedi. Ben yine: Zina etse ve hırsızlık yapsa dahi mi, dedim. O: Zina etse ve hırsızlık yapsa dahi, buyurdu. Ben tekrar: Zina etse ve hırsızlık yapsa dahi mi dedim. O yine: Ebu Zerr'in burnu yere sürtünse dahi zina etse ve hırsızlık yapsa bile, buyurdu." Ebu Zerr bu hadisi naklettiği zaman: "Ebu Zerr'in burnu yere sürtünse dahi" derdi. …

Ebu Abdullah (el-Buhari) dedi ki: "Bu, ölüm esnasında ya da daha önce tevbe edip pişman olması ve la ilahe illallah demesi halinde böyledir. O takdirde ona mağfiret olunur." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Beyaz elbiseler." Ahmed, Sünen sahipleri ve sahih olduğunu belirterek Hakim, Semura'dan merfu' olarak şu hadisi rivayet etmişlerdir: "Size beyaz elbise giymenizi tavsiye ederim.

Onları giyiniz. Çünkü onlar daha hoş ve daha temizdir. Ölülerinizi de onlarla kefenleyiniz." Başlıkta yer alan iki hadisten birincisi Sa 'd b. Ebi Vakkas'ın rivayet ettiği bir hadis olup daha önce Uhud gazvesinde de geçmişti. Orada bu iki adamın adı da verilmekte, bunların birisinin Cebraiı, diğerinin Mikailolduğu belirtilmektedir.

"Ebu Zerr'in burnu yere sürtünse dahi" tabiri toprağa sürtünürcesine zelil olsa dahi, demektir. Buhari'nin "bu, ölümden önce yahut ölüm esnasında tevbe etmesi halinde böyledir" sözü küfürden tevbe etmesi "ve pişman olması" demektir. Bu sözleri ile "la ilahe illallah deyip, sonra da bu hal üzere ölen bir kul muhakkak cennete girer" buyruğunu açıklamak istemiştir.

Buhari'nin bu işaretiyle anlatmak istediklerinin özeti şudur: Hadis, Rabbini tevhid edip hadiste kendisine işaret edilen günahlardan tevbe etmiş olarak ölen kimse hakkında yorumlanır. Bu hadis ile böyle bir kimseye cehenneme uğramaksızın cennete girmesi vaat edilmiş bulunmaktadır ve bu, ehl-i sünnetin ittifakı ile Allah'ın haklarını ilgilendiren hususlardandır.

Kul hakları söz konusu ise çoğunluğun görüşüne göre onları sahiplerine vermek şarttır. Bunun da birincisi gibi olduğu söylenmiştir. O durumda yüce Allah, hak sahibini dilediği şekilde mükafat1andırır. Sözü geçen günahları işleyip de tevbe etmeksizin ölene gelince, hadisin zahirinden anlaşıldığına göre, o da bu kapsama dahildir. Ama ehl-i sünnetin görüşüne göre Allah'ın meşletine bağlıdır.

(Dilerse onu cehennemde günahı kadar azaplandırır, dilemezse azaplandırmaz.) Buna Ubade b. es-Samit'in daha önce İman bölümünde geçmiş olan hadisi de delil teşkil etmektedir. Çünkü orada şu ifadeler yer almaktadır: "Kim de bu günahlardan bir şey işlemiş olarak gelirse, eğer dünyada bunların cezası ona verilmemiş ise işi yüce Allah'a kalmıştır. Dilerse onu cezalandırır, dilerse onuaffeder

5828Abu Uthman an-NahdiSahih

حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، قَالَ: سَمِعْتُ أَبَا عُثْمَانَ النَّهْدِيَّ

أَتَانَا كِتَابُ عُمَرَ وَنَحْنُ مَعَ عُتْبَةَ بْنِ فَرْقَدٍ بِأَذْرَبِيجَانَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ نَهَى عَنِ الْحَرِيرِ، إِلاَّ هَكَذَا، وَأَشَارَ بِإِصْبَعَيْهِ اللَّتَيْنِ تَلِيَانِ الإِبْهَامَ قَالَ فِيمَا عَلِمْنَا أَنَّهُ يَعْنِي الأَعْلَامَ

While we were with Utba ibn Farqad at Adharbijan, there came Umar’s letter indicating that the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) had forbidden the use of silk except this much, then he pointed with his index and middle fingers. To our knowledge, by that he meant embroidery.

ক্বাতাদাহ (রহঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, আমি আবূ ‘উসমান নাহদী এর থেকে শুনেছি, তিনি বলেছেনঃ আমাদের কাছে ‘উমার (রাঃ)-এর পক্ষ থেকে এক পত্র আসে, এ সময় আমরা ‘উতবাহ ইবনু ফারকাদের সঙ্গে আযারবাইজানে অবস্থান করছিলাম। (পত্রে লেখা ছিলঃ) রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম রেশম ব্যবহার করতে নিষেধ করেছেন, তবে এটুকু এবং ইঙ্গিত দিলেন বুড়ো আঙ্গুলের সাথে মিলিত দু’আঙ্গুল দ্বারা (বর্ণনাকারী বলেনঃ) আমরা বুঝতে পারলাম যে (কতটুকু জায়িয তা) জানিয়ে তিনি পাড় ইত্যাদি বুঝাতে চেয়েছেন। [৫৮২৯, ৫৮৩০, ৫৮৩৪, ৫৮৩৫; মুসলিম পর্ব ৩৭/হাঃ ২০৬৯, আহমাদ ৩৬৫]

ہم سے آدم نے بیان کیا، کہا ہم سے شعبہ نے، کہا ہم سے قتادہ نے، کہا کہ میں نے ابوعثمان نہدی سے سنا کہ ہمارے پاس عمر رضی اللہ عنہ کا مکتوب ( خط ) آیا ہم اس وقت عتبہ بن فرقد رضی اللہ عنہ کے ساتھ آذر بائیجان میں تھے ( اس میں لکھا تھا ) کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے ریشم کے استعمال سے ( مردوں کو ) منع کیا ہے سوا اتنے کے اور نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے انگوٹھے کے قریب کی اپنی دونوں انگلیوں کے اشارے سے اس کی مقدار بتائی۔

ابوعثمان نہدی نے بیان کیا کہ ہماری سمجھ میں نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کی مراد اس سے ( کپڑے وغیرہ ریشم کے ) پھول بوٹے بنانے سے تھی۔

Telah menceritakan kepada kami [Adam] telah menceritakan kepada kami [Syu'bah] telah menceritakan kepada kami [Qatadah] dia berkata; saya mendengar [Abu Utsman An Nahdi] telah datang dengan membawa kitabnya [Umar] sementara kami waktu itu tengah bersama Utbah bin Farqad di Adrabijan bahwa Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam melarang mengenakan kain sutera kecuali hanya sebatas ini dan ini, dan beliau mengisyaratkan dengan kedua jarinya yaitu jari telunjuk dan jari tengah, Abu Utsman mengatakan; "Sebagaimana yang kami ketahui yang di maksud itu adalah coraknya atau garis-garis

Ebu Osman en-Nehdl'den, dedi ki: "Bizler Utbe b. Ferkad ile birlikte Azerbaycan'da iken Ömer'in mektubu bize ulaştı. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şunun gibi olanı dışında ipeği nehyettiğini belirtiyordu. -Bu arada baş parmağına bitişikalan iki parmağı jle işaret etti-." Ebu Osman en-Nehdı dedi ki: "Bildiğimize göre o, bu miktar ile elbiseye konulacak alametleri kastetmiştir. " Bu Hadis 5829, 5830, 5834 ve 5835 numara ilede var

5829Abu Uthman an-NahdiSahih

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا عَاصِمٌ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ

قَالَ كَتَبَ إِلَيْنَا عُمَرُ وَنَحْنُ بِأَذْرَبِيجَانَ أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ نَهَى عَنْ لُبْسِ الْحَرِيرِ إِلاَّ هَكَذَا، وَصَفَّ لَنَا النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِصْبَعَيْهِ. وَرَفَعَ زُهَيْرٌ الْوُسْطَى وَالسَّبَّابَةَ

While we were at Adharbijan, Umar wrote to us: ‘the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) forbade wearing silk except this much. Then the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) approximated his two fingers (index and middle fingers) (to illustrate that) to us.’ Zuhair (the sub-narrator) raised up his middle and index fingers.

আবূ ‘উসমান (রহ.) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, আমরা আযারবাইজানে অবস্থান করছিলাম। এ সময় ‘উমার আমাদের কাছে লিখে পাঠান যে, নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম রেশমী কাপড় পরতে নিষেধ করেছেন; কিন্তু এটুকু এবং নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম তাঁর দু’আঙ্গুল দিয়ে এর পরিমাণ আমাদের বলে দিয়েছেন। যুহাইর মধ্যমা ও শাহাদাত আঙ্গুল তুলে দেখিয়েছেন। [৫৮২৮]

ہم سے احمد بن یونس نے بیان کیا، کہا ہم سے زہیر نے بیان کیا، ان سے عاصم نے بیان، ان سے ابوعثمان نے بیان کیا کہ ہمیں عمر رضی اللہ عنہ نے لکھا اس وقت ہم آذر بائیجان میں تھے کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے ریشم پہننے سے منع فرمایا تھا سوا اتنے کے اور اس کی وضاحت نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے دو انگلیوں کے اشارے سے کی تھی۔ زہیر ( راوی حدیث ) نے بیچ کی اور شہادت کی انگلیاں اٹھا کر بتایا۔

Telah menceritakan kepada kami [Ahmad bin Yunus] telah menceritakan kepada kami [Zuhair] telah menceritakan kepada kami ['Ashim] dari [Abu Utsman] dia berkata; [Umar] pernah mengirim surat kepada kami ketika kami berada di Adribijan bahwa Nabi shallallahu 'alaihi wasallam melarang mengenakan kain sutera kecuali hanya sebatas ini, dan Nabi shallallahu 'alaihi wasallam mengisyarakan dengan kedua jarinya, lalu Zuhair mengangkat jari telunjuk dan jari tengahnya

Ebu Osman'dan, dedi ki: "Bizler Azerbaycan'da iken Ömer bize şöyle bir mektup yazdı: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, şöyle olması dışında ipek giyinmeyi nehyetmiştir. -Bu arada Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize parmaklarını bir hizada tutarak gösterdi. - Zuheyr el-Vasitı de orta ve şehadet parmağını kaldırarak gösterdi

5830Abu UthmanSahih

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنِ التَّيْمِيِّ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ

قَالَ كُنَّا مَعَ عُتْبَةَ فَكَتَبَ إِلَيْهِ عُمَرُ رضى الله عنه أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «لَا يُلْبَسُ الْحَرِيرُ فِي الدُّنْيَا، إِلَاّ لَمْ يُلْبَسْ فِي الآخِرَةِ مِنْهُ» حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا أَبُو عُثْمَانَ،، وَأَشَارَ أَبُو عُثْمَانَ، بِإِصْبَعَيْهِ الْمُسَبِّحَةِ وَالْوُسْطَى

While we were with Utba. Umar wrote to us: The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) said, “There is none who wears silk in this world except that he will wear nothing of it in the Hereafter.” ‘ Abu Uthman pointed out with his middle and index fingers. This hadith has also been narrated by Abu Uthman.’

আবূ ‘উসমান (রহ.) হতে বর্ণিত যে, আমরা উত্বাহর সাথে ছিলাম। ‘উমার তার কাছে লিখে পাঠান যে, নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেছেনঃ যাকে আখিরাতে রেশম পরানো হবে না, সে ব্যতীত অন্য কেউ দুনিয়ায় রেশম পরবে না। আবূ ‘উসমান (রহ.) তার দু’আঙ্গুল অর্থাৎ শাহাদাত ও মধ্যমা দ্বারা ইশারা করলেন। [৫৮২৮; মুসলিম পর্ব ৩৭/হাঃ ২০৬৯, আহমাদ ৩৬৫]

ہم سے مسدد نے بیان کیا، انہوں نے کہا ہم سے یحییٰ نے بیان کیا، انہوں نے کہا ہم سے تیمی نے بیان کیا اور ان سے ابوعثمان نے بیان کیا کہ ہم عتبہ رضی اللہ عنہ کے ساتھ تھے۔ عمر رضی اللہ عنہ نے انہیں لکھا کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا ”دنیا میں ریشم جو شخص بھی پہنے گا اسے آخرت میں نہیں پہنایا جائے گا۔“

Telah menceritakan kepada kami [Musaddad] telah menceritakan kepada kami [Yahya] dari [At Taimi] dari [Abu Utsman] dia berkata; "Ketika kami tengah bersama Utbah, [Umar] radliallahu 'anhu menulis surat kepadanya bahwa Nabi shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Tidaklah seseorang mengenakan kain sutera ketika di dunia, melainkan tidak akan dikenakan kepadanya kelak di Akhirat."

Telah menceritakan kepada kami [Al Hasan bin Umar] telah menceritakan kepada kami [Mu'tamir] telah menceritakan kepada kami [Ayahku] telah menceritakan kepada kami [Abu Utsman] kemudian Abu Utsman mengisyaratkan dengan jari telunjuknya dan jari tengahnya

Ebu Osman'dan, dedi ki: "Biz Utbe ile birlikte idik. Ömer r.a. ona şu mektubu yazdı: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Dünyada ipeği ancak ahirette ondan hiçbir şey giyinmeyecek olan kimseler giyer

5831Abd ar-Rahman ibn Abi LaylaSahih

حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنِ ابْنِ أَبِي لَيْلَى

قَالَ كَانَ حُذَيْفَةُ بِالْمَدَايِنِ فَاسْتَسْقَى، فَأَتَاهُ دِهْقَانٌ بِمَاءٍ فِي إِنَاءٍ مِنْ فِضَّةٍ فَرَمَاهُ بِهِ وَقَالَ إِنِّي لَمْ أَرْمِهِ إِلاَّ أَنِّي نَهَيْتُهُ فَلَمْ يَنْتَهِ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «الذَّهَبُ وَالْفِضَّةُ وَالْحَرِيرُ وَالدِّيبَاجُ هِيَ لَهُمْ فِي الدُّنْيَا، وَلَكُمْ فِي الآخِرَةِ»

While Hudhayfah was at Al-Madain, he asked for water whereupon the chief of the village brought him water in a silver cup. Hudhayfah threw it at him and said, “I have thrown it only because I have forbidden him to use it, but he does not stop using it. The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said, ‘Gold, silver, silk and Dibaj (a kind of silk) are for them (unbelievers) in this world and for you (Muslims) in the hereafter.’”

ইবনু আবূ লাইলা (রহ.) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, হুযাইফাহ মাদাইনে অবস্থান করছিলেন। তিনি পানি পান করতে চাইলেন। এক গ্রাম্য লোক একটি রৌপ্য পাত্রে কিছু পানি নিয়ে আসল। হুযাইফাহ তা ছুঁড়ে ফেললেন এবং বললেনঃ আমি ছুঁড়ে ফেলতাম না; কিন্তু আমি তাকে নিষেধ করেছি, সে নিবৃত হয়নি। রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেছেনঃ স্বর্ণ, রৌপ্য, পাতলা ও মোটা রেশম তাদের (অর্থাৎ কাফিরদের জন্য) দুনিয়ায় এবং তোমাদের (মুসলিমদের) জন্য আখিরাতে। [৫৪২৬]

ہم سے سلیمان بن حرب نے بیان کیا، کہا ہم سے شعبہ نے بیان کیا، ان سے حکم نے، ان سے ابن ابی لیلیٰ نے بیان کیا کہ حذیفہ رضی اللہ عنہ مدائن میں تھے۔ انہوں نے پانی مانگا۔ ایک دیہاتی چاندی کے برتن میں پانی لایا۔

انہوں نے اسے پھینک دیا اور کہا کہ میں نے صرف اسے اس لیے پھینکا ہے کہ میں اس شخص کو منع کر چکا ہوں ( کہ چاندی کے برتن میں مجھے کھانا اور پانی نہ دیا کرو ) لیکن وہ نہیں مانا۔ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا ہے کہ سونا، چاندی، ریشم اور دیبا ان ( کفار ) کے لیے دنیا میں ہے اور تمہارے ( مسلمانوں ) کے لیے آخرت میں۔

Telah menceritakan kepada kami [Sulaiman bin Harb] telah menceritakan kepada kami [Syu'bah] dari [Al Hakam] dari [Ibnu Abu Laila] dia berkata; "Ketika [Hudzaifah] berada di negeri Mada'in, dia meminta air minum, lalu Dihqan (kepala suku) memberinya air dari tempat yang terbuat dari perak, maka Hudzaifah langsung melemparnya sambil berkata; "Sesungguhnya aku tidak melemparnya melainkan aku telah melarangnya, namun ia tidak juga jera (menggunakan tempat minum dari perak) padahal Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam pernah bersabda: "Emas, perak, kain sutera dan dibaj (campuran kain sutera) adalah milik mereka (orang-orang kafir) semasa di dunia, dan untuk kalian di Akhirat

İbn Ebi Leyla'dan, dedi ki: "Huzeyfe Medain'de bulunuyordu. Kendisine su getirilmesini istedi. Bir dihkan ona gümüş bir kap içerisinde su getirdi. Huzeyfe o kabı ona doğru attı ve: Benim bu kabı atışımın tek sebebi, ona bunu yapmamasını söylediğim halde bu işten vazgeçmeyişidir. Oysa Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Altın, gümüş, ipek ve atlas dünyada onlara aittir, ahirette de sizindir, diye buyurmuştur, dedi

5832Anas ibn MalikSahih

حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ صُهَيْبٍ، قَالَ: سَمِعْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ

قَالَ شُعْبَةُ فَقُلْتُ أَعَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ شَدِيدًا عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ: «مَنْ لَبِسَ الْحَرِيرَ فِي الدُّنْيَا فَلَنْ يَلْبَسَهُ فِي الآخِرَةِ»

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) said, Whoever wears silk in this world shall not wear it in the Hereafter.

আনাস ইবনু মালিক (রাঃ) হতে বর্ণিত। শু’বাহ (রহ.) বলেন, আমি জিজ্ঞেস করলামঃ এ কথা কি নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম হতে বর্ণিত? তিনি জোর দিয়ে বললেনঃ হ্যাঁ। নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম হতে বর্ণিত। যে ব্যক্তি দুনিয়ায় রেশমী কাপড় পরবে, সে আখিরাতে তা কখনও পরতে পারবে না। [মুসলিম পর্ব ৩৭/হাঃ ৬০৭৩, আহমাদ ১১৯৮৫]

ہم سے آدم نے بیان کیا، کہا ہم سے شعبہ نے بیان کیا، کہا ہم سے عبدالعزیز بن صہیب نے بیان کیا، کہا کہ میں نے انس بن مالک رضی اللہ عنہ سے سنا، شعبہ نے بیان کیا کہ اس پر میں نے پوچھا کیا یہ روایت نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم سے ہے؟ عبدالعزیز نے بیان کیا کہ قطعاً نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم سے مروی ہے۔

آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ جو مرد ریشمی لباس دنیا میں پہنے گا وہ آخرت میں اسے ہرگز نہیں پہن سکے گا۔

Telah menceritakan kepada kami [Adam] telah menceritakan kepada kami [Syu'bah] telah menceritakan kepada kami [Abdul Aziz bin Shuhaib] dia berkata; saya mendengar [Anas bin Malik], Syu'bah berkata; "Tentang apakah nabi shallallahu 'alaihi wasallam marah?" Anas menjawab; "Nabi shallallahu 'alaihi wasallam sangat marah sekali, dia melanjutkan; "yaitu barangsiapa mengenakan kain sutera di dunia, maka ia tidak akan memakainya di Akhirat kelak

Enes b. Malik'ten -Şu'be, dedi ki: Ben ona (Abdulaziz b. Suhayb'e): Enes bunu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den diye mi rivayet etti, dedim. Bunun üzerine Abdulaziz şiddetli bir şekilde dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den şöyle buyurdu: "Kim dünyada ipek giyinirse, ahirette onu giyinmeyecektir

5833Abdullah ibn az-ZubayrSahih

حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ ثَابِتٍ، قَالَ: سَمِعْتُ ابْنَ الزُّبَيْرِ

يَخْطُبُ يَقُولُ قَالَ مُحَمَّدٌ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَنْ لَبِسَ الْحَرِيرَ فِي الدُّنْيَا لَمْ يَلْبَسْهُ فِي الآخِرَةِ»

I heard Ibn Az-Zubayr delivering a sermon, saying, “Muhammad said, ‘Whoever wears silk in this world, shall not wear it in the Hereafter.’”

খালীফাহ ইবনু কা‘ব হতে বর্ণিত, তিনি বলেন, আমি ‘আবদুল্লাহ ইবনু যুবাইরকে খুতবায় বলতে শুনেছি। তিনি বলেনঃ নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেছেনঃ যে লোক দুনিয়ায় রেশমী কাপড় পরবে, আখিরাতে সে তা পরতে পারবে না।

ہم سے سلیمان بن حرب نے بیان کیا، کہا ہم سے حماد بن زید نے بیان کیا، ان سے ثابت نے بیان کیا کہ میں نے ابن زبیر رضی اللہ عنہ سے سنا، انہوں نے خطبہ دیتے ہوئے کہا کہ محمد صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا ہے کہ جس مرد نے دنیا میں ریشم پہنا وہ آخرت میں اسے نہیں پہن سکے گا۔

Telah menceritakan kepada kami [Sulaiman bin Harb] telah menceritakan kepada kami [Hammad bin Zaid] dari [Tsabit] dia berkata; saya mendengar [Ibnu Zubair] berkhutbah, katanya; "Muhammad shallallahu 'alaihi wasallam telah bersabda: "Barangsiapa mengenakan kain sutera di dunia, maka ia tidak akan memakainya di Akhirat kelak

İbnu'z-Zubeyr'den, hutbe verirken şöyle dedi: Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Kim ipeği dünyada giyinirse, ahirette onu asla giyinemeyecektir" buyurdu

5834Umar ibn al-KhattabSahih

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ الْجَعْدِ، أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي ذُبْيَانَ، خَلِيفَةَ بْنِ كَعْبٍ قَالَ: سَمِعْتُ ابْنَ الزُّبَيْرِ، يَقُولُ: سَمِعْتُ عُمَرَ

يَقُولُ: قَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَنْ لَبِسَ الْحَرِيرَ فِي الدُّنْيَا لَمْ يَلْبَسْهُ فِي الآخِرَةِ» وَقَالَ لَنَا أَبُو مَعْمَرٍ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، عَنْ يَزِيدَ، قَالَتْ مُعَاذَةُ أَخْبَرَتْنِي أُمُّ عَمْرٍو بِنْتُ عَبْدِ اللَّهِ، سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ الزُّبَيْرِ، سَمِعَ عُمَرَ، سَمِعَ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ نَحْوَهُ

I heard Umar saying, “The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) said, ‘Whoever wears silk in this world, shall not wear it in the Hereafter.’ This hadith is also narrated through Umar ibn al-Khattab.”

‘উমার (রাঃ) হতে বর্ণিত। নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেছেনঃ যে লোক দুনিয়ায় রেশমী কাপড় পরবে, আখিরাতে সে তা পরতে পারবে না। (আধুনিক প্রকাশনী- ৫৪০৮, ইসলামিক ফাউন্ডেশন- ৫৩০৪) আবূ মা‘মার আমাদের বলেছেন ...... ‘উমার (রাঃ) নবীসাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম হতে অনুরূপ বর্ণনা করেছেন।

ہم سے علی بن جعد نے بیان کیا، کہا ہم کو شعبہ نے خبر دی، انہیں ابوذہبان خلیفہ بن کعب نے، کہا کہ میں نے عبداللہ بن زبیر رضی اللہ عنہما سے سنا، کہا کہ میں نے عمر رضی اللہ عنہ سے سنا، انہوں نے بیان کیا کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ جس مرد نے دنیا میں ریشم پہنا وہ اسے آخرت میں نہیں پہن سکے گا۔

اور ہم سے ابومعمر نے بیان کیا، ان سے عبدالوارث نے بیان کیا، ان سے یزید نے کہ معاذ نے بیان کیا کہ مجھے ام عمرو بنت عبداللہ نے خبر دی، انہوں نے عبداللہ بن زبیر رضی اللہ عنہما سے سنا، انہوں نے عمر رضی اللہ عنہ سے سنا اور انہوں نے نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم سے سنا۔

Telah menceritakan kepada kami [Ali bin Al Ja'd] telah mengabarkan kepada kami [Syu'bah] dari [Abu Dzibyan Khalifah bin Ka'b] dia berkata; saya mendengar [Ibnu Az Zubair] berkata; saya mendengar [Umar] berkata; Nabi shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "barangsiapa mengenakan kain sutera di dunia, maka tidak akan dikenakan kepadanya di Akhirat kelak."

[Abu Ma'mar] mengatakan; telah menceritakan kepada kami [Abdul Warits] dari [Yazid], [Mu'adzah] mengatakan; telah menceritakan kepadaku [Ummu 'Amru binti Abdullah] saya mendengar [Abdullah bin Zubair] mendengar [Umar] bahwa dia mendengar Nabi shallallahu 'alaihi wasallam seperti hadits di atas

Ömer'den, şöyle dedi: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Kim ipeği dünyada giyinirse, ahirette onu asla giyinemeyecektir" buyurdu

5835Umar ibn al-KhattabSahih

حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حِطَّانَ، قَالَ: سَأَلْتُ عَائِشَةَ عَنِ الْحَرِيرِ

فَقَالَتِ ائْتِ ابْنَ عَبَّاسٍ فَسَلْهُ. قَالَ فَسَأَلْتُهُ فَقَالَ سَلِ ابْنَ عُمَرَ قَالَ: فَسَأَلْتُ ابْنَ عُمَرَ فَقَالَ: أَخْبَرَنِي أَبُو حَفْصٍ يَعْنِي عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «إِنَّمَا يَلْبَسُ الْحَرِيرَ فِي الدُّنْيَا مَنْ لَا خَلَاقَ لَهُ فِي الآخِرَةِ».

فَقُلْتُ صَدَقَ وَمَا كَذَبَ أَبُو حَفْصٍ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ. وَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ رَجَاءٍ حَدَّثَنَا حَرْبٌ عَنْ يَحْيَى حَدَّثَنِي عِمْرَانُ. وَقَصَّ الْحَدِيثَ

The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said, “None wears silk in this world, but he who will have no share in the Hereafter.”

‘ইমরান ইবনু হিত্তান (রহ.) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, আমি ‘আয়িশাহ -এর নিকট রেশম সম্পর্কে জিজ্ঞেস করলাম। তিনি বললেনঃ ইবনু ‘আব্বাস (রাঃ)-এর নিকট যাও এবং তাকে জিজ্ঞেস কর।

আমি তাঁকে জিজ্ঞেস করলাম; তিনি বললেন, ইবনু ‘উমারের নিকট জিজ্ঞেস কর। ইবনু ‘উমারকে জিজ্ঞেস করলাম; তিনি বললেন, আবূ হাফস অর্থাৎ ‘উমার ইবনু খাত্তাব বলেছেন যে, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেছেনঃ দুনিয়ায় যে ব্যক্তিই রেশমী কাপড় পরবে, তার আখিরাতে কোন অংশ নেই।

আমি বললামঃ তিনি সত্য বলেছেন। আবূ হাফস রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর উপর মিথ্যারোপ করেননি। ‘ইমরানের সূত্রে ঐ রকমই হাদীস বর্ণনা করেছেন।

مجھ سے محمد بن بشار نے بیان کیا، انہوں نے کہا ہم سے عثمان بن عمر نے بیان کیا، انہوں نے کہا ہم سے علی مبارک نے بیان کیا، انہوں نے کہا ہم سے یحییٰ بن ابی کثیر نے بیان کیا، ان سے عمران بن حطان نے بیان کیا کہ میں نے عائشہ رضی اللہ عنہا سے ریشم کے متعلق پوچھا تو انہوں نے بتلایا کہ عبداللہ بن عباس رضی اللہ عنہما کے پاس جاؤ اور ان سے پوچھو۔

بیان کی کہ میں نے عبداللہ بن عمر رضی اللہ عنہما سے پوچھا تو انہوں نے بیان کیا کہ مجھے ابوحفص یعنی عمر بن خطاب رضی اللہ عنہ نے خبر دی کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ دنیا میں ریشم تو وہی مرد پہنے گا جس کا آخرت میں کوئی حصہ نہ ہو۔

میں نے اس پر کہا کہ سچ کہا اور ابوحفص رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم کی طرف کوئی جھوٹی بات نسبت نہیں کر سکتے اور عبداللہ بن رجاء نے بیان کیا کہ ہم سے جریر نے بیان کیا، ان سے یحییٰ نے اور ان سے عمران نے اور پوری حدیث بیان کی۔

Telah menceritakan kepada kami [Muhammad bin Basyar] telah menceritakan kepada kami [Utsman bin Umar] telah menceritakan kepada kami [Ali bin Al Mubarrak] dari [Yahya bin Abu Katsir] dari [Imran bin Hitthan] dia berkata; saya bertanya kepada Aisyah mengenai kain sutera, lalu dia berkata; datanglah kepada Ibnu Abbas dan bertanyalah kepadanya,

Imran berkata; "lalu aku bertanya kepada Ibnu Abbas, namun dia menjawab; "Tanyakanlah kepada Ibnu Umar, Imran melanjutkan; "Lalu saya bertanya kepada [Ibnu Umar], dia menjawab; telah mengabarkan kepadaku [Abu Hafsh Umar bin AL Khatthab] bahwa Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Hanya saja yang mengenakan kain sutera di dunia, yaitu orang yang tidak mendapatkan bagiannya di akhirat kelak."

Maka kataku; "Benar, dan Abu Hafsh tidak mungkin berdusta atas nama Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam." [Abdullah bin Raja`] mengatakan; telah menceritakan kepada kami [Harb] dari [Yahya] telah menceritakan kepadaku [Imran] lalu dia menceritakan hadits tersebut

Ebu Hafs'tan -yani Ömer b. el-Hattab'dan- rivayete göre Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "İpeği dünyada ancak ahirette hiçbir payı olmayan kimseler giyinir." Ben (ravilerden İmran b. Hittan) derim ki: "Ebu Hafs, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hakkında doğru söylemiştir, ona yalan söylememiştir." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Erkeklerin ipek giyinmesi ve" bazı elbiselerde bulunması halinde "kullanı}ması caiz olan miktar," İbn Battal dedi ki: İpek hakkında görüş ayı'ılığı vardır.

Kimisi: Kadınlar için de dahil olmak üzere her durumda giyilmesi haramdır, demiştir. Bu açıklama Ali, İbn Ömer, Huzeyfe, Ebu Musa ve İbnu'z-Zubeyr'den, tabilnden el-Hasen ve İbn Sırın'den naklediimiştir. Kimileri de giyilmesi mutlak olarak caizdir, demiş ve yasağa dair varid olmuş olan hadisleri, onu böbürlenmek için giyen kimseler hakkında ya da tenzihı kerahet olarak yorumlamışlardır.

Derim ki: İkinci görüş onu giyinmeye karşılık tehdidin sabit oluşu dolayısıyla kabul edilemez. Iyad'ın söylediği: Bazıları bu husustaki genel nehyi haram olarak değil, kerahet olarak anlamışlardır, şeklindeki sözlerine İbn Dakiki'l-'Id itiraz ederek şunları söylemektedir: Kadı Iyad şöyle demiştir: İbnu'z-Zubeyr ve ona uygun kanaat belirtenlerden sonra ipeği n erkeklere haram, kadınlar için de mubah olduğu hususu üzerinde icma' gerçekleşmiş bulunmaktadır.

İpeğin haram kılınışının illeti ile ilgili olarak da meşhur iki farklı görüş vardır. Birincisi böbürlenmek ve kibirlenmektir, ikincisi ise süs ve müreffehlik elbisesi oluşundan dolayıdır. Bu sebeple erkeklerin mertliği ile bağdaşmayıp kadınların kılığına daha uygun görülmüştür. Üçüncü bir illetin olma ihtimali de vardır. O da müşriklere benzemeye çalışmaktır.

İbn' Dakiki'l-'Id dedi ki: Bu da birinci illete raci olabilir. Çünkü tekebbür de müşriklerin alametlerindendir. Her iki anlamın da göz önünde bulundurulmuş olma ihtimali de vardır. Ancak ikinci husus haram olmasını gerektirmez. Çünkü Şafil el-Um m adlı eserinde şöyle demektedir: Ben ipek giyinmeyi mekruh görmüyorum. Ama edebe aykırıdır.

Çünkü kadınların kılığı kapsamındadır. Bununla birlikte erkeklerden kadınlara benzemeye çalışan kimseler hakkında lanetin. sabit görülmesi sebebiyle bu açıklama zor kabul edilir görülmüştür. ÇünKÜ bu lanet okuyuş, cinsi ve şekli itibariyle kadınlara özelolan şeylerin de yasaklanmasını gerektirmektedir. Kimisi bir başka illet olarak israfı da söz konusu etmiştir.

Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır. "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ... nehyetti." el-İsmail! bu rivayette Ali b. elCa'd yoluyla Şu'be'den, Utbe b. Ferkad ile birlikte idik, sözünden sonra şu fazlalığı da zikretmektedir: "Bundan sonra söylemek istediklerime gelince: Izar giyinin, rida giyinin, nalın giyinin. Mestleri ve sirvalieri bırakın.

Atanız İsmail'in elbisesi gibi giyinmeye bakın. Nimet ve refahtan, Acemlerin kılıklarına bürünmekten de sakının. Güneşte kalmaya bakın. Çünkü o Arapların hamamıdır. Rahatlığa alışmayın, kaba elbiseler giyinin, dizlerinizde derman kalmayıncaya kadar yorulun, ileriye atılın, hedeflere ok atın. Çünkü Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: ...

" diye hadisin geri kalan bölümünü zikretmektedir. "Bildiğimiz kadarıyla o, bununla alametleri kastediyordu." Yani biz şunu öğrendik ki, istisna edilen şeyden kasıt, alametler idi. Bu da elbiselerde bulunan saçak, dikilen parçalar ve benzeri şeylerdir.

"Huzeyfe" b. el-Yeman "idi." Onun rivayet ettiği bu hadisin şerhi Eşribe (içecek şeyler) bölümünde (5632.hadiste) geçmiş bulunmaktadır. Üzerinde ipek şeritlerin dikildiği elbisenin (el-mutarraz) giyilmesinin caiz oluşuna delil gösterilmiştir. İpek parçaları şeritlerle dikilene mutarraf denilir. Aynı şekilde sözü edilen miktarda ipek saçaklarla etrafı saçaklandırılana el-Mutarraf da denilir.

Tatriz, bazen dokumadan sonra elbisenin üzerinde de yapılabilir. Ona işaret edilmiş olma ihtimali de vardır. Aynı şekilde bu ister bir arada, ister dağılmış şekilde bu miktarda ipek karışımı bulunan elbiselerin giyilmesinin caiz olduğuna da delil gösterilmiştir ki, bu da güçlü bir istidlaldir. İleride iki bab sonra el-Kassi denilen ipek başlığında da buna dair açıklamalar gelecektir

5836Al-Bara ibn AzibSahih

حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، عَنْ إِسْرَائِيلَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الْبَرَاءِ رضى الله عنه

قَالَ أُهْدِيَ لِلنَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ثَوْبُ حَرِيرٍ، فَجَعَلْنَا نَلْمُسُهُ، وَنَتَعَجَّبُ مِنْهُ، فَقَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «أَتَعْجَبُونَ مِنْ هَذَا». قُلْنَا نَعَمْ. قَالَ: «مَنَادِيلُ سَعْدِ بْنِ مُعَاذٍ فِي الْجَنَّةِ خَيْرٌ مِنْ هَذَا»

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) was given a silk garment as a gift and we started touching it with our hands and admiring it. On that the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) said, “Do you wonder at this?” We said, “Yes.” He said, “The handkerchiefs of Sad ibn Muadh in Paradise are better than this.”

বারাআ’ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, একবার নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর জন্যে একখানা রেশমী বস্ত্র উপহার পাঠানো হয়। আমরা তা স্পর্শ করলাম এবং বিস্ময় প্রকাশ করলাম। নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বললেনঃ তোমরা এতে বিস্ময় প্রকাশ করছো? আমরা বললামঃ হ্যাঁ। তিনি বললেনঃ জান্নাতে সা‘দ ইবনু মু‘আযের রুমাল এর চেয়ে উৎকৃষ্ট হবে। [৩২৪৯]

ہم سے عبیداللہ بن موسیٰ نے بیان کیا، ان سے اسرائیل نے بیان کیا، ان سے ابواسحاق نے بیان کیا اور ان سے براء رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کو ریشم کا ایک کپڑا ہدیہ میں پیش ہوا تو ہم اسے چھونے لگے اور اس کی ( نرمی و ملائمت پر ) حیرت زدہ ہو گئے تو آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ کیا تمہیں اس پر حیرت ہے۔

ہم نے عرض کیا جی ہاں فرمایا، جنت میں سعد بن معاذ کے رومال اس سے بھی اچھے ہیں۔

Telah menceritakan kepada kami [Abdullah bin Musa] dari [Isra`il] dari [Abu Ishaq] dari [Al Barra`] radliallahu 'anhu dia berkata; Nabi shallallahu 'alaihi wasallam diberi hadiah sepotong kain sutera, kamipun memegangnya dan merasa heran dengan kain tersebut, maka Nabi shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Apakah kalian heran dengan kain ini?" kami menjawab; "Ya." Beliau bersabda: "Saputangan Mu'adz di surga lebih bagus dari pada ini

Bera r.a.'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ipekten bir elbise hediye edildi. Biz de ona dokunmaya ve ondan dolayı hayrete başladık. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Siz buna (hayran kalarak) şaşıyor musunuz, buyurdu. Biz: Evet deyince o: Sa'd b. Muaz'ın cennet- .

teki mendilleri bundan daha hayırlıdır, buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: İbn Battal dedi ki: İpek giyinmenin yasaklanması, onun aynı ile (yani ipeği n kendisi) necis oluşundan dolayı değildir. Takva sahiplerinin giyiminden olmadığından dolayı yasaklanmıştır. Bununla birlikte tahirdir, ona dokunmak, onu satmak ve bedelinden yararlanmak caizdir. Sözü geçen bu hadis ile ilgili bazı açıklamalar daha önceden Hibe bölümünde geçmiş bulunmaktadır

5837Hudhayfah ibn al-YamanSahih

حَدَّثَنَا عَلِيٌّ، حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ جَرِيرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي قَالَ، سَمِعْتُ ابْنَ أَبِي نَجِيحٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنْ حُذَيْفَةَ رضى الله عنه

قَالَ نَهَانَا النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: أَنْ نَشْرَبَ فِي آنِيَةِ الذَّهَبِ وَالْفِضَّةِ، وَأَنْ نَأْكُلَ فِيهَا، وَعَنْ لُبْسِ الْحَرِيرِ وَالدِّيبَاجِ، وَأَنْ نَجْلِسَ عَلَيْهِ

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) forbade us to drink out of gold and silver vessels, or eat in it, Ann also forbade the wearing of silk and Dibaj or sitting on it.

হুযাইফাহ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম আমাদের স্বর্ণ ও রৌপ্যের পাত্রে পানাহার করতে নিষেধ করেছেন এবং তিনি মোটা ও চিকন রেশমী বস্ত্র পরিধান করতে ও তাতে উপবেশন করতে নিষেধ করেছেন। [৫৪২৬]

ہم سے علی نے بیان کیا، انہوں نے کہا ہم سے وہب بن جریر نے بیان کیا، انہوں نے کہا کہ ہم سے ان کے والد نے بیان کیا، انہوں نے کہا کہ میں نے ابن ابی نجیح سے سنا، انہوں نے مجاہد سے، انہوں نے ابن ابی لیلیٰ سے اور ان سے حذیفہ رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے ہمیں سونے اور چاندی کے برتن میں پینے اور کھانے سے منع فرمایا تھا اور ریشم اور دیباج پہننے اور اس پر بیٹھنے سے منع فرمایا تھا۔

Telah menceritakan kepada kami [Ali] telah menceritakan kepada kami [Wahb bin Jarir] telah menceritakan kepada kami [Ayahku] dia berkata; saya mendengar [Ibnu Abu Najih] dari [Mujahid] dari [Ibnu Abu Laila] dari [Hudzaifah] radliallahu 'anhu dia berkata; "Nabi shallallahu 'alaihi wasallam melarang kami minum dari tempat yang terbuat dari emas dan perak, beliau juga melarang kami makan dari tempat tersebut, memakai kain sutera dan dibaj (kain sutera campuran) serta melarang duduk di atas kain tersebut

Huzeyfe r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, bize altın ve gümüş kaplardan içmeyi, onlarda yemek yemeyi, ayrıca ipek ve atlas giyinmeyi ve bunların üzerine oturmayı yasakladı." Fethu'l-Bari Açıklaması: "İpek yaygı edinme"nin helal ve haram oluşu bakımından hükmü.

"İpek ve atlas giyinmeyi ve üzerine oturmayı." Buradaki "ve üzerine oturmayı" fazlalığı, ipeği n üzerine oturmanın yasak olduğunu kabul edenler lehine güçlü bir delildir. Zaten bu, cumhCırun da görüşüdür. Bu hususta İbnu'l-Macişun ile Kufelilerle bazı ŞafiIler muhalefet etmişlerdir. BÇ'lZı Hanefiler "nehyetti" lafzının haram kılmak hükmünde açık olmadığını söyleyerek cevap vermişler, bazıları da nehyin hem giymek, hem de oturmak hakkında varid olduğunu, tek başına oturmak için söz konusu olmadığının ihtimal dahilinde olduğunu söylemişlerdir.

Bu da İbn Battal'ın hadisin ipek üzerinde oturmanın haram oluşu hususunda nas olduğuna dair iddiasını reddetmektedir. Çünkü bu hususta nas değildir. Sadece zahir olan odur. Ayrıca bu hadis, kadınların ipek yaygı kullanmaktan alıkonulacağına da delil gösterilmiştir. Ancak bu, zayıf bir değerlendirmedir. Çünkü erkeklere yapılan hitap, tercih edilen görüşe göre dişileri kapsamaz.

Yasak olduğunu söyleyen kimseler, onların altını süs olarak takınmaları caiz olmakla birlikte, altın kaplan kullanmalarının yasaklandığına kıyası delil göstermiş de olabilirler. O halde kadınların ipek giyinmeleri caiz olmakla birlikte, onu (yaygı ve benzeri şekillerde) kullanmaları yasaklanır. Bu açıklama şeklini er-Ram doğru kabul etmiştir.

Nevevı ise caiz oluşunu doğru kabul etmiş ve erkeğin hanımı ile beraber hanımının döşeği üzerinde ipeği yayıp kullanmasını yasakladığını delil göstermiştir. Malikilerden bunun caiz olduğunu kabul edenlerin görüşü ise şöyle açıklanır: Kadın erkeğin firaşı (yatağı)dır. Hanımının üzerinde altın süs eşyası ve ipek bulunduğu halde onunla yatması caiz olduğu gibi, hanımı ile beraber hanımı için mubah olan döşeği üzerinde oturması ve onunla beraber uyuması da caizdir.

Bir Uyarı: Üzerine oturması yasak olan şey, giyilmesi yasak olan şeydir. Bu da -daha önce açıklandığı gibi- katıksız ipekten yapılan yahut ipeğin diğer dokumalardan daha çok bulunduğu kumaşlardır

5838Al-Bara ibn AzibSahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُقَاتِلٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَشْعَثَ بْنِ أَبِي الشَّعْثَاءِ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ سُوَيْدِ بْنِ مُقَرِّنٍ، عَنِ ابْنِ عَازِبٍ

قَالَ نَهَانَا النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنِ الْمَيَاثِرِ الْحُمْرِ وَالْقَسِّيِّ

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) forbade us to use the red Mayathir and to use Al-Qassiy.

বারাআ ইবনু ‘আযিব (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম আমাদের লাল বর্ণের মীসারা ও কাসসী পরিধান করতে নিষেধ করেছেন। [১২৩৯]

ہم سے محمد بن مقاتل نے بیان کیا، کہا ہم کو عبداللہ نے خبر دی، کہا ہم کو سفیان نے خبر دی، انہیں اشعث بن ابی شعثاء نے، ان سے معاویہ بن سوید بن مقرن نے بیان کیا اور ان سے ابن عازب رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے ہمیں سرخ «ميثرة» اور «قسي» کے پہننے سے منع فرمایا ہے۔

Telah menceritakan kepada kami [Muhammad bin Muqatil] telah mengabarkan kepada kami [Abdullah] telah mengabarkan kepada kami [Sufyan] dari [Asy'ats bin Abu Asy Sya'tsa'] telah menceritakan kepada kami [Mu'awiyah bin Suwaid bin Muqarrin] dari [Al Barra` bin 'Azib] dia berkata; "Nabi shallallahu 'alaihi wasallam melarang kami mengenakan tirai yang terbuat dari sutera dan Qasiy (sutera campuran)

İbn Azib'den, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bizlere kırmızı mıseraları ve el-Kassı denilen elbiseleri yasakladı." Fethu'l-Bari Açıklaması: "el-Kassı denilen elbiseyi giyinmek." Bu "el-Kass" denilen bir beldeye nispettir. Çoğunluk bu şekilde bunun Mısır'da bulunan bir kasaba olan el-Kass'e nispet olduğunu söylemiştir ki et-Taberi ve İbn Sıde bunlardandıriar.

"İçinde ipek bulunan çizgili elbise", yani kaburga kemikleri gibi enli çizgileri olan ipek elbise demektir. "Onda turunç gibi", yani onlarda bulunan kaburga kemiği ni andıran bu çizgiler, enli ve eğik idi.

"Mısera" ve el-Vesır yüksek olmayan, alçak döşek demektir. "Kadınlar el-mısera'yı kadife gibi dizip kocalarına yaparlard!." Yani onlar bunları belli bir şekilde dizerlerdi.

et-Taberı dedi ki: el-Mısera atın eğeri yahut devenin binilen eğeri üzerine konulan bir çeşit döŞekçik ya da yastıktır. Kadınlar bunları kırmızı arguvandan ve kalın ipekten kocaları için yaparlardı. Bunlar ise Acemlerin (Arap olmayanların) binekleri üzerinde olan şeylerdi. Bunların eğerler üzerine örtülen ipek örtüler olduğu söylendiği gibi, atlastan eğerler olduğu da söylenmiştir.

Böylelikle el-mısera'nın açıklamasına dair şu dört görüş ortaya çıkmaktadır: Bu, bineğin üzerine konulan bir şey midir, yoksa bineğin üzerine binen için midir, yoksa bizzat eğer midir yoksa eğerin örtüsü müdür? Ebu Ubeyd de şöyle demektedir: Kırmızı mıseralar, Acemlerin eğer takımlarından olup ipek ya da atlastan yapılırdJ. Ebu Davud, Nesai ve Ahmed tarafından Buhari ve Müslim'in şartına göre sahih bir sened ile rivayet edilmiş, Ubeyde b.

Amr yoluyla Ali'den gelen hadiste de böyle açıklanmıştır. Ali radıyallflhu anh dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana el-kassı'yi ve ipeği nehyetti." Aradaki farkın tür farkı olma ihtimali vardır. Bu durumda kalın ipeğin (atlasın), ipek üzerine atfedilmiş -az önce geçen Huzeyfe yoluyla gelmiş bulunan hadiste görüldüğü üzere- ve hepsi ipekten yapılan şeyler olurlar.

Ama hadisin el-kassı'nin açıklamasını ihtiva eden rivayet yollarının ifadelerinden açıkça görüldüğü kadarıyla el-kassı ipek karışımıdır. Katıksız ipek değildir. Buna göre ipeğin karışmış olduğu elbiseyi giyme k haram olur. İbn Ömer gibi bazı sahabenin ve İbn Sırın gibi kimi tabi/nin görüşü budur. Cumhurun görüşü ise ipek olmayan kumaşın daha çok olması halinde ipek karışımının giyilmesinin caiz olduğudur.

Bu hususta onların dayanakları ise daha önce siyera türü elbisenin açıklaması konusunda kaydedilen hususlar ile buna ek olarak daha önce Ömer'in hadisinde açıklandığı üzere elbisede alametlerin ipekten olması halinde giyilmesine ruhsat bulunduğuna dair rivayetlerdir

5839Anas ibn MalikSahih

حَدَّثَنِي مُحَمَّدٌ، أَخْبَرَنَا وَكِيعٌ، أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ

قَالَ رَخَّصَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لِلزُّبَيْرِ وَعَبْدِ الرَّحْمَنِ فِي لُبْسِ الْحَرِيرِ لِحِكَّةٍ بِهِمَا

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) allowed Az-Zubayr and Abdur-Rahman to wear silk because they were suffering from an itch.

আনাস (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম যুবায়র ও ‘আবদুর রহমান (রাঃ)-কে তাদের চর্মরোগের কারণে রেশমী কাপড় পরিধান করার অনুমতি প্রদান করেছিলেন। [২৯১৯]

ہم سے محمد نے بیان کیا، کہا ہم کو شعبہ نے خبر دی، انہیں قتادہ نے اور ان سے انس رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے زبیر اور عبدالرحمٰن رضی اللہ عنہما کو کیونکہ انہیں خارش ہو گئی تھی، ریشم پہننے کی اجازت دی تھی۔

Telah menceritakan kepada kami [Muhammad] telah mengabarkan kepada kami [Waki'] telah mengabarkan kepada kami [Syu'bah] dari [Qatadah] dari [Anas] dia berkata; Nabi shallallahu 'alaihi wasallam pernah memberi izin kepada Zubair dan Abdurrahman untuk memakai kain sutera karena penyakit gatal yang dideritanya

Katade'den, o Enes'ten, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Zübeyr ile Abdurrahman'a vücutlarındaki kaşıntı dolayısıyla ipek giymeleri ruhsatını verdL" Fethu'l-Bari Açıklaması: "Kaşıntı dolayısıyla erkeklere ipek giyme ruhsatı." Kaşıntı, yüce Allah'ın bizi kendisinden korumasını dilediğimiz bir tür uyuzdur.

"ez-Zubeyr ile Abdurrahman'a vücutlarındaki bir kaşıntı dolayısı ile ipek giymelerine ruhsat verdi." Taberi dedi ki: Bu hadiste ipek giyme nehyinin kapsamına ipeğin azalttığı bir rahatsızlığı bulunan kimselerin girmediğine bir delalet vardır. Sıcak yahut soğuktan koruyacak başka bir şey bulunmadığı takdirde koruyacak kadarı da bunun kapsamına girer.

Cihad bölümünde kimi Şafil alimlerin bunun caizliğini hazarda değil de sadece seferde olmakla tahsis etmiş, İbnu'sSalah da bunu tercih etmiştir. Nevevı, er-Ravda adlı eserinde bununla beraber ayrıca kaşıntı olma hali ile de tahsis etmiş, er-Ram de bunu aynı şekilde bit hakkında da nakletmiş bulunmaktadır

5840Ali ibn Abi TalibSahih

حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، ح وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ مَيْسَرَةَ، عَنْ زَيْدِ بْنِ وَهْبٍ، عَنْ عَلِيٍّ رضى الله عنه

قَالَ كَسَانِي النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ حُلَّةً سِيَرَاءَ، فَخَرَجْتُ فِيهَا، فَرَأَيْتُ الْغَضَبَ فِي وَجْهِهِ، فَشَقَّقْتُهَا بَيْنَ نِسَائِي

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) gave me a silk suit. I went out wearing it, but seeing the signs of anger on his face, I tore it and distributed it among my wives.

‘আলী (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম আমাকে একটি রেশমী হুল্লা পরতে দেন। আমি তা পরে বের হই। কিন্তু তাঁর [নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম] মুখমন্ডলে গোস্বার ভাব আমি লক্ষ্য করি। কাজেই আমি তা টুকরো করে আমার পরিবারের মহিলাদের মধ্যে বেঁটে দেই।[২৬১৪]

ہم سے سلیمان بن حرب نے بیان کیا، کہا ہم سے شعبہ نے بیان کیا (دوسری سند) اور امام بخاری رحمہ اللہ نے کہا کہ مجھ سے محمد بن بشار نے بیان کیا، کہا ہم سے غندر نے بیان کیا، کہا ہم سے شعبہ نے بیان کیا، ان سے عبدالملک بن میسرہ نے اور ان سے زید بن وہب نے کہ علی رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے مجھے ریشمی دھاریوں والا ایک جوڑا، حلہ عنایت فرمایا۔

میں اسے پہن کر نکلا تو میں نے نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کے چہرہ مبارک پر غصہ کے آثار دیکھے۔ چنانچہ میں نے اس کے ٹکڑے کر کے اپنی عزیز عورتوں میں بانٹ دیئے۔

Telah menceritakan kepada kami [Sulaiman bin Harb] telah menceritakan kepada kami [Syu'bah]. Dan diriwayatkan dari jalur lain, telah menceritakan kepadaku [Muhammad bin Basysyar] telah menceritakan kepada kami [Ghundar] telah menceritakan kepada kami [Syu'bah] dari [Abdul Malik bin Maisarah] dari [Zaid bin Wahb] dari [Ali bin Abu Thalib] radliallahu 'anhu dia berkata; "Nabi shallallahu 'alaihi wasallam memberiku sejenis mantel yang bersulam sutera, kemudian aku keluar dengan mengenakannya, namun aku melihat kemarahan di wajah beliau, maka baju itu kubagikan kepada para saudara-saudara perempuanku

Ali b. Ebi Talib r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana yollu olarak dokunmuş, siyera denilen bir kumaştan bir elbiseyi hediye olarak verdi. Ben de onu giyinip dışarı çıktım. Yüzünden kızdığını anladım, ben de bu sebeple onu etrafımdaki hanımlara parçalayıp böldüm

5841Umar ibn al-KhattabSahih

حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، قَالَ: حَدَّثَنِي جُوَيْرِيَةُ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ عُمَرَ رضى الله عنه

رَأَى حُلَّةً سِيَرَاءَ تُبَاعُ فَقَالَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ لَوِ ابْتَعْتَهَا، تَلْبَسُهَا لِلْوَفْدِ إِذَا أَتَوْكَ وَالْجُمُعَةِ. قَالَ: «إِنَّمَا يَلْبَسُ هَذِهِ مَنْ لَا خَلَاقَ لَهُ». وَأَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بَعَثَ بَعْدَ ذَلِكَ إِلَى عُمَرَ حُلَّةَ سِيَرَاءَ حَرِيرٍ، كَسَاهَا إِيَّاهُ فَقَالَ عُمَرُ كَسَوْتَنِيهَا وَقَدْ سَمِعْتُكَ تَقُولُ فِيهَا مَا قُلْتَ فَقَالَ: «إِنَّمَا بَعَثْتُ إِلَيْكَ لِتَبِيعَهَا أَوْ تَكْسُوَهَا»

Umar saw a silk suit being sold, so he said, “O Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam)! Why don’t you buy it so that you may wear it when delegates come to you, and also on Fridays?”

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) said, “This is worn only by him who has no share in the Hereafter.” Afterwards the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) sent to Umar a silk suit suitable for wearing.

Umar said to the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam), “You have given it to me to wear, yet I have heard you saying about it what you said?” The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) said, “I sent it to you so that you might either sell it or give it to somebody else to wear.”

‘আবদুল্লাহ ইবন উমার (রাঃ) হতে বর্ণিত। ‘উমার (রাঃ) একটি রেশমী হুল্লা বিক্রি হতে দেখে বললেনঃ হে আল্লাহর রাসূল! আপনি যদি এটি কিনতেন, তাহলে কোন প্রতিনিধি দল আপনার কাছে আসলে এবং জুমু‘আর দিনে পরিধান করতে পারতেন।

তিনি বললেনঃ এটা সে ব্যক্তিই পরতে পারে যার আখিরাতে কোন হিস্যা নেই। পরবর্তী সময়ে নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম ‘উমার (রাঃ)-এর নিকট ডোরাকাটা রেশমী হুল্লা পাঠান। তিনি কেবল তাঁকেই পরতে দেন।

‘উমার (রাঃ) বললেনঃ আপনি আমাকে পরিধান করতে দিয়েছেন, অথচ এ ব্যাপারে যা বলার তা আমি আপনাকে বলতে শুনেছি। তিনি বললেনঃ আমি তোমার কাছে এজন্য পাঠিয়েছি যে, তুমি এটি বিক্রি করে দিবে অথবা কাউকে পরতে দিবে। [৮৮৬]

ہم سے موسیٰ بن اسماعیل نے بیان کیا، کہا کہ مجھ سے جویریہ نے بیان کیا، ان سے نافع نے، ان سے عبداللہ بن عمر رضی اللہ عنہما نے کہ عمر رضی اللہ عنہ نے ریشمی دھاریوں والا ایک جوڑا فروخت ہوتے دیکھا تو عرض کیا کہ یا رسول اللہ! بہتر ہے کہ آپ اسے خرید لیں اور وفود سے ملاقات کے وقت اور جمعہ کے دن اسے زیب تن کیا کریں۔

نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ اسے وہ پہنتا ہے جس کا ( آخرت میں ) کوئی حصہ نہیں ہوتا۔ اس کے بعد نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے خود عمر رضی اللہ عنہ کے پاس ریشم کی دھاریوں والا ایک جوڑا حلہ بھیجا، ہدیہ کے طور پر۔ عمر رضی اللہ عنہ نے عرض کیا آپ نے مجھے یہ جوڑا حلہ عنایت فرمایا ہے حالانکہ میں خود آپ سے اس کے بارے میں وہ بات سن چکا ہوں جو آپ نے فرمائی تھی۔

آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ میں نے تمہیں یہ کپڑا اس لیے دیا ہے کہ اسے بیچ دو یا ( عورتوں وغیرہ میں سے ) کسی کو پہنا دو۔

Telah menceritakan kepada kami [Musa bin Isma'il] dia berkata; telah menceritakan kepadaku [Juwairiyah] dari [Nafi'] dari [Abdullah] bahwa Umar radliallahu 'anhu pernah melihat sejenis mantel yang bersulam sutera dijual, lalu dia berkata; "Wahai Rasulullah, andaikan baginda mau membelinya dan memakainya untuk menemui para utusan ketika berkunjung menemui anda atau untuk dikenakan waktu shalat Jum'at."

Beliau lalu bersabda: "Yang memakai pakaian ini hanyalah mereka yang tidak mendapatkan bagian di akhirat." Hari berikutnya beliau memberi Umar sejenis mantel yang terbuat dari sutera, Umar pun protes; "Wahai Rasulullah! Anda memberikannya kepadaku padahal anda berujar tidak boleh memakainya."

Beliau menjawab: "Saya memberikan kepadamu bukan untuk dipakai, tetapi agar kamu jual atau kamu berikan kepada istrimu

Abdullah b. Ömer'den rivayete göre "Ömer r.a. satışa arz edilen yollu ipek bir elbise gördü. Ey Allah'ın Rasulü, onu satın alırsan, sana gelen heyetlere karşı ve Cuma günü giyersin, dedi. Allah Rasulü: Böyle bir elbiseyi (ahirette) bir payı olmayan kimseler giyinir, dedi. Bundan sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Ömer'e ipek yollu bir elbiseyi (hulletu siyera) hediye olarak gönderdi.

Ömer bunun üzerine: Onu bana giyilsin diye mi verdin? Oysa ben senin o elbise hakkında neler söylediğini de işitmiş bulunuyorum deyince, Allah Rasulü: Ben onu sana satasın yahut başkasına giyinmesi için veresin diye gönderdim, buyurdu

5842Anas ibn MalikSahih

حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ: أَخْبَرَنِي أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ

أَنَّهُ رَأَى عَلَى أُمِّ كُلْثُومٍ عَلَيْهَا السَّلَامُ بِنْتِ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بُرْدَ حَرِيرٍ سِيَرَاءَ

That he had seen Um Kulthum, the daughter of the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam), wearing a red silk garment.

আনাস ইবনু মালিক (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর কন্যা উম্মে কুলসূমের পরনে হালকা নকশা করা রেশমী চাদর দেখেছেন।

ہم سے ابوالیمان نے بیان کیا، کہا ہم کو شعیب نے خبر دی، ان سے زہری نے بیان کیا، انہیں انس بن مالک رضی اللہ عنہ نے خبر دی کہ انہوں نے رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم کی صاحبزادی ام کلثوم رضی اللہ عنہا کو زرد دھاری دار ریشمی جوڑا پہنے دیکھا۔

Telah menceritakan kepada kami [Abu Al Yaman] telah mengabarkan kepada kami [Syu'aib] dari [Az Zuhri] dia berkata; telah mengabarkan kepadaku [Anas bin Malik] bahwa dia pernah melihat Ummu Kultsum 'alaiha salam puteri Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam mengenakan kain yang bersulam sutera

Enes b. Malik'ten rivayete göre "O, Rasulu!lah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kızı Ümmü Külsum aleyhesselam üzerinde ipek siyera (çizgili) bir burd görmüştür." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Kadınların ipek giyinmesi." Buhari'ye göre nehyin açık bir şekilde erkeklere mahsus olduğuna dair rivayet edilen meşhur iki hadis sabit olmamıştır.

Bu sebeple o, buna delalet eden rivayetlerle yetinmiş bulunmaktadır. Ahmed ve Sünen sahipleri ile sahih olduğunu belirterek İbn Hibban ve Hakim Ali r.a.'dan şu hadisi rivayet etmektedirler: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir parça ipek ve bir miktar altın alıp: Bu ikisi ümmetimin erkeklerine haram, dişilerine helaldir, buyurdu."

Şeyh Ebu Muhammed b. Ebi Cemra dedi ki: Eğer bizler bu yasak, bir hikmet dolayısıyla erkeklere hastır görüşünü kabul edecek olursak, zahir olduğuna göre şam yüce Allah kadınların süslenmeden edemeyeceklerini bildiğinden ötürü, onu onlara mubah kılmak suretiyle lütufta bulunmuştur. Ayrıca onların süslenmeleri çoğunlukla kocaları içindir.

Diğer taraftan "kocaya karşı güzel görünmek imandandır" rivayeti de varid olmuştur. İbn Ebi Cemra devamla der ki: İşte bundan şu hüküm de çıkartılmaktadır: Er kişinin lezzet verici şeyleri kullanmakta aşırıya gitmesi uygun değildir. Çünkü bu, dişilerin niteliklerindendir.

"Siyera hulle." Ebu Ubeyd der ki: Hulle, Yemen burdleridir. Hulle, izar ve ridadan ibarettir. Siyera ise -Malik'in dediği üzere- ipekten çizgiler demektir. ''Yüzünden kızdığını anladım." Müslim, Ebu Salih yoluyla gelen rivayette şu fazlalığı da zikretmektedir: "Buyurdu ki: Ben onu sana kendin giyesin diye göndermedim. Ben onu (yakınların olan) kadınlar arasında başörtüleri halinde bölüp ayırasın diye göndermiştim."

Bir başka rivayette de: "Onu Fatıma'lar arasında başörtüleri halinde parçaladı" denilmektedir. "Ben de onu yakınım olan kadınlar arasında paylaştırdım." Onu parçalayıp onlara başörtüleri halinde dağıttım, demektir. (Hadiste geçen el-humur)'un tekili "himar" olup kadının kendisiyle başını örttüğü örtüye derler.

"(Ahirette) payı olmayan kimseler" (pay diye tercüme edilen "halak"ın olmaması) aynı zamanda haramlık ve din hakkında da kullanılır. Bununla, ahirette payı olmayan kimseleri kastetmiş olma ihtimali vardır. Yani ipek elbise giyen kimsenin ahirette payı yoktur. et-Tıbi der ki: Bu Başlıktaki hadisler, kadınların ipek giymelerinin caiz olduğuna; elbisenin tamamıyla ipek olması ile bir kısmının ipek olması arasında fark olmadığına delil gösterilmiştir.

Hadislerden Çıkan Diğer Sonuçlar 1- Mescidin kapısı önünde alışveriş yapmak caizdir. 2- Salih ve faziletli kimseler de doğrudan alışveriş yapabilirler. 3- Erkeklerin, satmak ve giyinmek dışında, hibe ve hediye yoluyla ipekte tasarrufta bulunmaları caizdir. 4- Kafir olan akrabanın akrabalık bağlarını gözetmek ve hediye ile ona iyilikte bulunmak caizdir

5843Ibn AbbasSahih

حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ عُبَيْدِ بْنِ حُنَيْنٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ رضى الله عنهما

قَالَ لَبِثْتُ سَنَةً وَأَنَا أُرِيدُ أَنْ أَسْأَلَ عُمَرَ عَنِ الْمَرْأَتَيْنِ اللَّتَيْنِ تَظَاهَرَتَا عَلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَجَعَلْتُ أَهَابُهُ، فَنَزَلَ يَوْمًا مَنْزِلاً فَدَخَلَ الأَرَاكَ، فَلَمَّا خَرَجَ سَأَلْتُهُ فَقَالَ عَائِشَةُ وَحَفْصَةُ ثُمَّ قَالَ كُنَّا فِي الْجَاهِلِيَّةِ لَا نَعُدُّ النِّسَاءَ شَيْئًا، فَلَمَّا جَاءَ الإِسْلَامُ وَذَكَرَهُنَّ اللَّهُ، رَأَيْنَا لَهُنَّ بِذَلِكَ عَلَيْنَا حَقًّا، مِنْ غَيْرِ أَنْ نُدْخِلَهُنَّ فِي شَىْءٍ مِنْ أُمُورِنَا، وَكَانَ بَيْنِي وَبَيْنَ امْرَأَتِي كَلَامٌ فَأَغْلَظَتْ لِي فَقُلْتُ لَهَا وَإِنَّكِ لَهُنَاكِ.

قَالَتْ تَقُولُ هَذَا لِي وَابْنَتُكَ تُؤْذِي النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَأَتَيْتُ حَفْصَةَ فَقُلْتُ لَهَا إِنِّي أُحَذِّرُكِ أَنْ تَعْصِي اللَّهَ وَرَسُولَهُ. وَتَقَدَّمْتُ إِلَيْهَا فِي أَذَاهُ، فَأَتَيْتُ أُمَّ سَلَمَةَ فَقُلْتُ لَهَا. …

فَقَالَتْ أَعْجَبُ مِنْكَ يَا عُمَرُ قَدْ دَخَلْتَ فِي أُمُورِنَا، فَلَمْ يَبْقَ إِلاَّ أَنْ تَدْخُلَ بَيْنَ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَأَزْوَاجِهِ، فَرَدَّدَتْ، وَكَانَ رَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ إِذَا غَابَ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَشَهِدْتُهُ أَتَيْتُهُ بِمَا يَكُونُ،

وَإِذَا غِبْتُ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَشَهِدَ أَتَانِي بِمَا يَكُونُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَكَانَ مَنْ حَوْلَ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَدِ اسْتَقَامَ لَهُ، فَلَمْ يَبْقَ إِلاَّ مَلِكُ غَسَّانَ بِالشَّأْمِ، كُنَّا نَخَافُ أَنْ يَأْتِيَنَا، فَمَا شَعَرْتُ إِلاَّ بِالأَنْصَارِيِّ وَهْوَ يَقُولُ إِنَّهُ قَدْ حَدَثَ أَمْرٌ.

قُلْتُ لَهُ وَمَا هُوَ أَجَاءَ الْغَسَّانِيُّ قَالَ أَعْظَمُ مِنْ ذَاكَ، طَلَّقَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ نِسَاءَهُ. فَجِئْتُ فَإِذَا الْبُكَاءُ مِنْ حُجَرِهَا كُلِّهَا، وَإِذَا النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَدْ صَعِدَ فِي مَشْرُبَةٍ لَهُ، وَعَلَى باب الْمَشْرُبَةِ وَصِيفٌ فَأَتَيْتُهُ فَقُلْتُ اسْتَأْذِنْ لِي.

فَدَخَلْتُ فَإِذَا النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَلَى حَصِيرٍ قَدْ أَثَّرَ فِي جَنْبِهِ، وَتَحْتَ رَأْسِهِ مِرْفَقَةٌ مِنْ أَدَمٍ، حَشْوُهَا لِيفٌ، وَإِذَا أُهُبٌ مُعَلَّقَةٌ وَقَرَظٌ، فَذَكَرْتُ الَّذِي قُلْتُ لِحَفْصَةَ وَأُمِّ سَلَمَةَ، وَالَّذِي رَدَّتْ عَلَىَّ أُمُّ سَلَمَةَ، فَضَحِكَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَلَبِثَ تِسْعًا وَعِشْرِينَ لَيْلَةً، ثُمَّ نَزَلَ

For one year I wanted to ask Umar about the two women who helped each other against the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) but I was afraid of him. One day he dismounted his riding animal and went among the trees of Arak to answer the call of nature, and when he returned, I asked him and he said, “(They were) Aishah and Hafsah.”

Then he added, “We never used to give significance to ladies in the days of the Pre-Islamic period of ignorance, but when Islam came and Allah mentioned their rights, we used to give them their rights but did not allow them to interfere in our affairs. Once there was some dispute between me and my wife and she answered me back in a loud voice. …

I said to her, ‘Strange! You can retort in this way?’ She said, ‘Yes. Do you say this to me while your daughter troubles the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam)?’

So I went to Hafsah and said to her, ‘I warn you not to disobey Allah and His Messenger.’ I first went to Hafsah and then to Umm Salamah and told her the same. She said to me, ‘O Umar! It surprises me that you interfere in our affairs so much that you would poke your nose even into the affairs of the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) and his wives.’

So she rejected my advice. There was an Ansari man; whenever he was absent from the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) and I was present there, I used to convey to him what had happened (on that day), and when I was absent and he was present there, he used to convey to me what had happened as regards news from the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam).

During that time all the rulers of the nearby lands had surrendered to the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) except the king of Ghassan in Sham, and we were afraid that he might attack us.

All of a sudden the Ansari came and said, ‘A great event has happened!’ I asked him, ‘What is it? Has the Ghassani (king) come?’ He said, ‘Greater than that! The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) has divorced his wives! I went to them and found all of them weeping in their dwellings, and the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) had ascended to an upper room of his.

At the door of the room there was a slave to whom I went and said, ‘Ask the permission for me to enter.’ He admitted me and I entered to see the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) lying on a mat that had left its imprint on his side. Under his head there was a leather pillow stuffed with palm fibres. Behold! There were some hides hanging there and some grass for tanning.

Then I mentioned what I had said to Hafsah and Umm Salamah and what reply Umm Salamah had given me. The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) smiled and stayed there for twenty nine days and then came down.’”

ইবনু ‘আব্বাস (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, আমি এক বছর যাবৎ অপেক্ষায় ছিলাম যে, ‘উমার (রাঃ)-এর কাছে সে দু’টি মহিলা সম্পর্কে জিজ্ঞেস করবো যারা নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর বিরুদ্ধে জোট বদ্ধ হয়েছিল। কিন্তু আমি তাঁকে খুব ভয় করে চলতাম। একদিন তিনি কোন এক স্থানে নামলেন এবং (প্রাকৃতিক প্রয়োজনে) আরাক গাছের নিকট গেলেন।

যখন তিনি বেরিয়ে এলেন, আমি তাকে (সে সম্পর্কে) জিজ্ঞেস করলাম। তিনি বললেনঃ (তাঁরা হলেন) ‘আয়িশাহ ও হাফসাহ (রাঃ)। এরপর তিনি বললেনঃ জাহিলী যুগে আমরা নারীদের কোন কিছু বলে গণ্যই করতাম না। যখন ইসলাম আবির্ভূত হলো এবং (কুরআনে) আল্লাহ তাদের (মর্যাদার কথা) উল্লেখ করলেন, তাতে আমরা দেখলাম যে, আমাদের উপর তাদের হক আছে এবং এতে আমাদের হস্তক্ষেপ করা চলবে না। …

একদা আমার স্ত্রী ও আমার মধ্যে কিছু কথাবার্তা হচ্ছিল। সে আমার উপর শক্ত ভাষা ব্যবহার করলো। আমি তাকে বললামঃ তুমি তো সে স্থানেই। স্ত্রী বললেনঃ তুমি আমাকে এমন বলছ, অথচ তোমার কন্যা নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম -কে কষ্ট দিচ্ছে।

এরপর আমি হাফসাহর কাছে এলাম এবং বললামঃ আল্লাহ ও আল্লাহর রাসূলের নাফরমানী করা থেকে আমি তোমাকে সতর্ক করে দিচ্ছি। নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম -কে কষ্ট দেয়ায় আমি হাফসার কাছেই প্রথমে আসি।

এরপর আমি উম্মু সালামাহ -এর কাছে এলাম এবং তাঁকেও তেমনি বললাম। তিনি বললেনঃ তোমার প্রতি আমার বিস্ময় হে উমার! তুমি আমার সকল ব্যাপারেই হস্তক্ষেপ করছ, কিছুই বাকী রাখনি, এমনকি রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম ও তাঁর স্ত্রীদের ব্যাপারেও হস্তক্ষেপ করছ। এ কথা বলে তিনি (আমাকে) প্রত্যাখ্যান করলেন। এক লোক ছিলেন আনসারী।

তিনি যখন রসুলল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম -এর মজলিস থেকে দূরে থাকতেন এবং আমি উপস্থিত থাকতাম, যা কিছু হতো সে সব আমি তাঁকে গিয়ে জানাতাম। আর আমি যখন রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম -এর মজলিস থেকে অনুপস্থিত থাকতাম, আর তখন তিনি উপস্থিত থাকতেন, তখন রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম -এর এখানে যা কিছু ঘটতো তা এসে আমাকে জানাতেন।

রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম -এর চারপাশে যারা (রাজা-সম্রাট) ছিল তাদের উপর রাসূলের কর্তৃত্ব কায়িম হয়েছিল। কেবল বাকী ছিল শামের (সিরিয়ার) গাসসান শাসক। তার আক্রমণের আমরা আশঙ্কা করতাম।

হঠাৎ আনসারী যখন বললঃ এক বড় ঘটনা ঘটে গেছে। আমি তাকে বললামঃ কী সে ঘটনা! গাসসানী কি এসে পড়েছে? তিনি বললেনঃ এর চেয়েও ভয়াবহ। রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম তাঁর সকল স্ত্রীকে তালাক দিয়েছেন। আমি সেখানে গেলাম। দেখলাম সকল কক্ষ থেকে কান্নার শব্দ আসছে। রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম তাঁর কক্ষের কুঠুরিতে অবস্থান করছেন।

প্রবেশ দ্বারে অল্প বয়স্ক একজন খাদিম বসে আছে। আমি তার কাছে গেলাম এবং বললামঃ আমার জন্যে অনুমতি চাও। অনুমতি পেয়ে আমি ভিতরে ঢুকলাম। দেখলাম, নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম একটি চাটাইয়ের উপর শুয়ে আছেন, যাতে তাঁর পার্শ্বদেশে দাগ পড়ে গেছে। তাঁর মাথার নীচে চামড়ার একটি বালিশ, তার ভেতরে রয়েছে খেজুর গাছের ছাল।

কয়েকটি চামড়া ঝুলানো রয়েছে এবং বিশেষ গাছের পাতা। এরপর হাফসাহ ও উম্মু সালামাকে আমি যা বলেছিলাম এবং উম্মু সালামাহ আমাকে যা বলে প্রত্যাখ্যান করেছিলেন, সে সব আমি তাঁর কাছে ব্যক্ত করলাম। রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম হাসলেন। তিনি ঊনত্রিশ রাত সেখানে থাকার পর নামলেন। [৮৯]

ہم سے سلیمان بن حرب نے بیان کیا، کہا ہم سے حماد بن زید نے، ان سے یحییٰ بن سعید نے، ان سے عبید بن حنین نے اور ان سے ابن عباس رضی اللہ عنہما نے بیان کیا کہ میں عمر رضی اللہ عنہ سے ان عورتوں کے بارے میں جنہوں نے نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کے معاملہ میں اتفاق کر لیا تھا، پوچھنے کا ارادہ کرتا رہا لیکن ان کا رعب سامنے آ جاتا تھا۔

ایک دن ( مکہ کے راستہ میں ) ایک منزل پر قیام کیا اور پیلو کے درختوں میں ( وہ قضائے حاجت کے لیے ) تشریف لے گئے۔ جب قضائے حاجت سے فارغ ہو کر واپس تشریف لائے تو میں نے پوچھا انہوں نے بتلایا کہ عائشہ اور حفصہ رضی اللہ عنہما ہیں پھر کہا کہ جاہلیت میں ہم عورتوں کو کوئی حیثیت نہیں دیتے تھے۔ …

جب اسلام آیا اور اللہ تعالیٰ نے ان کا ذکر کیا ( اور ان کے حقوق ) مردوں پر بتائے تب ہم نے جانا کہ ان کے بھی ہم پر کچھ حقوق ہیں لیکن اب بھی ہم اپنے معاملات میں ان کا دخیل بننا پسند نہیں کرتے تھے۔

میرے اور میری بیوی میں کچھ گفتگو ہو گئی اور اس نے تیز و تند جواب مجھے دیا تو میں نے اس سے کہا اچھا اب نوبت یہاں تک پہنچ گئی۔

اس نے کہا تم مجھے یہ کہتے ہو اور تمہاری بیٹی نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کو بھی تکلیف پہنچاتی ہے۔ میں ( اپنی بیٹی ام المؤمنین ) حفصہ کے پاس آیا اور اس سے کہا میں تجھے تنبیہ کرتا ہوں کہ اللہ اور اس کے رسول کی نافرمانی کرے۔ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کو تکلیف پہنچانے کے معاملہ میں سب سے پہلے میں ہی حفصہ کے یہاں گیا پھر میں ام سلمہ کے پاس آیا اور ان سے بھی یہی بات کہی لیکن انہوں نے کہا کہ حیرت ہے تم پر عمر!

