Get the app

Hunting, Slaughtering

Sahih al-BukhariBook 72 of 9869 hadith
Read all of Sahih al-Bukhari offlineOffline, in the WhatSurah app. Free.Get the app
5475Adi ibn HatimSahih

حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا زَكَرِيَّاءُ، عَنْ عَامِرٍ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ رضى الله عنه

قَالَ: سَأَلْتُ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنْ صَيْدِ الْمِعْرَاضِ قَالَ: «مَا أَصَابَ بِحَدِّهِ فَكُلْهُ، وَمَا أَصَابَ بِعَرْضِهِ فَهْوَ وَقِيذٌ». وَسَأَلْتُهُ عَنْ صَيْدِ الْكَلْبِ فَقَالَ: «مَا أَمْسَكَ عَلَيْكَ فَكُلْ، فَإِنَّ أَخْذَ الْكَلْبِ ذَكَاةٌ، وَإِنْ وَجَدْتَ مَعَ كَلْبِكَ أَوْ كِلَابِكَ كَلْبًا غَيْرَهُ فَخَشِيتَ أَنْ يَكُونَ أَخَذَهُ مَعَهُ، وَقَدْ قَتَلَهُ، فَلَا تَأْكُلْ، فَإِنَّمَا ذَكَرْتَ اسْمَ اللَّهِ عَلَى كَلْبِكَ وَلَمْ تَذْكُرْهُ عَلَى غَيْرِهِ»

I asked the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) about the game killed by a Mirad (i.e. a sharp-edged piece of wood or a piece of wood provided with a sharp piece of iron used for hunting).

He said, “If the game is killed with its sharp edge, eat of it, but if it is killed with its shaft, with a hit by its broad side then the game is (unlawful to eat) for it has been beaten to death.”

I asked him about the game killed by a trained hound. He said, “If the hound catches the game for you, eat of it, for killing the game by the hound, is like its slaughtering. But if you see with your hound or hounds another dog, and you are afraid that it might have shared in hunting the game with your hound and killed it, then you should not eat of it, because you have mentioned Allah’s name on (sending) your hound only, but you have not mentioned it on some other hound.”

আদী ইবনু হাতিম (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, আমি নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম-কে তীরের ফলার আঘাতে প্রাপ্ত শিকারের ব্যাপারে জিজ্ঞেস করলাম। উত্তরে নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বললেনঃ তীরের ধারালো অংশের দ্বারা যেটি নিহত হয়েছে সেটি খাও। আর ফলকের বাঁটের আঘাতে যেটি নিহত হয়েছে সেটি ‘অকীয’ (অর্থাৎ থেতলে যাওয়া মৃতের মধ্যে গণ্য)।

আমি তাঁকে কুকুরের দ্বারা প্রাপ্ত শিকার সম্পর্কেও জিজ্ঞেস করলাম। উত্তরে তিনি বললেনঃ যে শিকারকে কুকুর তোমার জন্য ধরে রাখে সেটি খাও। কেননা, কুকুরের ঘায়েল করা যবহর হুকুম রাখে। তবে তুমি যদি তোমার কুকুর বা কুকুরগুলোর সঙ্গে অন্য কুকুর পাও এবং তুমি আশঙ্কা কর যে, অন্য কুকুরটিও তোমার কুকুরের শিকার ধরেছে এবং হত্যা করেছে, তা হলে তা খেও না।

কারণ, তুমি তো কেবল নিজের কুকুর ছাড়ার সময় বিসমিল্লাহ বলেছ। অন্যের কুকুরের জন্য তা বলনি। [১৭৫]

ہم سے ابونعیم فضل بن دکین نے بیان کیا، کہا ہم سے زکریا بن ابی زائدہ نے بیان کیا، ان سے عامر شعبی نے، ان سے عدی بن حاتم رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ میں نے نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم سے بے پر کے تیر یا لکڑی یا گز سے شکار کے بارے میں پوچھا تو آپ نے فرمایا کہ اگر اس کی نوک شکار کو لگ جائے تو کھا لو لیکن اگر اس کی عرض کی طرف سے شکار کو لگے تو وہ نہ کھاؤ کیونکہ وہ «موقوذة‏» ہے اور میں نے آپ سے کتے کے شکار کے بارے میں سوال کیا تو آپ نے فرمایا کہ جسے وہ تمہارے لیے رکھے ( یعنی وہ خود نہ کھائے ) اسے کھا لو کیونکہ کتے کا شکار کو پکڑ لینا یہ بھی ذبح کرنا ہے اور اگر تم اپنے کتے یا کتوں کے ساتھ کوئی دوسرا کتا بھی پاؤ اور تمہیں اندیشہ ہو کہ تمہارے کتے نے شکار اس دوسرے کے ساتھ پکڑا ہو گا اور کتا شکار کو مار چکا ہو تو ایسا شکار نہ کھاؤ کیونکہ تم نے اللہ کا نام ( بسم اللہ پڑھ کر ) اپنے کتے پر لیا تھا دوسرے کتے پر نہیں لیا تھا۔

Telah menceritakan kepada kami [Abu Nu'aim] berkata, telah menceritakan kepada kami [Zakaria] dari [Amir] dari [Adi bin Hatim] radliallahu 'anhu, ia berkata, "Aku bertanya kepada Nabi shallallahu 'alaihi wasallam tentang hasil buruan Al Mi'radl, beliau menjawab: "Jika yang mengenai adalah bagian tajamnya maka makanlah, namun jika yang mengenai adalah pada bagian (sisi) tumpulnya maka itu adalah Waqidz (hewan yang dibunuh bukan dengan senjata tajam)."

Aku lalu bertanya tentang hasil buruan anjing, beliau lantas menjawab: "Apa yang ditangkap untukmu maka makanlah, sebab gigitan anjing adalah sebagai sembelihannya. Jika engkau dapati anjing lain bersama dengan anjingmu, dan engkau kawatir ia ikut andil hingga buruannya mati, maka janganlah kamu makan. Sebab engkau hanya menyebutkan nama Allah pada anjingmu (saat melepasnya) dan bukan pada anjing yang selainnya

Adiy b. Hatim r.a.'dan, dedi ki: "Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e el-Mi'rad denilen ok ile avlanan hayvanın durumunu sordum da şöyle buyurdu: Okun keskin tarafının isabet ettiği av'ı ye. Enli tarafı ile isabet alarak ölen hayvan ise vakız (sopa ve odun ile vurularak ölen) av hayvanıdır (onu yeme). Ayrıca ona, köpeğin avladığı hayvanın durumunu sordum.

o: Köpeğin senin için tuttuğunu ye. Çünkü köpeğin yakalaması bir tezkiye (şer'l kesim) çeşididir. Eğer köpeğinle yahut köpekleri nı e beraber bir başka köpek bulur da o başka köpeğin onunla birlikte av hayvanını (böylelikle) öldürmüş olabileceğinden korkarsan ondan yeme. Çünkü sen kendi köpeğini salarken Allah'ın adını andın; ama başkası için onun adını anmadın."

Fethu'l-Bari Açıklaması: "Ve ona köpeğin avı hakkında soru sordum da, o: Senin için tuttuğundan ye. Çünkü köpeğin yakalaması bir tezkiye (şer'ı kesim)dir, diye buyurdu." Beyan b. Amr'ın, eş-Şa'bı'den naklettiği birkaç başlık sonra gelecek olan rivayette ise: "Eğitilmiş köpeklerini Allah'ın adını anarak saldığın takdirde o köpeklerin senin için yakaladıklarından ye" denilmektedir.

Öğretilmiş, eğitilmiş köpeklerden maksat, sahibi tarafından avın üzerine gönderildiği takdirde avın arkasından giden, aVln arkasından gitmeyi bıraksın diye geri çağırdığı vakit gelen, avı yakaladığı takdirde de sahibi için o avı yakalayıp ona dokunmayan köpeklerdir. Bu üçüncü hususun şart olduğu hakkında görüş ayrılığı vardır. Ayrıca av köpeğinin eğitilmiş olduğunun ne şekilde anlaşılacağı konusunda da görüş ayrılığı vardır.

el-Beğavı, et-Tehzıb adlı eserinde: Bunun asgari miktarı üç defa bu şekilde tekrarlanmasıdır, demiştir. Ebu Hanife ve Ahmed'den ise iki defa olmasını yeterli gördükleri rivayet edilmiştir. er-Ram de şöyle demektedir: Çoğunluk bunun hakkında bir miktar tespit etmemiştir. Çünkü bu husustaki örf, farklı farklıdır. Ayrıca av hayvanlarının tabiatları da değişiktir.

Bundan dolayı örfe Başvurmak gerekmektedir. Mücalid'in, eş-Şa'bi'den, onun Adiy'den diye Ebu Davud ve Tirmizi'de bu hadisin nakledilen rivayetinde, Tirmizi'deki lafzı ile: "Ben Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e doğanın, şahinin avı hakkında sordum da, o: Senin için yakaladığını yiyebilirsin, diye buyurdu şeklindedir. EbU Davud'un lafzı ile de: "Eğitip öğretmiş olduğun köpek ya da doğanı A1lah'ın adını anarak saldığın takdirde senin için yakaladığından ye.

Ben: Eğer öldürmüşse, diye sordum. O: Eğer öldürmüşse, ama ondan bir şey yememişse, diye buyurdu." Tirmizi dedi ki: İlim ehline göre amel (uygulama) buna göredir. İlim adamları da doğan ve çakır kuşlarının avında bir sakınca görmezler. Çakır, atmaca, şahin gibi hayvanlar da doğan hükmündedir. Mücahid ayet-i kerime'de geçen "el-Cevarih" lafzını av köpekleri ve kuşları diye tefsir etmiştir.

Cumhurun görüşü de budur. Hadisten Çıkan Sonuçlar 1- Hadis-i şerifte avlanma esnasında besmelenin şart olduğu belirtilmektedir. İlim adamları besmelelnin meşruiyeti üzerinde icma' etmekle birlikte, av hayvanınınyenilmesinin helal olması için şart olup olmadığı hususunda ihtilaf etmişlerdir. Şafii ve bir kesime göre -aynı zamanda bu Malik ve Ahmediden gelen bir rivayettir- besmele sünnettir.

Eğer kasten ya da unutarak besmeleyi terk ederse hayvanın yenilmesinin helal oluşunu olumsuz olarak etkilemez, demişlerdir. Ahmed'den gelen tercihe değer görüşüne ve Ebu Sevr ile bir kesime göre ise besmele çekmek vaciptir. ÇÜhkü Adiy yoluyla gelen hadiste şart olarak tespit edilmiştir. Ebu Sa'lebe yoluyla gelen hadiste ise bu hayvanın etinden yenilmesi izni besmele çekilmesine bağlı olarak ifade edilmiştir.

Ebu Hanife, Maıik, es-Sevr! ve ilim adamlarının büyük bir çoğunluğu ise, kasten değil de unutarak besmeleyi terk eden kimsenin avının yenilmesinin caiz olduğu kanaatindedir. Fakat Malikilerden haram mı yoksa mekruh mu olacağı hususunda farklı rivayetler vardır. Hanefilere göre haramdır. Şafıllere göre ise kasten terk edilmesi hususunda üç hal söz konusudur: Bu husustaki rivayetlerin en sahihi böyle bir hayvanı yemenin mekruh olacağıdır.

Bir diğer görüş ise evla olanın aksinedir, diğer bir görüş ise besmeleyi çekmeyi terk ettiği için günahkar olur, ama av hayvanını yemek haram olmaz. Ahmed'den meşhur olan rivayete göre ise av hayvanı ile zebıha (kesilerek yenilen hayvan) arasında fark vardır. Zebıha hususunda bu üçüncü görüşü kabul etmiştir. 2- Hadiste eğitilmiş köpekler vasıtasıyla avlanmanın mubah olduğu da belirtilmiştir.

Ancak Ahmed ve İshak siyah köpeği istisna ederek şöyle demişlerdir: Bu köpekle avlanmak helal değildir. Çünkü o bir şeytandır. el-Hasen, İbrahim ve Katade'den de buna yakın bir görüş naklediimiştir. 3- Az önce kaydedilen şartlar çerçevesinde köpeğin yakaladığı avı yemek, boğazlanarak kesilmese dahi caizdir. Çünkü Nebi efendimiz: "Köpeğinin yakalaması bir tezkiyedir (şer'ı bir kesimdir)" diye buyurmuştur.

Eğer eğitilmiş av köpeği, avı pençesi ya da azı dişi ile öldürecek olursa onu yemek helaldir. Bu, eğitilip öğretiimiş av hayvanı hakkındadır. 4- Köpek eğitimli olsa dahi yediği av hayvanından yerı:ıek haram kılınmıştır. Hadiste buna gerekçe olarak: "Çünkü o ancak kendisi için av yakalamış olur" endişesi gösterilmiştir. Cumhurun göruşü budur.

Şafıl'nin bu husustaki iki görüşünden tercih edileni de böyledir. 5- Yemek ve satmak gibi maksatlar ile av hayvanından yararlanmak için avlanmak mubahtır. Oyalanmak için de böyledir. Ancak avlanırken tezkiye ve yararlanmak amacı şarttır. Malik ise bunu mekruh görmüştür. Cumhur ona muhalefet etmiştir. el-leys ise: Ben bundan daha çok batıla benzeyen hak bir iş bilmiyorum, demiştir.

Eğer av hayvanı ile yararlanma maksadı yoksa avlanması haram olur. Çünkü bu bir canı boş yere telef etmek suretiyle yeryüzünde fesad çıkarmak ka'bilindendir. Bunun mubah olduğunu söylemek kabul edilemez. Eğer avı kesintisiz ve çokça sürdürecek olursa bu mekruh olur. Çünkü avlanmak bu durumda bazı vacipleri ve pek çok mendubları yerine getirmekten kişiyi engelleyebilir ..

6- Av için eğitilmiş köpek beslemek caizdir. Bu durum ayrıca diğer köpekler dışarıda tutulmak suretiyle av köpeğinin artığının tahir olduğuna delil gösterilmiştir. Çünkü av köpeğinin yediği yerden yemeğe de izin verilmiştir. Ayrıca hadisteki: "Senin için yakaladığından ye" buyruğu da şuna deli! gösterilmiştir: Eğer köpeğini bir aVln üzerine salar ve o köpek başkasını avlarsa helal olur.

Çünkü "onun yakaladığını" ifadesindeki genellik bunu gerektirir. Cumhurun görüşü budur. Ancak Malik: Helal olmaz, demiştir

5476Adi ibn HatimSahih

حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي السَّفَرِ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، قَالَ: سَمِعْتُ عَدِيَّ بْنَ حَاتِمٍ رضى الله عنه

قَالَ: سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنِ الْمِعْرَاضِ فَقَالَ: «إِذَا أَصَبْتَ بِحَدِّهِ فَكُلْ، فَإِذَا أَصَابَ بِعَرْضِهِ فَقَتَلَ فَإِنَّهُ وَقِيذٌ، فَلَا تَأْكُلْ».

فَقُلْتُ أُرْسِلُ كَلْبِي. قَالَ: «إِذَا أَرْسَلْتَ كَلْبَكَ وَسَمَّيْتَ، فَكُلْ». قُلْتُ: فَإِنْ أَكَلَ قَالَ: «فَلَا تَأْكُلْ، فَإِنَّهُ لَمْ يُمْسِكْ عَلَيْكَ، إِنَّمَا أَمْسَكَ عَلَى نَفْسِهِ». …

قُلْتُ أُرْسِلُ كَلْبِي فَأَجِدُ مَعَهُ كَلْبًا آخَرَ. قَالَ: «لَا تَأْكُلْ، فَإِنَّكَ إِنَّمَا سَمَّيْتَ عَلَى كَلْبِكَ، وَلَمْ تُسَمِّ عَلَى آخَرَ»

I asked the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) about the Mirad. He said, “If you hit the game with its sharp edge, eat it, but if the Mirad hits the game with its shaft with a hit by its broad side do not eat it, for it has been beaten to death with a piece of wood. (i.e. unlawful).”

I asked, “If I let loose my trained hound after a game?” He said, “If you let loose your trained hound after game, and mention the name of Allah, then you can eat.” I said, “If the hound eats of the game?” …

He said “Then you should not eat of it, for the hound has hunted the game for itself and not for you.” I said, “Some times I send my hound and then I find some other hound with it?”

He said “Don’t eat the game, as you have mentioned the Name of Allah on your dog only and not on the other.”

আদী ইবনু হাতিম (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেনঃ আমি রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম-কে তীরের শিকার সম্পর্কে জিজ্ঞেস করলাম। তিনি বললেনঃ যদি তীরের ধারালো অংশ দ্বারা আঘাত করে থাক তাহলে খাও, আর যদি ফলার আঘাত লেগে থাকে এবং শিকারটি মারা যায়, তাহলে খেও না। কেননা, সেটি ওয়াকীয বা থেতলে মরার মধ্যে গণ্য।

আমি বললামঃ আমি তো শিকারের জন্য কুকুর ছেড়ে দেই। তিনি উত্তর দিলেনঃ যদি তোমার কুকুরকে তুমি বিসমিল্লাহ পড়ে ছেড়ে থাক, তা হলে খাও। আমি আবার বললামঃ যদি কুকুর কিছুটা খেয়ে ফেলে? …

তিনি বললেনঃ তা হলে খেও না, কারণ সে তা তোমার জন্য ধরে রাখেনি বরং সে ধরেছে নিজের জন্যই। আমি বললামঃ আমি আমার কুকুরকে পাঠিয়ে দেবার জন্য যদি তার সঙ্গে অন্য কুকুরকেও দেখতে পাই, তখন?