تم ہمارے معاملات میں دخیل ہو گئے ہو۔ صرف رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم اور آپ کی ازواج کے معاملات میں دخل دینا باقی تھا۔ ( سو اب وہ بھی شروع کر دیا ) انہوں نے میری بات رد کر دی۔ قبیلہ انصار کے ایک صحابی تھے جب وہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کی صحبت میں موجود نہ ہوتے اور میں حاضر ہوتا تو تمام خبریں ان سے آ کر بیان کرتا تھا اور جب میں نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کی صحبت سے غیر حاضر ہوتا اور وہ موجود ہوتے تو وہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کے متعلق تمام خبریں مجھے آ کر سناتے تھے۔

آپ کے چاروں طرف جتنے ( بادشاہ وغیرہ ) تھے ان سب سے آپ کے تعلقات ٹھیک تھے۔ صرف شام کے ملک غسان کا ہمیں خوف رہتا تھا کہ وہ کہیں ہم پر حملہ نہ کر دے۔ میں نے جو ہوش و حواس درست کئے تو وہی انصاری صحابی تھے اور کہہ رہے تھے کہ ایک حادثہ ہو گیا۔

میں نے کہا کیا بات ہوئی۔ کیا غسان چڑھ آیا ہے۔ انہوں نے کہا کہ اس سے بھی بڑا حادثہ کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے اپنی ازواج کو طلاق دے دی۔ میں جب ( مدینہ ) حاضر ہوا تو تمام ازواج کے حجروں سے رونے کی آواز آ رہی تھی۔ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم اپنے بالا خانہ پر چلے گئے تھے اور بالا خانہ کے دروازہ پر ایک نوجوان پہرے دار موجود تھا میں نے اس کے پاس پہنچ کر اس سے کہا کہ میرے لیے نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم سے اندر حاضر ہونے کی اجازت مانگ لو پھر میں اندر گیا تو آپ ایک چٹائی پر تشریف رکھتے تھے جس کے نشانات آپ کے پہلو پر پڑے ہوئے تھے اور آپ کے سر کے نیچے ایک چھوٹا سا چمڑے کا تکیہ تھا۔

جس میں کھجور کی چھال بھری ہوئی تھی۔ چند کچی کھالیں لٹک رہی تھیں اور ببول کے پتے تھے۔ میں نے نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم سے اپنی ان باتوں کا ذکر کیا جو میں نے حفصہ اور ام سلمہ سے کہی تھیں اور وہ بھی جو ام سلمہ نے میری بات رد کرتے ہوئے کہا تھا۔

نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم اس پر مسکرا دیئے۔ آپ نے اس بالا خانہ میں انتیس دن تک قیام کیا پھر آپ وہاں سے نیچے اتر آئے۔

Telah menceritakan kepada kami [Sulaiman bin Harb] telah menceritakan kepada kami [Hammad bin Zaid] dari [Yahya bin Sa'id] dari ['Ubaid bin Hunain] dari [Ibnu Abbas] radliallahu 'anhuma dia berkata; telah setahun lamanya saya hendak bertanya kepada [Umar bin Khattab] tentang dua isteri Nabi shallallahu 'alaihi wasallam yang bersekongkol menentang kebijaksanaan beliau, tiba-tiba aku merasa segan kepadanya.

Suatu hari, ia singgah di suatu tempat, lalu dia masuk ke semak-semak (untuk buang hajat), ketika dia keluar, akupun langsung menanyakan hal itu kepadanya, dia menjawab; "Mereka adalah Aisyah dan Hafshah." Lalu dia melanjutkan kisahnya; Di masa Jahiliyah dulu, kami tidak pernah mengikut sertakan wanita dalam suatu urusan, namun ketika Islam datang, sehingga Allah menyebutkan kebenaran peranan mereka atas kami daripada kami tidak mengikut sertakan mereka pada urusan kami, suatu ketika terjadi percekcokan antara aku dan istriku yang menyebabkan istriku bersikeras kepadaku, maka kukatakan padanya; "Kamu tidak usah ikut campur memikirkan urusanku." …

istriku berkata; "Kamu mengatakan seperti ini! Padahal putrimu tengah menyakiti hati Nabi shallallahu 'alaihi wasallam." kemudian saya pergi menemui Hafshah dan bertanya kepadanya; "Sesungguhnya aku memperingatimu, betulkah kamu telah bermaksiat kepada Allah dan Rasul-Nya (maksudnya membantah Nabi)? Lalu aku pun memperingatkan kepadanya akibat dari menyakiti nabi.

Kemudian saya menemui Ummu Salamah, dan kuceritakan (kasus tersebut) kepadanya; maka dia berkata kepadaku; "Sungguh aneh kamu wahai Umar, kamu telah mencampuri segala urusan sampai kepada urusan rumah tangga Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam dan para istrinya." perkataan (Ummu Salamah) sangat menyinggung perasaanku. Dan saya memiliki seorang sahabat dari Anshar, apabila dia tidak hadir dari Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam sementara aku hadir, maka aku menemuinya dan memberitahukannya sesuatu yang kudapat dari beliau, begitu sebaliknya, bila saya tidak hadir dari Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam sedangkan dia hadir, maka dia akan menemuiku dan menyampaikan apa yang ia dapat dari Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam.

Ketika itu kami sedang berjaga-jaga di sekitar Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam dari raja Ghassan yang berada di Syam, kami sangat khawatir bila raja Ghassan tiba-tiba menyerang kami. Hati kami waktu itu terpusat (pada serangan tersebut), tiba-tiba sahabat Ansharku datang sambil berkata; "Telah terjadi suatu perkara yang penting!."

Aku pun bertanya kepadanya; "apakah perkara itu? Apakah pasukan Ghassan telah datang? Dia menjawab; bahkan lebih dari itu, Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam telah menceraikan para istri beliau." Maka aku pun datang, dan aku mendengarkan tangisan dari kamar-kamar mereka (isteri Nabi) sementara Nabi shallallahu 'alaihi wasallam tengah berada di suatu ruangan yang dapat naik dengan tangga, dan pelayan beliau berada di depan ruangan itu, lalu saya mendatanginya dan berkata; "Izinkanlah saya!."

Lalu beliau memberi izin, setelah itu saya masuk, tiba-tiba saya melihat Nabi shallallahu 'alaihi wasallam berada di atas alas, terlihat jelas bekas tikar pada pinggang beliau dan di bawah kepala beliau terdapat bantal kulit yang terbuat dari sabut, sementara dekat kepalanya tergantung kulit yang baru disamak. Setelah itu aku sampaikan ucapanku terhadap Hafshah dan Ummu Salamah, serta jawaban Ummu Salamah terhadapku, mendengar itu Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam tersenyum, akhirnya beliau menetap di ruangan itu selama dua sembilan hari, setelah itu beliau turun

İbn Abbas r.a.'dan, dedi ki: "Ben Ömer'e, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e karşı birbirine yardım eden iki kadının kim olduğunu sormak isteği ile bir sene fırsat kollayıp durdum. Ama ondan çekindiğim için soramadım. Bir gün, bir konaklama yerinde indi ve (ihtiyacını karşılamak üzere) erak ağaçlarının arasına girdi. Ağaçların arasından çıkınca ona sordum.

O: Aişe ve Hafsa'dırlar, dedi. Daha sonra şunları anlattı: -Bizler cahiliye döneminde kadınları önemsemezdik. Ama İslam gelip de Allah onları söz konusu edince, bu sebeple onların üzerimizde bir haklarının bulunduğunu gördük. Ama bununla birlikte yine onları herhangi bir işimize de karıştırmıyorduk. Benimle hanımım arasında bir söz alışverişi olmuştu. …

O bana ağır sözler söyledi. Ben de ona: Sen işi buraya kadar mı vardırdın, diye çıkıştım, bana: Bunu bana mı söylüyorsun? Oysa senin kızın Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e eziyet ediyor, dedi. Bu sefer Hafsa'nın yanına gittim ve ona: Seni Allah'a ve Rasulüne karşı gelmekten sakındırıyorum, dedim. Nebie eziyet verip onu rahatsız etmemek konusunda söyleyeceklerimi ilk olarak ona söyledim.

Daha sonra Ümmü Selemelnin yanına gittim ve ona da bunları söyledim. Bu sefer Üm mü Seleme: Sana şaşıyorum ey Ömer, sen bizim işlerimize de müdahale ettin. Kala kala Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile onun zevceleri arasına girmen mi kaldı, dedi. Ve bu sözlerini tekrarladı. Ensardan bir adam vardı. O Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzurunda bulunmayıp ben bulunacak olursam ona gider olanları anlatırdım.

Ben Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzurunda bulunmayıp o bulunmuş ise o yanıma gelir ve Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yaptıklarını bana anlatırdı. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in etrafında bulunanlar (hükümdar ve idareciler) hep ona karşı doğrulmuşlardı (ona boyun eğmişlerdi). Geriye sadece Şam'daki Gassan kralı kalmıştı.

Onun bize hücum edeceğinden korkardık. Bir gün ansızın ensardan olan o arkadaşının gelip: Bir iş oldu, dediğini duyuverdim. Ben ona: Olan ne, Gassanlı mı geldi yoksa, diye sordum. O: Bundan daha da büyük. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hanımlarını boşadı, dedi. Hemen onun evine gittim. Hepsinin hücrelerinden ağlama sesleri geliyordu.

Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de birkaç basamakla çıkılan yüksekçe odasına çıkmıştı. Odanın kapısında da onun hizmetçisi vardı. Hizmetçisine gidip: Huzura girme m için bana izin iste, dedim. Bana izin verdi, ben de içeri girdim. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bir hasır üzerinde ve hasırın böğründe iz bırakmış olduğunu gördüm.

Başı altında içi lifte dolu deriden bir yastık vardı. İçeride tabaklanmamış birkaç hayvan postu ile tabaklamakta kullanılan bir miktar karaz (mazı ağacı yaprağı) vardı. Hafsa'ya ve Ümmü SelemeIye söylediklerimi ona naklettim. Üm mü Seleme'nin de bana ne şekilde cevap verdiğini anlattım. Rasulultah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunun üzerine güldü ve yirmi dokuz gün kalıp sonra indL

5844Umm SalamahSahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَخْبَرَتْنِي هِنْدُ بِنْتُ الْحَارِثِ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ

قَالَتِ اسْتَيْقَظَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مِنَ اللَّيْلِ وَهْوَ يَقُولُ: «لَا إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ، مَاذَا أُنْزِلَ اللَّيْلَةَ مِنَ الْفِتْنَةِ، مَاذَا أُنْزِلَ مِنَ الْخَزَائِنِ، مَنْ يُوقِظُ صَوَاحِبَ الْحُجُرَاتِ، كَمْ مِنْ كَاسِيَةٍ فِي الدُّنْيَا عَارِيَةٍ يَوْمَ الْقِيَامَةِ». قَالَ الزُّهْرِيُّ وَكَانَتْ هِنْدٌ لَهَا أَزْرَارٌ فِي كُمَّيْهَا بَيْنَ أَصَابِعِهَا

One night the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) woke up, saying, “None has the right to be worshipped but Allah! How many afflictions have been sent down tonight, and how many treasures have been sent down (disclosed)! Who will go and wake up (for prayers) the lady dwellers of these rooms? Many well dressed soul (people) in this world, will be naked on the Day of Resurrection.”

উম্মু সালামাহ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, এক রাতে রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম ঘুম থেকে জাগ্রত হলেন। তখন তিনি বলছিলেনঃ আল্লাহ ব্যতীত কোন ইলাহ নেই, কত যে ফিতনা এ রাতে অবতীর্ণ হয়েছে। আরও কত যে ফিতনা অবতীর্ণ হয়েছে, কে আছে এমন যে, এ কক্ষবাসীগণকে ঘুম থেকে জাগ্রত করবে। পৃথিবীতে এমন অনেক পোশাক পরিহিতা মহিলাও আছে যারা কিয়ামতের দিন বিবস্ত্র থাকবে। যুহরী (রহ.) বলেন, হিন্দ বিন্‌ত হারিস-এর জামার আস্তিনদ্বয়ের বুতাম লাগানো ছিল। [১১৫]

ہم سے عبداللہ بن محمد مسندی نے بیان کیا، انہوں نے کہا ہم سے ہشام بن یوسف صنعانی نے بیان کیا، انہوں نے کہا ہم کو معمر بن راشد نے خبر دی، انہیں زہری نے خبر دی، انہیں ہندہ بنت حارث نے خبر دی اور ان سے ام سلمہ رضی اللہ عنہا نے بیان کیا کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم رات کے وقت بیدار ہوئے اور کہا اللہ کے سوا کوئی معبود نہیں، کیسی کیسی بلائیں اس رات میں نازل ہو رہی ہیں اور کیا کیا رحمتیں اس کے خزانوں سے اتر رہی ہیں۔

کوئی ہے جو ان حجرہ والیوں کو بیدار کر دے۔ دیکھو بہت سی دنیا میں پہننے اوڑھنے والیاں آخرت میں ننگی ہوں گی۔ زہری نے بیان کیا کہ ہندہ اپنی آستینوں میں انگلیوں کے درمیان گھنڈیاں لگاتی تھیں، تاکہ صرف انگلیاں کھلیں اس سے آگے نہ کھلے۔

Telah menceritakan kepada kami [Abdullah bin Muhammad] telah menceritakan kepada kami [Hisyam] telah mengabarkan kepada kami [Ma'mar] dari [Az Zuhri] telah mengabarkan kepadaku [Hindun binti Al Harits] dari [Ummu Salamah] dia berkata; "Pada suatu malam Nabi shallahu'alaihi wa sallam bangun sambil menuturkan; 'Tiada ilah kecuali Allah, fitnah apakah yang diturunkan di malam hari?

Dan perbendaharaan apakah yang diturunkan pada orang yang membangunkan para penghuni kamar, dan berapa banyak orang yang mengenakan pakaian di dunia, tapi telanjang di akhirat

Zühri'den, dedi ki: Bana Haris kızı Hind, Ümmü Seleme r.a.a'dan şöyle dediğini haber vermiştir: "Nebi geceleyin: Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. Allah bu gece fitnelerden neler neler, hazinelerden neler neler indirdi! Bu hücrelerindeki kadınları kim uyandıracak? Dünyada nice giyimli kadın vardır ki kıyamet gününde çıplak kalacaktır, diyerek uyandı."

Zühri dedi ki: "Hind'in elbisesinin iki yeninde, parmaklan arasında düğmeleri vardı." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, elbise ve yaygılarda darlık çıkarmaksızın bulduğu ile yetinirdi." Başlıkta yer alan "darlık çıkarmaksızın bulduğu ile yetinirdi" (anlamı verilen) "yetecevvezu" lafzı, muayyen bir türe münhasır kalarak daraltmayıp geniş tutardı ya da nefis ve değerli olanı isteyerek darlığa sebep olmazdı.

Aksine mümkün olan ve bulunabileni kullanır, onunla yetinil'di, demektir. Bu hadise dair açıklamalar yeteri kadarıyla Talak bölümünde (4913.hadiste) geçmiş bulunmaktadır. Bu hadisin burada zikredilmesinden maksat, onun hasır üzerinde ve baş! altında da içi lif dolu bir yastığın bulunduğunu anlatan ibarelerdir. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e "eziyet hususunda önce ona söyledim."

Yani Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i rahatsız etmemesi açısından onu uyardım, onu rahatsız etmek sebebiyle gelebilecek ceza konusunda onu korkuttum, demektir.

"Dünyada giyimli nice kadın var ki, kıyamet gününde çıplaktır." İbn Battal dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, hazinelerin inişi ile birlikte fitneyi söz konusu ederek fitnenin hazineler sebebiyle ortaya çıktığına işaret etmektedir. Aynı şekilde bir işte orta yolu izleyip mutedil olmak, fazla şey istemekten daha hayırlıdır ve fitneden daha çok koruyucudur.

Ümmü Seleme'nin rivayet ettiği bu hadisin başlığa uygunluğu ise, kadınların ahirette çıplak kalmamaları için vücutlarını, niteliklerini gösteren ince elbiseleri giyinmekten sakındırması ciheti iledir. ez-Zühri'nin, Hind'den naklettiği husus da bunu desteklemektedir. Ayrıca bunda Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in altını gösterecek şekilde ince elbiseler giymediğine de işaret vardır.

Çünkü o avretin ortaya çıkması dolayısıyla bu tür elbiseleri giyinmekten sakındırdığına göre, kemal niteliğine sahip olmak diğerlerine göre daha uygundur. "ez-Zühri dedi ki: Hind'in parmakları arasında elbisesinin yeninde düğmeleri vard!." Yani Hind elbisesinin yenıerinin geniş olması sebebiyle, vücudundan herhangi bir şeyin görünüp "giyimli, fakat çıplak" buyruğunun kapsamına girmemek için yenıerini düğmelerle ilikliyordu

5845Ummih bint Khalid ibn Abi UhayhahSahih

حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ سَعِيدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ سَعِيدِ بْنِ الْعَاصِ، قَالَ: حَدَّثَنِي أَبِي قَالَ، حَدَّثَتْنِي أُمُّ خَالِدٍ بِنْتُ خَالِدٍ

قَالَتْ أُتِيَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِثِيَابٍ فِيهَا خَمِيصَةٌ سَوْدَاءُ قَالَ: «مَنْ تَرَوْنَ نَكْسُوهَا هَذِهِ الْخَمِيصَةَ». فَأُسْكِتَ الْقَوْمُ.

قَالَ: «ائْتُونِي بِأُمِّ خَالِدٍ». فَأُتِيَ بِي النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَأَلْبَسَهَا بِيَدِهِ وَقَالَ: «أَبْلِي وَأَخْلِقِي». مَرَّتَيْنِ فَجَعَلَ يَنْظُرُ إِلَى عَلَمِ الْخَمِيصَةِ، وَيُشِيرُ بِيَدِهِ إِلَىَّ وَيَقُولُ: «يَا أُمَّ خَالِدٍ هَذَا سَنَا». وَالسَّنَا بِلِسَانِ الْحَبَشِيَّةِ الْحَسَنُ قَالَ إِسْحَاقُ حَدَّثَتْنِي امْرَأَةٌ مِنْ أَهْلِي أَنَّهَا رَأَتْهُ عَلَى أُمِّ خَالِدٍ

Some clothes were presented to the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) as a gift and there was a black Khamisa with it. The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) asked (his companions), “To whom do you suggest we give this Khamisa?” The people kept quiet.

Then he said, “Bring me Um Khalid,” So I was brought to him and he dressed me with it with his own hands and said twice, “May you live so long that you will wear out many garments.” He then started looking at the embroidery of that Khamisa and said, “O Um Khalid! This is Sana!” (Sana in Ethiopian language means beautiful.) ‘Is-haq, a sub-narrator, said: A woman of my family had told me that she had seen the Khamisa worn by Um Khalid.’

খালিদের কন্যা উম্মু খালিদ হতে বর্ণিত। তিনি বলেনঃ রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর নিকট কিছু কাপড় আনা হয়। তাতে একটি নকশাওয়ালা কালো চাদর ছিল।

তিনি বললেনঃ আমি এ চাদরটি কাকে পরাব এ সম্পর্কে তোমাদের অভিমত কী? সবাই চুপ থাকল। তিনি বললেনঃ উম্মু খালিদকে আমার কাছে নিয়ে এসো। সুতরাং তাঁকে নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর কাছে নিয়ে আসা হলো।

তিনি নিজ হাতে তাঁকে ঐ চাদর পরিয়ে দিয়ে বললেনঃ পুরাতন কর ও দীর্ঘদিন ব্যবহার কর। তারপর তিনি চাদরের নক্শার দিকে তাকাতে লাগলেন এবং হাতের দ্বারা আমাকে ইশারা করে বলতে থাকলেনঃ হে উম্মু খালিদ! এ সানা। হাবশী ভাষায় ‘সানা’ অর্থ সুন্দর।

ইসহাক (রহ.) বলেনঃ আমার পরিবারের এক স্ত্রীলোক আমাকে বলেছে, সে ঐ চাদর উম্মু খালিদের পরনে দেখেছে। [৩০৭১] আধুনিক প্রকাশনী- ৫৪১৯, ইসলামিক ফাউন্ডেশন

ہم سے ابوالولید نے بیان کیا، کہا ہم سے اسحاق بن سعید بن عمرو بن سعید بن عاص نے بیان کیا، کہا کہ مجھ سے میرے والد نے بیان کیا، کہا کہ مجھ سے ام خالد بنت خالد رضی اللہ عنہا نے بیان کیا، انہوں نے بیان کیا کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم کے پاس کچھ کپڑے آئے جن میں ایک کالی چادر بھی تھی۔

نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ تمہارا کیا خیال ہے، کسے یہ چادر دی جائے؟ صحابہ کرام رضی اللہ عنہم خاموش رہے پھر آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ ام خالد کو بلا لاؤ۔ چنانچہ مجھے نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کی خدمت میں لایا گیا اور مجھے وہ چادر نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے اپنے ہاتھ سے عنایت فرمائی اور فرمایا دیر تک جیتی رہو، دو مرتبہ آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا۔

پھر آپ اس چادر کے نقش و نگار کو دیکھنے لگے اور اپنے ہاتھ سے میری طرف اشارہ کر کے فرمایا ام خالد! «سنا ‏ ‏‏.‏ والسنا» یہ حبشی زبان کا لفظ ہے یعنی واہ کیا زیب دیتی ہے۔ اسحاق بن سعید نے بیان کیا کہ مجھ سے میرے گھر کی ایک عورت نے بیان کیا کہا کہ انہوں نے وہ چادر ام خالد رضی اللہ عنہا کے پاس دیکھی تھی۔

Telah menceritakan kepada kami [Abu Al Walid] telah menceritakan kepada kami [Ishaq bin Sa'id bin 'Amru bin Sa'id Al 'Ash] dia berkata; telah menceritakan kepadaku [Ayahku] telah menceritakan kepadaku [Ummu Khalid binti Khalid] dia berkata; "Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam pernah diberi baju yang bersulam sutera, lalu beliau bersabda: "Menurut kalian siapa yang paling berhak untuk memakai kain ini?", orang-orang pun diam.

Beliau lalu bersabda: "Datangkanlah Ummu Khalid kepadaku." Beliau lantas memberikan kain tersebut dan memakaikannya kepadanya. Setelah itu beliau bersabda: 'Semoga tahan lama hingga Allah menggantinya dengan yang baru (panjang umur).' Beliau mengatakannya hingga dua kali, lalu beliau melihat corak warna baju itu, sambil menunjukkan tangannya kepadaku beliau bersabda: "Wahai Ummu Khalid, ini sanah, wahai Ummu Khalid ini sanah."

Sanah bagai orang-orang Habasyah bermakna bagus." Ishaq mengatakan; telah menceritakan kepadaku seorang wanita dari keluargaku bahwa dia pernah melihat Ummu Khalid mengenakan pakaian tersebut

Halid (b. Zübeyr)'in kızı Ümmü Halididen şöyle dediği rivayet edil: miştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e aralarında siyah bir hamisanın bulunduğu elbise/er getirildi.

O: Bu hamisayı kime giydirelim dersiniz, diye sordu. Huzurunda bulunanlar sustular. O: Bana Ümmü Halid'i getiriniz, dedi. Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna götürüldüm. Eliyle o hamisayı bana giydirdi ve:. Bunu paralayasın, eskitesin diye -iki defa- dua etti. Hamisa'da bulunan bir alamete (yün kumaştaki damgaya) baktı ve eliyle ona işaret edip: Ey Ümmü Halid, bu senadır, dedi.

Sena Habeşçe'de güzel demektir." İshak dedi ki: "Bana aile halkımdan bir kadının tahdis ettiğine göre o, o hamisayı Ümmü Halid'in üzerinde görmüştür." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Yeni bir elbise giyen kimseye yapılan dua." Anlaşıldığı kadarıyla İbn Ömer'in rivayet ettiği şu hadisi Buhari, sabit görmemiştir: İbn Ömer dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Ömer'in üzerinde bir elbise gördü.

Bunun üzerine: Hep yeni giyinesin, övülen birisi olarak yaşayasın, şehit olarak ölesin, diye dua etti." Bu hadisi Nesai ve İbn Mace rivayet etmiş olup İbn Hibban da sahih olduğunu belirtmiştir. Ama Nesai illetli olduğunu belirtmiştir. Aynı şekilde yeni bir elbise giyen kimsenin yapacağı dua ile ilgili birtakım hadisler de gelmiştir.

Bunlardan birisi Ebu Davud, Nesai ve sahih olduğunu belirterek Tirmizi'nin Ebu Said'den rivayet ettiği şu hadistir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yeni bir elbise edindi mi onun adını vererek -sarık yahut gömlek ya da rida olduğunu söyleyerek- arkasından: AlIahumme leke'l-hamdu ente kesevtenıhi es'eluke hayrahu ve hayra ma sunia lehCı ve euzu bike min şerrihi ve şerri ma sunia leh: AlIah'lm, hamd yalnız sanadır.

Bunu giyinmeyi bana sen nasip ettin. Ben senden bunun hayrını ve kendisi için yapıldığı şeyin hayrını dilerim. Bunun şerrinden ve kendisi için yapıldığı şeyin şerrinden de sana sığınınm, derdi." Tirmizi, İbn Mace ve sahih olduğunu belirterek Hakim de Ömer'den merfu' olarakşu hadisi rivayetetmişlerdir: "Kim yeni bir elbise giyip de: Elhamdulillahillezı kesanı ma UVar1 bihı avretı ve etecemmelu bihı fi hayatı: Kendisi ile avretimi örteceğim ve hayatımda onunla güzel görüneceğim bir elbise yi giydiren Allah'a hamd olsun der, sonra da eskittiği o elbiseyi alıp tasadduk ederse hayatta iken de, öldükten sonra da Allah'ın korumasında ve himayesinde olur."

Ahmed ve hasen olduğunU belirterek Tirmizi, Muaz b. Enes yoluyla Nebie merfu'en şu hadisi zikretmişlerdir: "Kim bir elbise giyinip de: Elhamdulillahillezı kesanı haza ve rezakamhi min gayri havlin ve la kuvveh: Bana bu elbiseyi giydiren ve benim güç ve takatimin içerisinde olmaksızın bunu bana rızık olarak veren Allah'a hamd olsun, derse, Allah ona geçmiş günahlarını mağfiret buyurur

5846Anas ibn MalikSahih

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ، عَنْ أَنَسٍ

قَالَ نَهَى النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: أَنْ يَتَزَعْفَرَ الرَّجُلُ

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) forbade men to use saffron.

আনাস (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম পুরুষদের জাফরানী রং-এর কাপড় পরতে নিষেধ করেছেন। [মুসলিম ৩৭/২৩, হাঃ ২১০১, আহমাদ ১২৯৪১]

ہم سے مسدد نے بیان کیا، کہا ہم سے عبدالوارث بن سعید نے بیان کیا، ان سے عبدالعزیز نے اور ان سے انس بن مالک رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے اس سے منع فرمایا کہ کوئی مرد زعفران کے رنگ کا استعمال کرے۔

Telah menceritakan kepada kami [Musaddad] telah menceritakan kepada kami [Abdul Warits] dari [Abdul Aziz] dari [Anas] dia berkata; Nabi shallallahu 'alaihi wasallam melarang seorang laki-laki memakai minyak za'faran

Enes'ten: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem erkeğin za'feran kullanmasını nehyetmiştir" dediği rivayet edilmiştir. Diğer tahric edenler: Tirmizi edeb; Müslim, Libas Fethu'l-Bari Açıklaması: "Erkeklerin" vücutlarında "zaferan kullanmalarının nehyedilmesi." Zaferan kullanmanın nehyedilişinin sebebi hususunda görüş ayrılığı vardır.

Kadınların kullandıkları koku olduğu için kokusundan dolayı mıdır ve bu sebepten dolayı mı haluk denilen hoş kokunun kullanılması yasaklanmıştır, yoksa rengi dolayısıyla yasaklanmış olup her sarı şey de bunun kapsamına mı girer? Beyhaki, Şafii'den şöyle dediğini nakletmektedir: Ben ihramlı olmayan erkeğin her durumda zaferan kullanmasını nehyederim.

Eğer kullanmışsa ona onu yıkamasını da emrederim. Bununla birlikte uspura da müsaade ederim. Çünkü ben bu hususta Ali'nin şu söylediklerinden başka bir şeyi nakleden kimse görmedim: "O beni (uspur kullanmamı) nehyetti. Ama sizi nehyetti demiyorum."

Beyhaki dedi ki: Bu rivayet Ali'den başkasından da varid olmuştur. Daha sonra da Abdullah b. Ömer'in hadisini nakledip şunları söylediğini kaydetmektedir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem benim üzerimde uspur ile boyanmış iki elbise gördü. Bunlar kafirlerin elbiselerindendir, bunları giyinme, buyurdu." Hadisi Müslim rivayet etmiştir.

Müslim'in zikrettiği bir diğer lafız da şöyledir: "Ben: Bu elbiseleri yıkayayım mı, diye sordum. O: Hayır, hayır onları yak, buyurdu." Beyhaki dedi ki: Eğer bu rivayet Şafii'ye ulaşmış olsaydı, adeti üzere sünnete uyarak bu doğrultuda görüş belirtil'di. Uspur ile boyanmış elbiseyi seleften bir topluluk mekruh görmüş, bir topluluk da buna ruhsat vermiştir.

Ashabımızdan (mezhebimize mensup ilim adamlarından) mekruh olduğunu söyleyenler arasında el-Hallmi de vardır. Sünnete uymak ise en iyisidir. ---Beyhaki'den alıntı burada sona ermektedir-- Nevevi de Müslim Şerhi'nde şunları söylemektedir: Beyhaki meseleyi çok sağlam bir şekilde ortaya koymuştur. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır. Malik ise evin içinde uspur ve zaferan ile boyanmış elbise giyinmeye ruhsat vermiş, ama toplantılarda bunları giyinmeyi mekruh görmüştür.

Biraz sonra İbn Ömer'in sarı boyalı elbise ile ilgili hadisi gelecektir. Nikah bölümünde de Enes'ten, Abdurrahman b. Avf'ın evlendiği sırada Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzurunda, üzerinde Hoş kokunun sarılığının izi bulunduğu halde geldiği, geçmiş bulunmaktadır. Buna dair de daha önce şu şekilde cevap verilmişti: Hoş kokunun izleri elbisesine hanımından bulaşmıştı. Bu koku onun bedeninde değildi

5847Abdullah ibn UmarSahih

حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ رضى الله عنهما

قَالَ نَهَى النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: أَنْ يَلْبَسَ الْمُحْرِمُ ثَوْبًا مَصْبُوغًا بِوَرْسٍ أَوْ بِزَعْفَرَانٍ

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) forbade Muhrims to wear clothes dyed with Wars or saffron.

ইবনু ‘উমার (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম নিষেধ করেছেন, মুহরিম যেন ওয়ারস্ ঘাসের কিংবা জাফরানের রং দ্বারা রঙানো কাপড় না পরে। [১৩৪]

ہم سے ابونعیم نے بیان کیا، انہوں نے کہا ہم سے سفیان بن عیینہ نے بیان کیا، ان سے عبداللہ بن دینار نے بیان کیا اور ان سے عبداللہ بن عمر رضی اللہ عنہما نے بیان کیا کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے منع کیا تھا کہ کوئی محرم ورس یا زعفران سے رنگا ہوا کپڑا پہنے۔

Telah menceritakan kepada kami [Abu Nu'aim] telah menceritakan kepada kami [Sufyan] dari [Abdullah bin Dinar] dari [Ibnu Umar] radliallahu 'anhuma dia berkata; "Nabi shallallahu 'alaihi wasallam melarang orang yang berihram mengenakan pakaian yang diwarnai dengan wars (sejenis tanaman yang barbau harum dan berwarna kuning) atau dengan minyak za'faran

İbn Ömer r.a.'dan, dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ihramlı bir kimsenin vers (alaçehre) yahut za'feran ile boyanmış bir elbise giyinmesini nehyetmiştir. Hadis, Hac bölümünde (1542.hadiste) uzun ve şerhedilmiş olarak geçmiş bulunmaktadır

5848Al-Bara ibn AzibSahih

حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، سَمِعَ الْبَرَاءَ رضى الله عنه

يَقُولُ كَانَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مَرْبُوعًا، وَقَدْ رَأَيْتُهُ فِي حُلَّةٍ حَمْرَاءَ مَا رَأَيْتُ شَيْئًا أَحْسَنَ مِنْهُ

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) was of a modest height. I saw him wearing a red suit, and I did not see anything better than him.

বারাআ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেনঃ নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম ছিলেন মাঝারি আকৃতির। আমি তাঁকে লাল হুল্লা পরা অবস্থায় দেখেছি। তাঁর চেয়ে অধিক সুন্দর আর কিছু আমি দেখিনি। [৩৫৫১]

ہم سے ابوالولید نے بیان کیا، کہا ہم سے شعبہ نے بیان کیا، ان سے ابواسحاق نے اور انہوں نے براء رضی اللہ عنہ سے سنا، انہوں نے بیان کیا کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم میانہ قد تھے اور میں نے آپ صلی اللہ علیہ وسلم کو سرخ جوڑے میں دیکھا آپ سے زیادہ خوبصورت کوئی چیز میں نے نہیں دیکھی۔

Telah menceritakan kepada kami [Abu Al Walid] telah menceritakan kepada kami [Syu'bah] dari [Abu Ishaq] dia mendengar [Al Barra`] radliallahu 'anhu berkata; "Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam adalah seorang laki-laki yang berperawakan sedang (tidak tinggi dan tidak pendek), saya melihat beliau mengenakan pakaian merah, dan saya tidak pernah melihat orang yang lebih bagus dari beliau

Bera r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem orta boylu idi. Ben onu kırmızı bir elbise giyinmişken gördüm. Ondan daha güzelini asla görmedim." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Kırmızı elbise." Kırmızı elbise giymek hususunda selefin görüşlerini yedi ayrı görüş olarak şöylece özetleyebiliriz: 1- Mutlak olarak caizdir. Ali, Talha, Abdullah b.

Cafer, el-Bera ve ashab-ı kiram'dan daha başkalarından, tabiinden de Said b. el-Müseyyeb, en-Nehaı, eşŞa'bı, EbQ Kilabe ile EbQ Vail ve kalabalık bir topluluktan rivayet edilmiştir. 2- Mutlak olarak yasaktır. Buna gerekçe ise daha önce kaydedilen Abdullah b. Amr yolu ile gelen hadis ile Beyhaki'nin naklettiği İbn Mace'nin de zikrettiği İbn Ömer'in şu hadisidir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem el-mufeddem denilen uspur ile iyice doyurulmuş (boyanmış) elbise giyinmeyi nehyetmiştir."

Bunun ne demek olduğunu hadiste zaten açıklamış bulunmaktadır. Ömer'den rivayet edildiği ne göre de o bir adam üzerinde uspurlu bir elbise gördü mü onu hızhca çeker ve: Bunu bırakın da kadınlar giyinsin, derdi." Bunu Taberi rivayet etmiş bulunmaktadır. 3- Boyası hafif olanlar değil de kırmızısı iyice doyurulmuş elbise giyinmek mekruhtur.

Bu görüş Ata, Taws ve Mücahid'den rivayet edilmiştir. Bu hususta delil de az önce zikrettiğimiz el-müfeddem'i söz konusu eden hadis olabilir. 4- Süslenmek ve gösteriş kastı ile kırmızı elbise giymek, mutlak olarak mekruhtur. Ama evlerde, iş esnasında giyilmesi caizdir. Bu görüş İbn Abbas'tan nakledilmiştir. 5- İpliği boyandıktan sonra dokunmuş olanı giymek caizdir.

Ama dokunduktan sonra boyananı giyinmek yasaktır. Bu görüşe el-Hattabı meyletmiş ve Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kırmızı bir elbise giyindiğine dair varid olmuş haberlerde geçen hullenin Yemen hullelerinden birisi oluşunu delilgöstermiştir. Aynı şekilde kırmızı burdlerin durumu da böyledir. Yemen burdlerinin ipi önce boyanır, sonra dokunurdu.

6- Nehy (yasak) özelolarak uspur ile boyanmış elbiseler hakkındadır. Çünkü nehy ona dair varid olmuştur. Daha başka boyalarla boyanmış olan ise yasak değildir. Ancak daha önce geçmiş olan Muğire hadisi bu iddiayı zayıflatmaktadır. 7 - Yasağın bütünüyle kırmızıya boyanmış olan elbise hakkında has kabul edilmesi. Kırmızı dışında beyaz, siyah ve daha başka renklerin de bulunduğu elbiseler ise yasak değildir.

İşte kırmızı hulle hakkında varid olmuş hadisler de buna göre yorumlanır. Çünkü Yemen'den gelen hulleler çoğunlukla kırmızı ve daha başka renkte çizgili yapılırdj. İbnu'l-Kayyim dedi ki: İlim adamlarından kimisi kırmızı boya ile iyice doyurulmuş bir elbise giyer ve onun bununla sünnete uyduğunu iddia ederdi. Ama bu yanlıştır. Çünkü kırmızı hulle Yemen burdlerindendir.

Burd ise sadece kırmızı ile boyanmaz. İbnu'l-Kayyim böyle demiştir. et-Taberı ise bu görüşlerin çoğunu zikrettikten sonra şunları söylemektedir: Benim görüşüme göre her renkle boyanmış olan elbiseyi giymek caizdir. Şu kadar var ki ben katıksız kırmızı (kırmızıya doymuş) elbiseyi giymeyi sevmediğim gibi, diğer elbiselerin üzerinde üst elbise olarak kırmızı renkli yi de mutlak olarak giyinmeyi sevmiyarum.

Çünkü kırmızı elbise günümüzde mert kimselerin elbise çeşitleri arasında değildir. Şüphesiz ki günah olmadığı sürece zamanın kılık kıyafetine riayet etmek, mertliğin bir gereğidir. Kabul gören kıyafetlere aykırı hareket etmek ise bir tür gösteriştir. Bunun sekizinci bir görüş olarak kabul edilmesi de mümkündür. Bu konuda meselenin tahkikine gelince, kırmızı renkli elbiseyi giymeye dair yasak, kafirlerin giydiği elbise olduğundan ötürü ise bu hususta kabul edilmesi gereken görüş, ileride geleceği üzere kırmızı mısera ile ilgili görüş gibidir.

Eğer yasak, onun kadınların kıyafeti olduğundan dolayı ise, o takdirde bu, kadınlara benzemenin yasaklanışı kapsamındadır. Bu durumda onun nehyedilmesi, bizatihı değildir. Eğer gösteriş yahut mertliğe aykırı olmak açısından yasaklanmış ise, böyle bir halalduğu takdirde yasak olur, değilse Malik'in benimsediği görüş olan toplantı yerleri ile evarasında fark gözetmek, daha da pekişir

5849Al-Bara ibn AzibSahih

حَدَّثَنَا قَبِيصَةُ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَشْعَثَ، عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ سُوَيْدِ بْنِ مُقَرِّنٍ، عَنِ الْبَرَاءِ رضى الله عنه

قَالَ أَمَرَنَا النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِسَبْعٍ عِيَادَةِ الْمَرِيضِ، وَاتِّبَاعِ الْجَنَائِزِ، وَتَشْمِيتِ الْعَاطِسِ، وَنَهَانَا عَنْ لُبْسِ الْحَرِيرِ، وَالدِّيبَاجِ، وَالْقَسِّيِّ، وَالإِسْتَبْرَقِ، وَمَيَاثِرِ الْحُمْرِ

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) ordered us to observe seven things: To visit the sick; follow funeral processions; say ‘May Allah bestow His Mercy on you’, to the sneezer if he says, ‘Praise be to Allah!; He forbade us to wear silk, Dibaj, Qassiy and Istibarq (various kinds of silken clothes); or to use red Mayathir (silkcushions).’

বারাআ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম আমাদের সাতটি বিষয়ের নির্দেশ দিয়েছেনঃ রোগীর শুশ্রুষা, জানাযায় শরীক হওয়া এবং হাঁচিদাতার জবাব দান।[1] আর তিনি আমাদের সাতটি হতে নিষেধ করেছেনঃ রেশমী বস্ত্র, মিহিন রেশমী বস্ত্র, রেশম মিশ্রিত কাতান বস্ত্র, মোটা বস্ত্র এবং লাল ‘মীসারা’ বস্ত্র পরিধান করতে। [১২৩৯]

ہم سے قبیصہ نے بیان کیا، کہا ہم سے سفیان نے بیان کیا، ان سے اشعث نے، ان سے معاویہ بن سوید بن مقرن نے اور ان سے براء رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ ہمیں رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے سات چیزوں کا حکم دیا تھا۔

بیمار کی عیادت کا، جنازہ کے پیچھے چلنے کا، چھینکنے والے کا جواب ( یرحمک اللہ سے ) دینے کا اور نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے ہمیں ریشم، دیبا، قسی، استبرق اور سرخ زین پوشوں کے استعمال سے بھی منع فرمایا تھا۔

Telah menceritakan kepada kami [Qabishah] telah menceritakan kepada kami [Sufyan] dari [Asy'ats] dari [Mu'awiyah bin Suwaid bin Muqarrin] dari [Al Barra'] radliallahu 'anhu dia berkata; "Nabi shallallahu 'alaihi wasallam memerintahkan tujuh perkara diantaranya menjenguk orang sakit, mengiringi jenazah, mendo'akan orang yang bersin. Dan melarang tujuh perkara, yaitu memakai kain sutera, dibaj, Qasiy, istabraq, mayasir dan al humr (jenis kain sutera yang direnda)

Bera r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize şu yedi şeyi emretti: Hastayı ziyaret etmeyi, cenazelerin arkasından gitmeyi, aksırıp elhamdulillah diyene yerhamukellah demeyi. Bize ayrıca harir, dibac, kassı ve istebrak denilen ipek türlerini giyinmeyi, kırmızı mıseraları (altlık ve üstlük örtüleri kullanmayı) nehyetmiştir."

Fethu'l-Bari Açıklaması: Ebu Ubeyd dedi ki: Nehyedildiği belirtilen kırmızı mıseralar, Acemlerin binekleri üzerinde bulunan kalın ve ince ipekten olurdu. Her durumda da mısera denilen şeyeğer ipekten ise, onun yasaklanışı ipeğin üzerinde oturmanın yasakIanışı gibidir. Bu husustaki görüş, daha önceden geçmiş bulunmaktadır. Ancak kırmızı kaydı ile zikredilmesi, mutlak ipekten daha da özeldir.

Bu durumda ipek, yasaktır. Eğer bununla birlikte kırmızı olursa daha bir yasaktır, yasak pekişir. Eğer ipek değil ise, bu husustaki nehy, Acemlere benzemeye çalışmaktan men etmek içindir

5850Said ibn YazidSahih

حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ سَعِيدٍ أَبِي مَسْلَمَةَ

قَالَ: سَأَلْتُ أَنَسًا أَكَانَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يُصَلِّي فِي نَعْلَيْهِ قَالَ: نَعَمْ

I asked Anas (ibn Malik), “Did the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) use to offer the prayers with his shoes on?” He said, “Yes.”

আবূ মাসলামা সা‘ঈদ হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, আমি আনাস (রাঃ)-কে জিজ্ঞেস করেছি, নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম ‘না‘লাই’[1] পায়ে রেখে সালাত আদায় করেছেন কি? তিনি বলেছেনঃ হ্যাঁ। [৩৮৬]

ہم سے سلیمان بن حرب نے بیان کیا، کہا ہم سے حماد نے بیان کیا، ان سے سعید بن ابی مسلمہ نے، انہوں نے کہا میں نے انس رضی اللہ عنہ سے پوچھا کیا نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم جوتے پہنے ہوئے نماز پڑھتے تھے؟ تو انہوں نے کہا کہ ہاں۔

Telah menceritakan kepada kami [Sulaiman bin Harb] telah menceritakan kepada kami [Hammad bin Zaid] dari [Sa'id Abu Maslamah] dia berkata; saya bertanya kepada [Anas] "Apakah Nabi shallallahu 'alaihi wasallam pernah shalat dengan menggunakan sandal?" Dia menjawab; 'Ya, pernah

Ebu Mesleme (künyeli) Said'den, dedi ki: "Ben Enes'e: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ayakkabıları ile namaz kılar mıydı, diye sordum. O, Evet dedi

5851Ubayd ibn JurayjSahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ عُبَيْدِ بْنِ جُرَيْجٍ

أَنَّهُ قَالَ لِعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ رضى الله عنهما رَأَيْتُكَ تَصْنَعُ أَرْبَعًا لَمْ أَرَ أَحَدًا مِنْ أَصْحَابِكَ يَصْنَعُهَا. قَالَ: مَا هِيَ يَا ابْنَ جُرَيْجٍ قَالَ رَأَيْتُكَ لَا تَمَسُّ مِنَ الأَرْكَانِ إِلاَّ الْيَمَانِيَيْنِ، وَرَأَيْتُكَ تَلْبَسُ النِّعَالَ السِّبْتِيَّةَ، وَرَأَيْتُكَ تَصْبُغُ بِالصُّفْرَةِ، وَرَأَيْتُكَ إِذَا كُنْتَ بِمَكَّةَ أَهَلَّ النَّاسُ إِذَا رَأَوُا الْهِلَالَ، وَلَمْ تُهِلَّ أَنْتَ حَتَّى كَانَ يَوْمَ التَّرْوِيَةِ.

فَقَالَ لَهُ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ أَمَّا الأَرْكَانُ فَإِنِّي لَمْ أَرَ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَمَسُّ إِلاَّ الْيَمَانِيَيْنِ، وَأَمَّا النِّعَالُ السِّبْتِيَّةُ فَإِنِّي رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَلْبَسُ النِّعَالَ الَّتِي لَيْسَ فِيهَا شَعَرٌ وَيَتَوَضَّأُ فِيهَا فَأَنَا أُحِبُّ أَنْ أَلْبَسَهَا،

وَأَمَّا الصُّفْرَةُ فَإِنِّي رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَصْبُغُ بِهَا، فَأَنَا أُحِبُّ أَنْ أَصْبُغَ بِهَا وَأَمَّا الإِهْلَالُ فَإِنِّي لَمْ أَرَ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يُهِلُّ حَتَّى تَنْبَعِثَ بِهِ رَاحِلَتُهُ

‘Ubai ibn Juraij said to Abdullah Ben Umar, ‘I see you doing four things which are not done by your friends.’ Ibn Umar said, ‘What are they, O Ibn Juraij?’ He said, ‘I see that you do not touch except the two Yemenite corners of the Kaba (while performing the Tawaf): and I see you wearing the Sabtiyya shoes; and I see you dyeing (your hair) with Sufra; and I see that when you are in Mecca, the people assume the state of Ihram on seeing the crescent (on the first day of Dhul-Hijja) while you do not assume the state of Ihram till the Day of Tarwiya (8th Dhul Hijja).’

Abdullah ibn Umar said to him, ‘As for the corners of the Kaba, I have not seen the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) touching except the two Yemenite corners, As for the Sabtiyya shoes, I saw the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) wearing leather shoes that had no hair, and he used to perform the ablution while wearing them.

Therefore, I like to wear such shoes. As regards dyeing with Sufra, I saw the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) dyeing his hair with it, so I like to dye (my hair) with it. As regards the crescent (of Dhul-Hijja), I have not seen the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) assuming the state of Ihram till his she-camel set out (on the 8th of Dhul-Hijja).’’

‘উবায়দ ইবনু জুরাইজ (রহ.) হতে বর্ণিত। তিনি ‘আবদুল্লাহ ইবনু ‘উমার (রাঃ)-কে বলেনঃ আমি আপনাকে এমন চারটি কাজ করতে দেখেছি, যা আপনার সঙ্গীদের মধ্যে কাউকে করতে দেখিনি।

তিনি বললেনঃ সেগুলো কী, হে ইবনু জুরাইজ? তিনি বললেনঃ আমি দেখেছি আপনি তাওয়াফ করার সময় (কা‘বার) রু’কনগুলোর মধ্য হতে ইয়ামানী দু’টো রুকন ব্যতীত অন্যগুলোকে স্পর্শ করেন না। আমি দেখেছি, আপনি পশমহীন চামড়ার জুতা পরিধান করেন। আমি দেখেছি আপনি হলুদ রঙের কাপড় পরেন এবং যখন আপনি মক্কায় ছিলেন তখন দেখেছি, অন্য লোকেরা (যিলহাজ্জের) চাঁদ দেখেই ইহরাম বাঁধতো, আর আপনি তালবিয়ার দিন (অর্থাৎ আট তারিখ) না আসা পর্যন্ত ইহরাম বাঁধতেন না।

‘আবদুল্লাহ ইবনু ‘উমার (রাঃ) তাঁকে বললেনঃ আরকান সম্পর্কে কথা এই যে, আমি রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম-কে ইয়ামানী দু’টি রুকন ছাড়া অন্য কোনটি স্পর্শ করতে দেখিনি। আর পশমহীন চামড়ার জুতার ব্যাপার হলো, আমি দেখেছি রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এমন জুতা পরতেন, যাতে কোন পশম থাকতো না এবং তিনি জুতা পরা অবস্থাতেই অযূ করতেন (অর্থাৎ পা ধুতেন)।

তাই আমি সে রকম জুতা পরতেই পছন্দ করি। আর হলুদ বর্ণের কথা হলো, আমি রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম-কে এ রং দিয়ে রঙিণ করতে দেখেছি। সুতরাং আমিও এর দ্বারাই রং করতে ভালবাসি। আর ইহরাম সম্পর্কে কথা এই যে, আমি রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম-কে তাঁর বাহনে হাজ্জের কাজ আরম্ভ করার জন্যে উঠার আগে ইহরাম বাঁধতে দেখিনি। [১৬৬]

ہم سے عبداللہ بن مسلمہ قعنبی نے بیان کیا، ان سے امام مالک نے، ان سے مقبری نے، ان سے عبید بن جریج نے کہ انہوں نے عبداللہ بن عمر رضی اللہ عنہما سے عرض کیا کہ میں آپ کو چار ایسی چیزیں کرتے دیکھتا ہوں جو میں نے آپ کے کسی ساتھی کو کرتے نہیں دیکھا۔

ابن عمر رضی اللہ عنہما نے کہا: ابن جریج! وہ کیا چیزیں ہیں؟ انہوں نے کہا کہ میں نے آپ کو دیکھا ہے کہ آپ ( خانہ کعبہ کے ) کسی کونے کو طواف میں ہاتھ نہیں لگاتے صرف دو ارکان یمانی ( یعنی صرف رکن یمانی اور حجر اسود ) کو چھوتے ہیں اور میں نے آپ کو دیکھا ہے کہ آپ صاف زین کے چمڑے کا جوتا پہنتے ہیں اور میں نے آپ کو دیکھا کہ آپ اپنا کپڑا زرد رنگ سے رنگتے ہیں یا زرد خضاب لگاتے ہیں اور میں نے آپ کو دیکھا کہ جب مکہ میں ہوتے ہیں تو سب لوگ تو ذی الحجہ کا چاند دیکھ کر احرام باندھ لیتے ہیں لیکن آپ احرام نہیں باندھتے بلکہ ترویہ کے دن ( 8 ذی الحجہ کو ) کو احرام باندھتے ہیں۔

ان سے عبداللہ بن عمر رضی اللہ عنہما نے کہا کہ خانہ کعبہ کے ارکان کے متعلق جو تم نے کہا تو میں نے رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم کو ہمیشہ صرف حجر اسود اور رکن یمانی کو چھوتے دیکھا۔

صاف تری کے چمڑے کے جوتوں کے متعلق جو تم نے پوچھا تو میں نے دیکھا ہے کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم اسی چمڑے کا جوتا پہنتے تھے جس میں بال نہیں ہوتے تھے اور آپ اس کو پہنے ہوئے وضو کرتے تھے اس لیے میں بھی پسند کرتا ہوں کہ ایسا ہی جوتا استعمال کروں۔

زرد رنگ کے متعلق تم نے جو کہا ہے تو میں نے نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کو اس سے خضاب کرتے یا کپڑے رنگتے دیکھا ہے اس لیے میں بھی اس زرد رنگ کو پسند کرتا ہوں اور رہا احرام باندھنے کا مسئلہ تو میں نے نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کو دیکھا کہ آپ اسی وقت احرام باندھتے جب اونٹ پر سوار ہو کر جانے لگتے۔

Telah menceritakan kepada kami [Abdullah bin Maslamah] dari [Malik] dari [Sa'id Al Maqburi] dari ['Ubaid bin Juraij] bahwa dia berkata kepada [Abdullah bin Umar] radliallahu 'anhuma; "Aku melihatmu mengerjakan empat perkara yang belum pernah kulihat dari para sahabatmu melakukan hal itu."

Ibnu Umar bertanya; 'Apa perkara itu wahai Ibnu Juraij? ' Ibnu Juraij menjawab; 'Aku melihatmu tidak menyentuh rukun kecuali dua rukun yamani, aku melihat engkau memakai sandal sibti (yang tidak berbulu), dan aku melihat engkau mencelup dengan shufrah (minyak yang terbuat dari campuran kunyit dan yang lainnya), dan aku melihat engkau apabila berada di Mekkah orang-orang bertalbiyah apabila melihat hilal sementara engkau tidak bertalbiyah hingga hari Tarwiyah (yaitu tanggal delapan Dzul Hijjah).

Kemudian Abdullah bin Umar berkata kepadanya; 'Adapun rukun, maka sesungguhnya aku tidak melihat Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam menyentuh kecuali dua rukun Yamani, adapun sandal sibti (sandal yang tidak berbulu), maka sesungguhnya aku melihat Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam memakai sandal yang tidak berbulu, dan berwudlu dengan memakai sandal tersebut maka aku ingin memakainya, adapun shufrah, sesungguhnya aku telah melihat Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam mencelup rambut dengan shufrah, maka aku ingin mencelup dengannya, adapun talbiyah, sesungguhnya aku tidak melihat Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bertalbiyah hingga kendaraan beliau berdiri

Ubeyd b. Cureyc'den rivayete göre, "O, Abdullah b. Ömer r.a.'a şöyle deiniştir: Ben senin dört şey yaptığını gördüm, ama arkadaşlarından kimsenin onları yaptığını görmedim. Abdullah b.

Ömer: Bunlar nelerdir ey İbn Cüreyc, dedi. Ben: Senin iki Yemani rüknün dışında Ka'be'nin rükünlerine el değdirmediğini gördüm. Senin sebtiye (denilen) tabaklanmış deriden yapılmış ayakkabılar giydiğini gördüm. Sarıya boyadığını gördüm. Eğer Mekke'de isen insanlar hilali gördükleri takdirde yüksek sesle telbiye getirdikleri halde, senin terviye günü gelinceye kadar yüksek sesle telbiye getirmediğini gördüm, dedi.

Bunun üzerine Abdullah b. Ömer ona şu cevabı verdi: Rükünler ile ilgili hususu açıklayayım: Ben Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in iki Yemanı rüknün dışındaherhangi birisine elini değdirdiğini görmedim. Tabaklanmış deriden yapılmış ayakkabılara gelince, ben Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in, üzerinde herhangi bir kıl bulunmayan ayakkabılar giyindiğini ve ayaklarından çıkarmadan abdest aldığını gördüm.

Bu sebeple ben de onları giyinmeyi seviyorum. Sarıyla boyamaya gelince, ben Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sarı ile boyadığını gördüm. Bu sebeple ben de onunla boyamayı seviyorum. Telbiye getirmeye gelince, ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in (Arafat'a gitmek üzere) bineği harekete geçmedikçe telbiye getirdiğini görmedim

5852Abdullah ibn UmarSahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ رضى الله عنهما

قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: أَنْ يَلْبَسَ الْمُحْرِمُ ثَوْبًا مَصْبُوغًا بِزَعْفَرَانٍ أَوْ وَرْسٍ، وَقَالَ: «مَنْ لَمْ يَجِدْ نَعْلَيْنِ فَلْيَلْبَسْ خُفَّيْنِ، وَلْيَقْطَعْهُمَا أَسْفَلَ مِنَ الْكَعْبَيْنِ»

The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) forbade that a Muhrim should wear clothes dyed with Saffron or Wars, and said, “Whoever has no shoes can put on Khuffs (socks made from thick fabric or leather) after cutting it below the ankles.”

ইবনু ‘উমার (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম নিষেধ করেছেন, ইহরাম বাঁধা ব্যক্তি যেন জাফরান কিংবা ওয়ার্‌স ঘাস দ্বারা রং করা কাপড় না পরে। তিনি বলেছেনঃ যার জুতা নেই, সে যেন মোজা পরে এবং পায়ের গোড়ালির নীচ থেকে (মোজার উপরের অংশ) কেটে ফেলে। [১৩৪]

ہم سے عبداللہ بن یوسف تینسی نے بیان کیا، انہوں نے کہا ہم کو امام مالک نے خبر دی، انہوں نے کہا ہمیں عبداللہ بن دینار نے اور ان سے عبداللہ بن عمر رضی اللہ عنہما نے بیان کیا کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے محرم کو زعفران یا ورس سے رنگا ہوا کپڑا پہننے سے منع فرمایا تھا اور نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ جسے جوتے نہ ملیں وہ موزے ہی پہن لیں لیکن ان کو ٹخنے کے نیچے تک کاٹ دیں۔

Telah menceritakan kepada kami [Abdullah bin Yusuf]; telah mengabarkan kepada kami [Malik] dari [Abdullah bin Dinar] dari [Abdullah bin Umar] radliallahu 'anhuma dia berkata; Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam melarang orang yang berihram mengenakan pakaian yang dicelup dengan minyak za'faran atau wars (sejenis tanaman yang barbau harum dan berwarna kuning), dan beliau bersabda: "Barangsiapa tidak mendapatkan dua sandal hendaknya ia mengenakan sepatu dan dipotong hingga di bawah mata kaki

Abdullah b. Ömer r.a.'dan, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ihramlı bir kimsenin zaferan yahut alaçehre ile boyanmış bir ihram giyinmesini nehyetti ve: İki nalın bulamayan bir kimse iki ayakkabı giyinsin. Ama topuktan aşağısından olmak üzere konçlarını kessin, buyurdu

5853Ibn AbbasSahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ زَيْدٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ رضى الله عنهما

قَالَ: قَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَنْ لَمْ يَكُنْ لَهُ إِزَارٌ فَلْيَلْبَسِ السَّرَاوِيلَ، وَمَنْ لَمْ يَكُنْ لَهُ نَعْلَانِ فَلْيَلْبَسْ خُفَّيْنِ»

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) said, “Whoever has no Izar (waist sheet), can wear trousers; and whoever has no sandals, can wear Khuffs (socks made from thick fabric or leather, but cut them short below the ankles).”

ইবনু ‘আব্বাস (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেছেনঃ (মুহরিম অবস্থায়) যে লোকের ইযার নেই, সে যেন পায়জামা পরে, আর যার জুতা নেই, সে যেন মোজা পরে। [১৭৪০]

ہم سے محمد بن یوسف فریابی نے بیان کیا، کہا ہم سے سفیان ثوری نے بیان کیا، ان سے عمرو بن دینار نے، ان سے جابر بن زید نے اور ان سے ابن عباس رضی اللہ عنہما نے بیان کیا کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ جس کے پاس احرام باندھنے کے لیے تہبند نہ ہو وہ پاجامہ پہن لے ( اس کا کاٹنا ضروری نہیں ہے ) اور جس کے پاس جوتے نہ ہوں وہ موزے ہی پہن لے لیکن ٹخنوں کے نیچے تک ان کو کاٹ ڈالے ( جیسا کہ پچھلی حدیث میں ہے ) ۔

Telah menceritakan kepada kami [Muhammad bin Yusuf] telah menceritakan kepada kami [Sufyan] dari ['Amru bin Dinar] dari [Jabir bin Zaid] dari [Ibnu Abbas] radliallahu 'anhuma dia berkata; Nabi shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Barangsiapa tidak mendapatkan kain sarung, hendaknya ia mengenakan celana panjang, dan barangsiapa tidak mendapatkan sandal, hendaknya ia mengenakan sepatu (bagi yang berihram -red)

İbn Abbas r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem her kimin izarı yoksa sirval giyinsin. Nalını olmayan da ayakkabı giyinsin, buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Ayakkabı" anlamı verilen en-ni'al, na'l'in çoğuludur. İbnu'l-Arabı der ki: Na'l, Nebilerin giydiğidir. İnsanlar yaşadıkları yerlerdeki çamur dolayısıyla başka ayakkabılar edindiler.

"Tabaklanmış deri." Ebu Ubeyd dedi ki: es-Sebtiye, tabaklanmış deri demektir. Delilolarak da İbn Ömer'in rivayet ettiği Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in tabaklanmış deriden yapılmış ayakkabı giyindiğine dair hadisini ve bunu sevdiğini delil göstererek, durum ne olursa olsun bunları giyinmenin caiz olduğunu söylemiştir. Ahmed der ki: Kabristanda bu tür ayakkabıları (nalın, terlik gibi) giyinmek, Beşir b.

el-Hasasiye'nin rivayet ettiği hadis dolayısıyla mekruhtur. Beşir dedi ki: "Ben kabristanda nalınlar ile yürümekte iken ansızın arkamdan bir adamın bana şöyle seslendiğini duydum: Ey iki sebtiye (tabaklanmış deriden yapılmış nalın) giyinen kişi, böyle bir yerde bulunduğun takdirde nalınıarını çıkart, diye sesleniyordu." Hadisi Ahmed ve Ebu Davud rivayet etmiş olup, Hakim sahih olduğunu belirtmiş ve denilen konuya bunu delil göstermiştir.

Ancak et-Tahavı buna karşı şöyle demektedir: Burada bunları çıkarma emrinin onlardaki bir necaset dolayısıyla olma ihtimali de vardır. Hadiste de ölünün arkaya dönüp gittiklerinde onların ayakkabılarının seslerini duyduğu sabittir. Bu da kabristanda ayakkabı (nalın) giyinmenin caiz olduğuna delildir.

Yine Tahavı dedi ki: Ayrıca Enes'in Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ayakkabıları ile namaz kıldığına dair hadisi de sabittir. Mescide ayakkabı ile girmek caiz olduğuna göre, kabristana böyıe girmek öncelikle caiz olmalıdır. Derim ki: Bu yasağın kabirler üzerinde oturmaya dair nehyin varid oluşu gibi, ölüye ikram olma için söz konusu olma ihtimali de vardır.

Bu hadislerde nalın giyinmenin müstehap olduğu anlaşılmaktadır. Müslim de Cabir'den merru' olarak şu hadisi rivayet etmiş bulunmaktadır: "Nalınıarı çokça giyininiz. Çünkü kişi nalın giyindiği sürece binekli olmaya devam eder." Yani zorlu ğu n ve yorgunluğun azlı ğı ile kişinin, yolun eziyetlerinden yana esenlikte olması bakımından biniciye benzer.

Bu açıklamayı Nevevı yapmıştır. Kurtubi dedi ki: Bu oldukça beliğ bir söz ve fasih bir ifadedir. Öyle ki bu türden bir söz söylenemez ve buna denk bir söz ifade edilemez. Bu da maslahata bir irşaddır ve meşakkati hafifleten şeye de dikkat çekmektir. Sürekli olarak çıplak ayakla yürüyen bir kimse, tökezlemek ve başka sebepler dolayısı ile yürümesini engelleyecek ve maksadına -binekli gibi- erişmesini engelleyecek acılar ve zorluklarla karşılaşır. Bundan dolayı ayakkabı giyineni binekli olana benzetmiştir

5854Aishah bint Abi BakrSahih

حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مِنْهَالٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ: أَخْبَرَنِي أَشْعَثُ بْنُ سُلَيْمٍ، سَمِعْتُ أَبِي يُحَدِّثُ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَائِشَةَ رضى الله عنها

قَالَتْ كَانَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يُحِبُّ التَّيَمُّنَ فِي طُهُورِهِ وَتَرَجُّلِهِ وَتَنَعُّلِهِ

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) used to like starting from the right in performing ablution, combing his hair and putting on his shoes.

‘আয়িশাহ (রাঃ) হতে বর্ণিত যে, নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম পবিত্রতা লাভ করতে, মাথা আঁচড়াতে ও জুতা পায়ে দিতে ডান দিক থেকে আরম্ভ করা পছন্দ করতেন। [১৬৮]

ہم سے حجاج بن منہال نے بیان کیا، انہوں نے کہا ہم سے شعبہ نے بیان کیا، انہوں نے کہا کہ مجھے اشعث بن سلیم نے خبر دی کہ میں نے اپنے والد سے سنا، وہ مسروق سے بیان کرتے تھے اور ان سے عائشہ رضی اللہ عنہا نے بیان کیا کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم طہارت میں کنگھا کرنے میں اور جوتا پہننے میں داہنی طرف سے شروع کرنے کو پسند فرماتے تھے۔

Telah menceritakan kepada kami [Hajjaj bin Minhal] telah menceritakan kepada kami [Syu'bah] dia berkata; telah mengabarkan kepadaku [Asy'ats bin Sulaim] saya mendengar [Ayahku] menceritakan dari [Masruq] dari ['Aisyah] radliallahu 'anha dia berkata; "Nabi shallallahu 'alaihi wasallam menyukai tayamun (mendahulukan yang kanan) ketika bersuci, menyisir rambut dan memakai sandal

Aişe r.anha'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem abdest alışında, saçlarını tarayışında, ayakkabısını giyinişinde sağdan başlamayı severdi." Buna dair açıklamalar daha önce Taharet bahsinde (168.hadiste) geçmiş bulunmaktadır

5855Abu HurayrahSahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضى الله عنه

أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «إِذَا انْتَعَلَ أَحَدُكُمْ فَلْيَبْدَأْ بِالْيَمِينِ وَإِذَا نَزَعَ فَلْيَبْدَأْ بِالشِّمَالِ، لِتَكُنِ الْيُمْنَى أَوَّلَهُمَا تُنْعَلُ وَآخِرَهُمَا تُنْزَعُ»

The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said, “If you want to put on your shoes, put on the right shoe first; and if you want to take them off, take the left one first. Let the right shoe be the first to be put on and the last to be taken off.”

আবূ হুরাইরাহ (রাঃ) হতে বর্ণিত যে, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেছেনঃ যখন তোমাদের কেউ জুতা পরে তখন সে যেন ডান দিক থেকে শুরু করে, আর যখন খোলে তখন সে যেন বাম দিকে শুরু করে, যাতে পরার সময় উভয় পায়ের মধ্যে ডান পা প্রথমে হয় এবং খোলার সময় শেষে হয়। [মুসলিম ৩৭/১৯, হাঃ ২০৯৭, আহমাদ ৭১৮২]

ہم سے عبداللہ بن مسلمہ نے بیان کیا، ان سے امام مالک نے، ان سے ابوالزناد نے، ان سے اعرج نے اور ان سے ابوہریرہ رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ جب تم میں سے کوئی شخص جوتا پہنے تو دائیں طرف سے شروع کرے اور جب اتارے تو بائیں طرف سے اتارے تاکہ داہنی جانب پہننے میں اول ہو اور اتارنے میں آخر ہو۔

Telah menceritakan kepada kami [Abdullah bin Maslamah] dari [Malik] dari [Abu Az Zinnad] dari [Al A'raj] dari [Abu Hurairah] radliallahu 'anhu bahwa Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Apabila salah seorang dari kalian memakai sandal, hendaknya memulai dengan yang kanan, dan apabila melepas hendaknya mulai dengan yang kiri, supaya yang kanan pertama kali mengenakan sandal dan yang terakhir melepasnya

Ebu Hureyre r.a.'dan rivayete göre Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Sizden herhangi bir kimse ayakkabısını giyinecek olursa sağını giyinmekle başlasın. Ayakkabısını çıkarttığı takdirde de solu çıkarmakla başlasın. Bu durumda ilk olarak giyilen de sağ olsun, son olarak çıkartılan da o olsun." (5855 iLE 5856 FETHU’L-BARiDE TAKDiM TEHiRDiR, BEN BUHARi SIRASINA ÇEVİRDİM –MAHİR-) Fethu'l-Bari Açıklaması: İbnu'l-Arabi dedi ki: Sağ ile başlamak bütün salih amellerde meşru (şeriatçe öngörülen) bir şeydir.

Buna sebep ise maddi olarak sağın daha güçlü oluşu, şer'an de onun önceliğinin teşvik edilmiş olmasıdır. Nevevi dedi ki: İkramda bulunmak yahut süslenmek türünden olan bütün hususlarda sağ ile başlamak müstehaptır. Bunun zıttı olan işlerde de sol ile başlamak müstehaptır. Helaya girmek, ayakkabıyı, mestleri çıkarmak, mescitten çıkmak, istincada bulunmak ve bunun dışında diğer hoşa gitmeyen işler yapmak gibi.

Bu kabilden pek çok husus daha önce Taharet bölümünde (168.hadiste) Aişe r.a.a'nın rivayet ettiği: "Sağ ile başlamak onun hoşılna giderdi ... " hadisinin şerhinde geçmiş bulunmaktadır

5856Abu HurayrahSahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ

أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «لَا يَمْشِي أَحَدُكُمْ فِي نَعْلٍ وَاحِدَةٍ لِيُحْفِهِمَا جَمِيعًا، أَوْ لِيَنْعَلْهُمَا جَمِيعًا»

The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said, “None of you should walk, wearing one shoe only; he should either put on both shoes or put on no shoes whatsoever.”

আবূ হুরাইরাহ (রাঃ) হতে বর্ণিত যে, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেছেনঃ তোমাদের কেউ যেন এক পায়ে জুতা পরে না হাঁটে। হয় দু’পা-ইখোলা রাখবে অথবা দু’ পায়ে পরবে। [মুসলিম ৩৭/১৯, হাঃ ২০৯৭]

ہم سے عبداللہ بن مسلمہ نے بیان کیا، ان سے امام مالک نے، ان سے ابوالزناد نے، ان سے اعرج نے ان سے ابوہریرہ رضی اللہ عنہ نے کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ تم میں کوئی شخص صرف ایک پاؤں میں جوتا پہن کر نہ چلے یا دونوں پاؤں ننگا رکھے یا دونوں میں جوتا پہنے۔

Telah menceritakan kepada kami [Abdullah bin Maslamah] dari [Malik] dari [Abu Az Zinnad] dari [Al A'raj] dari [Abu Hurairah] bahwa Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Janganlah salah seorang dari kalian berjalan dengan satu sandal, hendaknya ia melepas semua atau memakai semua

Ebu Hureyre'den rivayete göre Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Sizden herhangi biriniz ayakkabı teki ile yürümesin; ya iki ayağı da çıplak yürüsün yahut her ikisine de ayakkabı giyinsin." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Ayakkabı teki giyinmiş olarak yürümez." Bu başlıkta Ebu Hureyre'nin rivayet ettiği hadisi zikretmiş bulunmaktadır.

el-Hattabı dedi ki: Bu yasağın hikmeti şudur: Ayakkabı giyinmenin meşru oluşu ayağı yerde bulunan diken yahut buna benzer şeylere karşı korumaktır. İki ayaktan birisine ayakkabı giyilecek olursa yürüyen kişi iki ayağından birisine göstermediği bir dikkati diğerine gösterip korunmaya çalışır. Böylelikle bilinen yürüyüş tarzının dışına çıkar.

Bu halde de tökezleyip düşmemekteri yana emin olamaz. Bunun, azaları arasında adalet yapmamış olacağından ötürü olduğu da söylenmiştir. Bazı hallerde böyle bir iş yapan, dengesinin bozulması ya da zayıflaması ile de nitelendirilebilir.

Beyhaki dedi ki: Bundaki mekruhluk, gösteriş için olmasından dolayıdır. Bu halde olduğu görülen kimseye herkes dönüp bakar. Oysa giyimde başkasının dikkatini çekecek halde hareket etmeye dair nehiy varid olmuştur. Dolayısı ile kişiyi gösteriş noktasına götüren herbir şeyin hakkı, ondan uzak kalınmasıdır.' Müslim de, Ebu Rezın yoluyla Ebu Hureyre'den şu lafızIa bir hadis rivayet etmiştir: "Sizden birinizin ayakkabısının başparmağı tarafındaki bağı koptuğu takdirde onu tamir edinceye kadar tek bir ayakkabı ile yürümesin."

Yine Müslim'den Cabir yoluyla gelen rivayette: "Ayakkabısını tamir edinceye kadar" şeklindedir. Müslim ve Ahmed'in, Hemmam yoluyla Ebu Hureyre'den rivayet ettiği şu hadis de vardır: "Sizden herhangi birinizin ayakkabısının başparmağı tarafındaki bağı yahut üstündeki bağı koptuğu takdirde, sakın o ayaklarından birisi ayakkabılı, diğeri çıplak olarak yürümesin, ya her ikisi ile de ayakkabısız yürüsün ya da her ikisine de ayakkabıgiyinmiş olarak yürüsün" İşte bu, Tirmizi'nin Aişe'den rivayet etmiş olduğu şu hadisin zayıflığına delildir: Aişe dedi ki: "Bazen Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ayakkabısının başparmağı tarafındaki bağın koptuğu olurdu.

O takdirde onu tamir edinceye kadar tek bir ayakkabı ile yürürdü." Buhari ve daha başkaları bu hadisin Aişe'ye mevkuf olduğunu tercih etmektedir. İbn Abdilberr der ki: him ehli bu hususta Aişe'nin görüşünü benimsememiştir. Ali ve İbn Ömer'den de onların böyle yaptıklarına dair rivayet varid olmuştur. O takdirde ya bu husustaki nehiy her ikisine ulaştığı halde onlar bunu tenzihe yorumlamışlardır yahut onların bu işi yaptıkları süre, sakınılandan yana emin olunacak kadar kısa bir süredir ya da bu husustaki nehiy onlara büsbütün ulaşmamış olmalıdır.

Bu hususlara İbn Abdilberr işaret etmiş bulunmaktadır. Şis', ("ayakkabının başparmağı tarafındaki bağ" diye tercüme edildi) ayakkabının başparmağının içine sokuldu ğu bağcığa denilir

5857Anas ibn MalikSahih

حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مِنْهَالٍ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، حَدَّثَنَا أَنَسٌ رضى الله عنه

أَنَّ نَعْلَ، النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ لَهَا قِبَالَانِ

The sandal of the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) had two straps.

আনাস (রাঃ) হতে বর্ণিত যে, নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর চপ্পলে দু’টো করে ফিতা ছিল। [৫৮৫৮]

ہم سے حجاج بن منہال نے بیان کیا، کہا ہم سے ہمام نے بیان کیا، ان سے قتادہ نے اور ان سے انس رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کے چپل میں دو تسمے تھے۔

Telah menceritakan kepada kami [Hajjaj bin Minhal] telah menceritakan kepada kami [Hammam] dari [Qatadah] telah menceritakan kepada kami [Anas] radliallahu 'anhu bahwa sandal Nabi shallallahu 'alaihi wasallam memiliki dua utas tali

Enes r.a.'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ayakkabısının her tekinin ikişer tasması vardı

5858Isa ibn TahmanSahih

حَدَّثَنِي مُحَمَّدٌ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا عِيسَى بْنُ طَهْمَانَ

قَالَ خَرَجَ إِلَيْنَا أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ بِنَعْلَيْنِ لَهُمَا قِبَالَانِ، فَقَالَ ثَابِتٌ الْبُنَانِيُّ هَذِهِ نَعْلُ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

Anas ibn Malik brought out for us, two sandals having two straps. Thabit Al-Banani said, “These were the sandals of the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam).”

‘ঈসা ইবনু তাহমান (রহঃ) হতে বর্ণিত। একবার আনাস ইবনু মালিক (রাঃ) এমন দু'টো চপ্পল আমাদের কাছে আনলেন যার দু'টো করে ফিতা ছিল। তখন সাবিত বুনানী বললেনঃ এটি নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর চপ্পল ছিল। [৫৮৫৭]

مجھ سے محمد بن مقاتل نے بیان کیا، کہا ہم کو عبداللہ بن مبارک نے خبر دی، انہیں عیسیٰ بن طہمان نے خبر دی، بیان کیا کہ انس بن مالک رضی اللہ عنہ دو جوتے لے کر ہمارے پاس باہر آئے جس میں دو تسمے لگے ہوئے تھے۔ ثابت بنانی نے کہا کہ یہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کے جوتے ہیں۔

Telah menceritakan kepadaku [Muhammad] telah mengabarkan kepada kami [Abdullah] telah mengabarkan kepada kami [Isa bin Thuhman] dia berkata; [Anas bin Malik] keluar menemui kami dengan mengenakan sandal yang memiliki dua utas tali, lantas Tsabit Al Bunani mengatakan; "Ini adalah sandal Nabi shallallahu 'alaihi wasallam

İsa b. Tahman'dan, dedi ki: "Enes b. Malik bize iki tasması bulunan bir çift ayakkabı çıkardı. Sabit el-Bünanı de: Bunlar Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ayakkabılarıdır, dedi." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Bir ayakkabıda", yani her bir tekinde "iki tas ma bulunması ve geniş tek bir' tasmayı uygun görenler." Yani bunun caiz olduğunu kabul edenler. (Hadiste) el-Kibal lafzı, tas ma demektir. Burada da kastedilen, ayakkabıya parmaklar arasında bulunan bağcığı bağlayan bağdır

5859Wahb ibn AbdullahSahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَرْعَرَةَ، قَالَ: حَدَّثَنِي عُمَرُ بْنُ أَبِي زَائِدَةَ، عَنْ عَوْنِ بْنِ أَبِي جُحَيْفَةَ، عَنْ أَبِيهِ

قَالَ أَتَيْتُ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَهْوَ فِي قُبَّةٍ حَمْرَاءَ مِنْ أَدَمٍ، وَرَأَيْتُ بِلَالاً أَخَذَ وَضُوءَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَالنَّاسُ يَبْتَدِرُونَ الْوَضُوءَ، فَمَنْ أَصَابَ مِنْهُ شَيْئًا تَمَسَّحَ بِهِ، وَمَنْ لَمْ يُصِبْ مِنْهُ شَيْئًا أَخَذَ مِنْ بَلَلِ يَدِ صَاحِبِهِ

I came to the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) while he was inside a red leather tent, and I saw Bilal taking the remaining water of the ablution of the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam), and the people were taking of that water and rubbing it on their faces; and whoever could not get anything of it, would share the moisture of the hand of his companion (and then rub it on his face).