তিনি বললেনঃ তাহলে খেও না। কেননা, তুমি তো কেবল তোমার কুকুরের উপর বিসমিল্লাহ বলেছ, অন্য কুকুরের উপর বিসমিল্লাহ বলনি। [১৭৫]

ہم سے سلیمان بن حرب نے بیان کیا، کہا ہم سے شعبہ نے بیان کیا، ان سے عبداللہ بن ابی السفر نے، ان سے شعبی نے کہا کہ میں نے عدی بن حاتم رضی اللہ عنہ سے سنا، انہوں نے بیان کیا کہ میں نے رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم سے بے پر کے تیر یا لکڑی گز سے شکار کے بارے میں پوچھا تو آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ جب تم اس کی نوک سے شکار کو مار لو تو اسے کھاؤ لیکن اگر اس کی عرض کی طرف سے شکار کو لگے اور اس سے وہ مر جائے تو وہ «موقوذة‏» ( مردار ) ہے اسے نہ کھاؤ۔

میں نے سوال کیا کہ میں اپنا کتا بھی ( شکار کے لیے ) دوڑاتا ہوں؟ آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ جب تم اپنے کتے پر بسم اللہ پڑھ کر شکار کے پیچھے دوڑاؤ تو وہ شکار کھا سکتے ہو۔ …

میں نے پوچھا اور اگر وہ کتا شکار میں سے کھا لے؟ آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ پھر نہ کھاؤ کیونکہ وہ شکار اس نے تمہارے لیے نہیں پکڑا تھا، صرف اپنے لیے پکڑا تھا۔

میں نے پوچھا میں بعض وقت اپنا کتا چھوڑتا ہوں اور بعد میں اس کے ساتھ دوسرا کتا بھی پاتا ہوں؟ آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ پھر ( اس کا شکار ) نہ کھاؤ کیونکہ تم نے بسم اللہ صرف اپنے کتے پر پڑھی ہے، دوسرے پر نہیں پڑھی ہے۔

Telah menceritakan kepada kami [Sulaiman bin Harb] berkata, telah menceritakan kepada kami [Syu'bah] dari [Abdullah bin Abu As Safar] dari [Asy Sya'bi] ia berkata, "Aku mendengar [Adi bin Hatim] radliallahu 'anhu berkata, "Aku bertanya Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam tentang hasil buruan Mi'radl, maka beliau pun menjawab: "Jika yang mengenai adalah bagian tajamnya maka makanlah, namun jika yang mengenai adalah pada bagian (sisi) tumpulnya maka itu adalah Waqidz (hewan yang dibunuh bukan dengan senjata tajam), maka janganlah kamu makan."

Aku bertanya lagi, "Aku telah melepas anjingku!" Beliau menjawab: "Jika kamu melepasnya dengan menyebut nama Allah, maka makanlah." Aku bertanya lagi, "Bagaimana jika ia memakannya?" …

Beliau menjawab: "Jangan kamu makan, sebab ia menangkap bukan untuk kamu, ia menangkap hanya untuk dirinya." Aku bertanya lagi, "Saat aku melepas anjingku, aku lihat ada anjing lain?"

Beliau menjawab: "Jangan kamu makan, sebab kamu menyebut nama Allah hanya untuk anjingmu, bukan untuk anjing yang lain

Adiy b. Hatim r.a.'dan, dedi ki: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e mi'rad hakkında sordum. O: Eğer sivri tarafı ile isabet ettirirsen yiyebilirsin. Şayet enli tarafıyla isabet ederse ve onu öldürürse şüphesiz ki o bir vaklzdir (ağırlıkla vurulup öldürülmüş bir hayvandır) ondan yeme, diye buyurdu.

Adiy: Peki köpeğimi gönderiyorum dedim, dedi. Allah Rasulü şöyle buyurdu: Köpeğini salarken besmele çektiysen yiyebilirsin. Ben: Eğer avdan yerse diye sordum. O: O takdirde ondan yeme. Çünkü o senin için tutmamış, o ancak kendisi için yakalamış olur, diye buyurdu. Ben: Köpeğimi salarım da onunla beraber başka köpek bulduğum da olur . …

. (Hükmü nedir?) diye sordum. O: Ondan yeme. Çünkü sen ancak kendi köpeğin için besmele çekmiştin, başka köpek için besmele çekmemiştin, diye buyurdu.'1 Fethu'l-Bari Açıklaması: "İbn Ömer bunduka (denilen yuvarlatılmış ve kurutulmuş çamur) ile öldürülen hayvan hakkında o, el-mevkCıze denilen hayvandır demiştir. Salim, el-Kasım, Mücahid, İbrahim, Ata ve el-Hasen de bunu mekruh görmüşlerdir."

Malik'in de Muvatta'da rivayet ettiğine göre; kendisine el-Kasım b. Muhammed'den, mi'rad ve bunduka ile öldürülen hayvanları mekruh gördüğü rivayeti ulaşmıştır. Mücahid'e gelince İbn Ebi Şeybe iki yoldan bunu mekruh gördüğünü rivayet etmiş bulunmaktadır. Bu iki rivayetten birisinde: "Tezkiye edilmedikçe ondan yeme" fazlalığını da eklemektedir.

İbrahim -en-Nehaı- 'e gelince, İbn ebi Şeybe, el-A'meş'in ondan naklettiği şu rivayetini kaydetmektedir: "Tezkiye edilmedikçe bunduka ile isabet ettirdiği n hayvanı yeme

5477Adi ibn HatimSahih

حَدَّثَنَا قَبِيصَةُ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ الْحَارِثِ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ رضى الله عنه

قَالَ قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا نُرْسِلُ الْكِلَابَ الْمُعَلَّمَةَ. قَالَ: «كُلْ مَا أَمْسَكْنَ عَلَيْكَ». قُلْتُ: وَإِنْ قَتَلْنَ قَالَ: «وَإِنْ قَتَلْنَ». قُلْتُ وَإِنَّا نَرْمِي بِالْمِعْرَاضِ. قَالَ: «كُلْ مَا خَزَقَ، وَمَا أَصَابَ بِعَرْضِهِ فَلَا تَأْكُلْ»

I said, “O Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam)! We let loose our trained hounds after a game?” He said, “Eat what they hunt for you.” I said, “Even if they killed (the game)?” He replied, ‘Even if they killed (the game).’ I said, ‘We also hit (the game) with the Mirad?’ He said, “Eat of the animal which the Mirad kills by piercing its body, but do not eat of the animal which is killed by the broad side of the Mirad.”

আদী ইবনু হাতিম (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, আমি রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম-কে জিজ্ঞেস করলামঃ হে আল্লাহর রাসূল! আমরা প্রশিক্ষণপ্রাপ্ত কুকুরগুলোকে শিকারে পাঠিয়ে থাকি।

তিনি বললেনঃ কুকুরগুলো তোমার জন্য যেটি ধরে রাখে সেটি খাও। আমি বললামঃ যদি ওরা হত্যা করে ফেলে? তিনি বললেনঃ যদি ওরা হত্যাও করে ফেলে। আমি বললামঃ আমরা তো ফলার দ্বারাও শিকার করে থাকি।

তিনি বললেনঃ সেটি খাও, যেটি তীরে যখম করেছে; আর যেটি তীরের পার্শ্বের আঘাতে মারা গেছে সেটি খেও না। [১৭৫; মুসলিম ৩৪/১, হাঃ ১৯২৯, আহমাদ ১৯৩৮৯]

ہم سے قبیصہ بن عقبہ نے بیان کیا، کہا ہم سے سفیان ثوری نے بیان کیا، ان سے منصور بن معتمر نے، ان سے ابراہیم نخعی نے، ان سے ہمام بن حارث نے اور ان سے عدی بن حاتم رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ میں نے عرض کیا: یا رسول اللہ! ہم سکھائے ہوئے کتے ( شکار پر ) چھوڑتے ہیں؟

آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ جو شکار وہ صرف تمہارے لیے رکھے اسے کھاؤ۔ میں نے عرض کیا اگرچہ کتے شکار کو مار ڈالیں۔ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ ( ہاں ) اگرچہ مار ڈالیں! میں نے عرض کیا کہ ہم بے پر کے تیر یا لکڑی سے شکار کرتے ہیں؟

آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ اگر ان کی دھار اس کو زخمی کر کے پھاڑ ڈالے تو کھاؤ لیکن اگر ان کے عرض سے شکار مارا جائے تو اسے نہ کھاؤ ( وہ مردار ہے ) ۔

Telah menceritakan kepada kami [Qabishah] berkata, telah menceritakan kepada kami [Sufyan] dari [Manshur] dari [Ibrahim] dari [Hammam Ibnul harits] dari [Adi bin Hatim] radliallahu 'anhu, ia berkata, "Aku bertanya, "Wahai Rasulullah, kami melepas anjing yang telah dilatih?"

Beliau menjawab: "Makanlah apa yang dia tangkap untuk kamu." Aku bertanya, "Bagaimana jika ia membunuhnya." Beliau menjawab: "Meskipun ia membunuhnya." Aku bertanya lagi, "Kami juga melempar (memanah/menombak) dengan mi'radl?"

Beliau menjawab: "Makanlah apa yang terkoyak, adapun yang terkena pada bagian tumpulnya maka janganlah kamu makan

Adiy b. Hatim r.a.'dan, dedi ki: "Ey Allah'ın Rasulü! Bizler eğitilmiş köpekleri salıyoruz, diye sordum. O: Onların senin için yakaladıklarını ye, diye buyurdu. Ben: Ya öldürseler, diye sordum.

O: İsterse öldürsünler, diye buyurdu. Ben: Biz mi'radı da atıyoruz, dedim. O: (Sivri ucuyla) deldiği avı ye, ancak enli tarafıyla isabet edeni yeme, diye buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Mi'radın enli tarafı ile isabet alan (hayvan)." Bu başlık altında Adiy b. Hatim'in hadisini zikretmiş bulunmaktadır. Bu hadiste yer alan hükümleri birinci baş1ıkta açıklamış bulunuyoruz

5478Abu ThalabahSahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يَزِيدَ، حَدَّثَنَا حَيْوَةُ، قَالَ: أَخْبَرَنِي رَبِيعَةُ بْنُ يَزِيدَ الدِّمَشْقِيُّ، عَنْ أَبِي إِدْرِيسَ، عَنْ أَبِي ثَعْلَبَةَ الْخُشَنِيِّ

قَالَ قُلْتُ: يَا نَبِيَّ اللَّهِ إِنَّا بِأَرْضِ قَوْمٍ أَهْلِ الْكِتَابِ، أَفَنَأْكُلُ فِي آنِيَتِهِمْ وَبِأَرْضِ صَيْدٍ، أَصِيدُ بِقَوْسِي وَبِكَلْبِي الَّذِي لَيْسَ بِمُعَلَّمٍ، وَبِكَلْبِي الْمُعَلَّمِ، فَمَا يَصْلُحُ لِي قَالَ: «أَمَّا مَا ذَكَرْتَ مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ فَإِنْ وَجَدْتُمْ غَيْرَهَا فَلَا تَأْكُلُوا فِيهَا، وَإِنْ لَمْ تَجِدُوا فَاغْسِلُوهَا وَكُلُوا فِيهَا، وَمَا صِدْتَ بِقَوْسِكَ فَذَكَرْتَ اسْمَ اللَّهِ فَكُلْ، وَمَا صِدْتَ بِكَلْبِكَ الْمُعَلَّمِ فَذَكَرْتَ اسْمَ اللَّهِ فَكُلْ، وَمَا صِدْتَ بِكَلْبِكَ غَيْرَ مُعَلَّمٍ فَأَدْرَكْتَ ذَكَاتَهُ فَكُلْ»

I said, “O Allah’s Prophet! We are living in a land ruled by the people of the Scripture; Can we take our meals in their utensils? In that land there is plenty of game and I hunt the game with my bow and with my hound that is not trained and with my trained hound. Then what is lawful for me to eat?”

He said, “As for what you have mentioned about the people of the Scripture, if you can get utensils other than theirs, do not eat out of theirs, but if you cannot get other than theirs, wash their utensils and eat out of it. If you hunt an animal with your bow after mentioning Allah’s Name, eat of it. and if you hunt something with your trained hound after mentioning Allah’s Name, eat of it, and if you hunt something with your untrained hound (and get it before it dies) and slaughter it, eat of it.”

আবূ সা‘লাবা আল খুশানী (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, আমি জিজ্ঞেস করলামঃ হে আল্লাহর নবী! আমরা আহলে কিতাব সম্প্রদায়ের এলাকায় বসবাস করি। আমরা কি তাদের থালায় খেতে পারি? তাছাড়া আমরা শিকারের অঞ্চলে থাকি। তীর ধনুকের সাহায্যে শিকার করি এবং প্রশিক্ষণপ্রাপ্ত ও প্রশিক্ষণবিহীন কুকুর দিয়ে শিকার করে থাকি। এমতাবস্থায় আমার জন্য কোনটি বৈধ হবে?

উত্তরে তিনি বললেনঃ তুমি যে সকল আহলে কিতাবের কথা উল্লেখ করলে তাতে বিধান হলঃ যদি অন্য পাত্র পাও তাদের পাত্রে খাবে না। আর যদি না পাও, তাহলে তাদের পাত্রগুলো ধুয়ে নিয়ে তাতে আহার কর। আর যে প্রাণীকে তুমি তোমার তীর ধনুকের সাহায্যে শিকার করেছ এবং বিসমিল্লাহ পড়েছ সেটি খাও। আর যে প্রাণীকে তুমি তোমার প্রশিক্ষণপ্রাপ্ত কুকুরের দ্বারা শিকার করেছ এবং বিসমিল্লাহ পড়েছ, সেটি খাও।

আর যে প্রাণীকে তুমি তোমার প্রশিক্ষণবিহীন কুকুর দ্বারা শিকার করেছ, সেটি যদি যবহ করতে পার তবে তা খেতে পার। [৫৪৮৮, ৫৪৯৬; মুসলিম ৩৪/১, হাঃ ১৯৩০, আহমাদ ১৭৭৬৭]

ہم سے عبداللہ بن یزید مقبری نے بیان کیا، کہا ہم سے حیوہ بن شریح نے بیان کیا، کہا کہ مجھے ربیعہ بن یزید دمشقی نے خبر دی، انہیں ابوادریس عائذ اللہ خولانی نے، انہیں ابوثعلبہ خشنی رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ میں نے عرض کیا: اے اللہ کے نبی! ہم اہل کتاب کے گاؤں میں رہتے ہیں تو کیا ہم ان کے برتن میں کھا سکتے ہیں؟

اور ہم ایسی زمین میں رہتے ہیں جہاں شکار بہت ہوتا ہے۔ میں تیر کمان سے بھی شکار کرتا ہوں اور اپنے اس کتے سے بھی جو سکھایا ہوا نہیں ہے اور اس کتے سے بھی جو سکھایا ہوا ہے تو اس میں سے کس کا کھانا میرے لیے جائز ہے۔ آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ تم نے جو اہل کتاب کے برتن کا ذکر کیا ہے تو اگر تمہیں اس کے سوا کوئی اور برتن مل سکے تو اس میں نہ کھاؤ لیکن تمہیں کوئی دوسرا برتن نہ ملے تو ان کے برتن کو خوب دھو کر اس میں کھا سکتے ہو اور جو شکار تم اپنی تیر کمان سے کرو اور ( تیر پھینکتے وقت ) اللہ کا نام لیا ہو تو ( اس کا شکار ) کھا سکتے ہو اور جو شکار تم نے غیر سدھائے ہوئے کتے سے کیا ہو اور شکار خود ذبح کیا ہو تو اسے کھا سکتے ہو۔

Telah menceritakan kepada kami [Abdullah bin Yazid] berkata, telah menceritakan kepada kami [Haiwah] ia berkata; telah mengabarkan kepadaku [Rabi'ah bin Yazid Ad Dimasyqi] dari [Abu Idris] dari [Tsa'labah Al Khusyani] ia berkata, "Aku bertanya, "Wahai Rasulullah, kami tinggal di daerah ahli kitab, apakah kami boleh makan dengan bejana mereka?

kami juga tinggal di daerah yang suka berburu; kami berburu dengan tombak dan dengan anjing yang terlatih atau anjing yang belum terlatih. Maka apa yang harus kami lakukan?"

Beliau menjawab: "Berkenaan dengan ahli kitab sebagaimana yang kamu sebutkan, jika kamu bisa mendapatkan bejana yang lain maka jangan kamu gunakan bejana mereka. Namun jika kamu tidak mendapatkan yang lainnya, maka cuci dan makanlah dengannya. Buruan yang kamu dapat dengan tombakmu, setelah menyebut nama Allah, maka makanlah, buruan yang didapat oleh anjingmu yang terlatih, setelah menyebut nama Allah saat melepasnya maka makanlah, dan buruan yang didapat oleh anjingmu yang tidak terlatih, jika kamu sempat menyembelihnya maka makanlah

Ebu Sa'lebe el-Huşeni'den, dedi ki: "Ey Allah'ın Nebisi! Biz kitap ehli olan bir kavmin topraklarındayız. Onların kaplarında yemek yiyebilir miyiz? Ayrıca av hayvanlarının bulunduğu bir yerdeyim. Kimi zaman yayımla, kimi zaman da eğitilmemiş olan köpeğimle de, eğitilmiş olan köpeğimle de avlanıyorum. Bana bunların hangisi uygundur, diye sordum.

Allah Rasulü şöyle buyurdu: Kitap ehli ile ilgili sorduklarını ele alalım. Eğer kaplarından başkalarını bulabilirseniz onların kaplarında yemek yemeyin. Eğer başkalarını bulamazsanız, o kapları yıkayın ve onlarda yemek yiyin. Yayın la avlayıp Allah'ın adını andığın hayvanı ye, eğitilmiş köpeğin vasıtasıyla avladığını Allah'ın adını anmışsan ye, eğitilmemiş köpeğinle avlayıp yetişip de tezkiye edebildiklerini de ye, diye buyurdu."

Bu Hadis 5488 ve 5496 numara ilede geçiyor Diğer tahric edenler: Tirmizi Av , Ebû Dâvûd, Sayd Fethu'l-Bari Açıklaması: "el-Hasen ve İbrahim dedi ki: Bir ava vurup da onun ön ya da arka ayağı kopmuş ise ayrılan kısmını yeme, diğer kısımlarını ye." el-Hasen'in bu sözünü İbn Ebi Şeybe, el-Hasen'den gelen sahih bir sened ile mevsul olarak rivayet etmiştir.

Buna göre el-Hasen bir ava vurup, onun ön ya da arka ayağını koparıp, hayvanın diri olarak kaldıktan sonra ölmesi üzerine şunları söylemiştir: "Böyle bir hayvanı da yeme, ondan kopan organını da yeme! Ancak sen onu vurup da onun organını koparmakla birlikte derhal ölmesi hali müstesnadır. Eğer böyle olursa onu yiyebilirsin."

İbnu'I-Münzir dedi ki: Bu mesele hakkında ihtilaf etmişlerdir. İbn Abbas ve Ata: Ondan kesilip ayrılan organı yeme. Av hayvanını tezkiye ederek ye, demişlerdir. İkrime de: Eğer organının kendisinden düşmesinden sonra canlı olarak koşarsa o organı yeme, av hayvanını tezkiye edip ye. Eğer onu vurur vurmaz ölürse onun tamamını ye, demiştir.

Şafii de bu görüşü ifade ederek şunları söylemiştir: Hayvanın iki parçaya ayrılması ile daha azının ayrılması arasında o darbe sonucu öldüğü takdirde, bir fark kalmaz. es-Sevr! ve Ebu Hanife'den rivayete göre eğer av hayvanını yarıdan ikiye bölecek olursa her iki parçası da yenir. Eğer baş tarafından üçte biri kesilirse aynı şekildedir.

Eğer belden tarafa üçte biri ayrılırsa baş tarafında kalan üçte ikisi yenilir. Fakat belden aşağı olan üçte biri yiyemez. İbn Battal dedi ki: Fukahanın icma' ile kabul ettiklerine göre, o ava isabet edip yaraladığı takdirde o avı yemek caizdir. İsterse yaradan dolayı mı yoksa havadan aşağıya düştüğünden dolayı mı yoksa yerin üzerine düştüğünden dolayı mı öldüğünü bilmemiş olsun.

Yine icma' ile kabul ettiklerine göre, av hayvanı mesela bir dağın üstüne düşüp de oradan aşağıya yuvarlanıp ölse eti yeniImez. Eğer ok onunöldürücü yerlerini delmezse, yetişilip tezkiye edilmesi hali müstesna, o av hayvanı yenilmez.

İbnu't-Tin dedi ki: Av hayvanından artık hayatta kalması düşünülemeyecek . kadar bir parçayı koparacak olursa, o darbe ile ona öldürücü yerinden isabet ettirmiş gibi olur. Bu sebeple bu darbe, tezkiye konumuna geçer. Malik'in ve başkalarının meşhur görüşü budur.

"Kaplarında ... " İbn Dakiki'l-'Id der ki: Bu hususta aslolan hal ile çoğunlukla görülen halintearuzuna (aralarındaki çatışmaya) binaen fukaha arasında görüş ayrılığı vardır. Bu hadisin delalet ettiği doğrultuda görüş beyan edenler, şunu delil gösterirler: Çoğunlukla görülen halden çıkarılan zan(-ı galib), asılolan halden çıkartılan zanna tercih edilir.

Ancak necis oldukları muhakkak olarak tarafı mızdananlaşılıncaya kadar asla göre hüküm verilir diyenler buna iki şekilde cevap vermişlerdir: 1- Burada yıkama emri asla bağlı kalmaya delil teşkil eden naslar ile bu hadisin ifadesini bir arada telif etmek üzere ihtiyat olsun diye müstehap oluşa hamledilir. 2- Ebu Sa'lebe hadisinden maksat, bu kapların necis olduğunu kesin olarak bilen kimselerin hali hakkındadır.

Mecusileri söz konusu etmiş olması da bunu pekiştirmektedir. Çünkü onların kapları, kestikleri helal olmadığından dolayı necistir. Nevevi de şöyle demektedir: Ebu Sa'lebe hadisinde geçen kaplardan maksat, kaplarında domuz eti pişiren kimselerin ve şarap içen kimselerin kaplarıdır. Nitekim Ebu Davud'un rivayetinde bu husus açıkça ifade edilmiş bulunmaktadır: "Bizler kitap ehline komşuluk yapıyoruz.

Onlar da tencerelerinde domuz pişiriyorlar, kaplarında da şarap içiyorlar. Bunun üzerine (Allah Rasulü) şöyle buyurdu ... " diyerek verdiği cevabı zikretmektedir. Fukahanın maksadı ise mutlak olarak kafirlerin kapları olup, necis işlerde kullanılmayanlarıdır. Bu gibi kapların kullanılması onlara göre yıkanmadan dahi caizdir. Bununla birlikte bu hususta mekruhluğun sabit oluşundan dolayı değil de ihtilaftan kurtulmak için bu gibi kaplan yıkamak daha uygundur.

ileride üç bab sonra "av hayvanı iki yahut üç gün kaybolur ve bulunmayacak olursa" başlığı altında bu hadis ile ilgili diğer bahisler gelecektir. Hadiste birden çok sorunun bir araya getirilerek bir defada sorulabileceği ve bunlar hakkında emma ve emma (şuna gelince, buna gelince) lafzı kullanılarak tek tek etraflı bir şekilde cevap verilebileceği anlaşılmaktadır

5479Abdullah ibn MughaffalSahih

حَدَّثَنَا يُوسُفُ بْنُ رَاشِدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، وَيَزِيدُ بْنُ هَارُونَ وَاللَّفْظُ لِيَزِيدَ عَنْ كَهْمَسِ بْنِ الْحَسَنِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُغَفَّلٍ

أَنَّهُ رَأَى رَجُلاً يَخْذِفُ فَقَالَ لَهُ لَا تَخْذِفْ فَإِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ نَهَى عَنِ الْخَذْفِ أَوْ كَانَ يَكْرَهُ الْخَذْفَ وَقَالَ: «إِنَّهُ لَا يُصَادُ بِهِ صَيْدٌ وَلَا يُنْكَى بِهِ عَدُوٌّ، وَلَكِنَّهَا قَدْ تَكْسِرُ السِّنَّ وَتَفْقَأُ الْعَيْنَ».

ثُمَّ رَآهُ بَعْدَ ذَلِكَ يَخْذِفُ فَقَالَ لَهُ أُحَدِّثُكَ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَنَّهُ نَهَى عَنِ الْخَذْفِ. أَوْ كَرِهَ الْخَذْفَ، وَأَنْتَ تَخْذِفُ لَا أُكَلِّمُكَ كَذَا وَكَذَا

That he saw a man throwing stones with two fingers (at something) and said to him, “Do not throw stones, for the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) has forbidden throwing stones, or he used to dislike it.”

Abdullah added: Throwing stones will neither hunt the game, nor kill (or hurt) an enemy, but it may break a tooth or gouge out an eye. Afterwards Abdullah once again saw the man throwing stones.

He said to him, “I tell you that the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) has forbidden or disliked the throwing the stones (in such a way), yet you are throwing stones! I shall not talk to you for such-and-such a period.”

‘আবদুল্লাহ ইবনু মুগাফফাল (রাঃ) হতে বর্ণিত যে, তিনি এক ব্যক্তিকে দেখলেন, সে ছোট ছোট পাথর নিক্ষেপ করছে। তখন তিনি তাকে বললেনঃ পাথর নিক্ষেপ করো না। কেননা, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম পাথর ছুঁড়তে নিষেধ করেছেন অথবা রাবী বলেছেনঃ পাথর ছোঁড়াকে তিনি অপছন্দ করতেন এবং নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেছেনঃ এর দ্বারা কোন প্রাণী শিকার করা হয় না এবং কোন শত্রুকেও ঘায়েল করা হয় না।

তবে এটি কারো দাঁত ভেঙ্গে ফেলতে পারে এবং চোখ ফুঁড়ে দিতে পারে। তারপর তিনি আবার তাকে পাথর ছুঁড়তে দেখলেন। তখন তিনি বললেনঃ আমি তোমাকে রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর হাদীস বর্ণনা করেছিলাম যে, তিনি পাথর নিক্ষেপ করতে নিষেধ করেছেন অথবা তিনি তা অপছন্দ করেছেন। তা সত্ত্বেও তুমি পাথর নিক্ষেপ করছ? আমি তোমার সঙ্গে কথাই বলব না- এতকাল এতকাল পর্যন্ত। [৪৭৪১; মুসলিম ৩৪/১০, হাঃ ১৯৫৪]

ہم سے یوسف بن راشد نے بیان کیا، کہا ہم سے وکیع اور یزید بن ہارون نے بیان کیا اور الفاظ حدیث یزید کے ہیں، ان سے کہمس بن حسن نے، ان سے عبداللہ بن بریدہ نے، عبداللہ بن مغفل رضی اللہ عنہ نے ایک شخص کو کنکری پھینکتے دیکھا تو فرمایا کہ کنکری نہ پھینکو کیونکہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے کنکری پھینکنے سے منع فرمایا ہے یا ( انہوں نے بیان کیا کہ ) نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کنکری پھینکنے کو پسند نہیں کرتے تھے اور کہا کہ اس سے نہ شکار کیا جا سکتا ہے اور نہ دشمن کو کوئی نقصان پہنچایا جا سکتا ہے البتہ یہ کبھی کسی کا دانت توڑ دیتی ہے اور آنکھ پھوڑ دیتی ہے۔

اس کے بعد بھی انہوں نے اس شخص کو کنکریاں پھینکتے دیکھا تو کہا کہ میں رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم کی حدیث تمہیں سنا رہا ہوں کہ آپ نے کنکری پھینکنے سے منع فرمایا یا کنکری پھینکنے کو ناپسند کیا اور تم اب بھی پھینکے جا رہے ہو، میں تم سے اتنے دنوں تک کلام نہیں کروں گا۔

Telah menceritakan kepada kami [Yusuf bin Rasyid] berkata, telah menceritakan kepada kami [Waki'] dan [Yazid bin Harun] -dan lafadz hadits tersebut adalah lafadz Yazid- dari [Kahmas Ibnul Hasan] dari [Abdullah bin Buraidah] dari [Abdullah bin Mughaffal], Bahwasanya ia melihat seorang laki-laki melempar batu dengan ketapel, maka Abdullah bin Mughaffal pun berkata, "Janganlah kamu melempar batu dengan ketapel, sebab Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam telah melarangnya, atau dia mengatakan, "Rasulullah membencinya.

Beliau bersabda: "Sesungguhnya ia tidak bisa digunakan untuk memburu buruan dan tidak bisa untuk melukai (membunuh) musuh, ia hanya meremukkan tulang dan memecahkan mata." Setelah itu ia kembali melihat lelaki tersebut melempar batu dengan menggunakan ketapel, maka ia pun berkata, "Aku sampaikan kepadamu hadits Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam, bahwa beliau melarang, atau membeci ketapel namun kamu tetap melakukannya, sungguh aku tidak akan berbicara denganmu begini dan begini

Abdullah b. Muğaffel'den rivayete göre; "O, parmak uçlarıyla taş atan bir adam görmüş. Ona: Parmak uçlarınla küçük taşlar atma. Çünkü Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem parmak uçlarıyla küçük taş atmayı nehyetti -ya da parmak uçlarıyla küçük taş atmayı mekruh görürdü (hoşlanmazdı)- dedi ve ayrıca şunları da söyledi. Çünkü onunla ne bir av avlanır, ne de onunla bir düşman öldürülür.

Fakat böyle bir taş dişi kırabilir, gözü çıkarabilir. Bundan sonra tekrar onun küçük taş attığını görünce ona: Ben sana Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in parmak uçlanyla küçük taş atmayı nehyettiğini -ya da parmak uçlarıyla küçük taş atmayı kerih gördüğünü (hoşlanmadığınl)- söyleyerek hadis naklediyorum ve sen pamak uçlannla küçük taş atıyorsun ha!

Şöyle ve şöyle seninle konuşmayacağım, dedi." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Hazf (parmak uçlarıyla küçük taş atmak) ve bunduka (yuvarlatılıp, kurutulmuş çamur)." Hazf ile ilgili açıklama bu Başlıkta gelecektir. Bunduka ise çamurdan yapılıp kurutulan ve onunla atış yapılan, bilinen bir cisimdir.

"Hazf (Parmak uçlarıyla taş atma)" yani iki şehadet parmağıyla yahut Baş parmak ile şehadet parmağı arasında ya da orta parmağın üst tarafı ve Başparmağın iç tarafı ile bir çakıl taşı ya da bir hurma çekirdeği atmak demektir. Mihzefe ise, taşın ortasına yerleştirilip onunla kuşa taş atılan a1ete denilir. Sapana da bu isim verilir.

Bu açıklamayı es-Sihah'ta (el-Cevheri) yapmıştır. "Onunla bir av avlanmaz." el-Mühelleb dedi ki: Yüce Allah avı belli bir nitelikte helal kılarak: "Ellerinizin ve mızraklarınızın erişebildiği bir şey" (Maide, 94) diye buyurmuştur. Oysa kurutulmuş çamur ile ve benzeri ile atmak bu ka'biiden değildir. Böyle bir şey(den dolayı ölen hayvan) ancak ağırlık ile vurularak öldürülmüş bir hayvan olur.

ilim adamları -aralarında istisna teşkil edenler dışında- bunduka denilen kurutulup, yuvarlatılmış çamur parçaları ile ve taş ile öldürülmüş hayvanların yenilmesinin haram olduğunu ittifakla kabul etmişlerdir. Bunun böyle olmasının sebebi ise bunların av hayvanını keskin ve sivri taraflarıyla öldürmeyip bu şeyleri atanın kuwetiyle ölümüne sebep olmalarıdır.

"Seninle şöyle şöyle konuşmayacağım." Hadisten Çıkarılan Sonuçlar 1- Sünnete muhalefet eden kimselerle darılmak ve onlarla konuşmamak caizdir. Böyle bir dargınlık da üç günden fazla küs durmayı yasaklayan hükümlerin kapsamına girmez. Çünkü bu tür yasak, kendi nefsi için küs duranlar ile ilgilidir. ileride Edeb bölümünde(6073.hadiste) buna dair geniş açıklamalar gelecektir.

2- Münker değiştirilir. 3- Bunduka denilen çamurdan yuvarlatılıp kurutularak sertleşmiş parçaların atılması yasaklanmıştır. Çünkü şeriat koyucunun, bunun av hayvanın! öldüremeyeceğini söylemesi, atış için onu kullanmanın anlamsız olduğunu, aksine bu yolla hayvanın ona malik olmayan birisi tarafından telef olmaya maruz bırakılacağını ortaya koymaktadır.

Bu ise nehyedilmiş bir husustur. Evet, bazı hallerde bunduka atılmış bir hayvan yetişilip, tezkiye edilebilir ve onu yemek helal olabilir. Bundan dolayı bunun caiz oluşu hakkında görüş ayrılığı vardır. Mücella, ez-Zehair'de bunun yasak olduğunu açıkça ifade etmiş, İbn Abdisselam da bu doğrultuda fetva vermiştir. en-Nevevı ise bunun helal olduğunu kat'i olarak ifade etmiştir.

Çünkü böyle bir iş, avlanmaya götüren bir yoldur. Meselenin tahkiki ise, duruma göre hükmün farklılaşacağını ortaya koymaktadır. Eğer atış halinde çoğunlukla görülen, hadiste söz konusu edilen durum ise yasaktır. Aksi ise caizdir. Özellikle de kendisine atılan hayvan ancak bu yolla ulaşılabilecek olup, çoğunlukla da ölümü ile neticelenmiyor ise hüküm böyledir.