‘আওনের পিতা (ওয়াহব ইবনু ‘আবদুল্লাহ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেনঃ আমি নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর কাছে এলাম। তখন তিনি একটি লাল রঙের চামড়ার তাঁবুতে ছিলেন। আর বিলালকে দেখলাম তিনি নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর অযুর পানি উঠিয়ে দিচ্ছেন এবং লোকজন অযুর পানি নেয়ার জন্য দৌড়াদৌড়ি করছে। যে তাত্থেকে কিছু পায়, সে তা মেখে নেয়। আর যে সেখান হতে কিছু পায় না, সে তার সাথীর ভিজা হাত হতে কিছু গ্রহণ করে। [১৮৭]

ہم سے محمد بن عرعرہ نے بیان کیا، کہا کہ مجھ سے عمر بن ابی زائدہ نے بیان کیا، ان سے عون بن ابی جحیفہ نے اور ان سے ان کے والد وہب بن عبداللہ سوائی رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ میں ( حجۃ الوداع کے موقع پر ) خدمت نبوی میں حاضر ہوا تو آپ صلی اللہ علیہ وسلم چمڑے کے ایک سرخ خیمہ میں تشریف رکھے ہوئے تھے اور میں نے بلال رضی اللہ عنہ کو دیکھا کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کے وضو کا پانی لیے ہوئے ہیں اور صحابہ کرام رضی اللہ عنہم نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کے وضو کے پانی کو لے لینے میں ایک دوسرے کے آگے بڑھنے کی کوشش کر رہے ہیں۔

اگر کسی کو کچھ پانی مل جاتا ہے تو وہ اسے اپنے بدن پر لگا لیتا ہے اور جسے کچھ نہیں ملتا وہ اپنے ساتھی کے ہاتھ کی تری ہی کو لگانے کی کوشش کرتا ہے۔

Telah menceritakan kepada kami [Muhammad bin 'Ar'arah] dia berkata; telah menceritakan kepadaku [Umar bin Abu Za`idah] dari ['Aun bin Abu Juhaifah] dari [Ayahnya] dia berkata; saya menemui Nabi shallallahu 'alaihi wasallam ketika beliau tengah berada di tenda besar yang terbuat dari kulit, dan saya melihat Bilal tengah mengambilkan tempat air wudlu Nabi shallallahu 'alaihi wasallam sementara orang-orang berlomba-lomba untuk mendapatkan bekas wudlu beliau, dan siapa yang mendapatkannya maka ia akan membasuhkannya namun bagi yang tidak mendapatkannya, maka ia mengambil dari sisa air yang menetes dari temannya

Avn b. Ebi Cuhayfe'den, O babasından dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem deriden kırmızı bir çadır içerisinde bulunuyor iken huzuruna gittim. Bilal'in, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in abdest suyunu da alıp getirdiğini gördüm. İnsanlar da o abdest suyunu almak için adeta birbirleriyle yarışıyarlardı. Ondan bir miktar ele geçiren onu vücuduna sürünüY'Jrdu. Ondan hiçbir şeyele geçiremeyen ise arkadaşının elinin ıslaklığından alıyordu

5860Anas ibn MalikSahih

حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَخْبَرَنِي أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ، ح وَقَالَ اللَّيْثُ حَدَّثَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ: أَخْبَرَنِي أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ رضى الله عنه

قَالَ أَرْسَلَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِلَى الأَنْصَارِ، وَجَمَعَهُمْ فِي قُبَّةٍ مِنْ أَدَمٍ

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) called for the Ansar and gathered them in a leather tent.

আনাস ইবনু মালিক (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেনঃ নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম আনসারদের নিকট সংবাদ প্রেরণ করেন এবং তাদের চামড়ার একটি তাঁবুতে জমায়েত করেন। [৩১৪৬]

ہم سے ابوالیمان نے بیان کیا، انہوں نے کہا ہم کو شعیب نے خبر دی، انہیں زہری نے اور انہیں انس بن مالک رضی اللہ عنہ نے خبر دی (دوسری سند) اور لیث بن سعد نے کہا کہ مجھ سے یونس نے بیان کیا، ان سے ابن شہاب نے کہا کہ مجھ سے انس بن مالک رضی اللہ عنہ نے خبر دی کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے انصار کو بلوایا اور انہیں لال چمڑے کے ایک خیمہ میں جمع کیا۔

Telah menceritakan kepada kami [Abu Al Yaman] telah mengabarkan kepada kami [Syu'aib] dari [Az Zuhri] telah mengabarkan kepadaku [Anas bin Malik] dan [Al Laits] mengatakan; telah menceritakan kepadaku [Yunus] dari [Ibnu Syihab] dia berkata; telah mengabarkan kepadaku [Anas bin Malik] radliallahu 'anhu dia berkata; "Nabi shallallahu 'alaihi wasallam menyuruh seseorang menemui orang-orang Anshar, sementara mereka tengah berkumpul di dalam kemah besar yang terbuat dari kulit

Enes b. Malik r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ensara haber gönderdi ve onları deriden bir çadır içinde topladı." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Deriden kırmızı çadır." Başlıkta geçen "edem" lafzı, tabaklanmış deri demektir. Muhtemelen çadır haline getirilmeden önce kırmızıya boyanmış olmalıdır. Buhari bu başlık altında Ebu Cuhayfe yoluyla gelen bu hadisin bir bölümünü zikretmiş bulunmaktadır.

Bu hadis daha önce bütünüyle ve şerhedilmiş olarak Namaz bölümünün baş taraflarında (376.hadiste) geçmiş bulunmaktadır

5861Aishah bint Abi BakrSahih

حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي بَكْرٍ، حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عَائِشَةَ رضى الله عنها

أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ يَحْتَجِرُ حَصِيرًا بِاللَّيْلِ فَيُصَلِّي، وَيَبْسُطُهُ بِالنَّهَارِ فَيَجْلِسُ عَلَيْهِ، فَجَعَلَ النَّاسُ يَثُوبُونَ إِلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَيُصَلُّونَ بِصَلَاتِهِ حَتَّى كَثُرُوا فَأَقْبَلَ فَقَالَ: «يَا أَيُّهَا النَّاسُ خُذُوا مِنَ الأَعْمَالِ مَا تُطِيقُونَ، فَإِنَّ اللَّهَ لَا يَمَلُّ حَتَّى تَمَلُّوا، وَإِنَّ أَحَبَّ الأَعْمَالِ إِلَى اللَّهِ مَا دَامَ وَإِنْ قَلَّ»

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) used to construct a loom with a Hasir at night m order to pray therein, and during the day he used to spread it out and sit on it. The people started coming to the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) at night to offer the prayer behind him When their number increased, the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) faced them and said.

O people! Do only those good deeds which you can do, for Allah does not get tired (of giving reward) till you get tired, and the best deeds to Allah are the incessant ones though they were few.

‘আয়িশাহ (রাঃ) হতে বর্ণিত যে, নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম রাতের বেলা চাটাই দিয়ে ঘেরাও দিয়ে সালাত আদায় করতেন। আর দিনের বেলা তা বিছিয়ে তার উপর বসতেন। লোকজন নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর নিকট একত্রিত হয়ে তাঁর সঙ্গে সালাত আদায় করতে লাগল। এমনকি বহু লোক একত্রিত হল।

তখন নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম তাদের উদ্দেশে বললেনঃ হে লোক সকল! তোমরা ‘আমল করতে থাক তোমাদের সামর্থ্য অনুযায়ী। কারণ, আল্লাহ তা‘আলা ক্লান্ত হন না, বরং তোমরাই ক্লান্ত হয়ে পড়বে। আর আল্লাহর নিকট ঐ ‘আমল সবচেয়ে প্রিয়, যা সর্বদা করা হয়, তা কম হলেও। [৭২৯]

مجھ سے محمد بن ابی بکر نے بیان کیا، انہوں نے کہا ہم سے معتمر نے بیان کیا، ان سے عبیداللہ نے بیان کیا، ان سے سعید بن ابی سعید نے بیان کیا، ان سے ابوسلمہ بن عبدالرحمٰن نے اور ان سے عائشہ رضی اللہ عنہا نے بیان کیا کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم رات میں چٹائی کا گھیرا بنا لیتے تھے اور ان گھیرے میں نماز پڑھتے تھے اور اسی چٹائی کو دن میں بچھاتے تھے اور اس پر بیٹھتے تھے پھر لوگ ( رات کی نماز کے وقت ) نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کے پاس جمع ہونے لگے اور نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کی نماز کی اقتداء کرنے لگے جب مجمع زیادہ بڑھ گیا تو نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم متوجہ ہوئے اور فرمایا کہ لوگو!

عمل اتنے ہی کیا کرو جتنی کہ تم میں طاقت ہو کیونکہ اللہ تعالیٰ ( اجر دینے سے ) نہیں تھکتا مگر تم ( عمل سے ) تھک جاتے ہو اور اللہ کی بارگاہ میں سب سے زیادہ پسند وہ عمل ہے جسے پابندی سے ہمیشہ کیا جائے، خواہ وہ کم ہی ہو۔

Telah menceritakan kepadaku [Muhammad bin Abu Bakr] telah menceritakan kepada kami [Mu'tamir] dari ['Ubaidullah] dari [Sa'id bin Abu Sa'id] dari [Abu Salamah bin Abdurrahman] dari [Aisyah] radliallahu 'anha bahwa pada suatu malam Nabi shallallahu 'alaihi wasallam pernah membuat sekat (di dalam masjid) dengan tikar lalu shalat di dalamnya,

dan menghamparkannya di siang hari untuk duduk, ternyata orang-orang berkumpul di sekeliling Nabi shallallahu 'alaihi wasallam untuk mengerjakan shalat sebagaimana beliau shalat, hingga orang-orang semakin banyak, lalu beliau menghadap (kepada mereka) dan bersabda: "Wahai sekalian manusia, beramalah menurut yang kalian sanggupi, sesungguhnya Allah tidak akan bosan sehingga kalian merasa bosan, sesungguhnya amalan yang paling dicintai Allah adalah yang dikerjakan secara kontinyu walaupun sedikit

Aişe r.anha'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem geceleyin bir hasırı hücre edinir, namaz kılardı. Gündüzün. de onu yayar, üzerine otururdu. Bu sefer insanlar da Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gitmeye ve ona uyarak namaz kılmaya başladılar. Nihayet sayıları çoğaldı.

Bunun üzerine onlara dönerek şöyle buyurdu: Ey insanlar, amellerden güç yetirebileceğiniz kadarını alın. Şüphesiz Allah sizler usanmadığınız sürece (size sevap yazmaktan) vazgeçmez. Hiç şüphesiz Allah'ın ameller arasında en sevdiği, az dahi olsa devamlı alanıdır." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Hasır ve benzeri şeyler üzerine oturmak."

Hasır ne olduğu bilinen bir şeydir. Hasır, se af denilen çubuklardan ve benzerlerinden yapılır. "Ve benzeri" lafzından maksadı ise yere serilen, pek değerli olmayan şeylerdir.

"Geldiklerini", döndüklerini ... Yine bu hadisin açıklaması İman bölümünde geçmiş bulunmaktadır. "Şüphesiz Allah'ın ameller arasında en sevdiği, az dahi olsa devamlı alanıdır." Yani amelde bulunan kimsenin hayatı boyunca devam edenidir

5862Al-Miswar ibn MakhramahSahih

وَقَالَ اللَّيْثُ حَدَّثَنِي ابْنُ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنِ الْمِسْوَرِ بْنِ مَخْرَمَةَ

أَنَّ أَبَاهُ، مَخْرَمَةَ قَالَ لَهُ يَا بُنَىَّ إِنَّهُ بَلَغَنِي أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَدِمَتْ عَلَيْهِ أَقْبِيَةٌ فَهْوَ يَقْسِمُهَا، فَاذْهَبْ بِنَا إِلَيْهِ، فَذَهَبْنَا فَوَجَدْنَا النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي مَنْزِلِهِ، فَقَالَ لِي يَا بُنَىَّ ادْعُ لِي النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَأَعْظَمْتُ ذَلِكَ.

فَقُلْتُ أَدْعُو لَكَ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ: يَا بُنَىَّ إِنَّهُ لَيْسَ بِجَبَّارٍ. فَدَعَوْتُهُ فَخَرَجَ وَعَلَيْهِ قَبَاءٌ مِنْ دِيبَاجٍ مُزَرَّرٌ بِالذَّهَبِ، فَقَالَ: «يَا مَخْرَمَةُ هَذَا خَبَأْنَاهُ لَكَ». فَأَعْطَاهُ إِيَّاهُ

My father, Makhrama said to me, “I have come to know that some cloaks have come to the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) and he is distributing them. So O my son! take me to him.” We went to the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) and found him in the house.

My father said to me, “O my son! Call the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) for me.” I found it hard to do so, so I said surprisingly, “Shall I call the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) for you?”

My father said, “O mu son! He is not a tyrant.” So I called him and he came out wearing a Dibaj cloak having gold buttons, and said: “O Makhrama, I kept this for you.” The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) then gave it to him.

মিসওয়ার ইবনু মাখরামাহ (রাঃ) থেকে বর্ণনা করেছেন যে, তার পিতা মাখরামাহ একদা) তাকে বললেনঃ হে প্রিয় বৎস! আমার কাছে খবর এসেছে যে, নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর নিকট কিছু কাবা এসেছে। তিনি সেগুলো বণ্টন করছেন। চলো আমরা তাঁর কাছে যাই। আমরা গেলাম এবং নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম-কে তাঁর বাসগৃহে পেলাম।

আমাকে (আমার পিতা) বললেনঃ বৎস! নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম-কে আমার কাছে ডাক। আমার নিকট কাজটি অতি কঠিন বলে মনে হল। আমি বললামঃ আপনার কাছে রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম-কে ডাকবো?

তিনি বললেনঃ বৎস, তিনি তো কঠোর স্বভাবের লোক নন। যা হোক, আমি তাঁকে ডাকলাম। তিনি বেরিয়ে এলেন। তাঁর গায়ে তখন স্বর্ণের বোতাম লাগান মিহি রেশমী কাপড়ের কাবা ছিল।

তিনি বললেনঃ হে মাখরামাহ! এটা আমি তোমার জন্যে সংরক্ষণ করেছিলাম। এরপর তিনি ওটা তাকে দিয়ে দিলেন।[1][২৫৯৯]

اور لیث بن سعد نے کہا کہ مجھ سے ابن ابی ملیکہ نے بیان کیا، ان سے مسور بن مخرمہ رضی اللہ عنہ نے کہ ان سے ان کے والد مخرمہ رضی اللہ عنہ نے کہا بیٹے مجھے معلوم ہوا ہے کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کے پاس کچھ قبائیں آئی ہیں اور آپ انہیں تقسیم فرما رہے ہیں۔

ہمیں بھی نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کے پاس لے چلو۔ چنانچہ ہم گئے اور نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کو آپ کے گھر ہی میں پایا۔

والد نے مجھ سے کہا بیٹے میرا نام لے کر نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کو بلاؤ۔ میں نے اسے بہت بڑی توہین آمیز بات سمجھا ( کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کو اپنے والد کے لیے بلا کر تکلیف دوں ) چنانچہ میں نے والد صاحب سے کہا کہ میں آپ کے لیے نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کو بلاؤں!

انہوں نے کہا کہ بیٹے ہاں۔ آپ کوئی جابر صفت انسان نہیں ہیں۔ چنانچہ میں نے بلایا تو نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم باہر تشریف لے آئے۔ آپ صلی اللہ علیہ وسلم کے اوپر دیبا کی ایک قباء تھی جس میں سونے کی گھنڈیاں لگی ہوئی تھیں۔ آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ مخرمہ اسے میں نے تمہارے لیے چھپا کے رکھا ہوا تھا۔ چنانچہ آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے وہ قباء انہیں عنایت فرما دی۔

Misver b. Mahreme'den rivayete göre, "Babası Mahreme kendisine şöyle demiştir: Oğulcuğum, bana Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e birtakım kaftanIarın geldiği ve onun da bunları paylaştırmakta olduğu haberini aldım. Haydi gel, beraber ona gidelim. Biz de kalkıp gittik. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i evinde bulduk. Bana: Oğulcuğum, git bana Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i çağır, dedi.

Ben böyle bir iş yapmayı ağır buldum. Bunun üzerine: Sana Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i mı çağırayım, dedim. O: Oğulcuğum (evet çağır). Çünkü o zorba birisi değildir, dedi. Ben de gittim, onu çağırdım. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, üzerinde altın düğmeler• ile kapatılmış kalın ipekten bir kaftan olduğu halde dışarı çıktı ve: Ey Mahreme, işte biz bunu sana sakladık deyip, o kaftanı ona verdi."

Fethu'l-Bari Açıklaması: "Altın dÜğmelerle iliklenen" elbise? Bu hadisenin ipeğin haram kılınışından önce meydana gelmiş olma ihtimali vardır. Erkeklere ipek ve altın kullanmak haram kılınınca artık bunları herhangi bir şekilde mubah kabul eden kimseler lehine bu hadiste delil olacak bir taraf kalmamış olur. Olayın bunların haram kılınışından sonra gerçekleşmiş olma ihtimali de vardır.

Bu durumda ona (Mahreme'ye) bu kaftanı yararlansın, geçindirmekle yükümlü olduğu hanımlara giydirerek yahut satarak faydalansın, diye vermiş olur. Nitekim başkasının başından da benzeri olaylar geçmiş bulunmaktadır. Bu durumda hadisteki: "Üzerinde kaftan bulunduğu halde dışarı çıktı" ifadesi, eli üzerinde olduğu halde, demek olur.

Böylelikle bütünün, parçasını anlatmak için kullanıldığı (mecazi) ifadelerden biri olur. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in böyle yapmakla Mahreme'nin gönlünü hoş tutmak istediği ve Mahreme'nin bir parça huysuzluğunun bulunduğu da geçmiş bulunmaktadır. Bu rivayette geçtiği üzere Mahreme'nin oğluna: "Bana onu çağır" demesi üzerine oğlunun bu isteğine tepki göstermek sadedinde: "Sana Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i mi çağırayım" demesi üzerine babasının ona: "Oğlum, o bir zorba değildir" demesi, Mahreme'nin imanının ne kadar sadakatli olduğunu göstermektedir.

Bu hadisten Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in mütevaziliği, ashabına son derece lütufla ve güzel bir şekilde muamele ettiği de anlaşılmaktadır

5863Al-Bara ibn AzibSahih

حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنَا أَشْعَثُ بْنُ سُلَيْمٍ، قَالَ: سَمِعْتُ مُعَاوِيَةَ بْنَ سُوَيْدِ بْنِ مُقَرِّنٍ، قَالَ: سَمِعْتُ الْبَرَاءَ بْنَ عَازِبٍ رضى الله عنهما

يَقُولُ نَهَانَا النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنْ سَبْعٍ نَهَى عَنْ خَاتَمِ الذَّهَبِ أَوْ قَالَ حَلْقَةِ الذَّهَبِ وَعَنِ الْحَرِيرِ، وَالإِسْتَبْرَقِ، وَالدِّيبَاجِ، وَالْمِيثَرَةِ الْحَمْرَاءِ، وَالْقَسِّيِّ، وَآنِيَةِ الْفِضَّةِ، وَأَمَرَنَا بِسَبْعٍ بِعِيَادَةِ الْمَرِيضِ، وَاتِّبَاعِ الْجَنَائِزِ، وَتَشْمِيتِ الْعَاطِسِ، وَرَدِّ السَّلَامِ، وَإِجَابَةِ الدَّاعِي، وَإِبْرَارِ الْمُقْسِمِ، وَنَصْرِ الْمَظْلُومِ

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) forbade us to use seven things: He forbade using gold rings, silk, Istabraq, Dibaj, red Mayathir, Al-Qassiy, and silver utensils. He ordered us to do seven other things. To pay a visit to the sick; to follow funeral processions; to say, “May Allah be merciful to you” to a sneezer if he says “Praise be to Allah”; to return greetings, to accept invitations; to help others to fulfil their oaths and to help the oppressed ones.

বারাআ ইবনু ‘আযিব (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম আমাদের সাতটি জিনিস থেকে নিষেধ করেছেনঃ স্বর্ণের আংটি বা তিনি বলেছেন, স্বর্ণের বলয়, মিহি রেশম, মোটা রেশম ও রেশম মিশ্রিত কাপড়, রেশম এর তৈরী লাল রঙের হাওদা, রেশম মিশ্রিত কিস্সী কাপড় ও রৌপ্য পাত্র। আর তিনি আমাদের সাতটি কাজের নির্দেশ দিয়েছেনঃ রোগীর শুশ্রূষা, জানাযার অনুসরণ করা, হাঁচির উত্তর দেয়া, সালামের জবাব দেয়া, দা’ওয়াত গ্রহণ করা, শপথকারীর শপথ পূরণে সাহায্য করা এবং মাযলূম ব্যক্তির সাহায্য করা। [১২৩৯]

ہم سے آدم بن ابی ایاس نے بیان کیا، کہا ہم سے شعبہ نے بیان کیا، کہا ہم کو اشعث بن سلیم نے کہا کہ میں نے معاویہ بن سوید بن مقرن سے سنا، انہوں نے کہا کہ میں نے براء بن عازب رضی اللہ عنہ سے سنا، انہوں نے کہا کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے ہمیں سات چیزوں سے روکا تھا۔

آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے ہمیں سونے کی انگوٹھی سے یا راوی نے کہا کہ سونے کے چھلے سے، ریشم سے، استبرق سے، دیبا سے، سرخ میثرہ سے، قسی سے اور چاندی کے برتن سے منع فرمایا تھا اور ہمیں آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے سات چیزوں یعنی بیمار کی مزاج پرسی کرنے، جنازہ کے پیچھے چلنے، چھینکنے والے کا جواب دینے، سلام کے جواب دینے، دعوت کرنے والے کی دعوت قبول کرنے، ( کسی بات پر ) قسم کھا لینے والے قسم پوری کرانے اور مظلوم کی مدد کرنے کا حکم فرمایا تھا۔

Telah menceritakan kepada kami [Adam] telah menceritakan kepada kami [Syu'bah] telah menceritakan kepada kami [Asy'ats bin Sulaim] dia berkata; saya mendengar [Mu'awiyah bin Suwaid bin Muqarrin] berkata; saya mendengar [Barra` bin 'Azib] radliallahu 'anhuma berkata; "Nabi shallallahu 'alaihi wasallam melarang kami tujuh perkara yaitu melarang mengenakan cincin dari emas atau kalung dari emas, memakai kain sutera, istibraq, dibaj, misarah, hamra`, Qasiy (sejenis kain sutera campuran) dan tempat air dari perak, dan memerintahkan kami tujuh perkara, yaitu menjenguk orang sakit, mengiringi jenazah, mendo'akan orang bersin, menjawab salam, memenuhi undangan, menunaikan sumpah dan menolong orang yang terzhalimi

Bera b. Azib r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize yedi şeyi yasakladı: Altın yüzüğü -ravi: yahut altın halkayı, dedi-, harır, istebrak ve dıbac denilen ipek çeşitlerini, kırmızı renkli ipek altlık kullanmayı, kassı denilen ipekli kumaşı ve altın kapları kullanmayı. .. Bize şu yedi şeyi de emretti: Hastayı ziyaret etmeyi, cenazelerin arkasından gitmeyi, aksıran kimseye (elhamdulillah dediğinde yerhamukellah diyerek) dua etmeyi, selamı almayı,davet edEonin davetini kabul etmeyi, yemin eden kimsenin yeminini yerine getirmeyi ve mazluma yardımcı olmayr

5864Abu HurayrahSahih

حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنِ النَّضْرِ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ بَشِيرِ بْنِ نَهِيكٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضى الله عنه عَنِ

النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَنَّهُ نَهَى عَنْ خَاتَمِ الذَّهَبِ وَقَالَ عَمْرٌو أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ عَنْ قَتَادَةَ سَمِعَ النَّضْرَ سَمِعَ بَشِيرًا مِثْلَهُ

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) forbade the wearing of a gold ring.

আবূ হুরাইরাহ (রাঃ) সূত্রে নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম হতে বর্ণিত। তিনি স্বর্ণের আংটি ব্যবহার করতে নিষেধ করেছেন। ‘আমর (রহ.) বাশীর (রহ.)-কে এ রকমই বর্ণনা করতে শুনেছেন। [মুসলিম ৩৭/১১, হাঃ ২০৮৯]

مجھ سے محمد بن بشار نے بیان کیا، کہا ہم سے غندر نے بیان کیا، کہا ہم سے شعبہ نے بیان کیا، ان سے قتادہ نے، ان سے نضر بن انس نے، ان سے بشیر بن نہیک نے اور ان سے ابوہریرہ رضی اللہ عنہ نے کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے سونے کی انگوٹھی کے پہننے سے مردوں کو منع فرمایا تھا۔

اور عمرو نے بیان کیا، کہا ہم کو شعبہ نے خبر دی، انہیں قتادہ نے، انہوں نے نضر سے سنا اور انہوں نے بشیر سے سنا، آگے اسی طرح روایت بیان کی۔

Telah menceritakan kepada kami [Muhammad bin Basyar] telah menceritakan kepada kami [Ghundar] telah menceritakan kepada kami [Syu'bah] dari [Qatadah] dari [Nadlr bin Anas] dari [Basyir bin Nahik] dari [Abu Hurairah] radliallahu 'anhu dari Nabi shallallahu 'alaihi wasallam bahwa beliau melarang mengenakan cincin emas. ['Amru] mengatakan; Telah mengabarkan kepada kami [Syu'bah] dari [Qatadah] bahwa dia mendengar [Nadlr]; dia mendengar [Basyir] seperti hadits di atas

Ebu Hureyre r.a.'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem altın yüzük kullanmayı nehyetmiştir

5865Abdullah ibn UmarSahih

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، قَالَ: حَدَّثَنِي نَافِعٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ رضى الله عنه

أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ اتَّخَذَ خَاتَمًا مِنْ ذَهَبٍ، وَجَعَلَ فَصَّهُ مِمَّا يَلِي كَفَّهُ، فَاتَّخَذَهُ النَّاسُ، فَرَمَى بِهِ، وَاتَّخَذَ خَاتَمًا مِنْ وَرِقٍ أَوْ فِضَّةٍ

The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) wore a gold or silver. ring and placed its stone towards the palm of his hand. The people also started wearing gold rings like it, but when the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) saw them wearing such rings, he threw away that golden ring and then wore a silver ring.

‘আবদুল্লাহ (রাঃ) হতে বর্ণিত। রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম স্বর্ণের একটি আংটি ব্যবহার করেন। আংটির মোহর হাতের তালুর দিকে ঘুরিয়ে রাখেন। লোকেরা ঐ রকমই আংটি) ব্যবহার করা শুরু করল। নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম স্বর্ণের আংটিটি ফেলে দিয়ে রৌপ্যের আংটি বানিয়ে নিলেন। [৫৮৬৬, ৫৮৬৭, ৫৮৭৩, ৫৮৭৬, ৬৬৫১, ৭২৯৮; মুসলিম ৩৭/১১, হাঃ ২০৯১, আহমাদ ৫৮৫৫]

ہم سے مسدد نے بیان کیا، کہا ہم سے یحییٰ بن ابی کثیر نے بیان کیا، ان سے عبیداللہ نے بیان کیا، کہا کہ مجھ سے نافع نے بیان کیا اور ان سے عبداللہ بن عمر رضی اللہ عنہما نے کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے سونے کی ایک انگوٹھی بنوائی اور اس کا نگینہ ہتھیلی کی جانب رکھا پھر کچھ دوسرے لوگوں نے بھی اسی طرح کی انگوٹھیاں بنوا لیں۔

آخر نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے اسے پھینک دیا اور چاندی کی انگوٹھی بنوا لی۔

Telah menceritakan kepada kami [Musaddad] telah menceritakan kepada kami [Yahya] dari ['Ubaidullah] dia berkata; telah menceritakan kepadaku [Nafi'] dari [Abdullah] radliallahu 'anhu bahwa Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam pernah membuat cincin dari emas dan menghadapkan mata cincinnya ke arah telapak tangan, orang-orang lalu ikut memakai cincin hingga Nabi shallallahu 'alaihi wasallam membuang cincin tersebut dan membuat dari perak

Abdullah (b. Mes'ud) r.a.'dan rivayete göre "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem altından bir yüzük edindi ve onun kaşını avucunUn iç tarafına getirdi. İnsanlar da yüzük edinmeye başladı. Bunun üzerine o yüzüğü attı ve gümüşten bir yüzük edindi.

" Bu Hadis 5866, 5867, 5873, 5876, 6651, 7298 numara ile de geçiyor Fethu'l-Bari Açıklaması: "Altından yüzükler (takmak)" Yüzükler (anlamı verilen havatım) lafzı "hatem"in çoğuludur.

"Havatım" şeklinde de çoğulu yapılır. Buradaki altın yüzüğün yahut altın yüzük edinmenin yasaklı ğı -kadınları kapsamamak üzere- erkeklere hastır. Altın yüzüğün kadınlara mubah olduğu üzerinde icma' nakledilmiş bulunmaktadır. Derim ki: İbn Ebi Şeybe, Aişe'den diye naklettiği hadise göre Necaşi Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e aralarında altın bir yüzüğüri de bulunduğu bazı süs eşyaları hediye göndermişti.

Nebi ondan yüz çevirki olduğu halde o yüzüğü aldı, sonra kızının kızı Umame'ye: "Bu süs eşyasını al, sen takın, buyurdu." İbn Dakiki'l-'Id dedi ki: Nehyin zahirı anlamı haram kılmaktır. İmamların görüşü de budur ve nihai olarak hüküm böyle karar kılmıştır.

İyad dedi ki: Ebu Bekr b. Muhammed b. Amr b. Hazm'dan altın yüzük takındığına dair yapılan nakil, şaz nakillerdendir. Daha çok hatıra gelen, bu hususta sünnetin ona ulaşmamış olduğudur. Çünkü ondan sonra gelen insanlar onun bu yaptığının aksi doğrultuda İCma' etmişlerdir. Aynı şekilde bu hususta Habbab'dan nakledilen rivayetin de durumu böyledir.

İbn Mesud ona: "Bu yüzüğün atılması zamanı gelmedi mi, deyince, o: Bugünden sonra sen bunu benim üzerimde asla görmeyeceksin, diye cevap vermiştL" Anlaşıldığı kadarıyla bu husustaki yasak Habbab'a ulaşmamış idL Ona bu yasağın haberi ulaşınca yaptığından vazgeçmiştir. Dedi ki: Bazı ilim adamları erkeklerin altın yüzük takınmalarının tahrimi' değil, tenzihi' bir kerahet olduğunu kabul etmişlerdir.

Nitekim benzeri bir hususu ipek hakkında da belirtmişlerdir. İbn Dakiki'l-'Id dedi ki: Bu açıklama, haramlığı hususunda görüş ayrılığının bulunduğunu kabul etmeyi gerektirmektedir. Böyle bir hal de haram olduğu üzerinde icma' olduğu görüşü ile çelişmektedir. Ayrıca kullanılan şeyin yüzük olarak nitelendirildiğinin göz önünde bulundurulması da kaçınılmazdır.

Derim ki: Bu husustaki iki görüşü uzlaştırıp telif etmek mümkündür. Bunun tenzihi' kerahet olduğunu söyleyen kimselerin ardı arkası kesilmiş ve ondan sonra haram olduğuna dair İCma' yerleşmiş olabilir. Başlıktaki üçüncü hadis olan İbn Ömer'in rivayet ettiği hadis, altın yüzük takınmanın caiz oluşunun neshedilmiş olduğuna delil gösterilebilir.

Aynı şekilde altının azıyla çoğuyla erkeklere haram kılındığına da delil gösterilmiştir. Çünkü az miktarda yüzük olarak kullanmak bile nehyedilmiş bulunmaktadır. Buradaki nehiy, bütün halleri kapsar, o halde ansızın savaşmak durumunda olan kimsenin de altın yüzük kullanması caiz değildir. Çünkü bu haram kılmanın savaş ile bir ilgisi yoktur.

Oysa savaş sebebiyle ipek giyilmesine dair ruhsatın olduğu şeklinde geçmiş açıklamalar, ipeğin altından farklı olduğunu göstermektedir. Ayrıca kılıcın, kalkanın yahut kuşağın üzerinde bulunan altın süslemenin hükmü de bundan farklıdır. Böyle bir savaş aracına sahip bir kimsenin ansızın savaşa girmesi halinde, bu kılıç ile çarpışması caiz olur.

Savaş sona erdikten sonra o altın süsü çıkarmalıdır. Çünkü bütün bunlar -yüzükten farklı olarak- savaş ile ilgisi olan şeyler arasındadır

5866Abdullah ibn UmarSahih

حَدَّثَنَا يُوسُفُ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ رضى الله عنهما

أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ اتَّخَذَ خَاتَمًا مِنْ ذَهَبٍ أَوْ فِضَّةٍ، وَجَعَلَ فَصَّهُ مِمَّا يَلِي كَفَّهُ، وَنَقَشَ فِيهِ مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللَّهِ. فَاتَّخَذَ النَّاسُ مِثْلَهُ، فَلَمَّا رَآهُمْ قَدِ اتَّخَذُوهَا رَمَى بِهِ، وَقَالَ: «لَا أَلْبَسُهُ أَبَدًا».

ثُمَّ اتَّخَذَ خَاتَمًا مِنْ فِضَّةٍ، فَاتَّخَذَ النَّاسُ خَوَاتِيمَ الْفِضَّةِ. قَالَ ابْنُ عُمَرَ فَلَبِسَ الْخَاتَمَ بَعْدَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَبُو بَكْرٍ ثُمَّ عُمَرُ ثُمَّ عُثْمَانُ، حَتَّى وَقَعَ مِنْ عُثْمَانَ فِي بِئْرِ أَرِيسَ

The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) wore a gold ring or a silver ring and placed its stone towards the palm of his hand and had the name ‘Muhammad, the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam)’ engraved on it. The people also started wearing gold rings like it, but when the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) saw them wearing such rings, he threw away his own ring and said.

“I will never wear it,” and then wore a silver ring, whereupon the people too started wearing silver rings. Ibn Umar added: After the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) Abu Bakr wore the ring, and then Umar and then Uthman wore it till it fell in the Aris well from Uthman.

ইবনু ‘উমার (রাঃ) হতে বর্ণিত যে, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম স্বর্ণের একটি আংটি পরেন। আংটিটির মোহর হাতের তালুর ভিতরের দিকে ঘুরিয়ে রাখেন। তাতে তিনি مُحَمَّدٌ رَسُوْلُ اللهِ খোদাই করেছিলেন। লোকেরাও এ রকম আংটি ব্যবহার করতে শুরু করেন। যখন তিনি দেখলেন যে, তারাও ঐ রকম আংটি ব্যবহার করছে, তখন তিনি তা ছুঁড়ে ফেলে দেন এবং বলেনঃ আমি আর কখনও এটা ব্যবহার করব না।

এরপর তিনি একটি রূপার আংটি ব্যবহার করেন। লোকেরাও রূপার আংটি পরা শুরু করে। ইবনু ‘উমার (রাঃ) বলেনঃ নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর পরে আবূ বাকর (রাঃ), তারপর ‘উমার (রাঃ) ও তারপর ‘উসমান (রাঃ) তা ব্যবহার করেছেন। শেষে ‘উসমান (রাঃ)-এর (হাত) থেকে আংটিটি ‘আরীস’ নামক কূপের মধ্যে পড়ে যায়। [৫৮৬৫]

ہم سے یوسف بن موسیٰ نے بیان کیا، کہا ہم سے ابواسامہ نے بیان کیا، کہا ہم سے عبیداللہ نے بیان کیا، ان سے نافع نے اور ان سے عبداللہ بن عمر رضی اللہ عنہما نے کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے سونے یا چاندی کی انگوٹھی بنوائی اور اس کا نگینہ ہتھیلی کی طرف رکھا اور اس پر «محمد رسول الله‏.‏» کے الفاظ کھدوائے پھر دوسرے لوگوں نے بھی اسی طرح کی انگوٹھیاں بنوا لیں۔

جب نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے دیکھا کہ کچھ دوسرے لوگوں نے بھی اس طرح کی انگوٹھیاں بنوا لی تو آپ نے اسے پھینک دیا اور فرمایا کہ اب میں اسے کبھی نہیں پہنوں گا۔ پھر آپ نے چاندی کی انگوٹھی بنوائی اور دوسرے لوگوں نے بھی چاندی کی انگوٹھیاں بنوا لیں۔

ابن عمر رضی اللہ عنہما نے بیان کیا کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کے بعد اس انگوٹھی کو ابوبکر رضی اللہ عنہ نے پہنا پھر عمر رضی اللہ عنہ اور پھر عثمان نے پہنا۔ آخر عثمان رضی اللہ عنہ کے عہد خلافت میں وہ انگوٹھی اریس کے کنویں میں گر گئی۔

Telah menceritakan kepada kami [Yusuf bin Musa] telah menceritakan kepada kami [Abu Usamah] telah menceritakan kepada kami ['Ubaidullah] dari [Nafi'] dari [Ibnu Umar] radliallahu 'anhuma bahwa Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam pernah membuat cincin dari emas atau perak, dan menghadapkan mata cincinnya di telapak tangan serta mengukirnya dengan tulisan "Muhammad Rasulullah", maka orang-orang pun membuat seperti itu juga, ketika beliau mengetahui orang-orang membuatnya, maka beliau langsung melempar cincin tersebut sambil bersabda: "Saya tidak akan memakainya selama-lamanya."

Setelah itu beliau membuatnya dari perak dan orang-orang pun ikut membuat cincin dari perak, Ibnu Umar mengatakan; "Cincin itu dipakai oleh Abu Bakr setelah Nabi shallallahu 'alaihi wasallam, kemudian Umar dan Utsman, sehingga Utsman menjatuhkannya di sumur Aris

İbn Ömer r.a.'dan rivayete göre "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem altından -yahut gümüşten- bir yüzük edindi. Yüzüğün kaşını avucunun iç tarafına getirerek takındI. Yüzüğüne nakış olarak 'Muhammedu'r-Rasulullah' ibaresini nakşetti. Başkaları da onun gibi yüzük edindi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onların yüzük edindiklerini görünce, yüzüğünü attı ve: Bunu ebediyyen kullanmayacağım, buyurdu.

Daha sonra gümüşten bir yüzük edindi. İnsanlar da gümüş yüzükler edindiler." İbn Ömer dedi ki: "O yüzüğü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den sonra Ebu Bekir, sonra Ömer, sonra da Osman giyindi. Sonunda yüzük Osman'dan Eris kuyusuna düştü." 47. BAB

5867Abdullah ibn UmarSahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ رضى الله عنهما

قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَلْبَسُ خَاتَمًا مِنْ ذَهَبٍ فَنَبَذَهُ فَقَالَ: «لَا أَلْبَسُهُ أَبَدًا». فَنَبَذَ النَّاسُ خَوَاتِيمَهُمْ

The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) wore a gold ring, then he threw it and said, “I will never wear it.” The people also threw their (gold) rings.

ইবনু ‘উমার (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেনঃ নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম স্বর্ণের একটি আংটি ব্যবহার করতেন। এরপর তা বাদ দেন এবং বলেনঃ আমি আর কক্ষনো সেটা ব্যবহার করব না। লোকেরাও তাদের আংটি খুলে ফেলে দেয়। [৫৮৬৫]

ہم سے عبداللہ بن مسلمہ نے بیان کیا، کہا ہم سے امام مالک نے، ان سے عبداللہ بن دینار نے اور ان سے عبداللہ بن عمر رضی اللہ عنہما نے بیان کیا کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم ( حرمت سے پہلے ) سونے کی انگوٹھی پہنتے تھے پھر حرمت کا حکم آنے پر آپ نے اسے پھینک دیا اور فرمایا کہ میں اب سے کبھی نہیں پہنوں گا اور لوگوں نے بھی اپنی انگوٹھیاں پھینک دیں۔

Telah menceritakan kepada kami [Abdullah bin Maslamah] dari [Malik] dari [Abdullah bin Dinar] dari [Abdullah bin Umar] radliallahu 'anhuma dia berkata; "Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam pernah memakai cincin emas, kemudian beliau membuangnya sambil bersabda: "Saya tidak akan memakainya lagi selama-lamanya." Maka orang-orang pun ikut membuang cincin yang mereka kenakan

Abdullah b. Ömer r.a.'dan, dedi ki: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem altından bir yüzük takınıyordu. Sonra onu attı ve: Ebediyen onu giymeyeceğim, buyurdu. Bunun üzerine insanlar da yüzüklerini attılar

5868Anas ibn MalikSahih

حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ: حَدَّثَنِي أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ رضى الله عنه

أَنَّهُ رَأَى فِي يَدِ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ خَاتَمًا مِنْ وَرِقٍ يَوْمًا وَاحِدًا، ثُمَّ إِنَّ النَّاسَ اصْطَنَعُوا الْخَوَاتِيمَ مِنْ وَرِقٍ وَلَبِسُوهَا، فَطَرَحَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ خَاتَمَهُ، فَطَرَحَ النَّاسُ خَوَاتِيمَهُمْ.

تَابَعَهُ إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ وَزِيَادٌ وَشُعَيْبٌ عَنِ الزُّهْرِيِّ. وَقَالَ ابْنُ مُسَافِرٍ عَنِ الزُّهْرِيِّ أَرَى خَاتَمًا مِنْ وَرِقٍ

That he saw a silver ring on the hand of the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) for one day only. Then the people had silver rings made for themselves and wore it. On that, the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) threw away their rings as well. (For the details of this Hadith, see Fath-ul-Bari, Vol. 12, page).

আনাস ইবনু মালিক (রাঃ) হতে বর্ণিত যে, তিনি একদিন রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর হাতে রৌপ্যের একটি আংটি দেখেছেন। তারপর লোকেরাও রৌপ্যের আংটি তৈরি করে এবং ব্যবহার করে। রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম পরে তাঁর আংটি বর্জন করেন। লোকেরাও তাদের আংটি বর্জন করে। যুহরীর সূত্রে ইবরাহীম ইবনু সা’দ, যিয়াদ ও শু‘আয়ব (রহ.)-ও এ রকম বর্ণনা করেছেন। [মুসলিম ৩৭/১৪, হাঃ ২০৯৩, আহমাদ ১২৬৩১]

ہم سے یحییٰ بن بکیر نے بیان کیا، انہوں نے کہا ہم سے لیث بن سعد نے بیان کیا، انہوں نے کہا ان سے یونس نے، ان سے ابن شہاب نے انہوں نے کہا کہ مجھ سے انس بن مالک رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ انہوں نے نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کے ہاتھ میں ایک دن چاندی کی انگوٹھی دیکھی پھر دوسرے لوگوں نے بھی چاندی کی انگوٹھیاں بنوانی شروع کر دیں اور پہننے لگے تو نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے اپنی انگوٹھی پھینک دی اور دوسرے لوگوں نے بھی اپنی انگوٹھیاں پھینک دی۔

اس روایت کی متابعت ابراہیم بن سعد، زیاد اور شعیب نے زہری سے کی ہے اور ابن مسافر نے زہری سے بیان کیا کہ میرا خیال ہے کہ «خاتما من ورق‏.» بیان کیا۔

Telah menceritakan kepadaku [Yahya bin Bukair] telah menceritakan kepada kami [Al Laits] dari [Yunus] dari [Ibnu Syihab] dia berkata; telah menceritakan kepadaku [Anas bin Malik] radliallahu 'anhu bahwa dia pernah melihat Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam memakai cincin perak di tangannya selama satu hari, kemudian orang-orang pun ikut membuat cincin dari perak dan memakainya, lalu Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam pun membuang cincin tersebut dan orang-orang pun ikut membuang cincin yang mereka kenakan."

Hadits ini juga diperkuat dengan riwayat [Ibrahim bin Sa'd], [Ziyad] dan [Syu'aib] dari [Az Zuhri]. [Ibnu Musafir] mengatakan; dari [Az Zuhri] bahwa pendapatku itu adalah cincin yang terbuat dari perak

Enes b. Malik r.a.'dan rivayete göre "Bir gün Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in elinde gümüşten yapılmış bir yüzük gördüm. Daha sonra diğer insanlar da gümüşten yüzükler yaptırıp onları takmaya başladılar. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yüzüğünü attı, bunun üzerine insanlar da yüzüklerini attılar." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Gümüş yüzük" takmanın caiz oluşu anlamındadır.

"İbn Ömer dedi ki: o yüzüğü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den sonra Ebu Bekir, sonra Ömer, sonra Osman taktı, sonunda Osman'dan Eris kuyusuna düştü." Bu kuyu Kuba mescidine yakın bir bahçedeki kuyudur. Diğer başlıktaki iki hadisten, ashab-ı kiram'ın Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in fiillerine uymak hususunda ellerini çabuk tuttukları anlaşılmaktadır.

O, onların yaptıklarını ikrar ve kabul ettiği sürece bu fiili işlemeye devam ediyorlardı. Onların yaptıklarını reddeder etmez de onu işlemekten vazgeçiyorlardı. Hadisten anlaşıldığına göre, (makam ve mevki itibariyle) büyük bir şahsiyet mühür olarak kullandığı yüzüğünü parmağından çıkardığı takdirde, güvenilir bir kişinin elinde bulunması gerekir

5869Humayd at-TawilSahih

حَدَّثَنَا عَبْدَانُ، أَخْبَرَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، أَخْبَرَنَا حُمَيْدٌ

قَالَ سُئِلَ أَنَسٌ هَلِ اتَّخَذَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ خَاتَمًا قَالَ أَخَّرَ لَيْلَةً صَلَاةَ الْعِشَاءِ إِلَى شَطْرِ اللَّيْلِ، ثُمَّ أَقْبَلَ عَلَيْنَا بِوَجْهِهِ، فَكَأَنِّي أَنْظُرُ إِلَى وَبِيصِ خَاتَمِهِ. قَالَ: «إِنَّ النَّاسَ قَدْ صَلَّوْا وَنَامُوا، وَإِنَّكُمْ لَمْ تَزَالُوا فِي صَلَاةٍ مَا انْتَظَرْتُمُوهَا»

Anas was asked, “Did the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) wear a ring?” Anas said, “Once he delayed the: Isha prayer till midnight. Then he came, facing us… as if I am now Looking at the glitter of his ring… and said, ‘The people have offered their prayers and slept but you have been in prayer as you have been waiting for it.’”

হুমাইদ (রহ.) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, আনাস (রাঃ)-এর নিকট জিজ্ঞেস করা হয় যে, নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম আংটি পরেছেন কিনা? তিনি বললেনঃ নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এক রাতে এশার সালাত আদায় করতে অর্ধরাত পর্যন্ত দেরী করেন। এরপর তিনি আমাদের মাঝে আসলেন। আমি যেন তাঁর আংটির ঔজ্জ্বল্য দেখতে লাগলাম।

তিনি বললেনঃ লোকজন সালাত আদায় করে শুয়ে গেছে। আর যতক্ষণ থেকে তোমরা সালাতের জন্য অপেক্ষারত আছ, ততক্ষণ তোমরা সালাতের ভিতরেই আছ। [৫৭২; মুসলিম ৫/৩৯, হাঃ ৬৪০, আহমাদ ১৩৮২০]

ہم سے عبدان نے بیان کیا، کہا ہم کو یزید بن زریع نے خبر دی، کہا ہم کو حمید نے خبر دی، کہا انہوں نے کہ انس رضی اللہ عنہ سے پوچھا گیا کیا نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے انگوٹھی بنوائی تھی؟ انہوں نے بیان کیا کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے ایک رات عشاء کی نماز آدھی رات میں پڑھائی۔

پھر چہرہ مبارک ہماری طرف کیا، جیسے اب بھی میں نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کی انگوٹھی کی چمک دیکھ رہا ہوں۔ فرمایا کہ بہت سے لوگ نماز پڑھ کر سو چکے ہوں گے لیکن تم اس وقت بھی نماز میں ہو جب تک تم نماز کا انتظار کرتے رہے ہو۔

Telah menceritakan kepada kami ['Abdan] telah mengabarkan kepada kami [Yazid bin Zurai'] telah mengabarkan kepada kami [Humaid] dia berkata; [Anas] pernah ditanya; "Apakah Nabi shallallahu 'alaihi wasallam pernah membuat (mengenakan) cincin?”

Dia menjawab; 'Beliau pernah mengakhirkan shalat Isya' sampai menjelang tengah malam, kemudian beliau menemui kami, seakan-akan saya melihat kilauan cincin beliau, beliau bersabda: “Orang-orang telah melaksanakan shalat dan tidur, sementara kalian senantiasa dalam keadaan shalat selagi kalian menunggu shalat

Humeyd'den, dedi ki: "Enes'e: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem hiç (mühür) yüzük edindi mi, diye soruldu. Enes şu cevabı verdi: Bir gece yatsı namazını kıldırmayı gecenin yarısına kadar geciktirdi. Sonra yüzünü bize doğru çevirdi. Hala onun yüzüğünün parıltısını görür gibiyim. Şöyle buyurdu: Şüphesiz insanlar namaz kılıp uyudular, sizler ise onu beklemeye devam ettiğiniz sürece namazda kalmaya devam ediyorsunuz

5870Mutamir ibn SulaymanSahih

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، أَخْبَرَنَا مُعْتَمِرٌ

قَالَ: سَمِعْتُ حُمَيْدًا، يُحَدِّثُ عَنْ أَنَسٍ رضى الله عنه أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ خَاتَمُهُ مِنْ فِضَّةٍ وَكَانَ فَصُّهُ مِنْهُ وَقَالَ يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ حَدَّثَنِي حُمَيْدٌ سَمِعَ أَنَسًا عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

The ring of the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) was of silver, and its stone was of silver too.

আনাস (রাঃ) হতে বর্ণিত যে, আল্লাহর নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর আংটি ছিল রৌপ্যের। আর তার নাগিনাটিও ছিল রৌপ্যের। ইয়াহ্ইয়া ইবনু আইউব, হুমায়দ, আনাস (রাঃ) নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম থেকেও বর্ণনা করেছেন। [৬৫; মুসলিম ৩৭/১১, হাঃ ২০৯২]

ہم سے اسحاق نے بیان کیا، کہا ہم کو معتمر نے خبر دی، کہا کہ میں نے حمید سے سنا، وہ انس رضی اللہ عنہ سے بیان کرتے تھے کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کی انگوٹھی چاندی کی تھی اور اس کا نگینہ بھی اسی کا تھا اور یحییٰ بن ایوب نے بیان کیا کہ مجھ سے حمید نے بیان کیا، انہوں نے انس رضی اللہ عنہ سے سنا، انہوں نے نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم سے اسی طرح بیان کیا۔

Telah menceritakan kepada kami [Ishaq] telah mengabarkan kepada kami [Mu'tamir] dia berkata; saya mendengar [Humaid] bercerita dari [Anas] radliallahu 'anhu bahwa Nabi shallallahu 'alaihi wasallam memiliki cincin yang terbuat dari perak sedangkan batu cincinnya dari perak juga." [Yahya bin Ayyub] mengatakan; telah menceritakan kepadaku [Humaid] dia mendengar [Anas] dari Nabi shallallahu 'alaihi wasallam

Enes r.a.'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in (mühür) yüzüğü gümüşten idi. Onun kaşı da kendindendi." Fethu'l-Bari Açıklaması: İkinci hadisin rivayet yolunda geçen "(mühür) yüzüğü gümüştendi" ifadesi Ebu Davud'un zikrettiği Zuheyr b. Muaviye yoluyla Humeyd'den gelen rivayetinde "hepsi gümüştendi" şeklindedir. İşte bu, Nebi efendimizin yüzüğünün tamamıylagümüşten olduğu hususunda açık bir nastır.

"Onun kaşı da kendindendi" ifadesi de Müsliin'in ve diğer SÜnen sahiplerinin İbn Vehb yoluyla Yunus'tan, onun İbn Şihab'dan, onun Enes'ten diye rivayet ettiği şu hadis ile tearuz etmez (çatışmaz): "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in (mühür) yüzüğü gümüştendi ve onun kaşı da Habeşi idi." Çünkü bu rivayet sebebiyle onun birden çok yüzüğü olduğu hakkında yorum yapılır.

Bu takdirde "Habeşi idi" ifadesi Habeş topraklarından gelmiş bir taştı, demek olur, yahut Habeşe renginde idi, yahut bir çeşit boncuk (değerli taş) ya da akikten idi demek olur. Çünkü bunlar, Habeş topraklarından getirilen taşlardı. Müslim'in bu rivayetinde sözü edilen, kaşı kendinden olduğu belirtilen yüzüğün aynısı olup ya kuyumculuk işlenişi bakımından yahut nakışı bakımından bir niteliği sebebiyle Habeş'e nispet edilmiş olma ihtimali de vardır

5871Abu Hazim Salamah ibn DinarSahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِيهِ

أَنَّهُ سَمِعَ سَهْلاً، يَقُولُ جَاءَتِ امْرَأَةٌ إِلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَتْ جِئْتُ أَهَبُ نَفْسِي. فَقَامَتْ طَوِيلاً فَنَظَرَ وَصَوَّبَ، فَلَمَّا طَالَ مُقَامُهَا فَقَالَ رَجُلٌ زَوِّجْنِيهَا، إِنْ لَمْ تَكُنْ لَكَ بِهَا حَاجَةٌ.

قَالَ: «عِنْدَكَ شَىْءٌ تُصْدِقُهَا». قَالَ لَا. قَالَ: «انْظُرْ». فَذَهَبَ ثُمَّ رَجَعَ فَقَالَ: وَاللَّهِ إِنْ وَجَدْتُ شَيْئًا. قَالَ: «اذْهَبْ فَالْتَمِسْ وَلَوْ خَاتَمًا مِنْ حَدِيدٍ». فَذَهَبَ ثُمَّ رَجَعَ قَالَ: لَا وَاللَّهِ وَلَا خَاتَمًا مِنْ حَدِيدٍ. وَعَلَيْهِ إِزَارٌ مَا عَلَيْهِ رِدَاءٌ. …

فَقَالَ أُصْدِقُهَا إِزَارِي فَقَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «إِزَارُكَ إِنْ لَبِسَتْهُ لَمْ يَكُنْ عَلَيْكَ مِنْهُ شَىْءٌ، وَإِنْ لَبِسْتَهُ لَمَ يَكُنْ عَلَيْهَا مِنْهُ شَىْءٌ». فَتَنَحَّى الرَّجُلُ فَجَلَسَ فَرَآهُ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مُوَلِّيًا فَأَمَرَ بِهِ فَدُعِيَ فَقَالَ: «مَا مَعَكَ مِنَ الْقُرْآنِ».

قَالَ سُورَةُ كَذَا وَكَذَا لِسُوَرٍ عَدَّدَهَا. قَالَ: «قَدْ مَلَّكْتُكَهَا بِمَا مَعَكَ مِنَ الْقُرْآنِ»

A woman came to the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) and said, “I have come to present myself to you (for marriage).” She kept standing for a long period during which period the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) looked at her carefully.

When she stayed for a Long period, a man said to the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) “If you are not in need of her, then marry her to me.” The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) said, “Have you got anything to give her (as Mahr)?” …

The man said, “No.” The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) said, “Go (to your house) and search for something.” The man went and came back to say, “By Allah, I could not find anything.”

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) said, “Go again and search for something, even if it be an iron ring.” He went again and came back saying, “No, by Allah, I could not get even an iron ring.” The man had only an Izar and had no Rida (upper garment).

He said, “I will give her my Izar as Mahr.” On that the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) said, “Your Izar? If she wears it, nothing of it will remain on you, and if you wear it nothing of it will be on her” The man went aside and sat down When the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) saw him leaving (after a while), he called back and asked.

“How much Qur’an do you know (by heart)? He said, ‘I know such and such Suras,’ naming some Suras. The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) said, ‘I marry her to you for the amount of Qur’an you know (by heart).’”

সাহল (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, এক মহিলা রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর নিকট এসে বললঃ আমি নিজেকে হিবা করে দেয়ার জন্যে এসেছি। এ কথা বলে সে দীর্ঘক্ষণ দাঁড়িয়ে থাকল। তিনি তাকালেন ও মাথা নীচু করে রাখলেন।

মহিলাটির দাঁড়িয়ে থাকা দীর্ঘ হলে এক ব্যক্তি বললঃ আপনার যদি প্রয়োজন না থাকে, তবে একে আমার সঙ্গে বিয়ে দিন। তিনি বললেনঃ তোমার কাছে মাহর দেয়ার মত কিছু আছে কি? …

সে বললঃ না। তিনি বললেনঃ খুঁজে দেখ। সে চলে গেল। কিছু সময় পর ফিরে এসে বললঃ আল্লাহর কসম! আমি কিছুই পেলাম না। তিনি বললেনঃ আবার যাও এবং খোঁজ করো, একটি লোহার আংটি হলেও (আন)। সে চলে গেল।

কিছুক্ষণ পর ফিরে এসে বললঃ কসম আল্লাহর! কিছুই পেলাম না, একটি লোহার আংটিও না। তার পরনে ছিল একটি মাত্র লুঙ্গি, তার উপর চাদর ছিল না। সে আরয করলঃ আমি এ লুঙ্গিটি তাকে দান করে দেব।

নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বললেনঃ তোমার লুঙ্গি যদি সে পরে তবে তোমার পরনে কিছুই থাকে না। আর যদি তুমি পর, তবে তার গায়ে এর কিছুই থাকে না। এরপর লোকটি একটু দূরে সরে গিয়ে বসে পড়ল। এরপর নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম দেখলেন যে, সে পিঠ ফিরিয়ে চলে যাচ্ছে। তখন তিনি তাকে ডাকার জন্যে হুকুম দিলেন। তাকে ডেকে আনা হল।

তিনি জিজ্ঞেস করলেনঃ তোমার কি কুরআনের কিছু মুখস্থ আছে? সে বললঃ অমুক অমুক সূরা। সে সূরাগুলোকে গণনা করে শুনাল। তিনি বললেনঃ তোমার কাছে কুরআনের যা কিছু মুখস্থ আছে, তার পরিবর্তে মেয়ে লোকটিকে তোমার অধীনে দিয়ে দিলাম। [২৩১০]

ہم سے عبداللہ بن مسلمہ نے بیان کیا، کہا ہم سے عبدالعزیز بن ابی حازم نے بیان کیا، ان سے ان کے والد نے اور انہوں نے سہل رضی اللہ عنہ سے سنا، انہوں نے بیان کیا کہ ایک عورت نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کی خدمت میں حاضر ہوئیں اور عرض کی کہ میں اپنے آپ کو ہبہ کرنے آئی ہوں، دیر تک وہ عورت کھڑی رہی۔

نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے انہیں دیکھا اور پھر سر جھکا لیا جب دیر تک وہ وہیں کھڑی رہیں تو ایک صاحب نے اٹھ کر عرض کیا: اگر نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کو ان کی ضرورت نہیں ہے تو ان کا نکاح مجھ سے کر دیں۔ آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا، تمہارے پاس کوئی چیز ہے جو مہر میں انہیں دے سکو، انہوں نے کہا کہ نہیں۔ …

آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ دیکھ لو۔ وہ گئے اور واپس آ کر عرض کیا کہ واللہ! مجھے کچھ نہیں ملا۔ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ جاؤ تلاش کرو، لوہے کی ایک انگوٹھی ہی سہی۔ وہ گئے اور واپس آ کر عرض کیا کہ وہ مجھے لوہے کی ایک انگوٹھی بھی نہیں ملی۔

وہ ایک تہمد پہنے ہوئے تھے اور ان کے جسم پر ( کرتے کی جگہ ) چادر بھی نہیں تھی۔ انہوں نے عرض کیا کہ میں انہیں اپنا تہمد مہر میں دے دوں گا۔ آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ اگر تمہارا تہمد یہ پہن لیں گی تو تمہارے لیے کچھ باقی نہیں رہے گا۔ اور اگر تم اسے پہن لو گے تو ان کے لیے کچھ نہیں رہے گا۔

وہ صاحب اس کے بعد ایک طرف بیٹھ گئے پھر جب نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے انہیں جاتے دیکھا تو آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے انہیں بلوایا اور فرمایا تمہیں قرآن کتنا یاد ہے؟ انہوں نے عرض کیا کہ فلاں فلاں سورتیں۔ انہوں نے سورتوں کو شمار کیا۔ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ جا میں نے اس عورت کو تمہارے نکاح میں اس قرآن کے عوض میں دے دیا جو تمہیں یاد ہے۔

Telah menceritakan kepada kami [Abdullah bin Maslamah] telah menceritakan kepada kami [Abdul Aziz bin Abdul Abu Hazim] dari [Ayahnya] bahwa dia mendengar [Sahl] berkata; seorang wanita datang kepada Nabi shallallahu 'alaihi wasallam dan berkata; "Saya datang kepada anda untuk menyerahkan diriku kepada anda, " Beliau lalu berdiri lama dan menelitinya dengan seksama, ketika beliau berdiri lama seorang laki-laki berkata; 'Wahai Rasulullah, jika anda tidak berkenan dengannya, maka nikahkanlah aku dengannya.'

Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bertanya kepada laki-laki tersebut: 'Apakah kamu mempunyai sesuatu yang dapat dijadikan mahar untuknya? ' Laki-laki itu menjawab; 'Tidak.' …

Beliau bersabda: 'Carilah terlebih dahulu.' Lalu laki-laki itu pergi, sesaat kemudian dia kembali dan berkata; 'Demi Allah, aku tidak mendapatkan sesuatupun.' Beliau bersabda: 'Pergi dan carilah lagi walaupun hanya dengan cincin dari besi.' Kemudian laki-laki itu pergi, tidak berapa lama dia kembali sambil berkata; 'Aku tidak mendapatkan apa-apa walau cincin dari besi.'

-Saat itu laki-laki tersebut tengah mengenakan kain sarung, lantas dia berkata; 'Aku akan menjadikan kain sarung ini sebagai mahar.' Maka Nabi shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: 'Jika kamu memakaikan kain sarung itu padanya, maka kamu tidak memakai apa-apa, sementara jika kamu yang memakai sarung tersebut, dia tidak memakai apa-apa.'

Laki-laki itu duduk termenung, ternyata Nabi shallallahu 'alaihi wasallam melihatnya berpaling, lalu beliau memerintahkan seseorang untuk memanggilnya, maka dipanggilah laki-laki tersebut, beliau bertanya: 'Apakah kamu mempunyai hafalan dari Al Qur'an?

' Laki-laki itu menjawab; 'Ya, saya telah hafal surat ini dan ini.' Lalu beliau bersabda: 'Maka aku nikahkan kamu dengan wanita itu, dengan mahar apa yang telah engkau hafal dari surat Al Qur'an

Sehl'den, dedi ki: "Bir kadın Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna gelerek: Kendi nefsimi bağışlamaya geldim, dedi ve uzun bir süre ayakta durdu. Nebi ona baktı ve başını çevirdi. Ayakta durması uzayıp gidincebir adam: Eğer senin ona bir ihtiyacın yoksa onu benimle evlendir, dedi. Allah Rasulü: Sende ona mehir olarak vereceğin bir şeyler var mı, diye sordu.

Adam: Hayır, dedi. Allah Rasulü: Bir bak, buyurdu. Adam gitti, sonra geri dönüp: Allah'a yemin ederim, hiçbir şey bulamadım, dedi. Allah Rasulü: Git ve araştır; demirden bir yüzük dahi olsa bul, getir, dedi. Adam yine gitti, sonra geri dönerek: Hayır, Allah'a yemin ederim, demirden bir yüzük dahi olsa bulamadım, dedi. Adamın üzerinde (belden aşağısını örten) izar vardı. …

Ama (belden yukarısını örten) ridası yoktu. Bundan dolayı: O zaman ben ona şu izarımı mehir olarak vereyim, dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Senin bu izarını eğer kadın giyinecekolursa, ondan senin üzerine giyeceğin bir şeyin kalmaz. Sen onu giyinecek olursan, o izardan bu kadının üzerinde giyeceği bir şeyi kalmaz, buyurdu.

Bunun üzerine adam geri çekilip oturdu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onun geri dönüp gittiğini görünce, emir vererek çağırdı. Allah Rasulü: Kur'an'dan bildiğin ne var, diye sordu. Adam: -İsmen saydığı bazı sureleri söyleyerek- şu sure, şu sure dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Ezbere bildiğin Kur'an karşılığında onu sana mülk verdim (nikahladım), buyurdu

5872Anas ibn MalikSahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ رضى الله عنه

أَنَّ نَبِيَّ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَرَادَ أَنْ يَكْتُبَ إِلَى رَهْطٍ أَوْ أُنَاسٍ مِنَ الأَعَاجِمِ، فَقِيلَ لَهُ إِنَّهُمْ لَا يَقْبَلُونَ كِتَابًا إِلاَّ عَلَيْهِ خَاتَمٌ، فَاتَّخَذَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ خَاتَمًا مِنْ فِضَّةٍ نَقْشُهُ مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللَّهِ فَكَأَنِّي بِوَبِيصِ أَوْ بِبَصِيصِ الْخَاتَمِ فِي إِصْبَعِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَوْ فِي كَفِّهِ

The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) wanted to write a letter to a group of people or some non-Arabs. It was said to him, “They do not accept any letter unless it is stamped.” So the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) had a silver ring made for himself, and on it was engraved: ‘Muhammad, the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam)’. as if I am now looking at the glitter of the ring on the finger (or in the palm) of the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam).

আনাস ইবনু মালিক (রাঃ) থেকে বর্ণিত। আল্লাহর নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম অনারব একটি দলের কাছে বা কিছু লোকের কাছে পত্র লিখতে চাইলেন। তখন তাঁকে বলা হল যে, তারা এমন পত্র গ্রহণ করে না যার উপর মোহরাঙ্কিত থাকে না। তখন নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম রৌপ্যের একটি আংটি তৈরী করেন।

তাতে অঙ্কিত ছিল مُحَمَّدٌ رَسُوْلُ اللهِ [বর্ণনাকারী আনাস বলেন] আমি যেন (এখনও) নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর আঙ্গুলে বা তাঁর হাতে সে আংটির ঔজ্জ্বল্য প্রত্যক্ষ করছি। [৬৫]

ہم سے عبدالاعلیٰ بن حماد نے بیان کیا، انہوں نے کہا ہم سے یزید بن زریع نے بیان کیا، انہوں نے کہا ہم سے سعید بن ابی عروبہ نے بیان کیا، ان سے قتادہ نے اور ان سے انس بن مالک رضی اللہ عنہ نے کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے عجم کے کچھ لوگوں ( شاہان عجم ) کے پاس خط لکھنا چاہا تو آپ سے کہا گیا کہ عجم کے لوگ کوئی خط اس وقت تک نہیں قبول کرتے جب تک اس پر مہر لگی ہوئی نہ ہو۔

چنانچہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے چاندی کی ایک انگوٹھی بنوائی۔ جس پر یہ کندہ تھا «محمد رسول الله» ۔ گویا اس وقت نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کی انگلی یا آپ کی ہتھیلی میں اس کی چمک دیکھ رہا ہوں۔

Telah menceritakan kepada kami [Abdul A'la] telah menceritakan kepada kami [Yazid bin Zurai'] telah menceritakan kepada kami [Sa'id] dari [Qatadah] dari [Anas bin Malik] radliallahu 'anhu bahwa Nabiyullah shallallahu 'alaihi wasallam hendak menulis surat kepada pemuka kaum atau sekelompok orang asing, lantas diberitahukan kepada beliau; "Sesungguhnya mereka tidak akan menerima surat anda kecuali jika surat tersebut dibubuhi stempel, maka Nabi shallallahu 'alaihi wasallam membuat stempel (cincin) dari perak yang diukir dengan tulisan 'Muhammad Rasulullah', seolah-olah saya melihat kilauan atau kilatan cincin berada di jari tangan Nabi shallallahu 'alaihi wasallam atau di telapak tangan beliau

Enes b. Malik r.a.'dan rivayete göre, "Allah'ın Nebii Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Arap olmayanlardan bir topluluğa -yahut: bazı insanlaramektup yazmak istedi. Ona: Onlar, üzerinde mühür bulunmayan bir mektubu kabul etmezler denilince, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, üzerindeki nakış "Muhammedun Rasulullah'tam ibaret olan gümüşten bir mühür yüzük edindi. Sanki ben o yüzüğün Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in parmağında -yahut elinde- ki parlaklığını görüyor gibiyim

5873Abdullah ibn UmarSahih

حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ سَلَامٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ رضى الله عنهما

قَالَ اتَّخَذَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ خَاتَمًا مِنْ وَرِقٍ، وَكَانَ فِي يَدِهِ، ثُمَّ كَانَ بَعْدُ فِي يَدِ أَبِي بَكْرٍ، ثُمَّ كَانَ بَعْدُ فِي يَدِ عُمَرَ، ثُمَّ كَانَ بَعْدُ فِي يَدِ عُثْمَانَ، حَتَّى وَقَعَ بَعْدُ فِي بِئْرِ أَرِيسَ، نَقْشُهُ مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللَّهِ

The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) had a silver ring made for himself and it was worn by him on his hand. Afterwards it was worn by Abu Bakr, and then by Umar, and then by Uthman till it fell in the Aris well. (On that ring) was engraved: ‘Muhammad, the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam).’

ইবনু ‘উমার (রাঃ) হতে বর্ণিত, তিনি বলেনঃ রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম রৌপ্যের একটি আংটি তৈরী করেন। সেটি তাঁর হাতে ছিল। এরপর তা আবূ বাকর (রাঃ)-এর হাতে আসে। অতঃপর তা ‘উমার (রাঃ)-এর হাতে আসে। অতঃপর তা ‘উসমান (রাঃ)-এর হাতে আসে। শেষ পর্যন্ত তা ‘আরীস নামক এক কূপের মধ্যে পড়ে যায়। তাতে অঙ্কিত ছিল محَمَّدٌ رَسُوْل اللهِ। [৫৮৬৫]

ہم سے محمد بن سلام بیکندی نے بیان کیا، کہا ہم کو عبداللہ بن نمیر نے خبر دی، انہیں عبیداللہ عمری نے، انہیں نافع نے اور ان سے عبداللہ بن عمر رضی اللہ عنہما نے بیان کیا کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے چاندی کی ایک انگوٹھی بنوائی۔ وہ انگوٹھی آپ کے ہاتھ میں، اس کے بعد عمر رضی اللہ عنہ کے ہاتھ میں، اس کے بعد عثمان رضی اللہ عنہ کے ہاتھ میں رہتی تھی لیکن ان کے زمانہ میں وہ اریس کے کنویں میں گر گئی اس کا نقش «محمد رسول الله» تھا۔

Telah menceritakan kepada kami [Muhammad bin Salam] telah mengabarkan kepada kami [Abdullah bin Numair] dari ['Ubaidullah] dari [Nafi'] dari [Ibnu Umar] radliallahu 'anhuma dia berkata; Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam pernah membuat cincin dari perak, cincin tersebut masih berada di tangan beliau, setelah (beliau meninggal) cincin tersebut pindah ke tangan Abu Bakr, lalu setelah Abu Bakr pindah ke tangan Umar, setelah Umar pindah ke tangan Utsman hingga setelah itu Utsman menjatuhkannya di sumur Aris, cincin itu bertuliskan 'Muhammad Rasulullah

İbn Ömer r.a.'dan, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem gümüşten bir mühür yüzük edindi. Bu yüzük elinde idi. Daha sonra bu Ebu Bekir'in elinde yerini aldı, ondan sonra da Ömer'in elinde yerini aldı. Bundan sonra da Osman'ın elinde yerini aldı. Nihayet daha sonra Eds kuyusu na düştü. Yüzüğün nakşı: "Muhammedun Rasulullah" idi

5874Anas ibn MalikSahih

حَدَّثَنَا أَبُو مَعْمَرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ صُهَيْبٍ، عَنْ أَنَسٍ رضى الله عنه

قَالَ صَنَعَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ خَاتَمًا قَالَ: «إِنَّا اتَّخَذْنَا خَاتَمًا، وَنَقَشْنَا فِيهِ نَقْشًا، فَلَا يَنْقُشْ عَلَيْهِ أَحَدٌ». قَالَ فَإِنِّي لأَرَى بَرِيقَهُ فِي خِنْصَرِهِ

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) got a ring made for himself and said, “I have got a ring made (for myself) and engraved a certain engraving on it so none of you should get such an engraving on his ring.” I saw the glitter of the ring on his little finger.

আনাস (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম একটি আংটি তৈরী করেন। তারপর তিনি বলেনঃ আমি একটি আংটি তৈরী করেছি এবং তাতে একটি নকশা করেছি। সুতরাং কেউ যেন নিজের আংটিতে নকশা না করে। তিনি (আনাস) বলেনঃ আমি যেন তাঁর কনিষ্ঠ আঙ্গুলে আংটিটির ঔজ্জ্বল্য প্রত্যক্ষ করছি। [৬৫]

ہم سے ابومعمر نے بیان کیا، کہا ہم سے عبدالوارث بن سعید نے بیان کیا، کہا ہم سے عبدالعزیز بن صہیب نے بیان کیا، ان سے انس رضی اللہ عنہ نے کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے ایک انگوٹھی بنوائی اور فرمایا کہ ہم نے ایک انگوٹھی بنوائی ہے اس پر لفظ ( «محمد رسول الله» ) کندہ کرایا ہے اس لیے انگوٹھی پر کوئی شخص یہ نقش نہ کندہ کرائے۔

انس نے بیان کیا کہ جیسے اس انگوٹھی کی چمک نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کی چھنگلیاں میں اب بھی میں دیکھ رہا ہوں۔

Telah menceritakan kepada kami [Abu Ma'mar] telah menceritakan kepada kami [Abdul Warits] telah menceritakan kepada kami [Abdul Aziz bin Shuhaib] dari [Anas] radliallahu 'anhu dia berkata; "Nabi shallallahu 'alaihi wasallam pernah membuat cincin, lalu beliau bersabda: 'Sesungguhnya kami telah membuat cincin yang kami ukir dengan suatu tulisan, maka janganlah salah seorang dari kalian mengukir seperti itu.'

Anas melanjutkan; 'Sungguh saya pernah melihat kilatan dari cincin tersebut berada di jari manis beliau

Enes r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir yüzük yaptırdı ve şöyle buyurdu: Biz bir mühür yüzük edindik ve ona bir nakış nakşet(tir)dik. Hiç kimse (yüzüğüne) o şekilde nakış yapmasın, buyurdu.

Enes dedi ki: Ben o yüzüğün serçe parmağındaki parlaklığını hala görüyorum" Fethu'l-Bari Açıklaması: "Mühür yüzüğün serçe parmağına", yani diğer parmaklara değil de ona "takılması." Bununla Müslim'in, Ebu Davud'un ve Tirmizi'nin, Ebu Burde b. Ebu Musa yoluyla Ali'den şöyle dediğine dair nakletlikleri rivayete işaret ediyor gibidir: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana yüzüğümü şu parmakta ve şu paı:'makta takmamı yasakladı."

Bununla orta ve şehadet parmaklarını kastediyordu. "Kimse o şekilde nakış yapmasin." Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in, başkasına kendisinin nakşettiği şekilde yüzüğüne nakış yaptırmasını yasaklayışı, o mühür yüzükte adının ve niteliğinin bulunması sebebi iledir. Ayrıca o bunu onunla mühür bassın ve böylece ona ait ve onu başkasından ayırt eden bir alamet olsun diye yaptırmıştır.

Başkasının onun nakşettirdiğinin bir benzerini nakşettirmesi caiz olsaydı, o takdirde bu maksat gerçekleştirilemezdi

5875Anas ibn MalikSahih

حَدَّثَنَا آدَمُ بْنُ أَبِي إِيَاسٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ رضى الله عنه

قَالَ لَمَّا أَرَادَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: أَنْ يَكْتُبَ إِلَى الرُّومِ قِيلَ لَهُ إِنَّهُمْ لَنْ يَقْرَءُوا كِتَابَكَ إِذَا لَمْ يَكُنْ مَخْتُومًا. فَاتَّخَذَ خَاتَمًا مِنْ فِضَّةٍ، وَنَقْشُهُ مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللَّهِ. فَكَأَنَّمَا أَنْظُرُ إِلَى بَيَاضِهِ فِي يَدِهِ

When the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) intended to write to the Byzantines, it was said to him, “Those people do not read your letter unless it is stamped.” So the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) took a silver ring and got ‘Muhammad, the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam)’ engraved on it… as if I am now looking at its glitter in his hand.

আনাস (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেনঃ নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম যখন রোম সম্রাটের নিকট পত্র লিখতে মনস্থ করেন, তখন তাঁকে বলা হল, আপনার পত্র যদি মোহরাঙ্কিত না হয়, তবে তারা তা পাঠ করে না। এরপর তিনি রৌপ্যের একটি আংটি বানান এবং তাতে محَمَّدٌ رَسُوْل اللهِ খোদাই করা ছিল। [আনাস বলেন] আমি যেন (এখনও) তাঁর হাতে সে আংটির শুভ্রতা প্রত্যক্ষ করছি। [৬৫]

ہم سے آدم بن ابی ایاس نے بیان کیا، کہا ہم سے شعبہ نے بیان کیا، ان سے قتادہ نے اور ان سے انس بن مالک رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ جب نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے روم ( کے بادشاہ کو ) خط لکھانا چاہا تو آپ سے کہا گیا کہ اگر آپ کے خط پر مہر نہ ہوئی تو وہ خط نہیں پڑھتے۔

چنانچہ آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے چاندی کی ایک انگوٹھی بنوائی اس پر لفظ «محمد رسول الله» کندہ کرایا۔ جیسے نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کے ہاتھ میں اس کی سفیدی اب بھی میں دیکھ رہا ہوں۔

Telah menceritakan kepada kami [Adam bin Abu Iyas] telah menceritakan kepada kami [Syu'bah] dari [Qatadah] dari [Anas bin Malik] radliallahu 'anhu dia berkata; "Ketika Nabi shallallahu 'alaihi wasallam hendak menulis surat ke raja Romawi, maka diberitahukan kepada beliau; 'Sesungguhnya mereka tidak akan mau membaca surat anda karena tidak ada stempel.'

Setelah itu beliau membuat cincin (stempel) yang terbuat dari perak dan mengukirnya dengan tulisan 'Muhammad Rasulullah' seakan-akan saya melihat putihnya (cahaya) dari tangan beliau

Enes b. Malik r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Bizanslılara mektup yazmak isteyince ona: Eğer yazdığın mektup mühürlü olmazsa onlar senin mektubunu okumayacaklardır, denilmesi üzerine gümüşten bir mühür yüzük edindi. Onun nakşı: "Muhammedu'r-Rasulullah" idi. Onun elinde o mührün beyazlığını hala görüyor gibiyim."

Fethu'l-Bari Açıklaması: Ahmed, Ebu Davud ve Nesai'nin, Ebu Reyhane'nin: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir idari makam sahibi kimse dışında mühür yüzük giymeyi nehyetti" dediğine dair rivayet ettikleri hadisi Tahavi de naklpttikten sonra şunları söylemektedir: Bazı kimseler idari bir makam sahibi kimse dışında mühür yüzük giymenin mekruh olduğu kanaatindedir.

Diğer bazıları ise onlara muhalefet ederek bunu mubah kabul ederler. Bunların delillerinden birisi de daha önce geçen Enes'in rivayet ettiği "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem mühür yüzüğünü atın ca sair insanlar da yüzüklerini attılar" hadisidir. Bu hadis şuna delildir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem döneminde idari makam sahibi olmayan kimseler de yüzük kullanıyorlardı.