Bu başlıktan iki başlık önce el-Hasen'in kasaba ve şehirlerde bunduka denilen bu taşlarla atış yapmanın mekruh olduğu sözü de geçmiş bulunmaktadır. Bundan anlaşıldığına göre ise (mefhumu) çölde böyle bir işin mekruh olmayacağıdır. O halde bu işin nehyedilmesinin ekseninde insanlardan herhangi bir kimseye zarar verme korkusunun tespit edilmiş olması bulunmaktadır. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır

5480Abdullah ibn UmarSahih

حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ دِينَارٍ، قَالَ: سَمِعْتُ ابْنَ عُمَرَ رضى الله عنهما عَنِ

النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «مَنِ اقْتَنَى كَلْبًا لَيْسَ بِكَلْبِ مَاشِيَةٍ أَوْ ضَارِيَةٍ، نَقَصَ كُلَّ يَوْمٍ مِنْ عَمَلِهِ قِيرَاطَانِ»

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) said, “Whoever keeps a (pet) dog which is neither a watch dog nor a hunting dog, will get a daily deduction of two Qirat from his good deeds.”

ইবনু ‘উমার (রাঃ) নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম-কে বলতে শুনেছেন, তিনি বলেনঃ যে ব্যক্তি এমন কুকুর পালে যেটি পশু রক্ষার জন্যও নয় কিংবা শিকারের জন্যও নয়; তার ‘আমল থেকে প্রত্যহ দু’ কীরাত পরিমাণ কমে যাবে। [৫৪৮১, ৫৪৮২]

ہم سے مسلم بن اسماعیل نے بیان کیا، انہوں نے کہا ہم سے عبدالعزیز بن مسلم نے بیان کیا، ان سے عبداللہ بن دینار نے بیان کیا، انہوں نے کہا کہ میں نے ابن عمر رضی اللہ عنہما سے سنا کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ جس نے ایسا کتا پالا جو نہ مویشی کی حفاظت کے لیے ہے اور نہ شکار کرنے کے لیے تو روزانہ اس کی نیکیوں میں سے دو قیراط کی کمی ہو جاتی ہے۔

Telah menceritakan kepada kami [Musa bin Isma'il] berkata, telah menceritakan kepada kami [Abdul Aziz bin Muslim] berkata, telah menceritakan kepada kami [Abdullah bin Dinar] ia berkata, "Aku mendengar [Ibnu Umar] radliallahu 'anhuma, dari Nabi shallallahu 'alaihi wasallam, beliau bersabda: "Barangsiapa memelihara anjing yang bukan untuk berburu atau menjaga binatang ternak, maka pahalanya akan berkurang dua qirath setiap hari

İbn Ömer r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Her kim davar ya da av köpeği olmayan bir köpek barındırırsa her gün onun amelinden iki klrat eksilir. " Bu Hadis 5481 ve 5482 numara dada var Diğer tahric edenler: Tirmizi Hükümler; Müslim, Müsakat

5481Hanzalah ibn Abi SufyanSahih

حَدَّثَنَا الْمَكِّيُّ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا حَنْظَلَةُ بْنُ أَبِي سُفْيَانَ

قَالَ: سَمِعْتُ سَالِمًا، يَقُولُ: سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، يَقُولُ: سَمِعْتُ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: «مَنِ اقْتَنَى كَلْبًا إِلاَّ كَلْبٌ ضَارٍ لِصَيْدٍ أَوْ كَلْبَ مَاشِيَةٍ، فَإِنَّهُ يَنْقُصُ مِنْ أَجْرِهِ كُلَّ يَوْمٍ قِيرَاطَانِ»

I heard the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) saying, “If someone keeps a dog neither for hunting, nor for guarding livestock, the reward (for his good deeds) will be reduced by two Qirats per day.”

‘আবদুল্লাহ ইবনু ‘উমার (রাঃ) নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম-কে বলতে শুনেছেন, যে ব্যক্তি শিকারী কুকুর কিংবা পশু রক্ষাকারী কুকুর ছাড়া অন্য কোন কুকুর পোষে, সে ব্যক্তির সাওয়াব থেকে প্রতিদিন দু’ কীরাত পরিমাণ কমে যায়। [৫৪৮০]

ہم سے مکی بن ابراہیم نے بیان کیا، انہوں نے کہا ہم کو حنظلہ بن ابی سفیان نے خبر دی، انہوں نے کہا کہ میں نے سالم سے سنا، انہوں نے بیان کیا کہ میں نے عبداللہ بن عمر رضی اللہ عنہما سے سنا، انہوں نے بیان کیا کہ میں نے نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم سے سنا، آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ شکاریوں اور مویشی کی حفاظت کی غرض کے سوا جس نے کتا پالا تو اس کے ثواب میں سے روزانہ دو قیراط کی کمی ہو جاتی ہے۔

Telah menceritakan kepada kami [Makki bin Ibrahim] berkata, telah mengabarkan kepada kami [Hanzhalah bin Abu Sufyan] ia berkata, "Aku mendengar [Salim] berkata, "Aku mendengar [Abdullah bin Umar] berkata, "Aku mendengar Nabi shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Barangsiapa memelihara anjing selain anjing untuk berburu atau anjing untuk menjaga binatang ternak, maka pahalanya akan berkurang dua qirath setiap hari

Abdullah b. Ömer'den, dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim: "Her kim onun üzerine giden bir köpek yahut bir davar köpeği dışında bir köpek edinir (barındırır) ise her gün onun ecrinden iki k1rat eksilir

5482Abdullah ibn UmarSahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ

قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَنِ اقْتَنَى كَلْبًا إِلاَّ كَلْبَ مَاشِيَةٍ أَوْ ضَارٍ، نَقَصَ مِنْ عَمَلِهِ كُلَّ يَوْمٍ قِيرَاطَانِ»

The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said, “If someone keeps a dog neither for guarding livestock, nor for hunting, his good deeds will decrease (in reward) by two Qirats a day.”

‘আবদুল্লাহ ইবনু ‘উমার (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেছেনঃ যে ব্যক্তি পশু রক্ষাকারী কিংবা শিকারী কুকুর ছাড়া অন্য কুকুর পালে, তার ‘আমল থেকে প্রতিদিন দু’ কীরাত পরিমাণ সাওয়াব কমে যায়। [৫৪৮০]

ہم سے عبداللہ بن یوسف نے بیان کیا، کہا ہم کو امام مالک نے خبر دی، انہیں نافع نے اور ان سے عبداللہ بن عمر رضی اللہ عنہما نے بیان کیا کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ جس نے مویشی کی حفاظت یا شکار کی غرض کے سوا کسی اور وجہ سے کتا پالا اس کے ثواب سے روزانہ دو قیراط کی کمی ہو جاتی ہے۔

Telah menceritakan kepada kami [Abdullah bin Yusuf] berkata, telah mengabarkan kepada kami [Malik] dari [Nafi'] dari [Abdullah bin Umar] ia berkata, "Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Barangsiapa memelihara anjing selain anjing untuk menjaga binatang ternak atau anjing untuk berburu, maka pahalanya akan berkurang dua qirath setiap hari

Abdullah b. Ömer'den, dedi ki: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Her kim davar yahut (ava) hücum eden bir köpek dışında köpek edinirse her gün onun amelinden iki k1rat eksilir." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Av köpeği yahut davar (çoban) köpeği olmayan köpek edinen kimse." Bir şeyi saklayıp biriktirmek amacıyla edinen kimse hakkında "ıktene'ş-şey'e" tabiri kullanılır. Bu metne dair yeterli açıklamalar (2327 numaralı hadiste) geçmiştir

5483Adi ibn HatimSahih

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، عَنْ بَيَانٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ

قَالَ: سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قُلْتُ إِنَّا قَوْمٌ نَصِيدُ بِهَذِهِ الْكِلَابِ. فَقَالَ: «إِذَا أَرْسَلْتَ كِلَابَكَ الْمُعَلَّمَةَ وَذَكَرْتَ اسْمَ اللَّهِ، فَكُلْ مِمَّا أَمْسَكْنَ عَلَيْكُمْ، وَإِنْ قَتَلْنَ إِلاَّ أَنْ يَأْكُلَ الْكَلْبُ، فَإِنِّي أَخَافُ أَنْ يَكُونَ إِنَّمَا أَمْسَكَهُ عَلَى نَفْسِهِ، وَإِنْ خَالَطَهَا كِلَابٌ مِنْ غَيْرِهَا فَلَا تَأْكُلْ»

I asked the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam). “We hunt with the help of these hounds.” He said, “If you let loose your trained hounds after a game, and mention the name of Allah, then you can eat what the hounds catch for you, even if they killed the game. But you should not eat of it if the hound has eaten of it, for then it is likely that the hound has caught the game for itself. And if other hounds join your hound in hunting the game, then do not eat of it.”

আদী ইবনু হাতিম (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, আমি রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম-কে জিজ্ঞেস করলামঃ আমরা এমন সম্প্রদায়, যারা এ সকল কুকুরের দ্বারা শিকার করে থাকি।

তিনি বললেনঃ তুমি যদি তোমার প্রশিক্ষণপ্রাপ্ত কুকুরগুলোকে বিসমিল্লাহ পড়ে পাঠিয়ে থাক তাহলে ওরা যেগুলো তোমাদের জন্য ধরে রাখে, তা খাও; যদিও শিকারকে কুকুর হত্যা করে ফেলে। তবে যদি কুকুর শিকারের কিছুটা খেয়ে ফেলে (তাহলে খাবে না)। কেননা, তখন আমার আশঙ্কা হয় যে, সে শিকার নিজেরই উদ্দেশে ধরেছে। আর যদি তার সঙ্গে অন্য কুকুর মিলে যায়, তাহলে খাবে না। [১৭৫] আধুনিক প্রকাশনী- ৫০৭৮, ইসলামিক ফাউন্ডেশন

ہم سے قتیبہ بن سعید نے بیان کیا، کہا ہم سے محمد بن فضیل نے بیان کیا، ان سے بیان بن بشر نے، ان سے شعبی نے اور ان سے عدی بن حاتم رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ میں نے رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم سے پوچھا کہ ہم لوگ ان کتوں سے شکار کرتے ہیں؟ آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ اگر تم اپنے سکھائے ہوئے کتوں کو شکار کے لیے چھوڑتے وقت اللہ کا نام لیتے ہو تو جو شکار وہ تمہارے لیے پکڑ کر لائیں اسے کھاؤ خواہ وہ شکار کو مار ہی ڈالیں۔

البتہ اگر کتا شکار میں سے خود بھی کھا لے تو اس میں یہ اندیشہ ہے کہ اس نے یہ شکار خود اپنے لیے پکڑا تھا اور اگر دوسرے کتے بھی تمہارے کتوں کے سوا شکار میں شریک ہو جائیں تو نہ کھاؤ۔

Telah menceritakan kepada kami [Qutaibah bin Sa'id] berkata, telah menceritakan kepada kami [Muhammad bin Fudlail] dari [Bayan] dari [Asy Sya'bi] dari [Adi bin Hatim] ia berkata, "Aku bertanya Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam, aku katakan, "Kami adalah suatu kaum yang biasa berburu dengan anjing-anjing ini?"

Beliau menjawab: "Jika kamu lepas anjingmu yang terlatih dengan menyebut nama Allah, maka makanlah apa yang ia tangkap untuk kamu, meskipun mereka membunuhnya. Kecuali jika anjing tersebut memakannya, sebab aku kawatir anjing itu menangkap untuk dirinya sendiri. Dan jika ada anjing lain bersama anjing tersebut, maka janganlah kamu makan (hasil buruannya)

Adiy b. Hatim'den, dedi ki: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e şunu sordum: Bizler şu av köpekleriyle avlanan bir kavimiz. (Bu hususta bize ne dersin?) Şöyle buyurdu: Eğer öğretiImiş köpeklerini Allah'ın adını anarak salarsan onların senin için tuttuklarından o av hayvanını öldürseler dahi ye. Köpeğin av hayvanından bir şey yemesi müstesna.

Çünkü ben o takdirde köpeğin ancak kendisi için yakalamış olacağından korkarım. Şayet senin köpeklerine başka köpekler de karışacak olursa ondan yeme!" Fethu'l-Bari Açıklaması: "Mükellibin", tedib ediciler yahut alıştırıcılar demektir. Bunun bildik hayvanın adı olan "kelb (köpek)" lafzından tef'il veznine getirilmiş bir kelime olmadığı, aksine bunun hırs demek olan "el-keleb" kökünden geldiği de söylenmiştir.

Bunun da ilk anlama raci olduğu doğrudur. Çünkü bu, köpeğin tabiatında var olan ileri derecedeki hırs ile a1akalıdır. Ebu Ubeyde yüce Allah'ın "mükellibin" lafZlnı: Yani kelblere sahipkimseler diye açıklamıştır. Rağıb da: Kellab ve mükellib, köpeklere öğreten, eğitim veren demektir, demiştir.

"İbn Abbas dedi ki: Köpek (av hayvanından) yediği takdirde onu ifsad etmiş ve ancak kendisi için yakalamış olur. Yüce Allah da: "Allah'ın size öğrettikleri ile alıştırıp öğrettiğiniz avcı hayvanların ...

"(Maide, 4) diye buyurmaktadır. Bu sebeple köpeklere av hayvanına ilişmemeyi öğreninceye kadar vurulur (dövülür) ve onlara öğretilir." Yani açgözlülük huylarını bırakıncaya ve sahibi gelene kadar avdan bir şey yemeyerek bu hususta sabra alışıncaya kadar bu şekilde eğitilirler

5484Adi ibn HatimSahih

حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا ثَابِتُ بْنُ يَزِيدَ، حَدَّثَنَا عَاصِمٌ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ رضى الله عنه عَنِ

النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «إِذَا أَرْسَلْتَ كَلْبَكَ وَسَمَّيْتَ فَأَمْسَكَ وَقَتَلَ، فَكُلْ، وَإِنْ أَكَلَ فَلَا تَأْكُلْ، فَإِنَّمَا أَمْسَكَ عَلَى نَفْسِهِ، وَإِذَا خَالَطَ كِلَابًا لَمْ يُذْكَرِ اسْمُ اللَّهِ عَلَيْهَا فَأَمْسَكْنَ وَقَتَلْنَ فَلَا تَأْكُلْ، فَإِنَّكَ لَا تَدْرِي أَيُّهَا قَتَلَ، وَإِنْ رَمَيْتَ الصَّيْدَ فَوَجَدْتَهُ بَعْدَ يَوْمٍ أَوْ يَوْمَيْنِ، لَيْسَ بِهِ إِلاَّ أَثَرُ سَهْمِكَ، فَكُلْ، وَإِنْ وَقَعَ فِي الْمَاءِ فَلَا تَأْكُلْ»

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) said, “If you let loose your hound after a game and mention Allah’s Name on sending it, and the hound catches the game and kills it, then you can eat of it. But if the hound eats of it, then you should not eat thereof, for the hound has caught it for itself. And if along with your hound, joined other hounds, and Allah’s Name was not mentioned at the time of their sending, and they catch an animal and kill it, you should not eat of it, for you will not know which of them has killed it.

And if you have thrown an arrow at the game and then find it (dead) two or three days later and, it bears no mark other than the wound inflicted by your arrow, then you can eat of it. But if the game is found (dead) in water, then do not eat of it.”

আদী ইবনু হাতিম (রাঃ)-এর সূত্রে নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম হতে বর্ণিত। তিনি বলেছেনঃ তুমি যদি তোমার কুকুরকে বিসমিল্লাহ পড়ে পাঠাও, এরপর কুকুর শিকার পাকড়াও করে এবং মেরে ফেলে, তবে তুমি তা খেতে পার। আর যদি কুকুর কিছুটা খেয়ে ফেলে, তাহলে খাবে না। কেননা, সে তো নিজের জন্যই ধরেছে। আর যদি এমন কুকুরদের সঙ্গে মিশে যায়, যাদের উপর বিসমিল্লাহ পড়া হয়নি এবং সেগুলো শিকার ধরে মেরে ফেলে, তা হলে তা খাবে না।

কেননা, তুমি তো জান না যে, কোন কুকুরটি হত্যা করেছে? আর যদি তুমি শিকারের প্রতি তীর নিক্ষেপ করে থাক; এরপর তা একদিন বা দু’দিন পর এমন অবস্থায় হাতে পাও যে, তার গায়ে তোমার তীরের আঘাত ব্যতীত অন্য কিছু নেই, তাহলে খাও। আর যদি তা পানির মধ্যে পড়ে থাকে, তা হলে তা খাবে না। [১৭৫]

ہم سے موسیٰ بن اسماعیل نے بیان کیا، کہا ہم سے ثابت بن یزید نے بیان کیا، کہا ہم سے عاصم بن سلیمان نے بیان کیا، ان سے شعبی نے، ان سے عدی بن حاتم رضی اللہ عنہ نے کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ جب تم نے اپنا کتا شکار پر چھوڑا اور بسم اللہ بھی پڑھی اور کتے نے شکار پکڑا اور اسے مار ڈالا تو اسے کھاؤ اور اگر اس نے خود بھی کھا لیا تو تم نہ کھاؤ کیونکہ یہ شکار اس نے اپنے لیے پکڑا ہے اور اگر دوسرے کتے جن پر اللہ کا نام نہ لیا گیا ہو،

اس کتے کے ساتھ شکار میں شریک ہو جائیں اور شکار پکڑ کر مار ڈالیں تو ایسا شکار نہ کھاؤ کیونکہ تمہیں معلوم نہیں کہ کس کتے نے مارا ہے اور اگر تم نے شکار پر تیر مارا پھر وہ شکار تمہیں دو یا تین دن بعد ملا اور اس پر تمہارے تیر کے نشان کے سوا اور کوئی دوسرا نشان نہیں ہے تو ایسا شکار کھاؤ لیکن اگر وہ پانی میں گر گیا ہو تو نہ کھاؤ۔

Telah menceritakan kepada kami [Musa bin Ismail] berkata, telah menceritakan kepada kami [Tsabit bin Yazid] berkata, telah menceritakan kepada kami [Ashim] dari [Asy Sya'bi] dari [Adi bin Hatim] radliallahu 'anhu, dari Nabi shallallahu 'alaihi wasallam, beliau bersabda: "Jika kamu lepas anjingmu dengan menyebut nama Allah, lalu ia menangkap (buruan) dan membunuhnya, maka makanlah.

Jika anjing itu memakannya maka janganlah kamu makan, sebab ia menangkap untuk dirinya sendiri. Jika anjing tersebut bercampur dengan anjing lain yang belum disebut nama Allah saat melepasnya, maka janganlah kamu makan (hasil buruannya), sebab kamu tidak tahu anjing mana yang telah membunuhnya. Jika kamu memanah hewan buruan dan kamu baru menemukannya setelah lewat satu atau dua hari, sedang pada tubuh hewan buruan tersebut tidak ada bekas-bekas lain kecuali bekas panahmu, maka makanlah.

Namun jika hewan buruan itu masuk ke dalam air maka janganlah kamu makan." Dan [Abdul A'la] menyebutkan dari [Dawud] dari [Amir] dari [Adi] Bahwasanya ia bertanya kepada Nabi shallallahu 'alaihi wasallam, "Seseorang memanah hewan buruan, lalu ia mengikuti jejaknya dalam dua atau tiga hari dan mendapatkannya telah mati, sementara pada tubuhnya hanya ada bekas panahnya?" Beliau menjawab: "Ia boleh makan jika mau

Adiy b. Hatim r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Sen köpeğini Allah'ın adını anarak saldığın takdirde o da avı yakalayıp öldürürse onu ye. Eğer av hayvanından yerse sen yeme. Çünkü ancak kendisi için yakalamış olur. Şayet üzerlerine Allah'ın adı anılmamış birtakım köpeklerle karışır ve bu köpekler av hayvanını yakalayıp öldürürlerse sen yeme.

Çünkü o hayvanı hangilerinin öldürdüğünü bilemezsin. Eğer bir ava atış yapar da onu bir ya da iki gün sonra bulduğun takdirde avda senin okunun izi dışında bir iz yoksa onu ye. Eğer suya düşerse yeme

5485Adi ibn HatimSahih

وَقَالَ عَبْدُ الأَعْلَى عَنْ دَاوُدَ، عَنْ عَامِرٍ، عَنْ عَدِيٍّ

أَنَّهُ قَالَ لِلنَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، يَرْمِي الصَّيْدَ فَيَقْتَفِرُ أَثَرَهُ الْيَوْمَيْنِ وَالثَّلَاثَةَ، ثُمَّ يَجِدُهُ مَيِّتًا وَفِيهِ سَهْمُهُ قَالَ: «يَأْكُلُ إِنْ شَاءَ»

And it has also been narrated by Adi ibn Hatim that he asked the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) “If a hunter throws an arrow at the game and after tracing it for two or three days he finds it dead but still bearing his arrow, (can he eat of it)?” The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) replied, “He can eat if he wishes.”

‘আবদুল ‘আলা দাঊদ সূত্রে আদী থেকে বর্ণনা করেন যে, তিনি নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম-কে জিজ্ঞেস করেছিলেনঃ যদি কোন ব্যক্তি শিকারের প্রতি তীর নিক্ষেপ করে এবং দু’ তিন দিন পর্যন্ত সেই শিকারের খোঁজ করার পর মৃত অবস্থায় পায় এবং দেখে যে, তার গায়ে তার তীর লেগে আছে (তখন সে কী করবে?) নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বললেনঃ ইচ্ছা করলে সে খেতে পারে। [১৭৫]

اور عبدالاعلیٰ نے بیان کیا، ان سے داؤد بن ابی یاسر نے، ان سے عامر شعبی نے اور ان سے عدی بن حاتم رضی اللہ عنہ نے کہ انہوں نے نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم سے عرض کی کہ وہ شکار تیر سے مارتے ہیں پھر دو یا تین دن پر اسے تلاش کرتے ہیں، تب وہ مردہ حالت میں ملتا ہے اور اس کے اندر ان کا تیر گھسا ہوا ہوتا ہے۔ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ اگر تو چاہے تو کھا سکتا ہے۔

Adiy'den rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: Av'a ateş edip, iki üç gün onun izinin peşine düşer, sonra avda oku da bulunduğu halde ölmüş olarak onu bulursa durum ne olur, diye sormuş, Allah Rasulü de: Dilerse yiyebilir, diye cevap vermiştir." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Avladığı hayvan iki ya da üç gün kaybolursa", yani avcı onu bulamazsa ...

Bu hadiste Said b. Cubeyr'in, Adiy b. Hatim'den diye naklettiği Tirmizi, Nesai ve Tahavı'deki lafzında şu fazlalık da zikredilmiştir: "Okunu o avda bulup da o avda bir başka yırtıcı hayvanın bir izini görmez ve senin okunun onu öldürdüğünü bilirsen ondan ye."

er-Ram dedi ki: Bundan anlaşıldığına göre oku av hayvanını yaraladıktan sonra hayvan kaybolur, sonra gelip onu ölmüş olarak bulursa o av'ı yemek helal olmaz. Şafii'nin el-Muhtasar'da zikredilen ifadesinin zahirinden de anlaşılan budur. Nevevı, helal olacağına dair delil daha sahihtir, demiştir. el-Beyhakl ise elMarife adlı eserinde Şafii'den İbn Abbas'ın: "Gördüğünü ye, görmediğini terk et" sözünün anlamını şu şekilde açıkladığını nakletmektedir: "Gördüğünü" ile kasıt, köpeğin gözünün önünde öldürdüğünü gördüğün av hayvanı demektir.

"Görmediğin" ise öldürüldüğüne senin şahit olamadığın demektir. Bana göre böylesi hakkında başka türlüsü caiz olamaz. Ancak bu hususta Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellemiden bir rivayet gelmiş ise o takdirde Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in emrine muhalif olan her şeyortadan yok olur gider, ona karşı ne bir görüş, ne de bir kıyas mukavemet edebilir.

Beyhaki dedi ki: Haber ise yani bu başlıktaki hadisin hükmü ise sabittir. O halde Şafil'nin kabul ettiği görüşün de bu olması gerekir. "İki yahut üç gün" Müslim'de: "Okunu attıktan sonra av hayvanı senin gözünden kaybolup da ona sonradan yetişecek olursan kokuşmadığı sürece ye" şeklindedir. Üç gün sonra ava yetişen kimse hakkındaki lafızda: "Kokuşmadıkça onu ye" denilmektedir.

Böylelikle nihai süreyi av hayvanının kokuşması olarak tespit etmiştir. Mesela, üç gün sonra avı bulup da eğer kokuşmamışsa helaldir. Şayet üç günden önce ama kokuşmuş halde bulursa helal değildir. Hadisin zahiri bunu gerektirmektedir. Nevevl de kokmuşsa yenilmesinin yasaklanmasının tenzihi olduğunu söyleyerek buna cevap vermiştir.

Buna delilolarak' da şunu göstermiştir: Atıcı (avcı) atıştan sonra av hayvanını yakalamayı buluncaya kadar erteleyecek olursa, az önce belirtilen şartlar çerçevesinde helal olur. Av hayvanının onu aramakla birlikte mi bulunmadığı yoksa aramadığı için mi bulunmadığı gibi bulamayışın sebebi hakkında tafsilata ihtiyaç bulunmamaktadır.

Fakat son rivayetteki ibareler arama lehine delil gösterilebilir. Çünkü orada: "İzini takip edip, arkasına düşerse" denilmektedir. Kaybolan avın ne şekilde aranacağı hususunda da görüş ayrılığı vardır. Ebu Hanife'den gelen rivayete göre eğer bir saat (kısa bir süre) aramayı geciktirip, aramayacak olursa helal olmaz. Şayet atışın akabinde arkasından gider ve onu ölü olarak bulursa helaldir.

Şafillerden nakledildiğine göre .ise avı takip etmesi kaçınılmaz bir şeydir. Koşmanın şart olup olmadığı hususunda da iki görüş vardır. Bunların kuvvetli olanına göre hızlıca koşması halinde onu canlı olarak bulacak olsa dahi adeti üzere yürümesi yeterlidir ve bu takdirde helaldir. İmamu'I-Harameyn ise: Arama şeklinin tahakkuk etmesi için az da olsa hızlıca hareket etmesi kaçınılmazdır, demiştir

5486Adi ibn HatimSahih

حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي السَّفَرِ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ

قَالَ قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي أُرْسِلُ كَلْبِي وَأُسَمِّي فَقَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «إِذَا أَرْسَلْتَ كَلْبَكَ وَسَمَّيْتَ، فَأَخَذَ فَقَتَلَ فَأَكَلَ فَلَا تَأْكُلْ، فَإِنَّمَا أَمْسَكَ عَلَى نَفْسِهِ».

قُلْتُ إِنِّي أُرْسِلُ كَلْبِي أَجِدُ مَعَهُ كَلْبًا آخَرَ، لَا أَدْرِي أَيُّهُمَا أَخَذَهُ. فَقَالَ: «لَا تَأْكُلْ فَإِنَّمَا سَمَّيْتَ عَلَى كَلْبِكَ وَلَمْ تُسَمِّ عَلَى غَيْرِهِ». وَسَأَلْتُهُ عَنْ صَيْدِ الْمِعْرَاضِ فَقَالَ: «إِذَا أَصَبْتَ بِحَدِّهِ، فَكُلْ، وَإِذَا أَصَبْتَ بِعَرْضِهِ فَقَتَلَ، فَإِنَّهُ وَقِيذٌ، فَلَا تَأْكُلْ»

I said, “O Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam)! I let loose my hound after a game and mention Allah’s Name on sending it.” The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) said, “If you let loose your hound after a game and you mention Allah’s Name on sending it and the hound catches and kills the game and eats of it, then you should not eat of it, for it has killed it for itself.”

I said, “Sometimes when I send my hound after a game, I find another hound along with it and I do not know which of them has caught the game.” He said, “You must not eat of it because you have not mentioned, the Name of Allah except on sending your own hound, and you did not mention it on the other hound.”

Then I asked him about the game hunted with a Mirad (i.e. a sharp edged piece of wood or a piece of wood provided with a sharp piece of iron used for hunting). He said, “If the game is killed with its sharp edge, you can eat of it, but if it is killed by its broad side (shaft), you cannot eat of it, for then it is like an animal beaten to death with a piece of wood.”

আদী ইবনু হাতিম (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, আমি জিজ্ঞেস করলামঃ হে আল্লাহর রাসূল! আমি ‘বিসমিল্লাহ’ পড়ে আমার কুকুরকে পাঠিয়ে থাকি। নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বললেনঃ তুমি যদি বিসমিল্লাহ পড়ে তোমার কুকুরটিকে পাঠিয়ে থাক, এরপর সে শিকার ধরে মেরে ফেলে এবং কিছুটা খেয়ে নেয়, তা হলে তুমি খেয়ো না। কেননা, সে তো নিজের জন্যই তা ধরেছে।

আমি বললামঃ আমি আমার কুকুরটিকে পাঠালাম, পরে তার সঙ্গে অন্য কুকুরও দেখতে পেলাম। আমি জানি না উভয়ের কে শিকার ধরেছে। নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বললেনঃ তুমি তা খেয়ো না। কেননা, তুমি তো তোমার কুকুরের উপরই ‘বিসমিল্লাহ’ পড়েছ, অন্যটির উপর পড়নি।

আমি তাঁকে তীরের শিকার সম্পর্কে জিজ্ঞেস করলাম। তিনি বললেনঃ যদি তুমি তীরের ধার দিয়ে আঘাত করে থাক, তাহলে খাও। আর যদি পার্শ্বের দ্বারা আঘাত কর আর তাতে তা মারা যায়, তাহলে সেটি ওয়াকীয- থেতলে মারার মধ্যে গণ্য হবে। কাজেই তা খেয়ো না। [১৭৫]

ہم سے آدم بن ابی ایاس نے بیان کیا، کہا ہم سے شعبہ نے بیان کیا، ان سے عبداللہ بن ابی السفر نے، ان سے عامر شعبی نے اور ان سے عدی بن حاتم رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ میں نے عرض کیا یا رسول اللہ! میں ( شکار کے لیے ) اپنا کتا چھوڑتے وقت بسم اللہ پڑھ لیتا ہوں۔

آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ جب کتا چھوڑتے وقت بسم اللہ پڑھ لیا ہو اور پھر وہ کتا شکار پکڑ کے مار ڈالے اور خود بھی کھا لے تو ایسا شکار نہ کھاؤ کیونکہ یہ شکار اس نے خود اپنے لیے پکڑا ہے۔

میں نے کہا کہ میں کتا شکار پر چھوڑتا ہوں لیکن اس کے ساتھ دوسرا کتا بھی مجھے ملتا ہے اور مجھے یہ معلوم نہیں کہ کس نے شکار پکڑا ہے؟ آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ ایسا شکار نہ کھاؤ کیونکہ تم نے اپنے کتے پر بسم اللہ پڑھی ہے دوسرے کتے پر نہیں پڑھی اور میں نے آپ سے بے پر کے تیر یا لکڑی سے شکار کا حکم پوچھا تو آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ اگر شکار نوک کی دھار سے مرا ہو تو کھا لیکن اگر تو نے اس کی چوڑائی سے اسے مارا ہے تو ایسا شکار بوجھ سے مرا ہے پس اسے نہ کھا۔

Telah menceritakan kepada kami [Adam] berkata, telah menceritakan kepada kami [Syu'bah] dari [Abdullah bin Abu As Safar] dari [Asy Sya'bi] dari [Adi bin Hatim] ia berkata, "Aku bertanya, "Wahai Rasulullah, aku telah melepas anjingku dengan menyebut nama Allah?"

Nabi shallallahu 'alaihi wasallam menjawab: "Jika kamu melepas anjingmu dengan menyebut nama Allah, lalu ia menangkap, membunuh dan memakannya, maka janganlah kamu makan. Sebab ia menangkap untuk dirinya sendiri."

Aku bertanya lagi, "Saat melepas anjingku aku mendapatkan ada anjing lain bersamanya, dan aku tidak tahu anjing mana yang telah menangkapnya?" Beliau lalu menjawab: "Jangan kamu makan, sebab engkau menyebut nama Allah hanya untuk anjingmu dan bukan untuk anjing lainnya."

Aku lalu bertanya kepada beliau tentang hasil buruan dengan Mi'radl, maka beliau pun menjawab: "Jika yang mengenai adalah pada bagian yang tajam maka makanlah, namun jika yang mengenai adalah pada bagian yang tumpul hingga terbunuh, sesungguhnya itu adalah Waqidz (hewan yang dibunuh bukan dengan senjata tajam), maka jangan kamu makan

Adiy b. Hatim'den, dedi ki: "Ey Allah'ın Resulü, ben besmele çekerek köpeğimi salıyorum, dedim. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Eğer besmele çekerek köpeğini salıp o da aVi yakalayıp öldürür ve avdan bir şey yerse, sen yeme. Çünkü o kendisi için yakalamış olur." Ben: (Bazen) köpeğimi salarım ama onunla beraber bir başka köpek bulurum da hangisinin o avı yakaladığını bilemezsem (hüküm ne olur), diye sordum.

O: Hayır, yeme. Çünkü sen kendi köpeğini salarken besmele çektin ama başkası için çekmedin diye buyurdu. Yine ona el-mi'rad denilen ucu sivriıtilmiş enli tahtanın avı hakkında sordum da o: Eğer keskin ucuyla isabet ettirirsen ye, şayet enli tarafıyla isabet eder de avı öldürürse o darbe ile öldürülmüş (vakız)dir, bu sebeple yeme, diye buyurdu

5487Adi ibn HatimSahih

حَدَّثَنِي مُحَمَّدٌ، أَخْبَرَنِي ابْنُ فُضَيْلٍ، عَنْ بَيَانٍ، عَنْ عَامِرٍ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ رضى الله عنه

قَالَ: سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقُلْتُ إِنَّا قَوْمٌ نَتَصَيَّدُ بِهَذِهِ الْكِلَابِ. فَقَالَ: «إِذَا أَرْسَلْتَ كِلَابَكَ الْمُعَلَّمَةَ وَذَكَرْتَ اسْمَ اللَّهِ، فَكُلْ مِمَّا أَمْسَكْنَ عَلَيْكَ، إِلاَّ أَنْ يَأْكُلَ الْكَلْبُ، فَلَا تَأْكُلْ فَإِنِّي أَخَافُ أَنْ يَكُونَ إِنَّمَا أَمْسَكَ عَلَى نَفْسِهِ، وَإِنْ خَالَطَهَا كَلْبٌ مِنْ غَيْرِهَا، فَلَا تَأْكُلْ»

I asked the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam), “We hunt with these hounds.” He said, “If you send your trained hounds after a game and mention Allah’s Name on sending, you can eat of what they catch for you. But if the hound eats of the game, then you must not eat of it, for I am afraid that the hound caught it for itself, and if another hound joins your hounds (during the hunt), you should not eat of the game.”