Eğer: O neshedilmiştir denilecek olursa, biz de: Yüzüktakmak hususunda neshedilen bölüm, altın yüzük takmaktan ibarettir, deriz. Derim ki: Ya da üzerinde daha önce açıklandığı üzere Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in mühür yüzüğündeki nakış gibi nakış bulunan yüzük takmaktır. Bundan sonra Tahavı idari makam sahibi olmayıp, yüzük giyen ashab ve tabiınden bir topluluğun isimlerini zikretmektedir.(Tahavi'den alıntı burada bitti. ) Ancak Ebu Reyhane yolu ile nakledilen hadise dair herhangi bir cevap vermemektedir.

Görüldüğü kadarıyla idari makam sahibi olmayan kimselerin mühür yüzük giyinmeleri evla olanın hilafınadır. Çünkü bu bir tür süslenmektir. Erkeklere yakışan ise bunun aksidir. Bu durumda bunun caiz oluşuna delalet eden deliller aynı zamanda bu husustaki nehyi, haramlık ifadesinden uzaklaştıran deliller olur. Hadisin bazı rivayet yollarında süslenmeyi ve yüzük takın mayı nehyeden lafızlar gelmiştir.

Burada sultan (idari görevlden maksat en büyük sultan (halife ve bu gibi) değil de bir şeyleri mühürlemesi gereken otorite sahibi kimseler olur. Özellikle de hatem (denilen mühür yüzük) ile kastedilen, kendisi ile mühür vurulan şeydir. Böyle bir görevi olmayan kimsenin bu durumda yüzük giymesinin bir anlamı olmaz. Kendisi ile mühür vurulmayan hatemi (yüzüğü) gümüşten olmakla bir:likte zınet (süslenmek) için giyinen kimse ise nehyin kapsamına girmez. İşte böyle bir yüzüğü takınan kimselerin hali buna göre açıklanır

5876Abdullah ibn UmarSahih

حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا جُوَيْرِيَةُ، عَنْ نَافِعٍ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ، حَدَّثَهُ

أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ اصْطَنَعَ خَاتَمًا مِنْ ذَهَبٍ، جَعَلَ فَصَّهُ فِي بَطْنِ كَفِّهِ إِذَا لَبِسَهُ، فَاصْطَنَعَ النَّاسُ خَوَاتِيمَ مِنْ ذَهَبٍ، فَرَقِيَ الْمِنْبَرَ، فَحَمِدَ اللَّهَ وَأَثْنَى عَلَيْهِ فَقَالَ: «إِنِّي كُنْتُ اصْطَنَعْتُهُ، وَإِنِّي لَا أَلْبَسُهُ». فَنَبَذَهُ فَنَبَذَ النَّاسُ. قَالَ جُوَيْرِيَةُ وَلَا أَحْسِبُهُ إِلاَّ قَالَ فِي يَدِهِ الْيُمْنَى

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) had a golden ring made for himself, and when he wore it. he used to turn its stone toward the palm of his! hand. So the people too had gold made for themselves. The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) then ascended the pulpit, and after glorifying and praising Allah, he said, “I had it made for me, but now I will never wear it again.”

He threw it away, and then the people threw away their rings too. (Juwairiya, a subnarrator, said: I think Anas said that the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) was wearing the ring in his right hand.)

‘আবদুল্লাহ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেনঃ নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম স্বর্ণের একটি আংটি তৈরী করেন। যখন তিনি তা পরিধান করতেন, তখন তার নাগিনা হাতের তালুর দিকে রাখতেন। লোকেরাও স্বর্ণের আংটি তৈরী শুরু করল। এরপর তিনি মিম্বরে আরোহণ করেন।

আল্লাহর প্রশংসা ও গুণাবলী প্রকাশ করার পর বলেনঃ আমি এ আংটি তৈরী করেছিলাম। কিন্তু তা আর পরিধান করব না। এরপর তিনি তা ছুঁড়ে ফেলেন। লোকেরাও (তাদের আংটি) ছুঁড়ে ফেলল।

[৫৮৬৫] জুওয়ায়রিয়াহ (রহ.) বলেনঃ ‘আমার ধারণা যে, বর্ণনাকারী (নাফি‘) এ কথাও বলেছেন যে, আংটিটি তাঁর ডান হাতে ছিল। আধুনিক প্রকাশনী- ৫৪৪৯, ইসলামিক ফাউন্ডেশন

ہم سے موسیٰ بن اسماعیل نے بیان کیا، کہا ہم سے جویریہ نے بیان کیا، ان سے نافع نے اور ان سے عبداللہ بن عمر رضی اللہ عنہما نے بیان کیا کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے پہلے ایک سونے کی انگوٹھی بنوائی اور پہننے میں آپ اس کا رنگ اندر کی طرف رکھتے تھے۔

آپ کی دیکھا دیکھی لوگوں نے بھی سونے کی انگوٹھیاں بنا لیں تو نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم منبر پر تشریف لائے اور اللہ کی حمد و ثنا کی اور فرمایا میں نے بھی سونے کی انگوٹھی بنوائی تھی۔ ( حرمت نازل ہونے کے بعد ) آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ اب میں اسے نہیں پہنوں گا۔

پھر آپ نے وہ انگوٹھی پھینک دی اور لوگوں نے بھی اپنی سونے کی انگوٹھیوں کو پھینک دیا۔ جویریہ نے بیان کیا کہ مجھے یہی یاد ہے کہ نافع نے ”داہنے ہاتھ میں“ بیان کیا۔

Telah menceritakan kepada kami [Musa bin Isma'il] telah menceritakan kepada kami [Juwairiyah] dari [Nafi'] bahwa [Abdullah] pernah menceritakan kepadanya bahwa Nabi shallallahu 'alaihi wasallam pernah membuat cincin dari emas, dan menghadapkan mata cincinnya ke telapak tangan beliau apabila beliau mengenakannya, maka orang-orang pun ramai membuat cincin dari emas, lalu beliau naik mimbar, setelah memuji Allah dan menyanjung-Nya beliau bersabda: "Sesungguhnya saya telah membuat cincin dari emas, dan sungguh saat ini saya tidak akan mengenakannya."

Maka orang-orang pun membuang cincin mereka. Juwairiyah mengatakan; 'Aku tidak mengira lagi kecuali Nafi' mengatakan; 'Beliau mengenakannya di tangan kanan beliau

Cuveyriye'den, onun Nafi'den rivayetine göre, "Abdullah, Nafi'e şu hadisi nakletmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem altından bir yüzük yaptırdı ve o yüzüğü giydiği vakit kaşını elinin iç tarafına getiriyordu. Sair insanlar da altından yüzükler yaptırdılar. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem minbere çıkıp Allah'a hamd u senada bulunduktan sonra: Ben onu yaptırmıştım.

Artık ben onu giymeyeceğim deyip yüzüğü attı, insanlar da (yüzüklerini) attılar." Cuveyriye dedi ki: "Onun (Nafi'in), yüzüğü sağ eline takmıştı" sözünden başka bir şey söylediğini zannetmiyorum.

Fethu'l-Bari Açıklaması: "Cuveyriye dedi ki: Ben (Nafilin) sağ eline taktı, sözünden başkasını söylediğini zannetmiyorum." İbn Ebi Hatim dedi ki: Ben Ebu Zür'a'ya bu husustaki hadisler arasında var olan ihtilafı sordum. O bana: Ne bu sabittir, ne de öteki.

Fakat sağ eline taktığına dair rivayetler daha çoktur, dedi. Daha önce de Buhari'nin: "Abdullah b. Cafer'in rivayet ettiği hadis bu hususta varid olmuş rivayetlerin en sahihidir" şeklindeki sözleri de geçmiş bulunmaktadır. Bunda da yüzüğünü sağ eline taktı ğı açıkça ifade edilmiş bulunmaktadır. Bu meselede Şafiı alimleri arasında görüş ayrılığı vardır.

Daha sahih olan, sağ ele konulduğudur. Derim ki: Ben gördüğüm kadarıyla bu, maksadın farklılığına göre değişiklik arz eden bir durumdur. Eğer yüzük takınmaktan maksat, süslenmek ise sağa takılması daha faziletlidir. Eğer onunla mühürlemek için ise sol ele takmak daha uygundur. Çünkü yüzüğünü oraya emanet olarak bırakmış gibi olur.

Sağ eliyle de o yüzüğü oradan alır. Yüzüğü sol eline bırakması da böyledir. Ama mutlak olarak yüzük takmanın sağ elde olması daha çok tercih edilir. Çünkü sol el istincada kullanılır. Bu durumda yüzük sağ elde bulunuyor ise ona necasetin bulaşması önlenmiş olur. İşaret ettiğim sağ elle almak sebebi ile de mühür olarak kullanılan yüzüğün sol elde bulunması ağırlık kazanır.

Bir kesim ise her iki hususun da birbirine eşit olduğu kanaatine meyletmiş ve böylelikle bu husustaki hadisler arasında görülen ihtilafı da telif etmiş olmaktadırlar. Nitekim Ebu Davud da "sağ ve sol elde mühür yüzük takmak" başlığı ile buna işaret etmiş bulunmaktadır

5877Anas ibn MalikSahih

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ صُهَيْبٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ رضى الله عنه

أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ اتَّخَذَ خَاتَمًا مِنْ فِضَّةٍ، وَنَقَشَ فِيهِ، مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللَّهِ. وَقَالَ: «إِنِّي اتَّخَذْتُ خَاتَمًا مِنْ وَرِقٍ، وَنَقَشْتُ فِيهِ، مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللَّهِ. فَلَا يَنْقُشَنَّ أَحَدٌ عَلَى نَقْشِهِ»

The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) took a silver ring and had ‘Muhammad, the Messenger’ of Allah engraved on it. The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) then said (to us), ‘I have a silver ring with ‘Muhammad, the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) engraved on it, so none of you should have the same engraving on his ring.’’

আনাস ইবনু মালিক (রাঃ) হতে বর্ণিত। রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম রৌপ্যের একটি আংটি তৈরী করেন। তাতে محَمَّدٌ رَسُوْل اللهِ এর নকশা অঙ্কন করেন। এরপর তিনি বলেনঃ আমি একটি রৌপ্যের আংটি বানিয়েছি এবং তাতে محَمَّدٌ رَسُوْل اللهِ এর নকশা অঙ্কন করেছি। সুতরাং কেউ যেন তার আংটিতে এ নকশা অঙ্কণ না করে। [৬৫]

ہم سے مسدد نے بیان کیا، انہوں نے کہا ہم سے حماد بن زید نے بیان کیا، ان سے عبدالعزیز بن صہیب نے اور ان سے انس بن مالک رضی اللہ عنہ نے کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے چاندی کی ایک انگوٹھی بنوائی اور اس میں یہ نقش کھدوایا «محمد رسول الله» اور لوگوں سے کہہ دیا کہ میں نے چاندی کی ایک انگوٹھی بنوا کر اس پر «محمد رسول الله» نقش کروایا ہے۔ اس لیے اب کوئی شخص یہ نقش اپنی انگوٹھی پر نہ کھدوائے۔

Telah menceritakan kepada kami [Musaddad] Telah menceritakan kepada kami [Hammad] dari [Abdul Aziz bin Shuhaib] dari [Anas bin Malik] radliallahu 'anhu bahwa Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam pernah membuat cincin dari perak dan mengukirnya dengan tulisan "Muhammad Rasulullah" kemudian beliau bersabda: "Sesungguhnya saya telah membuat cincin dari perak dan telah kuukir dengan tulisan 'Muhammad Rasulullah' maka janganlah kalian mengukir dengan ukiran seperti itu

Enes b. Malik r.a.'dan rivayete göre, "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem gümüşten biryüzük edindi, üzerine: "Muhammedun Rasulullah" d:ye nakşettirdi ve: Ben gümüşten bir mühür yüzük edinip ona: Muhammedun Rasulullah'ı nakşettirdim.

Hiç kimse onun nakşı gibi nakış yaptırmasın, buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: İbn Ebi Şeybe, el-Musannef adlı eserinde İbn Ömer'den onun mühür yüzüğü üzerine Abdullah b. Ömer ibaresini nakşettirdiğini rivayet etmektedir. Aynı şekilde Salim'den, o Abdullah b. Ömer'den, Abdullah b. Ömer'in, kendi adını mühür yüzüğü üzerine nakşettirdiğini de rivayet etmiştir.

el-Kasım b. Muhammed de böyle ... İbn Battal dedi ki: Malik şöyle derdi: Halifelerin ve kadıların mühür yüzüklerine' isimlerini nakşettirmeleri, onların şanındandır. İbn Ebi Şeybe de Huzeyfe ve Ebu Ubeyde'den her birisinin mühür yüzüklerinin nakşının "elhamdulillah" olduğunu, Alilden ise "Allahull-Melik: Mutlak malik olan, Allah'tır" ibaresini nakşettirdiğini, İbrahim en-Nehai'nin: "Billahi"yi nakşettirdiğini, Mesruk'tan: "Bismillahi" ibaresini nakşettirdiğini, Ebu Cafer el-Bakır'dan "el-Izzetu lillah"ı, el-Hasen ve el-Huseyn'den: "Mühür yüzük üzerinde Allah'ın zikrini ihtiva eden lafızları nakşettirmekte bir beis olmadığını' belirttiklerini rivayet etmektedir.

Nevevi der ki: Bu, cumhUrun da görüşüdür. İbn Sırın ile bazı ilim ehlinden ise bunu mekruh gördükleri nakledilmiş bulunmaktadır. --Nevevi'den alıntı burada bitti.-- İbn Ebi Şeybe de sahih bir sened ile İbn Sırın'den kişinin kendi mührü üzerinde "hasbiyallah: Allah bana yeter" ve buna benzer ibareleri yazdırmasında bir sakınca görmediklerini rivayet etmiştir.

İşte bu, İbn Sırın'in bunu mekruh gördüğü görüşünün ondan sağlam olarak sabit olmadığını göstermektedir. Bununla birlikte her ikisini şöylece telif etmek mümkündür: Cünup ve ay hali olan kimselerin taşıyacaklarından korkulması ve mührün bulunduğu el ile istinca yapma ihtimalinin bulunması halinde mekruhluk söz konusudur. Böyle bir şeyden emin olunması halinde ise caizdir.

Bu durumda mekruhluk böyle bir yazı yazdırmaktan dolayı değil, bu zikir ifade eden yazının bu gibi şeylere maruz kalması cihetinden söz konusu olur. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır

5878Abu Bakr Bathah Fi al-Hajjah at-TiSahih

حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الأَنْصَارِيُّ، قَالَ: حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ ثُمَامَةَ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ أَبَا بَكْرٍ رضى الله عنه

لَمَّا اسْتُخْلِفَ كَتَبَ لَهُ، وَكَانَ نَقْشُ الْخَاتَمِ ثَلَاثَةَ أَسْطُرٍ. مُحَمَّدٌ سَطْرٌ، وَرَسُولُ سَطْرٌ، وَاللَّهِ سَطْرٌ

That when Abu Bakr became the Caliph, he wrote a letter to him (and stamped it with the Prophet’s ring) and the engraving of the ring was in three lines: Muhammad in one line, ‘Messenger’ in another line, and ‘Allah’ in a third line.

আনাস (রাঃ) হতে বর্ণিত। আবূ বাকর (রাঃ) যখন খলীফা নির্বাচিত হন, তখন তিনি তাঁর [আনাস (রাঃ)-এর] কাছে (যাকাতের পরিমাণ সম্পর্কে) একটি পত্র লেখেন। আংটিটির নকশা তিন লাইনে ছিল। এক লাইনে ছিল مُحَمَّدُ এক লাইনে ছিল, رَسُوْل আর এক লাইনে ছিল اللهِ। [১৪৪৮] আধুনিক প্রকাশনী- ৫৪৫১, ইসলামিক ফাউন্ডেশন

مجھ سے عبداللہ انصاری نے بیان کیا، کہا کہ مجھ سے میرے والد عبداللہ بن مثنیٰ نے بیان کیا، ان سے ثمامہ بن عبداللہ بن انس نے اور ان سے انس رضی اللہ عنہ نے کہ ابوبکر رضی اللہ عنہ جب خلیفہ ہوئے تو انہوں نے مجھ کو زکوٰۃ کے مسائل لکھوا دیئے اور انگوٹھی ( مہر ) کا نقش تین سطروں میں تھا ایک سطر میں ”محمد“ دوسری سطر میں ”رسول“ اور تیسری سطر میں ”اللہ“۔

Enes'ten rivayete göre, "Ebu Bekir r.a., halife seçilince kendisine bir mektup yazdı. Mühürün nakşı üç satır halinde idi: "Muhammed" bir satır, "Rasul" bir satır ve "Allah" bir satır idL

5879Anas ibn MalikSahih

وَزَادَنِي أَحْمَدُ حَدَّثَنَا الأَنْصَارِيُّ، قَالَ: حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ ثُمَامَةَ، عَنْ أَنَسٍ

قَالَ كَانَ خَاتَمُ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي يَدِهِ، وَفِي يَدِ أَبِي بَكْرٍ بَعْدَهُ، وَفِي يَدِ عُمَرَ بَعْدَ أَبِي بَكْرٍ، فَلَمَّا كَانَ عُثْمَانُ جَلَسَ عَلَى بِئْرِ أَرِيسَ قَالَ فَأَخْرَجَ الْخَاتَمَ، فَجَعَلَ يَعْبَثُ بِهِ فَسَقَطَ قَالَ فَاخْتَلَفْنَا ثَلَاثَةَ أَيَّامٍ مَعَ عُثْمَانَ فَنَنْزَحُ الْبِئْرَ فَلَمْ نَجِدْهُ

Anas added: The ring of the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) was in his hand, and after him, in Abu Bakr’s hand, and then in Umar’s hand after Abu Bakr. When Uthman was the Caliph, once he was sitting at the well of Aris. He removed the ring from his hand and while he was trifling with it, dropped into the well. We kept on going to the well with Uthman for three days looking for the ring, and finally the well was drained, but the ring was not found.

আবূ ‘আবদুল্লাহ (ইমাম বুখারী) বলেনঃ আহমাদের সূত্রে আনাস থেকে এ কথা অতিরিক্ত বর্ণিত আছে। তিনি বলেনঃ নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর আংটি (তাঁর জীবদ্দশায়) তাঁর হাতেই ছিল। তাঁর (মৃত্যুর) পরে তা আবূ বাকর (রাঃ)-এর হাতে থাকে। আবূ বাকর (রাঃ)-এর (ইন্তিকালের) পরে তা ‘উমার (রাঃ)-এর হাতে থাকে। যখন ‘উসমান (রাঃ)-এর কাল আসল, তখন (একবার) তিনি ঐ আংটি হাতে নিয়ে ‘আরীস’ নামক কূপের উপর বসেন।

আংটিটি বের করে নাড়াচাড়া করছিলেন। হঠাৎ তা (কূপের মধ্যে) পড়ে যায়। আনাস (রাঃ) বলেন, আমরা তিনদিন যাবৎ ‘উসমান (রাঃ)-এর সাথে তালাশ করলাম, কূপের পানি ফেলে দেয়া হলো, কিন্তু আংটিটি আর পেলাম না।

امام بخاری رحمہ اللہ نے کہا کہ مجھ سے امام احمد بن حنبل نے اتنا اور روایت کیا، کہا مجھ سے محمد بن عبداللہ انصاری نے، کہا کہ مجھ سے میرے والد نے، ان سے ثمامہ بن عبداللہ نے اور ان سے انس رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کی انگوٹھی وفات تک آپ کے ہاتھ میں رہی۔

آپ کے بعد ابوبکر رضی اللہ عنہ کے ہاتھ میں اور ابوبکر رضی اللہ عنہ کے بعد عمر رضی اللہ عنہ کے ہاتھ میں رہی پھر جب عثمان رضی اللہ عنہ کی خلافت کا زمانہ آیا تو وہ اریس کے کنویں پر ایک مرتبہ بیٹھے، بیان کیا کہ پھر انگوٹھی نکالی اور اسے الٹنے پلٹنے لگے کہ اتنے میں وہ ( کنویں میں ) گر گئی۔

انس رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ پھر عثمان رضی اللہ عنہ کے ساتھ ہم تین دن تک اسے ڈھونڈتے رہے اور کنویں کا سارا پانی بھی کھینچ ڈالا لیکن وہ انگوٹھی نہیں ملی۔

Telah menceritakan kepadaku [Muhammad bin Abdullah Al Anshari] dia berkata; telah menceritakan kepadaku [Ayahku] dari [Tsumamah] dari [Anas] bahwa ketika Abu Bakr diangkat menjadi Khalifah dia menulis surat kepadanya (tentang zakat) sedangkan ukiran pada cincin tersebut terdapat tiga baris, baris pertama bertuliskan Muhammad, baris kedua bertuliskan Rasul dan dibaris ketiga bertuliskan Allah,

" Abu Abdullah mengatakan; "Sedangkan [Ahmad] menambahkan kepadaku telah menceritakan kepada kami [Al Anshari] dia berkata; telah menceritakan kepadaku [Ayahku] dari [Tsumamah] dari [Anas] dia berkata; "Cincin Nabi shallallahu 'alaihi wasallam berada di tangan beliau, lalu di tangan Abu Bakr, lalu di tangan Umar, ketika berada di tangan Utsman, dia duduk-duduk di dekat sumur Aris (Anas) melanjutkan; 'Lalu dia mengeluarkan cincin tersebut (dari tangannya) dan mempermainkannya, tiba-tiba cincin tersebut terjatuh ke dalam sumur, lalu kami berusaha mencarinya bersama Utsman selama tiga hari, dengan mengeluarkan air sumur tersebut sedikit demi sedikit, namun tidak juga menemukannya

Enes r.a.'den, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in mühür yüzüğü kendi elinde idi. Ondan sonra Ebu Bekir'in elinde, Ebu Bekir'den sonra Ömer'in elinde idi. Osman halifeliğe getirildikten sonra bir sefer Eris kuyusunun başında oturdu.

(Enes) dedi ki: Osman mühür yüzüğü çıkartıp onunla oynamaya koyuldu ve yüzük düştü. (Enes) dedi ki: Üç gün Osman ile birlikte gittik ve kuyunun suyunu çektik. Ama yüzüğü bulamadık." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Ebu Bekir r.a. halife seçilince kendisine bir mektup yazdı." Enes kendisine yazdığı mektubu söz konusu etmemektedir. Dahaönce bu mektuba Zekat bölümünde işaret edilmiş ve ona zekatın miktarlarına dair mektup yazdığı belirtilmiş idi.

"Üç gün Osman ile beraber gidip geldik. Kuyunun suyunu çektik. Fakat yüzüğü bulamadık." Yani onunla beraber gidip geldik, kuyuya inip çıktık. Hadisten anlaşıldığına göre bereket ve uğurlarından yararlanmak üzere salihlerin eserlerini kullanmak ve onların giydiklerini giyinmek uygundur

5880Ibn AbbasSahih

حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنَا الْحَسَنُ بْنُ مُسْلِمٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ رضى الله عنهما شَهِدْتُ الْعِيدَ مَعَ

النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَصَلَّى قَبْلَ الْخُطْبَةِ. وَزَادَ ابْنُ وَهْبٍ عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ فَأَتَى النِّسَاءَ فَجَعَلْنَ يُلْقِينَ الْفَتَخَ وَالْخَوَاتِيمَ فِي ثَوْبِ بِلَالٍ

I offered the Id prayer with the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) and he offered prayer before the Khutba (sermon). Ibn Abbas added: After the prayer the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) came towards (the rows of) the women and ordered them to give alms, and the women started putting their big and small rings in the garment of Bilal.

ইবনু ‘আব্বাস হতে বর্ণিত। তিনি বলেনঃ আমি নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম -এর সঙ্গে এক ঈদে হাজির ছিলাম। তিনি খুতবার আগেই সালাত আদায় করলেন। আবূ ‘আবদুল্লাহ (ইমাম বুখারী) বলেনঃ ইবনু ওয়াহ্ব, ইবনু জুরায়জ থেকে এতটুকু অধিক বর্ণনা করেছেন যে, এরপর তিনি স্ত্রীলোকেদের নিকট আসেন। তাঁরা (সদাকাহ হিসেবে) বিলাল -এর কাপড়ে মালা ও আংটি ফেলতে লাগল।

ہم سے ابوعاصم نبیل نے بیان کیا، انہوں نے کہا ہم کو ابن جریج نے خبر دی، انہوں نے کہا ہم کو حسن بن مسلم نے خبر دی، انہیں طاؤس نے اور انہیں ابن عباس رضی اللہ عنہما نے کہ میں عیدالفطر کی نماز میں رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم کے ساتھ موجود تھا۔ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے خطبہ سے پہلے نماز پڑھائی اور ابن وہب نے جریج سے یہ لفظ بڑھائے کہ پھر نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم عورتوں کے مجمع کی طرف گئے ( اور صدقہ کی ترغیب دلائی ) تو عورتیں بلال رضی اللہ عنہ کے کپڑے میں چھلے دار انگوٹھیاں ڈالنے لگیں۔

Telah menceritakan kepada kami [Abu 'Ashim] telah mengabarkan kepada kami [Ibnu Juraij] telah mengabarkan kepada kami [Al Hasan bin Muslim] dari [Thawus] dari [Ibnu Abbas] radliallahu 'anhuma; "Saya pernah mengikuti shalat Ied bersama Nabi shallallahu 'alaihi wasallam, beliau mengerjakan shalat sebelum berkhutbah."

Abu Abdullah berkata; [Ibnu Wahb] menambahkan dari [Ibnu Juraij]; 'Kemudian beliau menemui para wanita, lantas para wanita segera melempar cincin mereka baik yang kecil maupun yang besar ke kainnya Bilal

İbn Abbas r.a.'dan rivayete göre, o şöyle demiştir: "Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte bayram (namazın)da bulundum. Hutbeden önce namazı kıldırdı." Ebu Abdullah (Buhari) dedi ki: İbn Vehb, İbn Cüreyc'den şu fazlalığı eklemektedir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem hanımların bulunduğu tarafa gitti.

Onlara sadaka vermelerini emir buyurdu. Onlar da büyükçe halkaları (el-fetah) ve yüzükleri Bilal'in elbisesine atmaya koyuldular." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Kadınların yüzük takmalar!."

İbn Battal dedi ki: Kadınların yüzük takıp süslenmeleri, mubah kılınmıştır. "Kadınların bulunduğu yere gitti, onlar da el-fetah (denilen büyükçe yüzükleri) ve yüzükleri. .. atmaya koyuldular." el-Fetah, "fetha"nın çoğuludur ki bunlar da büyük yüzükler demektir. Nitekim bu husus -buna dair bir açıklama ile birlikte- 'Ideyn (iki bayram) bölümünde (779.hadiste) Abdurrezzak'ın bir açıklaması olarak kaydedilmiş bulunmaktadır

5881Ibn AbbasSahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَرْعَرَةَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ ثَابِتٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ رضى الله عنهما

قَالَ خَرَجَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَوْمَ عِيدٍ فَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ، لَمْ يُصَلِّ قَبْلُ وَلَا بَعْدُ، ثُمَّ أَتَى النِّسَاءَ فَأَمَرَهُنَّ بِالصَّدَقَةِ، فَجَعَلَتِ الْمَرْأَةُ تَصَدَّقُ بِخُرْصِهَا وَسِخَابِهَا

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) came out on the day of Id and offered a two-rakat prayer, and he did not pray any raka before it, nor after it. Then he went towards the women and ordered them to give alms. The women started donating their earring and necklaces.

ইবনু ‘আব্বাস (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেনঃ নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম ঈদের দিনে বের হলেন এবং (ঈদের) দু’রাকআত সালাত আদায় করলেন। তার পূর্বে এবং পরে আর কোন নফল সালাত আদায় করেননি। তারপর তিনি মহিলাদের নিকট আসেন এবং তাদের সদাকাহ করার জন্যে নির্দেশ দেন। মহিলারা তাদের হার ও মালা সদাকাহ করতে থাকল। [৯৮]

ہم سے محمد بن عرعرہ نے بیان کیا، کہا ہم سے شعبہ نے بیان کیا، ان سے عدی بن ثابت نے، ان سے سعید بن جبیر نے اور ان سے ابن عباس رضی اللہ عنہما نے بیان کیا کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم عیدالفطر کے دن ( آبادی سے باہر ) گئے اور دو رکعت نماز پڑھائی آپ نے اس سے پہلے اور اس کے بعد کوئی دوسری نفل نماز نہیں پڑھی پھر آپ عورتوں کے مجمع کی طرف آئے اور انہیں صدقہ کا حکم فرمایا۔ چنانچہ عورتیں اپنی بالیاں اور خوشبو اور مشک کے ہار صدقہ میں دینے لگیں۔

Telah menceritakan kepada kami [Muhammad bin 'Ar'arah] telah menceritakan kepada kami [Syu'bah] dari ['Adi bin Tsabit] dari [Sa'id bin Jubair] dari [Ibnu Abbas] radliallahu 'anhuma dia berkata; "Nabi shallallahu 'alaihi wasallam keluar untuk mengerjakn shalat Ied, kemudian beliau shalat dua raka'at, tidak shalat baik sebelum dan sesudahnya, setelah itu beliau mendatangi para wanita dan memerintahkan mereka untuk bersedekah, hingga para wanita ramai-ramai menyedekahkan anting dan kalung mereka

İbn Abbas r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir bayram günü çıktı ve iki rekat namaz kıl(dır)dı. Ondan önce de, sonrada ayrıca namaz kılmadı. Sonra kadınların bulunduğu tarafa gitti, onlara sadaka vermelerini emir buyurdu. Bunun üzerine kadınlar küpelerini ve sihab denilen gerdanlıklarını sadaka olarak bağışlamaya koyuldular." Buna dair açıklamalar 'Ideyn (iki bayram) bölümünün "bayramdan sonra hutbe" başlığında geçmiş bulunmaktadır

5882Aishah bint Abi BakrSahih

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ رضى الله عنها

قَالَتْ هَلَكَتْ قِلَادَةٌ لأَسْمَاءَ، فَبَعَثَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي طَلَبِهَا رِجَالاً، فَحَضَرَتِ الصَّلَاةُ وَلَيْسُوا عَلَى وُضُوءٍ وَلَمْ يَجِدُوا مَاءً، فَصَلَّوْا وَهُمْ عَلَى غَيْرِ وُضُوءٍ، فَذَكَرُوا ذَلِكَ لِلنَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَأَنْزَلَ اللَّهُ آيَةَ التَّيَمُّمِ. زَادَ ابْنُ نُمَيْرٍ عَنْ هِشَامٍ عَنْ أَبِيهِ عَنْ عَائِشَةَ اسْتَعَارَتْ مِنْ أَسْمَاءَ

A necklace belonging to Asma was lost, and the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) sent men in its search. The time for the prayer became due and they were without ablution and they could not find water; therefore they prayed without ablution, They mentioned that to the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam). Then Allah revealed the Verse of Tayammum. (Aishah added: that she had borrowed (the necklace) from Asma).

‘আয়িশাহ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, (একবার কোন এক সফরে) আসমার একটি হার (আমার নিকট থেকে) হারিয়ে যায়। নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম কয়েকজন পুরুষ লোককে তার খোঁজে পাঠান। এমন সময় সালাতের সময় উপস্থিত হয়। তাদের কারও অযু ছিল না এবং তারা পানিও পেল না। কাজেই অযু ছাড়াই তাঁরা সালাত আদায় করে নিলেন। (ফিরে এসে) তাঁরা নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর নিকট বিষয়টি উল্লেখ করলেন।

তখন আল্লাহ তা‘আলা তায়াম্মুমের আয়াত অবতীর্ণ করলেন। [৩৩৪] ইবনু নুমায়র হিশামের সূত্রে এ কথা অতিরিক্ত বর্ণনা করেছেন যে, ঐ হার ‘আয়িশাহ আসমা থেকে ধার নিয়েছিলেন।

ہم سے اسحاق بن ابراہیم نے بیان کیا، کہا ہم سے عبدہ بن سلیمان نے بیان کیا، کہا ہم سے ہشام بن عروہ نے، ان سے ان کے والد نے اور ان سے عائشہ رضی اللہ عنہا نے بیان کیا کہ اسماء رضی اللہ عنہا کا ہار ( جو ام المؤمنین عائشہ رضی اللہ عنہا نے عاریت پر لیا تھا ) گم ہو گیا تو نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے اسے تلاش کرنے کے لیے چند صحابہ کو بھیجا اسی دوران میں نماز کا وقت ہو گیا اور لوگ بلا وضو ( وضو کے بغیر ) تھے چونکہ پانی بھی موجود نہیں تھا،

اس لیے سب نے بلا وضو نماز پڑھی پھر نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم سے اس کا ذکر کیا تو تیمم کی آیت نازل ہوئی۔ ابن نمیر نے یہ اضافہ کیا، ان سے ہشام نے، ان سے ان کے والد نے اور ان سے عائشہ رضی اللہ عنہا نے کہ وہ ہار انہوں نے اسماء سے عاریتاً لیا تھا۔

Telah menceritakan kepada kami [Ishaq bin Ibrahim] telah menceritakan kepada kami ['Abdah] telah menceritakan kepada kami [Hisyam bin Urwah] dari [Ayahnya] dari [Aisyah] radliallahu 'anha dia berkata; "Kalung Asma` pernah hilang, lalu Nabi shallallahu 'alaihi wasallam mengutus beberapa orang laki-laki untuk mencarinya, sementara waktu shalat telah tiba sedangkan mereka tidak ada yang membawa air untuk berwudlu', lantas mereka mengerjakan shalat tanpa berwudlu', setelah itu mereka memberitahukan peristiwa tersebut kepada Nabi shallallahu 'alaihi wasallam, maka Allah menurunkan ayat tayammum."

[Ibnu Numair] menambahkan dari [Hisyam] dari [Ayahnya] dari [Aisyah] bahwa dialah yang meminjam kalungnya Asma

Aişe r.a.a'dan, dedi ki: "(Bir seferde) Esma'ya ait bir gerdanıık kaybolmuştu. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onu aramak üzere bazı adamlar göndermişti. Namaz vakti geldiği halde abdest alacak suları yoktu ve su da bulamıyorlardı. Bu sebeple abdestsiz oldükları halde namaz kıldılar. Bunu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e söyleyince, Allah da teyemmüm ayetini indirdi

5883Adi ibn ThabitSahih

حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مِنْهَالٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ: أَخْبَرَنِي عَدِيٌّ

قَالَ: سَمِعْتُ سَعِيدًا، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ رضى الله عنهما أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ صَلَّى يَوْمَ الْعِيدِ رَكْعَتَيْنِ، لَمْ يُصَلِّ قَبْلَهَا وَلَا بَعْدَهَا ثُمَّ أَتَى النِّسَاءَ وَمَعَهُ بِلَالٌ فَأَمَرَهُنَّ بِالصَّدَقَةِ، فَجَعَلَتِ الْمَرْأَةُ تُلْقِي قُرْطَهَا

“The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) offered a two-rakat prayer on Id day and he did not offer any (Nawafil prayer) before or after it. He then went towards the women, and Bilal was accompanying him, and ordered them to give alms. And so the women started giving their earrings (etc).”

ইবনু ‘আব্বাস হতে বর্ণিত যে, নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম (একবার) ঈদের দিনে দু’রাকআত সালাত আদায় করেন। না এর আগে তিনি কোন সালাত আদায় করেন, না এর পরে। অতঃপর তিনি মহিলাদের কাছে আসেন, তখন তাঁর সাথে ছিলেন বিলাল তিনি মহিলাদেরকে সদাকাহ করার নির্দেশ প্রদান করেন। তারা নিজেদের কানের দুল নিক্ষেপ করতে লাগল।

ہم سے حجاج بن منہال نے بیان کیا، کہا ہم سے شعبہ نے بیان کیا، کہا کہ مجھے عدی بن ثابت نے خبر دی، کہا کہ میں نے سعید بن جبیر سے سنا اور انہوں نے ابن عباس رضی اللہ عنہما سے کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے عید کے دن دو رکعتیں پڑھائیں نہ اس کے پہلے کوئی نماز پڑھی اور نہ اس کے بعد پھر آپ عورتوں کی طرف تشریف لائے، آپ کے ساتھ بلال رضی اللہ عنہ تھے۔

آپ نے عورتوں کو صدقہ کا حکم فرمایا تو وہ اپنی بالیاں بلال رضی اللہ عنہ کی جھولی میں ڈالنے لگیں۔

Telah menceritakan kepada kami [Hajjaj bin Minhal] telah menceritakan kepada kami [Syu'bah] dia berkata; telah mengabarkan kepadaku ['Adi] dia berkata; saya mendengar [Sa'id] dari [Ibnu Abbas] radliallahu 'anhuma bahwa Nabi shallallahu 'alaihi wasallam shalat Ied dua raka'at, beliau tidak mengerjakan shalat (sunnah) sebeum maupun sesudahnya, kemudian beliau menemui para wanita bersama Bilal, beliau memerintahkan mereka untuk bersedekah, hingga para wanita banyak yang melempar anting mereka

İbn Abbas r.a.'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bayram günü iki rekat bayram namazı kıl(dır)dı. Ne onlardan önce, ne de onlardan sonra ayrıca namaz kılmadı. Daha sonra beraberinde Bilal olduğu halde kadınların bulunduğu tarafa gitti. Onlara sadaka vermelerini emretti. Kadınlar kulaklarındaki küpeleri (Bilal'in elbisesine) bırakmaya koyuldular."

Fethu'l-Bari Açıklaması: "Kadınların küpe takmaları." Küpe, altın, katıksız gümüş ya da inci ile yahut başka şeyle beraber olup kulağa takılan süs eşyasıdır. Çoğunlukla kulağın yumuşağına asılır. (İbn Abbas'ın rivayetinde geçen) "boğazlar" lafzına gelince, görüldüğü kadarıyla bundan maksat gerdanlıklardır. Çünkü gerdanlıklar, göğüs üzerinde sarksa bile boyuna takılırlar.

Hadis, kadının küpe ve onun dışında süs eşyası olarak kullanmaları caiz olan başka şeyleri yerleştirmek amacıyla kulağını delmesinin caiz olduğuna delil gösterilmiştir. Ancak bu tartışılır. Çünkü küpenin muayyen olarak kulaktaki deliğe yerleştirilmesi söz konusu değildir. Başın üzerinde ince bir zincire takılarak kulağın hizasına kadar ve oradan daha da aşağıya sarkıtılması da mümkündür.

Bunu kabul edebiliriz. Ama kulağı delmenin caiz oluşu, Nebi efendimizin onların bu işi yapmış olmalarına tepki göstermeyişinden çıkartılır. Diğer taraftan kulakları şeriatın gelişinden önce de delinmiş olabilir. Bu sebeple de bir işin devamı -ilkin yapılması bağışlanmayacak olsa dahi- bağışlanabilir. İbnu'l-Kayyim der ki: Cumhur küçük çocuğun kulağının delinmesinin meknih olduğunu söylemiş, bazıları da kız çocuğun kulağınındelinmesine ruhsat vermişlerdir.

Derim ki: İmam Ahmed'den dişinin kulağını süs için deldirmesinin caiz olduğu, küçük çocuğun ise mekruh olduğu görüşü nakledilmiş bulunmaktadır. Gazali, el-İhya adlı eserinde şunları söylemektedir: Kadının kulağını delmek haram olduğu gibi, bunun için ücret almak da haramdır. Ancak bu hususta (delinebileceğine dair) şer'! bakımdan herhangi bir delilin sabit olması hali müstesnadır.

Derim ki: Taberani'nin el-Evsat'ta naklettiğine göre İbn Abbas'tan şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Küçük çocukta yedi şey sünnettendir ... " Bunlar arasında kulağını deldirmeyi de söz konusu etmiştir. İşte bu, bazı şarihlerin: Bizim mezhebimizin ilim adamları bu bir sünnettir, derken bir dayanakları yoktur şeklindeki görüşlerine karşı bir delil mahiyetindedir

5884Abu HurayrahSahih

حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الْحَنْظَلِيُّ، أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ آدَمَ، حَدَّثَنَا وَرْقَاءُ بْنُ عُمَرَ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي يَزِيدَ، عَنْ نَافِعِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضى الله عنه

قَالَ كُنْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي سُوقٍ مِنْ أَسْوَاقِ الْمَدِينَةِ فَانْصَرَفَ فَانْصَرَفْتُ فَقَالَ: «أَيْنَ لُكَعُ ثَلَاثًا ادْعُ الْحَسَنَ بْنَ عَلِيٍّ». فَقَامَ الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ يَمْشِي وَفِي عُنُقِهِ السِّخَابُ، فَقَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِيَدِهِ هَكَذَا، فَقَالَ الْحَسَنُ بِيَدِهِ، هَكَذَا فَالْتَزَمَهُ فَقَالَ: «اللَّهُمَّ إِنِّي أُحِبُّهُ، فَأَحِبَّهُ، وَأَحِبَّ مَنْ يُحِبُّهُ».

قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ فَمَا كَانَ أَحَدٌ أَحَبَّ إِلَىَّ مِنَ الْحَسَنِ بْنِ عَلِيٍّ بَعْدَ مَا قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَا قَالَ

I was with the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) in one of the Markets of Medina. He left (the market) and so did I. Then he asked thrice, “Where is the small (child)?”

Then he said, “Call Al-Hasan ibn Ali.” So Al-Hasan ibn Ali got up and started walking with a necklace (of beads) around his neck. The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) stretched his hand out like this, and Al-Hasan did the same. The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) embraced him and said, “O Allah! I love him, so please love him and love those who love him.”

Since the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said that. nothing has been dearer to me than Al-Hasan.

আবূ হুরাইরাহ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেনঃ আমি রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর সঙ্গে মদিনার কোন এক বাজারে ছিলাম। তিনি (বাজার থেকে) ফিরলেন। আমিও ফিরলাম।

তিনি বললেনঃ ছোট শিশুটি কোথায়? এ কথা তিনবার বললেন। হাসান ইবনু ‘আলীকে ডাক। দেখা গেল হাসান ইবনু ‘আলী হেঁটে চলেছে। তাঁর গলায় ছিল মালা। নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এভাবে তাঁর হাত উঠালেন। হাসানও এভাবে নিজের হাত উঠালো।

তারপর তিনি তাঁকে জড়িয়ে ধরলেন এবং বললেন, হে আল্লাহ! আমি একে ভালবাসি, আপনিও তাকে ভালবাসুন এবং যে ব্যক্তি তাকে ভালবাসে, তাকেও আপনি ভালবাসুন। আবূ হুরাইরাহ (রাঃ) বলেনঃ রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর এ কথা বলার পর থেকে হাসান ইবনু ‘আলীর চেয়ে অন্য কেউ আমার কাছে অধিকতর প্রিয় হয়নি। [২১২২]

مجھ سے اسحاق بن ابراہیم حنظلی نے بیان کیا، کہا ہم کو یحییٰ بن آدم نے خبر دی، کہا ہم سے ورقاء بن عمر نے بیان کیا، ان سے عبیداللہ بن ابی یزید نے، ان سے نافع بن جبیر نے بیان کیا، ان سے ابوہریرہ رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ میں مدینہ کے بازاروں میں سے ایک بازار میں رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم کے ساتھ تھا۔

نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم واپس ہوئے تو میں پھر آپ کے ساتھ واپس ہوا، پھر آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا بچہ کہاں ہے۔ یہ آپ نے تین مرتبہ فرمایا۔ حسن بن علی کو بلاؤ۔ حسن بن علی رضی اللہ عنہما آ رہے تھے اور ان کی گردن میں ( خوشبودار لونگ وغیرہ کا ) ہار پڑا تھا۔

نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے اپنا ہاتھ اس طرح پھیلایا کہ ( آپ حسن رضی اللہ عنہ کو گلے سے لگانے کے لیے ) اور حسن رضی اللہ عنہ نے بھی اپنا ہاتھ پھیلایا اور وہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم سے لپٹ گئے۔ پھر آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا، اے اللہ!

میں اس سے محبت کرتا ہوں تو بھی اس سے محبت کر اور ان سے بھی محبت کر جو اس سے محبت رکھیں۔ ابوہریرہ رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کے اس ارشاد کے بعد کوئی شخص بھی حسن بن علی رضی اللہ عنہما سے زیادہ مجھے پیارا نہیں تھا۔

Telah menceritakan kepadaku [Ishaq bin Ibrahim Al Handlali] telah mengabarkan kepada kami [Yahya bin Adam] telah menceritakan kepada kami [Warqa`bin Umar] dari ['Ubaidullah bin Abu Yazid] dari [Nafi' bin Jubair] dari [Abu Hurairah] radliallahu 'anhu dia berkata; "Aku pernah bersama Nabi shallallahu 'alaihi wasallam di salah satu pasar Madinah,

lalu beliau pergi dan akupun ikut pergi bersama beliau, kemudian beliau bersabda: 'Dimanakah anak kecil, -beliau memangil-manggil sampai tiga kali- Panggillah Al Hasan bin Ali Lalu datanglah Al Hasan bin Ali sambil berjalan, sementara pada lehernya terdapat sikha` (benang yang dibentuk semacam kalung), maka Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam mendekapnya dan ia juga mendekap, lalu beliau bersabda: 'Ya Allah, sesungguhnya aku mencintainya maka cintailah ia dan cintailah orang-orang yang mencintainya.'

Abu Hurairah mengatakan; 'Maka tidak ada seorang pun yang lebih aku cintai daripada Al Hasan bin Ali setelah aku mendengar sabda Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam tersebut

Ebu Hureyre r.a.'dan, dedi ki: "Medine pazarlarından bir pazarda Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte idim. O yürüdü, ben de yürüdüm. Daha sonra üç kere: Ey çocuk, neredesin, dedi.

Bana da: A1i'nin oğlu el-Hasen'i çağır, dedi. Ali'nin oğlu el-Hasen boynunda sihab denilen boncuk gerdanıık olduğu halde kalkıp yürüdü. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem eliyle şöyle yaptı, elHasen de eliyle şöyle yaptı ve ona yapışıp: Allah'ım, ben bunu seviyorum, sen de bunu sev, bunu seveni de sev, buyurdu."

Ebu Hureyre de dedi ki: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem O sözlerini söyledikten sonra kimseyi Ali'nin oğlu el-Hasen'den daha çok sevmedim." Bu hadisin yeteri kadar şerhi Alışverişler bölümünde "çarşı-pazar hakkında gelen rivayetler" başlığında geçmiş bulunmaktadır

5885Ibn AbbasSahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ رضى الله عنهما

قَالَ لَعَنَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ الْمُتَشَبِّهِينَ مِنَ الرِّجَالِ بِالنِّسَاءِ، وَالْمُتَشَبِّهَاتِ مِنَ النِّسَاءِ بِالرِّجَالِ تَابَعَهُ عَمْرٌو أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ

The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) cursed those men who are in the similitude (assume the manners) of women and those women who are in the similitude (assume the manners) of men.

ইবনু ‘আব্বাস (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম ঐ সব পুরুষকে লা’নত করেছেন যারা নারীর বেশ ধরে এবং ঐসব নারীকে যারা পুরুষের বেশ ধরে। (আধুনিক প্রকাশনী- ৫৪৫৭, ইসলামিক ফাউন্ডেশন- ৫৩৫৩) ‘আমরও এরকমই বর্ণনা করেছেন। আমাদের কাছে শু‘য়বা এ সংবাদ দিয়েছেন।

ہم سے محمد بن بشار نے بیان کیا، کہا ہم سے غندر نے بیان کیا، ان سے شعبہ نے بیان کیا، ان سے قتادہ نے، ان سے عکرمہ نے اور ان سے ابن عباس رضی اللہ عنہما نے بیان کیا کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے ان مردوں پر لعنت بھیجی جو عورتوں جیسا چال چلن اختیار کریں اور ان عورتوں پر لعنت بھیجی جو مردوں جیسا چال چلن اختیار کریں۔ غندر کے ساتھ اس حدیث کو عمرو بن مرزوق نے بھی شعبہ سے روایت کیا۔

Telah menceritakan kepada kami [Muhammad bin Basyar] telah menceritakan kepada kami [Ghundar] telah menceritakan kepada kami [Syu'bah] dari [Qatadah] dari [Ikrimah] dari [Ibnu Abbas] radliallahu 'anhuma dia berkata; "Allah melaknat laki-laki yang menyerupai wanita dan wanita yang meyerupai laki-laki." Hadits ini diperkuat juga dengan hadits ['Amru] telah mengabarkan kepada kami [Syu'bah]

İbn Abbas r.a.'dan, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendilerini kadınlara benzeten erkeklere ve kendilerini erkeklere benzeten kadınlara lanet etmiştir.

" Bu Hadis 5886 ve 6834 numara ile de geçiyor. Diğer tahric edenler: Tirmizi Edeb; Dârimî, Libas Fethu'l-Bari Açıklaması: "Kendilerini kadınlara benzeten erkekler ile kendilerini erkeklere benzeten kadınlar." Her iki kesimin de yerildiği anlamındadır. Hadiste söz konusu edilen lanetlemek, buna delildir.

"Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendilerini kadınlara benzeten erkekleri ... lanetlemiştir." et-Taberi dedi ki: Bu, erkeklerin giyim ve kadınlara has ziynet ve süslerde kendilerini kadınlara benzetmelerinin ve bunun aksinin caiz olmadığı anlamındadır .. Derim ki: Konuşma ve yürüyüşte de böyledir. Ama elbisenin şekli her bölgenin geleneklerindeki farklılığa göre değişiklik arz eder.

Nice toplumların kadınlarının kıyafetleri giyim bakımından erkeklerinden farklı değildir. Ama kadınların tesettÜr ve hicaba bürünmeleri gibi bir özellikleri vardır. Konuşma ve yürüyüşte benzemeye çalışmanın yerilmesi ise bu işi kasten yapmaya çalışan kimselere mahsustur. Bu hali, hilkatinin aslında olan kimselere bu hallerini terk etmeleri için kendilerini zorlamaları ve bunu tedrici olarak alışkanlık haline getirmeleri emredilir.

Eğer bu işi yapmayıp bu hallerini sürdürecek olurlarsa onlar da yerilmenin kapsamına girer. Özellikle bu hallerinden hoşnut olduklarını gösteren durumlar ortaya çıkarsa ... Bu hüküm de "kendilerini benzetenier" lafzından açıkça anıçışılmaktadır. Hilkatten hünsaya benzeyen bir kimse hakkında bu kınayıcı ifadeler söz konusu değildir şeklinde -Nevevi gibi- mutlak ifadeler kullananların bu sözleri, bu halini terk etmek için gereken yollara başvurduktan sonra yürümesinde, konuşmasında kırılıp bükülmeyi, kırıtmayı terk edecek gücü bulamayan kimseler hakkında yorumlanır.

Aksi takdirde bu halleri tedrici dahi olsa terk etmek mümkün olduğu takdirde mazeretsiz olarak bunu terk etmeyecek olursa kınamanın kapsamına girer. Hadis ayrıca erkeğin inci ile bezenmiş elbise giyinmesinin haram olduğuna da delil gösterilmiştir. Bu, açıkça anlaşılan bir hükümdür. Çünkü bu konuda haramlığın alametleri haberde yer almış bulunmaktadır ki, bu da bu işi yapanın lanetlendiğine dair yer alan ifadedir.

. Şafii'nin söylediği: Ben erkeğin inci giyinmesini mekruh görmüyorum. Ancak böyle bir şey kadınların kıliğındandır, demiş olması da buna aykırı değildir. Çünkü onun bu sözünden maksadı, bu işi yapmanın özellikle nehyedildiğine dair bir rivayetin gelmemiş olduğunu söylemekten ibarettir

5886Ibn AbbasSahih

حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ فَضَالَةَ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ

قَالَ لَعَنَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ الْمُخَنَّثِينَ مِنَ الرِّجَالِ، وَالْمُتَرَجِّلَاتِ مِنَ النِّسَاءِ وَقَالَ: «أَخْرِجُوهُمْ مِنْ بُيُوتِكُمْ». قَالَ فَأَخْرَجَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فُلَانًا، وَأَخْرَجَ عُمَرُ فُلَانًا

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) cursed effeminate men (those men who are in the similitude (assume the manners of women) and those women who assume the manners of men, and he said, “Turn them out of your houses.” The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) turned out such-and-such man, and Umar turned out such-and-such woman.

ইবনু ‘আব্বাস (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম পুরুষ হিজড়াদের উপর এবং পুরুষের বেশধারী মহিলাদের উপর লা’নত করেছেন। তিনি বলেছেনঃ ওদেরকে ঘর থেকে বের করে দাও। ইবনু ‘আব্বাস (রাঃ) বলেছেনঃ নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম অমুককে বের করেছেন এবং ‘উমার (রাঃ) অমুককে বের করে দিয়েছেন।

ہم سے معاذ بن فضالہ نے بیان کیا، کہا ہم سے ہشام دستوائی نے، ان سے یحییٰ بن ابی کثیر نے، ان سے عکرمہ نے اور ان سے ابن عباس رضی اللہ عنہما نے بیان کیا کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے مخنث مردوں پر اور مردوں کی چال چلن اختیار کرنے والی عورتوں پر لعنت بھیجی اور فرمایا کہ ان زنانہ بننے والے مردوں کو اپنے گھروں سے باہر نکال دو۔

ابن عباس رضی اللہ عنہما نے بیان کیا کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فلاں ہیجڑے کو نکالا تھا اور عمر رضی اللہ عنہ نے فلاں ہیجڑے کو نکالا تھا۔

Telah menceritakan kepada kami [Mu'adz bin Fadlalah] telah menceritakan kepada kami [Hisyam] dari [Yahya] dari [Ikrimah] dari [Ibnu Abbas] dia berkata; Nabi shallallahu 'alaihi wasallam melaknat para laki-laki yang menyerupai wanita dan para wanita yang menyerupai laki-laki, sabdanya: "Keluarkanlah mereka dari rumah kalian."Ibnu Abbas melanjutkan; 'Maka Nabi shallallahu 'alaihi wasallam pernah mengeluarkan seorang fulan begitu juga dengan Umar

İbn Abbas'tan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kadınlara benzemeye çalışan erkeklere ve erkeklere benzemeye çalışan kadınlara lanet etmiş ve: Onları evlerinizden çıkartınız, buyurmuştur. İbn Abbas dedi ki: Bu sebeple Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem filan kişiyi dışarı çıkar.mış, Ömer de filan kadını dışarıya çıkartmıştır

5887Zaynab bint Abi SalamahSahih

حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، أَنَّ عُرْوَةَ، أَخْبَرَهُ أَنَّ زَيْنَبَ ابْنَةَ أَبِي سَلَمَةَ أَخْبَرَتْهُ

أَنَّ أُمَّ سَلَمَةَ أَخْبَرَتْهَا أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ عِنْدَهَا وَفِي الْبَيْتِ مُخَنَّثٌ، فَقَالَ لِعَبْدِ اللَّهِ أَخِي أُمِّ سَلَمَةَ يَا عَبْدَ اللَّهِ إِنْ فُتِحَ لَكُمْ غَدًا الطَّائِفُ، فَإِنِّي أَدُلُّكَ عَلَى بِنْتِ غَيْلَانَ، فَإِنَّهَا تُقْبِلُ بِأَرْبَعٍ وَتُدْبِرُ بِثَمَانٍ.

فَقَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «لَا يَدْخُلَنَّ هَؤُلَاءِ عَلَيْكُنَّ»

That once the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) was in her house, and an effeminate man was there too. The effeminate man said to Abdullah, (Umm Salamah’s brother) “0 Abdullah! If Taif should be conquered tomorrow, I recommend you the daughter of Ghailan, for she is so fat that she has four curves in the front (of her belly) and eight at the back.” So the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) said (to his wives) “These effeminate (men) should not enter upon you (your houses).”

উম্মু সালামাহ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম একদা তাঁর ঘরে ছিলেন। তখন ঐ ঘরে এক হিজড়া ছিল। সে উম্মু সালামাহর ভাই ‘আবদুল্লাহকে বললঃ হে ‘আবদুল্লাহ! আগামীকাল তায়েফের উপর যদি তোমরা জয়ী হও, তবে আমি তোমাকে বিন্ত গাইলানকে দেখাব। সে সামনের দিকে আসলে, (তার পেটে) চার ভাঁজ দেখা যায়। আর যখন সে পিছনের দিকে যায়, তখন (তার পিঠে) আট ভাঁজ দেখা যায়। নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বললেনঃ ওরা যেন তোমাদের কাছে কক্ষনো না আসে। [৪৩২৪]

ہم سے مالک بن اسماعیل نے بیان کیا، کہا ہم سے زہیر نے بیان کیا، کہا ہم سے ہشام بن عروہ نے بیان کیا، انہیں عروہ نے خبر دی، انہیں زینب بنت ابی سلمہ رضی اللہ عنہا نے خبر دی اور انہیں ام سلمہ رضی اللہ عنہا نے خبر دی کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم ان کے پاس تشریف رکھتے تھے۔

گھر میں ایک مخنث بھی تھا، اس نے ام سلمہ رضی اللہ عنہما کے بھائی عبداللہ رضی اللہ عنہ سے کہا عبداللہ! اگر کل تمہیں طائف پر فتح حاصل ہو جائے تو میں تمہیں بنت غیلان ( بادیہ نامی ) کو دکھلاؤں گا وہ جب سامنے آتی ہے تو ( اس کے موٹاپے کی وجہ سے ) چار سلوٹیں دکھائی دیتی ہیں اور جب پیٹھ پھیرتی ہے تو آٹھ سلوٹیں دکھائی دیتی ہیں۔

نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ اب یہ شخص تم لوگوں کے پاس نہ آیا کرے۔ ابوعبداللہ ( امام بخاری رحمہ اللہ ) نے کہا کہ سامنے سے چار سلوٹوں کا مطلب یہ ہے کہ ( موٹے ہونے کی وجہ سے ) اس کے پیٹ میں چار سلوٹیں پڑی ہوئی ہیں اور جب وہ سامنے آتی ہے تو وہ دکھائی دیتی ہیں اور آٹھ سلوٹوں سے پیچھے پھرتی ہے کا مفہوم ہے ( آگے کی ) ان چاروں سلوٹوں کے کنارے کیونکہ یہ دونوں پہلوؤں کو گھیرے ہوئے ہوتے ہیں اور پھر وہ مل جاتی ہیں اور حدیث میں «بثمان‏» کا لفظ ہے حالانکہ از روئے قائدہ نحو کے «بثمانية‏.‏» ہونا تھا کیونکہ مراد آٹھ اطراف یعنی کنارے ہیں اور «لأطراف»،‏‏‏‏ «طرف» کی جمع ہے اور «طرف» کا لفظ مذکر ہے۔

مگر چونکہ «لأطراف» کا لفظ مذکور نہ تھا اس لیے «بثمان‏» بھی کہنا درست ہوا۔

Telah menceritakan kepada kami [Malik bin Isma'il] telah menceritakan kepada kami [Zuhair] telah menceritakan kepada kami [Hisyam bin 'Urwah] bahwa ['Urwah] telah mengabarkan kepadanya bahwa [Zainab binti Abu Salamah] telah mengabarkan kepadanya bahwa [Ummu Salamah] telah mengabarkan kepadanya bahwa Nabi shallallahu 'alaihi wasallam pernah berada di sisinya, sementara di rumah dia ada banci, maka beliau bersabda kepada Abdullah yaitu saudara laki-laki Ummu Salamah: "Wahai Abdullah, sekiranya esok hari Allah memenangkan Tha'if buat kalian, maka aku akan menunjukkan kepadamu anak perempuan Ghailan, karena dia menghadap dengan empat muka dan membelakangi dengan delapan."

Nabi shallallahu 'alaihi wasallam melanjutkan: 'Maka jangan sampai mereka itu masuk ke rumah kalian.' Abu Abdullah mengatakan; 'Maksud dari menghadap dengan empat dan membelakangi dengan delapan adalah gerutan yang ada di perut karena terlalu gemuk, dan maksud dari membelakangi dengan delapan maksudnya adalah ujung dari empat gerutan tersebut, sebab hal itu akan terlihat bergerut apabila dari samping hingga melekat.

Perawi mengatakan; 'Bitsamanin (dengan delapan) dan tidak mengatakan; 'Bitsamaniyah' karena mufradnya 'athraf' mudzakar, karena itu perawi tidak mengatakan 'Tsamaniyata athraf

Ümmü Selemelnin kızı Zeyneb'den, dedi ki: "Ümmü Seleme'nin kendisine haber verdiğine göre, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanında boIunuyorken evde de muhannes bir kişi bulunuyordu. Bu kişi Ümmü Seleme'nin kardeşi Abdullah'a: Ey Abdullah, eğer yarın Allah size Taifli fethetmeyi nasip ederse, ben sana Gaylan'ın kızını tavsiye ederim.

Çünkü o dört büklüm ile gelir, sekiz büklüm ile geri döner, dedi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Bu gibi kimseler sizin bulunduğunuz yere girmesinier, buyurdu."

Ebu Abdullah (Buhari) dedi ki: "Dört büklüm ile gelir ve ... gider" ifadesi ile karnındaki dört büklümü kastetmektedir. Gelirken o dört büklümü görünerek gelir. "Sekiz ile geri döner" ile kastettiği de bu dört büklümün yanlarda dörder tane oluşudur. Çünkü bu dörder büklüm her iki yanını da kuşatmış ve birbirine katılmıştır. Burada "etraf: taraflar" lafzının tekili müzekker olduğu halde (sekiz anlamında) "semanin" deyip "semaniyeten" dememiş olması, taraf kelimesinin çoğulunu kullanarak "etraf" dememiş olmasından dolayıdır.

"Fethu'l-Bari Açıklaması: "Kadınlardan erkeklere benzeyenler." Ebu Davud, Yezid b. Ebi Ziyad yoluyla İkrime'den şu fazlalığı eklemektedir: "Ben ona (İbn Abbas)'a el-mutereccilatu mineln-nisa: kadınlardan erkekler gibi görünmek isteyenler ne demektir, diye sordum. O: "Kendilerini erkeklere benzeten kadınlardır, diye cevap verdL" "Evde muhannes birisi vardı."

Nikah bölümünün sonlarında bu muhannes kişinin adı ve hadisin yeteri kadar açıklamaları (5235.hadiste) geçmiş bulunmaktadır. Bu hadislerden, bulunduğu yerde insanların kendisinden rahatsız olduğu herbir kimsenin, bu halinden dönünceye yahut tevbe edinceye kadar dışarı Çlkartılmasının (sürgün edilmesinin) meşru olduğu anlaşılmaktadır

5888Abdullah ibn UmarSahih

حَدَّثَنَا الْمَكِّيُّ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ حَنْظَلَةَ، عَنْ نَافِعٍ، قَالَ أَصْحَابُنَا عَنِ الْمَكِّيِّ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ رضى الله عنهما عَنِ

النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «مِنَ الْفِطْرَةِ قَصُّ الشَّارِبِ»

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) said, “To get the moustaches cut ‘short is characteristic of the Fitra.’”

ইবনু ‘উমার (রাঃ) সূত্রে নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম হতে বর্ণিত। তিনি বলেছেনঃ গোঁফ কেটে ফেলা ফিতরাত স্বভাবের) অন্তর্ভুক্ত। [৫৮৯০]

ہم سے مکی بن ابراہیم نے بیان کیا، ان سے حنظلہ بن ابی ہانی نے، ان سے نافع نے بیان کیا، (امام بخاری رحمہ اللہ نے) کہا کہ اس حدیث کو ہمارے اصحاب نے مکی سے روایت کیا، انہوں نے بحوالہ ابن عمر رضی اللہ عنہما کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا ”مونچھ کے بال کتروانا پیدائشی سنت ہے۔“

Telah menceritakan kepada kami [Al Makki bin Ibrahim] dari [Hanzhalah] dari [Nafi'], dan diriwayatkan dari jalur lain, [sahabat-sahabat kami] mengatakan; dari [Al Makki] dari [Ibnu Umar] radliallahu 'anhuma dari Nabi shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Termasuk dari (sunnah) fitrah adalah mencukur kumis

İbn Ömer r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Bıyığı kesmek fıtrattandır" buyurmuştur. Bu Hadis 5890 numara ile de var

5889Abu HurayrahSahih

حَدَّثَنَا عَلِيٌّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ الزُّهْرِيُّ حَدَّثَنَا عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ

رِوَايَةً «الْفِطْرَةُ خَمْسٌ أَوْ خَمْسٌ مِنَ الْفِطْرَةِ الْخِتَانُ، وَالاِسْتِحْدَادُ، وَنَتْفُ الإِبْطِ، وَتَقْلِيمُ الأَظْفَارِ، وَقَصُّ الشَّارِبِ»

The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said, “Five practices are characteristics of the Fitra: circumcision, shaving the pubic region, clipping the nails and cutting the moustaches short.”

আবূ হুরাইরাহ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেছেনঃ ফিতরাত (অর্থাৎ মানুষের জন্মগত স্বভাব) পাঁচটিঃ খাত্না করা, ক্ষুর ব্যবহার করা (নাভির নিম্নে), বগলের পশম উপড়ে ফেলা, নখ কাটা ও গোঁফ খাটো করা। [1] [৫৮৯১, ২৬৯৭; মুসলিম ২/১৬, হাঃ ২৫৭, আহমাদ ৭১৪২]

ہم سے علی بن عبداللہ مدینی نے بیان کیا، کہا ہم سے سفیان بن عیینہ نے بیان کیا کہ زہری نے ہم سے بیان کیا (سفیان نے کہا) ہم سے زہری نے سعید بن مسیب سے بیان کیا اور ان سے ابوہریرہ رضی اللہ عنہ نے (نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم سے) روایت کیا کہ پانچ چیزیں ( فرمایا کہ ) پانچ چیزیں ختنہ کرانا، موئے زیر ناف مونڈنا، بغل کے بال نوچنا، ناخن ترشوانا اور مونچھ کم کرانا پیدائشی سنتوں میں سے ہیں۔

Telah menceritakan kepada kami [Ali] telah menceritakan kepada kami [Sufyan], [Az Zuhri] mengatakan; telah menceritakan kepada kami dari [Sa'id bin Musayyab] dari [Abu Hurairah] secara periwayatan, (sunnah-sunnah) fitrah itu ada lima, atau lima dari sunnah-sunnah fitrah, yaitu; berkhitan, mencukur bulu kemaluan, mencabut bulu ketiak, memotong kuku dan mencukur kumis

Ebu Hureyre'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: "(Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu): Fıtrat beştir (yahut beş şey fıtrattandır); Sünnet olmak, etek traşı yapmak, koltuk altlarını yolmak, tırnaklarını kesmek ve bıyıkları kesmek.

" Bu Hadis 5891 ve 6297 numara ile de var. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Bıyığını kestirirdi." Burada (kestirirdi anlamındaki: Yuhfi fiili) el-ihfa ya da el-hafy kökünden gelmekte olup izale etmek anlamındadır.

"Derinin beyazı görününceye kadar." Bu muallak rivayeti mevsul bir rivayet olarak Ebu Bekir el-Esrem, Ömer b. Ebi Seleme yoluyla babasından şöyle dediğini nakledip rivayet etmiş bulunmaktadır: "Ben İbn Ömer'in, bıyığını geriye ondan hiçbir şey bırakmayıneaya kadar kestiğini gördüm." Taberi de Abdullah b. Ebi Osman yoluyla şunu söylediğini nakletmektedir: Ben İbn Ömer'in, bıyığının üstünden ve altından alıp kısalttığını gördüm."

İşte bu, İbn Ömer'den gelen bu rivayet ile sadece dudağın kenarında bulunanları izale etmenin kastedildiği şeklinde tevil edenlerin tevilini reddetmektedir. Fıtrattan olduğu belirtilen bu hasletlerin, iyice tetkik edilmesi suretiyle idrak edilebilecek dini ve dünyevi pek çok masıahat ile ilgisi vardır. Bunların bazıları: Görünüşün güzelleştirilmesi, genelolarak ve detaylarıyla bedenin temizlenmesi, her iki temizlik (hadesten ve necasetten taharet) için gerekli ihtiyatın yapılması, hoş olmayan kokular dolayısı ile rahatsızlık verecek şeyleri önlemek suretiyle kendisiyle oturup kalktığı hanımına ve arkadaşına iyilikte bulunması, Mecusi, Yahudi, Hristiyan ve puta tapıcı kafirlerin şiarlarına muhalefet etmesi, şeriat koyucunun emrine uyması, yüce Nlah'ın: "Size suret verip, suretlerinizi güzelleştirmiştir."(Mu'min, 64) buyruğunun işaret ettiği gerçeği koruması -çünkü bu özellikleri korumaya çalışıp devam etmek buna uygun bir iştir-o Yüce Allah: Ben sizin suretlerinizi güzelleştirmiş bulunuyorum.

Sizler onu çirkinleştirecek hallerle güzelliğinizi bozmayınız yahut onun güzelliği ni devam ettirecek şeylere dikkat ediniz, demiş gibidir. Çünkü bunları korumak ve bunlara gereken dikkati göstermek aynı zamanda insani özelliklere ve istenen şekilde kaynaşmaya gereken dikkati göstermek demektir. Çünkü insan güzel bir görünüm ile ortaya çıktığı takdirde, diğerlerinin onunla daha güzel bir şekilde geçinip ona açılmalarını sağlar.

Söylediği söz kabul edilir, görüşü benimsenir. Aksi olursa aksi sonuçlar ortaya çıkar. Fıtrata dair açıklamaya gelince, el-Hattabi şöyle demektedir: İlim adamlarının çoğunluğunun kanaatine göre burada fıtrattan kasıt, sünnettir. Başkası da böyle söylemiştir. Derler ki: Bu, bunların Nebilerin sünnetlerinden oldukları anlamına gelir.

Bir başkakesim şöyle demektedir: Fıtratın anlamı dindir. Ebu Nuaym, el-Mustahrec adlı eserinde de bunu böylece rivayet etmiştir. Nevevi Şerhu'lMühezzeb adlı eserinde şunları söylemektedir: el-Maverdi ile Şeyh Ebu İshak bu hadiste fıtrattan maksadın din olduğunu söylemişlerdir. Şafii ve mezhebine mensup ilim adamlarının çoğunluğu bu başlıkta sözü geçen beş hasletin arasında yalnızca sünnet olmanın vacip olduğunu söylemişlerdir.

Bu görüşü eskilerden Ata da benimsemiştir. Hatta Ata şöyle demiştir: Yaşı büyük bir kişi, Müslüman olduğu takdirde sünnet olmadıkça Müslüman olması eksik kalır. Ahmed ile Maliki alimlerinden bazılarına göre sünnet olmak vaciptir. Ebu Hanife'ye göre ise farz değil, vaciptir. Yine ondan, terki sebebiyle günahkar olmayı gerektiren bir sünnet olduğu görüşü de nakledilmiştir.

Şafii alimlerinden gelen bir görüşe göre sünnet, kadınlar için vacip değildir. el-Muğnı müellifinin Ahmed'den naklettiği görüş de budur. İlim adamlarının çoğunluğu ile kimi Şafii alimine göre sünnet vacip değildir. Bunların delilleri arasında Şeddad b. Evs'in, Nebie nispet ederek zikrettiği "sünnet olmak erkekler için bir sünnet, kadınlar için bir ikramdır" hadisidir.

Ancak bunda buna dair delil olacak bir taraf yoktur. Çünkü hadis-i şerifte "sünnet" lafzı varid olduğu takdirde vacibin karşısında yer alan hükmün kastedilmediği kabul edilmiş bir husustur. Sünnet olmayı vacip kabul eden kimseler birtakım deliller göstermişlerdir: 1- Sünnet yapılırken kesilen et parçası, necaseti alıkoyar ve dışarı çıkartmaz.

Bundan dolayı namazın sıhhatine engelolur. Ebu't-Tayyib et-Tab eri ise bu kadarının bize göre bağışlanan bir şeyolduğunu açıkça ifade etmiştir. 2- Ebu Davud, Useym b. Kesir'in dedesi olan Kuleyb'den şu hadisi rivayet etmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendisine: Üzerinden küfrün kıllarını at ve sünnet ol, demiştir." Bununla birlikte Nebi'in bir kişiye özel olarak hitabının o kişiye ait olduğuna dair delil ortaya konuluncaya kadar başkasını da kapsayacağı kabul edilmiş bir ilkedir.

Ancak buna da hadisin senedinin zayıf olduğu belirtilerek itiraz edilmiştir. Çünkü İbnu'l-Münzir: Bu hususta hiçbir rivayet sabit değildir, demiştir. 3- Sünnet olan kimsenin avretini açmasının caiz oluşu 4- Sünnet olmak taabbud maksadıyla vücuttan yerine başkasının gelmediği bir organ parçasını kesmektir. O halde bu, hırsızın elinin kesilmesi gibi vacip olur.

5- Sünnet olmak sebebiyle canın büyük bir acı çekmesi söz konusudur. Böyle bir şey ise ancak ya masıahat ya bir suça karşı ceza ya da vücub hallerinden birisi sebebiyle meşru olabilir. İlk ikisi söz konusu olmadığına göre üçüncüsü sabit olur." 6. el-Hattabı sünnet olmanın vacip oluşuna bunun, dinin şiarı oluşunu da delil göstermiştir.

Çünkü bu yolla Müslüman kafirden ayırt edilebilir. Hatta sünnet olmamış, öldürülmüş bir topluluk arasında sünnet olmuş bir kişi buluna cak olursa onun cenaze namazı kılınır ve müslümanların kabristanına defnedilir. Ancak Ebu Şame buna karşı: Dinin şiarlarının tümünün (değil de ancak bir kısmının) vacip olduğunu söyleyerek itiraz etmiştir.

7- Beyhaki der ki: Delillerin en güzeli Buhari ve Müslim'de yer alan Ebu Hureyre'riin rivayet ettiği mertCı' hadistir: "İbrahim seksen yaşında iken el-Kadum denilen yerde sünnet oldu." Yüce Allah da: "Sonra biz sana: 'Hanif olarak İbrahim'in dinine uy.

"'(Nahl, 123) diye buyurmuştur. İbn Abbas'tan da İbrahim'in kendisi ile sınanıp eksiksiz olarak tamamladığı kelimelerin fıtrat ın hasletleri olduğu ve sünnet olmanın da bunlardan birisi olduğunu söylediği, sahih olarak rivayet edilmiştir. Sınama da çoğunlukla vacip olan şeylerle gerçekleşir. Sünnet olmanın meşru olduğu vakit hakkında da görüş ayrılığı vardır.

elMaverdi der ki: Bunun biri vücub, biri de müstehaplık vakti olmak üzere iki vakti vardır. Vücub vakti, büluğ zamanıdır. Müstehablık zamanı ise ondan önceki süredir. Uygun görülen ise doğumdan sonra yedinci günde sünnet olmaktır. eş-Şeyh Ebu Abdullah b. el-Hac, el-Medhal adlı eserinde şunu nakletmektedir: Erkeğin sünnet olmasını açıklayıp ilan etmek, dişinin de sünnet olmasını gizli saklı yapmak sünnettir.

Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır. "Etek traşı yapmak." İstihdad (etek traşı yapmak) ile kastedilen, vücudun özel bir yerindeki kılları traş etmek için ustura kullanmaktır. Denildiğine göre bu tabirin kullanılması, bir lafızdan anlatılmak istenenin anlaşılabilmesi ve açıkça ifade etmeye ihtiyaç bırakmaması halinde, haya edilen halleri kinayeli lafızlarla ifade etmenin meşru olduğunu göstermektedir.

Nesai'nin naklettiği Ebu Hureyre yolu ile gelen rivayette bu tabir, "halku'l-ane (etek traşı yapmak)" olarak zikrediImiştir. Nevevi ve başkaları der ki: Etekteki kıııarı izale etmekte sünnet olan, hem erkek, hem kadın için ustura ile traş etmektir. eabir'den gelen sahih hadiste, saçı başı karışık olan kadın saçlarını taramadan, kocası yanında bulunmayan kadın etek traşı yapmadan geceleyin kadınların yanına baskın yaparcasına gitmenin nehyedildiği de sabittir.

Bu hadise dair yeterli açıklamalar Nikah bölümünde geçmiş bulunmaktadır. Ancak bunu giderecek herbir yol ile de sünnet asıl itibariyle gerçekleştirilmiş olur. Yine Nevevi şunları söylemektedir: Erkek için evla olan traş olmak, kadın için de daha uygunu yolmaktır. Ancak bu görüş, kadının acı çekmesi sebebiyle kocasının da yerin gevşekliği sebebiyle zarar goreceği belirtilerek, açıklanması zor bir görüş olarak kabul edilmiştir.

Çünkü yolmak, doktorların ittifakıyla yolunan yerin gevşemesine sebep olur. Ama İbnu'l-Arabi şunları söylemektedir: Eğer kadın için daha uygunu mutlak olarak -zırnık gibi- izale edici ilaçlar kullanmaktır, deniimiş olsaydı, bu da doğrudan uzak bir görüş olmazdı.

"Koltuk altlarını yolmak." Müstehap olan sağ koltuk altından başlamaktır. Traş olmak yoluyla da özellikle yolmaktan rahatsız olan kimseler için, sünnetin esası eda edilmiş olur.

"Tırnakları kesmek." Bundan maksat, tırnağın parmak ucundan itibaren uzayan kısmını kesmektir. Çünkü altında kir toplanır ve bu tiksinti verir. Hatta bu bazen taharet esnasında yıkanması kap eden yere suyun ulaşmasını önleyecek sınıra kadar dahi ulaşabilir. Perşembe günü tırnak kesmenin müstehap oluşuna dair herhangi bir hadis sabit olmuş değildir.

Nevevi der ki: Kabule değer görülen görüş, bütün bu hususların yapılacağı süreyi ihtiyacın belirlediği şeklindedir. elMühezzeb Şerhi'nde ise (yine Nevevi) şunları söylemektedir: Bunun duruma ve şahıslara göre değişmesi söz konusudur. Gerek bunda, gerekse sözü edilen diğer bütün hususlarda belirleyici esas, bunlara duyulacak ihtiyaçtır.

Derim ki: Ama bu, bu işleri Cuma gününe rast getirmeye çalışmaya da engel değildir. Çünkü Cuma günü temizlenmekte işi ileriye götürmek, meşru olan bir şeydir. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.

"Sualat: Sorular"da yer alan hususlardan birisi de şudur: Ben ona (Ahmed'e) sordum: Kestiği saçını ve tırnaklarını toprağın altına mı gömer yoksa onu rastgele mi atar?

O, kestiklerini gömer, dedi. Ben: Bu hususta sana bir rivayet ulaştı mı, diye sordum. O: İbn Ömer bunları toprağın altına gömerdi, dedi. Ayrıca Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in de kesilen saçların ve tırnakların gömülmesini emir buyurduğu ve: "Ademoğullarının büyücüleri onu alıp oyuncak edinmesin" dediği de rivayet edilmiştir.