আদী ইবনু হাতিম (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, আমি রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম-কে জিজ্ঞেস করে বললামঃ আমরা এমন সম্প্রদায়, যারা এ সকল কুকুরের দ্বারা শিকার করতে অভ্যস্ত।

তিনি বললেনঃ তুমি যদি আল্লাহর নাম উচ্চারণ করে বিসমিল্লাহ বলে) তোমার প্রশিক্ষণপ্রাপ্ত কুকুরগুলোকে পাঠাও, তাহলে কুকুরগুলো তোমার জন্য যা ধরে রাখবে, তুমি তা খেতে পার। তবে কুকুর যদি কিছুটা খেয়ে ফেলে, তাহলে তুমি খেয়ো না। কেননা, আমার আশঙ্কা হয় যে, সে তখন নিজের জন্যই ধরেছে। আর যদি তার সঙ্গে অন্যান্য কুকুর শামিল হয়, তাহলেও খেয়ো না। [১৭৫]

مجھ سے محمد بن سلام نے بیان کیا، کہا ہم کو محمد ابن فضل نے خبر دی، ان سے بیان بن بشر نے، ان سے عامر شعبی نے اور ان سے عدی بن حاتم رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ میں نے رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم سے پوچھا کہ ہم اس قوم میں سکونت رکھتے ہیں جو ان کتوں سے شکار کرتی ہے۔

آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ جب تم اپنا سکھایا ہوا کتا چھوڑو اور اس پر اللہ کا نام لے لو تو اگر وہ کتا تمہارے لیے شکار لایا ہو تو تم اسے کھا سکتے ہو لیکن اگر کتے نے خود بھی کھا لیا ہو تو وہ شکار نہ کھاؤ کیونکہ اندیشہ ہے کہ اس نے وہ شکار خود اپنے لیے پکڑا ہے اور اگر اس کتے کے ساتھ کوئی دوسرا کتا بھی شکار میں شریک ہو جائے تو پھر شکار نہ کھاؤ۔

Telah menceritakan kepadaku [Muhammad] berkata, telah mengabarkan kepadaku [Ibnu Fudlail] dari [Bayan] dari [Amir] dari [Adi bin Hatim] radliallahu 'anhu, ia berkata, "Aku bertanya kepada Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam, kukatakan, "Kami adalah suatu kaum yang biasa berburu dengan anjing-anjing ini?"

Beliau lalu menjawab: "Jika kamu lepas anjingmu yang telah terlatih dengan menyebut nama Allah, maka makanlah apa yang telah ia tangkap untukmu. Kecuali jika anjing tersebut memakannya, maka jangan kamu makan. Sebab aku kawatir jika anjing itu menangkap untuk dirinya sendiri, dan jika ada anjing lain bersamanya, maka jangan kamu makan juga

Adiy b. Hatim r.a.'dan, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: Biz bu köpeklerle avcılık yapan bir kavimiz, diye sordum. O şöyle buyurdu: Allah'ın adını zikrederek eğitilmiş köpeklerini saldığın takdirde onların senin için tuttuklarından ye. Ancak köpek yemiş ise sen yeme. Çünkü ben köpeğin kendisi için avı yakalamış olacağından korkarım. Şayet aralarına onlardan başka bir köpek karışacak olursa yine yemet

5488Abu ThalabahSahih

حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، عَنْ حَيْوَةَ،. وَحَدَّثَنِي أَحْمَدُ بْنُ أَبِي رَجَاءٍ، حَدَّثَنَا سَلَمَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنِ ابْنِ الْمُبَارَكِ، عَنْ حَيْوَةَ بْنِ شُرَيْحٍ، قَالَ: سَمِعْتُ رَبِيعَةَ بْنَ يَزِيدَ الدِّمَشْقِيَّ، قَالَ: أَخْبَرَنِي أَبُو إِدْرِيسَ، عَائِذُ اللَّهِ قَالَ: سَمِعْتُ أَبَا ثَعْلَبَةَ الْخُشَنِيَّ رضى الله عنه

يَقُولُ أَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا بِأَرْضِ قَوْمٍ أَهْلِ الْكِتَابِ، نَأْكُلُ فِي آنِيَتِهِمْ، وَأَرْضِ صَيْدٍ أَصِيدُ بِقَوْسِي، وَأَصِيدُ بِكَلْبِي الْمُعَلَّمِ، وَالَّذِي لَيْسَ مُعَلَّمًا، فَأَخْبِرْنِي مَا الَّذِي يَحِلُّ لَنَا مِنْ ذَلِكَ فَقَالَ: «أَمَّا مَا ذَكَرْتَ أَنَّكَ بِأَرْضِ قَوْمٍ أَهْلِ الْكِتَابِ،

تَأْكُلُ فِي آنِيَتِهِمْ، فَإِنْ وَجَدْتُمْ غَيْرَ آنِيَتِهِمْ، فَلَا تَأْكُلُوا فِيهَا، وَإِنْ لَمْ تَجِدُوا فَاغْسِلُوهَا ثُمَّ كُلُوا فِيهَا، وَأَمَّا مَا ذَكَرْتَ أَنَّكَ بِأَرْضِ صَيْدٍ، فَمَا صِدْتَ بِقَوْسِكَ، فَاذْكُرِ اسْمَ اللَّهِ، ثُمَّ كُلْ، وَمَا صِدْتَ بِكَلْبِكَ الْمُعَلَّمِ، فَاذْكُرِ اسْمَ اللَّهِ، ثُمَّ كُلْ، وَمَا صِدْتَ بِكَلْبِكَ الَّذِي لَيْسَ مُعَلَّمًا فَأَدْرَكْتَ ذَكَاتَهُ، فَكُلْ»

I came to the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) and said, “O Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam)! We are living in the land of the people of the Scripture and we take our meals in their utensils, and in the land there is game and I hunt with my bow and trained or untrained hounds; please tell me what is lawful for us of that.”

He said, “As for your saying that you are living in the land of the people of the Scripture and that you eat in their utensils, if you can get utensils other than theirs, do not eat in their utensils, but if you do not find (other than theirs), then wash their utensils and eat in them. As for your saying that you are in the land of game, if you hung something with your bow, and have mentioned Allah’s Name while hunting, then you can eat (the game).

And if you hunt something with your trained hound, and have mentioned Allah’s Name on sending it for hunting then you can eat (the game). But if you hunt something with your untrained hound and you were able to slaughter it before its death, you can eat of it.”

আবূ সা‘লাবা খুশানী হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, আমি রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম -এর কাছে এসে বললামঃ হে আল্লাহর রাসূল! আমরা আহলে কিতাব সম্প্রদায়ের এলাকায়বাস করি, তাদের পাত্রে আহার করি। আর আমরা শিকারের অঞ্চলে থাকি, শিকার করি তীর ধনুক দিয়ে, প্রশিক্ষণপ্রাপ্ত কুকুর দিয়ে এবং প্রশিক্ষণপ্রাপ্ত নয় এমন কুকুর দিয়েও।

অতএব আমাকে বলে দিন, এর মধ্যে আমাদের জন্য কোনটি হালাল? তিনি বললেনঃ তুমি যা উল্লেখ করেছ, তুমি আহলে কিতাব সম্প্রদায়ের এলাকায় বসবাস কর, তাদের পাত্রে খানা খাও। তবে যদি তাদের পাত্র ব্যতীত অন্য পাত্র পাও, তাহলে তাদের পাত্রে আহার করো না। আর যদি না পাও, তাহলে ঐগুলো ধুয়ে নিয়ে তাতে আহার করবে। আর তুমি উল্লেখ করেছ যে তুমি শিকারের অঞ্চলে থাক।

তুমি যা তীর ধনুক দ্বারা শিকার কর, তাতে তুমি বিসমিল্লাহ পড়বে এবং তা খাবে। তোমার প্রশিক্ষণপ্রাপ্ত কুকুর দিয়ে যা শিকার কর, তাতে বিসমিল্লাহ পড়বে এং তা খাবে। আর তুমি যদি প্রশিক্ষণহীন কুকুর দ্বারা শিকার কর, সেক্ষেত্রে যদি যবহ করা যায়, তাহলে খেতে পার। [৫৪৭৮] আধুনিক প্রকাশনী- ৫০৮২, ইসলামিক ফাউন্ডেশন

ہم سے ابوعاصم نبیل نے بیان کیا، ان سے حیوہ بن شریح نے (دوسری سند) اور امام بخاری رحمہ اللہ نے کہا، مجھ سے احمد بن ابی رجاء نے بیان کیا، ان سے سلمہ بن سلیمان نے بیان کیا، ان سے عبداللہ بن المبارک نے بیان کیا، ان سے حیوہ بن شریح نے بیان کیا کہ میں نے ربیعہ بن یزید دمشقی سے سنا، کہا کہ مجھے ابوادریس عائذ اللہ نے خبر دی، کہا کہ میں ابوثعلبہ خشنی رضی اللہ عنہ سے سنا، انہوں نے بیان کیا کہ میں رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم کی خدمت میں حاضر ہوا اور عرض کیا: یا رسول اللہ!

ہم اہل کتاب کے ملک میں رہتے ہیں اور ان کے برتن میں کھاتے ہیں اور ہم شکار کی زمین میں رہتے ہیں، جہاں میں اپنے تیر سے شکار کرتا ہوں اور اپنے سدھائے ہوئے کتے سے۔ تو اس میں سے کیا چیز ہمارے لیے جائز ہے؟

آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا تم نے جو یہ کہا ہے کہ تم اہل کتاب کے ملک میں رہتے ہو اور ان کے برتن میں بھی کھاتے ہو تو اگر تمہیں ان کے برتنوں کے سوا دوسرے برتن مل جائیں تو ان کے برتنوں میں نہ کھاؤ لیکن ان کے برتنوں کے سوا دوسرے برتن نہ ملیں تو انہیں دھو کر پھر ان میں کھاؤ اور تم نے شکار کی سر زمین کا ذکر کیا ہے تو جو شکار تم اپنے تیر سے مارو اور تیر چلاتے وقت اللہ کا نام لیا ہو تو اسے کھاؤ اور جو شکار تم نے اپنے سدھائے ہوئے کتے سے کیا ہو اور اس پر اللہ کا نام لیا ہو تو اسے کھاؤ اور جو شکار تم نے اپنے بلا سدھائے کتے سے کیا ہو اور اسے ذبح بھی خود ہی کیا ہو تو اسے بھی کھاؤ۔

Telah menceritakan kepada kami [Abu Ashim] dari [Haiwah bin Syuraih]. (dalam jalur lain disebutkan) Telah menceritakan kepadaku [Ahmad bin Abu Raja`] berkata, telah menceritakan kepada kami [Salamah bin Sulaiman] dari [Ibnul Mubarak] dari [Haiwah bin Syuraih] ia berkata; Aku mendengar [Rabi'ah Yazid bin Ad Dimasyqi] berkata; telah mengabarkan kepadaku [Abu Idris Aidzullah] ia berkata, "Aku mendengar [Abu Tsa'labah] radliallahu 'anhu berkata, "Aku mendatangi Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam, lalu kukatakan kepada beliau, "Wahai Rasulullah, kami berada di wilayah orang-orang ahli kitab dan makan dengan bejana-bejana mereka, kami juga tinggal di daerah yang suka berburu, lalu kami berburu dengan tombak dan anjing, baik yang terlatih maupun yang tidak terlatih.

Maka kabarkanlah kepada kami, apa yang halal untuk kami dari itu semua?" Beliau lalu menjawab, "Sebagaimana yang kamu sebutkan bahwa kamu tinggal di wilayah ahli kitab dan makan dengan bejana mereka, maka jika kalian mendapatkan bejana yang lain janganlah kalian makan dengan bejana-bejana mereka, jika tidak mendapatkan maka cucilah bejana tersebut lalu makanlah dengannya.

Sedangkan masalahmu bahwa kamu tinggal di wilayah yang suka berburu, maka apa yang kamu hasilkan dengan anak panahmu, maka sebutlah nama Allah lalu makanlah. Kemudian hewan buruan yang ditangkap oleh anjingmu yang terlatih, maka sebutlah nama Allah lalu makanlah. Dan buruan yang dihasilkan oleh anjingmu yang tidak terlatih, dan kamu sempat menyembelihnya maka makanlah

Ebu. Sa'lebe el-Huşeni r.a.'dan, dedi ki: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna gidip: Ey Allah'ın Rasulü, biz kitap ehli olan bir kavmin diyarında bulunuyoruz. Onların kaplarından yemek yiyoruz (yiyebilir miyiz)? Ayrıca avcılık yapılan bir diyardayız. Ben yayımla avlandığım gibi, eğitilmiş olan köpeğimle de, eğitilmemiş olan köpeğimle de avlandığım oluyor.

Bunlardan bize nelerin helalolduğunu bana bildir, dedim. Allah Rasulü şöyle buyurdu: Senin kitap ehli bir kavmin diyarında olduğunu ve onların kaplarında yemek yediğini söyledin. Eğer onların kapları dışında başka kaplar bulabilirseniz onların kaplarında yemeyiniz. Eğer başka kap bulamazsanız, o kapları yıkayınız, sonra onlarda yemek yiyebilirsiniz.

Avcılık yapılan bir diyarda olduğunu da söz konusu ettin. Yayınla avlandığın takdirde Allah'ın ismini zikret, sonra ye. Eğitilmiş olan köpeğin vasıtası ile avlandığın takdirde yine Allah'ın adını an, sonra ye. Eğitilmemiş olan köpeğinle avlanmana gelince, eğer onu yetişip tezkiye edebilirsen (şer'l esaslara uygun kesebilirsen) yiyebilirsin

5489Anas ibn MalikSahih

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ شُعْبَةَ، قَالَ: حَدَّثَنِي هِشَامُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ رضى الله عنه

قَالَ أَنْفَجْنَا أَرْنَبًا بِمَرِّ الظَّهْرَانِ، فَسَعَوْا عَلَيْهَا حَتَّى لَغِبُوا، فَسَعَيْتُ عَلَيْهَا حَتَّى أَخَذْتُهَا، فَجِئْتُ بِهَا إِلَى أَبِي طَلْحَةَ، فَبَعَثَ إِلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِوَرِكِهَا وَفَخِذَيْهَا فَقَبِلَهُ

We provoked a rabbit at Marr Az-Zahran till it started jumping. My companions chased it till they got tired. But I alone ran after it and caught it and brought it to Abu Talha. He sent both its legs to the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) who accepted them.

আনাস ইবনু মালিক (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, আমরা মাররুয যাহরান নামক স্থানে একটি খরগোশের পেছনে ধাওয়া করলাম। লোকজন তার পেছনে ছুটল এবং তারা ব্যর্থ হয়। এরপর আমি পেছনে ছুটলাম। অবশেষে সেটি ধরে ফেললাম। তারপর আমি এটিকে আবূ ত্বলহার নিকট নিয়ে এলাম। তিনি এটির উভয় রান ও নিতম্ব নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম-এর নিকট পাঠালেন। তিনি তা গ্রহণ করেন।

ہم سے مسدد نے بیان کیا، کہا ہم سے یحییٰ بن سعید قطان نے بیان کیا، ان سے شعبہ نے بیان کیا، ان سے ہشام بن زید نے بیان کیا اور ان سے انس بن مالک رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ مرالظہران ( مکہ کے قریب ایک مقام ) میں ہم نے ایک خرگوش کو ابھارا لوگ اس کے پیچھے دوڑے مگر نہ پایا پھر میں اس کے پیچھے لگا اور میں نے اسے پکڑ لیا اور اسے ابوطلحہ رضی اللہ عنہ کے پاس لایا، انہوں نے نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کی خدمت میں اس کا کولھا اور دونوں رانیں بھیجیں تو آپ نے انہیں قبول فرما لیا۔

Telah menceritakan kepada kami [Musaddad] berkata, telah menceritakan kepada kami [Yahya] dari [Syu'bah] ia berkata; telah menceritakan kepadaku [Hisyam bin Zaid] dari [Anas bin Malik] radliallahu 'anhu, ia berkata, "Kami mengejar kelinci di Marru Zhahran (nama tempat), orang-orang berusaha untuk menangkapnya hingga mereka pun kelelahan.