Derim ki: Bu hadisi Beyhaki, Vail b. Hucr'dan buna yakın olarak rivayet etmiştir. Bizim mezhebimize mensup ilim adamları, bunlar insan vücudunun birtakım cüzleri olduklarından dolayı gömülmelerini müstehap kabul etmişlerdir. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.

"Bıyıkları kesmek." Nevevi der ki: Bıyıkların kesilmesinde uygun görülen, bıyığın kenarı görülünceye kadar kesilmesidir. Fakat kökünden onu büsbütün kesmemesidir. Hadisteki "kesiniz" rivayeti, dudaklardan sonra uzayan kısmı izale ediniz, anlamındadır. İbn Dakiku'l-'Id der ki: Ben bunu mezhebin bir görüşü olarak mı yoksa kendisinin İmam Malik'in mezhebindeki görüşlerden tercih ettiği bir görüş olarak mı naklettiğini bilemiyorum.

Derim ki: Nevevi el-Mühezzeb Şerhi'nde açıkça: Bizim mezhebimiz budur, demektedir. Tahavı şöyle demektedir: Ben bu hususta Şafil'den açıkça nakledilen bir ifade görmedim. Ama bizim kendileri ile görüştüğümüz el-Müzeni ve er-Rebi gibi arkadaşları bıyıklarını iyice keserlerdi. Bunu da ondan başkasından almadıklarını zannediyorum. Ebu Hanife ve arkadaşları ise şöyle derlerdi: Bıyıkları kesmek kısaItmaktan daha faziletlidir.

İbnu'l-Kasım da Malik'ten şöyle dediğini nakletmektedir: Banagöre bıyığı diptenkesmek bir müsledir. Hadisteki maksat ise dudakların kenarı görülünceye kadar bıyıkları ileri derecede kısaltmaktan ibarettir. Eşheb de şöyle demektedir: Ben Malikle bıyığını dipten kesen kimsenin durumunun ne olacağını sordum.

O: Görüşüme göre canı yanacak kadar dövülür, dedi. Bıyığını traş eden kimseye de: Bu daha sonra insanlar arasında ortaya çıkan bir bid'attir, demiştir. --Tahavi'den iktibas burada sona ermektedir-- Kimi ilim adamları bu hususta muhayyerliği benimsemiştir. Derim ki: Bu kişi Taberi'dir. O Malik'in ve KOfelilerin görüşlerini nakledip, dilcilerden de "(hadiste geçen) el-ihfa"nın kökten kesmek• anlamına geldiğini aktardıktan sonra şunları söylemektedir: Sünnet her iki hususa da delildir ve arada bir tearuz (çatışma) yoktur.

Çünkü kesmek (kass) bir kısmını almayı, ihfa ise tamamını almayı ifade eder. Her ikisi de sabit olduğuna göre, kişi dilediğini yapmakta muhayyerdir

5890Abdullah ibn UmarSahih

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ أَبِي رَجَاءٍ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ: سَمِعْتُ حَنْظَلَةَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ رضى الله عنهما

أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «مِنَ الْفِطْرَةِ حَلْقُ الْعَانَةِ، وَتَقْلِيمُ الأَظْفَارِ، وَقَصُّ الشَّارِبِ»

The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said, “To shave the pubic hair. to clip the nails and to cut the moustaches short, are characteristics of the Fitra.”

ইবনু ‘উমার (রাঃ) হতে বর্ণিত। রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেছেনঃ নাভির নীচের পশম কামানো, নখ কাটা ও গোঁফ ছোট করা মানুষের স্বভাব। [1] [৫৮৮৮]

ہم سے احمد بن ابی رجاء نے بیان کیا، انہوں نے کہا ہم سے اسحاق بن سلیمان نے بیان کیا، انہوں نے کہا کہ میں نے حنظلہ سے سنا، انہوں نے نافع سے بیان کیا اور انہوں نے عبداللہ بن عمر رضی اللہ عنہما سے روایت کیا کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا ”موئے زیر ناف مونڈنا، ناخن ترشوانا اور مونچھ کترانا پیدائشی سنتیں ہیں۔“

Telah menceritakan kepada kami [Ahmad bin Abu Raja`] telah menceritakan kepada kami [Ishaq bin Sulaiman] dia berkata; saya mendengar [Hanzhalah] dari [Nafi'] dari [Ibnu Umar] radliallahu 'anhuma bahwa Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Termasuk sunnah-sunnah fitrah adalah mencukur bulu kemaluan, memotong kuku dan mencukur kumis

İbn Ömer r.a.'dan rivayete göre Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Etek traşı yapmak, tırnakları kesmek ve bıyığı kesmek fıtrattandır" buyurmuştur

5891Abu HurayrahSahih

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ شِهَابٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضى الله عنه سَمِعْتُ

النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: «الْفِطْرَةُ خَمْسٌ الْخِتَانُ، وَالاِسْتِحْدَادُ، وَقَصُّ الشَّارِبِ، وَتَقْلِيمُ الأَظْفَارِ، وَنَتْفُ الآبَاطِ»

I heard the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) saying. “Five practices are characteristics of the Fitra: circumcision, shaving the pubic hair, cutting the moustaches short, clipping the nails, and depilating the hair of the armpits.”

আবূ হুরাইরাহ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, আমি নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম-কে বলতে শুনেছি- ফিতরাত পাঁচটিঃ খাত্না করা, (নাভির নীচে) ক্ষুর ব্যবহার করা, গোঁফ ছোট করা, নখ কাটা ও বগলের পমশ উপড়ে ফেলা। [৫৮৮৯]

ہم سے احمد بن یونس نے بیان کیا، انہوں نے کہا ہم سے ابراہیم بن سعد نے بیان کیا، انہوں نے کہا ہم سے ابن شہاب نے بیان کیا، ان سے سعید بن مسیب نے اور ان سے ابوہریرہ رضی اللہ عنہ نے کہ میں نے نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم سے سنا، آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا ”پانچ چیزیں ختنہ کرانا، زیر ناف مونڈنا، مونچھ کترانا، ناخن ترشوانا اور بغل کے بال نوچنا پیدائشی سنتیں ہیں۔“

Telah menceritakan kepada kami [Ahmad bin Yunus] telah menceritakan kepada kami [Ibrahim bin Sa'd] telah menceritakan kepada kami [Ibnu Syihab] dari [Sa'id bin Musayyab] dari [Abu Hurairah] radliallahu 'anhu saya mendengar Nabi shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Sunnah-sunnah fitrah itu ada lima, yaitu; berkhitan, mencukur bulu kemaluan, memotong kumis, memotong kuku dan mencabut bulu ketiak

Ebu Hureyre'den rivayete göre o şöyle demiştir: "Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim: Fıtrat beştir: Sünnet olmak, etek traşı yapmak, bıyığı kesmek, tırnakları kesmek ve koltuk altlarını yolmak

5892Abdullah ibn UmarSahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مِنْهَالٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ

عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «خَالِفُوا الْمُشْرِكِينَ، وَفِّرُوا اللِّحَى، وَأَحْفُوا الشَّوَارِبَ». وَكَانَ ابْنُ عُمَرَ إِذَا حَجَّ أَوِ اعْتَمَرَ قَبَضَ عَلَى لِحْيَتِهِ، فَمَا فَضَلَ أَخَذَهُ

Ibn Umar said, The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) said, ‘Do the opposite of what the pagans do. Keep the beards and cut the moustaches short.’ Whenever Ibn Umar performed the Hajj or Umra, he used to hold his beard with his hand and cut whatever remained outside his hold.

ইবনু ‘উমার (রাঃ) সূত্রে নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম হতে বর্ণিত। তিনি বলেছেন, তোমরা মুশরিকদের উল্টো করবে- দাড়ি লম্বা রাখবে, গোঁফ ছোট করবে। ইবনু ‘উমার (রাঃ) যখন হাজ্জ বা ‘উমরাহ করতেন, তখন তিনি তাঁর দাড়ি মুষ্টি করে ধরতেন এবং মুষ্টির বাইরে যতটুকু বেশি থাকত, তা কেটে ফেলতেন। [৫৮৯৩; মুসলিম ২/১৬, হাঃ ২৫৯, আহমাদ ৪৬৫৪]

ہم سے محمد بن منہال نے بیان کیا، انہوں نے کہا ہم سے یزید بن زریع نے، انہوں نے کہا ہم سے عمر بن محمد بن زید نے بیان کیا، ان سے نافع نے اور ان سے عبداللہ بن عمر رضی اللہ عنہما نے کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا ”تم مشرکین کے خلاف کرو، داڑھی چھوڑ دو اور مونچھیں کترواؤ۔“ عبداللہ بن عمر رضی اللہ عنہما جب حج یا عمرہ کرتے تو اپنی داڑھی ( ہاتھ سے ) پکڑ لیتے اور ( مٹھی ) سے جو بال زیادہ ہوتے انہیں کتروا دیتے۔

Telah menceritakan kepada kami [Muhammad bin Minhal] telah menceritakan kepada kami [Yazid bin Zurai'] telah menceritakan kepada kami [Umar bin Muhammad bin Zaid] dari [Nafi'] dari [Ibnu Umar] dari Nabi shallallahu 'alaihi wasallam beliau bersabda: "Selisihilah orang-orang musyrik, panjangkanlah jenggot dan cukurlah kumis kalian." Sedangkan apabila Ibnu Umar berhaji atau Umrah dia memegang jenggotnya dan memotong selebihnya

İbn Ömer'den rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Müşriklere muhalefet ediniz. Sakalları uzatınız, bıyıkları kesiniz." İbn Ömer hac ya da umre yaptığı takdirde sakalını avucunun içerisine alır, artanı keserdi, Bu Hadis 5893 numara ile de var. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Sakalları bırakınız (ibaresindeki: "Bırakınız" anlamı verilen: VeffirO)" lafzı "tevflr" kökünden gelmektedir.

Bu da, bırakmak demektir ki, onları gür ve bol olarak bırakınız anlamına gelir. "İbn Ömer hac ya da umre yaptığı vakit sakalını avucunun içerisine alır ve artanı keserdi."

Taberi dedi ki: Bazıları hadisin zahirini benimseyerek sakalın eninden ve boyundan bir şeyler almayı mekruh görmüşlerdir. Bazıları da avuç ile yakalandıktan sonra arta kalan kısım kesilir, demiştir. Daha sonra kendisenediyle İbn Ömer'in bunu yaptığını belirten rivayeti kaydetmekte, arkasından et-Taberi sakaldan kesilen miktarın bir sınırının olup olmadığı hususundaki görüş ayrılıklarını nakletmektedir.

Bir topluluktan senedini kaydederek sadece avuçtan arta kalanın kesileceğini nakletmiştir. el-Hasen el-Basri'den de aşırı gitmeyecek şekilde boyundan ve eninden kısalttığını, Ata'dan da buna yakın bir uygulamayı rivayet etmektedir. Taberi bu hususta der ki: Bunlar buradaki yasağı Arap olmayanların yaptıkları sakalı kesip oldukça inceitmenin yasak oluşuna yorumlamışlardır.

Devamla der ki: Başkaları ise hac ya da umre dışında sakala ilişmeyi mekruh görmüşlerdir. Bunu bir topluluktan senedi ile birlikte de kaydetmektedir. Kendisi Ata'nın görüşünü seçmiş ve Amr b. Şuayb'in babasından, onun dedesinden diye rivayet ettiği hadisi buna delil göstermiştir. Buna göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Sakalını eninden ve boyundan kısaltırd!."

Bunu aynı zamanda Tirmizi de rivayet etmiş, Buhari'den de Ömer b. Harun'un naklettiği rivayet hakkında: Ben onun bundan başka münker bir hadisini bilmiyorum, demiştir. Ömer b. Harun'un, mutlak olarak zayıf olduğunu bir grup ilim adamı söylemiştir. Iyad da şöyle demektedir: Sakalı traş etmek, kesmek ve onu (sağdan soldan) kırpmak mekruhtur.

Büyümesi halinde boyundan, eninden kısaltmak ise güzeldir. Hatta sakalı dikkat çekecek şekilde kısaltmak mekruh olduğu gibi, dikkat çekecek kadar büyütmek de mekruhtur. Kadı böyle demiştir. Ancak Nevevi, bunun sakalın koyverilmesini emreden haberin zahirinin hilafına olduğunu belirterek itiraz etmiş ve şöyle demiştir: Uygun görülen görüş, sakalı kendi haline bırakmak ve onu kısaltmak ya da başka bir yolla ilişmemektir

5893Abdullah ibn UmarSahih

حَدَّثَنِي مُحَمَّدٌ، أَخْبَرَنَا عَبْدَةُ، أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ رضى الله عنهما

قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «انْهَكُوا الشَّوَارِبَ، وَأَعْفُوا اللِّحَى»

The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said, “Cut the moustaches short and leave the beard (as it is).”

ইবনু ‘উমার (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেছেনঃ তোমরা গোঁফ অধিক ছোট করবে এবং দাড়ি ছেড়ে দিবে (বড় রাখবে)। [৫৮৯২]

مجھ سے محمد نے حدیث بیان کی، انہوں نے کہا ہمیں عبدہ نے خبر دی، انہیں عبیداللہ بن عمر نے خبر دی، انہیں نافع نے اور ان سے عبداللہ بن عمر رضی اللہ عنہما نے بیان کیا کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا ”مونچھیں خوب کتروایا لیا کرو اور داڑھی کو بڑھاؤ۔“

Telah menceritakan kepadaku [Muhammad] telah mengabarkan kepada kami [Abdah] telah mengabarkan kepada kami [Ubaidullah bin Umar] dari [Nafi'] dari [Ibnu Umar] radliallahu 'anhuma dia berkata; Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Cukurlah kumis kalian dan biarkanlah jenggot kalian (panjang)

İbn Ömer r.a.'dan, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Bıyıkları iyice kesiniz, sakalları da koyveriniz buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Sakalların koyverilmesi." İbn Dakik el-'Id dedi ki: İ'fa lafzı sebebin müsebbeb (sonuç) yerine konulması kabilinden çoğaltmak, çok bırakmak şeklindedir. Çünkü i'fa'nın gerçek anlamı terk edip bırakmaktır. Sakala ilişmeyi terk etmek, onun çoğalıp bollaşmasını gerektirir

5894Muhammad ibn SirinSahih

حَدَّثَنَا مُعَلَّى بْنُ أَسَدٍ، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ

قَالَ: سَأَلْتُ أَنَسًا أَخَضَبَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ لَمْ يَبْلُغِ الشَّيْبَ إِلاَّ قَلِيلاً

I asked Anas, “Did the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) dye his hair?” Anas replied, “The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) did not have except a few grey hairs.”

মুহাম্মাদ ইবনু সীরীন (রহ.) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, আমি আনাস (রাঃ)-কে জিজ্ঞেস করলাম যে, নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম কি খিযাব লাগিয়েছেন? তিনি বললেনঃ বার্ধক্য তাঁকে অতি অল্পই পেয়েছিল। [৩৫৫০]

ہم سے معلی بن اسد نے بیان کیا، کہا ہم سے وہیب نے بیان کیا، ان سے ایوب سختیانی نے، ان سے محمد بن سیرین نے بیان کیا کہ میں نے انس رضی اللہ عنہ سے پوچھا کیا نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے خضاب استعمال کیا تھا؟ بولے کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کے بال ہی بہت کم سفید ہوئے تھے۔

Telah menceritakan kepada kami [Mu'alla bin Asad] telah menceritakan kepada kami [Wuhaib] dari [Ayyub] dari [Muhammad bin Sirin] dia berkata; saya bertanya kepada [Anas] "Apakah Nabi shallallahu 'alaihi wasallam pernah menyemir rambutnya?" dia menjawab; "Beliau tidak menyemir rambut karena ubannya kecuali hanya sedikit

Muhammed b. Sirin'den, dedi ki: "Ben Enes'e: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem saçlarını kınaladımı, diye sordum. o: Çok az bir şey dışında onun saçı sakalı ağarmamıştı ki, dedi

5895Thabit al-BunaniSahih

حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ ثَابِتٍ

قَالَ سُئِلَ أَنَسٌ عَنْ خِضَابِ النَّبِيِّ، صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ إِنَّهُ لَمْ يَبْلُغْ مَا يَخْضِبُ، لَوْ شِئْتُ أَنْ أَعُدَّ شَمَطَاتِهِ فِي لِحْيَتِهِ

Anas was asked whether the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) used a a hair dye or not. He replied, “The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) did not have enough grey hair to dye, (such that) if I wanted to count the fading hairs in his beard (I could have).”

সাবিত হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, আনাস (রাঃ)-কে নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর খিযাব লাগানোর ব্যাপারে জিজ্ঞেস করা হল। তিনি বললেনঃ নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম খিযাব লাগানোর অবস্থা পর্যন্ত পৌঁছেননি। আমি তাঁর সাদা দাড়িগুলো গুণতে চাইলে, সহজেই গুণতে পারতাম। [৩৫৫০]

ہم سے سلیمان بن حرب نے بیان کیا، کہا ہم سے حماد بن زید نے بیان کیا، ان سے ثابت نے بیان کیا کہ انس رضی اللہ عنہ سے نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کے خضاب کے متعلق سوال کیا گیا تو احول نے کہا کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کو خضاب کی نوبت ہی نہیں آئی تھی اگر میں آپ کی داڑھی کے سفید بال گننا چاہتا تو گن سکتا تھا۔

Telah menceritakan kepada kami [Sulaiman bin Harb] telah menceritakan kepada kami [Hammad bin Zaid] dari [Tsabit] dia berkata; [Anas] di tanya mengenai semir rambut nabi shallallahu 'alaihi wasallam, Anas menjawab; "Beliau tidak menyemirnya, jika aku mau maka saya akan menghitung rambut hitam yang bercampur di rambut putih pada jenggot beliau

Sabit'ten, dedi ki: "Enes'e Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in saçını, sakalını kına (ve benzeri şeyler ile) boyamasına dair soru soruldu da, o: Saçlarını kına (ve benzeri şeylerle) boyayacak kadar saçları ağarmamıştı. Sakalında ağaran saç tanelerini saymak isteseydim (sayabilirdim)" dedi

5896Uthman ibn AbdullahSahih

حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا إِسْرَائِيلُ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَوْهَبٍ

قَالَ أَرْسَلَنِي أَهْلِي إِلَى أُمِّ سَلَمَةَ بِقَدَحٍ مِنْ مَاءٍ وَقَبَضَ إِسْرَائِيلُ ثَلَاثَ أَصَابِعَ مِنْ فِضَّةٍ فِيهِ شَعَرٌ مِنْ شَعَرِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَكَانَ إِذَا أَصَابَ الإِنْسَانَ عَيْنٌ أَوْ شَىْءٌ بَعَثَ إِلَيْهَا مِخْضَبَهُ، فَاطَّلَعْتُ فِي الْجُلْجُلِ فَرَأَيْتُ شَعَرَاتٍ حُمْرًا

Uthman ibn Abdullah ibn Mauhab said, “My people sent me with a bowl of water to Umm Salamah.” Israil approximated three fingers (‘indicating the small size of the container in which there was some hair of the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam). Uthman added, ‘If any person suffered from evil eye or some other disease, he would send a vessel (containing water) to Umm Salamah.

I looked into the container (that held the hair of the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam)) and saw a few red hairs in it.’’

‘আবদুল্লাহ ইবনু মাওহাব (রহ.) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, আমাকে আমার পরিবারের লোকেরা এক পেয়ালা পানিসহ উম্মু সালামাহর কাছে পাঠাল। (উম্মু সালামাহর কাছে রক্ষিত) একটি পানির পাত্র হতে (আনাসের পুত্র) ইসরাঈল তিনটি আঙ্গুল দিয়ে কিছু পানি তুলে নিল। ঐ পাত্রের মধ্যে নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর কয়েকটি চুল ছিল।

কারো চোখ লাগলে কিংবা কোন রোগ দেখা দিলে, উম্মু সালামাহর নিকট হতে পানি আনার জন্য একটি পাত্র পাঠিয়ে দিত। আমি সে পাত্রের মধ্যে একবার তাকালাম, দেখলাম লাল রং-এর কয়েকটি চুল। [৫৮৯৭, ৫৮৯৮]

ہم سے مالک بن اسماعیل نے بیان کیا، کہا ہم سے اسرائیل نے بیان کیا، ان سے عثمان بن عبداللہ بن وہب نے بیان کیا کہ میرے گھر والوں نے ام سلمہ رضی اللہ عنہا کے پاس پانی کا ایک پیالہ لے کر بھیجا ( راوی حدیث ) اسرائیل راوی نے تین انگلیاں بند کر لیں یعنی وہ اتنی چھوٹی پیالی تھی اس پیالی میں بالوں کا ایک گچھا تھا جس میں نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کے بالوں میں سے کچھ بال تھے۔

عثمان نے کہا جب کسی شخص کو نظر لگ جاتی یا اور کوئی بیماری ہوتی تو وہ اپنا پانی کا برتن بی بی ام سلمہ رضی اللہ عنہا کے پاس بھیج دیتا۔ ( وہ اس میں نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کے بال ڈبو دیتیں ) عثمان نے کہا کہ میں نے نلکی کو دیکھا ( جس میں موئے مبارک رکھے ہوئے تھے ) تو سرخ سرخ بال دکھائی دیئے۔

Telah menceritakan kepada kami [Malik bin Isma'il] telah menceritakan kepada kami [Isra`il] dari [Utsman bin Abdullah bin Mauhab] berkata; "Keluargaku pernah menyuruhku menemui [Ummu Salamah] isteri Nabi shallallahu 'alaihi wasallam dengan membawa mangkuk berisi air, sementara Isra'il memegang mangkuk tersebut menggunakan tiga jarinya yang didalamnya terdapat beberapa helai rambut Nabi shallallahu 'alaihi wasallam yang diikat, apabila ada seseorang yang terkena sihir atau sesuatu, maka tempat mewarnai rambut beliau diberikan kepada Ummu Salamah, lalu aku mendongakkan kepala ke wadah yang menyerupai lonceng, aku melihat rambut beliau sudah berubah merah

İsrail'den, o Osman b. Abdullah b. Mevheb'den, dedi ki: "Ailem beni Ümmü Seleme'ye içinde su bulunan büyükçe bir kase ile. gönderdi. -Bu arada İsrail üç parmağını yumdu.- O kasenin içinde Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in saçlarından birkaç saç teli vardı. Bir kimseye bir nazar ya da herhaı.:ıgi bir şey değdiği takdirde Ümmü Seleme'ye kendi kabını gönderirdi.

İşte ailem beni gönderdiğinde ben (Ümmü Selemelnin yanında) o küçük kabı gördüm, içinde birtakım kırmızı saçlar olduğunu da gördüm." Bu Hadis 5897 ve 5898 numara ile de var

5897Uthman ibn AbdullahSahih

حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا سَلاَّمٌ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَوْهَبٍ

قَالَ دَخَلْتُ عَلَى أُمِّ سَلَمَةَ فَأَخْرَجَتْ إِلَيْنَا شَعَرًا مِنْ شَعَرِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مَخْضُوبًا

I went to Umm Salamah and she brought out for us some of the dyed hair of the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam).

‘আবদুল্লাহ ইবনু মাওহাব (রহ.) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, (একবার) আমি উম্মু সালামাহ (রাঃ)-এর নিকট গেলাম। তখন তিনি নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর কয়েকটি চুল বের করলেন, যাতে খিযাব লাগানো ছিল। [৫৮৯৬]

ہم سے موسیٰ بن اسماعیل نے بیان کیا، انہوں نے کہا ہم سے سلام بن ابی مطیع نے بیان کیا، ان سے عثمان بن عبداللہ بن موہب نے کہ میں ام سلمہ رضی اللہ عنہا کی خدمت میں حاضر ہوا تو انہوں نے ہمیں نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کے چند بال نکال کر دکھائے جن پر خضاب لگا ہوا تھا۔

Osman b. Abdullah b. Mevheb'den, dedi ki: "Ümmü Selemelninyanına girdim, o da bize Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in saçından kına (ve benzeri şeylerle) boyanmış birkaç saç telini çıkarıp gösterdL

5898Umm SalamahSahih

وَقَالَ لَنَا أَبُو نُعَيْمٍ حَدَّثَنَا نُصَيْرُ بْنُ أَبِي الأَشْعَثِ، عَنِ ابْنِ مَوْهَبٍ، أَنَّ أُمَّ سَلَمَةَ

أَرَتْهُ شَعَرَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَحْمَرَ

Umm Salamah had shown him the red hair of the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam).

আবূ নু‘আয়ম .... ইবনু মাওহাবের সূত্রে বর্ণনা করেছেন যে, উম্মু সালামাহ তাকে (ইবনু মাওহাবকে) নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর লাল রং এর চুল দেখিয়েছেন। [৫৮৯৬]

اور ہم سے ابونعیم نے بیان کیا، ان سے نصیر بن ابی الاشعث نے بیان کیا، ان سے عبداللہ بن موہب نے کہ ام سلمہ رضی اللہ عنہا نے انہیں نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کا بال دکھایا جو سرخ تھا۔

Telah menceritakan kepada kami [Musa bin Isma'il] telah menceritakan kepada kami [Sallam] dari [Utsman bin Abdullah bin Mauhab] dia berkata; aku pernah menemui [Ummu Salamah] lalu dia mengeluarkan kepada kami beberapa helai rambut Nabi shallallahu 'alaihi wasallam yang telah diwarnai dengan inai."

[Abu Nu'aim] berkata kepada kami; telah menceritakan kepada kami [Nushair bin Abu Al Asy'ats] dari [Ibnu Mauhab] bahwa [Ummu Salamah] pernah memperlihatkan rambut Nabi shallallahu 'alaihi wasallam berwarna merah

ibn Mevheb'den rivayete göre "Ümmü Seleme kendisine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kırmızı renkte saçını göstermiştir." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Ağaran saç hakkında", kına yakılır mı, yakılmaz mı hususunda "zikrolunanlar."

"Ben Enes'e: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kına (ve bu gibi şeyler ile) saçlarını boyadı mı diye sordum." Aynı şekilde bu rivayette "onun saçı ancak çok az ağarmıştı" ibaresini ikinci rivayette yer alan "saçlarını kına (ve benzeri şeylerle) boyayacak kadar ağarmamıştı" sözü açıklamaktadır. Şöyle ki, adeten az miktardaki beyaz saçlar sakaldan görünecek olursa çoğalmadıkça hemen onları kına (ve benzeri şeylerle) boyama cihetine gidilmez.

Bu hususta azlık ve çokluk örfe göre değişir. Başlıktaki ikinci rivayette yer alan "sakalındaki ağarmış telleri saymak isteseydim." Fadeleri, ağarmış saçlar (anlamındaki şemtat) aklığın görüldüğü saçlar demektir. Sanki beyaz bir saç yakınındaki siyah saç teli. ile çizgili bir elbiseyi andım gibi olur.

"el-Eşmat" tabiri ise siyah ve beyaz karışımı olana denilir. "isteseydim" sözünde yer alan (şart edatı olan) "lev"in cevabı hazfedilmiştir. Onları sayabilirdim, takdirindedir. işte bu ifade, ağarmış saç tellerinin azlığını anlatmak için kullanılmıştır.

"Ona kabını (leğen vesairesini) gönderirdi." Buradaki kap (mihdab) kaplardan bir kaptır. Buna dair açıklama daha önce Taharet bölümünde geçmiş bulunmaktadır. Maksat şudur: Hastalanan herhangi bir kimse Ümmü Seleme'ye bir kap gönderirdi. O da yanında bulunan o saç tellerini o kaba koyar, telleri o kapta yıkar, kabı sahiplerine geri gönderirdi.

Kabın sahibi de bununla şifa bulmak ümidiyle o suyu içer ya da onunla yıkanır, o saç tellerinin bereketinden yararlanırdı. "Kına (ve benzeri şeylerle) boyanmış." el-İsmail1 der ki: Bu hadiste kına yakanın Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kendisi olduğu açıklanmış değildir. Aksine ona sarı rengin de karışmış olduğu hoş kokunun karışması neticesi Nebiden sonra kırmızılaşmış ve böylelikle bu sarı rengin onda daha belirgin bir hal almış olma ihtimali vardır.

el-İsmail1 dedi ki: Eğer böyleyse mesele yok, aksi takdirde Enes'in rivayet ettiği: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kına ile boyamadı" hadisi daha sahihtir. Evet el-İsmail1 böyle demiştir. Onun bir ihtimalolarak kabul ettiği açıklamanın anlamı Enes'e kadar mevsul bir rivayet olarak "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in nitelikleri" başlığında daha önceden geçmiş bulunmaktadır.

Orada ise Nebi o saç tellerinin hoş kokulardan kırmızıya çalan bir renk aldığını açıkça ifade etmiş bulunmaktadır. Derim ki: Bedenden ayrılan saçların siyah rengi, aradan uzun bir zaman geçtiği takdirde çoğunlukla kırmızıya dönüşür. Meyledip tercihe değer kabul ettiği görüş ise, Taberi'nin bu hususta topladıklarına muhaliftir. Kısacası Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in -Ümmü Seleme'nin hadisinin zahiri ile az önce geçmiş bulunan İbn Ömer'in hadisinde belirtildiği üzere- saçlarını kına ve bu gibi şeylerle boyadığını söyleyenler ,-ki bu rivayetler sarıya boyadığını belirtmektedirler- kendilerinin müşahede ettikleri hali nakletmiş bulunmaktadır.

Bazı zamanlarda da o böyle idi. Enes gibi böyle bir şeyin olmadığını söyleyenlerin sözleri de Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in çoğunlukla ve daha çok görülen hali hakkında yorumlanır. Müslim, Ahmed, Tirmizi ve Nesai, Cabir b. Semura'dan şöyle dediğini rivayet etmektedirler: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in başında ve sakalında ancak ağarmış birkaç tane saç vardı.

Saçlarını yağladığı takdirde o yağ onları gizlerdi." O halde onun saçlarını boyadığını kabul edenler, önce saçlarıarasındaki beyaz kılları görmüşler, sonra süründüğü yağ o beyaz kılları gizleyince, saçlarını boyadığını zannetmişlerdir. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır

5899Abu HurayrahSahih

حَدَّثَنَا الْحُمَيْدِيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا الزُّهْرِيُّ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، وَسُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضى الله عنه

قَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «إِنَّ الْيَهُودَ وَالنَّصَارَى لَا يَصْبُغُونَ فَخَالِفُوهُمْ»

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) said, “Jews and Christians do not dye their hair so you should do the opposite of what they do.”

আবূ হুরাইরাহ (রাঃ) হতে বর্ণিত। নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেছেনঃ ইয়াহূদ ও নাসারারা (চুল ও দাড়িতে) রং লাগায় না। কাজেই তোমরা তাদের উল্টো কর। [৩৪৬২]

ہم سے عبداللہ بن زبیر حمیدی نے بیان کیا، کہا ہم سے سفیان ثوری نے بیان کیا، کہا ہم سے زہری نے بیان کیا ان سے ابوسلمہ اور سلیمان بن یسار نے اور ان سے ابوہریرہ رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ یہود و نصاریٰ خضاب نہیں لگاتے تم ان کے خلاف کرو یعنی خضاب لگایا کرو۔

Telah menceritakan kepada kami [Al Humaidi] telah menceritakan kepada kami [Sufyan] telah menceritakan kepada kami [Az Zuhri] dari [Abu Salamah] dan [Sulaiman bin Yasar] dari [Abu Hurairah] radliallahu 'anhu, bahwa Nabi shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Sesungguhnya orang-orang Yahudi dan Nashrani tidak mewarnai rambut mereka, maka selisihilah mereka

Ebu Hureyre r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Şüphesiz Yahudilerle Hristiyanlar saçlarını boyamazlar. Siz onlara muhalefet ediniz" buyurmuştur. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Kına (ve benzeri şeyler) ile saçları boyamak." Yani baş ve sakaıda ağarmış saçların renklerini değiştirmek.

"Şüphesiz Yahudiler ve Hristiyanlar (saçlarını) bayamazlar, onlara muhalefet ediniz." Bu rivayet bu şekilde mutlak olarak zikredilmiştir. İmam Ahmed de• hasen bir sened ile Ebu Ümame'den şöyle dediğini rivayet etmektedir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem saçları ağarmış, ensardan yaşlı birtakım kimselerin yanına çıkıp geldi ve: Ey ensar!

Saçlarınızı kırmızıya ve sarıya boyayınız ve kitap ehline muhalefet ediniz" buyurdu. Taberani de buna yakın Eneslin rivayet ettiği bir hadisi el-Evsat'ta, Utbe b. Abd'den el-Kebir'de şu şekilde rivayet etmektedir: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Acemlere (Arap olmayanlara) muhalefet olmak üzere (ağaran) saçın rengini değiştirmeyi emrederdi."

Saçı siyaha boyamayı caiz kabul edenler bu hadisi delil almışlardır. Daha önce Enbiya ile ilgili hadisler bölümünde, "İsrailoğuııarının zikredildiği rivayetler" başlığında siyaha boyamanın istisna edildiği meselesi de geçmiş bulunmaktadır. Buna sebep ise Cabir ve İbn Abbas'ın rivayet ettikleri hadislerdir. İlim adamlarından cihadda buna ruhsat veren kimseler vardır.

Bunun mutlak olarak bir ruhsat olduğunu söyleyenler de vardır, Ama evla görülen, bunun mekruh olduğudur. Nevevı de bunun tah rime n mekruh olduğu kanaatine meyletmiştir. Aralarında Sa'd b. Ebu Vakkas, Ukbe b. Amir, el-Hasen, el-Hüseyin, Cerir gibi kimselerin ve daha başkalarının bulunduğu seleften bir kesim,• bu hususta ruhsat vermiş, İbn Ebi Asım da "Kitabu'l-Hidab" adlı eserinde bu görüşü tercih etmiştir.

Kimi ilim adamları da bu hususta erkek ile kadın arasında fark gözeterek erkeğe değil de, kadına bunun caiz olduğunu söylemişlerdir. el-Halimi de bunu tercih etmiştir. Ellerin ve ayakların kınalanmasına gelince, erkekler için tedavi olması hali dışında caiz değildir. Saçları kına (ve benzeri şeyler) ile boyayıp boyamamak hususunda ihtilaf edilmiştir.

Ebu Bekir, Ömer ve başkaları -az önce geçtiği gibi- saçlarını kına (ve benzeri şeyler) ilEbuyamışlardır. Ali, Ubey b. Ka'b, Seleme b. el-Ekva', Enes ve bir topluluk ise kına kullanmamışlardır. Taberi bu farklı tutumları şöyle ce telif etmiştir: Saçlarını boyayan kimselere yakışan o idi. Ağarmış saçları oldukça dikkat çekecek kadar çok olan kimseler gibi.

.. Boyamayı terk edenlere de yakışan o idi. Ağaran saçları dikkat çekecek kadar çok olmayan kimseler gibi. .. Ahmed'den saçları boyamanın vacip olduğunu söylediği nakledildiği gibi, yine ondan bir defa dahi olsa boyamak vaciptir görüşü de, ben kimsenin ağaran saçlarını boyamayı terk edip, kitap ehline benzemesini sevmiyorum dediği de nakledilmiştir.

Siyaha boyamak hususunda ondan gelen görüş, Şafiilerden geldiği üzere iki ayrı rivayettir. Meşhur olan rivayet mekruh olduğudur, haram olduğu . da söylenmiştir. Bu yolla başkasını kandırma cihetine giden kimsenin saçlarını siyaha boyaması daha kesin bir dil ile men edilir

5900Anas ibn MalikSahih

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ: حَدَّثَنِي مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ رَبِيعَةَ بْنِ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ رضى الله عنه

أَنَّهُ سَمِعَهُ يَقُولُ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: لَيْسَ بِالطَّوِيلِ الْبَائِنِ، وَلَا بِالْقَصِيرِ، وَلَيْسَ بِالأَبْيَضِ الأَمْهَقِ، وَلَيْسَ بِالآدَمِ، وَلَيْسَ بِالْجَعْدِ الْقَطَطِ، وَلَا بِالسَّبْطِ، بَعَثَهُ اللَّهُ عَلَى رَأْسِ أَرْبَعِينَ سَنَةً، فَأَقَامَ بِمَكَّةَ عَشْرَ سِنِينَ، وَبِالْمَدِينَةِ عَشْرَ سِنِينَ، وَتَوَفَّاهُ اللَّهُ عَلَى رَأْسِ سِتِّينَ سَنَةً، وَلَيْسَ فِي رَأْسِهِ وَلِحْيَتِهِ عِشْرُونَ شَعَرَةً بَيْضَاءَ

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) was neither conspicuously tall, nor short; neither, very white, nor tawny. His hair was neither much curled, nor very straight. Allah sent him (as an Messenger) at the age of forty (and after that) he stayed for ten years in Mecca, and for ten more years in Medina. Allah took him unto Him at the age of sixty, and he scarcely had ten white hairs on his head and in his beard.

আনাস ইবনু মালিক (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেনঃ রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম না অতিরিক্ত লম্বা ছিলেন, না বেঁটে ছিলেন; না ধবধবে সাদা ছিলেন, আর না ফ্যাকাশে সাদা ছিলেন; চুল অতিশয় কোঁকড়ানোও ছিল না, আর সম্পূর্ণ সোজাও ছিল না। চল্লিশ বছর বয়সে আল্লাহ তাঁকে নবুওত দান করেন। এরপর মক্কায় দশ বছর এবং মদিনায় দশ বছর অবস্থান করেন। ষাট বছর বয়সকালে আল্লাহ তাঁকে মৃত্যু দান করেন। এ সময় তাঁর মাথায় ও দাড়িতে বিশটি চুলও সাদা হয়নি। [1] [৩৫৪৭]

ہم سے اسماعیل بن ابی اویس نے بیان کیا، کہا کہ مجھ سے امام مالک بن انس نے بیان کیا، ان سے ربیعہ بن عبدالرحمٰن نے اور ان سے انس بن مالک رضی اللہ عنہ نے، انہوں نے ان سے سنا کہ وہ بیان کر رہے تھے کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم بہت لمبے نہیں تھے اور نہ آپ چھوٹے قد کے ہی تھے ( بلکہ آپ کا بیچ والا قد تھا ) نہ آپ بالکل سفید بھورے تھے اور نہ گندم گوں ہی تھے، آپ کے بال گھونگھریالے الجھے ہوئے نہیں تھے اور نہ بالکل سیدھے لٹکے ہوئے تھے۔

اللہ تعالیٰ نے آپ کو چالیس سال کی عمر میں رسول بنایا دس سال آپ نے ( نبوت کے بعد ) مکہ مکرمہ میں قیام کیا اور دس سال مدینہ منورہ میں اور تقریباً ساٹھ سال کی عمر میں اللہ تعالیٰ نے آپ کو وفات دی۔ وفات کے وقت آپ کے سر اور داڑھی میں بیس بال بھی سفید نہیں تھے۔

Telah menceritakan kepada kami [Isma'il] dia berkata; telah menceritakan kepadaku [Malik bin Anas] dari [Rabi'ah bin Abu Abdurrahman] dari [Anas bin Malik] radliallahu 'anhu bahwa dia mendengar Anas berkata; "Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam adalah orang yang berpawakan tidak tinggi sekali dan tidak pula pendek, (kulitnya) tidak putih bule dan tidak pula terlalu coklat, (rambutnya) tidak keriting dan tidak pula lurus, beliau diutus Allah ketika berusia empat puluh tahun, tinggal di Makkah selama sepuluh tahun dan di Madinah sepuluh tahun, sementara rambut yang putih di kepala dan jenggot beliau tidak sampai berjumlah dua puluh helai

Enes b. Malik r.a.'dan rivayete göre "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem çok uzun boylu da değildi, kısa da değildi. Rengi aşırı beyaz da değildi, 'esmer de değildi: Saçlari kıvırcık ve kısa olmadığı gibi, düz ve uzun da değildi. Allah onu kırkıncı yaşının başında Nebi olarak gönderdi. Mekke'de on yıl kaldı. Medine'de de on yıl kaldı. Allah onun ruhunu altmışlı yaşının başlarında kabzettiğinde saçında ve sakalında yirmi tane beyaz kıl yoktu

5901Al-Bara ibn AzibSahih

حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا إِسْرَائِيلُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، سَمِعْتُ الْبَرَاءَ

يَقُولُ: «مَا رَأَيْتُ أَحَدًا أَحْسَنَ فِي حُلَّةٍ حَمْرَاءَ مِنَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ. قَالَ بَعْضُ أَصْحَابِي عَنْ مَالِكٍ إِنَّ جُمَّتَهُ لَتَضْرِبُ قَرِيبًا مِنْ مَنْكِبَيْهِ. قَالَ أَبُو إِسْحَاقَ سَمِعْتُهُ يُحَدِّثُهُ غَيْرَ مَرَّةٍ، مَا حَدَّثَ بِهِ قَطُّ إِلاَّ ضَحِكَ. تَابَعَهُ شُعْبَةُ شَعَرُهُ يَبْلُغُ شَحْمَةَ أُذُنَيْهِ»

I did not see anybody in a red cloak looking more handsome than the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam). Narrated Malik: The hair of the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) used to hang near his shoulders. Abu Ishaq said, “I heard him relate it more than once. He always laughed when he related it.” Narrated Shuba: The hair of the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) used to hang down to the earlobes.

বারাআ’ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, লাল জোড়া কাপড় পরিহিত অবস্থায় নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম থেকে অন্য কাউকে আমি অধিক সুন্দর দেখিনি। (ইমাম বুখারী বলেন) আমার জনৈক সঙ্গী মালিক থেকে বর্ণনা করেছেন যে, নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর মাথার চুল প্রায় তাঁর কাঁধ পর্যন্ত পৌঁছত।

আবূ ইসহাক (রহ.) বলেনঃ আমি বারাআ’ (রাঃ)-কে কয়েককবার এ হাদীস বর্ণনা করতে শুনেছি। যখনই তিনি এ হাদীস বর্ণনা করতেন, তখনই হাসতেন। শু‘বাহ বলেছেনঃ নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর চুল তাঁর উভয় কানের লতি পর্যন্ত পৌঁছতো। [৩৫৫১]

ہم سے مالک بن اسماعیل نے بیان کیا، کہا ہم سے اسرائیل نے، ان سے ابواسحاق نے، کہا میں براء رضی اللہ عنہ سے سنا، انہوں نے بیان کہا کہ میں نے سرخ حلہ میں نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم سے زیادہ کسی کو خوبصورت نہیں دیکھا ( امام بخاری رحمہ اللہ نے کہا کہ ) مجھ سے میرے بعض اصحاب نے امام مالک رحمہ اللہ سے بیان کیا کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کے سر کے بال شانہ مبارک کے قریب تک تھے۔

ابواسحاق نے بیان کیا کہ میں نے براء رضی اللہ عنہ کو ایک مرتبہ سے زیادہ یہ حدیث بیان کرتے سنا جب بھی وہ یہ حدیث بیان کرتے تو مسکراتے۔ اس روایت کی متابعت شعبہ نے کی کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کے بال آپ کے کانوں کی لو تک تھے۔

Telah menceritakan kepada kami [Malik bin Isma'il] telah menceritakan kepada kami [Isra`il] dari [Abu Ishaq] saya mendengar [Al Barra`] berkata; saya belum pernah melihat seseorang yang paling bagus dari Nabi shallallahu 'alaihi wasallam ketika mengenakan baju berwarna merah, Sebagian sahabatku mengatakan; dari Malik bahwa rambut beliau menjuntai hingga mendekati kedua bahunya."

Abu Ishaq mengatakan; bahwa saya mendengar ia menceritakan hadits ini tidak hanya sekali, dan tidaklah ia menceritakan hal ini kecuali ia tersenyum." [Syu'bah] mengatakan; "Bahwa rambut beliau hingga melebihi kedua telinganya

Bera şöyle demiştir: "Ben kırmızı bir hulle (bir takım elbise) giyinmiş olduğu halde Nebiden daha güzel görünen kimseyi görmedim." (Buhari) dedi ki: Arkadaşlarımın bazısının (hocamın) Malik'ten naklettiğine göre, Nebiin başındaki saçları omuzlarına yakın, onlara değecek kadar uzuyordu. Ebu İshak da: Ben onu (el-Bera'yı) birden çok defa bunu tahdis ederken dinlemişimdir.

Bu hadisi tahdis ettiği her seferinde mutlaka gülerdi. Şu'be "Nebiin saçları kulak memelerine kadar ulaşırdı" diyerek ona (Ebu İshak'a) mutabaat etmiştir

5902Abdullah ibn UmarSahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ رضى الله عنهما

أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «أُرَانِي اللَّيْلَةَ عِنْدَ الْكَعْبَةِ، فَرَأَيْتُ رَجُلاً آدَمَ كَأَحْسَنِ مَا أَنْتَ رَاءٍ مِنْ أُدْمِ الرِّجَالِ، لَهُ لِمَّةٌ كَأَحْسَنِ مَا أَنْتَ رَاءٍ مِنَ اللِّمَمِ، قَدْ رَجَّلَهَا، فَهْىَ تَقْطُرُ مَاءً مُتَّكِئًا عَلَى رَجُلَيْنِ، أَوْ عَلَى عَوَاتِقِ رَجُلَيْنِ، يَطُوفُ بِالْبَيْتِ فَسَأَلْتُ مَنْ هَذَا فَقِيلَ الْمَسِيحُ ابْنُ مَرْيَمَ.

وَإِذَا أَنَا بِرَجُلٍ جَعْدٍ، قَطَطٍ، أَعْوَرِ الْعَيْنِ الْيُمْنَى كَأَنَّهَا عِنَبَةٌ طَافِيَةٌ، فَسَأَلْتُ مَنْ هَذَا فَقِيلَ الْمَسِيحُ الدَّجَّالُ»

The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said, “Today I saw myself in a dream near the Kaba. I saw a whitish brown man, the handsomest of all brown men you might ever see. He had the most beautiful Limma (hair hanging down to the earlobes) you might ever see. He had combed it and it was dripping water; and he was performing the Tawaf around the Kaba leaning on two men or on the shoulders of two men.

I asked, ‘Who is this?’ It was said. ‘Messiah, the son of Mary.’ Suddenly I saw a curly-haired man, blind in the right eye which looked like a protruding out grape. I asked, ‘Who is this?’ It was said, ‘He is Masiah Ad-Dajjal.’”

(‘আবদুল্লাহ ইবনু ‘উমার হতে বর্ণিত। রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেনঃ আমি এক রাত্রিতে স্বপ্নে কা‘বা ঘরের সন্নিকটে এক গেরুয়া রঙের পুরুষ লোক দেখতে পেলাম। এমন সুন্দর গেরুয়া লোক তুমি কখনও দেখনি। তাঁর মাথার চুল ছিল কাঁধ পর্যন্ত। কাঁধ পর্যন্ত লম্বা এমন সুন্দর চুল তুমি কখনও দেখনি। লোকটি চুল আঁচড়িয়েছে, আর তাত্থেকে ফোঁটা ফোঁটা পানি ঝরছে।

সে দু’জন লোকের উপর ভর দিয়ে কিংবা দু’জন লোকের স্কন্ধে ভর করে কা‘বা ঘর প্রদক্ষিণ করছে। আমি জিজ্ঞেস করলামঃ এ লোকটি কে? জবাব দেয়া হলোঃ ইনি মরিয়মের পুত্র ‘ঈসা) মাসীহ্! অন্য আরেকজন লোক দেখলাম, যার চুল ছিল খুবই কোঁকড়ান, ডান চোখ টেরা, ফুলে উঠা আঙ্গুর যেন।

আমি জিজ্ঞেস করলামঃ এ লোকটি কে? বলা হলোঃ ইনি মাসীহ্ দাজ্জাল। [৩৪৪০] আধুনিক প্রকাশনী- ৫৪৭৩, ইসলামিক ফাউন্ডেশন

ہم سے عبداللہ بن یوسف تینسی نے بیان کیا، کہا ہم کو امام مالک نے خبر دی، انہیں نافع نے اور انہیں عبداللہ بن عمر رضی اللہ عنہما نے کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا رات کعبہ کے پاس مجھے دیکھایا گیا، میں نے دیکھا کہ ایک صاحب ہیں گندمی رنگ، گندمی رنگ کے لوگوں میں سب سے زیادہ خوبصورت، ان کے شانوں تک لمبے لمبے بال ہیں ایسے بال والے لوگوں میں سب سے زیادہ خوبصورت، انہوں نے بالوں میں کنگھا کر رکھا ہے اور اس کی وجہ سے سر سے پانی ٹپک رہا ہے۔

دو آدمیوں کا سہارا لیے ہوئے ہیں یا دو آدمیوں کے شانوں کا سہارا لیے ہوئے ہیں اور خانہ کعبہ کا طواف کر رہے ہیں، میں نے پوچھا کہ یہ کون بزرگ ہیں تو مجھے بتایا گیا کہ یہ عیسیٰ ابن مریم علیہ السلام ہیں پھر اچانک میں نے ایک الجھے ہوئے گھونگھریالے بال والے شخص کو دیکھا، دائیں آنکھ سے کانا تھا گویا انگور ہے جو ابھرا ہوا ہے۔ میں نے پوچھا یہ کانا کون ہے؟ مجھے بتایا گیا کہ یہ مسیح دجال ہے۔

Telah menceritakan kepada kami [Abdullah bin Yusuf] telah mengabarkan kepada kami [Malik] dari [Nafi'] dari [Abdullah bin Umar] radliallahu 'anhuma bahwa Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Di saat saya tengah bermimpi pada malam hari di dekat Ka'bah saya melihat seorang laki-laki yang berkulit sawo matang, berperawakan sangat rupawan yang pernah saya lihat dari seorang laki-laki dan berambut lurus, dipapah dua orang laki-laki atau berada di antara dua pundak laki-laki dan rambutnya meneteskan air, tengah thawaf di Ka'bah, Saya bertanya, 'Siapa orang ini?

' di beritahukan, 'Ibnu Maryam.' Tiba-tiba ada seorang lelaki berambut keriting, dan buta mata kanannya, seolah-olah matanya seperti buah anggur yang menjorok. Lalu Saya bertanya, 'Siapakah orang ini? ' diberitahukan; 'Ad Dajjal

Abdullah b. Ömer r.a.'dan rivayete göre Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Bu gece rüyamda kendimi Ka'be'nin yanında gördüm. Senin esmer erkekler arasında görebileceğin en güzeli gibi esmer bir adam gördüm. Bu adamın, saçlarını taramış ve saçı bol adamlardan görebildiklerinin en güzelinden bol saçı vardı. Yeni taramış olduğu saçlarından henüz su damlıyordu.

İki adama yahut iki adamın omuzlarına dayanarak Ka'be'yi tavaf ediyordu. Ben: Bu kim, diye sordum. BuMeryem oğlu el-Mesih'tir, denildi. Birde saçı oldukça kıvırcık, sağ gözü patlak bir üzüm tanesi gibi fırlamış, kör olan birisini de gördüm. Bu kim, diye sordum. Bana: Mesih Deccal'dir, diye cevap verildi

5903Anas ibn MalikSahih

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، أَخْبَرَنَا حَبَّانُ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، حَدَّثَنَا أَنَسٌ

أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ يَضْرِبُ شَعَرُهُ مَنْكِبَيْهِ

The hair of the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) used to hang down up to his shoulders.

আনাস (রাঃ) হতে বর্ণিত। নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর মাথার চুল (কখনও) কাঁধ পর্যন্ত লম্বা হতো। [৫৯০৪; মুসলিম ৪৩/২৬, হাঃ ২৩৩৮, আহমাদ ১৩৫৬৫]

ہم سے اسحاق بن منصور نے بیان کیا، کہا ہم کو حبان نے خبر دی، کہا ہم سے ہمام بن یحییٰ نے بیان کیا، کہا ہم سے قتادہ نے اور ان سے انس بن مالک رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ نبی کریم کے بال مونڈھوں تک پہنچتے تھے۔

Telah menceritakan kepada kami [Ishaq] telah mengabarkan kepada kami [Hibban] telah menceritakan kepada kami [Hammam] telah menceritakan kepada kami [Qatadah] telah menceritakan kepada kami [Anas] bahwa Rambut Nabi shallallahu 'alaihi wasallam menjuntai sampai ke kedua bahu beliau

Enes'ten rivayetegöre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in saçları omuzlarına kadar varırdı. " Bu Hadis 5906 numara ile de var

5904Anas ibn MalikSahih

حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ

كَانَ يَضْرِبُ شَعَرُ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مَنْكِبَيْهِ

The head-hair of the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) used to hang down to his shoulders.

আনাস (রাঃ) হতে বর্ণিত। নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর চুল (কখনও) কাঁধ পর্যন্ত লম্বা হতো। [৫৯০৩]

ہم سے موسیٰ بن اسماعیل نے بیان کیا، کہا ہم سے ہمام نے بیان کیا، ان سے قتادہ نے اور ان سے انس رضی اللہ عنہ نے کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کے ( سر کے ) بال مونڈھوں تک پہنچتے تھے۔

Telah menceritakan kepada kami [Musa bin Isma'il] telah menceritakan kepada kami [Hammam] dari [Qatadah] dari [Anas] bahwa rambut Nabi shallallahu 'alaihi wasallam menjuntai hingga kebahu beliau

Enes'ten rivayete göre "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in saçları omuzlarına kadar varırdı

5905QatadaSahih

حَدَّثَنِي عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ جَرِيرٍ، قَالَ: حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ قَتَادَةَ، قَالَ: سَأَلْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ رضى الله عنه عَنْ شَعَرِ

رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ كَانَ شَعَرُ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ رَجِلاً، لَيْسَ بِالسَّبِطِ، وَلَا الْجَعْدِ، بَيْنَ أُذُنَيْهِ وَعَاتِقِهِ

L asked Anas ibn Malik about the hair of the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam). He said, “The hair of the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) was neither much straight, nor much curly, and it used to hang down till between his shoulders and his earlobes.”

ক্বাতাদাহ (রহ.) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, আমি আনাস ইবনু মালিক (রাঃ)-কে রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর চুল সম্পর্কে জিজ্ঞেস করলাম। তিনি বললেনঃ রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর চুল মধ্যম ধরনের ছিল- না একেবারে সোজা, না বেশি কোঁকড়ানো। আর তা ছিল দু’কান ও দু’কাঁধের মাঝ পর্যন্ত। [৫৯০৬]

مجھ سے عمرو بن علی نے بیان کیا، کہا ہم سے وہب بن جریر نے، کہا کہ مجھ سے میرے والد نے بیان کیا، ان سے قتادہ نے بیان کیا کہ میں نے انس بن مالک رضی اللہ عنہ سے رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم کے بالوں کے متعلق پوچھا تو انہوں نے کہا کہ آپ کے بال درمیانہ تھے، نہ بالکل سیدھے لٹکے ہوئے اور نہ گھونگھریالے اور وہ کانوں اور مونڈھوں کے بیچ تک تھے۔

Telah menceritakan kepadaku ['Amru bin Ali] telah menceritakan kepada kami [Wahb bin Jarir] dia berkata; telah menceritakan kepadaku [Ayahku] dari [Qatadah] dia berkata; saya bertanya kepada [Anas bin Malik] radliallahu 'anhu mengenai rambut Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam, dia berkata; "Rambut Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam tidak lurus dan tidak pula keriting yaitu (menjuntai) antara kedua telinga hingga bahu beliau

Katade'den, dedi ki: "Enes b. Malik r.a.'a Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in saçları hakkında sordum da bana şöyle dedi: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in saçları düz ve uzun da değildi, kıvırcık ve kısa da değildi. Saçları kulaklarıyla omuzları arasında idi." Bu Hadis 5906 numara ile de var

5906Anas ibn MalikSahih

حَدَّثَنَا مُسْلِمٌ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ

قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ضَخْمَ الْيَدَيْنِ، لَمْ أَرَ بَعْدَهُ مِثْلَهُ، وَكَانَ شَعَرُ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ رَجِلاً، لَا جَعْدَ، وَلَا سَبِطَ

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) had big hands, and I have never seen anybody like him after him. The hair of the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) was wavy, neither curly nor straight.

আনাস (রাঃ) হতে বর্ণিত। রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর হাত গোশতে পূর্ণ ছিল। তাঁর পরে আমি কোন লোককে এমন দেখিনি। আর নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর চুল ছিল মাঝারি রকমের, অধিক কোঁকড়ানোও না, অধিক সোজাও না। [৫৯০৫]

ہم سے مسلم بن ابراہیم نے بیان کیا، کہا ہم سے جریر نے بیان کیا، ان سے قتادہ نے اور ان سے انس بن مالک رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کے ہاتھ بھرے ہوئے تھے میں نے نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کے بعد آپ جیسا ( خوبصورت کوئی آدمی ) نہیں دیکھا آپ کے سر کے بال میانہ تھے نہ گھونگھریالے اور نہ بالکل سیدھے لٹکے ہوئے۔

Telah menceritakan kepada kami [Muslim] telah menceritakan kepada kami [Jarir] dari [Qatadah] dari [Anas] dia berkata; "Nabi shallallahu 'alaihi wasallam adalah seseorang yang berlengan kekar, aku tidak pernah melihat orang yang menyerupainya, sedangkan rambut Nabi shallallahu 'alaihi wasallam ikal, tidak terlalu lurus dan tidak pula keriting

Enes'ten, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in elleri irice idi. Ondan sonra onun gibisini görmedim. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in saçları düz de değil, boğum boğum aşırı kıvırcık da değildi, ikisi arasında idi

5907Anas ibn MalikSahih

حَدَّثَنَا أَبُو النُّعْمَانِ، حَدَّثَنَا جَرِيرُ بْنُ حَازِمٍ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ رضى الله عنه

قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ضَخْمَ الْيَدَيْنِ وَالْقَدَمَيْنِ حَسَنَ الْوَجْهِ، لَمْ أَرَ بَعْدَهُ وَلَا قَبْلَهُ مِثْلَهُ، وَكَانَ بَسِطَ الْكَفَّيْنِ

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) had big hands and feet, and I have not seen anybody like him, neither before nor after him, and his palms were soft.

আনাস (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর মাথা ও দু’ পা ছিল গোশতপূর্ণ। তাঁর আগে ও তাঁর পরে আমি তাঁর মত অপর (কাউকে এত অধিক সুন্দর) দেখিনি। তাঁর হাতের তালু ছিল চওড়া। [৫৯০৮, ৫৯১০, ৫৯১১]

ہم سے ابوالنعمان نے بیان کیا، کہا ہم سے جریر بن حازم نے بیان کی، ان سے قتادہ نے اور ان سے انس رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کے ہاتھ اور پاؤں بھرے ہوئے تھے۔ چہرہ حسین و جمیل تھا، میں نے آپ جیسا خوبصورت کوئی نہ پہلے دیکھا اور نہ بعد میں، آپ کی ہتھیلیاں کشادہ تھیں۔

Telah menceritakan kepada kami [Abu An Nu'man] telah menceritakan kepada kami [Jarir bin Hazim] dari [Qatadah] dari [Anas] radliallahu 'anhu dia berkata; Nabi shallallahu 'alaihi wasallam adalah seseorang yang lengan dan kakinya besar, bagus wajahnya, saya belum pernah melihat orang yang menyerupainya baik sebelum dan sesudahnya, telapak tangan beliau juga lebar

Enes r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in elleri ve ayakları irice, yüzü güzeldi. Ne ondan önce, ne ondan sonra onun gibisini görmedim. O iki avucu da açık (cömert) birisi idi. " Bu Hadis 5908, 5910 ve 5911 numara ile de var

5909Abu HurayrahSahih

حَدَّثَنِي عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ هَانِئٍ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ،. أَوْ عَنْ رَجُلٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ

قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ضَخْمَ الْقَدَمَيْنِ، حَسَنَ الْوَجْهِ، لَمْ أَرَ بَعْدَهُ مِثْلَهُ

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) had big feet and a good-looking face and I have not seen anybody like him after him.

আনাস ও আবূ হুরাইরাহ (রাঃ) হতে বর্ণিত। নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর দু’ পা ছিল গোশতপূর্ণ। চেহারা ছিল সুন্দর। আমি তাঁর পরে তাঁর মত কাউকে দেখিনি। [৫৯০৭]

Telah menceritakan kepadaku ['Amru bin Ali] telah menceritakan kepada kami [Mu'adz bin Hani'] telah menceritakan kepada kami [Hammam] telah menceritakan kepada kami [Qatadah] dari [Anas bin Malik] atau dari [seorang laki-laki] dari [Abu Hurairah] dia berkata; "Nabi shallallahu 'alaihi wasallam adalah seorang yang besar kakinya, bagus perawakannya, saya belum pernah melihat seseorang seperti itu sesudah beliau."

[Hisyam] mengatakan; dari [Ma'mar] dari [Qatadah] dari [Anas] bahwa Nabi shallallahu 'alaihi wasallam adalah seseorang yang lebar telapak kaki dan telapak tangannya." [Abu Hilal] mengatakan; telah menceritakan kepada kami [Qatadah] dari [Anas] atau [Jabir bin Abdullah] bahwa Nabi shallallahu 'alaihi wasallam adalah seseorang yang lebar telapak tangan dan telapak kakinya, saya belum pernah melihat orang yang menyerupai setelah beliau

Enes b. Malik'ten -yahut bir adamdan, o Ebu Hureyre'den dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, ayakları irice, yüzü güzeldi. Ondan sonra onun gibisini görmedim

5910Anas ibn MalikSahih

وَقَالَ هِشَامٌ عَنْ مَعْمَرٍ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ

كَانَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ شَثْنَ الْقَدَمَيْنِ وَالْكَفَّيْنِ

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) had big feet and hands.

আনাস (রাঃ) থেকে বর্ণিত। তিনি বলেছেন যে, নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর দু’ পা ও হাতের দু’ কব্জা গোশতবহুল ছিল। [৫৯০৭]

اور ہشام نے بیان کیا، ان سے معمر نے، ان سے قتادہ نے اور ان سے انس رضی اللہ عنہ نے کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کے قدم اور ہتھیلیاں بھری ہوئی اور گداز تھیں۔

Enes r.a.'den rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ayakları ve elleri irice idi

5912Anas ibn MalikSahih

وَقَالَ أَبُو هِلَالٍ حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، عَنْ أَنَسٍ

أَوْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ كَانَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ضَخْمَ الْكَفَّيْنِ وَالْقَدَمَيْنِ، لَمْ أَرَ بَعْدَهُ شَبَهًا لَهُ

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) had big hands and feet and I have not seen anybody like him after him.

আনাস (রাঃ) অথবা জাবির ইবনু ‘আবদুল্লাহ (রাঃ) থেকে বর্ণনা করেনঃ নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর দু’টি কব্জি ও দু’টি পা গোশতপূর্ণ ছিল। আমি তাঁর পরে তাঁর মত কাউকে দেখিনি। [৫৯০৭]

Enes'ten -yahut Cabir b. Abdullah'tan- rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in elleri ve ayakları irice iöi. Ondan sonra ona benzeyenini görmedim

5913Mujahid ibn JabrSahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ: حَدَّثَنِي ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنِ ابْنِ عَوْنٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ

قَالَ كُنَّا عِنْدَ ابْنِ عَبَّاسٍ رضى الله عنهما فَذَكَرُوا الدَّجَّالَ فَقَالَ إِنَّهُ مَكْتُوبٌ بَيْنَ عَيْنَيْهِ كَافِرٌ. وَقَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ لَمْ أَسْمَعْهُ قَالَ ذَاكَ وَلَكِنَّهُ قَالَ: «أَمَّا إِبْرَاهِيمُ فَانْظُرُوا إِلَى صَاحِبِكُمْ، وَأَمَّا مُوسَى فَرَجُلٌ آدَمُ جَعْدٌ، عَلَى جَمَلٍ أَحْمَرَ مَخْطُومٍ بِخُلْبَةٍ، كَأَنِّي أَنْظُرُ إِلَيْهِ إِذِ انْحَدَرَ فِي الْوَادِي يُلَبِّي»

We were with Ibn Abbas and the people mentioned Ad-Dajjal. Someone said, “The word ‘Kafir’ (unbeliever) is written in between his (Ad-Dajjal’s) eyes.” Ibn Abbas said, “I have not heard the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) saying this, but he said, ‘As regards Abraham, he looks like your companion (i.e. the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam), Muhammad), and as regards Moses, he is a brown curly haired man riding a camel and reigned with a strong jute rope, as if I am now looking at him getting down in the valley and saying, ‘Labbaik’.’”

মুজাহিদ (রহ.) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, আমরা একবার ইবনু আব্বাস (রাঃ) এর কাছে ছিলাম। তখন লোকজন দাজ্জালের কথা আলোচনা করল। একজন বললঃ তার দু’চোখের মাঝে লেখা থাকবে ‘কাফির’।

ইবনু আব্বাস (রাঃ) বললেনঃ আমি এমন কথা রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম-কে বলতে শুনিনি। তবে তিনি বলেছেনঃ তোমরা যদি ইবরাহীম (আঃ)-কে দেখতে চাও, তা হলে তোমাদের সঙ্গী নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর দিকে তাকাও। আর মূসা (আঃ) হচ্ছেন শ্যাম রঙের মানুষ, কোঁকড়ানো চুলের অধিকারী, নাকে লাগাম পরান লাল বর্ণের উষ্ট্রে আরোহণকারী।

আমি যেন তাঁকে লক্ষ্য করছি তিনি তালবিয়া (লাব্বাইকা.......) পাঠরত অবস্থায় (মক্কা) উপত্যকায় নামছেন। [১৫৫৫]

ہم سے محمد بن مثنیٰ نے بیان کیا، کہا کہ مجھ سے ابن ابی عدی نے بیان کیا، ان سے ابن عون نے اور ان سے مجاہد نے بیان کیا کہ ہم ابن عباس رضی اللہ عنہما کے پاس بیٹھے ہوئے تھے۔

لوگوں نے دجال کا ذکر کیا اور کسی نے کہا کہ اس کی دونوں آنکھوں کے درمیان لفظ ”کافر“ لکھا ہو گا۔ اس پر ابن عباس رضی اللہ عنہما نے کہا کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم کو یہ فرماتے ہوئے میں نے تو نہیں سنا البتہ آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے یہ فرمایا تھا کہ اگر تمہیں ابراہیم علیہ السلام کو دیکھنا ہو تو اپنے صاحب ( خود نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم ) کو دیکھو ( کہ آپ بالکل ان کے ہم شکل ہیں ) اور موسیٰ علیہ السلام گندمی رنگ کے ہیں بال گھونگھریالے جیسے اس وقت بھی میں انہیں دیکھ رہا ہوں کہ وہ اس نالے وادی ازرق نامی میں لبیک کہتے ہوئے اتر رہے ہیں ان کے سرخ اونٹ کی نکیل کی رسی کھجور کی چھال کی ہے۔

Telah menceritakan kepada kami [Muhammad bin Al Mutsanna] dia berkata; telah menceritakan kepadaku [Ibnu Abu 'Adi] dari [Ibnu 'Aun] dari [Mujahid] dia berkata; Kami pernah berada di samping [Ibnu Abbas] radliallahu 'anhuma, lalu orang-orang menyebut-nyebut Dajjal, lantas Ibnu Abbas mengatakan; "Sesungguhnya di antara kedua mata Dajjal tertulis "Kafir",

Ibnu Abbas mengatakan; "Namun saya belum pernah mendengar beliau (secara langsung) mengatakan hal itu, akan tetapi beliau (Nabi) mengatakan: "Adapun Ibrahim, maka lihatlah pada teman kalian, sedangkan Musa, ia adalah seorang laki-laki (berkulit) kecoklatan dan bertubuh kekar tengah (menunggang) unta merah yang kendalinya terbuat dari sabut kurma, seolah-olah aku melihat kepadanya ketika menuruni lembah sambil bertalbiyah

Mücahid'den, dedi ki: "Biz İbn Abbas r.a.lın yanında idik. Deccallden söz açtılar. Bunun üzerine İbn Abbas dedi ki: Şüphesiz onun gözleri arasında kafir diye yazar."

Yine İbn Abbas dedi ki: Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den bizzat böyle dediğini duymadım. Ama o şöyle buyurmuştur: "İbrahim'e gelince, (onun gibisini görmek için) arkadaşımza bakınız. Musa ise esmer, saçları kıvırcık, yu ları liften . kızıl bir devenin üzerinde olup, telbiye ederek vadiden aşağı inerkenki halini görüyor gibiyim."

Fethu'l-Bari Açıklaması: "Saçın kıvırcık olması." Kıvırcık oluş saçın bir niteliğidir. Bu başlıkta Buhari yedi hadis zikretmiş bulunmaktadır: Birinci hadis, Enes r.a.lın rivayet ettiği Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in niteliğine dair olan hadis olup, daha önce bu hadisin açıklamaları Menakib bölümünde geçmiş bulunmaktadır. Burada bu hadisin zikredilmesinden maksat: "Saçları kıvırcık ve kısa değildi, düz ve uzun da değildi."

ibaresi ile anlatılanlardır. Yani onun saçları kıvırcık ile düz arasında idi. Kıvırcık saç, Sudanlıların (siyahilerin) saçları gibi kıvrım kıvrım olan saça denilir. Düz saç ise dümdüz sarkıp Hintlilerin saçları gibi hiçbir şekilde kıvrımı olmayan saçtır. el-Katat ise kıvırcıklığı, saçları birbirinden ayıracak derecede olana denilir.

"Başının saçı. .. " Yani başının saçı sarktığı vakit omuzlarına yakın olurdu. Cerir b. Hazimlin rivayetindeki "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in saçları hafif dalgalı idi" ibaresi, az miktarda dalgaları vardı, demektir. Bir kişi saçınıtarayıp da düz ile dalgalı arasında bir halde olduğu vakit bu kökten gelen tabir kullanılır.

"Hişam" b. Yusuf "Malmerlden dedi ki: O Katadeiden, o Enes'ten: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellemlin el ve ayakları iriceydi" dediği rivayet edilmiştir. Buradaki "irice" anlamı verilen "şesn" lafzı parmakları ve avucu kalınca, irice demektir. İbn Batta!

dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in avucu dolgu n etli idi. Bununla birlikte iriliklerine rağmen daha önce Enes hadisinde geçtiği üzere yumuşaktı. Söz konusu bu Enes hadisi de daha önce Menakib bölümünde şöylece geçmişti: "Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellemlin elinden daha yumuşak bir ipeğe dokunmuş değilim."

(İbn Battal devamla) dedi ki: el-Esmaı'nin bu lafzı sertlik ile birlikte elin ayasının iri olması şeklindeki açıklamasına gelince, bunun bu açıklamasındaki "sertlik" tabirine kimse muvafakat etmemiştir. el-Halil ve Ebu Ubeyd'in bu lafza dair açıklamaları daha uygundur. Bu açıklamayı diğer rivayetteki: "Elleri ve ayakları iriceydi" şeklindeki sözleri desteklemektedir .

. İbn Battal dedi ki: el-Esmai'nin "şesn" lafzına dair yaptığı açıklamayı kabul. etsek bile Enes'in, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in elinin iki halini nitelendirmiş olmasıihtimali de vardır. Buna göre cihad yahutta aile halkının işlerinde çalıştığı vakit, eli, sözü geçen bu arızi haller dolayısıyla sertleşirdi. Bu işleri bitirdi mi de onun yapısında asılolarak bulunan yumuşaklık avucunda, elinde de görüıürdü.

Hadisin delalet ettiği şekilde Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in saçının omuzlarına yakın olması, onun çoğunluk halini ifade eder. Bazen saçı toplanacak kadar ve ondan örükler yapacak kadar uzadığı da olurdu. Nitekim Ebu Davud ve Tirmizi hasen bir sened ile Ümmü Hani'den şu hadisi rivayet etmektedir: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke'ye geldiğinde dört tane örüğü vard!."

İbn Mace'nin rivayetinde de "onun dört ğadiresi, yani örüğü vardı" denilmektedir . . Gadair (tekili ğaclire), örük haline getirilmiş saç demektir. Bil haberin özü şudur: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in saçı ondan örük örecek kadar uzamış idi. Bu, onun saçı ile ilgilenmesi süresinin uzaması haline hamledilir ki, bu da yolculuk ve benzeri şeylerle meşgulolma halidir.

Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır. 11.CİLT BİTTİ, KİTABU’L-LİBAS 12. CİLT İLE BİR SONRAKİ SAYFADA DEVAM EDİYOR

5914Umar ibn al-KhattabSahih

حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ: أَخْبَرَنِي سَالِمُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، قَالَ: سَمِعْتُ عُمَرَ رضى الله عنه

يَقُولُ: «مَنْ ضَفَّرَ فَلْيَحْلِقْ، وَلَا تَشَبَّهُوا بِالتَّلْبِيدِ. وَكَانَ ابْنُ عُمَرَ يَقُولُ لَقَدْ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مُلَبِّدًا»

I heard Umar saying, “Whoever braids his hair should shave it (on finishing Ihram). You’d better not do, something like Talbid.” Ibn Umar used to say: “I saw the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) with his hair stuck together with gum.”

‘আবদুল্লাহ ইবনু ‘উমার (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেনঃ আমি ‘উমার (রাঃ)-কে বলতে শুনেছি- যে লোক চুলে জট পাকায়, সে যেন তা মুড়ে ফেলে। আর তোমরা মাথার চুলে তালবীদকারীদের মত চুলে জট পাকিও না। ইবনু ‘উমার (রাঃ) বলতেনঃ আমি রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম-কে চুল তালবীদ করা অবস্থায় দেখেছি।[1] [১৫৪০]

ہم سے ابوالیمان نے بیان کیا، کہا ہم کو شعیب نے خبر دی، انہیں زہری نے کہا کہ مجھے سالم بن عبداللہ نے خبر دی اور ان سے عبداللہ بن عمر رضی اللہ عنہما نے بیان کیا کہ میں نے عمر رضی اللہ عنہ سے سنا، انہوں نے کہا کہ جو شخص سر کے بالوں کو گوند لے ( وہ حج یا عمرے سے فارغ ہو کر سر منڈائے ) اور جیسے احرام میں بالوں کو جما لیتے ہیں غیر احرام میں نہ جماؤ اور ابن عمر رضی اللہ عنہما کہتے تھے میں نے تو نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کو بال جماتے دیکھا۔

Telah menceritakan kepada kami [Abu Al Yaman] telah mengabarkan kepada kami [Syu'aib] dari [Az Zuhri] dia berkata; telah mengabarkan kepadaku [Salim bin Abdullah] bahwa [Abdullah bin Umar] berkata; saya mendengar Umar radliallahu 'anhu berkata; "Barangsiapa mengepang rambutnya hendaknya ia mencukurnya (ketika haji) dan janganlah ia seperti orang yang mengikat rambutnya (menguncir), sementara Ibnu Umar mengatakan; "Sesungguhnya saya pernah melihat Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam mengikat (menguncir) rambutnya

Salim İbn Abdullah'tan rivayete göre "Abdullah İbn Ömer şöyle demiştir: Ben Ömer r.a.'l şöyle derken dinledim: Saçlarını örük yapan bir kimse saçlarını traş etsin. Saçlarınızı yapıştırıp keçeleştirir gibi yapmayınız. İbn Ömer de: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i saçlarını yapıştırmış olduğu halde gördüm derdi

5915Abdullah ibn UmarSahih

حَدَّثَنِي حِبَّانُ بْنُ مُوسَى، وَأَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَا: أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا يُونُسُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ رضى الله عنهما

قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يُهِلُّ مُلَبِّدًا يَقُولُ: «لَبَّيْكَ اللَّهُمَّ لَبَّيْكَ، لَبَّيْكَ لَا شَرِيكَ لَكَ لَبَّيْكَ، إِنَّ الْحَمْدَ وَالنِّعْمَةَ لَكَ وَالْمُلْكَ لَا شَرِيكَ لَكَ». لَا يَزِيدُ عَلَى هَؤُلَاءِ الْكَلِمَاتِ

I heard the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam), while he was in the state of Ihram and his hair was stuck together with gum, saying, “Labbaik, Allahumma Labbaik, Labbaik La Sharika laka Labbaik. Inn-al-Hamda Wan-Nimata Laka wal-Mulk, La Sharika Lak.” He did not add anything to those words.

ইবনু ‘উমার (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেনঃ আমি রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম-কে চুল জট করা অবস্থায় মুহরিম হয়ে উচ্চস্বরে তাল্বিয়া পাঠ করতে শুনেছি। তিনি বলেছেনঃ লাব্বাইকা আমি হাযির, হে আল্লাহ! আমি হাযির, আমি হাযির, আপনার কোন শরীক নেই। আমি হাযির, নিশ্চয়ই প্রশংসা এবং দয়া কেবল আপনারই, আর রাজত্বও। এতে আপনার কোন শরীক নেই। এ শব্দগুলো থেকে বাড়িয়ে তিনি অতিরিক্ত কিছু বলেননি। [১৫৪০]

مجھ سے حبان بن موسیٰ اور احمد بن محمد نے بیان کیا، انہوں نے کہا کہ ہمیں عبداللہ بن مبارک نے خبر دی، انہوں نے کہا ہم کو یونس نے خبر دی، انہیں زہری نے، انہیں سالم نے اور ان سے عبداللہ بن عمر رضی اللہ عنہما نے بیان کیا کہ میں نے رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم سے سنا، آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے اپنے بال جما لیے تھے اور احرام کے وقت یوں آپ لبیک کہہ رہے تھے «لبيك اللهم لبيك،‏‏‏‏ لبيك لا شريك لك لبيك،‏‏‏‏ إن الحمد والنعمة لك والملك لا شريك لك» ان کلمات کے اوپر اور کچھ آپ نہیں بڑھاتے تھے۔

Telah menceritakan kepada kami [Hibban bin Musa] dan [Ahmad bin Muhammad] keduanya mengatakan; telah mengabarkan kepada kami [Abdullah] telah mengabarkan kepada kami [Yunus] dari [Az Zuhri] dari [Salim] dari [Ibnu Umar] radliallahu 'anhuma dia berkata; saya mendengar Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bertalbiyah dengan mengikat rambutnya (menguncir) sambil mengucapkan: "LABBAIKALLAAHUMMA LABBAIK LABBAIKALAA SYARIIKA LABBAIK INNAL HAMDA WAN NI'MATA LAKA WAL MULK LAA SYARIIKALAK" dan tidak lebih dari mengucapkan kalimat tersebut

İbn Ömer r.a.'dan, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i başındaki saçları toplayıp yapıştırmış olarak yüksek sesle telbiye getirip: "Lebbeyk, Allahumme lebbeyk, la şerike leke lebbeyk, inne'l-hamde ve'n-ni'mete leke ve'lmülk la şerike lek: Buyur Allah'ım buyur, Senin hiçbir ortağın yoktur. Şüphesiz, hamd de, nimet de, mülk de Senindir, Senin hiçbir ortağın yoktur, derken işitmişimdir. Bu kelimelere ayrıca hiçbir şey eklemiyordu

5916Hafsah bint Umar ibn al-KhattabSahih

حَدَّثَنِي إِسْمَاعِيلُ، قَالَ: حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ حَفْصَةَ رضى الله عنها زَوْجِ

النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَتْ قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا شَأْنُ النَّاسِ حَلُّوا بِعُمْرَةٍ، وَلَمْ تَحْلِلْ أَنْتَ مِنْ عُمْرَتِكَ قَالَ: «إِنِّي لَبَّدْتُ رَأْسِي، وَقَلَّدْتُ هَدْيِي، فَلَا أَحِلُّ حَتَّى أَنْحَرَ»

(the wife of the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam)) I said, “O Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam)! Why have the people finished their Ihram after performing the Umra while you have not finished your Ihram after your Umra?” He said, “I have done Talbid (of my hair) and have decorated my Hadis with garlands, so I shall not finish my Ihram till I have slaughtered my Hadi (animal for sacrifice).”

(নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম -এর স্ত্রী হাফসাহ হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, আমি জিজ্ঞেস করলামঃ হে আল্লাহর রাসূল! লোকদের কী হলো, তারা তাদের ‘উমরাহর ইহরাম খুলে ফেলেছে, অথচ আপনি এখনও আপনার ইহরাম খুলেননি। তিনি বললেনঃ আমি আমার মাথার চুল জড়ো করে রেখেছি এবং আমার সঙ্গী অর্থাৎ কুরবানীর পশু)-কে কিলাদাহ[1] পরিয়েছি। তাই তা যব্হ করার আগে আমি ইহরাম খুলব না। [১৫৬৬] আধুনিক প্রকাশনী- ৫৪৮৩, ইসলামিক ফাউন্ডেশন

مجھ سے اسماعیل بن ابن ابی اویس نے بیان کیا، کہا کہ مجھ سے امام مالک نے بیان کیا، ان سے نافع نے، ان سے عبداللہ بن عمر رضی اللہ عنہما نے اور ان سے نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کی زوجہ مطہرہ حفصہ رضی اللہ عنہا نے بیان کیا کہ میں نے عرض کیا: یا رسول اللہ!

کیا بات ہے کہ لوگ عمرہ کر کے احرام کھول چکے ہیں حالانکہ آپ نے احرام نہیں کھولا۔ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کیونکہ میں نے اپنے سر کے بال جما لیے ہیں اور اپنی ہدی ( قربانی کے جانور ) کے گلے میں قلادہ ڈال دیا ہے۔ اس لیے جب تک میری قربانی کا نحر نہ ہو لے میں احرام نہیں کھول سکتا۔

Telah menceritakan kepadaku [Isma'il] dia berkata; telah menceritakan kepadaku [Malik] dari [Nafi'] dari [Abdullah bin Umar] dari [Hafshah] radliallahu 'anha isteri Nabi shallallahu 'alaihi wasallam dia berkata; saya bertanya; "Wahai Rasulullah, kenapa orang-orang telah bertahallul dari umrahnya sedangkan anda belum bertahallul dari umrahmu? Beliau menjawab: "Saya telah mengikat kepalaku dan mengalungi hewan kurbanku, dan saya tidak akan bertahallul hingga menyembelih kurban

Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hanımı Hafsa r.anha'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Ey Allah'ın Rasulü, insanlara ne oluyor, onlar bir umre yapıp ihramdan çıktılar. Ama sen umreni yaptıktan sonra ihramdan çıkmadın, dedim. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Ben saçımı toplayıp yapıştırdım. Hediyelik kurbanlıklarıma gerdanlıklar koydum.

Artık ben kurbanımı kesinceye kadar ihramdan çıkamam, buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Saçları toplayıp, yapıştırmak (Telbid)." Saçın birbirine yapışmasını sağlayacak şeyler ile bir araya getirilip toplanması demektir. Hatmi ve zamk gibi şeylerle bu yapıştırmaişi yapılır. Böylelikle saçın kirlenmesi ve ihramda iken bitlenmesi önlenmiş olur.

Telbide (denilen saçları yapıştırmaya) dair açıklamalar ve bu işin hükmü Hac bölümünde (725.hadiste) geçmiş bulunmaktadır

5917Ibn AbbasSahih

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ شِهَابٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ رضى الله عنهما

قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يُحِبُّ مُوَافَقَةَ أَهْلِ الْكِتَابِ فِيمَا لَمْ يُؤْمَرْ فِيهِ، وَكَانَ أَهْلُ الْكِتَابِ يَسْدِلُونَ أَشْعَارَهُمْ، وَكَانَ الْمُشْرِكُونَ يَفْرُقُونَ رُءُوسَهُمْ، فَسَدَلَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ نَاصِيَتَهُ، ثُمَّ فَرَقَ بَعْدُ

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) used to copy the people of the Scriptures in matters in which there was no order from Allah. The people of the Scripture used to let their hair hang down while the pagans used to part their hair. So the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) let his hair hang down first, but later on he parted it.

ইবনু ‘আব্বাস (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম সে সব বিষয়ে আহলে কিতাবের সঙ্গে সামঞ্জস্য করে চলা পছন্দ করতেন, যে সব বিষয়ে তাঁকে (কুরআনে) কোন সুস্পষ্ট নির্দেশ দেয়া হয়নি। আর আহলে কিতাবরা তাদের চুল ঝুলিয়ে রাখত এবং মুশরিকরা তাদের মাথার চুলে সিঁথি কাটতো। নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম তাঁর চুল ঝুলিয়েও রাখতেন, সিঁথিও কাটতেন। [৩৫৫৮]

ہم سے احمد بن یونس نے بیان کیا، انہوں نے کہا ہم سے ابراہیم بن سعد نے بیان کیا، انہوں نے کہا ہم سے شہاب نے بیان کیا، ان سے عبیداللہ بن عبداللہ نے بیان کیا اور ان سے عبداللہ بن عباس رضی اللہ عنہما نے بیان کیا کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کو اگر کسی مسئلہ میں کوئی حکم معلوم نہ ہوتا تو آپ اس میں اہل کتاب کے عمل کو اپناتے تھے۔

اہل کتاب اپنے سر کے بال لٹکائے رکھتے اور مشرکین مانگ نکالتے تھے۔ چنانچہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم بھی ( اہل کتاب کی موافقت میں ) پہلے سر کے بال پیشانی کی طرف لٹکاتے لیکن بعد میں آپ بیچ میں سے مانگ نکالنے لگے۔

Telah menceritakan kepada kami [Ahmad bin Yunus] telah menceritakan kepada kami [Ibrahim bin Sa'd] telah menceritakan kepada kami [Ibnu Syihab] dari ['Ubaidullah bin Abdullah] dari [Ibnu Abbas] radliallahu 'anhuma berkata; "Nabi shallallahu 'alaihi wasallam suka menyamai Ahli Kitab di sebagian perkara yang tidak diperintahkan, Ahli Kitab suka mengurai rambut mereka, sedangkan orang-orang Musyrik biasa membelah rambut mereka, maka beliau lebih suka mengurai rambut bagian depannya, lalu beliau membelahnya

İbn Abbas r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, hakkında kendisine emir verilmemiş hususlarda kitap ehline uygun iş yapmayı severdi. Kitap ehli de saçlarını salıveriyorlardı. Müşrikler ise başlarını(n saçlarını} ortadan ayırıyoriardı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem (önceleri) alın saçlarını salıverdi, daha sonra saçlarını ortadan ayırdı

5918Aishah bint Abi BakrSahih

حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ رَجَاءٍ، قَالَا: حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَائِشَةَ رضى الله عنها

قَالَتْ كَأَنِّي أَنْظُرُ إِلَى وَبِيصِ الطِّيبِ فِي مَفَارِقِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَهْوَ مُحْرِمٌ. قَالَ عَبْدُ اللَّهِ فِي مَفْرِقِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

As if I am now looking at the shine of the hair parting of the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) while he was in the state of Ihram.

‘আয়িশাহ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেনঃ নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম মুহরিম অবস্থায় সিঁথিতে যে খুশবু ব্যবহার করতেন, আমি যেন তার ঔজ্জ্বল্য এখনও দেখতে পাচ্ছি। ‘আবদুল্লাহ বলেছেন, নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম সিঁথিতে অর্থাৎ ‘মাফারিক’ শব্দের পরিবর্তে তিনি ‘মাফরাক’ শব্দ বলেছেন। আধুনিক প্রকাশনী- ৫৪৮৫, ইসলামিক ফাউন্ডেশন

ہم سے ابوالولید اور عبداللہ بن رجاء نے بیان کیا، ان دونوں نے کہا کہ ہم سے شعبہ نے بیان کیا، ان سے حکم بن عتیبہ نے، ان سے ابراہیم نخعی نے، ان سے اسود نے اور ان سے عائشہ رضی اللہ عنہا نے بیان کیا جیسے میں اب بھی نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کی مانگ میں احرام کی حالت میں خوشبو کی چمک دیکھ رہی ہوں۔

عبداللہ بن رجاء نے ( اپنی روایت میں ) «مفرق النبي صلى الله عليه وسلم‏.‏» ( واحد کے صیغہ کے ساتھ ) بیان کیا یعنی مانگوں کی جگہ صرف لفظ مانگ استعمال کیا۔

Telah menceritakan kepada kami [Abu Al Walid] dan [Abdullah bin Raja'] keduanya berkata; telah menceritakan kepada kami [Syu'bah] dari [Al Hakam] dari [Ibrahim] dari [Al Aswad] dari ['Aisyah] radliallahu 'anha berkata; "Seakan-akan saya melihat kilatan minyak yang berada di ubun-ubun (rambut) Nabi shallallahu 'alaihi wasallam ketika beliau tengah berihram." Abdullah mengatakan; "Di ubun-ubun (rambut) Nabi

Aişe r.anha'dan, dedi ki: "Ben hala Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ihramlı olduğu halde, saçlarını ayırdığı yerlerdeki kokunun parıltısını görüyor gibiyim." (Ravilerden) Abdullah (İbn Reca): "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in saçlarını ayırdığı yerde" demiştir. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Başın saçlarını ayırmak," yani başın saçlarını ortadan ikiye ayırmak.

Bu da mefrak denilen yerde saçları ayırma anlamındadır. Mefrak, başın ortası demektir. Kelime olarak, saçın alın tarafından, başın ortasından ayrılma yerine denilir.

"Müşrikler saçlarını ortadan ayırırlardı." Bundaki sır, putperestlerin kitap ehline iman etmekten en uzak olan kimseler olması ve kitap ehlinin genelolarak bir şeriate bağlı bulunmaları olabilir. Bu sebepten Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onların kalplerini ısındırmak için onlara uygun hareket etmeyi -putperestlere aykırı hareket etme sonucuna götürse dahi- severdi.

Onunla beraber bulunan ve çevresinde yer alan putperestler Müslüman olup, kitap ehli de küfürlerini sürdürüp gidince, artık kitap ehline muhalefet katıksız bir tutum haline geldi.

"Daha sonra saçlarını ayırdı." Iyad. dedi ki: Saçları salmak, onları serbest bırakıp salıvermek demektir. Bunu anlatmak üzere kullanılan "sedele şa'rahu ve esdelehu" tabiri, saçını salıverip yan taraflarını birbirine bağlamaması halini anlatır. Aynı mı elbise için de bu anlamda kullanılır. Fark (ayırmak) ise, saçın bir kısmını diğerinden ayırıp alnı kapatmamasını sağlamaktır.

Saçları ayırmak sünnettir. Çünkü nihai olarak yapılan bu olmuştur. Göründüğü kadarıyla bu husus vahiy ile gerçekleşmiş bulunmaktadır. Çünkü hadisi rivayet eden, hadisin baş tarafında: "Hakkında kendisine herhangi bir emir verilmemiş hususlarda kitap ehline muvafakat etmeyi severdi" demektedir. Bundan açıkça anlaşıldığına göre o saçlarını Allah'tan gelen bir emir üzere ortadan ayırdı.

Öyle ki bazı ilim adamları bu hususta neshin meydana geldiğini, saçları salıvermenin ve alın üzerinde perçem yapmanın yasak olduğunu iddia dahi etmiştir. Aynışekilde bu görüş Ömer İbn Abdulaziz'den de rivayet edilmiş bulunmaktadır. Ancak Kurtubi, Iyad'a şöylece itiraz etmiştir: Zahir'olan, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bu işi ancak onların kalplerini ısındırmak için yaptığıdır.

Bunun onlara bir faydası olmayınca, onlara muhalefet etmeyi daha çok benimsedi. Onlara (bu gibi hususlarda) muhalefet etmesi ise onun için vacip değil, müstehap idi. Hadisi rivayet edenin: "Hakkında kendisine emir verilmemiş olan hususlarda" ifadesini kullanmış olması, ondan herhangi bir istekte bulunulmadığı hususlarda demektir.

İstekte bulunmak (talep) ise hem vacip oluşu, hem de mendub oluşu kapsar. Bu hususta neshin söz konusu olduğu kanaatine gelince, rivayetlerin telif edilmesi mümkün olduğundan ötürü bir değer ifade etmez. Hatta masıahatın gözetilmesi dışında muhalefet ya da muvafakat etmenin şer'! bir hüküm olmaması ihtimali vardır.

(Kurtubi devamla) dedi ki: Eğer saçları salıvermek neshedilmiş bir hüküm olsaydı, ashabın ya da onların çoğunluğunun bu şekilde uygulamaya dönmeleri gerekirdi. Onlardan nakledilen rivayetleregöre ise aralarından kimi saçlarını ayırır, kimi sarkıtırdı ve bundan dolayı kimse kimseyi ayıplamazdı. Ayrıca Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kulaklarının yumuşaklarına kadar ulaşan saçları da vardı.

Eğer bu saçları ayırabilirse ayırır, değilse olduğu halde bırakırdı. O halde sahih olan, saçları ortadan ayırmak vacip değil, müstehaptır. Malik'in ve cumhurun görüşü de budur. Nevevi de, saçları salıvermenin de, ortadan ayırmanın da caiz olduğunu belirtmiştir

5919Ibn AbbasSahih

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا الْفَضْلُ بْنُ عَنْبَسَةَ، أَخْبَرَنَا هُشَيْمٌ، أَخْبَرَنَا أَبُو بِشْرٍ، ح وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، عَنْ أَبِي بِشْرٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ رضى الله عنهما

قَالَ بِتُّ لَيْلَةً عِنْدَ مَيْمُونَةَ بِنْتِ الْحَارِثِ خَالَتِي، وَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عِنْدَهَا فِي لَيْلَتِهَا قَالَ فَقَامَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يُصَلِّي مِنَ اللَّيْلِ، فَقُمْتُ عَنْ يَسَارِهِ قَالَ فَأَخَذَ بِذُؤَابَتِي فَجَعَلَنِي عَنْ يَمِينِهِ حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، أَخْبَرَنَا أَبُو بِشْرٍ، بِهَذَا، وَقَالَ بِذُؤَابَتِي أَوْ بِرَأْسِي

Once I stayed overnight in the house of my aunt Maimuna bint al-Harith and the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) was with her as it was her turn. The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) got up to offer the night prayer. I stood on his left but he took hold of my two locks of hair and made me stand on his right. Narrated Abu Bishr: (the above Hadith) but he quoted: Ibn Abbas said, (took hold of) my two braids on my head.

ইবনু ‘আব্বাস (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেনঃ একবার আমি আমার খালা মাইমূনাহ বিন্ত হারিসের নিকট রাত কাটাচ্ছিলাম। ঐ রাতে রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম-ও তাঁর কাছে ছিলেন।

ইবনু ‘আব্বাস (রাঃ) বলেনঃ রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম উঠে রাতের সালাত আদায় করতে লাগলেন। আমি তাঁর বাম পার্শ্বে গিয়ে দাঁড়ালাম। তখন তিনি আমার চুলের ঝুটি ধরে আমাকে তাঁর ডান পাশে নিয়ে দাঁড় করালেন। (আধুনিক প্রকাশনী- ৫৪৮৬, ইসলামিক ফাউন্ডেশন- ৫৩৮১) আবূ বিশর (রহ.) থেকেبِذُؤَابَتِي অথবা بِرَأْسِي বলে বর্ণনা করেছেন। [১১৭]

ہم سے علی بن عبداللہ مدینی نے بیان کیا، کہا ہم سے فضل بن عنبسہ نے بیان کیا، کہا ہم کو ہشیم بن بشیر نے خبر دی، کہا ہم کو ابوالبشر جعفر نے خبر دی (دوسری سند) امام بخاری رحمہ اللہ نے کہا اور ہم سے قریبہ بن سعید نے کہا کہ ہم سے ہشیم نے بیان کیا، ان سے ابوبشر نے، ان سے سعید بن جبیر نے اور ان سے ابن عباس رضی اللہ عنہما نے بیان کیا کہ میں نے ایک رات اپنی خالہ ام المؤمنین میمونہ بنت حارث رضی اللہ عنہا کے گھر گزاری، رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم کے لیے اس رات انہیں کے ہاں باری تھی۔

ابن عباس رضی اللہ عنہما نے بیان کیا کہ پھر نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم رات کی نماز پڑھنے کھڑے ہوئے تو میں بھی آپ کے بائیں طرف کھڑا ہو گیا۔ ابن عباس رضی اللہ عنہما نے بیان کیا کہ اس پر نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے میرے سر کے بالوں کی ایک لٹ پکڑی اور مجھے اپنی داہنی طرف کر دیا۔

Telah menceritakan kepada kami [Ali bin Abdullah] telah menceritakan kepada kami [Al Fadl bin 'Anbasah] telah mengabarkan kepada kami [Husyaim] telah mengabarkan kepada kami [Abu Bisyr]. Dan di riwayatkan dari jalur lain, telah menceritakan kepada kami [Qutaibah] telah menceritakan kepada kami [Husyaim] dari [Abu Bisyr] dari [Sa'id bin Jubair] dari [Ibnu Abbas] radliallahu 'anhuma dia berkata; "Saya pernah bermalam di rumah bibiku yaitu Maimunah binti Al Harits, sementara Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam malam itu berada di sampingnya, Ibnu Abbas melanjutkan; "Lalu beliau mengerjakan shalat malam dan akupun ikut shalat di sebelah kirinya, Ibnu Abbas menuturkan; "Kemudian beliau memegang rambutku yang terkuncir dan memposisikanku di sebelah kanannya."

Telah menceritakan kepada kami ['Amru bin Muhammad] telah menceritakan kepada kami [Husyaim] telah mengabarkan kepada kami [Abu Bisyr] dengan hadits ini, dia mengatakan; "(memegang) kuncir rambutku atau kepalaku

İbn Abbas r.a.'dan, dedi ki: "Bir gece teyzem Haris'in kızı Meymune'nin yanında kaldım. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de o gece onun sırası olduğundan ötürü onun yanında idi.

(İbn Abbas) dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem gece namazı kılmak üzere kalktı. Ben de onun sol tarafında, ayakt.a namaza durdum. (İbn Abbas) dedi ki: Saçımdan sarkan ka'küıümü yakalayıp beni sağ tarafında durdurdu. Ayrıca (ravi): "Saçımın ka'külünden yahut da başımdan" demiştir. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Ka'küller."

Ka'kül (ez-Zuabe), başın saçının sarkan kısmına denilir. Buhari burada İbn Abbas'ın Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in arkasında gece namazı kılmasını anlatan hadisini kaydetmiştir. Bu hadise dair açıklamalar daha önce Namaz bölümünde (138.hadiste) geçmiş bulunmaktadır. Hadisin burada kaydedilmesinden maksat ise "saçımın katkülünü yakaladı" ibaresidir.

Çünkü bu ibareden Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in zülüf (perçem) edinmeyi takrir ettiği (ona itiraz etmediği) anlaşılmaktadır

5920Abdullah ibn UmarSahih

حَدَّثَنِي مُحَمَّدٌ، قَالَ: أَخْبَرَنِي مَخْلَدٌ، قَالَ: أَخْبَرَنِي ابْنُ جُرَيْجٍ، قَالَ: أَخْبَرَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ حَفْصٍ، أَنَّ عُمَرَ بْنَ نَافِعٍ، أَخْبَرَهُ عَنْ نَافِعٍ، مَوْلَى عَبْدِ اللَّهِ أَنَّهُ سَمِعَ ابْنَ عُمَرَ رضى الله عنهما

يَقُولُ: «سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَنْهَى عَنِ الْقَزَعِ. قَالَ عُبَيْدُ اللَّهِ قُلْتُ وَمَا الْقَزَعُ فَأَشَارَ لَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ قَالَ: إِذَا حَلَقَ الصَّبِيَّ وَتَرَكَ هَا هُنَا شَعَرَةً وَهَا هُنَا وَهَا هُنَا. فَأَشَارَ لَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ إِلَى نَاصِيَتِهِ وَجَانِبَىْ رَأْسِهِ.

قِيلَ لِعُبَيْدِ اللَّهِ فَالْجَارِيَةُ وَالْغُلَامُ قَالَ: لَا أَدْرِي هَكَذَا قَالَ الصَّبِيِّ. قَالَ عُبَيْدُ اللَّهِ وَعَاوَدْتُهُ فَقَالَ: أَمَّا الْقُصَّةُ وَالْقَفَا لِلْغُلَامِ فَلَا بَأْسَ بِهِمَا وَلَكِنَّ الْقَزَعَ أَنْ يُتْرَكَ بِنَاصِيَتِهِ شَعَرٌ، وَلَيْسَ فِي رَأْسِهِ غَيْرُهُ، وَكَذَلِكَ شَقُّ رَأْسِهِ هَذَا وَهَذَا»

That Umar ibn Nafi told him that Nafi, Maula Abdullah had heard Umar saying, “I heard the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) forbidding Al-Qaza.” Ubaidullah added: I said, “What is Al-Qaza?”

Ubaidullah pointed (towards his head) to show us and added, “Nafi said, ‘It is when a boy has his head shaved leaving a tuft of hair here and a tuft of hair there.’ Ubaidullah pointed towards his forehead and the sides of his head.

Ubaidullah was asked, ‘Does this apply to both girls and boys?’ He said, ‘I don’t know, but Nafi’ said, ‘The boy.’” Ubaidullah added, “I asked Nafi’ again, and he said, ‘As for leaving hair on the temples and the back part of the boy’s head, there is no harm, but Al-Qaza’ is to leave a tuft of hair on his forehead unshaved while there is no hair on the rest of his head, and also to leave hair on either side of his head.”

ইবনু ‘উমার (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেনঃ আমি রাসূলূল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম-কে ‘কাযা’ থেকে নিষেধ করতে শুনেছি। রাবী ‘উবাইদুল্লাহ বলেন, আমি জিজ্ঞেস করলামঃ ‘কাযা’ কী?

তখন ‘আবদুল্লাহ আমাদের ইঙ্গিতে দেখিয়ে বললেনঃ শিশুদের যখন চুল কামানো হয়, তখন এখানে ওখানে চুল রেখে দেয়। এ কথা বলার সময় ‘উবাইদুল্লাহ তাঁর কপাল ও মাথার দু’পাশে দেখালেন।

‘উবাইদুল্লাহকে আবার জিজ্ঞেস করা হলঃ বালক ও বালিকার জন্য কি একই নির্দেশ? তিনি বললেনঃ আমি জানি না। এভাবে তিনি বালকের কথা বলেছেন। ‘উবাইদুল্লাহ বলেনঃ আমি এ কথা আবার জিজ্ঞেস করলাম।

তিনি বললেনঃ পুরুষ শিশুর মাথার সামনের ও পিছনের দিকের চুল কামানো দূষণীয় নয়। আর (অন্য এক ব্যাখ্যা মতে) ‘কাযা’ বলা হয়- কপালের উপরে কিছু চুল রেখে বাকী মাথার কোথাও চুল না রাখা। তেমনিভাবে মাথার চুল একপাশ থেকে অথবা অপর পাশ থেকে কাটা। [৫৯২১; মুসলিম ৩৭/১৩, হাঃ ২১২০, আহমাদ ৪৪৭৩]

مجھ سے محمد بن سلام نے بیان کیا، کہا کہ مجھے مخلد بن یزید نے خبر دی، کہا کہ مجھے ابن جریج نے خبر دی، کہا کہ مجھے عبیداللہ بن حفص نے خبر دی، انہیں عمرو بن نافع نے خبر دی، انہیں عبداللہ بن عمر رضی اللہ عنہما کے غلام نافع نے کہ انہوں نے ابن عمر رضی اللہ عنہما سے سنا، وہ بیان کرتے تھے کہ میں نے رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم سے سنا ہے آپ نے «قزع‏.‏» سے منع فرمایا، عبیداللہ کہتے ہیں کہ میں نے نافع سے پوچھا کہ «قزع‏.‏» کیا ہے؟

پھر عبیداللہ نے ہمیں اشارہ سے بتایا کہ نافع نے کہا کہ بچہ کا سر منڈاتے وقت کچھ یہاں چھوڑ دے اور کچھ بال وہاں چھوڑ دے۔ ( تو اسے «قزع‏.‏» کہتے ہیں ) اسے عبیداللہ نے پیشانی اور سر کے دونوں کناروں کی طرف اشارہ کر کے ہمیں اس کی صورت بتائی۔ عبیداللہ نے اس کی تفسیر یوں بیان کی یعنی پیشانی پر کچھ بال چھوڑ دیئے جائیں اور سر کے دونوں کونوں پر کچھ بال چھوڑ دیئے جائیں۔

پھر عبیداللہ سے پوچھا گیا کہ اس میں لڑکا اور لڑکی دونوں کا ایک ہی حکم ہے؟ فرمایا کہ مجھے معلوم نہیں۔ نافع نے صرف لڑکے کا لفظ کہا تھا۔ عبیداللہ نے بیان کیا کہ میں نے عمرو بن نافع سے دوبارہ اس کے متعلق پوچھا تو انہوں نے کہا کہ لڑکے کی کنپٹی یا گدی پر چوٹی کے بال اگر چھوڑ دیئے جائیں تو کوئی حرج نہیں ہے لیکن «قزع‏.‏» یہ ہے کہ پیشانی پر بال چھوڑ دیئے جائیں اور باقی سب منڈوائے جائیں اسی طرح سر کے اس جانب میں اور اس جانب میں۔

Telah menceritakan kepada kami [Muhammad] dia berkata; telah mengabarkan kepadaku [Makhlad] dia berkata; telah mengabarkan kepadaku [Ibnu Juraij] dia berkata; telah mengabarkan kepadaku ['Ubaidullah bin Hafsh] bahwa [Umar bin Nafi'] mengabarkan kepadanya dari [Nafi'] bekas budak Abdullah pernah mendengar [Ibnu Umar] radliallahu 'anhuma berkata; saya mendengar Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam melarang dari qaza' (mencukur sebagian rambut kepala dan membiarkan sebagian yang lain)."

'Ubaidullah mengatakan; "saya bertanya; "Apakah qaza' itu" 'Ubaidullah lalu mengisyaratkan kepada kami sambil mengatakan; "Jika rambut anak kecil dicukur, lalu membiarkan sebagian yang ini, yang ini dan yang ini." 'Ubaidullah menunjukkan kepada kami pada ubun-ubun dan samping (kanan dan kiri) kepalanya." Ditanyakan kepada 'Ubaidullah; "Apakah hal itu berlaku untuk anak laki-laki dan perempuan?"

dia menjawab; "Saya tidak tahu yang seperti ini." Penanya bertanya lagi; "Apakah khusus untuk anak laki-laki." 'Ubaidullah mengatakan (kepada syaikhnya); "Pertanyaan itu pernah juga aku ulangi (kepada syaikhku), lalu dia berkata; "Dan tidak mengapa (membiarkan) rambut depan kepala dan rambut tengkuk bagi anak-anak, akan tetapi maksud qaza' adalah membiarkan sebagian rambut yang ada di ubun-ubun, hingga di kepala hanya tersisa itu, begitu pula dengan memangkas rambut kepalanya ini dan ini

Ubeydullah İbn Hafs'tan, o Ömer İbn Nafi'den, o Abdullah (İbn Ömer)'in azatlısı Nafi'den rivayet ettiğine göre Nafi, İbn Ömer radıyallahu anh'ı: Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i el-Kaza'dan nehyettiğini işitmişimdir, derken dinlemiştir.

Ubeydullah İbn Hafs dedi ki: Ben (Nafi'in oğluna): el-Kaza' ne demektir, diye sordum, bunun üzerine Ubeydullah bize işaretle göstererek: Küçük çocuğun saçları traş edilirken burada birkaç saç, şurada ve şurada birkaç saç bırakmaktır, dedi ve Ubeydullah bu arada bizlere alnını ve başının iki tarafını işaret etti. Ubeydullah'a: Bu hususta kız çocuğu ile erkek çocuğunun durumu aynı mıdır, diye soruldu.

O: Bilmiyorum, dedi. O bu şekilde (bana) "çocuk" dedi (erkek kız ayrımı yapmadı). Ubeydullah dedi ki: "Daha sonra ben bunu Nafi'in oğluna tekrar sordum, o da şu cevabı verdi: Erkek çocuğun başının yan taraflarında ve arkasında saç bırakmakta bir sakınca yoktur. Fakat el-Kaza' denilen traş şekli yalnız perçeminde saç bırakıp, başında ondan başka saç bırakmamaktır. Başının şu ve şu yanı da böyledir. " Tekrarı

5921Abdullah ibn UmarSahih

حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُثَنَّى بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ دِينَارٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ

أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ نَهَى عَنِ الْقَزَعِ

The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) forbade Al-Qaza (leaving a tuft of hair here and there after shaving one’s head).

ইবনু ‘উমার (রাঃ) হতে বর্ণিত। রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম ‘কাযা’ থেকে নিষেধ করেছেন। [৫৯২০; মুসলিম ৩৭/৩১, হাঃ ২১২০, আহমাদ ৪৪৭৩]

ہم سے مسلم بن ابراہیم نے بیان کیا، انہوں نے کہا ہم سے عبداللہ بن مثنیٰ بن عبداللہ بن انس بن مالک نے بیان کیا، انہوں نے کہا ہم سے عبداللہ بن دینار نے بیان کیا اور ان سے عبداللہ بن عمر رضی اللہ عنہما نے بیان کیا کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے «قزع‏.‏» سے منع فرمایا تھا۔

Telah menceritakan kepada kami [Muslim bin Ibrahim] telah menceritakan kepada kami [Abdullah bin Mutsanna bin Abdullah bin Anas bin Malik] telah menceritakan kepada kami [Abdullah bin Dinar] dari [Ibnu Umar] bahwa Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam melarang qaza' (mencukur sebagian rambut kepala dan membiarkan sebagian yang lain)

Abdullah İbn Dinar'dan, onun İbn Ömer'den rivayetine göre "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem el-kaza' denilen traş şeklini nehyetmiştir." Fethu'l-Bari Açıklaması: "el-Kaza'" lafzı kaz'a'nın çoğulu olup bir bulut parçası demektir. Saçın bir kısmını traş edip, bir kısmını bırakmak halinde ona "kaza'" adı, dağınık ve parçalı bulutlara benzetilerek verilmiştir.

Bu hadisi Ebu Davud ve Nesai de rivayet etmiş olup hadisin siyakl!1da elkaza' tefsirini Nebie merfu' olarak zikredenlerin dayanağına da delil teşkil etmektedir ki, onların lafzı şöyledir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem saçının bir kısmı traş edilmiş, bir kısmı bırakılmış küçük bir çocuk gördü. Allah Rasulü onlara böyle traş yapmayı nehyederek: "Ya hepsini traş ediniz ya da hepsini bırakınız" buyurdu.

Nevevi der ki: Daha sahih olan, el-kaza' denilen traş şeklinin Nafi'in açıkladığı şekilde olduğudur. O da kayıtsız ve şartsız olarak küçük çocuğun saçlarının bir kısmını traş etmektir. Kimileri de şöyle demiştir: el-Kaza', saçın değişik yerlerini traş etmek demektir. Ama sahih olan birincisidir. Çünkü ravinin tefsir ettiği şekil budur.

Bu tefsir (açıklama) de zahir anlama aykırı değildir. O halde onunla amel etmek gerekir. Derim ki: Ancak burada bu şekli "çocuk" ile tahsis etmek bir kayıt değildir. Nevevi der ki: Tedavi ve buna benzer bir maksat için olması hali dışında, başın değişik yerlerini traş etmenin mekruh olduğunu, bunun tenzihi bir kerahet olduğunu, bu hususta erkek ile kadın arasında bir fark bulunmadığını ittifakla belirtmişlerdir.

Malik küçük kız ve erkek çocuk için böyle bir traşın mekruh oıdUğunu söylemiştir. Bunun nehyediliş illetinin ne olduğu hususunda görüş aynlığı vardır. Hilkati çirkin bir şekilde değiştirmekten dolayı nehyedildiği söylendiği gibi, şeytan ın kılığının böyle olduğu için nehyedildiği de, Yahudilerin kılığının bu şekilde olduğu için nehyedildiği de söylenmiştir

5922Aishah bint Abi BakrSahih

حَدَّثَنِي أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ الْقَاسِمِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ

قَالَتْ طَيَّبْتُ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِيَدِي لِحُرْمِهِ، وَطَيَّبْتُهُ بِمِنًى قَبْلَ أَنْ يُفِيضَ

I applied perfume to the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) with my own hands when he wanted to assume the state of Ihram, and I also perfumed him at Mina before he departed from there (to perform Tawaf-al-Ifada).

‘আয়িশাহ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, আমি নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম-কে তাঁর মুহরিম অবস্থায় নিজ হাতে খুশ্বু লাগিয়ে দিয়েছি এবং মিনাতেও সেখান থেকে রওনা হবার আগে তাঁকে আমি খুশবু লাগিয়েছি। [১৫৩৯]

مجھ سے احمد بن محمد مروزی نے بیان کیا، کہا ہم کو عبداللہ بن مبارک نے خبر دی، کہا ہم کو یحییٰ بن سعید انصاری نے خبر دی، انہیں عبدالرحمٰن بن قاسم نے خبر دی، انہیں ان کے والد قاسم بن محمد نے اور ان سے عائشہ رضی اللہ عنہا نے بیان کیا کہ میں نے نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کو آپ کے احرام میں رہنے کے لیے اپنے ہاتھ سے خوشبو لگائی میں نے اسی طرح ( دسویں تاریخ کو ) منیٰ میں طواف زیارت کرنے سے پہلے اپنے ہاتھ سے آپ کو خوشبو لگائی۔

Telah menceritakan kepadaku [Ahmad bin Muhammad] telah mengabarkan kepada kami [Abdullah] telah mengabarkan kepada kami [Yahya bin Sa'id] telah mengabarkan kepada kami [Abdurrahman bin Al Qasim] dari [Ayahnya] dari [Aisyah] dia berkata; "Saya pernah meminyaki Nabi shallallahu 'alaihi wasallam ketika ihramnya, dan saya juga pernah meminyaki beliau sebelum beliau mengerjakan ifadlah (dalam haji)

Aişe'den, dedi ki: "Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ihramlı iken kendi ellerimle hoş ko ku sürdüm. Aynı şekilde Mina'da da ifada tavafını yapma dan önce (ihramdan çıkışından sonra) de ona hoş kokular sürdüm." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Kadının kendi elleriyle kocasına hoş kokular sürmesi." Sanki bu başlıktaki fıkhi incelik, erkeğin kokusu ile kadının kokusu arasındaki farka dair varid olmuş bulunan hadise ve erkeğin süründüğü kokunun kokusu dışarıya yayılıp rengi görünmeyen koku, kadınınkinin de aksi türden olduğuna işaret etmektir.

Eğer bu husus sabit ise, kadının kocasına hoş ko ku sürünmekten imtina etmesi gerekirdi. Çünkü bu takdirde kocasına hoş koku sürerken kadının ellerine ve bedenine bir şeyler bulaşır. Bu durumda kocanın da kendi kendisine koku sürünmekle yetinmesi gerekirdi. Musannıf başlığa uygun görülen Aişe'nin rivayet ettiği bu hadisi delil göstermiş bulunmaktadır.

Bu hadis Hac bölümünde, açıklamasıyla birlikte geçmiştir. Hadis, başlığına delaleti hususunda gayet açıktır. Buhari'nin işaret ettiği hadisi de Tirmizirivayet etmiş, Hakim de sahih olduğunu belirtmiştir. Söz konusu bu hadis de İmran İbn Husayn yoluyla rivayet edilmiştir. Ayrıca Taberani'nin el-Evsat adlı eserinde Ebu Musa el-Eş'ari'den gelen bir şahidi de bulunmaktadır.

Erkekle kadın kokusu arasında fark gözetmenin izahı da şöyledir: Kadın evinden dışarıya çıktığı halde tesettüre riayet etmekle emrolunmuştur. Hoş koku kadın için meşru olsaydı, bu kadın dolayısıyla fitneye kapılmayı daha çok artıran bir halolurdu. Eğer bu husustaki haber sabit ise bu haber ile başlıktaki hadisin arası şöylece telif edilebilir: Kadının dışarıya çıkmak istemesi halinde bu kokunun izini yıkayabilme imkanı vardır.

Çünkü onun böyle bir koku kullanmasının yasaklanışı sadece evinden dışarıya çıkma haline mahsustur. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır

5923Aishah bint Abi BakrSahih

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ نَصْرٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ آدَمَ، حَدَّثَنَا إِسْرَائِيلُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الأَسْوَدِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ

قَالَتْ كُنْتُ أُطَيِّبُ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِأَطْيَبِ مَا يَجِدُ، حَتَّى أَجِدَ وَبِيصَ الطِّيبِ فِي رَأْسِهِ وَلِحْيَتِهِ

I used to perfume the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) with the best scent available till I saw the shine of the scent on his head and shine beard.

‘আয়িশাহ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, আমি যত উৎকৃষ্ট খুশবু পেতাম, তা নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম-কে লাগিয়ে দিতাম। এমন কি সে খুশবুর ঔজ্জ্বল্য তাঁর মাথায় ও দাড়িতে দেখতে পেতাম।

ہم سے اسحاق بن نصر نے بیان کیا، کہا ہم سے یحییٰ بن آدم نے بیان کیا، کہا ہم سے اسرائیل نے بیان کیا، ان سے ابواسحاق نے، انہیں عبدالرحمٰن بن اسود نے، انہیں ان کے والد نے اور ان سے عائشہ رضی اللہ عنہا نے بیان کیا کہ میں نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کو سب سے عمدہ خوشبو لگایا کرتی تھی، یہاں تک کہ خوشبو کی چمک میں آپ کے سر اور آپ کی داڑھی میں دیکھتی تھی۔

Telah menceritakan kepada kami [Ishaq bin Nashr] telah menceritakan kepada kami [Yahya bin Adam] telah menceritakan kepada kami [Isra'il] dari [Abu Ishaq] dari [Abdurrahman bin Al Aswad] dari [Ayahnya] dari [Aisyah] dia berkata; "Saya pernah memberi minyak wangi kepada Nabi shallallahu 'alaihi wasallam dengan minyak wangi yang terbaik yang saya dapatkan sehingga saya dapati kilauan minyak wangi tersebut di kepala beliau dan jenggot beliau

Aişe'den, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i, bulduğum en hoş koku ile kokulandırırdım. Öyle ki hala başında ve sakalında o hoş kokunun parıltısını görüyor gibiyim."

Fethu'l-Bari Açıklaması: İbn Battal dedi ki: Bu hadisten şu da anlaşılır: Erkeklerin süründüğü hoş koku, kadınların süründüğü hoş kokudan farklı olarak yüze konulmaz. Çünkü kadınlar erkeklerden farklı olarak hoş kokuları yüzlerine koyarak bununla süslenirler. Buna göre hoş kokunun erkeğin yüzüne konulması, kadına benzemesi yasaklandığından dolayı meşru değildir

5924Sahl ibn Sad as-SaidiSahih

حَدَّثَنَا آدَمُ بْنُ أَبِي إِيَاسٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي ذِئْبٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ

أَنَّ رَجُلاً، اطَّلَعَ مِنْ جُحْرٍ فِي دَارِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَالنَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَحُكُّ رَأْسَهُ بِالْمِدْرَى فَقَالَ: «لَوْ عَلِمْتُ أَنَّكَ تَنْظُرُ لَطَعَنْتُ بِهَا فِي عَيْنِكَ، إِنَّمَا جُعِلَ الإِذْنُ مِنْ قِبَلِ الأَبْصَارِ»

A man peeped into the house of the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) through a hole while the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) was scratching his head with a Midrai (a certain kind of comb). On that the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) said (to him), “If I had known you had been looking, then I would have pierced your eye with that instrument, because the asking of permission has been ordained so that one would not see things unlawfully.”

সাহল ইবনু সা‘দ (রাঃ) হতে বর্ণিত যে, একলোক একটি ছিদ্র দিয়ে নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর ঘরে উঁকি মারে। নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম তখন চিরুনী দিয়ে মাথা আঁচড়াচ্ছিলেন। তিনি বললেনঃ আমি যদি জানতাম যে, তুমি ছিদ্র দিয়ে তাকিয়ে দেখছ, তা হলে এ (চিরুনী) দিয়ে আমি তোমার চোখ বিঁধিয়ে দিতাম। দৃষ্টি থেকে বাঁচার জন্যই তো অনুমতি গ্রহণ করার বিধি রাখা হয়েছে। [৬২৪১, ৬৯০১]

ہم سے آدم بن ابی ایاس نے بیان کیا، کہا ہم سے ابن ابی ذئب نے بیان کیا، ان سے زہری نے، ان سے سہل بن سعد رضی اللہ عنہ نے کہ ایک صاحب نے نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کے دیوار کے ایک سوراخ سے گھر کے اندر دیکھا نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم اس وقت اپنا سر کنگھے سے کھجلا رہے تھے پھر آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ اگر مجھے معلوم ہوتا کہ تم جھانک رہے ہو تو میں تمہاری آنکھ پھوڑ دیتا ارے اذن ( اجازت ) لینا تو اس کے لیے ہے کہ آدمی کی نظر ( کسی کے ) ستر پر نہ پڑے۔

Telah menceritakan kepada kami [Adam bin Abu Iyas] telah menceritakan kepada kami [Ibnu Abu Dzi'b] dari [Az Zuhri] dari [Sahl bin Sa'd] bahwa seorang laki-laki sedang mengintip dari kamar rumah Nabi shallallahu 'alaihi wasallam, sementara Nabi shallallahu 'alaihi wasallam tengah menyisir rambutnya dengan midra (sejenis sisir), maka beliau bersabda: "Sekiranya aku mengetahui kamu mengintip, sungguh aku akan mencolok kedua matamu, bukankah diberlakukannya meminta ijin demi pandangan

Sehl İbn Sa'd'dan rivayete göre, "Bir adam Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in evindeki bir aralıktan içeriye bakmıştı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de o sırada başını midra (denilen demir bir tarak) ile kaşımakta idi. O kişiye: Senin (içeriye) baktığını bilseydim, bu elimdeki demiri gözüne batırırdım. Çünkü izin istemek ancak gözler ciheti ile emrediimiştir.

(Evde mahrem olan şeyleri görmemesi içindir.) " Bu Hadis 6241 ve 6901 numara ilede var. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Taranmak." Taranmak tarak ile saçları tarayıp birbirinden ayırmaktır. Nesai sahih bir senedIe Humeyd İbn Abdurrahman'dan şöyle dediğini rivayet etmektedir: Ben Nebi s.a.v. ile Ebu Hureyre'nin 'sahabilik yaptığı gibi dört yıl sahabilik yapmış bir adam ile karşılaştım.

O bize dedi ki: "Resulullah s.a.v. bize herhangi birimizin her gün taranmasını nehyetti." Sünen sahiplerinin rivayet edip İbn Hibban'ın da sahih olduğunu belirttiği Abdullah İbn Muğaffel yoluyla gelen hadiste belirtildiğine göre de "Nebi s.a.v. gün aşırı olması hali dışında (her gün) taranmayı nehyederdi." Muvatta'da da Zeyd İbn Eslem'den, onun Ata bin Yesar'dan rivayet ettiğine göre "Resulullah s.a.v.

bir adam'ın saçının, sakalının dağınık olduğunu görünce ona başını ve sakalını düzeltmesini işaret buyurdu." Hadis senedi sahih mürsel bir hadistir. Ayrıca bunun Cabir yoluyla gelen ve Ebu Oavud ile Nesai'nin hasen bir senedIe rivayet ettikleri bir şahidi de bulunmaktadır

5925Aishah bint Abi BakrSahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَائِشَةَ رضى الله عنها

قَالَتْ كُنْتُ أُرَجِّلُ رَأْسَ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَأَنَا حَائِضٌ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، مِثْلَهُ

I used to comb the hair of the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) during my periods. This hadith also reaches us through another chain.

‘আয়িশাহ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেনঃ আমি হায়িয অবস্থায় রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর মাথা আঁচড়ে দিয়েছি। [২৯৫] (আধুনিক প্রকাশনী- ৫৪৯৩, ইসলামিক ফাউন্ডেশন- ৫৩৮৮) হিশাম তার পিতার সূত্রে ‘আয়িশাহ (রাঃ) থেকে অনুরূপ বর্ণনা করেছেন।

ہم سے عبداللہ بن یوسف تینسی نے بیان کیا، انہوں نے کہا ہم کو امام مالک نے خبر دی، انہیں ابن شہاب نے خبر دی، انہیں عروہ بن زبیر نے اور ان سے ام المؤمنین عائشہ رضی اللہ عنہا نے بیان کیا کہ میں حالت حیض کے باوجود نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کے سر میں کنگھا کرتی تھی۔

ہم سے عبداللہ بن یوسف نے بیان کیا، کہا ہم کو امام مالک نے خبر دی، انہیں ہشام نے، ان سے ان کے والد نے اور ان سے عائشہ رضی اللہ عنہا نے اسی طرح یہ حدیث بیان کی۔

Telah menceritakan kepada kami [Abdullah bin Yusuf] telah mengabarkan kepada kami [Malik] dari [Ibnu Syihab] dari [Urwah bin Zubair] dari [Aisyah] radliallahu 'anha dia berkata; "Saya pernah menyisir rambut Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam sementara diriku sedang haidl." Telah menceritakan kepada kami [Abdullah bin Yusuf] telah mengabarkan kepada kami [Malik] dari [Hisyam] dari [Ayahnya] dari [Aisyah] seperti hadits di atas

Aişe r.anha'dan, dedi ki: "Ben ay hali olduğum halde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in saçlarını tarardım

5926Aishah bint Abi BakrSahih

حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَشْعَثَ بْنِ سُلَيْمٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَائِشَةَ

عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَنَّهُ كَانَ يُعْجِبُهُ التَّيَمُّنُ مَا اسْتَطَاعَ فِي تَرَجُّلِهِ وَوُضُوئِهِ

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) used to like to start from the right side as far as possible in combing and in performing ablution.

‘আয়িশাহ (রাঃ) হতে বর্ণিত যে, নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম চিরুনী দিয়ে আঁচড়াতে ও অযু করতে যথাসাধ্য ডান দিক থেকে শুরু করতে পছন্দ করতেন। [১৬৮]

ہم سے ابوالولید نے بیان کیا، کہا ہم سے شعبہ نے بیان کیا، ان سے اشعث بن سلیم نے، ان سے ان کے والد نے، ان سے مسروق نے اور ان سے عائشہ رضی اللہ عنہا نے کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم ہر کام میں جہاں تک ممکن ہوتا داہنی طرف سے شروع کرنے کو پسند فرماتے تھے، کنگھا کرنے اور وضو کرنے میں بھی۔

Telah menceritakan kepada kami [Abu Al Walid] telah menceritakan kepada kami [Syu'bah] dari [Asy'ats bin Sulaim] dari [Ayahnya] dari [Masruq] dari [Aisyah] dari Nabi shallallahu 'alaihi wasallam bahwa beliau menyukai tayamun (mendahulukan yang kanan) ketika menyisir rambut dan berwudlu

Aişe'den rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem taranmasında ve abdest almakta gücünün yettiğince sağdan başlamaktan hoşlanırdı

5927Abu HurayrahSahih

حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنِ ابْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضى الله عنه عَنِ

النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «كُلُّ عَمَلِ ابْنِ آدَمَ لَهُ، إِلاَّ الصَّوْمَ فَإِنَّهُ لِي، وَأَنَا أَجْزِي بِهِ، وَلَخَلُوفُ فَمِ الصَّائِمِ أَطْيَبُ عِنْدَ اللَّهِ مِنْ رِيحِ الْمِسْكِ»

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) said, “(Allah said), ‘Every good deed of Adam’s son is for him except fasting; it is for Me. and I shall reward (the fasting person) for it.’ Verily, the smell of the mouth of a fasting person is better to Allah than the smell of musk.”

আবূ হুরাইরাহ (রাঃ) সূত্রে নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, আল্লাহ তা‘আলা বলেছেনঃ বানী আদমের প্রতিটি কাজ তার নিজের জন্যেই- সওম ব্যতীত। তা আমার জন্য, আমি নিজেই তার পুরস্কার দেব। আর সাওম পালনকারীদের মুখের গন্ধ আল্লাহর নিকট মিস্কের ঘ্রাণের চেয়ে অধিক সুগন্ধযুক্ত। [১৮৯৪]

مجھ سے عبداللہ بن محمد ہمدانی نے بیان کیا، کہا ہم سے ہشام بن یوسف صنعانی نے بیان کیا، کہا ہم کو معمر نے خبر دی، انہیں زہری نے، انہیں سعید بن المسیب نے اور انہیں ابوہریرہ رضی اللہ عنہ نے کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا ” ( کہ اللہ تعالیٰ نے فرمایا ) ابن آدم کا ہر عمل اس کا ہے سوا روزہ کے کہ یہ میرا ہے اور میں خود اس کا بدلہ دوں گا اور روزہ دار کے منہ کے خوشبو اللہ کے نزدیک مشک کی خوشبو سے بھی بڑھ کر ہے۔“

Telah menceritakan kepadaku [Abdullah bin Muhammad] telah menceritakan kepada kami [Hisyam] telah mengabarkan kepada kami [Ma'mar] dari [Az Zuhri] dari [Ibnu Musayyab] dari [Abu Hurairah] radliallahu 'anhu dari Nabi shallallahu 'alaihi wasallam beliau bersabda: "Semua amalan bani Adam adalah untuknya kecuali puasa, sesungguhnya puasa adalah untuk-Ku (Allah), dan Aku lah yang membalasnya, sungguh bau mulut orang yang berpuasa itu lebih wangi di sisi Allah dari pada harumnya minyak wangi

Ebu Hureyre r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Adem oğlunun bütün amelleri kendisine aittir, oruç müstesna. O yalnız benim içindir ve onun mükafatını ancak ben veririm. Andolsun ki oruçlu kimsenin değişen ağız kokusu dahi Allah nezdinde, misk kokusundan daha hoştur." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Misk hakkında zikrolunanlar."

Zebaih (kesilecek hayvanlar) bölümünde "misk" başlığında miskin tanımı geçmiş bulunmaktadır. Buhari burada Ebu Hureyre'nin merfU' olarak zikretmiş olduğu: "Ademoğlunun bütün ameli kendisinindir, oruç müstesna" hadisini zikretmektedir. Buna sebep ise hadiste yer alan: "Allah nezdinde misk kokusundan daha hoştur" ifadesidir. Buna dair yeterli açıklamalar da daha önce Oruç bölümünde (1894.hadiste) geçmiş bulunmaktadır

5928Aishah bint Abi BakrSahih

حَدَّثَنَا مُوسَى، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ رضى الله عنها

قَالَتْ كُنْتُ أُطَيِّبُ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عِنْدَ إِحْرَامِهِ بِأَطْيَبِ مَا أَجِدُ

Used to perfume the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) before his assuming the state of with the best scent available.

‘আয়িশাহ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, আমি যে সব সুগন্ধি পেতাম, তার মধ্যে সর্বাপেক্ষা উৎকৃষ্ট সুগন্ধটি নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম-কে তাঁর মুহরিম অবস্থায় লাগিয়ে দিতাম। [১৫৩৯; মুসলিম ৩৭/৩৩, হাঃ ২১২৪, আহমাদ ৪৭২৪]

ہم سے موسیٰ بن اسماعیل نے بیان کیا، کہا ہم سے وہیب نے بیان کیا، ان سے ہشام بن عروہ نے بیان کیا، ان سے عثمان بن عروہ نے، ان سے ان کے والد نے اور ان سے عائشہ رضی اللہ عنہا نے بیان کیا کہ میں نے رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم کو آپ کے احرام کے وقت عمدہ سے عمدہ خوشبو جو مل سکتی تھی، وہ لگاتی۔

Telah menceritakan kepada kami [Musa] telah menceritakan kepada kami [Wuhaib] telah menceritakan kepada kami [Hisyam] dari [Utsman bin Urwah] dari [Ayahnya] dari [Aisyah] radliallahu 'anha dia berkata; "Saya pernah memberi minyak wangi kepada Nabi shallallahu 'alaihi wasallam ketika beliau berihram dengan sebaik-baik minyak wangi yang saya dapatkan

Aişe r.anha'dan, dedi ki: "Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i ihrama girmeden önce bulabildiğim en hoş koku ile kokulandırırdım." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Müstehap olan hoş koku." Bu başlık ile bulunabilen en güzel hoş kokuyu kullanmanın mendub olduğuna işaret ediyor gibidir. Daha iyisi bulunmakla birlikte daha aşağı olanın kullanılmamasına ve daha iyisini kullanmanın mendub olduğuna işaret ediyor gibidir.

Ayrıca biraz önce işaret ettiğimiz üzere hoş ko ku sürünmekte erkek ile kadın arasındaki farka işaret etme ihtimali de vardır. "İhrama girmeden önce bulabildiğim en hoş koku." Ebu Üsame yoluyla gelen rivayette: "İhrama girmeden önce gücümün ye ttiği kadarıyla bulabildiğim en hoş kokuyu sürerdim, sonra ihrama girerdim" denilmektedir.

Ahmed'in, İbn Uyeyne yoluyla rivayetinde de: "Bize Osman'ın tah di s ettiğine göre o babasını şöyle derken dinlemiştir: Ben Aişe'ye: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e hangi kokuyu sürdün, diye sordum, o: "Hoş kokuların en güzelini, dedi" denilmektedir. Burada "hoş kokuların en güzeli"nden maksat ise misktir. Nitekim bu husus açık bir şekilde varid olmuştur.

Malik bunu Ebu. Said'in merfu' olarak rivayet ettiği hadiste zikretmiş bulunmaktadır. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Misk hoş kokunun en güzelidir" diye buyurmuştur. Bu hadis aynı zamanda Müslim'de de yer almaktadır

5929Anas ibn MalikSahih

حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا عَزْرَةُ بْنُ ثَابِتٍ الأَنْصَارِيُّ، قَالَ: حَدَّثَنِي ثُمَامَةُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَنَسٍ رضى الله عنه

أَنَّهُ كَانَ لَا يَرُدُّ الطِّيبَ، وَزَعَمَ أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ لَا يَرُدُّ الطِّيبَ

: Anas never used to refuse (a gift of) scent and used to say that the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) never used to refuse (a gift of) scent.

আনাস (রাঃ) হতে বর্ণিত যে, (কেউ তাঁকে খুশবু হাদিয়া দিলে) তিনি (সে) খুশবু ফিরিয়ে দিতেন না এবং বলতেন, নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম খুশবু প্রত্যাখ্যান করতেন না। [২৫৮২]

ہم سے ابونعیم نے بیان کیا، کہا ہم سے عروہ بن ثابت انصاری نے بیان کیا، کہا کہ مجھ سے ثمامہ بن عبداللہ نے بیان کیا اور ان سے انس رضی اللہ عنہ نے کہ ( جب ان کو ) خوشبو ( ہدیہ کی جاتی تو ) آپ وہ واپس نہیں کیا کرتے تھے اور کہتے کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم بھی خوشبو کو واپس نہیں فرمایا کرتے تھے۔

Telah menceritakan kepada kami [Abu Nu'aim] telah menceritakan kepada kami [Azrah bin Tsabit Al Anshari] dia berkata; telah menceritakan kepadaku [Tsumamah bin Abdullah] dari [Anas] radliallahu 'anhu bahwa dia tidak pernah menolak (pemberian) minyak wangi, dan dia mengira bahwa Nabi shallallahu 'alaihi wasallam juga tidak pernah menolak (pemberian) minyak wangi

Enes r.a.'dan rivayete göre "O kendisine sunulan hoş kokuyu geri çevirmezdi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hoş kokuyu geri çevirmemek adetinde olduğunu söylemiştir." Diğer tahric eden: Tirmizi Edeb Fethu'l-Bari Açıklaması: "Hoş kokuyu geri çevirmeyen kimse." Bu başlık ile hoş kokuyu geri çevirmenin nehyedilişinin, haramlık bildirmek anlamında olmadığına işaret etmek istemiş gibidir.

"Hoş kokuyu geri çevirmezdi." el-Bezzar bunu bir başka yoldan, Enes'ten: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, kendisine takdim edilen hoş bir kokuyu asla reddetmiş değildir" lafzı ile rivayet etmiş bulunmaktadır. Senedi hasendir. el-İsmail! de Veki yoluyla Azra'dan, o bu başlıktaki hadis senediyle buna yakın olarak zikretmiş ve şu fazlalığı eklemiştir: "Ve dedi ki: Sizden herhangi birinize hoş koku takdim edilirse onu geri çevirmesin."

Bu fazlalığın Nebie merfu.' olduğunu açıkça ifade etmemiştir. Ebu Davud, Nesai ve sahih olduğunu belirterek İbn Hibban, el-A'rec yoluyla Ebu Hureyre'den şu lafız ile merru' olarak rivayet etmiştir: "Her kime hoş bir koku takdim edilirse onu geri çevirmesin. Çünkü onun kokusu hoş, taşıması da (yük olarak) hafiftir." Bu hadisi Müslim de bu yolla rivayet etmiş, ancak onun rivayetinde "hoş koku: tib" yerine "reyhan" olarak zikredilmiştir.

Reyhan ise hoş kokusu olan yeşil her bitkinin adıdır. el-Münzirı dedi ki: "Reyhan" ile bütün hoş koku çeşitlerinin kastedilmiş olma ihtimali de vardır. Yani bu lafız "hoş ko ku demek olan: er-raiha"dan türemiş bir lafız olarak kullanılmış olabilir

5930Aishah bint Abi BakrSahih

حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ الْهَيْثَمِ، أَوْ مُحَمَّدٌ عَنْهُ عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي عُمَرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُرْوَةَ، سَمِعَ عُرْوَةَ، وَالْقَاسِمَ، يُخْبِرَانِ عَنْ عَائِشَةَ

قَالَتْ طَيَّبْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِيَدَىَّ بِذَرِيرَةٍ فِي حَجَّةِ الْوَدَاعِ، لِلْحِلِّ وَالإِحْرَامِ

During Hajjat-al-Wada, I perfumed the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) with Dharira with my own hands, both on his assuming Ihram and on finishing it.

‘আয়িশাহ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেনঃ আমি বিদায় হাজ্জে রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম-কে নিজ হাতে যারীরা নামের সুগন্ধি লাগিয়ে দিয়েছি, হালাল অবস্থাতেও এবং ইহরাম অবস্থাতেও। [১৫৩৯]

ہم سے عثمان بن ہشیم نے بیان کیا یا محمد بن یحییٰ دیلی نے، انہیں عثمان بن ہشیم نے (امام بخاری رحمہ اللہ کو شک ہے) ان سے ابن جریج نے انہوں نے کہا مجھ کو عمر بن عبداللہ بن عروہ بن شہر نے خبر دی، انہوں نے عروہ اور قاسم دونوں سے سنا، وہ دونوں ام المؤمنین عائشہ رضی اللہ عنہا سے نقل کرتے تھے کہ انہوں نے بیان کیا کہ میں نے رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم کو حجۃ الوداع کے موقع پر احرام کھولنے اور احرام باندھنے کے وقت اپنے ہاتھ سے ذریرہ ( ایک قسم کی مرکب ) خوشبو لگائی تھی۔

Telah menceritakan kepada kami [Utsman bin Haitsam] atau [Muhammad] dari [Ibnu Juraij] telah menceritakan kepadaku [Umar bin Abdullah bin Urwah] dia mendengar [Urwah] dan [Al Qasim] keduanya mengabarkan dari [Aisyah] dia berkata; "Saya pernah memberi minyak wangi dzarirah (sejenis minyak wangi) kepada Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam untuk tahallul dan ihramnya ketika haji wada

Aişe'den, dedi ki: "Ben, Veda haccı esnasında ihramdan çıktığında da ihrama girdiğinde de Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellemli kendi ellerimle zerıre ile kokulandırdım.

" Fethu'l-Bari Açıklaması: "Zerıre": Bir tür hoş koku karışımıdır. ed-Oavudı dedi ki: Bu hoş kokunun küçük parçaları bir araya getirilir, sonra öğütülür, sonra da elekten geçirilir, daha sonra da saça ya da duvağa saçılır. Bundan dolayı ona "zerıre: saçılan şey" adı verilmiştir. ed-Oavudı böyle demiştir. Buna göre değişik karışımlardan meydana gelmiş her türlü kokuya zerıre denilir.

Ama aslında zerıre, Hicazlıların ve başkalarının bilip tanıdıkları özel bir koku çeşididir. Aralarında Nevevıinin de bulunduğu. birden çok kişi, zerıre'nin Hindistan'dan getirilen hoş kokulu bir kamışın kırıntıları olduğunu belirtmiştir

5931AbdullahSahih

حَدَّثَنَا عُثْمَانُ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ

لَعَنَ اللَّهُ الْوَاشِمَاتِ، وَالْمُسْتَوْشِمَاتِ، وَالْمُتَنَمِّصَاتِ وَالْمُتَفَلِّجَاتِ لِلْحُسْنِ، الْمُغَيِّرَاتِ خَلْقَ اللَّهِ تَعَالَى، مَالِي لَا أَلْعَنُ مَنْ لَعَنَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَهْوَ فِي كِتَابِ اللَّهِ «وَمَا آتَاكُمُ الرَّسُولُ فَخُذُوهُ»

Allah has cursed those women who practise tattooing and those who get themselves tattooed, and those who remove their face hairs, and those who create a space between their teeth artificially to look beautiful, and such women as change the features created by Allah. Why then should I not curse those whom the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) has cursed? And that is in Allah’s Book. i.e. His Saying: ‘And what the Messenger gives you take it and what he forbids you abstain (from it).’

‘আবদুল্লাহ (ইবনু মাস‘ঊদ) (রাঃ) হতে বর্ণিত। আল্লাহর অভিশাপ বর্ষিত হোক সে সব নারীদের উপর যারা শরীরে উল্কি অঙ্কণ করে এবং যারা অঙ্কণ করায়, আর সে সব নারীদর উপর যারা চুল, ভ্রূ তুলে ফেলে এবং সে সব নারীদের উপর যারা সৌন্দর্যের জন্যে সম্মুখের দাঁত কেটে সরু করে, দাঁতের মধ্যে ফাঁক তৈরি করে, যা আল্লার সৃষ্টির মধ্যে পরিবর্তন আনে।

রাবী বলেনঃ আমি কেন তার উপর অভিশাপ করব না, যাকে নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম অভিশাপ করেছেন? আর আল্লাহর কিতাবে আছেঃ রাসূল তোমাদেরকে যা দেয় তা গ্রহণ কর।’’ (সূরাহ আল-হাশর (৫৯ঃ৭) [৪৮৮৬]

ہم سے عثمان بن ابی شیبہ نے بیان کیا، کہا ہم سے جریر بن عبدالحمید نے بیان کیا، ان سے منصور بن معتمر نے، ان سے ابراہیم نخعی نے، ان سے علقمہ نے اور ان سے عبداللہ بن مسعود رضی اللہ عنہ نے کہ اللہ تعالیٰ نے حسن کے لیے گودنے والیوں، گدوانے والیوں پر اور چہرے کے بال اکھاڑنے والیوں پر اور دانتوں کے درمیان کشادگی پیدا کرنے والیوں پر،

جو اللہ کی خلقت کو بدلیں ان سب پر لعنت بھیجی ہے، میں بھی کیوں نہ ان لوگوں پر لعنت کروں جن پر رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے لعنت کی ہے اور اس کی دلیل کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کی لعنت خود قرآن مجید میں موجود ہے۔ آیت «وما آتاكم الرسول فخذوه‏» ہے۔

Telah menceritakan kepada kami [Utsman] telah menceritakan kepada kami [Jarir] dari [Manshur] dari [Ibrahim] dari [Alqamah], [Abdullah] mengatakan; "Allah melaknat orang yang mentato dan orang yang meminta ditato, orang yang mencukur habis alis dan merenggangkan gigi untuk kecantikan dengan merubah ciptaan Allah Ta'ala, kenapa saya tidak melaknat orang yang dilaknat Nabi shallallahu 'alaihi wasallam sementara dalam kitabullah telah termaktub Dan sesuatu yang datang dari rasul, maka ambillah (QS Al Hasyr;)

Abdullah'tan, dedi ki: "Allah, yüce Allah'ın hilkatini değiştiren, döğme yapan, kendisine döğme yaptırılmasını isteyen, yüzündeki kılları aldıran ve güzelleşmek için dişlerini törpületerek aralarını ayıran kadınlara lanet etmiştir. Hem ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in lanetlediği kimseleri ne diye lanetlemeyeyim ki? Üstelik bu husus Allah'ın kitabında: "Rasul size ne verdiyse onu alın, size ne yasak ettiyse ondan da sakının.

"(Haşr, 7) buyruğunda da geçmektedir." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Güzelleşmek için dişlerinin arasını törpületen kadınlar." Dişlerinin arasını törpületen kadınlar (anlamı verilen: el-mütefellicat) lafzı "mütefellice" lafzının çoğu lu dur. Bu da dişlerinin arasını ayırmak için törpülenmesini isteyen yahut bu işi bizzat yapan kadın demektir.

(Kökünü teşkil eden) el-Fe le c ise, iki şeyin arasında ayrılık meydana getirmek demektir. "et-Temc", birbirine yapışık bulunan iki şeyin arasını törpü ve benzeri şeylerle ayırmak demektir. Bu da adeten köpek dişleri ile ön dişlere has yapılan bir iştir. Kadının dişlerinin bu halde olması güzel kabul edilir. Bazen bu işi dişleri birbirine yapışık olan kadın, dişlerini birbirinden ayırmak amacıyla da yapabilir.

Bazen bunu yaşlı bir kadın yaşının küçük olduğu izlenimini vermek için de yapabilir. Çünkü yaşı küçük kadının dişleri çoğunlukla ayrı ve yenidir. Bu özellik yaşlandıkça kaybolur. Dişleri sivriitmeye ise "re" harfi ile "el-veşr" denilir.

"Allah döğme yapanlara ve kendisine döğme yapılmasını isteyenlere lanet etmiştir." (Kendisine döğme yaptıran kadınlar anlamındaki): "el-Müstevşimat" lafzı "müstevşime"nin çoğulu olup, kendisine el-veşm (denilen döğme) yapılmasını isteyen kadın demektir. Dilciler şöyle demiştir: el-Veşm denilen şey, iğne ve benzeri bir şeyin kan akıneaya kadar organa batırılması, sonra da oraya nevre yahut daha başka bir tozun ekilerek oranın yeşil bir renk almasının sağlanması demektir.

Ebu Davud, Sünen'inde şunları söylemektedir: Döğme yapan kadın, yüzüne sürme ya da mürekkep ile ben yapan kadındır. Döğme yaptırılmasını isteyen kadın da kendisine bu uygulamanın yapıldığı kadındır, demektedir. Döğme bazı hallerde el ve vücudun başka yerlerinde de olabilir. Bu kimi zaman bir nakış şeklinde de yapılabilir, bazen daireler şeklinde de yapılabilir.

Bu işi yapmak, başlıktaki hadiste sabit olduğu üzere Ianetin delaleti ile haramdır. Döğme yapılan yer necis olur. Çünkü kan orada hapsolup kalmıştır. Eğer mümkün ise onun izale edilmesi -yara açmak sureti ile dahi olsa- icab eder. Bundan dolayı ölmek yahut herhangi bir şeyi yitirmek ya da bir organın sağladığı faydanın ortadan kalkması gibi bir tehlikeden korkulması hali müstesnadır.

O takdirde onu bırakmak caiz olur, günahın kalkması için tevbe etmek yeterli olur. Bu hususta erkek ile kadın arasında da fark yoktur. "Güzellik için dişlerini birbirinden törpületerek ayıranlar." Bundan bu işi güzelleşmek için yapan kadının yerildiği anlaşılmaktadır. Eğer -mesela- tedavi için buna gerek duyulacak olursa caiz olur.

"Allah'ın hilkatini değiştirenler." Bu, döğme, yüzdeki kılları aldırmak, dişleri birbirinden ayırmak işini yapanların ayrılmaz bir niteliğidir. Saç eklemek de rivayetlerden birisine göre böyledir

5932Muawiyah ibn Abi SufyanSahih

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ: حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ، أَنَّهُ سَمِعَ مُعَاوِيَةَ بْنَ أَبِي سُفْيَانَ

عَامَ حَجَّ وَهْوَ عَلَى الْمِنْبَرِ، وَهْوَ يَقُولُ وَتَنَاوَلَ قُصَّةً مِنْ شَعَرٍ كَانَتْ بِيَدِ حَرَسِيٍّ أَيْنَ عُلَمَاؤُكُمْ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَنْهَى عَنْ مِثْلِ هَذِهِ وَيَقُولُ: «إِنَّمَا هَلَكَتْ بَنُو إِسْرَائِيلَ حِينَ اتَّخَذَ هَذِهِ نِسَاؤُهُمْ»

That in the year he performed Hajj. he heard Muawiyah ibn Abi Sufyan, who was on the pulpit and was taking a tuft of hair from one of his guards, saying, “Where are your religious learned men? I heard the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) forbidding this (false hair) and saying, ‘The children of Israel were destroyed when their women started using this.’”

হুমায়দ ইবনু ‘আবদুর রহমান ইবনু ‘আওফ (রহ.) হতে বর্ণিত। তিনি হাজ্জ করার সময় মু‘আবিয়াহ ইবনু সুফ্ইয়ান (রাঃ)-কে মিম্বরে দাঁড়িয়ে বলতে শুনেছেন। ঐ সময় তিনি এক দেহরক্ষীর হাত থেকে এক গুচ্ছ চুল নিজ হাতে নিয়ে বলেনঃ তোমাদের আলিমগণ কোথায়? আমি রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম-কে এ রকম করা থেকে নিষেধ করতে শুনেছি। তিনি বলতেনঃ বনী ইসরাঈল তখনই ধ্বংস হয়েছে, যখন তাদের নারীরা এরূপ করা আরম্ভ করে। [৩৪৬৮]

ہم سے اسماعیل بن ابی شیبہ نے بیان کیا، کہا کہ مجھ سے امام مالک نے بیان کیا، ان سے ابن شہاب نے، ان سے حمید بن عبدالرحمٰن بن عوف اور انہوں نے معاویہ بن ابی سفیان رضی اللہ عنہما سے حج کے سال میں سنا وہ مدینہ منورہ میں منبر پر یہ فرما رہے تھے انہوں نے بالوں کی ایک چوٹی جو ان کے چوکیدار کے ہاتھ میں تھی لے کر کہا کہاں ہیں تمہارے علماء میں نے رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم سے سنا ہے آپ اس طرح بال بنانے سے منع فرما رہے تھے اور فرما رہے تھے کہ بنی اسرائیل اس وقت تباہ ہو گئے جب ان کی عورتوں نے اس طرح اپنے بال سنوارنے شروع کر دیئے۔

Telah menceritakan kepada kami [Isma'il] dia berkata; telah menceritakan kepadaku [Malik] dari [Ibnu Syihab] dari [Humaid bin Abdurrahman bin 'Auf] bahwa dia mendengar [Mu'awiyah bin Abu Sufyan] berkhutbah di atas mimbar ketika musim haji, sambil memeggang seikat rambut (sambungan rambut) dari tangan pengawalnya, katanya; "Dimanakah ulama kalian!

Aku pernah mendengar Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam melarang dari yang seperti ini, beliau bersabda: "Bani Isra'il celaka ketika wanita-wanita mereka mengambil (memakai) yang seperti ini." Ibnu Abu Syaibah mengatakan; telah menceritakan kepada kami Yunus bin Muhammad telah menceritakan kepada kami Fulaih dari Zaid bin Aslam dari 'Atha` bin Yasar dari Abu Hurairah radliallahu 'anhu dari Nabi shallallahu 'alaihi wasallam beliau bersabda: "Allah melaknat orang yang menyambung rambutnya dan yang minta disambung rambutnya dan melaknat orang yang mentato dan yang minta ditato

Muaviye İbn Ebi Süfyan'dan rivayete göre, "O hac ettiği sene minber üzerinde -bir muhafızın elinde bulunan- bir tutam saçı elini uzatıp aldı ve şöyle dedi: (Ey Medineliler!) Nerede ilim adamlarınız? Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i elimdeki gibisini kullanmaktan nehyederken ve bu arada şunları söylerken dinlemişimdir: Şüphesiz İsrailoğulları, kadınları bu gibi şeyleri edinmeye başlayınca helak oldu

5933Abu HurayrahSahih

وَقَالَ ابْنُ أَبِي شَيْبَةَ حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا فُلَيْحٌ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضى الله عنه عَنِ

النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «لَعَنَ اللَّهُ الْوَاصِلَةَ وَالْمُسْتَوْصِلَةَ، وَالْوَاشِمَةَ وَالْمُسْتَوْشِمَةَ»

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) said, “Allah has cursed the lady who artificially lengthens (her or someone else’s) hair and the one who gets her hair lengthened and the One who tattoos (herself or someone else) and the one who gets herself tattooed.”

ইবনু আবূ শাইবাহ (রহ.) আবূ হুরাইরাহ (রাঃ) সূত্রে নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম হতে বর্ণিত। আল্লাহ তা‘আলা লা‘নত করেন সে সব নারীদেরকে যারা নিজে পরচুলা লাগায় এবং যারা অন্যদেরকে তা লাগিয়ে দেয়, যারা অঙ্গ-প্রত্যঙ্গে উল্কি আঁকে এবং অন্যকে করিয়ে দেয়।

اور ابن ابی شیبہ نے بیان کیا، ان سے یونس بن محمد نے بیان کیا، ان سے فلیح نے بیان کیا، ان سے زید بن اسلم نے، ان سے عطاء بن یسار نے اور ان سے ابوہریرہ رضی اللہ عنہ نے کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا ”سر کے قدرتی بالوں میں مصنوعی بال لگانے والیوں پر اور لگوانے والیوں پر اور گودنے والیوں پر اور گدوانے والیوں پر اللہ نے لعنت بھیجی ہے۔“

Ebu Hureyre r.a.'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Allah saç ekleyen kadına da, saçına saç ekleten kadına da, döğme yapan kadına da, döğme yaptıran kadına da lanet etmiştir

5934Aishah bint Abi BakrSahih

حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، قَالَ: سَمِعْتُ الْحَسَنَ بْنَ مُسْلِمِ بْنِ يَنَّاقٍ، يُحَدِّثُ عَنْ صَفِيَّةَ بِنْتِ شَيْبَةَ، عَنْ عَائِشَةَ رضى الله عنها

أَنَّ جَارِيَةً، مِنَ الأَنْصَارِ تَزَوَّجَتْ، وَأَنَّهَا مَرِضَتْ فَتَمَعَّطَ شَعَرُهَا، فَأَرَادُوا أَنْ يَصِلُوهَا فَسَأَلُوا النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ: «لَعَنَ اللَّهُ الْوَاصِلَةَ وَالْمُسْتَوْصِلَةَ». تَابَعَهُ ابْنُ إِسْحَاقَ عَنْ أَبَانَ بْنِ صَالِحٍ عَنِ الْحَسَنِ عَنْ صَفِيَّةَ عَنْ عَائِشَةَ

An Ansari girl was married and she became sick and all her hair fell out intending to provide her with false hair. They asked the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) who said, “Allah has cursed the lady who artificially lengthens (her or someone else’s) hair and also the one who gets her hair lengthened.”

‘আয়িশাহ (রাঃ) হতে বর্ণিত। এক আনসারী নারী বিয়ে করে। এরপর সে রোগে আক্রান্ত হয়। ফলে তার সব চুল পড়ে যায়। লোকজন তাকে পরচুলা লাগিয়ে দিতে ইচ্ছে করে। আর তারা নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর কাছে এ সম্পর্কে জিজ্ঞেস করল। তিনি বললেনঃ আল্লাহ লা‘নত করেছেন ঐসব নারীকে যারা নিজেরা পরচুলা লাগায় এবং যারা অন্যদেরকে তা লাগিয়ে দেয়। [৫২০৫]

ہم سے آدم بن ابی ایاس نے بیان کیا، کہا ہم سے شعبہ نے بیان کیا، ان سے عمرو بن مرہ نے بیان کیا کہ میں نے حسن بن مسلم بن نیاق سے سنا، وہ صفیہ بنت شیبہ سے بیان کرتے تھے اور ان سے عائشہ رضی اللہ عنہا نے بیان کیا کہ انصار کی ایک لڑکی نے شادی کی۔ اس کے بعد وہ بیمار ہو گئی اور اس کے سر کے بال جھڑ گئے، اس کے گھر والوں نے چاہا کہ اس کے بالوں میں مصنوعی بال لگا دیں۔

اس لیے انہوں نے نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم سے اس کے متعلق پوچھا۔ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ اللہ تعالیٰ نے مصنوعی بال جوڑنے والی اور جڑوانے والی دونوں پر لعنت بھیجی ہے۔ شعبہ کے ساتھ اس حدیث کو محمد بن اسحاق نے بھی ابان بن صالح سے، انہوں نے حسن بن مسلم سے، انہوں نے صفیہ سے، انہوں نے عائشہ رضی اللہ عنہا سے روایت کی ہے۔

Telah menceritakan kepada kami [Adam] telah menceritakan kepada kami [Syu'bah] dari ['Amru bin Murrah] dia berkata; saya mendengar [Al Hasan bin Muslim bin Yannaq] menceritakan dari [Shafiyah binti Syaibah] dari [Aisyah] radliallahu 'anha bahwa seorang budak perempuan milik orang Anshar hendak menikah, sementara dirinya tengah sakit hingga rambutnya rontok, maka orang-orang pun hendak menyambungnya, lalu mereka bertanya kepada Nabi shallallahu 'alaihi wasallam, beliau pun bersabda: "Allah melaknat orang yang menyambung rambutnya dan yang minta disambung rambutnya."