Maka aku pun ikut mengejarnya hingga aku dapat menangkapnya, kemudian kelinci itu aku bawa kepada Abu Thalhah. Setelah itu ia mengirimkan kedua kaki atau paha kelinci tersebut kepada Nabi shallallahu 'alaihi wasallam, dan beliau pun menerimanya

Enes b. Maıik r.a.dan, dedi ki: "Merru'z-Zahran denilen yerde bir tavşanın peşine takıldık. Yoruluncaya kadar onu yakalamak için koşuşup durdular. Daha sonra ben onun arkasından koştum ve nihayet onu yakaladım. Onu alıp Ebu Talha'ya götürdüm, o da onun uyluklarının üst tarafını yahut iki budunu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gönderdi, o da bunu kabul etti

5490Abu Qatadah al-AnsariSahih

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ: حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ أَبِي النَّضْرِ، مَوْلَى عُمَرَ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ عَنْ نَافِعٍ، مَوْلَى أَبِي قَتَادَةَ عَنْ أَبِي قَتَادَةَ

أَنَّهُ كَانَ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ حَتَّى إِذَا كَانَ بِبَعْضِ طَرِيقِ مَكَّةَ تَخَلَّفَ مَعَ أَصْحَابٍ لَهُ مُحْرِمِينَ، وَهْوَ غَيْرُ مُحْرِمٍ، فَرَأَى حِمَارًا وَحْشِيًّا، فَاسْتَوَى عَلَى فَرَسِهِ، ثُمَّ سَأَلَ أَصْحَابَهُ أَنْ يُنَاوِلُوهُ سَوْطًا،

فَأَبَوْا فَسَأَلَهُمْ رُمْحَهُ فَأَبَوْا فَأَخَذَهُ ثُمَّ شَدَّ عَلَى الْحِمَارِ، فَقَتَلَهُ فَأَكَلَ مِنْهُ بَعْضُ أَصْحَابِ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَأَبَى بَعْضُهُمْ، فَلَمَّا أَدْرَكُوا رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ سَأَلُوهُ عَنْ ذَلِكَ فَقَالَ: «إِنَّمَا هِيَ طُعْمَةٌ أَطْعَمَكُمُوهَا اللَّهُ»

That once he was with the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) (on the way to Mecca). When he had covered some of the way to Mecca, he and some companions of his, who were in the state of Ihram. remained behind the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) while Abu Qatadah himself was not in the state of Ihram.

Abu Qatadah, seeing an onager rode his horse and asked his companions to hand him a whip, but they refused. He then asked them to hand him his spear, but they refused. Then he took it himself and attacked the onager and killed it. Some of the Companions of the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) ate of it, but some others refused to eat.

When they met the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) they asked him about that. He said, “It was meal given to you by Allah.”

আবূ ক্বাতাদাহ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর সঙ্গে ছিলেন। অবশেষে তিনি মক্কার কোন এক রাস্তা পর্যন্ত পৌঁছলে তিনি তাঁর কয়েকজন সঙ্গীসহ পেছনে পড়ে গেলেন। তাঁরা ছিলেন ইহরাম বাঁধা অবস্থায়। আর তিনি ছিলেন ইহরাম বিহীন। তিনি একটি বন্য গাধা দেখতে পেয়ে তার ঘোড়ার উপর উঠলেন। তারপর সাথীদেরকে অনুরোধ করলেন তাঁর হাতে তাঁর চাবুক তুলে দিতে।

তাঁরা অস্বীকার করলেন। অবশেষে তিনি নিজেই সেটি তুলে নিলেন এবং গাধাটির পিছনে দ্রুত গতিতে ছুটলেন এবং সেটিকে হত্যা করলেন। নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর সাহাবীদের কেউ কেউ তা খেলেন, আবার কেউ কেউ তা খেতে অস্বীকার করলেন। পরিশেষে তাঁরা যখন নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর কাছে পৌঁছলেন তখন তাঁরা এ বিষয়ে জিজ্ঞেস করলেন। তিনি বললেনঃ এটি তো এমন খাদ্য যা আল্লাহ তা‘আলা তোমাদের খাওয়ার জন্য দিয়েছেন। [১৮২১]

ہم سے اسماعیل نے بیان کیا، کہا کہ مجھ سے امام مالک نے بیان کیا، ان سے عمر بن عبیداللہ کے غلام ابوالنضر نے، ان سے ابوقتادہ رضی اللہ عنہ کے غلام نافع نے اور ان سے ابوقتادہ رضی اللہ عنہ نے کہ وہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم کے ساتھ تھے وہ مکہ کے راستہ میں ایک جگہ پر اپنے بعض ساتھیوں کے ساتھ جو احرام باندھے ہوئے تھے پیچھے رہ گئے خود ابوقتادہ رضی اللہ عنہ احرام سے نہیں تھے اسی عرصہ میں انہوں نے ایک گورخر دیکھا اور ( اسے شکار کرنے کے ارادہ سے ) اپنے گھوڑے پر بیٹھ گئے۔

اس کے بعد اپنے ساتھیوں سے ( جو محرم تھے ) کوڑا مانگا لیکن انہوں نے دینے سے انکار کیا پھر اپنا نیزہ مانگا لیکن اسے بھی اٹھانے کے لیے وہ تیار نہیں ہوئے تو انہوں نے وہ خود اٹھایا اور گورخر پر حملہ کیا اور اسے شکار کر لیا پھر بعض نے اس کا گوشت کھایا اور بعض نے کھانے سے انکار کیا۔

اس کے بعد جب وہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کی خدمت میں حاضر ہوئے تو اس کا حکم پوچھا آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ یہ تو ایک کھانا تھا جو اللہ نے تمہارے لیے مہیا کیا تھا۔

Telah menceritakan kepada kami [Ismail] ia berkata; telah menceritakan kepadaku [Malik] dari [Abu An Nadlr] mantan budak Umar bin Ubaidullah, dari [Nafi'] mantan budak Abu Qatadah dari [Abu Qatadah], Bahwasanya ia pernah bersama Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam, hingga ketika mereka sampai di jalanan Makkah, ia dan para sahabatnya yang sedang mengenakan pakaian ihram tertinggal, saat itu dia sendiri yang tidak ihram.

Lalu ia melihat seekor keledai liar, maka ia segera menaiki kudanya (untuk menangkap keledai tersebut). Ia minta kepada para sahabatnya untuk mengambilkan cambuknya yang jatuh namun mereka menolak, lalu ia minta diambilkan tombaknya dan mereka juga menolak. Maka ia pun mengambil sendiri kemudian menangkap keledai tersebut dan membunuhnya.

Sebagian sahabatnya ada yang ikut memakan dagingnya, dan ada juga yang menolak. Ketika mereka dapat menyusul Nabi shallallahu 'alaihi wasallam, mereka pun menanyakan hal itu kepada beliau. Maka jawab beliau: "Itu adalah makanan yang Allah berikan kepada kalian."

Telah menceritakan kepada kami [Ismail], ia berkata; telah menceritakan kepadaku [Malik] dari [Zaid bin Aslam] dari [Atha' bin Yasar] dari [Abu Qatadah] seperti itu, beliau bersabda; apakah kalian memiliki sesuatu dari dagingnya?

Ebu Katade'den rivayete göre o (Hudeybiye yılında seferde) Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte idi. Mekke yolunun bir kısmında oldukları sırada ihramlı olan birkaç arkadaşı ile birlikte geri kalmıştı. Ebu Katade'nin kendisi ise ihrama girmemişti. Yabani bir eşek gördü, atına bindi. Sonra da arkadaşlarından kendisine bir kamçı vermelerini istediyse de onlar kabul etmediler.

Mızrağını vermelerini istedi, yine kabul etmediler. Bu sefer kendisi mızrağını aldı, sonra da eşeğin peşinden hızlı ca koştu ve onu öldürdü. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ashabından bazıları o yabani eşekten yedikleri halde, bazıları da yemeyi kabul etmedi. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e yetiştiklerinde ona bu durumu sordular. Allah Rasulü bunun üzerine: "O, Allah'ın size yiyesiniz diye ihsan ettiği bir yiyecektir, buyurdu

5491Abu Qatadah al-AnsariSahih

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ: حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي قَتَادَةَ

مِثْلَهُ إِلاَّ أَنَّهُ قَالَ: «هَلْ مَعَكُمْ مِنْ لَحْمِهِ شَىْءٌ»

(the same Hadith above, but he added); The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) asked, “Is there any of its meat left with you?”

আবূ ক্বাতাদাহ (রাঃ)-এর সূত্রে এরকমই বর্ণিত। তবে এতে আছে যে, তিনি বললেনঃ তোমাদের সঙ্গে কি তার কিছু গোশত আছে? [১৮২১]

ہم سے اسماعیل نے بیان کیا، کہا کہ مجھ سے امام مالک نے بیان کیا، ان سے زید بن اسلم نے، ان سے عطاء بن یسار نے اور ان سے ابوقتادہ رضی اللہ عنہ نے اسی طرح روایت کیا البتہ اس روایت میں یہ لفظ زیادہ ہے کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے پوچھا تھا کہ تمہارے پاس اس کا کچھ گوشت بچا ہوا ہے یا نہیں۔

Yine Ebu Katade'den, benzeri bir rivayet nakledilmiş bulunmaktadır. Ancak oradaki rivayete göre Allah Rasulü: "Beraberinizde onun etinden bir şey kaldı mı" diye sordu. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Avcılık yapmak hakkında hadisler."

İbnu'l-Müneyyir dedi ki: Buhari'nin bu başlıktan maksadı, geçimi avlanmaya bağlı kimselerin avcılıkla uğraşmalarının meşru olduğuna, başka şeyler ile geçinen kimselerin arızi olarak av yapmalarının mubah olduğuna, ama asıl ihtilatın bulunduğu noktanın, sadece eğlenmek amacıyla avlanmak olduğuna işaret etmektedir. Derim ki: Buna dair açıklamalar birinci başlıkta geçmiş bulunmaktadır

5492Abu Qatadah al-AnsariSahih

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ: حَدَّثَنِي ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنَا عَمْرٌو، أَنَّ أَبَا النَّضْرِ، حَدَّثَهُ عَنْ نَافِعٍ، مَوْلَى أَبِي قَتَادَةَ وَأَبِي صَالِحٍ مَوْلَى التَّوْأَمَةِ سَمِعْتُ أَبَا قَتَادَةَ

قَالَ كُنْتُ مَعَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِيمَا بَيْنَ مَكَّةَ وَالْمَدِينَةِ وَهُمْ مُحْرِمُونَ وَأَنَا رَجُلٌ حِلٌّ عَلَى فَرَسٍ، وَكُنْتُ رَقَّاءً عَلَى الْجِبَالِ، فَبَيْنَا أَنَا عَلَى ذَلِكَ إِذْ رَأَيْتُ النَّاسَ مُتَشَوِّفِينَ لِشَىْءٍ، فَذَهَبْتُ أَنْظُرُ، فَإِذَا هُوَ حِمَارُ وَحْشٍ فَقُلْتُ لَهُمْ مَا هَذَا قَالُوا: لَا نَدْرِي.

قُلْتُ هُوَ حِمَارٌ وَحْشِيٌّ. فَقَالُوا هُوَ مَا رَأَيْتَ. وَكُنْتُ نَسِيتُ سَوْطِي فَقُلْتُ لَهُمْ نَاوِلُونِي سَوْطِي. فَقَالُوا: لَا نُعِينُكَ عَلَيْهِ. فَنَزَلْتُ فَأَخَذْتُهُ، ثُمَّ ضَرَبْتُ فِي أَثَرِهِ، فَلَمْ يَكُنْ إِلاَّ ذَاكَ، حَتَّى عَقَرْتُهُ، فَأَتَيْتُ إِلَيْهِمْ فَقُلْتُ لَهُمْ قُومُوا فَاحْتَمِلُوا. …

قَالُوا: لَا نَمَسُّهُ. فَحَمَلْتُهُ حَتَّى جِئْتُهُمْ بِهِ، فَأَبَى بَعْضُهُمْ، وَأَكَلَ بَعْضُهُمْ، فَقُلْتُ أَنَا أَسْتَوْقِفُ لَكُمُ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَأَدْرَكْتُهُ فَحَدَّثْتُهُ الْحَدِيثَ فَقَالَ لِي «أَبَقِيَ مَعَكُمْ شَىْءٌ مِنْهُ». قُلْتُ: نَعَمْ. فَقَالَ: «كُلُوا فَهْوَ طُعْمٌ أَطْعَمَكُمُوهَا اللَّهُ»

I was with the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) (on a journey) between Mecca and Medina, and all of them, (i.e. the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) and his companions) were in the state of Ihram, while I was not in that state. I was riding my horse and I used to be fond of ascending mountains. So while I was doing so I noticed that the people were looking at something.

I went to see what it was, and behold it was an onager. I asked my companions, “What is that?” They said, “We do not know.” I said, “It is an onager.” They said, “It is what you have seen.” …

I had left my whip, so I said to them, “Hand to me my whip.” They said, “We will not help you in that (in hunting the onager).” I got down, took my whip and chased the animal (on my horse) and did not stop till I killed it.

I went to them and said, “Come on, carry it!” But they said, “We will not even touch it.” At last I alone carried it and brought it to them. Some of them ate of it and some refused to eat of it.

I said (to them), “I will ask the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) about it (on your behalf).” When I met the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam), I told him the whole story.

He said to me, “Has anything of it been left with you?” I said, “Yes.” He said, “Eat, for it is a meal Allah has offered to you.”

আবূ ক্বাতাদাহ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, আমি মক্কা ও মদিনার মধ্যবর্তী সফরে নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর সঙ্গে ছিলাম। অন্যরা ছিলেন ইহরাম বাঁধা অবস্থায়। আর আমি ছিলাম ইহরাম বিহীন এবং ঘোড়ার উপর সাওয়ার। পর্বত আরোহণে আমি ছিলাম দক্ষ। এমন সময়ে আমি লোকজনকে দেখলাম যে, তারা আগ্রহ নিয়ে কি যেন দেখছে। কাজেই আমিও দেখতে লাগলাম।

হঠাৎ দেখি একটি বন্য গাধা। আমি লোকজনকে জিজ্ঞেস করলামঃ এটি কী? তারা উত্তর দিলঃ আমরা জানি না। আমি বললামঃ এটি বন্য গাধা? তারা বললঃ এটি তাই তুমি যা দেখছ। আমি আমার চাবুকের কথা ভুলে গিয়েছিলাম, তাই তাদের বললামঃ আমাকে আমার চাবুকটি তুলে দাও। …

তারা বললঃ আমরা তোমাকে এ ব্যাপারে সাহায্য করব না। কাজেই আমি নেমে চাবুকটি তুলে নিলাম। তারপর সেটির পেছনে ছুটলাম। অবশেষে আমি সেটিকে ঘায়েল করলাম এবং তাদের কাছে নিয়ে এসে বললামঃ যাও, এটাকে তুলে নিয়ে এসো।

তারা বললঃ আমরা ওটিকে স্পর্শ করব না। তখন আমি নিজেই সেটিকে তুলে তাদের কাছে নিয়ে এলাম। তাদের মধ্যে কয়েকজন তা খেতে অসম্মতি প্রকাশ করল। আর কয়েকজন তা খেল। আমি বললামঃ আমি নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম -এর নিকট থেকে তোমাদের জন্য এ সম্পর্কে জেনে নেব। এরপর আমি তাঁকে পেলাম এবং এ ঘটনা শুনালাম।

তিনি আমাকে বললেনঃ তোমাদের সঙ্গে সেটির অবশিষ্ট কিছু আছে কি? আমি বললামঃ হাঁ। তিনি বললেনঃ খাও। কারণ, এটি তো এমন খাদ্য যা আল্লাহ তোমাদের খাওয়ার জন্য দিয়েছেন। [১৫২১]

ہم سے یحییٰ بن سلیمان نے بیان کیا، کہا کہ مجھ سے ابن وہب نے بیان کیا، انہیں عمرو نے خبر دی، ان سے ابوالنضر نے بیان کیا، ان سے ابوقتادہ کے غلام نافع اور توامہ کے غلام ابوصالح نے کہ انہوں نے ابوقتادہ رضی اللہ عنہ سے سنا، انہوں نے بیان کیا کہ میں مکہ اور مدینہ کے درمیان راستے میں نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کے ساتھ تھا۔

دوسرے لوگ تو احرام باندھے ہوئے تھے لیکن میں احرام میں نہیں تھا اور ایک گھوڑے پر سوار تھا۔ میں پہاڑوں پر چڑھنے کا بڑا عادی تھا پھر اچانک میں نے دیکھا کہ لوگ للچائی ہوئی نظروں سے کوئی چیز دیکھ رہے ہیں۔ میں نے جو دیکھا تو ایک گورخر تھا۔ …

میں نے ان سے پوچھا کہ یہ کیا ہے؟ لوگوں نے کہا ہمیں معلوم نہیں! میں نے کہا کہ یہ تو گورخر ہے۔ لوگوں نے کہا کہ جو تم نے دیکھا ہے وہی ہے۔

میں اپنا کوڑا بھول گیا تھا اس لیے ان سے کہا کہ مجھے میرا کوڑا دے دو لیکن انہوں نے کہا کہ ہم اس میں تمہاری کوئی مدد نہیں کریں گے ( کیونکہ ہم محرم ہیں ) میں نے اتر کر خود کوڑا اٹھایا اور اس کے پیچھے سے اسے مارا، وہ وہیں گر گیا پھر میں نے اسے ذبح کیا اور اپنے ساتھیوں کے پاس اسے لے کر آیا۔

میں نے کہا کہ اب اٹھو اور اسے اٹھاؤ، انہوں نے کہا کہ ہم اسے نہیں چھوئیں گے۔ چنانچہ میں ہی اسے اٹھا کر ان کے پاس لایا۔ بعض نے تو اس کا گوشت کھایا لیکن بعض نے انکار کر دیا پھر میں نے ان سے کہا کہ اچھا میں اب تمہارے لیے نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم سے رکنے کی درخواست کروں گا۔

میں نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کے پاس پہنچا اور آپ سے واقعہ بیان کیا، آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ تمہارے پاس اس میں سے کچھ باقی بچا ہے؟ میں نے عرض کیا جی ہاں۔ فرمایا کھاؤ کیونکہ یہ ایک کھانا ہے جو اللہ تعالیٰ نے تم کو کھلایا ہے۔

Telah menceritakan kepada kami [Yahya bin Sulaiman Al Ju'fi] berkata; telah menceritakan kepadaku [Ibnu Wahb] berkata, telah mengabarkan kepada kami [Amru] bahwa [Abu An Nadlr] menceritakan kepadanya dari [Nafi] mantan budak Abu Qatadah, dan [Abu Shalih] mantan budak At Tau`amah ia berkata, Aku mendengar [Abu Qatadah] berkata, "Aku bersama Nabi shallallahu 'alaihi wasallam berada di suatu daerah antara Makkah dan Madinah, saat itu para sahabat sedang ihram.