Hadits ini diperkuat oleh riwayat [Ibnu Ishaq] dari [Aban bin Shalih] dari [Al Hasan] dari [Shafiyyah] dari [Aisyah]

Aişe r.anha'dan rivayete göre ensardan bir kız evlendi ve daha sonra hastalanması sebebiyle saçları döküldü. Yakınları saçlarına saç eklemek istediler. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e sorunca, onlara: "Allah saç ekleyen kadına da, saç ekleten kadına da lanet etmiştir, buyurdu

5935Asma bint Abi BakrSahih

حَدَّثَنِي أَحْمَدُ بْنُ الْمِقْدَامِ، حَدَّثَنَا فُضَيْلُ بْنُ سُلَيْمَانَ، حَدَّثَنَا مَنْصُورُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، قَالَ: حَدَّثَتْنِي أُمِّي، عَنْ أَسْمَاءَ بِنْتِ أَبِي بَكْرٍ رضى الله عنهما

أَنَّ امْرَأَةً، جَاءَتْ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَتْ إِنِّي أَنْكَحْتُ ابْنَتِي، ثُمَّ أَصَابَهَا شَكْوَى فَتَمَرَّقَ رَأْسُهَا، وَزَوْجُهَا يَسْتَحِثُّنِي بِهَا أَفَأَصِلُ رَأْسَهَا فَسَبَّ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ الْوَاصِلَةَ وَالْمُسْتَوْصِلَةَ

(the daughter of Abu Bakr) A woman came to the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) and said, “I married my daughter to someone, but she became sick and all her hair fell out, and (because of that) her husband does not like her. May I let her use false hair?” On that the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) cursed such a lady as artificially lengthening (her or someone else’s) hair or got her hair lengthened artificially.

আসমা বিনত আবূ বাকর (রাঃ) হতে বর্ণিত। এক মহিলা রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর নিকট এসে বললঃ আমি আমার একটি মেয়েকে বিয়ে দিয়েছি। এরপর সে রোগাক্রান্ত হয়, ফলে তার মাথার চুল পড়ে যায়। তার স্বামী এর কারণে আমাকে তিরস্কার করে। আমি কি তার মাথায় পরচুলা লাগিয়ে দিব? তখন রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম যে পরচুলা লাগায় এবং যে তা অন্যকে লাগিয়ে দেয়, তাদের নিন্দা করলেন। [৫৯৩৬, ৫৯৪১]

مجھ سے احمد بن مقدام نے بیان کیا، کہا ہم سے فضل بن سلیمان نے بیان کیا، کہا ہم سے منصور بن عبدالرحمٰن نے بیان کیا، کہا کہ مجھ سے میری والدہ صفیہ بنت شیبہ نے بیان کیا، ان سے اسماء بنت ابی بکر رضی اللہ عنہما نے بیان کیا کہ ایک خاتون نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کی خدمت میں حاضر ہوئیں اور کہا کہ میں نے اپنی لڑکی کی شادی کی ہے اس کے بعد وہ بیمار ہو گئی اور اس کے سر کے بال جھڑ گئے اور اس کا شوہر مجھ پر اس کے معاملہ میں زور دیتا ہے۔

کیا میں اس کے سر میں مصنوعی بال لگا دوں؟ اس پر نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے مصنوعی بال جوڑنے والیوں اور جڑوانے والیوں کو برا کہا، ان پر لعنت بھیجی۔

Telah menceritakan kepadaku [Ahmad bin Miqdam] telah menceritakan kepada kami [Fudlail bin Sulaiman] telah menceritakan kepada kami [Manshur bin Abdurrahman] dia berkata; telah menceritakan kepadaku [ibuku] dari [Asma` binti Abu Bakr] radliallahu 'anhuma bahwa seorang wanita datang kepada Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam seraya berkata; "Sesungguhnya saya hendak menikahkan putriku, ternyata putriku menderita suatu penyakit yang menyebabkan rambutnya rontok sedangkan calon suaminya sangat kasihan kepadanya, apakah saya boleh menyambung rambutnya?"

maka Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam mencela orang yang menyambung rambutnya dan yang minta disambung rambutnya

Ebu Bekir r.a.'ın kızı Esma r.anha'dan rivayete göre, bir kadın Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna gelerek: "Ben kızımı evlendirdim. Daha sonra bir hastalığa yakalandığı için başı{nın saçları) döküldü. Kocası ise bu kızın durumu sebebiyle bana çok ısrar ediyor. Onun saçlarına saç ekleteyim mi, dedi. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem saç ekleyen ve saç ekleten kadınlar hakkında ağır sözler söyledi. " Bu Hadis 5936 ve 5941 numara ile de var

5936Asma bint Abi BakrSahih

حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنِ امْرَأَتِهِ، فَاطِمَةَ عَنْ أَسْمَاءَ بِنْتِ أَبِي بَكْرٍ

قَالَتْ لَعَنَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ الْوَاصِلَةَ وَالْمُسْتَوْصِلَةَ

(the daughter of Abu Bakr) the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) has cursed such a lady as artificially lengthening (her or someone else’s) hair or gets her hair lengthened.

আসমা বিনতু আবূ বাকর (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, যে মহিলা পরচুলা লাগায়, আর যে অপরকে পরচুলা লাগিয়ে দেয়, নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম তাদের উপর লা‘নত করেছেন। [৫৯৩৫]

ہم سے آدم بن ابی ایاس نے بیان کیا، کہا ہم سے شعبہ نے بیان کیا، ان سے ہشام بن عروہ نے، ان سے ان کی بیوی فاطمہ نے، ان سے اسماء بنت ابی بکر رضی اللہ عنہما نے بیان کیا کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے مصنوعی بال لگانے والی اور لگوانے والی پر لعنت بھیجی ہے۔

Telah menceritakan kepada kami [Adam] telah menceritakan kepada kami [Syu'bah] dari [Hisyam bin 'Urwah] dari [isterinya, Fathimah] dari [Asma' binti Abu Bakr] dia berkata; Nabi shallallahu 'alaihi wasallam melaknat orang yang menyambung rambut dan yang minta disambung rambutnya

Ebu Bekir r.a.'ın kızı Esma'dan: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem saç ekleyen ve saç ekleten kadına lanet etmiştir" dediği rivayet edilmiştir

5937Abdullah ibn UmarSahih

حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ مُقَاتِلٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ رضى الله عنهما

أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «لَعَنَ اللَّهُ الْوَاصِلَةَ وَالْمُسْتَوْصِلَةَ، وَالْوَاشِمَةَ وَالْمُسْتَوْشِمَةَ». قَالَ نَافِعٌ الْوَشْمُ فِي اللِّثَةِ

The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said, “Allah has cursed such a lady as lengthens (her or someone else’s) hair artificially or gets it lengthened, and also a lady who tattoos (herself or someone else) or gets herself tattooed.”

ইবনু ‘উমার (রাঃ) হতে বর্ণিত। নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেছেনঃ আল্লাহ ঐ নারীর উপর লা’নত করেন, যে পরচুলা লাগায়, আর অপরকে পরচুলা লাগিয়ে দেয়। আর যে নারী উল্কি অঙ্কণ করে এবং যে তা করায়। নাফি' (রহঃ) বলেনঃ উল্কি অঙ্কণ হয় উঁচু গোশতের উপরে। [৫৯৪০, ৫৯৪২, ৫৯৪৭; মুসলিম ৩৭/৩৩, হাঃ ২১২৪, আহমাদ ৪৭২৪]

ہم سے محمد بن مقاتل نے بیان کیا، کہا ہم کو عبداللہ بن مبارک نے خبر دی، کہا ہم کو عبیداللہ عمری نے خبر دی، انہیں نافع نے اور انہیں عبداللہ بن عمر رضی اللہ عنہما نے کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا ”اللہ نے مصنوعی بال جوڑنے والیوں پر، جڑوانے والیوں پر، گودنے والیوں پر اور گدوانے والیوں پر لعنت بھیجی ہے۔“ نافع نے کہا کہ گودنا کبھی مسوڑے پر بھی گودا جاتا ہے۔

Telah menceritakan kepadaku [Muhammad bin Muqatil] telah mengabarkan kepada kami [Abdullah] telah mengabarkan kepada kami ['Ubaidullah] dari [Nafi'] dari [Ibnu Umar] radliallahu 'anhuma bahwa Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Allah melaknat orang yang menyambung rambutnya dan yang minta disambung rambutnya serta melaknat orang yang mentato dan yang minta ditato." Nafi' mengatakan; "Terkadang mentato itu juga bisa di gusi (membikin gigi bagus dengan memberi kawat dll)

İbn Ömer r.a.'dan rivayete göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Allah saç ekleyen ve saç ekleten kadına da, döğme yapan ve döğme yaptıran kadına da lanet etmiştir." Nafi: el-Veşm (denilen döğme çeşidi), dişlerin etrafındaki diş etlerinde olur demiştir. Bu Hadis 5940,5942 ve 5947 numara ile de var

5938Said ibn al-MusayyibSahih

حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ مُرَّةَ، سَمِعْتُ سَعِيدَ بْنَ الْمُسَيَّبِ

قَالَ قَدِمَ مُعَاوِيَةُ الْمَدِينَةَ آخِرَ قَدْمَةٍ قَدِمَهَا، فَخَطَبَنَا فَأَخْرَجَ كُبَّةً مِنْ شَعَرٍ قَالَ: مَا كُنْتُ أَرَى أَحَدًا يَفْعَلُ هَذَا غَيْرَ الْيَهُودِ، إِنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ سَمَّاهُ الزُّورَ. يَعْنِي الْوَاصِلَةَ فِي الشَّعَرِ

Muawiyah came to Medina for the last time and delivered a sermon. He took out a tuft of hair and said, “I thought that none used to do this (i.e. use false hair) except Jews. The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) labelled such practice, (i.e. the use of false hair), as cheating.”

সা‘ঈদ ইবনু মুসায়্যাব (রহঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেনঃ মু‘আবীয়াহ (রাঃ) শেষবারের মত যখন মাদ্বীনায় আসেন, তখন তিনি আমাদের সামনে খুৎবাহ দেন। তিনি এক গোছা চুল বের করে বললেন, আমি ইয়াহূদী ছাড়া অন্য কাউকে এ জিনিস ব্যবহার করতে দেখিনি। নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম একে অর্থাৎ পরচুলা ব্যবহারকারী নারীকে প্রতারক বলেছেন।[৩৪৬৮]

ہم سے آدم بن ابی ایاس نے بیان کیا، کہا ہم سے شعبہ نے بیان کیا، کہا ہم سے عمرو بن مرہ نے بیان کیا کہ میں نے سعید بن مسیب سے سنا، انہوں نے بیان کیا کہ معاویہ رضی اللہ عنہ آخری مرتبہ مدینہ منورہ تشریف لائے اور ہمیں خطبہ دیا۔

آپ نے بالوں کا ایک گچھا نکال کے کہا کہ یہ یہودیوں کے سوا اور کوئی نہیں کرتا تھا۔ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے اسے «زور‏.‏» یعنی فریبی فرمایا یعنی جو بالوں میں جوڑ لگائے تو ایسا آدمی مرد ہو یا عورت وہ مکار ہے جو اپنے مکر و فریب پر اس طور پر پردہ ڈالتا ہے۔

Telah menceritakan kepada kami [Adam] telah menceritakan kepada kami [Syu'bah] telah menceritakan kepada kami ['Amru bin Murrah] saya mendengar [Sa'id bin Musayyab] berkata; [Mu'awiyah] tiba di Madinah yaitu di akhir ia tiba di Madinah, kemudian dia berkhutbah di hadapan kami, sambil mengeluarkan sambungan rambut, katanya; "Saya tidak pernah melihat seorangpun yang mengenakan ini kecuali orang Yahudi dan sesungguhnya Nabi shallallahu 'alaihi wasallam menamakan ini dengan az zuur yaitu sambungan pada rambut

Said İbn el-Müseyyeb'den, dedi ki: "Muaviye Medine'ye geldiği son seferinde gelip bize bir hutbe verdi. Bu arada bir top saç çıkartarak: Ben bunu Yahudilerden başka bir kimsenin yapacağını sanmıyordum. Şüphesiz Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem buna -yani saça saç ekleyen kadına- yalan ve batıl adını vermiştir." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Saça" ondan başka "bir şeyler eklemek" suretiyle onu ziyadeleştirmek.

"Muhafızın elindeki bir tutam saçı eline aldı. .. Nerede alimleriniz?" Daha önce İsrailoğulları ile ilgili bahiste, bu hadiste o gün için Medine'de ilim adamlarının azlığına işaret olduğu belirtilmiş idi. Bu işe gösterdiği tepki hususunda ilim adamlarının yardımını almak yahut bundan önce böyle bir işe tepki göstermeyip susmaları dolayısıyla onların bu yaptıklarının uygun olmadığını söylemek için huzura getirilmelerini de istemiş olabilir.

"Şüphesiz İsrailoğulları ... helak olmuştur." Sözü geçen Said İbn elMüseyyeb'in naklettiği rivayette "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bu saç ekleme işine zur (yalan) adını verdiği haberi ulaşmıştır" denilmektedir. Katade'nin, Said'den diye naklettiği Müslim'deki rivayette ise "o zuru (yalanı) nehyetmiştir" şeklindedir.

Hadisin sonlarında da: "Dikkat edin, işte zur (yalan) denilen şey de budur" ifadesi yer almaktadır. Katade dedi ki: Bununla kadınların saçlarını bez parçaları ile artırmaların! kastetmektedir. Bu hadis. ister saç, ister başka bir şeyolsun, saça bir şeyler ekletmenin yasaklığı hususunda cumhurun lehine bir delildir. Cabir radıyallahu anh'ın rivayet ettiği: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kadının saçına herhangi bir şeyeklemesini yasaklamıştır" hadisi de desteklemektedir.

Bu hadisi Müslim rivayet etmiştir. el-leys, Ebu Ubeyde'den ve onun da pek çok fakihten naklettiğine göre bu hususta yasaklananın, saça saç ekletme olduğu kanaatindedir. Kadın, saçına bez ve daha başka saçın dışında birşeyler ekleyecek olursa yasağın kapsamına girmez. Ebu Davud sahih bir senedie Said İbn Cubeyr'den şöyle dediğini rivayet etmektedir: el-Karamil'de bir beis yoktur.

Ahmed de böyle demiştir: el-Karamil ise "karmel"in çoğulu olup dalları uzun, yumuşak bir bitkidir. Burada kastedilen şey ise örükler halinde yapılan ve kadının saçına eklediği ipek ya da yün iplerdir.

"Kadının gereksiz yere saçına saç ekletmesi ve saçlarını traş etmesi." Kadının saçına saç ekletmesi suretiyle saçını artırması haram olduğu gibi, zaruret olmadan saçlarını traş ettirmesi de haramdır. Taberi, Süfyan kızı Ümmü Osman yoluyla İbn Abbas'tan şöyle dediğini rivayet etmektedir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kadının saçlarını traş etmesini yasaklamıştır."

Bu hadis Ebu Davud'da bu yolla "kadınların (ihramdan çıkarken) saçlarını traş etmek yükümlülükleri yoktur. Onların yükümlülükleri saçlarını kısaitmaktan ibarettir" lafzı iledir. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.

"Ağır sözler söyledi." Yani diğer rivayette açıkça ifade edildiği gibi lanet okudu. Aişe'nin rivayet ettiği hadiste de ondan saça saç ekletmeye ruhsat verdiğine dair nakledilen rivayetin batıl oluşuna da açık bir delalet vardır. Muaviye'nin rivayet ettiği hadiste ise (dökülen yahut kesilen) saçın olduğu halde bırakılmasının caiz olup onu gömmenin vacip olmadığını göstermektedir.

Hadisten Çıkan Diğer Sonuçlar 1- İmam minber üzerinde yasak olan şeyleri ifade eder. Özellikle de yaygın bir hal aldığını gördüğü da açık ve yaygın bir şekilde reddederek bu işin yasaklığını daha bir vurgular ve işlenmesinden sakınılmasını söyler. 2- Bir masiyet işleyen kimseleri, daha önceden aynı masiyeti işleyenlerin helak edilmesini söyleyerek korkutup uyarıro Nitekim yüce Allah: "Bu, zalimlerden uzak değildir."

(Hud, 11183) diye buyurmuştur. 3- Hutbe esnasında, dini bir masıahat için daha önce bir şeyi görmemiş olanı göstermek üzere herhangi bir şeyi el uzatıp almak caizdir. 4- İçine düşülen halden sakındırmak maksadıyla İsrailoğullarına ve diğerlerine dair hadisler söz konusu edilebilir

5939AlqamaSahih

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ

قَالَ لَعَنَ عَبْدُ اللَّهِ الْوَاشِمَاتِ، وَالْمُتَنَمِّصَاتِ، وَالْمُتَفَلِّجَاتِ لِلْحُسْنِ، الْمُغَيِّرَاتِ خَلْقَ اللَّهِ. فَقَالَتْ أُمُّ يَعْقُوبَ مَا هَذَا قَالَ عَبْدُ اللَّهِ وَمَا لِيَ لَا أَلْعَنُ مَنْ لَعَنَ رَسُولُ اللَّهِ، وَفِي كِتَابِ اللَّهِ.

قَالَتْ: وَاللَّهِ لَقَدْ قَرَأْتُ مَا بَيْنَ اللَّوْحَيْنِ فَمَا وَجَدْتُهُ. قَالَ: وَاللَّهِ لَئِنْ قَرَأْتِيهِ لَقَدْ وَجَدْتِيهِ «وَمَا آتَاكُمُ الرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَا نَهَاكُمْ عَنْهُ فَانْتَهُوا»

Abdullah cursed those women who practiced tattooing and those who removed hair from their faces and those who created spaces between their teeth artificially to look beautiful, such ladies as changed what Allah has created.

Um Yaqub said, “What is that?” Abdullah said, “Why should I not curse those who were cursed by the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) and are referred to in Allah’s Book?” …

She said to him “By Allah, I have read the whole Qur’an but I have not found such a thing. Abdullah said, ‘By Allah, if you had read it (carefully) you would have found it.

(Allah says:) ‘And what the Messenger gives you take it and what he forbids you abstain (from it).’’”

‘আলক্বামাহ (রহ.) হতে বর্ণিত। তিনি বলেনঃ সৌন্দর্যের উদ্দেশে যে সব নারী অঙ্গ-প্রত্যঙ্গে উল্কি আঁকে, যে সব নারী ভ্রূ উপড়ে ফেলে এবং যেসব নারী দাঁত সরু করে দাঁতের মাঝে ফাঁক করে- যা আল্লাহর সৃষ্টিকে বদলে দেয়, তাদের উপর ‘আবদুল্লাহ (ইবনু মাস‘ঊদ) লা‘নত করেছেন।

উম্মু ইয়াকূব বললঃ এ কেমন কথা? ‘আবদুল্লাহ বললেনঃ আমি কেন তাকে লা‘নত করব না, যাকে আল্লাহর রাসূল লা‘নত করেছেন এবং আল্লাহর কিতাবও। উম্মু ইয়াকূব বললঃ আল্লাহর কসম! আমি পূর্ণ কুরআন পাঠ করেছি, কিন্তু এ কথা তো কোথাও পাইনি। …

তিনি বললেনঃ আল্লাহর কসম! তুমি যদি তা পড়তে, তবে অবশ্যই পেতেঃ(‏وَمَا آتَاكُمُ الرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَا نَهَاكُمْ عَنْهُ فَانْتَهُوا‏)‏‏ ‘‘রাসূল তোমাদেরকে যা দেয় তা গ্রহণ কর, আর তোমাদেরকে যাত্থেকে নিষেধ করে তাত্থেকে বিরত থাক’’- (সূরাহ হাশর ৫৯/৭)। [৪৮৮৬]

ہم سے اسحاق بن ابراہیم بن راہویہ نے بیان کیا، کہا ہم کو جریر نے خبر دی، انہیں منصور نے، انہیں ابراہیم نخعی نے اور ان سے علقمہ نے کہ عبداللہ بن مسعود رضی اللہ عنہ نے خوبصورتی کے لیے گودنے والیوں، چہرے کے بال اکھاڑنے والیوں اور سامنے کے دانتوں کے درمیان کشادگی پیدا کرنے والیوں جو اللہ کی پیدائش میں تبدیلی کرتی ہیں، ان سب پر لعنت بھیجی تو ام یعقوب نے کہا کہ یہ کیا بات ہوئی۔

عبداللہ بن مسعود رضی اللہ عنہ نے کہا آخر میں کیوں نہ ان پر لعنت بھیجوں جن پر رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے لعنت بھیجی ہے اور کتاب اللہ میں اس پر لعنت موجود ہے۔ …

ام یعقوب نے کہا کہ اللہ کی قسم! میں نے پورا قرآن مجید پڑھ ڈالا اور کہیں بھی ایسی کوئی آیت مجھے نہیں ملی۔ عبداللہ بن مسعود رضی اللہ عنہ نے کہا: اللہ کی قسم! اگر تم نے پڑھا ہوتا تو تمہیں ضرور مل جاتا کیا تم کو یہ آیت معلوم نہیں «وما آتاكم الرسول فخذوه وما نهاكم عنه فانتهوا‏» یعنی ”اور جو کچھ رسول تمہیں دیں اسے لے لو اور جس سے بھی تمہیں منع کریں اس سے رک جاؤ۔“

Telah menceritakan kepada kami [Ishaq bin Ibrahim] telah mengabarkan kepada kami [Jarir] dari [Manshur] dari [Ibrahim] dari ['Alqamah] dia berkata; [Abdullah] melaknat orang yang mentato, mencukur habis alis mata, merenggangkan gigi (denga kawat dll) untuk kecantikan dengan merubah ciptaan Allah, Ummu Ya'qub berkata; "Apa maksudnya ini?"

Abdullah mengatakan; "Bagaimana aku tidak melaknat orang yang dilaknat Rasulullah dan telah tercatat pula dalam kitabullah. Ummu Ya'qub berkata; "Saya telah membaca dalam mushaf, namun saya tidak mendapatkan hal itu." …

Abdullah berkata; "Demi Allah, sekiranya kamu membacanya, niscaya kamu akan mendapatkannya yaitu Dan sesuatu yang datang dari Rasul maka ambillah dan yang di larang olehnya maka jauhilah QS Al Hasyr:

Alkame'den, dedi ki: "Abdullah (İbn Mes'ud) güzelleşmek ıçın ve Allah'ın yaratmasını değiştirmek için döğme yapan, yüzlerinin tüylerini aldıran ve dişlerini inceltip törpületen kadınlara lanet okudu.

Ümmü Yakub adındaki bir kadın: Bu da ne oluyor, dedi. Abdullah: Ben ne diye Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in lanet ettiği kimseye lanet etmeyeyim ki? Hem bu Allah'ın Kitabında da vardır, dedi. Kadın: Allah'a yemin ederim ki ben mushafın iki kabı arasında bulunanı baştan sona okudum, bunu bulamadım, dedi. Bunun üzerine Abdullah İbn Mesud: Allah'a yemin ederim, eğer gerçekten ser. …

onu okumuş olsaydın, hiç şüphesiz onu bulurdun, dedi (ve:) "Rasul size ne verdiyse onu alın, size neyi yasakladıysa ondan uzak durun."lo buyruğunu okudu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Yüzlerinin tüylerini yolduranlar." (Bu anlamdaki): el-Mütenemmisat lafzı "mütenemmisa"nın çoğ\,.lludur. Bu da tüylerinin yolunmasını isteyen kadın demektir.

"en-Namisa" ise bu işi bizzat yapan kadına denir. en-Nimas da yüzlerdeki tüylerin cımbız ile alınması demektir. Bu iş için kullanılan alete bundan dolayı "minmas" adı verilir. Nimas'ın sadece kaşları inceltmek ya da düzeltmek için kaşların kıllarını izale etmenin özel adı olduğu da söylenmiştir. Ebu Davud, Sünen adlı eserinde şunları söylemektedir: Namisa inceltmek amacı ile kaşın tüylerini, saçlarını cımbızla alan demektir.

Bu açıklamayı yaptığı yerde de daha önce "diş_ lerini törpületip inceltenler" başlığında geçen İbn Mesud yolu ile rivayet edilen hadisi kaydetmektedir. Taberi der ki: Kadının, Allah'ın kendisini yaratmış olduğu hilkate güzelleşmek amacıyla fazlalıklar eklemesi yahut bir şeyler eksiltmesi yolu ile hilkatini değiştirmeye kalkışması caiz değildir.

Bunu ister kocası için yapsın, ister başkası için yapsın, fark etmez. Mesela, kaşları birbirine bitişik olan bir kadının, kaşlarının arasını, kaşlarının birbirinden ayrı olduğu izlenimini vermek için alması ya da aksini yapması gibi ... Nevevi der ki: Kadının sakal, bıyık yahutalt dudağının altında, çenesi üzerinde tüy çıkması hali, bu yasağın dışında, istisna kabul edilir.

Bu gibi tüylerini izale etmesi haram değildir. Hatta müstehaptır. Derim ki: Ancak buradaki mutlak ifade, kocanın izin vermesi ve bunu bilmesi kaydına bağlıdır. Aksi takdirde bu durum yoksa gerçeği gizleyip saklama dolayısı ile bu işi yapması yasaklanır. - Bazı Hanbeli alimleri de şöyle demiştir: Eğer kaşların aldırılması kötü kadınların ayırt edildiği en açık belirtilerden ise yasaktır.

Aksi takdirde tenzihen mekruhtur. Bir rivayete göre kocanın izniyle caizdir. Ancak bu yolla görenin aldatılması söz konusu ise haram olur. Hanbelı alimleri derler ki: Kocanın izni ile olması şartıyla ağda yapmak, allık kullanmak ve süslenmek caizdir. Çünkü bu da kadının kocasına karşı zınetlenmesi kabilindendir. Nevevi der ki: Sözü geçen işleri yaparak süslenmek caizdir. Ağda (yüzdeki tüyleri yolmak) müstesnadır. Çünkü bu nimas kabilindendir

5940Abdullah ibn UmarSahih

حَدَّثَنِي مُحَمَّدٌ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ رضى الله عنهما

قَالَ لَعَنَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ الْوَاصِلَةَ وَالْمُسْتَوْصِلَةَ، وَالْوَاشِمَةَ وَالْمُسْتَوْشِمَةَ

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) has cursed the lady who lengthens her hair artificially and the one who gets her hair lengthened, and also the lady who tattoos (herself or others) and the one who gets herself tattooed.

ইবনু ‘উমার (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেনঃ পরচুলা লাগার পেশাধারী নারী, যে নিজের মাথায় পরচুলা লাগায়, উল্কি অঙ্কণকারী নারী এবং যে অঙ্কণ করে, আল্লাহর নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম তাদের লা‘নত করেছেন। [৫৯৩৭]

ہم سے محمد بن سلام نے بیان کیا، ان سے عبدہ نے بیان کیا، ان سے عبیداللہ نے بیان کیا، ان سے نافع نے اور ان سے عبداللہ بن عمر رضی اللہ عنہما نے بیان کیا کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے مصنوعی بال جوڑنے والی اور جڑوانے والی، گودنے والی اور گدوانے والی پر لعنت بھیجی ہے۔

Telah menceritakan kepadaku [Muhammad] telah menceritakan kepada kami ['Abdah] dari ['Ubaidullah] dari [Nafi'] dari [Ibnu Umar] radliallahu 'anhuma dia berkata; Nabi shallallahu 'alaihi wasallam melaknat orang yang menyambung rambutnya dan yang minta disambung rambutnya, dan orang yang mentato dan orang yang minta ditato

İbn Ömer r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem saç ekleyen kadına, saç ekleten kadına, döğme yapan kadına ve döğme yaptıran kadına lanet etmiştir

5941Fatimah bint al-Mundhir ibn az-ZubayrSahih

حَدَّثَنَا الْحُمَيْدِيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، أَنَّهُ سَمِعَ فَاطِمَةَ بِنْتَ الْمُنْذِرِ

تَقُولُ: سَمِعْتُ أَسْمَاءَ، قَالَتْ: سَأَلَتِ امْرَأَةٌ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَتْ: يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ ابْنَتِي أَصَابَتْهَا الْحَصْبَةُ، فَامَّرَقَ شَعَرُهَا، وَإِنِّي زَوَّجْتُهَا أَفَأَصِلُ فِيهِ فَقَالَ: «لَعَنَ اللَّهُ الْوَاصِلَةَ وَالْمَوْصُولَةَ»

A woman asked the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) saying, “O Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam)! My daughter got measles and her hair fell out. Now that I got her married, may I let her use false hair?” He said (to her), “Allah has cursed the lady who lengthens hair artificially and the one who gets her hair lengthened artificially.”

আসমা (বিন্‌ত আবূ বকর) (রাঃ) হতে বর্ণিত। এক মহিলা নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম-কে জিজ্ঞেস করলঃ হে আল্লাহর রাসূল! আমার এক মেয়ের বসন্ত রোগ হয়ে মাথার চুল পড়ে গেছে। আমি তাকে বিয়ে দিয়েছি। তার মাথায় কি পরচুলা লাগাব? তিনি বললেনঃ পরচুলা লাগিয়ে দেয় ও পরচুলা লাগিয়ে নেয় এমন নারীকে আল্লাহ অভিশাপ দিয়েছেন। [৫৯৩৫; মুসলিম ৩৭/৩৩, হাঃ ২১২২, আহমাদ ২৪৮৫৮]

ہم سے امام حمیدی نے بیان کیا، کہا ہم سے سفیان بن عیینہ نے، ان سے ہشام بن عروہ نے بیان کیا، انہوں نے فاطمہ بنت منذر سے سنا، انہوں نے بیان کیا کہ میں نے اسماء بنت ابوبکر رضی اللہ عنہما سے سنا، انہوں نے بیان کیا کہ ایک عورت نے نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم سے پوچھا کہ یا رسول اللہ!

میری لڑکی کو خسرے کا بخار ہو گیا اور اس سے اس کے بال جھڑ گئے۔ میں اس کی شادی بھی کر چکی ہوں تو کیا اس کے مصنوعی بال لگا دوں؟ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ اللہ نے مصنوعی بال لگانے والی اور جس کے لگایا جائے، دونوں پر لعنت بھیجی ہے۔

Telah menceritakan kepada kami [Al Humaidi] telah menceritakan kepada kami [Sufyan] telah menceritakan kepada kami [Hisyam] bahwa dia mendengar [Fathimah binti Mundzir] berkata; saya mendengar [Asma'] berkata; seorang wanita bertanya kepada Nabi shallallahu 'alaihi wasallam katanya; "Wahai Rasulullah, sesungguhnya puteriku menderita penyakit gatal (cacar) hingga rambutnya rontok, sementara saya hendak menikahkannya, apakah saya boleh menyambung rambutnya?

Beliau bersabda: "Sesungguhnya Allah melaknat orang yang menyambung rambutnya dan yang minta disambung

Esma'dan, dedi ki: "Bir kadın Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: Ey Allah'ın Rasulü; benim kızım kızamığa yakalandı ve bundan dolayı da saçları kırılıp döküldü. Ben onu evlendirdim. Saçına bir şeyler ekleyeyim mi, diye sordu.• Bunun üzerine Allah Rasulü: "Allah saçına ekleme yapana da, saçı eklenmiş olana da lanet etmiştir" buyurdu

5942Abdullah ibn UmarSahih

حَدَّثَنِي يُوسُفُ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا الْفَضْلُ بْنُ دُكَيْنٍ، حَدَّثَنَا صَخْرُ بْنُ جُوَيْرِيَةَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ رضى الله عنهما سَمِعْتُ

النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَوْ قَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «الْوَاشِمَةُ وَالْمُوتَشِمَةُ، وَالْوَاصِلَةُ وَالْمُسْتَوْصِلَةُ». يَعْنِي لَعَنَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

I heard the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) saying, (or the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) said), “Allah has cursed the lady who practices tattooing and that who gets it done for herself, and also the lady who lengthens hair artificially and that who gets her hair lengthened artificially.” The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) has cursed such ladies.

‘আবদুল্লাহ ইবনু ‘উমার (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, আমি নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম থেকে শুনেছি অথবা বলেন, নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেছেনঃ উল্কি অঙ্কণকারী এবং পেশাধারী নারী এবং পরচুলা ব্যবহারকারী পরচুলা লাগানোর পেশাধারী নারীকে নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম লা‘নত করেছেন। [৫৯৩৭]

مجھ سے یونس بن موسیٰ نے بیان کیا، انہوں نے کہا ہم سے فضل بن دکین نے بیان کیا، انہوں نے کہا ہم سے صخر بن جویریہ نے بیان کیا، ان سے نافع نے اور ان سے عبداللہ بن عمر رضی اللہ عنہما نے بیان کیا کہ میں نے رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم سے سنا، یا ( راوی نے اس طرح بیان کیا کہ ) نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا ”گودنے والی، گدوانے والی، مصنوعی بال جوڑنے والی اور جڑوانے والی“ یعنی نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے ان سب پر لعنت بھیجی ہے۔

Telah menceritakan kepadaku [Yusuf bin Musa] telah menceritakan kepada kami [Al Fadhl bin Dukain] telah menceritakan kepada kami [Shakhr bin Juwairiyah] dari [Nafi'] dari [Abdullah bin Umar] radliallahu 'anhuma saya mendengar Nabi shallallahu 'alaihi wasallam atau Nabi shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Orang yang mentato dan yang minta ditato serta orang yang menyambung rambutnya dan yang minta disambung rambutnya." Maksudnya adalah Nabi shallallahu 'alaihi wasallam melaknatnya

Abdullah İbn Ömer r.a.'dan, dedi ki: Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim -yahut: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu-: "Allah döğme yapan kadına da, döğme yaptıran kadına da, saça ekleme yapan kadına da, saçına ekleten kadına da lanet etsin. Yani Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem lanet okudu

5943Abdullah ibn MasudSahih

حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ مُقَاتِلٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ رضى الله عنه

قَالَ لَعَنَ اللَّهُ الْوَاشِمَاتِ، وَالْمُسْتَوْشِمَاتِ، وَالْمُتَنَمِّصَاتِ وَالْمُتَفَلِّجَاتِ لِلْحُسْنِ، الْمُغَيِّرَاتِ خَلْقَ اللَّهِ، مَا لِي لَا أَلْعَنُ مَنْ لَعَنَهُ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَهْوَ فِي كِتَابِ اللَّهِ

Allah has cursed those women who practise tattooing or get it done for themselves, and those who remove hair from their faces, and those who create spaces between their teeth artificially to look beautiful, such ladies as change the features created by Allah. Why then shall I not curse those whom the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) has cursed and who are cursed in Allah’s Book too?

‘আবদুল্লাহ ইবনু মাস‘ঊদ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, সৌন্দর্যের জন্যে উল্কি অঙ্কণকারী ও উল্কি গ্রহণকারী, ভ্রূ উত্তোলনকারী নারী এবং দাঁত সরু করে মাঝে ফাঁক সৃষ্টিকারী নারী, যা আল্লাহর সৃষ্টিকে বদলে দেয়, তাদের উপর আল্লাহর অভিশাপ বর্ষিত হোক। (রাবী বলেন) আমি কেন তাকে অভিশাপ করব না, যাকে আল্লাহর রাসূল অভিশাপ করেছেন এবং তা আল্লাহর কিতাবে বিদ্যমান রয়েছে। [৪৮৮৬]

مجھ سے محمد بن مقاتل نے بیان کیا، کہا ہم کو عبداللہ بن مبارک نے خبر دی، کہا ہم کو سفیان بن عیینہ نے خبر دی، انہیں منصور نے، انہیں ابراہیم نخعی نے، انہیں علقمہ نے اور ان سے عبداللہ بن مسعود رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ اللہ تعالیٰ نے گودنے والیوں پر اور گدوانے والیوں پر اور چہرے کے بال اکھاڑنے والیوں پر اور خوبصورتی پیدا کرنے کے لیے سامنے کے دانتوں کے درمیان کشادگی کرنے والیوں پر جو اللہ کی پیدائش میں تبدیلی کرتی ہیں،

لعنت بھیجی ہے پھر میں کیوں نہ ان پر لعنت بھیجوں جن پر رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے لعنت بھیجی ہے اور وہ اللہ کی کتاب میں موجود ہے۔

Telah menceritakan kepadaku [Muhammad bin Muqatil] telah mengabarkan kepada kami [Abdullah] telah mengabarkan kepada kami [Sufyan] dari [Manshur] dari [Ibrahim] dari ['Alqamah] dari [Ibnu Mas'ud] radliallahu 'anhu dia berkata; "Allah melaknat orang yang mentato dan yang minta ditato dan mencukur habis alis mata serta merenggangkan gigi (dengan kawat dll) untuk kecantikan dengan merubah ciptaan Allah, kenapa saya tidak melaknat orang yang dilaknat Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam sementara telah tertulis dalam kitabullah

Ebu Mes'ud r.a.'dan, dedi ki: "Allah, -güzellik için Allah'ın hilkatini değiştiren kadınlara- döğme yapan kadınlara, döğme yaptıran kadınlara, tüylerini (kaşiarının tüylerini) aldıran kadınlara, dişlerini törpületip incelten kadınlara lanet etmiştir. Hem ben, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in lanet ettiği ve Allah'ın Kitabında da kendisine lanet edilmiş olanlara ne diye lanet etmeyeyim?"

Fethu'l-Bari Açıklaması: "Saçına ekleme yapılan ... " Bir başlık önce buna dair bahisler geçmiş bulunmaktadır. "Saçına saç ekleten", yani saçına bir şeyler ekletilmesini isteyen. "Kızamık", deride dağınık olarak çıkan ve çiçeğin bir türü olan kırmızı su toplamış kabarcıklardır

5944Abu HurayrahSahih

حَدَّثَنِي يَحْيَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنْ هَمَّامٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضى الله عنه

قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «الْعَيْنُ حَقٌّ». وَنَهَى عَنِ الْوَشْمِ

The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said, “The evil eye is a fact,” and he forbade tattooing.

مجھ سے یحییٰ بن ابی بشیر نے بیان کیا، کہا ہم سے عبدالرزاق نے بیان کیا، ان سے معمر نے، ان سے ہمام نے اور ان سے ابوہریرہ رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا ”نظر لگ جانا حق ہے“ اور نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے گودنے سے منع فرمایا۔

Telah menceritakan kepadaku [Yahya] telah menceritakan kepada kami [Abdurrazaq] dari [Ma'mar] dari [Hammam] dari [Abu Hurairah] radliallahu 'anhu dia berkata; Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "penyakit ain (gangguan jin atau sihir) adalah benar adanya, " dan beliau melarang mentato. Telah menceritakan kepadaku [Ibnu Basyar] telah menceritakan kepada kami [Ibnu Mahdi] telah menceritakan kepada kami [Sufyan] dia berkata; saya menyebutkan haditsnya [Manshur] kepada [Abdurrahman bin Abis] dari [Ibrahim] dari ['Alqamah] dari [Abdullah], maka dia berkata; "Saya juga pernah mendengar hadits tersebut dari [Ummu Ya'qub] dari [Abdullah] seperti haditsnya Manshur

Ebu Hureyre r.a.'dan, dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Nazar değmesi haktır" diye buyurdu ve döğme yapmayı yasakladı

5945Awn ibn Abi JuhayfahSahih

حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَوْنِ بْنِ أَبِي جُحَيْفَةَ

قَالَ رَأَيْتُ أَبِي فَقَالَ: إِنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ نَهَى عَنْ ثَمَنِ الدَّمِ، وَثَمَنِ الْكَلْبِ، وَآكِلِ الرِّبَا وَمُوكِلِهِ، وَالْوَاشِمَةِ وَالْمُسْتَوْشِمَةِ

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) forbade the use of the price of blood and the price of a dog, the one who takes (eats) usury the one who gives usury, the woman who practises tattooing and the woman who gets herself tattooed.

আওন ইবনু আবূ জুহাইফাহ (রহ.) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, আমি আমার পিতাকে বলতে শুনেছি- নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম রক্তের মূল্য ও কুকুরের মূল্য নিতে নিষেধ করেছেন। আর তিনি সুদ গ্রহীতা, সুদ দাতা, উল্কি অঙ্কনকারী উল্কি গ্রহণকারী নারীদের উপর লা‘নত করেছেন। [২০৮৬]

ہم سے سلیمان بن حرب نے بیان کیا، کہا ہم سے شعبہ نے بیان کیا، ان سے عون بن ابی حجیفہ نے بیان کیا کہ میں نے اپنے والد (ابوحجیفہ رضی اللہ عنہ) کو دیکھا، انہوں نے کہا کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے خون کی قیمت، کتے کی قیمت کھانے سے منع فرمایا اور سود لینے والے اور دینے والے، گودنے والی اور گودانے والی ( پر لعنت بھیجی ) ۔

Telah menceritakan kepada kami [Sulaiman bin Harb] telah menceritakan kepada kami [Syu'bah] dari ['Aun bin Abu Juhaifah] dia berkata; aku pernah melihat [Ayahku] berkata; sesungguhnya Nabi shallallahu 'alaihi wasallam melarang hasil (menjual) darah dan hasil penjualan anjing, memakan riba dan yang memberi makan dan yang mentato dan yang meminta ditato

Avn İbn Ebi Cuhayfe'den, dedi ki: "Ben babamı gördüm de şöyle dedi: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kan aldırma bedelini, köpeğin parasını yemeyi, faiz yiyeni, faiz yedireni, döğme yapanı ve döğme yaptıranı (bu işleri yapmalarını) nehyetmiştir." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Döğme yapan kadın." Buna dair açıklama az önce (5931.hadiste) geçmiş bulunmaktadır.

"Babamı gördüm. Dedi ki: Nebi s.a.v. yasaklad!." Buhari bu hadisi böylece muhtasar olarak kaydetmiş bulunmaktadır. Buyu' (alışverişler) bölümünde (2086.hadis) tamamıyla kaydetmiştir. Lafzı şöyledir: "Babamın hacamat yapan (bir köle) satın aldığını ve onun hacamat aletlerini kırdığını gördüm. Ona bunun sebebini sordum ... " deyip hadisin geri kalan bölümlerini zikretmektedir

5946Abu HurayrahSahih

حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ عُمَارَةَ، عَنْ أَبِي زُرْعَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ

قَالَ أُتِيَ عُمَرُ بِامْرَأَةٍ تَشِمُ فَقَامَ فَقَالَ أَنْشُدُكُمْ بِاللَّهِ مَنْ سَمِعَ مِنَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي الْوَشْمِ فَقَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ فَقُمْتُ فَقُلْتُ: يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ أَنَا سَمِعْتُ. قَالَ: مَا سَمِعْتَ قَالَ: سَمِعْتُ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: «لَا تَشِمْنَ وَلَا تَسْتَوْشِمْنَ»

A woman who used to practise tattooing was brought to Umar Umar got up and said, “I beseech you by Allah, which of you heard the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) saying something about tattooing?” I got up and said, “O chief of the Believers! I heard something.” He said, “What did you hear?” I said, “I heard the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) (addressing the ladies), saying, ‘Do not practise tattooing and do not get yourselves tattooed.’”

আবূ হুরাইরাহ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, ‘উমার (রাঃ)-এর নিকট এক মহিলাকে আনা হয়। সে অঙ্গ-প্রত্যঙ্গে উল্কি আঁকতো। তিনি দাঁড়ালেন এবং বললেন, আমি তোমাদের আল্লাহর কসম দিয়ে বলছি (তোমাদের মধ্যে) এমন কে আছে যে উল্কি আঁকার ব্যাপারে নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম থেকে কিছু শুনেছে?

আবূ হুরাইরাহ (রাঃ) বলেন, আমি দাঁড়িয়ে বললাম, হে আমীরুল মু‘মিনীন! আমি শুনেছি। তিনি বললেন, কী শুনেছ? আবূ হুরাইরাহ (রাঃ) বলেন, আমি নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম-কে বলতে শুনেছি, মহিলারা যেন উল্কি না আঁকে এবং উল্কি না আঁকিয়ে নেয়।

ہم سے زہیر بن حرب نے بیان کیا، کہا ہم سے جریر نے بیان کیا، ان سے عمارہ نے، ان سے ابوزرعہ نے اور ان سے ابوہریرہ رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ عمر رضی اللہ عنہ کے پاس ایک عورت لائی گئی جو گودنے کا کام کرتی تھی۔

عمر رضی اللہ عنہ کھڑے ہو گئے ( اور اس وقت موجود صحابہ سے ) کہا میں تمہیں اللہ کا واسطہ دیتا ہوں کسی نے کچھ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم سے گودنے کے متعلق سنا ہے۔

ابوہریرہ رضی اللہ عنہ نے کہا کہ میں نے کھڑے ہو کر عرض کیا: امیرالمؤمنین! میں نے سنا ہے۔ عمر رضی اللہ عنہ نے پوچھا کیا سنا ہے؟ ابوہریرہ رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ میں نے نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم سے سنا ہے کہ گودنے کا کام نہ کرو اور نہ گدواؤ۔

Telah menceritakan kepada kami [Zuhair bin Harb] telah menceritakan kepada kami [Jarir] dari ['Umarah] dari [Abu Zar'ah] dari [Abu Hurairah] dia berkata; "Umar pernah menemui seorang wanita yang mentato, lalu Umar berdiri dan berkata; "Saya peringatkan kepada kalian, siapakah di antara kalian yang mendengar dari Nabi shallallahu 'alaihi wasallam tentang tato?"

Abu Hurairah berkata; "Lalu aku berdiri dan berkata; "Saya pernah mendengarnya wahai Amirul mukminin." Dia berkata; "Apa yang pernah kamu dengar?" Abu Hurairah berkata; "Saya mendengar Nabi shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Janganlah kalian mentato dan jangan pula minta untuk ditato

Ebu Hureyre r.a.'dan, dedi ki: "Ömer'in huzuruna döğme yapan bir kadın getirildi. Bunun üzerine ayağa kalkarak: Allah adına size and veriyorum. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den döğme hakkında kim bir şeyler işitti, dedi.

Ebu Hureyre dedi ki: Böyle demesi üzerine ben de kalktım ve: Ey mu'minlerin emiri, ben işittim, dedim. Bana: Ne işittin, diye sordu, Ebu Hureyre: Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i: (Ey kadınlar) döğme yapmayın, döğme yapılmasını istemeyin, buyururken dinledim, dedi

5947Abdullah ibn UmarSahih

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، أَخْبَرَنِي نَافِعٌ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ

قَالَ لَعَنَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ الْوَاصِلَةَ وَالْمُسْتَوْصِلَةَ، وَالْوَاشِمَةَ وَالْمُسْتَوْشِمَةَ

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) has cursed the lady who lengthens hair artificially and that who gets her hair lengthened in such away, and the lady who practises tattooing and that who gets it done for herself.

ইবনু ‘উমার (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম পরচুলা ব্যবহারকারী এবং এ পেশাধারী এবং উল্কি অঙ্কনকারী এবং তা গ্রহণকারী নারীদের অভিশাপ দিয়েছেন। [৫৯৩৭]

ہم سے مسدد نے بیان کیا، کہا ہم سے یحییٰ بن سعید نے بیان کیا، انہیں عبیداللہ نے خبر دی، کہا مجھ کو خبر دی نافع نے اور ان سے عبداللہ بن عمر رضی اللہ عنہما نے بیان کیا کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے مصنوعی بال لگانے والی اور لگوانے والی اور گودنے والی اور گدوانے والی پر لعنت بھیجی ہے۔

Telah menceritakan kepada kami [Musaddad] telah menceritakan kepada kami [Yahya bin Sa'id] dari ['Ubaidullah] telah mengabarkan kepadaku [Nafi'] dari [Ibnu Umar] dia berkata; Nabi shallallahu 'alaihi wasallam melaknat orang yang menyambung rambutnya dan yang minta disambung rambutnya serta orang yang mentato dan yang minta ditato

İbn Ömer'den, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem saç ekleyen kadına da, saç ekleten kadına da, döğme yapan kadına da, döğme yaptıran kadına da lanet etmiştir

5948AbdullahSahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ رضى الله عنه لَعَنَ اللَّهُ الْوَاشِمَاتِ وَالْمُسْتَوْشِمَاتِ، وَالْمُتَنَمِّصَاتِ وَالْمُتَفَلِّجَاتِ لِلْحُسْنِ

الْمُغَيِّرَاتِ خَلْقَ اللَّهِ. مَا لِي لَا أَلْعَنُ مَنْ لَعَنَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَهْوَ فِي كِتَابِ اللَّهِ

Allah has cursed those women who practise tattooing and those who get it done for themselves, and those who remove hair from their faces, and those who artificially create spaces between their teeth to look beautiful, such women as alter the features created by Allah. Why should I not then curse those whom the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) has cursed and that is in Allah’s Book?

‘আবদুল্লাহ (ইবনু মাস‘ঊদ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, সৌন্দর্য বাড়ানোর জন্য যে নারী উল্কি আঁকে ও আঁকায়, যে নারী ভ্রূ উপড়ে ফেলে এবং যে নারী দাঁত কেটে চিকন করে দাঁতের মাঝখানে ফাঁক করে- যে কাজগুলো দ্বারা আল্লাহর সৃষ্টির মধ্যে রূপান্তর ঘটে, এদের উপর আল্লাহ অভিশাপ বর্ষণ করুন। আমি কেন তার উপর অভিশাপ করব না, যাদের উপর আল্লাহর রাসূল সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম অভিশাপ করেছেন এবং মহান আল্লাহর কিতাবেই তা বিদ্যমান আছে। [৪৮৮৭]

ہم سے محمد بن مثنیٰ نے بیان کیا، کہا ہم سے عبدالرحمٰن نے بیان کیا، ان سے سفیان بن عیینہ نے، ان سے منصور نے، ان سے ابراہیم نے، ان سے علقمہ نے اور ان سے عبداللہ بن مسعود رضی اللہ عنہ نے کہ گودنے والیوں پر اور گدوانے والیوں پر، بال اکھاڑنے والیوں پر اور خوبصورتی کے لیے دانتوں کے درمیان کشادگی کرنے والیوں پر جو اللہ کی پیدائش میں تبدیلی کرتی ہیں، اللہ تعالیٰ نے لعنت بھیجی ہے پھر میں بھی کیوں نہ ان پر لعنت بھیجوں جن پر رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے لعنت بھیجی ہے اور وہ کتاب اللہ میں بھی موجود ہے۔

Telah menceritakan kepada kami [Muhammad bin Al Mutsanna] telah menceritakan kepada kami [Abdurrahman] dari [Sufyan] dari [Manshur] dari [Ibrahim] dari [Alqamah] dari [Abdullah] radliallahu 'anhu bahwa Allah melaknat wanita yang mentato dan yang minta ditato dan wanita yang mencukur alis matanya serta yang merenggangkan giginya (dengan kawat dll) untuk kecantikan dengan merubah ciptaan Allah, kenapa saya tidak melaknat orang yang dilaknat Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam sementara telah tertulis dalam kitabullah

Abdullah (İbn Mes'ud) r.a.'dan, dedi ki: "Allah -güzelleşmek için ve Allah'ın hilkatini değiştirerek- döğme yapan kadınlara, döğme yaptıran kadınlara, yüzlerindeki tüyleri, kılları aldıran kadınlara, dişlerinin arasını törpületip birbirinden ayıran kadınlara lanet etmiştir. Hem ben Allah'ın Rasulünün lanet ettiklerine ne diye lanet etmeyeyim.

Üstelik bu, Allah'ın Kitabında da olan bir şeydir." Fethu'l-Bari Açıklaması: el-Hattabi dedi ki: Bu hususlarda böyle ağır bir tehdidin varid olmasının sebebi, bunların aldatma ve kandırma ihtiva etmeleridir. Eğer bunlardan herhangi birisine ruhsat verilmiş olsa idi, diğer aldatma türlerinin de caiz görülmesine vesile olurdu. Diğer taraftan bu işlerde ilahi hikmetin değiştirilmesi de söz konusudur.

İşte İbn Mesud'un hadisinde yer alan: "Allah'ın hilkatini değiştiren kadınlar" ifadesi ile buna işaret edilmektedir. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır

5949Zayd ibn SahlSahih

حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي ذِئْبٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ أَبِي طَلْحَةَ رضى الله عنهم

قَالَ: قَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «لَا تَدْخُلُ الْمَلَائِكَةُ بَيْتًا فِيهِ كَلْبٌ وَلَا تَصَاوِيرُ» وَقَالَ اللَّيْثُ حَدَّثَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَخْبَرَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ، سَمِعَ ابْنَ عَبَّاسٍ، سَمِعْتُ أَبَا طَلْحَةَ، سَمِعْتُ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) said, “Angels do not enter a house in which there is a dog or there are pictures.”

আবূ ত্বলহা (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেছেনঃ ফেরেশতা ঐ ঘরে প্রবেশ করে না, যে ঘরে কুকুর থাকে এবং ঐ ঘরেও না, যে ঘরে ছবি থাকে। লায়স (রহ.) ... আবূ ত্বলহা (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম থেকে (এ বিষয়ে) শুনেছি। [৩২২৫]

ہم سے آدم بن ابی ایاس نے بیان کیا، کہا ہم سے ابن ابی ذئب نے بیان کیا، ان سے زہری نے، ان سے عبیداللہ بن عبداللہ بن عتبہ نے، ان سے ابن عباس رضی اللہ عنہما نے اور ان سے ابوطلحہ رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ رحمت کے فرشتے اس گھر میں داخل نہیں ہوتے جس میں کتا یا مورتیں ہوں۔

اور لیث بن سعد نے بیان کیا، ان سے یونس بن یزید نے، ان سے ابن شہاب نے کہا کہ مجھ کو عبیداللہ بن عبداللہ بن عتبہ نے خبر دی، انہوں نے ابن عباس رضی اللہ عنہما سے سنا، وہ کہتے تھے کہ میں نے ابوطلحہ رضی اللہ عنہ سے سنا، پھر انہوں نے نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم سے یہی حدیث نقل کی ہے۔

Telah menceritakan kepada kami [Adam] telah menceritakan kepada kami [Ibnu Abu Dzi`b] dari [Az Zuhri] dari ['Ubaidullah bin Abdullah bin 'Utbah] dari [Ibnu Abbas] dari [Abu Thalhah] radliallahu 'anhum dia berkata; Nabi shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Malaikat tidak akan masuk ke rumah yang di dalamnya terdapat anjing dan patung."

[Al Laits] berkata; telah menceritakan kepadaku [Yunus] dari [Ibnu Syihab] telah mengabarkan kepadaku ['Ubaidullah] dia mendengar [Ibnu Abbas] bahwa saya mendengar [Abu Thalhah] bahwa saya mendengar Nabi shallallahu 'alaihi wasallam

Ebu Talha r.a.'dan, dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Melekler, içinde köpek ve suretler bulunan bir eve girmezler" buyurdu. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Suretler" (anlamı verilen: et-tesavır lafzı), "tasvır"in çoğulu olup suret anlamındadır. Maksat, önce bunu fiilen yapmak ciheti ile, sonra da bunları kullanmak ve edinmek açısından hükmünü beyan etmektir.

"Melekler girmez." Buyruğun zahirinden umum ifade ettiği anlaşılmaktadır. Bununla birlikte Hafaza meleklerinin bundan istisna edildiği söylenmiştir. Çünkü Hafaza melekleri hiçbir durumda kişiden ayrılmazlar. İbn Vaddah, el-Hattabı ve başkaları bunu bu şekilde açık ve kesin olarak ifade etmişlerdir.

"İçinde köpek bulunan bir eve." Ev (beyt)den kasıt, kişinin içinde yerleşik bulunduğu mekandır. İster bir bina, ister çadır, ister başka bir şeyolsun. Bunun da zahirinden anlaşılan, bunun her köpek hakkında genelolduğudur. Çünkü burada (köpek anlamındaki) "kelb" lafzı, nefyden sonra nekre (belirtisiz) olarak gelmiştir. el-Hattabı ile bir kesim ise, edinilmesine izin verilmiş köpeklerin istisna edildiği görüşündedirler.

Bunlar ise av, davar ve ziraat için edinilen köpeklerdir. Kurtubi ise genel. ifadyi tercihe meyillidir. Nevevi de böyle demiş ve bunun için altı başlık sonra ibn Ömer'in rivayet ettiği hadiste kendisine işaretin geleceği küçük köpek yavrusu ile ilgili kıssayı buna delil göstermiştir. Nevevı der ki: Cibril bu husustaki mazeret apaçık olmakla birlikte eve girmemiştir.

Eğer mazeret köpeklerin eve girmelerine engel teşkil etmeyen bir husus olsaydı, Cibril içeri girmekten geri kalmazdı. --- Nevevi'nin sözü burada bitti. ---- Kurtubi dedi ki: Köpeğin bulunduğu eve meleklerin girmesine engel teşkil edenin ne olduğu hususunda görüş ayrılığı vardır. Bu hususun köpeğinnecis olmasından ileri geldiği söylenmiştir.

Bugörüş hadisin Müslim'de yer alan Aişe'den gelmiş kimi rivayet yollarında zikrediimiş bulunan "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem köpeğin bulunduğu yere su dökülmesini emir buyurdu" ifadesi ile de pekişmektedir. Sebebin köpeklerin şeytan türlerinden olması olduğu da söylenmiştir. Köpeklere bulaşan necaset dolayısıyla olduğu da söylenmiştir.

Çünkü köpekler çokça necaset yer ve necasetler onlara bulaşır. Böylelikle köpeklerin değdikleri şeyler de necis olur. Melekler hususunda da görüş ayrılığı vardır. Bunun umumi olduğu söylenmiştir. Nevevi de bunu ileride gelecek Cibril kıssası ile desteklemiştir. Hafaza meleklerinin istisna edildiği de söylenmiştir. Ancak Nevevi, buna meleklerin yazmayı sürdürmekle birlikte evin kapısında bulunmak suretiyle girmemelerinin mümkün olabileceğini söyleyerek cevap vermiştir.

Meleklerden maksadın rahmet ile inenler olduğu da söylenmiştir. el-Hattabi dedi ki: Meleklerin, içinde bulunduğu eve girmedikleri surete gelince, bulundurulması haram olan surettir. Bu da başı kesilmemiş yahut ileride iki başlık sonra gelecek olan "ayakla çiğnenen suretler" başlığında açıklanacağı üzere tahkir edilip küçümsenmeyen suretlerdir.

İleride el-Hattabi'nin benimsediği bu görüşün desteklendiğine dair işaret de "melekler içinde suret bulunan bir eve girmezler" başlığında gelecektir. Şanı yüce Allah'ın Süleyman aleyhisselam'ı söz konusu ederken: "Onlar kendisine köşklerden, heykellerden, büyük havuzları andıran leğenlerden ve yerlerinde sabit (dağ gibi) kazanlardan istediğini yaparlardı."(Sebe, 13) diye buyurmuş olmakla birlikte; içinde suret bulunan yere meleklerin girmeyişinin izahı zor görülmüştür.

Mücahid şöyle demiştir: O meleklerin yaptıkları heykeller (suretler) bakırdan idi. Bunu Taberi rivayet etmiştir. Katade de: Bu suretler ahşaptan ve camdan idi. Bunu da Abdurrezzak rivayet etmiştir. Buna cevap şöyledir: Bu, onların şeriatında caiz idi. Onlar Nebilerin ve ibadet bakımından onların durumunda olan aralarındaki salih kimselerin şekillerini onlara benzer şekilde ibadet edebilmek için yapıyorlardı.

Ebu'ı-Aliye de şöyle demiştir: Bu şekilde suret yapmak, onların şeriatında haram değildi. Daha sonra bizim şeriatımızda buna dair yask geldi. Buhari ve Müslim'in Sahih'lerinde Aişe radıyallahu anha'nın rivayet ettiği Habeş topraklarında bulunan ve içinde suretler bulunan kilise ile ilgili kıssada Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğu sabittir: "Onlar aralarında salih bir adam öldü mü kabri üzerine bir mescid bina ederler ve o mescidde o suretleri yaparlardı.

İşte onlar Allah nezdinde yaratılmışların en şerıileridir." Eğer bu işleri yapmak o şeriatte caiz olsaydı, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bu işi yapan kimseler hakkında yaratılmışların en şerıileri ifadesini kullanmaması gerekirdi. İşte bu da canlı varlıkların suretlerini yapmanın, suretlere tapanların ortaya Çıkardıkları sonradan meydana gelmiş bir fiil olduğunun delilidir. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır

5950MuslimSahih

حَدَّثَنَا الْحُمَيْدِيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ مُسْلِمٍ

قَالَ كُنَّا مَعَ مَسْرُوقٍ فِي دَارِ يَسَارِ بْنِ نُمَيْرٍ، فَرَأَى فِي صُفَّتِهِ تَمَاثِيلَ فَقَالَ: سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ قَالَ: سَمِعْتُ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: «إِنَّ أَشَدَّ النَّاسِ عَذَابًا عِنْدَ اللَّهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ الْمُصَوِّرُونَ»

We were with Masruq at the house of Yasar ibn Numair. Masruq saw pictures on his terrace and said, “I heard Abdullah saying that he heard the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) saying, ‘The people who will receive the severest punishment from Allah will be the picture makers.’”

মুসলিম (রহ.) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, আমরা (একবার) মাসরূকের সাথে ইয়াসার ইবনু নুমাইরের ঘরে ছিলাম। মাসরূক ইয়াসারের ঘরের আঙিনায় কতগুলো মূর্তি দেখতে পেয়ে বললেনঃ আমি ‘আবদুল্লাহ ইবনু মাস‘ঊদ (রাঃ) থেকে শুনেছি এবং তিনি নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম-কে বলতে শুনেছেন যে, (কিয়ামতের দিন) মানুষের মধ্যে সব থেকে শক্ত শাস্তি হবে তাদের, যারা ছবি তৈরি করে।[1][মুসলিম ৩৭/২৬, হাঃ ২১০৯, আহমাদ ৩৫৫৮]

ہم سے حمیدی عبداللہ بن زبیر نے بیان کیا، کہا ہم سے سفیان بن عیینہ نے بیان کیا، ان سے اعمش نے بیان کیا اور ان سے مسلم بن صبیحہ نے بیان کیا کہ ہم مسروق بن اجدع کے ساتھ یسار بن نمیر کے گھر میں تھے۔

مسروق نے ان کے گھر کے سائبان میں تصویریں دیکھیں تو کہا کہ میں نے عبداللہ بن مسعود رضی اللہ عنہ سے سنا ہے، انہوں نے بیان کیا کہ میں نے نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم سے سنا، نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا ”اللہ کے پاس قیامت کے دن تصویر بنانے والوں کو سخت سے سخت تر عذاب ہو گا۔“

Telah menceritakan kepada kami [Al Humaidi] telah menceritakan kepada kami [Sufyan] telah menceritakan kepada kami [Al A'masy] dari [Muslim] dia berkata; Kami bersama [Masruq] berada di rumah Yasar bin Numair, lantas dia melihat patung di dalam (gambar) patung rumahnya, lantas Masruq berkata; "Saya pernah mendengar [Abdullah] berkata; saya mendengar Nabi shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Sesungguhnya orang yang paling keras siksaannya di sisi Allah pada hari Kiamat adalah orang-orang yang suka menggambar

Müslim'den, dedi ki: "Biz Mesruk ile birlikte Yesar İbn Numeyr'in evinde idik. Mesruk onun sofasında bazı timsaller görünce, şöyle dedi: Ben Abdullah (İbn Mesud)'u şöyle derken dinledim: Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i: Şüphesiz kıyamet gününde Allah nezdinde insanlar arasında azabı en şiddetli olanlar suret yapanlardır, buyururken dinledim

5951Abdullah ibn UmarSahih

حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْمُنْذِرِ، حَدَّثَنَا أَنَسُ بْنُ عِيَاضٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ رضى الله عنهما أَخْبَرَهُ

أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «إِنَّ الَّذِينَ يَصْنَعُونَ هَذِهِ الصُّوَرَ يُعَذَّبُونَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ يُقَالُ لَهُمْ أَحْيُوا مَا خَلَقْتُمْ»

The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said, “Those who make these pictures will be punished on the Day of Resurrection, and it will be said to them. ‘Make alive what you have created.’”

‘আবদুল্লাহ ইবনু ‘উমার (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেছেনঃ যারা এ জাতীয় (প্রাণীর) ছবি তৈরী করে, কিয়ামতের দিন তাদের শাস্তি দেয়া হবে। তাদের বলা হবেঃ তোমরা যা বানিয়েছিলে তাতে জীবন দাও। [৭৫৫৮; মুসলিম ৩৭/২৬, হাঃ ২১০৮]

ہم سے ابراہیم بن المنذر نے بیان کیا، انہوں نے کہا ہم سے انس بن عیاض نے بیان کیا، انہوں نے کہا ہم سے عبیداللہ عمری نے بیان کیا، ان سے نافع نے بیان کیا اور انہیں عبداللہ بن عمر رضی اللہ عنہما نے خبر دی کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا ”جو لوگ یہ مورتیں بناتے ہیں انہیں قیامت کے دن عذاب کیا جائے گا اور ان سے کہا جائے گا کہ جس کو تم نے بنایا ہے اب اس میں جان بھی ڈالو۔“

Telah menceritakan kepada kami [Ibrahim bin Al Mundzir] telah menceritakan kepada kami [Anas bin Iyadl] dari ['Ubaidullah] dari [Nafi'] bahwa [Abdullah bin Umar] radliallahu 'anhuma telah mengabarkan kepadanya bahwa Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Sesungguhnya orang-orang yang membuat gambar-gambar ini akan disiksa di hari Kiamat, di katakan kepadanya; "Hidupkanlah apa yang telah kamu gambar ini

Nafi'den rivayete göre Abdullah İbn Ömer r.a. kendisine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu haber vermiştir: "Şüphesiz bu suretleri yapan kimseler, kıyamet gününde azaba uğratılırlar. Onlara: Haydi yarattıklarımza hayat verin, denilir." Bu Hadis 7558 numara ilede var. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Şüphesiz Allah nezdinde insanlar arasında azabı en şiddetli olanlar suret yapanlardır."

Yüce Allah: "Firavun hanedanını azabın en şiddetlisine sokun (denilecektir). "(Mu'min,46) buyruğu ile birlikte suret yapan kimsenin insanlar arasında azabı en şiddetli olacaklardan olması, açıklanması zor görülmüştür. Çünkü bu hadis stiret yapan kimsenin azabının Firavun hanedanından daha ağır olmasını gerektirir. Taberi buna şöyle cevap vermektedir: Burada kastedilen kimse, Allah'ın dışında kendisine ibadet edilen şeylerin suretini bilerek ve bu maksatla yapan kimsedir.

Böyle bir kişi, bu işi dolayısıyla kafir olur. Bu sebeple böylesinin Firavun hanedanının girdiği çerçeveye girmesi uzak bir ihtimal değildir. Böyle bir kasıt gütmeye n kimse ise, suret yapmakla sadece isyankar olur. Nevevi der ki: İlim adamları şöyle demiştir: Canlı varlığın (insan ve hayvanın) suretini yapmak, ağır bir haramdır ve bu büyük günahlardandır.

Çünkü böyle bir işe bu türden ağır bir tehditte bulunulmuştur. Onun bu sureti ister tahkir edilecek maksatlar için, ister başka bir maksatla yapmış olsun, fark etmez. Her durumda onun bu yaptığı haramdır. Yaptığı bu resim de ister elbise, ister yaygı, ister dirhem, ister dinar, ister bozuk para, ister kap, ister duvar, isterse de başka bir şey üzerinde olsun, yine fark etmez.

Kendisinde canlı sureti bulunmayan şeylerin suretini yapmak ise haram değildir. Derim ki: Gölgesi olan ile olmayan suretlerin genelinin kapsam içerisinde olduğu kanaatini İmam Ahmed'in, Ali radıyallahu anh'dan diye rivayet ettiği hadis desteklemektedir.

Buna göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Sizden hanginiz Medine'ye gidip, orada kırmadık put ve silmedik bir suret bırakmayacak." Başka bir hadiste: "Her kim bu kabilden bir şeyleri yapmaya tekrar dönerse Muhammed'in üzerine indirilmiş olanı inkar etmiş (kafir olmuş) olur" buyurulmuştur. el-Hattabı de şöyle demektedir: Suret yapanın cezasının büyüklüğü, suretlere Allah'ın dışında ibadet ediliyor olmasındandır.

Diğer taraftan bu suretlere bakan kişi fitneye maruz kalır. Bazı nefisler de suretlere meyleder. Kurtubi'nin zikrettiğine göre de cahiliye dönemi insanları her bir şeyden put yapıyorlardı. Hatta onlardan bazıları kendi putlarını acve denilen hurmadan yapmış, sonra da acıkıp onu yemiştir

5952Aishah bint Abi BakrSahih

حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ فَضَالَةَ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حِطَّانَ، أَنَّ عَائِشَةَ رضى الله عنها حَدَّثَتْهُ

أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لَمْ يَكُنْ يَتْرُكُ فِي بَيْتِهِ شَيْئًا فِيهِ تَصَالِيبُ إِلاَّ نَقَضَهُ

I never used to leave in the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) house anything carrying images or crosses but he obliterated it.

‘আয়িশাহ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম নিজের ঘরের এমন কিছুই না ভেঙ্গে ছাড়তেন না, যাতে কোন (প্রাণীর) ছবি থাকত।

ہم سے معاذ بن فضالہ نے بیان کیا، ان سے ہشام دستوائی نے بیان کیا، ان سے یحییٰ بن ابی کثیر نے، ان سے عمران بن حطان نے اور ان سے عائشہ رضی اللہ عنہا نے بیان کیا کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم کو اپنے گھر میں جب بھی کوئی چیز ایسی ملتی جس پر صلیب کی مورت بنی ہو ( جیسے نصاریٰ رکھتے ہیں ) تو اس کو توڑ ڈالتے۔

Telah menceritakan kepada kami [Mu'adz bin Fadlalah] telah menceritakan kepada kami [Hisyam] dari [Yahya] dari ['Imran bin Hithan] bahwa [Aisyah] radliallahu 'anhu telah menceritakan kepadanya bahwa Nabi shallallahu 'alaihi wasallam tidak pernah meninggalkan (gambar) salib melainkan beliau akan menghancurkannya

İmran İbn Hittan'dan, dedi ki: "Aişe r.anha'nın kendisine anlattığına göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem evinde haç suretinde bozmadık hiçbir şeyi bırakmazdı

5953Abu Zurah ibn Amr ibn JarirSahih

حَدَّثَنَا مُوسَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ، حَدَّثَنَا عُمَارَةُ، حَدَّثَنَا أَبُو زُرْعَةَ

قَالَ دَخَلْتُ مَعَ أَبِي هُرَيْرَةَ دَارًا بِالْمَدِينَةِ فَرَأَى أَعْلَاهَا مُصَوِّرًا يُصَوِّرُ، قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: «وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنْ ذَهَبَ يَخْلُقُ كَخَلْقِي، فَلْيَخْلُقُوا حَبَّةً، وَلْيَخْلُقُوا ذَرَّةً». ثُمَّ دَعَا بِتَوْرٍ مِنْ مَاءٍ فَغَسَلَ يَدَيْهِ حَتَّى بَلَغَ إِبْطَهُ فَقُلْتُ: يَا أَبَا هُرَيْرَةَ أَشَىْءٌ سَمِعْتَهُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ مُنْتَهَى الْحِلْيَةِ

L entered a house in Medina with Abu Hurayrah, and he saw a man making pictures at the top of the house. Abu Hurayrah said, “I heard the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) saying that Allah said, ‘Who would be more unjust than the one who tries to create the like of My creatures? Let them create a grain: let them create a gnat.’

‘Abu Hurayrah then asked for a water container and washed his arms up to his armpits. I said, ‘0 Abu i Huraira! Is this something you have heard I from the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam)?’

He said, ‘The limit for ablution is up to the place where the ornaments will reach on the Day of Resurrection.’’”

আবূ যুর‘আ (রহ.) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, আমি আবূ হুরাইরাহ (রাঃ)-এর সাথে মদিনার এক ঘরে প্রবেশ করি। ঘরের উপরে এক ছবি নির্মাতাকে তিনি ছবি তৈরী করতে দেখলেন।

তিনি বললেনঃ আমি রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম-কে বলতে শুনেছি- (আল্লাহ বলেছেন) ঐ ব্যক্তির চেয়ে বেশি অত্যাচারী আর কে, যে আমার সৃষ্টি সদৃশ কোন কিছু সৃষ্টি করতে যায়? তা হলে তারা একটি দানা সৃষ্টি করুক অথবা একটি অণু পরিমাণ কণা সৃষ্টি করুক! তারপর তিনি একটি পানির পাত্র চেয়ে আনলেন এবং (‘উযূ করতে গিয়ে) বগল পর্যন্ত দু’হাত ধুলেন।

আমি জিজ্ঞেস করলামঃ হে আবূ হুরাইরাহ! আপনি রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম থেকে এ ব্যাপারে) কিছু শুনেছেন কি? তিনি বললেনঃ (হাঁ) অলঙ্কার পরার শেষ প্রান্ত পর্যন্ত (ধোয়া উত্তম)। [৭৫৫৯; মুসলিম ৩৭/২৬, হাঃ ২১১১, আহমাদ ৯০৮৮]

ہم سے موسیٰ نے بیان کیا، کہا کہ ہم سے عبدالواحد نے، کہا ہم سے عمارہ نے، کہا ہم سے ابوزرعہ نے، کہا کہ میں ابوہریرہ رضی اللہ عنہ کے ساتھ مدینہ منورہ میں ( مروان بن حکم کے گھر میں ) گیا تو انہوں نے چھت پر ایک مصور کو دیکھا جو تصویر بنا رہا تھا، انہوں نے کہا کہ میں نے رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم سے سنا ہے، نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ ( اللہ تعالیٰ ارشاد فرماتا ہے ) اس شخص سے بڑھ کر ظالم کون ہو گا جو میری مخلوق کی طرح پیدا کرنے چلا ہے اگر اسے یہی گھمنڈ ہے تو اسے چاہیئے کہ ایک دانہ پیدا کرے، ایک چیونٹی پیدا کرے۔

پھر انہوں نے پانی کا ایک طشت منگوایا اور اپنے ہاتھ اس میں دھوئے۔ جب بغل دھونے لگے تو میں نے عرض کیا ابوہریرہ! کیا ( بغل تک دھونے کے بارے میں ) تم نے رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم سے کچھ سنا ہے انہوں نے کہا میں نے جہاں تک زیور پہنا جا سکتا ہے وہاں تک دھویا ہے۔

Telah menceritakan kepada kami [Musa] telah menceritakan kepada kami [Abdul Wahid] telah menceritakan kepada kami ['Umarah] telah menceritakan kepada kami [Abu Zar'ah] dia berkata; saya masuk rumah (milik salah seorang) penduduk Madinah bersama [Abu Hurairah], lalu dia melihat ke atap rumah ada sesuatu yang bergambar, dia berkata; saya mendengar Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: 'Dan siapakah yang lebih lalim dari pada orang-orang yang pergi untuk membuat ciptaan seperti halnya ciptaan-Ku.

Maka hendaklah mereka menciptakan jagung, atau biji-bijian atau biji gandum'"!. Kemudian Abu Hurairah meminta tempat air wudlu dan beliaupun berwudlu, mencuci kedua tangannya hingga ketiaknya, saya bertanya; "Wahai Abu Hurairah, apakah anda mendengar sesuatu dari Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam (tentang hal ini)? Dia menjawab: "inilah yang akan menjadi cahaya di hari kiamat

Ebu Zür'a'dan, dedi ki:' "Ebu Hureyre ile birlikte Medine'de bir eve girdim. Evin üst taraflarında suret yapan bir suret yapıcı gördüm. Ebu Hureyre dedi ki: Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim: (Yüce Allah buyuruyor ki): Benim yarattığım gibi yaratmaya kalkışandan daha zalim kim olabilir? Haydi bir habbe yaratsınlar, haydi bir zerre yaratsınlar.

Daha sonra (Ebu Hureyre) bir kap su getirilmesini istedi. Ellerini, kollarını, koltuk altlarına kadar yıkadı. Ben: Ey Ebu Hureyre! Bu (bu şekilde kollarını yıkaman) Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den işittiğin bir şey midir, diye sordum.

O: Bu, süsün varacağı son yerdir, dedi. " Bu Hadis 7559 numara ile de var. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Evinde, kendisinde haç suretinde bozmadık hiçbir şey bırakmazdı." Buradaki "tesalıb" lafzı "salıb: haç"ın çoğuludur. Sanki Araplar, üzerinde haç sureti bulunan şeylere mastarı ad olarak kullanıp "taslıb" adını vermiş gibidirler.

İbn Battal dedi ki: Bu hadiste Nebi s.a.v.'in ister gölgesi bulunsun, ister bulunmasın her türlü sureti bozduğuna, ister ayak altında çiğnenen olsun, olmasın elbiselerde, duvarlarda, yaygılar üzerinde, kağıt ve başka şeyler üzerine bulunsun onları bozduğuna delalet vardır. Derim ki: Bu görüş "tesavır: suretler" lafzı ile sabit olmuş rivayete dayanmaktadır.

Ama "tesalıb: haçlar" lafzından böyle bir anlam çıkmamaktadır. Çünkü tesallb lafzında mutlak suret lafzından ayrı bir anlam bulunmaktadır. Zira salıb (denilen haç), suretlerden ayrı olarak Allah'tan başka kendisine ibadet olunan şeylerdendir. Allah'tan başka suretlerin hepsine ibadet edilmiş değildir. O halde ileride açıklaması geleceği üzere canlı olduğu için yasak kabul eden ve canlı olmadığı için yasak kabul etmeyen kimselerin görüşüne bunda delil bulunmaz.

Eğer "nakz: silmekılten maksat izale etmek ise, bunların silinmesi de, duvarda bir nakış yahut onun hükmünde olanın silinmesi, yahut şeklinin kaybolmasına sebep olacak şekilde üstünün sıvanması da bunun kapsamına girer.

"Sonra bir kap getirilmesini istedi ... süsün varacağı son yerdir." Cerır yoluyla gelen rivayette; "bu, süsün varacağı en son yerdir" denilmektedir. Ebu Hureyre bununla daha önce Abdest bölümünde ğurre ve tahdlin fazileti hakkında geçmiş olan hadise (136.hadis) işaret ediyor gibidir. Bunu, rivayet ettiği diğer hadis olan: "Müminin hilyesi (süsü) abdest alırken yıkadığı yere kadar ulaşır." hadisi desteklemektedir ki, bunun da açıklaması daha önceden geçmiş bulunmaktadır

5954Aishah bint Abi BakrSahih

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ: سَمِعْتُ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ الْقَاسِمِ وَمَا بِالْمَدِينَةِ يَوْمَئِذٍ أَفْضَلُ مِنْهُ قَالَ: سَمِعْتُ أَبِي قَالَ: سَمِعْتُ عَائِشَةَ رضى الله عنها قَدِمَ

رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مِنْ سَفَرٍ وَقَدْ سَتَرْتُ بِقِرَامٍ لِي عَلَى سَهْوَةٍ لِي فِيهَا تَمَاثِيلُ، فَلَمَّا رَآهُ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ هَتَكَهُ وَقَالَ: «أَشَدُّ النَّاسِ عَذَابًا يَوْمَ الْقِيَامَةِ الَّذِينَ يُضَاهُونَ بِخَلْقِ اللَّهِ». قَالَتْ فَجَعَلْنَاهُ وِسَادَةً أَوْ وِسَادَتَيْنِ

The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) returned from a journey when I had placed a curtain of mine having pictures over (the door of) a chamber of mine. When the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) saw it, he tore it and said, “The people who will receive the severest punishment on the Day of Resurrection will be those who try to make the like of Allah’s creations.” So we turned it (i.e., the curtain) into one or two cushions.

‘আয়িশাহ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম (তাবূক যুদ্ধের) সফর থেকে ফিরে আসলেন। আমি আমার কক্ষে পাতলা কাপড়ের পর্দা টাঙিয়েছিলাম। তাতে ছিল প্রাণীর) অনেকগুলো ছবি। রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম যখন এটা দেখলেন, তখন তা ছিঁড়ে ফেললেন এবং বললেনঃ কিয়ামতের দিন সে সব লোকের সব থেকে শক্ত আযাব হবে, যারা আল্লাহর সৃষ্টির (প্রাণীর) সদৃশ তৈরী করবে।

‘আয়িশাহ (রাঃ) বলেনঃ এরপর আমরা ওটা দিয়ে একটি বা দু’টি বসার আসন তৈরী করি। [২৪৭৯; মুসলিম ৩৭/২৬, হাঃ ২১০৭, আহমাদ ২৪১৩৬]

ہم سے علی بن عبداللہ مدینی نے بیان کیا، کہا ہم سے سفیان بن عیینہ نے بیان کیا، کہا کہ میں نے عبدالرحمٰن بن قاسم سے سنا، ان دنوں مدینہ منورہ میں ان سے بڑھ کر عالم فاضل نیک کوئی آدمی نہیں تھا، انہوں نے بیان کیا کہ میں نے اپنے والد ( قاسم بن ابی بکر ) سے سنا،

انہوں نے بیان کیا کہ میں نے عائشہ رضی اللہ عنہا سے سنا کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم سفر ( غزوہ تبوک ) سے تشریف لائے تو میں نے اپنے گھر کے سائبان پر ایک پردہ لٹکا دیا تھا، اس پر تصویریں تھیں جب آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے دیکھا تو اسے کھینچ کر پھینک دیا اور فرمایا کہ قیامت کے دن سب سے زیادہ سخت عذاب میں وہ لوگ گرفتار ہوں گے جو اللہ کی مخلوق کی طرح خود بھی بناتے ہیں۔

عائشہ رضی اللہ عنہا نے بیان کیا کہ پھر میں نے پھاڑ کر اس پردہ کی ایک یا دو توشک بنا لیں۔

Telah menceritakan kepada kami [Ali bin Abdullah] telah menceritakan kepada kami [Sufyan] dia berkata; saya mendengar [Abdurrahman bin Al Qasim] -dan tidak ada seorang pun di Madinah yang lebih utama dari pada dia- dia berkata; saya mendengar [Ayahku] berkata; saya mendengar [Aisyah] radliallahu 'anha menemui Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam sekembalinya beliau dari safarnya, waktu itu saya telah membuat pembatas (satir) dari kain yang bergambar dalam ruanganku, ketika Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam melihatnya beliau langsung memotongnya sambil bersabda: "Sesungguhnya orang-orang yang paling keras siksanya pada hari kiamat adalah orang-orang yang membuat sesuatu yang menyamai ciptaan Allah." Aisyah melanjutkan; "Kemudian saya membuatnya menjadi satu bantal atau dua bantal

Aişe r.anha'dan rivayete göre, "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir seferden döndü. Ben de bu sırada üzerinde birtakım timsaller (suretler) bulunan bir perde ile bana ait birtakım rafları örtmüş idim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onu görünce parçaladı ve: Kıyamet gününde insanlar arasında azabı en şiddetli olacaklar, Allah'ın yaratmasına benzer şeyler yapanlardır, buyurdu. Aişe dedi ki: Bu sebeple biz de o örtüyü bir yahut iki yastık yaptık

5955Aishah bint Abi BakrSahih

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ دَاوُدَ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ

قَالَتْ قَدِمَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مِنْ سَفَرٍ، وَعَلَّقْتُ دُرْنُوكًا فِيهِ تَمَاثِيلُ، فَأَمَرَنِي أَنْ أَنْزِعَهُ، فَنَزَعْتُهُ

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) returned from a journey when I had hung a thick curtain having pictures (in front of a door). He ordered me to remove it and I removed it.

‘আয়িশাহ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এক সফর থেকে ফিরে আসলেন। সে সময় আমি নকশাওয়ালা (প্রাণীর) ছবিযুক্ত কাপড় দিয়ে পর্দা লটকিয়ে ছিলাম। আমাকে তিনি তা খুলে ফেলার নির্দেশ দিলেন। তখন আমি খুলে ফেললাম। [২৪৭৯]

ہم سے مسدد نے بیان کیا، کہا ہم سے عبداللہ بن داؤد نے بیان کیا، ان سے ہشام بن عروہ نے، ان سے ان کے والد نے اور ان سے عائشہ رضی اللہ عنہا نے بیان کیا کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم سفر سے آئے اور میں نے پردہ لٹکا رکھا تھا جس میں تصویریں تھیں، نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے مجھے اس کے اتار لینے کا حکم دیا تو میں نے اسے اتار لیا۔

Telah menceritakan kepada kami [Musaddad] telah menceritakan kepada kami [Abdullah bin Daud] dari [Hisyam] dari [ayahnya] dari [Aisyah] dia berkata; "Setibanya Nabi shallallahu 'alaihi wasallam dari safar (bepergian), saya menggantungkan satir pembatas yang bergambar, lalu beliau memerintahkanku melepas satir tersebut, maka aku pun melepasnya. Dan saya juga mandi bersama Nabi shallallahu 'alaihi wasallam dari satu wadah

Aişe'den, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir seferden gelmişti. Ben de üzerinde suret bulunan ve dürnuk denilen bir örtü yü asmıştım. Bunun üzerine bana onu oradan kaldırmamı emretti, ben de onu kaldırdım

5956Aisha addedSahih

وَكُنْتُ أَغْتَسِلُ أَنَا وَالنَّبِيُّ، صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مِنْ إِنَاءٍ وَاحِدٍ

Aishah added: The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) and I used to take a bath from one container (of water).

আর আমি ও নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম একই (পাত্র থেকে পানি নিয়ে) গোসল করতাম। [২৫০] আধুনিক প্রকাশনী- ৫৫২৩, ইসলামিক ফাউন্ডেশন

اور میں اور نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم ایک ہی برتن میں غسل جنابت کیا کرتے تھے۔

Ve ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte aynı kaptan yıkanırdım." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Ayak altında çiğnenen suretler", yani bunlara ruhsat var mıdır?

"Kıram (örtü)." İçinde nakış ve birtakım şekiller bulunan örtü ye denilir. Hevdec'in içinde serilen yahut onunla örtünülen renkli yünden bir kumaş olduğu da söylenmiştir.

"Raf (sehve)." Evin bir tarafındaki bir sofa demektir. Hava ve ışık için açılan küçük bir pencere olduğu söylendiği gibi, raf olduğu da söylenmiştir. "Üzerinde timsaller (suretler) bulunan." Timsal, sureti yapılmış olan şey demek olup, açıkça belirgin yahut bir nakış yahut bir boya ya da bir kumaşta dokumadan daha genel kapsamlıdır.

"Kıyamet gününde insanlar arasında azabı en şiddetli olacaklar, Allah'ın yaratmasına benzetenlerdir." Yani yaptıklarını Allah'ın yaptığına benzeterek yapanlardır. Dümuk hakkında el-Hattabi şunları söylemektedir: Bu, saçakları bulunan kalınca bir kumaştır. Yere yayıldığı vakit yaygı olur, asıldığı vakit perde olur.

"Üzerinde suret bulunan" Müslim'de yer alan Ebu Üsame yoluyla gelen rivayette "kanatlı atlar bulunan." fazlalığı da vardır. Bu hadis, gölgesi bulunmadığı ve bununla birlikte çiğnenen, ayak altında serili bulunan ve kullanmak suretiyle değer verilmediği ortaya çıkan -yastık ve yaslanılan minderler gibi- şeylerden olması şartıyla, suret edinmenin caiz oluşuna delil gösterilmiştir.

Nevevi dedi ki: Bu ashab ve tabiinden alimlerin cumhurunun görüşüdür. esSevri, Malik, Ebu Hanife ve Şafii'nin de görüşü budur. Bu hususta gölgesi olan suret ile olmayan suret arasında da fark yoktur. Eğer bir duvara asılı yahut giyilen bir şey yahut bir sarık ya da buna benzer küçümsenen konumda sayılmayan şeylerden olursa haramdır.

Derim ki: Onun yaptığı bu nakiller ile ilgili birtakım itirazlar söz konusudur. Bunlardan birisi şudur: Maliki alimlerinden İbnu'l-Arabi'nin naklettiğine göre eğer suretin bir gölgesi varsa ister küçük düşürülen bir yerde kullanılsın, ister öyle olmasın icma ile haramdır. Bu icma ise ileride "bir suret yapan kimse" başlığında zikredeceğimiz üzere kız çocukların oyuncakları dışındakiler hakkındadır.

Kurtubi, el-Mufhim adlı eserinde seramik gibi kalmak üzere edinilmeyen suretler hakkında iki görüşün bulunduğunu, bu iki görüşten kuwetli olanın bunların da yasak olduğunu belirten görüş olduğunu nakletmektedir. Derim ki: Acaba tatlılardan yapılan şeyler (suretler) seramik türü gibi mi yoksa kız çocukların oyuncakları gibi mi değerlendirilir?

Bu, üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur. İbnu'l-Arabi, gölgesi olmayan bir suretin, hali üzere kaldığı takdirde, ister tahkir edilen türden olsun, ister olmasın haram olduğu görüşünün sahih olduğunu belirtmiştir. Şayet başı kopartılır yahut şekli dağıtılacak olursa caizdir. Bu görüş aynı zamanda ez-Zühri'den nakledilmiş olup Nevevi de bu görüşün kuwetli olduğunu söylemiştir.

Buna, bundan sonraki başlıkta zikredilecek olan yastık hadisi de tanıklık eder. İleride bu hadiste bulunan hükümler gelecektir. Diğer bir hususa gelince, İmamu'l-Harameyn gölgesi olmayıp kullanılmasına ruhsat verilen resmb, perde yahut yastık üzerinde bulunanlar olduğuna dair bir görüş nakletmiş bulunmaktadır. Duvar ve tavandakiler ise yasatır.

Bundaki sebep de şudur: Bu suretle o resim yüksek bir yerde bulunur ve elbise üzerinde olmasının aksine tahkir edilme konumunun dışına çıkar. Çünkü elbise tahkir edilme sadedindedir. er-Ram de cumhurdan, suretin başının koparılması halinde yasak hükmünün kalkacağı görüşünü nakletmektedir. Nevevi der ki: Seleften kimileri yasak olanın, gölgesi olan resimler olduğu kanaatindedir.

Gölgesi olmayanların edinilmesinde ise kayıtsız ve şartsız olarak bir sakınca yoktur. Ancak bu batıl bir görüştür. Çünkü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kullanılmasını reddettiği perdede bulunan suret, şüphesiz gölgesiz idi. Bununla birlikte o perdenin oradan kaldırılmasını emir buyurdu

5957Aishah bint Abi BakrSahih

حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مِنْهَالٍ، حَدَّثَنَا جُوَيْرِيَةُ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ الْقَاسِمِ، عَنْ عَائِشَةَ رضى الله عنها

أَنَّهَا اشْتَرَتْ نُمْرُقَةً فِيهَا تَصَاوِيرُ، فَقَامَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِالْبَابِ فَلَمْ يَدْخُلْ. فَقُلْتُ أَتُوبُ إِلَى اللَّهِ مِمَّا أَذْنَبْتُ.

قَالَ: «مَا هَذِهِ النُّمْرُقَةُ». قُلْتُ لِتَجْلِسَ عَلَيْهَا وَتَوَسَّدَهَا. قَالَ: «إِنَّ أَصْحَابَ هَذِهِ الصُّوَرِ يُعَذَّبُونَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ، يُقَالُ لَهُمْ أَحْيُوا مَا خَلَقْتُمْ. وَإِنَّ الْمَلَائِكَةَ لَا تَدْخُلُ بَيْتًا فِيهِ الصُّورَةُ»

I purchased a cushion with pictures on it. The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) (came and) stood at the door but did not enter. I said (to him), “I repent to Allah for what (the guilt) I have done.”

He said, “What is this cushion?” I said, “It is for you to sit on and recline on.” He said, “The makers of these pictures will be punished on the Day of Resurrection and it will be said to them, ‘Make alive what you have created.’ Moreover, the angels do not enter a house where there are pictures.”

‘আয়িশাহ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি একবার ছবিওয়ালা গদি ক্রয় করেন। নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম (তা দেখে) দরজার কাছে দাঁড়িয়ে থাকলেন, প্রবেশ করলেন না। আমি বললামঃ যে পাপ আমি করেছি তা থেকে আল্লাহর কাছে তওবা করছি।

তিনি জিজ্ঞেস করলেনঃ এ গদি কিসের জন্যে? আমি বললামঃ আপনি এতে বসবেন ও টেক লাগাবেন। তিনি বললেনঃ এসব ছবির প্রস্তুতকারীদের কিয়ামতের দিন ‘আযাব দেয়া হবে। তাদের বলা হবে, যা তোমরা তৈরী করেছিলে সেগুলো জীবিত কর। আর যে ঘরে ছবি থাকে সে ঘরে ফেরেশতা প্রবেশ করে না। [২১০৫]

ہم سے حجاج بن منہال نے بیان کیا، کہا ہم سے جویریہ نے بیان کیا، ان سے نافع نے، ان سے قاسم بن محمد نے اور ان سے عائشہ رضی اللہ عنہا نے کہ انہوں نے ایک گدا خریدا جس پر تصویریں تھیں۔ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم ( اسے دیکھ کر ) دروازے پر کھڑے ہو گئے اور اندر تشریف نہیں لائے۔

میں نے عرض کیا کہ یا رسول اللہ! میں نے جو غلطی کی ہے اس سے میں اللہ سے معافی مانگتی ہوں۔ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ یہ گدا کس لیے ہے؟ میں نے عرض کیا کہ آپ کے بیٹھنے اور اس پر ٹیک لگانے کے لیے ہے۔ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ ان مورت کے بنانے والوں کو قیامت کے دن عذاب دیا جائے گا اور ان سے کہا جائے گا کہ جو تم نے پیدا کیا ہے اسے زندہ بھی کر کے دکھاؤ اور فرشتے اس گھر میں نہیں داخل ہوتے جس میں مورت ہو۔

Telah menceritakan kepadaku [Hajjaj bin Minhal] telah menceritakan kepada kami [Juwairiyah] dari [Nafi'] dari [Al Qasim] dari [Aisyah] radliallahu 'anha bahwa dia telah membeli numruqah (bantal yang digunakan untuk duduk) yang ada gambarnya. Nabi shallallahu 'alaihi wasallampun berdiri di depan pintu dan tidak masuk ke dalam rumah.

maka saya bertanya; "Wahai Rasulullah, aku bertaubat kepada Allah, sebenarnya dosa apa yang telah aku perbuat?" beliau bersabda: "Bantal apakah ini?" Dia menjawab; "Aku telah membelinya agar anda duduk di atasnya atau anda jadikan sebagai bantal."

Beliau bersabda: "Sesungguhnya orang yang menggambar gambar ini akan disiksa pada Hari Kiamat. Dikatakan kepada mereka; 'Hidupkan yang telah kalian buat, ' (beliau bersabda): "Sesungguhnya malaikat tidak akan masuk ke dalam rumah yang ada gambarnya

Aişe r.anha'dan rivayete göre, "Bir seferinde üzerinde resimler bulunan bir yastık satın almıştı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu sebeple ayakta durup içeri girmedi. Ben ona: Yüce Allah'a tevbe ederim. Ben ne günah işledim, dedim.

Allah Rasulü: Bu yastık ne oluyor, dedi. Ben: Üzerine oturman ve ona yaslanman için, dedim. O şöyle buyurdu: Bu suretlerin sahipleri kıyamet gününde azaba uğratılırlar. Onlara, yarattıgınıza hayat veriniz, denilir. Şüphesiz melekler de içinde suret bulunan bir eve girmezler

5958Zayd ibn SahlSahih

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ بُكَيْرٍ، عَنْ بُسْرِ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ خَالِدٍ، عَنْ أَبِي طَلْحَةَ، صَاحِبِ

رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «إِنَّ الْمَلَائِكَةَ لَا تَدْخُلُ بَيْتًا فِيهِ الصُّورَةُ».

قَالَ بُسْرٌ ثُمَّ اشْتَكَى زَيْدٌ فَعُدْنَاهُ، فَإِذَا عَلَى بَابِهِ سِتْرٌ فِيهِ صُورَةٌ فَقُلْتُ لِعُبَيْدِ اللَّهِ رَبِيبِ مَيْمُونَةَ زَوْجِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَلَمْ يُخْبِرْنَا زَيْدٌ عَنِ الصُّوَرِ يَوْمَ الأَوَّلِ.

فَقَالَ عُبَيْدُ اللَّهِ أَلَمْ تَسْمَعْهُ حِينَ قَالَ إِلاَّ رَقْمًا فِي ثَوْبٍ وَقَالَ ابْنُ وَهْبٍ أَخْبَرَنَا عَمْرٌو هُوَ ابْنُ الْحَارِثِ حَدَّثَهُ بُكَيْرٌ، حَدَّثَهُ بُسْرٌ، حَدَّثَهُ زَيْدٌ، حَدَّثَهُ أَبُو طَلْحَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said, “Angels (of mercy) do not enter a house where there are pictures.” The subnarrator Busr added: “Then Zaid fell ill and we paid him a visit. Behold! There was, hanging at his door, a curtain decorated with a picture.

I said to Ubaidullah Al-Khaulani, the step son of Maimuna, the wife of the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam), ‘Didn’t Zaid tell us about the picture the day before yesterday?’ Ubaidullah said, ‘Didn’t you hear him saying: ‘except a design in a garment’?’”

রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর সাথী আবূ ত্বলহা (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেছেনঃ যে ঘরে ছবি থাকে সে ঘরে ফেরেশতা প্রবেশ করে না।

এ হাদীসের (এক রাবী) বুসর বলেনঃ যায়দ একবার অসুস্থ হয়ে পড়ল। আমরা তার সেবা শুশ্রূষার জন্যে গেলাম। তখন তার ঘরের দরজাতে ছবিওয়ালা পর্দা দেখতে পেলাম। আমি নবী সহধর্মিণী মাইমূনাহ (রাঃ)-এর পালিত ‘উবাইদুল্লাহর কাছে জিজ্ঞেস করলাম, ছবির ব্যাপারে প্রথম দিনই যায়দ আমাদের কি জানায়নি?

তখন ‘উবাইদুল্লাহ বললেন, তিনি যখন বলেছিলেন, তখন কি তুমি শোননি যে, কারুকাজ করা কাপড় বাদে? ইবনু ওয়াহ্ব অন্য সূত্রে আবূ ত্বলহা থেকে নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম হতে এ হাদীস বর্ণনা করেছেন। [৩২২৫]

ہم سے قتیبہ بن سعید نے بیان کیا، کہا ہم سے لیث بن سعد نے بیان کیا، ان سے بکیر بن عبداللہ نے، ان سے بسر بن سعید نے اور ان سے زید بن خالد رضی اللہ عنہ نے اور ان سے رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم کے صحابی ابوطلحہ رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا ”فرشتے اس گھر میں نہیں داخل ہوتے جس میں تصویریں ہوں۔“ بسر نے بیان کیا کہ ( اس حدیث کو روایت کرنے کے بعد ) پھر زید رضی اللہ عنہ بیمار پڑے تو ہم ان کی مزاج پرسی کے لیے گئے۔

ہم نے دیکھا کہ ان کے دروازہ پر ایک پردہ پڑا ہوا ہے جس پر تصویر ہے۔ میں نے ام المؤمنین میمونہ رضی اللہ عنہا کے ربیب عبیداللہ بن اسود سے کہا کہ زید بن خالد رضی اللہ عنہ نے ہمیں اس سے پہلے ایک مرتبہ تصویروں کے متعلق حدیث سنائی تھی۔

عبیداللہ نے کہا کہ کیا تم نے سنا نہیں تھا، حدیث بیان کرتے ہوئے انہوں نے یہ بھی کہا تھا کہ جو مورت کپڑے میں ہو وہ جائز ہے ( بشرطیکہ غیر ذی روح کی ہو ) ۔

اور عبداللہ بن وہب نے کہا، انہیں عمرو نے خبر دی وہ ابن حارث ہیں، ان سے بکیر نے بیان کیا، ان سے بسر نے بیان کیا، ان سے زید نے بیان کیا، ان سے ابوطلحہ رضی اللہ عنہ نے بیان کیا اور ان سے نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے بیان فرمایا جیسا کہ اوپر مذکور ہوا۔

Telah menceritakan kepada kami [Qutaibah] telah menceritakan kepada kami [Al Laits] dari [Bukair] dari [Busr bin Sa'id] dari [Zaid bin Khalid] dari [Abu Thalhah] seorang sahabat Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam dia berkata; Sesungguhnya Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam pernah bersabda: "Sesungguhnya Malaikat tidak akan masuk ke rumah yang di dalamnya ada gambar."

[Busr] berkata; kemudian [Zaid] menderita sakit, maka kami pun menjenguknya, ternyata di pintunya terdapat tirai yang bergambar, lantas kataku kepada Ubaidullah anak tiri Maimunah isteri nabi shallallahu 'alaihi wasallam; "Tidakkah Zaid pernah mengabarkan kepada kami tentang gambar di hari pertama?"

[Ubaidullah] menjawab; "Apakah kamu tidak mendengarnya waktu dia mengatakan; "Kecuali nomer di pakaian?" [Ibnu Wahb] berkata; telah mengabarkan kepada kami ['Amru yaitu Ibnu Al Harits] telah menceritakan kepadanya [Bukair] telah menceritakan kepadanya [Busr] telah menceritakan kepadanya [Zaid] telah menceritakan kepadanya [Abu Thalhah] dari Nabi shallallahu 'alaihi wasallam

Busr İbn Said'den, o Zeyd İbn Halid'den, o Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ashabından, Ebu Talha'dan, dedi ki: "Şüphesiz Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Gerçek şu ki, melekler, içinde bir suret bulunan eve girmezler.

Busr dedi ki: Daha sonra Zeyd rahatsızland!. Biz de onu ziyarete gittik. Bir de ne görelim, kapısında üzerindesuret bulunan bir perde gerilmiş. Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in zevcesi Meymune'nin terbiyesinde yetişmiş bulunan Ubeydullah el-Havl2tnl'ye dedim ki: Zeyd bizlere önceki gün suretlere dair (haram kılındıkları şeklinde) haber vermemiş miydi?

Bunun üzerine Ubeydullah: Sen onu elbisede bir nakış olması müstesna, derken işitmedin mi, dedi." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Suret üzerine otu::-mayı" -İsterse ayak altında çiğnenenlerden olsun- "hoş görmeyen kimse."

"Yastık" (anlamı verilen: numruka)ın çoğulu "nemarık" şeklinde gelir. Yan yana dizilen, yaslanılan yastıklara denilir. Bunun, üzerine oturulan yastık olduğu da söylenmiştir.

"Allah'a ve Rasulüne tevbe ederim. Ben ne günah işledim?" Bu ifadeden tevbe eden kişi özellikle sorumlu tutulmasına sebep olan günahı hatırlamasa dahi- genelolarak bütün günahlardan tevbe etmenin caiz olduğu anlaşılmaktadır.

"Bu suretlerin sahipleri" diye başlayan buyruğun devamında: "Ve şüphesiz melekler, içinde suret bulunan bir eve girmezler" ifadeleri yer almaktadır. İkinci cümle onun içeri girmek istemeyişi ile uyum arz eden cümledir. Bundan önce ilk cümleyi ifade etmesi ise, suret edinmekten nehyetmeyi önemsediği içindir. Çünkü tehdit, suret yapan kimse için söz konusu olduğuna göre, onu kullanan kimse için de söz konusu olur.

Çünkü suret, ancak kullanılsın diye yapılır. O halde sureti yapan böyle bir işe sebep iken, kullanan da bu işi fiilen işleyen kimse olur. O halde onun tehdide muhatap oluşu, öncelikle söz konusudur. Ayrıca bundan, suretin haran: kılınması hususunda suretin gölgesinin olup olmaması açısından bir fark olmadığı da anlaşılmaktadır. Aynı şekilde bu suretin boya ile yapılmış olması yahut nakış olması, oyulmuş olması ya da dokunmuş olması -dokumayı istisna edip bunun tasvir olmadığını iddia edenlerin aksine- arasında bir fark yoktur.

İbnu'l-Arabi' dedi ki: Suret edinmek hususunda varılan sonuçlar şunlardır: Eğer suretlerin cisimleri varsa icma ile haramdır. Eğer nakış suretinde ise, dört görüş vardır: 1- Başlıkta yer alan hadiste geçen "bir elbisede nakış olması müstesna" ifadesinin zahirine göre mutlak olarak caizdir. 2- Nakış dahi olsa mutlak olarak yasaktır.

3- Eğer suret görünüşü itibariyle ve şekil olarak kalıcı bir özelliğe sahipse haram olur. Eğer başı kopanlmış yahut parçalan ayn ise caizdir. İbnu'l-Arabi': Bu daha sahih alandır, demektedir. 4- Eğer tahkir edilen şeylerden ise caizdir, şayet asılı ise caiz değildir

5959Anas ibn MalikSahih

حَدَّثَنَا عِمْرَانُ بْنُ مَيْسَرَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ صُهَيْبٍ، عَنْ أَنَسٍ رضى الله عنه

قَالَ كَانَ قِرََامٌ لِعَائِشَةَ سَتَرَتْ بِهِ جَانِبَ بَيْتِهَا، فَقَالَ لَهَا النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «أَمِيطِي عَنِّي، فَإِنَّهُ لَا تَزَالُ تَصَاوِيرُهُ تَعْرِضُ لِي فِي صَلَاتِي»

Aishah had a thick curtain (having pictures on it) and she screened the side of her i house with it. The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) said to her, “Remove it from my sight, for its pictures are still coming to my mind in my prayers.”

আনাস (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, ‘আয়িশাহ (রাঃ)-এর নিকট কিছু পর্দার কাপড় ছিল, তা দিয়ে তিনি ঘরের এক দিকে পর্দা করেন। রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম তাঁকে বললেনঃ আমার থেকে এটা সরিয়ে নাও, কেননা এর ছবিগুলো সালাতের মধ্যে আমাকে বাধা দেয়। [৩৭৪]

ہم سے عمران بن میسرہ نے بیان کیا، کہا ہم سے عبدالوارث نے بیان کیا، کہا ہم سے عبدالعزیز بن صہیب نے اور ان سے انس رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ عائشہ رضی اللہ عنہا کے پاس ایک پردہ تھا۔ اسے انہوں نے گھر کے ایک کنارے پر لٹکا دیا تھا تو نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ یہ پردہ نکال ڈال، اس کی مورت اس نماز میں میرے سامنے آتی ہیں اور دل اچاٹ ہوتا ہے۔

Telah menceritakan kepada kami [Imran bin Maisarah] telah menceritakan kepada kami [Abdul Warits] telah menceritakan kepada kami [Abdul Aziz bin Shuhaib] dari [Anas] radliallahu 'anhu dia berkata; "Bahwa Aisyah memiliki sehelai kain yang bergambar dan digunakan sebagai tabir rumahnya, lalu Nabi shallallahu 'alaihi wasallam bersabda kepadanya: "Singkirkanlah ia dariku, karena gambarnya selalu memalingkanku dalam shalat

Enes r.a.'dan, dedi ki: "Aişe'nin, evinin bir tarafını kendisiyle örttüğü nakışlı bir örtüsü vardı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona: Bunu önümden alıver. Çünkü onun üzerindeki suretler ben namazda iken bana görünüp duruyor, buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Suret bulunan yerde," yani suret bulunan elbiselerde "namaz kılmanın mekruh oluşu."

"Bana görünüp duruyor", yani ben onlara bakıyorum, onlar beni meşgul ediyorlar. Müslim'de, Aişe'nin rivayet ettiği hadiste şöyle denilmektedir: "Aişe'nin, üzerinde suretler bulunan ve duvarın bir tarafına doğru uzatılmış bir kumaşı vardı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de ona doğru namaz kılıyordu.

Bu sebeple: Onu önümden uzaklaştır, buyurdu." Başlığın bu hadisten hareketle çıkartılması da şöyle açıklanır: Suret, kişinin karşısında bulunuyorken namaz kılanı oyalayıp meşgul ettiği gibi, suretli bir elbiseyi giydiği takdirde de oyalanır. Hatta böyle bir elbiseyi giyinmiş olma halindeki oyalanması,daha da ileri bir derecededir

5960Abdullah ibn UmarSahih

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ: حَدَّثَنِي ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ: حَدَّثَنِي عُمَرُ هُوَ ابْنُ مُحَمَّدٍ عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ

قَالَ وَعَدَ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ جِبْرِيلُ فَرَاثَ عَلَيْهِ حَتَّى اشْتَدَّ عَلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَخَرَجَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَلَقِيَهُ، فَشَكَا إِلَيْهِ مَا وَجَدَ، فَقَالَ لَهُ «إِنَّا لَا نَدْخُلُ بَيْتًا فِيهِ صُورَةٌ وَلَا كَلْبٌ»

Once Gabriel promised to visit the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) but he delayed and the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) got worried about that. At last he came out and found Gabriel and complained to him of his grief (for his delay). Gabriel said to him, “We do not enter a place in which there is a picture or a dog.”

সালিমের পিতা ‘আবদুল্লাহ (ইবনু ‘উমার) হতে বর্ণিত। তিনি বলেনঃ জিবরীল (আ.) (একবার) নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর নিকট (আগমনের) ওয়াদা করেন। কিন্তু তিনি আসতে দেরী করেন। এতে নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর খুবই কষ্ট হচ্ছিল। এরপর নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বের হয়ে পড়লেন। তখন জিবরীলের সঙ্গে তাঁর সাক্ষাৎ ঘটল।

তিনি যে মনোকষ্ট পেয়েছিলেন সে বিষয়ে তাঁর কাছে বর্ণনা করলেন। তখন জিবরীল (আঃ) বললেনঃ যে ঘরে ছবি বা কুকুর থাকে সে ঘরে আমরা কক্ষনো প্রবেশ করি না। [৩২২৭]

ہم سے یحییٰ بن سلیمان نے بیان کیا، کہا کہ مجھ سے عبداللہ بن وہب نے، کہا کہ مجھ سے عمر بن محمد نے بیان کیا، ان سے سالم نے اور ان سے ان کے والد (ابن عمر رضی اللہ عنہما) نے بیان کیا کہ ایک وقت پر جبرائیل علیہ السلام نے نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کے یہاں آنے کا وعدہ کیا لیکن آنے میں دیر ہوئی۔

اس وقت پر نہیں آئے تو نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم سخت پریشان ہوئے پھر آپ باہر نکلے تو جبرائیل علیہ السلام سے ملاقات ہوئی۔

نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے ان سے شکایت کی تو انہوں نے کہا کہ ہم ( فرشتے ) کسی ایسے گھر میں نہیں جاتے جس میں مورت یا کتا ہو۔

Telah menceritakan kepada kami [Yahya bin Sulaiman] dia berkata; telah menceritakan kepadaku [Ibnu Wahb] dia berkata; telah menceritakan kepadaku [Umar yaitu Ibnu Muhammad] dari [Salim] dari [Ayahnya] dia berkata; "Jibril pernah berjanji kepada Nabi shallallahu 'alaihi wasallam, namun Jibril terlambat datang hingga Nabi shallallahu 'alaihi wasallam menunggu sangat lama, lalu Nabi shallallahu 'alaihi wasallam keluar dan menemuinya lalu menanyakan sebenarnya apa yang tengah terjadi, maka Jibril berkata kepada beliau: "Sesungguhnya kami tidak memasuki rumah yang di dalamnya terdapat gambar dan anjing

Salim'den, o babasından, dedi ki: "Cibril, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile sözleşmişti. Ancak gelmesi gecikti. Nihayet bu gecikmesi Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ağır geldi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem evin dışına çıkınca onun karşılaştı. Ona karşı karşıya kaldığı ağır halinden şikayet etti. Cibril bunun üzerine ona: Şüphesiz bizler, içinde suret ve köpek bulunan bir eve girmeyiz, dedi," Fethu'l-Bari Açıklaması: Bu hadisten, meleklerin içinde suret bulunup içine girmediği yerin, suretin o yerde kalıcı, yüksekte ve tahkir edilmemiş bir konumda bulunan bir suret olduğu kanaatini kabul edenlerin görüşlerinin tercih edildiği anlaşılmaktadır.

Ama eğer suret tahkir edilen bir durumda ise yahut böyle bir durumda olmamakla birlikte gerçek şeklinde bir değişiklik (ya ortadan kesilmesi yahut başının koparılması sureti ile) meydana getirilmiş ise, meleklerin içeri girmekten imtina etmeleri söz konusu değildir

5961Aishah bint Abi BakrSahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ عَائِشَةَ رضى الله عنها زَوْجِ

النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَنَّهَا أَخْبَرَتْهُ أَنَّهَا اشْتَرَتْ نُمْرُقَةً فِيهَا تَصَاوِيرُ، فَلَمَّا رَآهَا رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَامَ عَلَى الْبَابِ فَلَمْ يَدْخُلْ، فَعَرَفَتْ فِي وَجْهِهِ الْكَرَاهِيَةَ قَالَتْ: يَا رَسُولَ اللَّهِ أَتُوبُ إِلَى اللَّهِ وَإِلَى رَسُولِهِ، مَاذَا أَذْنَبْتُ قَالَ: «مَا بَالُ هَذِهِ النُّمْرُقَةِ».

فَقَالَتِ اشْتَرَيْتُهَا لِتَقْعُدَ عَلَيْهَا وَتَوَسَّدَهَا. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «إِنَّ أَصْحَابَ هَذِهِ الصُّوَرِ يُعَذَّبُونَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ، وَيُقَالُ لَهُمْ أَحْيُوا مَا خَلَقْتُمْ وَقَالَ: إِنَّ الْبَيْتَ الَّذِي فِيهِ الصُّوَرُ لَا تَدْخُلُهُ الْمَلَائِكَةُ»

(the wife of the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam)) I bought a cushion having pictures on it. When the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) saw it, he stopped at the gate and did not enter. I noticed the signs of hatred (for that) on his face!

I said, “O Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam)! I turn to Allah and His Messenger in repentance! What sin have I committed?” He said, “What about this cushion?”

I said, ‘I bought it for you to sit on and recline on.’ The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said, “The makers of these pictures will be punished (severely) on the Day of Resurrection and it will be said to them, ‘Make alive what you have created.’” He added, “Angels do not enter a house in which there are pictures.”

নবী সহধর্মিণী ‘আয়িশাহ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন যে, (একবার) তিনি ছবিওয়ালা গদি খরিদ করেন। রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম যখন তা দেখতে পেলেন, তখন দরজার উপর দাঁড়িয়ে গেলেন। প্রবেশ করলেন না। [‘আয়িশাহ (রাঃ)] নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর চেহারায় অসন্তুষ্টি বুঝতে পারলেন।

তখন তিনি বললেনঃ হে আল্লাহর রাসূল ! আল্লাহ ও তাঁর রাসূলের নিকট এ গুনাহ থেকে তওবা করছি। নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বললেনঃ এ গদি কোত্থেকে আসলো? ‘আয়িশাহ (রাঃ) বললেনঃ আপনার উপবেশন ও হেলান দেয়ার জন্য আমি এটি ক্রয় করেছি।

রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম তখন বললেনঃ এসব ছবির নির্মাতাদের কিয়ামতের দিন আযাব দেয়া হবে এবং তাদেরকে বলা হবে, তোমরা যা বানিয়েছিলে তা জীবিত কর। তিনি আরো বললেনঃ যে ঘরে (প্রাণীর) ছবি থাকে, সে ঘরে (রহমতের) ফেরেশতা প্রবেশ করে না। [২১০৫]

ہم سے عبداللہ بن مسلمہ نے بیان کیا، ان سے امام مالک نے، ان سے نافع نے، ان سے قاسم بن محمد نے اور انہیں نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کی زوجہ مطہرہ عائشہ رضی اللہ عنہا نے خبر دی کہ انہوں نے ایک گدا خریدا جس میں مورتیں تھیں۔ جب رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے اسے دیکھا تو آپ دروازے پر کھڑے ہو گئے اور اندر نہیں آئے۔

میں آپ کے چہرے سے ناراضگی پہچان گئی۔ میں نے عرض کیا: یا رسول اللہ! میں اللہ سے اس کے رسول کے سامنے توبہ کرتی ہوں، میں نے کیا غلطی کی ہے؟ آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ گدا کیسا ہے؟ میں نے عرض کیا کہ میں نے ہی اسے خریدا ہے تاکہ آپ اس پر بیٹھیں اور ٹیک لگائیں۔

نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ ان مورتوں کے بنانے والوں کو قیامت کے دن عذاب دیا جائے گا اور ان سے کہا جائے گا کہ جو تم نے پیدا کیا ہے اب ان میں جان بھی ڈالو اور نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ جس گھر میں مورت ہوتی ہے اس میں ( رحمت کے ) فرشتے نہیں داخل ہوتے۔

Telah menceritakan kepada kami [Abdullah bin Maslamah] dari [Malik] dari [Nafi'] dari [Al Qasim bin Muhammad] dari [Aisyah] radliallahu 'anha isteri Nabi shallallahu 'alaihi wasallam, bahwa dia mengabarkan kepadanya; bahwa dirinya pernah membeli numruqah (bantal yang digunakan untuk duduk) yang ada gambarnya. Nabi shallallahu 'alaihi wasallampun berdiri di depan pintu dan tidak masuk ke dalam rumah.

Seolah-olah Aisyah melihat kemarahan di wajah beliau, maka dia bertanya; "Wahai Rasulullah, aku bertaubat kepada Allah dan kepada Rasul-Nya, sebenarnya dosa apa yang telah aku perbuat?"

beliau bersabda: "Ada apa dengan bantal ini?" Dia menjawab; "Aku telah membelinya agar anda duduk di atasnya atau anda jadikan sebagai bantal." Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Sesungguhnya orang yang menggambar gambar ini akan disiksa pada hari Kiamat. Dikatakan kepada mereka; 'Hidupkan yang telah kalian buat, ' kemudian beliau bersabda: "Sesungguhnya malaikat tidak akan masuk ke dalam rumah yang ada gambarnya

Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in zevcesi Aişe r.anh& ona (yani Kasım İbn Muhammed'e) şunu haber vermiştir: "Aişe üzerinde suretler bulunan bir yastık satın almıştı. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onu görünce kapıda durdu ve içeri girmedi. Aişe, hoşlanmadığını yüzünden anladı. Ey Allah'ın Rasulü, Allah'a ve Rasulüne tevbe ettiğimi arz ediyorum.

Ben ne günah işledim, dedi. Allah Rasulü: Bu yastık ne oluyor, buyurdu. Aişe: Üzerine oturasın, ona yaslanasın diye satın aldım, dedi. Bu sefer Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Şüphesiz bu suretlerin sahipleri kıyamet gününde azap edilirler ve onlara: Halk ettiğiniz şeylere hayat verin, denilir, buyurdu. Ayrıca: İçinde suretlerin bulunduğu bir eve melekler girmez, dedi."

Fethu'l-Bari Açıklaması: "İçinde suret bulunan bir eve girmeyen kimse." Bu başlık altında Aişe radıyaııahu anha'nın yastık ile ilgili hadisini zikretmektedir. Bu hadise dair açıklamalar daha önce "suretler üzerine uturmaktan hoşlanmayan kimse" başlığında (5957.hadiste) geçmiş bulunmaktadır

5962Wahb ibn AbdullahSahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ: حَدَّثَنِي غُنْدَرٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَوْنِ بْنِ أَبِي جُحَيْفَةَ، عَنْ أَبِيهِ

أَنَّهُ اشْتَرَى غُلَامًا حَجَّامًا فَقَالَ: إِنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ نَهَى عَنْ ثَمَنِ الدَّمِ، وَثَمَنِ الْكَلْبِ، وَكَسْبِ الْبَغِيِّ، وَلَعَنَ آكِلَ الرِّبَا وَمُوكِلَهُ وَالْوَاشِمَةَ وَالْمُسْتَوْشِمَةَ وَالْمُصَوِّرَ

That he had bought a slave whose profession was cupping. The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) forbade taking the price of blood and the price of a dog and the earnings of a prostitute, and cursed the one who took or gave (Riba) usury, and the lady who tattooed others or got herself tattooed, and the picture-maker.

আবূ জুহাইফাহ (রাঃ) হতে বর্ণিত যে, নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম রক্তের মূল্য, কুকুরের মূল্য ও যিনাকারীর উপার্জন গ্রহণ করতে নিষেধ করেছেন। আর তিনি সুদ গ্রহীতা, সুদদাতা, অঙ্গ-প্রত্যঙ্গে উল্কি অঙ্কণকারী আর যে তা করায় এবং ছবি নির্মাতাকে অভিশাপ করেছেন। [২০৮৬]

ہم سے محمد بن مثنیٰ نے بیان کیا، کہا کہ مجھ سے غندر نے بیان کیا، کہا ہم سے شعبہ نے بیان کیا، ان سے عون بن ابی جحیفہ نے اور ان سے ان کے والد (وہب بن عبداللہ) نے کہ انہوں نے ایک غلام خریدا جو پچھنا لگاتا تھا پھر فرمایا کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے خون نکالنے کی اجرت، کتے کی قیمت اور رنڈی کی کمائی کھانے سے منع فرمایا ہے اور آپ نے سود لینے والے، دینے والے، گودنے والی، گدوانے والی اور مورت بنانے والے پر لعنت بھیجی ہے۔

Telah menceritakan kepada kami [Muhammad bin Al Mutsanna] dia berkata; telah menceritakan kepadaku [Ghundar] telah menceritakan kepada kami [Syu'bah] dari ['Aun bin Abu Juhaifah] dari [Ayahnya] bahwa dia pernah membeli seorang budak tukang bekam, lalu dia berkata; "Sesungguhnya Nabi shallallahu 'alaihi wasallam melarang hasil penjualan darah, hasil penjualan anjing dan hasil pelacuran, beliau juga melaknat pemakan riba dan yang memberi makan, orang yang mentato dan yang minta ditato serta melaknat penggambar

Avn İbn Ebi Cuhayfe'den, onun babasından rivayet ettiğine göre babası, hacamat yapan bir köle satın almıştı. Babası bunun üzerine dedi ki: "Şüphesiz Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem hacamat karşılığında alınan ücreti, köpeğin bedelini ve fuhuş işleyen kadının kazancını almayı nehyetmiş, faiz yiyeni ve yedireni, döğme yapan kadını, döğme yaptıran kadını ve suret yapanı lanetlemiştir

5963An-Nadr ibn AnasSahih

حَدَّثَنَا عَيَّاشُ بْنُ الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، قَالَ: سَمِعْتُ النَّضْرَ بْنَ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ

يُحَدِّثُ قَتَادَةَ قَالَ كُنْتُ عِنْدَ ابْنِ عَبَّاسٍ وَهُمْ يَسْأَلُونَهُ وَلَا يَذْكُرُ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ حَتَّى سُئِلَ فَقَالَ: سَمِعْتُ مُحَمَّدًا صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: «مَنْ صَوَّرَ صُورَةً فِي الدُّنْيَا كُلِّفَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ أَنْ يَنْفُخَ فِيهَا الرُّوحَ، وَلَيْسَ بِنَافِخٍ»

I heard Muhammad saying, “Whoever makes a picture in this world will be asked to put life into it on the Day of Resurrection, but he will not be able to do so.”

ক্বাতাদাহ (রহ.) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, আমি ইবনু ‘আব্বাস (রাঃ)-এর নিকট ছিলাম। আর লোকজন তাঁর কাছে নানান কথা জিজ্ঞেস করছিল। কিন্তু জবাবে তিনি নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর (হাদীস) উল্লেখ করছিলেন না।

অবশেষে তাঁকে ছবির ব্যাপারে জিজ্ঞেস করা হলো, তিনি বললেনঃ আমি মুহাম্মাদ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম-কে বলতে শুনেছি, যে ব্যক্তি দুনিয়ায় কোন প্রাণীর ছবি তৈরি করে, কিয়ামতের দিন তাকে কঠোরভাবে হুকুম দেয়া হবে ঐ ছবির মধ্যে জীবন দান করার জন্যে। কিন্তু সে জীবন দান করতে পারবে না। [২২২৫]

ہم سے عیاش بن ولید نے بیان کیا، کہا ہم سے عبدالاعلیٰ نے بیان کیا، کہا ہم سے سعید بن ابی عروبہ نے بیان کیا، انہوں نے کہا کہ میں نے نضر بن مالک سے سنا، وہ قتادہ سے بیان کرتے تھے کہ میں ابن عباس رضی اللہ عنہما کے پاس تھا لوگ ان سے مختلف مسائل پوچھ رہے تھے۔

جب تک ان سے خاص طور سے پوچھا نہ جاتا وہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کا حوالہ نہیں دیتے تھے پھر انہوں نے کہا کہ میں نے محمد صلی اللہ علیہ وسلم سے سنا ہے نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ جو شخص دنیا میں مورت بنائے گا قیامت کے دن اس پر زور ڈالا جائے گا کہ اسے وہ زندہ بھی کرے حالانکہ وہ اسے زندہ نہیں کر سکتا۔

Telah menceritakan kepada kami [Ayyas bin Al Walid] telah menceritakan kepada kami [Abdul A'la] telah menceritakan kepada kami [Sa'id] dia berkata; saya mendengar [An Nadlr bin Anas bin Malik] bercerita kepada Ibnu Abbas, katanya; "Saya pernah berada di sisi [Ibnu Abbas] sementara orang-orang bertanya tanpa menyebutkan Nabi shallallahu 'alaihi wasallam hingga dia di tanya, lantas Ibnu Abbas menjawab: "Barangsiapa menggambar suatu gambar di dunia, maka pada hari Kiamat akan dibebankan baginya untuk meniupkan ruh padahal ia tidak akan mampu meniupkan ruh

Nadr İbn Enes İbn Malik, Katade'ye tahdis ederken dedi ki: "İbn Abbas'ın yanında idim. Yanında bulunanlar ona soru soruyorlardı. O da (cevaplarında şöyle buyurdu diyerek) Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in adını anmıyordu. Nihayet ona bir soru sorulunca, şöyle dedi: Ben Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim: Kim dünyada bir suret yaparsa, kıyamet gününde ona ruh üflemek ile yükümlü kılınır. Ama ona asla üfleyemez

5964Usamah ibn ZaydSahih

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا أَبُو صَفْوَانَ، عَنْ يُونُسَ بْنِ يَزِيدَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ أُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ رضى الله عنهما

أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ رَكِبَ عَلَى حِمَارٍ، عَلَى إِكَافٍ عَلَيْهِ قَطِيفَةٌ فَدَكِيَّةٌ، وَأَرْدَفَ أُسَامَةَ وَرَاءَهُ

The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) rode a donkey saddled with a saddle covered with a Fadakiyya velvet sheet, and he made me ride behind him.

উসামাহ ইবনু যায়দ (রাঃ) হতে বর্ণিত যে, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম (একবার) গাধার পিঠে চড়েন। পিঠের উপরে ফাদাকের তৈরী মোটা গদি ছিল। উসামাহকে তিনি তাঁর পশ্চাতে উপবিষ্ট করেন।

ہم سے قتیبہ بن سعید نے بیان کیا، انہوں نے کہا ہم سے ابوصفوان نے بیان کیا، ان سے یونس بن یزید ایلی نے، ان سے ابن شہاب نے، ان سے عروہ نے اور ان سے اسامہ بن زید رضی اللہ عنہما نے بیان کیا کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم ایک گدھے پر سوار ہوئے جس پر فدک کی بنی ہوئی کملی پڑی ہوئی تھی۔ آپ نے اسامہ رضی اللہ عنہ کو اسی پر اپنے پیچھے بٹھا لیا۔

Telah menceritakan kepada kami [Qutaibah] telah menceritakan kepada kami [Abu Shafwan] dari [Yunus bin Yazid] dari [Ibnu Syihab] dari ['Urwah] dari [Usamah bin Zaid] radliallahu 'anhuma bahwa Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam menaiki keledainya yang berpelana dari kain fadak, sementara Usamah membonceng di belakangnya

Usame İbn Zeyd r.a.'dan rivayete göre "Reslilullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem üzerinde Fedek işi kadifenin bulunduğu bir palan vurulmuş eşeğe binmiş ve arkasına da Usame'yi bindirmiş idi." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Bineğin üzerine, terkisine başkasını bindirmek." Yani bineğe binmiş kimsenin, arkasına başkasını bindirmesi. Ben daha önceleri bu başlıkların Giyim bölümüne alınmasını açıklamakta zorlanmış idim.

Daha sonra bunun neden olduğunu anladım. Şöyle ki, arkasına birisini bindiren bir kimsenin bineğinden düşmeyeceğinden ve dolayısıyla üstünün başının açılmasından yana emin olması söz konusu olamaz. İşte bununla düşme ihtimalinin, terkisine başkasını bindirmesine man i olamayacağını işaret etmektedir. Çünkü aslolan düşmemektir. Dolayısı ile terkisine başka birisini bindiren bir kimse böyle bir işi yaptığı takdirde düşmekten kendisini korumaya çalışır. Düşecek olursa da üstünü başını örtmekte elini çabuk tutmalıdır

5965Ibn AbbasSahih

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ رضى الله عنهما

قَالَ لَمَّا قَدِمَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مَكَّةَ اسْتَقْبَلَهُ أُغَيْلِمَةُ بَنِي عَبْدِ الْمُطَّلِبِ، فَحَمَلَ وَاحِدًا بَيْنَ يَدَيْهِ وَالآخَرَ خَلْفَهُ

When the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) arrived at Mecca, the children of Bani Abdul Muttalib received him. He then mounted one of them in front of him and the other behind him.

ইবনু ‘আব্বাস (রাঃ) হতে বর্ণিত। নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম যখন মক্কায় আসেন, তখন ‘আবদুল মুত্তালিব গোত্রের তরুণরা তাঁকে অভ্যর্থনা জানায়। তাদের একজনকে তিনি তাঁর সম্মুখে এবং অন্য একজনকে তাঁর পশ্চাতে উঠিয়ে নেন। [১৭৯৮]

ہم سے مسدد نے بیان کیا، کہا ہم سے یزید بن زریع نے بیان کیا، کہا ہم سے خالد حذاء نے بیان کیا، ان سے عکرمہ نے اور ان سے ابن عباس رضی اللہ عنہما نے بیان کیا کہ جب نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم مکہ مکرمہ تشریف لائے ( فتح کے موقع پر ) تو عبدالمطلب کی اولاد نے ( جو مکہ میں تھی ) آپ کا استقبال کیا۔

( یہ سب بچے ہی تھے ) آپ نے از راہ محبت ایک بچے کو اپنے سامنے اور ایک کو اپنے پیچھے بٹھا لیا۔

Telah menceritakan kepada kami [Musaddad] telah menceritakan kepada kami [Yazid bin Zurai'] telah menceritakan kepada kami [Khalid] dari [Ikrimah] dari [Ibnu Abbas] radliallahu 'anhuma dia berkata; "Setibanya Nabi shallallahu 'alaihi wasallam di Makkah, beliau disambut anak-anak Bani Abdul Mutthalib, lalu beliau menggendong salah satu diantara mereka di depan dan yang lain di belakang beliau

İbn Abbas r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke'ye geldiğinde Abdulmuttalib oğullarının küçük çocukları onu karşıladı. Onlardan birisinjönüne, diğerini arkasına bindirdi." Fethu'l-Bari Açıklaması: Taberani ve İbn Ebi Şeybe, eş-Şa'bi yoluyla İbn Ömer'den şöyle dediğini rivayet etmektedirler: "Eğer hayvan taşıyabiliyor ise bir bineğin üzerinde on kişinin onuncusu olmaya aldırış etmem."

Böylelikle bu hususta birbiriyle ihtilaflı olan hadisler telif edilmiş olmaktadır. O halde bunu yasaklamaya dair varid olmuş rivayetler bineğin -eşek gibi- bu kadar yükü taşıyamaması haline yorumlanır, aksi de -deve ve katır gibi- taşıyabilme haline yorumlanır.

Nevevi dedi ki: Bizim de bütün ilim adamlarının da benimsedikleri görüş, bineğin gücü yetiyor ise ona üç kişinin binmesinin caiz olduğudur

5966Ayyub as-SakhtiyaniSahih

حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ

ذُكِرَ الأَشَرُّ الثَّلَاثَةُ عِنْدَ عِكْرِمَةَ فَقَالَ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ أَتَى رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَقَدْ حَمَلَ قُثَمَ بَيْنَ يَدَيْهِ، وَالْفَضْلَ خَلْفَهُ، أَوْ قُثَمَ خَلْفَهُ، وَالْفَضْلَ بَيْنَ يَدَيْهِ، فَأَيُّهُمْ شَرٌّ أَوْ أَيُّهُمْ خَيْرٌ

The worst of three (persons riding one, animal) was mentioned in Ikrima’s presence Ikrima said, “Ibn Abbas said, ‘(In the year of the conquest of Mecca) the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) came and mounted Qutham in front of him and Al-Fadl behind him, or Qutham behind him and Al-Fadl in front of him.’ Now which of them was the worst off and which was the best?”

আইউব (রহ.) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, খারাপ তিন লোকের কথা ইকরামার কাছে উল্লেখ করা হয়। তিনি বলেন, ইবনু ‘আব্বাস বলেছেন, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম যখন মক্কা্য় আসেন তখন তিনি কুসামকে তাঁর সওয়ারীর) সম্মুখে ও ফায্লকে পশ্চাতে উপবিষ্ট করেন। অথবা কুসামকে পশ্চাতে ও ফায্লকে সম্মুখে উপবিষ্ট করেন। তবে কে তাদের মধ্যে মন্দ অথবা কে তাদের মধ্যে ভাল? [১৭৯৮]

مجھ سے محمد بن بشار نے بیان کیا، کہا ہم سے عبدالوہاب نے، کہا ہم سے ایوب سختیانی نے کہ عکرمہ کے سامنے یہ ذکر آیا کہ تین آدمی جو ایک جانور پر چڑھیں اس میں کون بہت برا ہے۔

انہوں نے بیان کیا کہ ابن عباس رضی اللہ عنہما نے کہا کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم ( مکہ مکرمہ ) تشریف لائے تو آپ قثم بن عباس کو اپنی سواری پر آگے اور فضل بن عباس کو پیچھے بٹھائے ہوئے تھے۔ یا قثم پیچھے تھے اور فضل آگے تھے ( رضی اللہ عنہم ) اب تم ان میں سے کسے برا کہو گے اور کسے اچھا۔

Telah menceritakan kepadaku [Muhammad bin Basyar] telah menceritakan kepada kami [Abdul Wahhab] telah menceritakan kepada kami [Ayyub] dia menyebutkan tiga keburukan di samping [Ikrimah], lalu dia berkata; [Ibnu Abbas] berkata; "Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam pernah datang sambil menggendong Qutsam di hadapannya dan Al Fadl di depannya atau Qutsam di belakangnya dan Al Fadl di depannya, lalu manakah diantara mereka yang jelek atau manakah di antara keduanya yang lebih utama

Eyyub'dan rivayete göre İkrime'nin huzurunda üç kişinin en şerlisi söz konusu edilince şÖyle dedi: "İbn Abbas dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Kusem'i Ön tarafına, el-Fadl'ı da arkasına bindirmiş olduğu halde geldi. -Yahut Kusem'i arkasına, el-Fadl'ı da Ön tarafına bindirmiş olduğu halde geldi.- Şimdi sÖyleyin, bunların hangisi şer yahut bunların hangisi hayırdır, dersiniz?"

Fethu'l-Bari Açıklaması: İbnu'l-Arabi dedi ki: Kişinin bineğinin ön tarafına binme hakkına daha çok sahip olması, bunun bir şeref oluşundan dolayıdır. Şeref ise mülk sahibinin bir hakkıdır. Ayrıca Ön tarafta oturan kimse bineğinin dilediği tarafa, dilediği şekilde hızlı ya da yavaş yürümesini, uzun ya da kısa adımlarla yol almasını sağlar. Oysa bineğe sahip olmayanın bu iinkanı yoktur

5967Muadh ibn JabalSahih

حَدَّثَنَا هُدْبَةُ بْنُ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، حَدَّثَنَا أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ، عَنْ مُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ رضى الله عنه

قَالَ بَيْنَا أَنَا رَدِيفُ النَّبِيِّ، صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: لَيْسَ بَيْنِي وَبَيْنَهُ إِلاَّ أَخِرَةُ الرَّحْلِ فَقَالَ: «يَا مُعَاذُ».

قُلْتُ لَبَّيْكَ رَسُولَ اللَّهِ وَسَعْدَيْكَ. ثُمَّ سَارَ سَاعَةً ثُمَّ قَالَ: «يَا مُعَاذُ». قُلْتُ لَبَّيْكَ رَسُولَ اللَّهِ وَسَعْدَيْكَ. ثُمَّ سَارَ سَاعَةً ثُمَّ قَالَ: «يَا مُعَاذُ». …

قُلْتُ لَبَّيْكَ رَسُولَ اللَّهِ وَسَعْدَيْكَ. قَالَ: «هَلْ تَدْرِي مَا حَقُّ اللَّهِ عَلَى عِبَادِهِ». قُلْتُ اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ.

قَالَ: «حَقُّ اللَّهِ عَلَى عِبَادِهِ أَنْ يَعْبُدُوهُ وَلَا يُشْرِكُوا بِهِ شَيْئًا». ثُمَّ سَارَ سَاعَةً ثُمَّ قَالَ: «يَا مُعَاذُ بْنَ جَبَلٍ».

قُلْتُ لَبَّيْكَ رَسُولَ اللَّهِ وَسَعْدَيْكَ. فَقَالَ: «هَلْ تَدْرِي مَا حَقُّ الْعِبَادِ عَلَى اللَّهِ إِذَا فَعَلُوهُ». قُلْتُ اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ. قَالَ: «حَقُّ الْعِبَادِ عَلَى اللَّهِ أَنْ لَا يُعَذِّبَهُمْ»

While I was riding behind the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) and between me and him and between me and him there was only the back of the saddle, he said, “0 Muadh!”

I replied, “Labbaik, 0 the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam), and Sadaik!” he said, “Do you know what is Allah’s right upon his slave?” I said, “Allah and His Messenger know best” He said “Allah’s right upon his slaves is that they should worship Him alone and not worship anything else besides Him.” …

Then he proceeded for a while and then said, “O Muadh ibn Jabal!” I replied, “Labbaik, O Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam):, Sadaik!” He said, “Do you know what is the right of the slaves upon Allah if they do that?”

I replied, “Allah and His Messenger know best.” He said, “The right of the slaves upon Allah is that He will not punish them (if they do that).”

মু‘আয ইবনু জাবাল (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, একদা আমি নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর পশ্চাতে উপবিষ্ট ছিলাম। আমার ও তাঁর মাঝে লাগামের রশি ছাড়া অন্য কিছুই ছিল না।

তিনি বললেনঃ মু‘আয! আমি বললামঃ হাযির আছি, হে আল্লাহর রাসূল! তারপর কিছুক্ষণ চললেন। আবার বললেনঃ হে মু‘আয! আমি বললামঃ হাযির আছি, হে আল্লাহর রাসূল! তারপর আরও কিছুক্ষণ চললেন। …

আবার বললেনঃ হে মু‘আয ইবনু জাবাল! আমি বললামঃ হাযির আছি, হে আল্লাহর রাসূল! তিনি বললেনঃ তুমি জান, বান্দার উপর আল্লাহর কী হক? আমি বললামঃ আল্লাহ ও তাঁর রাসূলই বেশি জানেন।

তিনি বললেনঃ বান্দার উপর আল্লাহর হক এই যে, তারা একমাত্র তাঁরই ‘ইবাদাত করবে, অন্য কিছুকে তাঁর অংশীদার গণ্য করবে না। এরপর কিছু সময় চললেন। তারপর বললেনঃ হে মু‘আয ইবনু জাবাল!

আমি বললামঃ হাযির আছি, হে আল্লাহর রাসূল! তিনি বললেনঃ বান্দারা যখন তাদের দায়িত্ব পালন করে, তখন আল্লাহর প্রতি বান্দার অধিকার কী, তা জান কি? আমি বললামঃ আল্লাহ ও তাঁর রাসূলই অধিক জানেন। তিনি বললেনঃ আল্লাহর উপর বান্দার অধিকার এই যে, তিনি তাদের ‘আযাব দিবেন না। [২৮৫৬]

ہم سے ہدبہ بن خالد نے بیان کیا، کہا ہم سے ہمام بن یحییٰ نے بیان کیا، کہا ہم سے قتادہ نے بیان کیا، کہا ہم سے انس بن مالک رضی اللہ عنہ نے بیان کیا، ان سے معاذ بن جبل نے بیان کیا کہ میں نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کی سواری پر آپ کے پیچھے بیٹھا ہوا تھا اور میرے اور نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کے درمیان کجاوہ کی پچھلی لکڑی کے سوا اور کوئی چیز حائل نہیں تھی اسی حالت میں نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا: یامعاذ!

میں بولا یا رسول اللہ! میں حاضر ہوں، آپ کی اطاعت اور فرمابرداری کے لیے تیار ہوں۔ پھر آپ نے تھوڑی دیر تک چلتے رہے۔ اس کے بعد فرمایا: یا معاذ! میں بولا، یا رسول اللہ! حاضر ہوں آپ کی اطاعت کے لیے تیار ہوں۔ پھر آپ تھوڑی دیر چلتے رہے اس کے بعد فرمایا: یا معاذ! …

میں نے عرض کیا حاضر ہوں، یا رسول اللہ! آپ کی اطاعت کے لیے تیار ہوں۔ اس کے بعد نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا تمہیں معلوم ہے اللہ کے اپنے بندوں پر کیا حق ہیں؟ میں نے عرض کیا اللہ اور اس کے رسول ہی کو زیادہ علم ہے۔ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ اللہ تعالیٰ کے بندوں پر حق یہ ہیں کہ بندے خاص اس کی عبادت کریں اور اس کے ساتھ کسی کو شریک نہ بنائیں پھر آپ تھوڑی دیر چلتے رہے۔

اس کے بعد فرمایا: معاذ! میں نے عرض کیا، حاضر ہوں یا رسول اللہ! آپ کی اطاعت کے لیے تیار ہوں۔ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ تمہیں معلوم ہے بندوں کا اللہ پر کیا حق ہے۔ جب کہ وہ یہ کام کر لیں۔ میں نے عرض کیا اللہ اور اس کے رسول کو زیادہ علم ہے۔ فرمایا کہ پھر بندوں کا اللہ پر حق ہے کہ وہ انہیں عذاب نہ کرے۔

Telah menceritakan kepada kami [Hudbah bin Khalid] telah menceritakan kepada kami [Hammam] telah menceritakan kepada kami [Qatadah] telah menceritakan kepada kami [Anas bin Malik] dari [Mu'adz bin Jabal] radliallahu 'anhu dia berkata; "Ketika saya membonceng Nabi shallallahu 'alaihi wasallam dan tidak ada yang menengahi keduanya melainkan hanya kursi kecil diatas pelana.

Beliau bersabda, "Wahai Muadz bin Jabal!" Jawabku, "Ya wahai Rasulullah! saya penuhi pangilan anda", kemudian berjalan sesaat lalu bertanya, "Wahai Muadz bin Jabal!" jawabku, "Ya, wahai Rasulullah saya penuhi panggilan anda", kemudian beliau berjalan sesaat dan bertanya, "Wahai Mua'dz bin Jabal." Jawabku, "Ya wahai Rasulullah! …

saya penuhi pangilan anda", beliau bersabda: "Apakah engkau tahu apa hak Allah atas para hamba?" Jawabku, "Allah dan Rasul-Nya yang lebih tahu." Beliau bersabda: "Hak Allah atas para hamba-Nya adalah agar mereka beribadah kepada-Nya semata dan tidak menyekutukan-Nya dengan suatu apapun", Kemudian beliau berjalan sesaat dan bersertu, "Wahai Mua'adz bin Jabal."

Jawabku; "Ya wahai Rasulullah, saya penuhi panggilan anda." Beliau bersabda: "Apakah engkau tahu hak hamba atas Allah, jika mereka melakukan itu?" Jawabku; "Allah dan Rasul-Nya yang lebih tahu", beliau bersabda: "Hak para hamba atas Allah adalah Dia tidak akan menyiksa mereka

Muaz İbn Cebel r.a.'dan, dedi ki: "Ben bir seferinde Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in terkisine binmiş idim. Benimle onun arasında semerin arka tarafındaki ağacından başka bir şey yoktu. Allah Rasulü: Ey Muaz, diye seslendi. Ben: Buyur ey Allah'ın Rasulü, emrine hazırım, dedim. Sonra bir süre yoluna devam etti.

Arkasından: Ey Muaz, buyurdu. Ben: Buyur ey Allah'ın Rasulü, emrini bekliyorum, dedim. Daha sonra yine bir süre yol aldı. Arkasından: Ey Muaz, buyurdu. Ben: Buyur, ey Allah'ın Rasulü, emrini bekliyorum, dedim. O: Allah'ın kulları üzerindeki hakkının ne olduğunu biliyor musun, dedi. Ben: Allah ve Rasulü daha iyi bilir dedim. …

O şöyle buyurdu: Allah'ın kulları üzerindeki hakkı, ona hiçbir şeyi ortak koşmaksızın ibadet etmeleridir. Bir süre daha yol gitti. Sonra: Ey Muaz İbn Cebel, dedi. Ben: Buyur ey AIlah'ın Rasulü, emirlerini bekliyorum, dedi. O: Peki, eğer bu işi yaptıkları takdirde kulların Allah üzerindeki hakkının ne olduğunu biliyor musun, dedi.

Ben: Allah ve Rasulü en iyi bilendir, dedim. O: (O taktirde) kulların Allah üzerindeki hakkı onlara azap etmemesidir, buyurdu

5968Anas ibn MalikSahih

حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ صَبَّاحٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ عَبَّادٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، أَخْبَرَنِي يَحْيَى بْنُ أَبِي إِسْحَاقَ، قَالَ: سَمِعْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ رضى الله عنه

قَالَ أَقْبَلْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مِنْ خَيْبَرَ، وَإِنِّي لَرَدِيفُ أَبِي طَلْحَةَ وَهْوَ يَسِيرُ وَبَعْضُ نِسَاءِ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ رَدِيفُ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِذْ عَثَرَتِ النَّاقَةُ فَقُلْتُ الْمَرْأَةَ.

فَنَزَلْتُ. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «إِنَّهَا أُمُّكُمْ». فَشَدَدْتُ الرَّحْلَ وَرَكِبَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَلَمَّا دَنَا أَوْ رَأَى الْمَدِينَةَ قَالَ: «آيِبُونَ تَائِبُونَ، عَابِدُونَ لِرَبِّنَا، حَامِدُونَ»

We were coming from Khaibar along with the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) while I was riding behind Abu Talha and he was proceeding. While one of the wives of the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) was riding behind the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam), suddenly the foot of the camel Slipped and I said, “The woman!”

and alighted (hurriedly). The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said, “She is your mother.” Sol resaddled the she-camel and the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) mounted it. When he approached or saw Medina, he said, “Ayibun, taibun, ‘abidun, li-Rabbina hami-dun.’”

আনাস ইবনু মালিক (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেনঃ আমরা রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর সঙ্গে খাইবার থেকে (মদিনায়) প্রত্যাবর্তন করছিলাম। আমি আবূ ত্বলহার সাওয়ারীর উপর পশ্চাতে উপবিষ্ট ছিলাম, আর তিনি সাওয়ারী চালাচ্ছিলেন। রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম -এর এক সহধর্মিণী তাঁর সাওয়ারীর পশ্চাতে উপবিষ্ট ছিলেন।

হঠাৎ উষ্ট্রী হোঁচট খেয়ে পড়ে গেল। আমি বললামঃ মহিলা, এরপর আমি নেমে পড়লাম। তখন রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বললেনঃ ইনি তোমাদের মা। আমি হাওদাটি শক্ত করে বেঁধে দিলাম। রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম সাওয়ারীতে উঠলেন। যখন তিনি মদিনার নিকটবর্তী হলেন, কিংবা রাবী বলেছেন, তিনি যখন (মদিনা) দেখতে পেলেন, তখন বললেনঃ আমরা প্রত্যাবর্তনকারী, তওবাকারী, আমাদের প্রতিপালকের ‘ইবাদাতকারী, তাঁর) প্রশংসাকারী। [২৭১]

ہم سے حسن بن محمد بن صباح نے بیان کیا، کہا ہم سے یحییٰ بن عباد نے بیان کیا، کہا ہم سے شعبہ نے بیان کیا، انہیں یحییٰ بن ابی اسحاق نے خبر دی، کہا کہ میں نے انس بن مالک رضی اللہ عنہ سے سنا، انہوں نے بیان کیا کہ ہم رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم کے ساتھ خیبر سے واپس آ رہے تھے اور میں ابوطلحہ رضی اللہ عنہ کی سواری پر آپ کے پیچھے بیٹھا ہوا تھا اور چل رہے تھے۔

نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کی بعض بیوی صفیہ رضی اللہ عنہا نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کی سواری پر آپ کے پیچھے تھیں کہ اچانک اونٹنی نے ٹھوکر کھائی، میں نے کہا عورت کی خبرگیری کرو پھر میں اتر پڑا۔ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا یہ تمہاری ماں ہیں پھر میں نے کجاوہ مضبوط باندھا اور نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم سوار ہو گئے پھر جب مدینہ منورہ کے قریب ہوئے یا ( راوی نے بیان کیا کہ ) مدینہ منورہ دیکھا تو فرمایا ”ہم واپس ہونے والے ہیں اللہ تعالیٰ کی طرف رجوع ہونے والے ہیں، اسی کو پوجنے والے ہیں، اپنے مالک کی تعریف کرنے والے ہیں۔“

Telah menceritakan kepada kami [Al Hasan bin Muhammad bin Shabah] telah menceritakan kepada kami [Yahya bin 'Abbad] telah menceritakan kepada kami [Syu'bah] telah mengabarkan kepadaku [Yahya bin Abu Ishaq] dia berkata; saya mendengar [Anas bin Malik] radliallahu 'anhu berkata; "Kami bersama Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam pernah kembali dari Khaibar, sedangkan saya membonceng Abu Thalhah yang sedang berjalan (dengan berkendara) sementara sebagian isteri Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam ada yang membonceng di belakang Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam, tiba-tiba unta beliau terjatuh, spontan aku berkata; "Seorang wanita..."

lalu aku pun turun, maka Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Sesungguhnya ia adalah ibu kalian." Lalu aku mempersiapkan kendaraan beliau dan Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam pun menaikinya, ketika Madinah telah dekat dan terlihat oleh kami, beliau bersabda: "Kami kembali dengan bertaubat, beribadah dan memuji Rabb kami

Enes İbn Malik r.a.'dan, dedi ki: "Biz Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Hayber'den geri döndük. Ebu Talha yol alırken ben onun arkasına binmiş idim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hanımlarından birisi de Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in arkasına binmiş idi. Bu sırada deve (leri) tökezledi. Ben: Aman kadına dikkat edin, dedim ve bineğin üzerinden indim.

Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: O sizin annenizdir, buyurdu. Ben hemen devenin semerini iyice bağladım. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de bindi. Medine'ye yaklaşınca -yahut Medine'yi görünce-: "Ayibune, taibune, abidune li Rabbina hamidune: Bizler tevbe edenler, abidler, Rabbimize hamd edenler olarak dönüyoruz, buyurdu."

Fethu'l-Bari Açıklaması: Bu hadis, Cihad bölümünün son taraflarında bir başka yolla Yahya İbn Ebi İshak'tan geçmiş bulunmaktadır. Orada bunu yapanın Ebu Talha olduğu, "Kadına dikkat edin" diyenin Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem olduğu belirtilmektedir. Oradaki lafız ile hadis şöyledir: "O (Enes) Ebu Talha ve Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile ve devesi üzerinde terkisine bindirmiş olduğu Safiye ile birlikte döndüler.

Yolun bir yerinde binek tökezledi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ve kadın yere düştü. Ebu Talha -zannederim, devesinden indi, dedi- dedi ki: Ey Allah'ın Nebii, sana bir şeyoldu mu? Allah Rasulü: Hayır.

Ama kadına dikkat et, dedi. Ebu Talha elbisesini kendi yüzünün üzerine örttü ve Safiye'nin bulunduğu yere doğru gitti, üzerindeki elbisesini Safiye'nin üzerine bıraktı. Sonra kadın ayağa kalktı, her ikisi için develerinin eğerini sıkıca bağladı ve ikisi de develerine bindiler." Hadiste bir erkeğin yabancı bir kadının bineğinden düşmesi ya da düşme sınırına gelmesi halinde yetişip onun için korkulan tehlikeden kurtulması için kadına yardımcı olmasında bir sakınca olmadığı anlaşılmaktadır

5969Abdullah ibn ZaydSahih

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ شِهَابٍ، عَنْ عَبَّادِ بْنِ تَمِيمٍ، عَنْ عَمِّهِ

أَنَّهُ أَبْصَرَ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَضْطَجِعُ فِي الْمَسْجِدِ، رَافِعًا إِحْدَى رِجْلَيْهِ عَلَى الأُخْرَى

I saw the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) lying-down in the mosque and placing one leg on the other.

‘আববাদ ইবনু তামীম এর চাচা (‘আবদুল্লাহ ইবনু যায়দ) হতে বর্ণিত যে, তিনি নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম-কে মসজিদের ভিতর চিৎ হয়ে শয়ন করতে দেখেছেন যখন তাঁর এক পা অন্য পায়ের উপর উঠানো ছিল। [৪৭৫]

ہم سے احمد بن یونس نے بیان کیا، کہا ہم سے ابراہیم بن سعد نے بیان کیا، کہا ہم سے ابن شہاب نے بیان کیا، ان سے عبادہ بن تمیم نے، ان سے ان کے چچا (عبداللہ بن زید انصاری رضی اللہ عنہ) نے کہ انہوں نے رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم کو مسجد میں ( چت ) لیٹے ہوئے دیکھا کہ آپ ایک پاؤں کو دوسرے پاؤں پر اٹھا کر رکھے ہوئے تھے۔

Telah menceritakan kepada kami [Ahmad bin Yunus] telah menceritakan kepada kami [Ibrahim bin Sa'd] telah menceritakan kepada kami [Ibnu Syihab] dari ['Abbad bin Tamim] dari [Pamannya] bahwa dia pernah melihat Nabi shallallahu 'alaihi wasallam tengah terlentang di masjid sambil meletakkan salah satu kakinya di atas kaki yang lain

Abbad İbn Temım'in amcasından rivayetine göre amcası "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i Mescidde ayaklarından birisini diğerinin üzerine koymuş olduğu halde sırt üstü yatarken görmüştür." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Sırt üstü yatmak ve ayaklarından birisini diğerinin üzerine koymak." Bu başlığın Giyim bölümünde yer alması şöyle açıklanır: Böyle bir şey yapanın, üstünün açılmayacağından emin olunamaz.

Özellikle sırt üstü yatmak uyumayı da getirir. Uyuyan bir kimse ise üstünü başını koruyamaz. Sanki bununla böyle bir işi yapan kimsenin üstünün başının açılmaması için kendisini koruması gerektiğine işaret etmek istemiş gibidir. İleride yüce Allah'ın izniyle İsti'zan (izin istemek) bölümünde buna dair yeterli açıklamalar (6287.hadiste) gelecektir

5944tSufyan ath-ThawriSahih

حَدَّثَنِي ابْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ مَهْدِيٍّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ

قَالَ ذَكَرْتُ لِعَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَابِسٍ حَدِيثَ مَنْصُورٍ عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ،، فَقَالَ سَمِعْتُهُ مِنْ أُمِّ يَعْقُوبَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، مِثْلَ حَدِيثِ مَنْصُورٍ

(As above).

مجھ سے یحییٰ بن ابی بشیر نے بیان کیا، کہا ہم سے عبدالرزاق نے بیان کیا، ان سے معمر نے، ان سے ہمام نے اور ان سے ابوہریرہ رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا ”نظر لگ جانا حق ہے“ اور نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے گودنے سے منع فرمایا۔

Telah menceritakan kepadaku [Yahya] telah menceritakan kepada kami [Abdurrazaq] dari [Ma'mar] dari [Hammam] dari [Abu Hurairah] radliallahu 'anhu dia berkata; Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "penyakit ain (gangguan jin atau sihir) adalah benar adanya, " dan beliau melarang mentato. Telah menceritakan kepadaku [Ibnu Basyar] telah menceritakan kepada kami [Ibnu Mahdi] telah menceritakan kepada kami [Sufyan] dia berkata; saya menyebutkan haditsnya [Manshur] kepada [Abdurrahman bin Abis] dari [Ibrahim] dari ['Alqamah] dari [Abdullah], maka dia berkata; "Saya juga pernah mendengar hadits tersebut dari [Ummu Ya'qub] dari [Abdullah] seperti haditsnya Manshur

Ebu Hureyre r.a.'dan, dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Nazar değmesi haktır" diye buyurdu ve döğme yapmayı yasakladı

The Hadith and the Qur'an.
On your phone, offline.

Seventeen collections, the whole Qur'an and Identify, free in the app.