Sementara aku tidak melakukan ihram, dan sedang di atas kuda. Ketika aku sedang berada di atas gunung, aku melihat orang-orang berkerumun melihat sesuatu, kemudian aku pergi ke arah mereka dan ternyata yang mereka lihat itu adalah keledai liar. …

Aku lalu bertanya kepada mereka, "Apa ini?" Mereka menjawab, "Kami tidak tahu." Aku pun berkata, "Itu adalah keledai liar." Mereka lantas berkata, "Ya itu adalah sebagaimana yang kamu lihat."

Saat itu aku lupa dengan cambukku, maka aku pun berkata kepada mereka, "Tolong ambilkan cambukku." Mereka menjawab, "Kami tidak akan menolong kamu dalam masalah itu." Aku lalu turun dan mengambilnya sendiri, kemudian aku mengikuti jejak keledai liar tersebut hingga dapat menangkap dan menyembelihnya. Kemudian aku datang menemui mereka dan kukatakan, "Bangun dan angkatlah."

Mereka menjawab, "Kami tidak akan menyentuhnya." Maka aku pun membawa ke hadapan mereka, lalu sebagian mereka ada yang makan dan sebagian lain tidak mau memakannya. Aku lalu berkata kepada mereka, "Aku akan sampaikan kepada Nabi shallallahu 'alaihi wasallam akan keberatan kalian." Kemudian aku menyusul beliau dan menceritakan kejadian tersebut, beliau pun bersabda kepadaku: "Apakah kalian masih mempunyai sisa dagingnya?" Aku jawab, "Ya." Beliau bersabda lagi: "Itu adalah makanan yang Allah berikan kepada kalian

Ebu Katade'den dedi ki: "Mekke ile Medine arasında Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte idim. Onlar ihramlı oldukları halde ben ihrama girmemiş, atımın üzerinde yolculuk yapıyordum. Ben dağlara çokça çıkan birisi idim. Bu durumda iken insanların bir şeye bakıp durduklarını gördüm. Ben de ona bakmaya çalıştım. Onun yabani bir eşek olduğunu gördüm.

Onlara: Bu ne, diye sordum. Onlar: Bilmiyoruz dediler. Ben: O bir yabani eşektir, dedim; Bu sefer onlar: Evet, o gördüğün gibidir dediler. Kamçımı unutmuş -idim, onlara: Bana kamçımı uzatınız, dedim. Onlar: O hayvanı yakalaman için sana yardım etmeyiz, dediler. Bunun üzerine inip kamçımı kendim aldım. Sonra onun peşine takıldım. …

Fazla zaman geçmeden ona yetiştim ve ayaklarından yaraladım. Arkadaşlarımın yanına gittim, onlara: Kalkın da onu taşıyın dedimse de, onlar: Hayır elimizi ona değdirmeyiz, dediler. Ben de o yabani eşeği taşıyıp onların yanına kadar götürdüm. Bazıları ondan yemedi, bazıları da yedi. Bunun üzerine ben: Sizin için Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gidip bunun yenilip yenilmeyeceğini soracağım, dedim.

Sonra ona yetiştim ve olanı biteni anlattım. Bana: Yanınızda ondan bir şey kaldı mı diye sordu. Ben: Evet, dedim. Allah Rasulü: Yiyiniz, bu Allah'ın sizlere yemeniz için ihsan ettiği bir rızıktır, buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: 'Dağlardaavıanmak." Buhari bu başlık altında Ebu Katade'nin rivayet ettiği yabani eşek olayı ile ilgili hadisi zikretmektedir.

Çünkü bu rivayette: "Ve ben dağların üzerine çokça tırmanan birisi idim" ifadelerinden dolayıdır. Bu da dağların yüksek yerlerine, tepelerine çokça çıkardım anlamındadır.

İbnu'l-Müneyyir dedi ki: Bu başlık ile kendisi ya da bineği lehine bir maksat gözeten kimsenin maksadının mubah olması halinde, zorluklara katlanmanın caiz olduğuna dikkat çekmek istemiştir. Ayrıca dağlarda avlanmanın hükmünün düzlükte avlanmak gibi olduğuna, ihtiyaç dolayısı ile yürünmesi zor yerlerde atkoşturmanın caiz olduğuna ve bunun hayvana bir çeşit azap kalbilinden olmadığına da dikkat çekmektedir

5493Amr ibn DinarSahih

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، قَالَ: أَخْبَرَنِي عَمْرٌو

أَنَّهُ سَمِعَ جَابِرًا رضى الله عنه يَقُولُ غَزَوْنَا جَيْشَ الْخَبَطِ وَأُمِّرَ أَبُو عُبَيْدَةَ فَجُعْنَا جُوعًا شَدِيدًا فَأَلْقَى الْبَحْرُ حُوتًا مَيِّتًا لَمْ يُرَ مِثْلُهُ يُقَالُ لَهُ الْعَنْبَرُ فَأَكَلْنَا مِنْهُ نِصْفَ شَهْرٍ فَأَخَذَ أَبُو عُبَيْدَةَ عَظْمًا مِنْ عِظَامِهِ فَمَرَّ الرَّاكِبُ تَحْتَهُ

We went out in a campaign and the army was called The Army of the Khabat, and Abu Ubaida was our commander. We were struck with severe hunger. Then the sea threw a huge dead fish called Al- Anbar, the like of which had never been seen. We ate of it for half a month, and then Abu Ubaida took one of its bones (and made an arch of it) so that a rider could easily pass under it.

জাবির (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, আমরা ‘জায়শুল খাবত’ অভিযানে ছিলাম। আমাদের সেনাপতিকরা হয়েছিল আবূ ‘উবাইদাহ (রাঃ)-কে। এক সময় আমরা অত্যধিক ক্ষুধার্ত হয়ে পড়লে, সমুদ্র এমন একটি মৃত মাছ তীরে নিক্ষেপ করল যে, এত বড় মাছ কখনো দেখা যায়নি। এটিকে ‘আম্বর’ বলা হয়। আমরা অর্ধমাস এটি খেলাম। আবূ ‘উবাইদাহ এর একটি হাড় তুলে ধরলেন এবং এর নীচে দিয়ে একজন অশ্বারোহী (অনায়াসে) অতিক্রম করে গেল। [২৪৮৩]

ہم سے مسدد نے بیان کیا، کہا ہم سے یحییٰ قطان نے بیان کیا، ان سے ابن جریج نے کہا کہ مجھے عمرو نے خبر دی اور انہوں نے جابر رضی اللہ عنہ سے سنا، انہوں نے بیان کیا کہ ہم غزوہ خبط میں شریک تھے، ہمارے امیر الجیش ابوعبیدہ رضی اللہ عنہ تھے۔ ہم سب بھوک سے بیتاب تھے کہ سمندر نے ایک مردہ مچھلی باہر پھینکی۔

ایسی مچھلی دیکھی نہیں گئی تھی۔ اسے عنبر کہتے تھے، ہم نے وہ مچھلی پندرہ دن تک کھائی۔ پھر ابوعبیدہ رضی اللہ عنہ نے اس کی ایک ہڈی لے کر ( کھڑی کر دی ) تو وہ اتنی اونچی تھی کہ ایک سوار اس کے نیچے سے گزر گیا۔

Telah menceritakan kepada kami [Musaddad] berkata, telah menceritakan kepada kami [Yahya] dari [Ibnu Juraij] ia berkata; telah mengabarkan kepadaku [Amru] Bahwasanya ia mendengar [Jabir] radliallahu 'anhu berkata, "Kami berperang dalam pertempuran Khabath, dan saat itu yang diangkat sebagai pemimpin adalah Abu Ubaidah. Kemudian kami merasakan kelaparan yang melilit, lalu laut mendamparkan seekor hiu besar yang disebut dengan nama al Anbar, dan belum pernah ada ikan sebesar itu.

Maka selama setengah bulan kami hanya makan darinya, Abu Ubaidah lalu mengambil satu tulang dari ikan tersebut, dan (karena besarnya) seorang penunggang kuda dapat lewat di bawahnya

ibn Abbas dedi ki: Denizin yiyeceği onda ölen (meyte)dir. Ancak kendisinden tiksinip pis saydığın bu türden değildir. Yahudiler yılan balığını yemezler ama bizler onu yeriz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ashabından olan Şureyh şöyle demiştir: Denizde bulunan her şey şer'i usule uygun kesilmiş demektir

5494Jabir ibn AbdullahSahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو

قَالَ: سَمِعْتُ جَابِرًا، يَقُولُ بَعَثَنَا النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ثَلَاثَمِائَةِ رَاكِبٍ وَأَمِيرُنَا أَبُو عُبَيْدَةَ نَرْصُدُ عِيرًا لِقُرَيْشٍ فَأَصَابَنَا جُوعٌ شَدِيدٌ حَتَّى أَكَلْنَا الْخَبَطَ، فَسُمِّيَ جَيْشَ الْخَبَطِ وَأَلْقَى الْبَحْرُ حُوتًا يُقَالُ لَهُ الْعَنْبَرُ فَأَكَلْنَا نِصْفَ شَهْرٍ وَادَّهَنَّا بِوَدَكِهِ حَتَّى صَلَحَتْ أَجْسَامُنَا قَالَ فَأَخَذَ أَبُو عُبَيْدَةَ ضِلَعًا مِنْ أَضْلَاعِهِ فَنَصَبَهُ فَمَرَّ الرَّاكِبُ تَحْتَهُ، وَكَانَ فِينَا رَجُلٌ فَلَمَّا اشْتَدَّ الْجُوعُ نَحَرَ ثَلَاثَ جَزَائِرَ، ثُمَّ ثَلَاثَ جَزَائِرَ، ثُمَّ نَهَاهُ أَبُو عُبَيْدَةَ

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) sent us as an army unit of three hundred warriors under the command of Abu Ubaida to ambush a caravan of the Quraish. But we were struck with such severe hunger that we ate the Khabat (desert bushes), so our army was called the Army of the Khabat. Then the sea threw a huge fish called Al-Anbar and we ate of it for half a month and rubbed our bodies with its fat till our bodies became healthy.

Then Abu Ubaida took one of its ribs and fixed it over the ground and a rider passed underneath it. There was a man amongst us who slaughtered three camels when hunger became severe, and he slaughtered three more, but after that Abu Ubaida forbade him to do so.

জাবির (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেনঃ নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম আমাদের তিনশ‘ সাওয়ার পাঠালেন- আমাদের সেনাপতি ছিলেন আবূ ‘উবাইদাহ। উদ্দেশ্য ছিল আমরা যেন কুরাইশদের একটি কাফেলার অপেক্ষা করি। তখন আমাদের অত্যন্ত ক্ষিধে পেল। এমন কি আমরা (গাছের পাতা) খেতে আরম্ভ করলাম। ফলে এ বাহিনীর নামকরণ করা হয় ‘‘জায়শুল খাবত’’।

তখন সমুদ্র আম্বর নামক একটি মাছ পাড়ে নিক্ষেপ করে। আমরা এটি থেকে অর্ধমাস আহার করলাম। আমরা এর চর্বি তেল রূপে গায়ে মাখতাম। ফলে আমাদের শরীর সতেজ হয়ে উঠে। আবূ ‘উবাইদাহ মাছটির পাঁজরের কাঁটাগুলোর একটি খাড়া করে ধরলেন, তখন একজন অশ্বারোহী তার নীচ দিয়ে অতিক্রম করে গেল। আমাদের মধ্যে কায়স ইবনু না’দ) এক ব্যক্তি ছিলেন, খাদ্যাভাব তখন ভীষণ আকার ধারণ করেছিল।

তখন তিনি তিনটি উট যবাহ করেন। তারপর আরো তিনটি যবহ করেন। এরপর আবূ ‘উবাইদাহ (রাঃ) তাঁকে নিষেধ করলেন। [২৪৮৩]

ہم سے عبداللہ بن محمد مسندی نے بیان کیا، کہا ہم کو سفیان ثوری نے خبر دی، ان سے عمرو بن دینار نے، انہوں نے جابر رضی اللہ عنہ سے سنا، انہوں نے بیان کیا کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے تین سو سوار روانہ کئے۔ ہمارے امیر ابوعبیدہ رضی اللہ عنہ تھے۔

ہمیں قریش کے تجارتی قافلہ کی نقل و حرکت پر نظر رکھنی تھی پھر ( کھانا ختم ہو جانے کی وجہ سے ) ہم سخت بھوک اور فاقہ کی حالت میں تھے۔ نوبت یہاں تک پہنچ گئی تھی کہ ہم سلم کے پتے ( خبط ) کھا کر وقت گزارتے تھے۔ اسی لیے اس مہم کا نام ”جیش الخبط“ پڑ گیا اور سمندر نے ایک مچھلی باہر ڈال دی۔

جس کا نام عنبر تھا۔ ہم نے اسے آدھے مہینہ تک کھایا اور اس کی چربی تیل کے طور پر اپنے جسم پر ملی جس سے ہمارے جسم تندرست ہو گئے۔ بیان کیا کہ پھر ابو عبیداللہ رضی اللہ عنہ نے اس کی ایک پسلی کی ہڈی لے کر کھڑی کی تو ایک سوار اس کے نیچے سے گزر گیا۔

ہمارے ساتھ ایک صاحب ( قیس بن سعد بن عبادہ رضی اللہ عنہما ) تھے جب ہم بہت زیادہ بھوکے ہوئے تو انہوں نے یکے بعد دیگر تین اونٹ ذبح کر دیئے۔ بعد میں ابوعبیدہ رضی اللہ عنہ نے انہیں اس سے منع کر دیا۔

Telah menceritakan kepada kami [Abdullah bin Muhammad] berkata, telah mengabarkan kepada kami [Sufyan] dari [Amru] ia berkata, "Aku mendengar [Jabir] berkata, "Nabi shallallahu 'alaihi wasallam mengirim kami sejumlah tiga ratus orang penunggang kuda untuk mengintai rombongan dagang Quraiys, dan sebagai pemimpinnya adalah Abu Ubaidah.

Kami kemudian kelaparan dengan kelaparan yang sangat luar biasa hingga kami memakan dedaunan pohon yang jatuh. Maka ekspedisi itu pun disebut dengan Jaisy Al Khabath (pasukan daun rontok). Kemudian ada seekor ikan hiu yang disebut dengan nama al Anbar terdampar dari laut, kami memakannya selama setengah bulan dan menggunakan lemaknya sebagai minyak hingga badan kami pun kembali segar."

Jabir berkata, "Abu Ubaidah kemudian mengambil satu tulang ikan tersebut dan menancapkannya, lalu seorang pengendara kuda lewat di bawahnya. Dan di antara kami ada seorang laki-laki yang ketika kelaparan semakin parah, ia menyembelih tiga ekor unta, lalu menyembelih lagi tiga ekor unta, kemudian Abu Ubaidah pun melarangnya

İbn Cüreyc dedi ki: Ben Ata'ya: Nehirlerde ve sel sularında avlanılan hayvanlar da deniz avı sayılır mı, diye sordum. O, evet dedikten sonra: "Bu, çok tatlı, içimi hoş ve kolaydır, diğeri ise çok acı ve tuzludur. Bununla birlikte her ikisinden de taze et yersiniz. "(Fatır, 12) buyruğunu okudu

5495Abdullah ibn Abi Awfa Hal RajamSahih

حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي يَعْفُورٍ، قَالَ: سَمِعْتُ ابْنَ أَبِي أَوْفَى رضى الله عنهما

قَالَ غَزَوْنَا مَعَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ سَبْعَ غَزَوَاتٍ أَوْ سِتًّا، كُنَّا نَأْكُلُ مَعَهُ الْجَرَادَ. قَالَ سُفْيَانُ وَأَبُو عَوَانَةَ وَإِسْرَائِيلُ عَنْ أَبِي يَعْفُورٍ عَنِ ابْنِ أَبِي أَوْفَى سَبْعَ غَزَوَاتٍ

We participated with the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) in six or seven Ghazawat, and we used to eat locusts with him.

ইবনু আবূ আওফা (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেনঃ আমরা নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর সঙ্গে সাতটি কিংবা ছয়টি যুদ্ধে অংশগ্রহণ করি। আমরা তাঁর সঙ্গে ফড়িংও খাই। সুফ্ইয়ান, আবূ আওয়ানা ও ইসরাঈল এরা আবূ ইয়াফূর ইবনু আওফার সূত্রে বর্ণনা করেছেন সাতটি যুদ্ধে। [মুসলিম ৩৪/৮, হাঃ ১৯৫২, আহমাদ ১৯১৩৪]

ہم سے ابوالولید نے بیان کیا، انہوں نے کہا ہم سے شعبہ بن حجاج نے بیان کیا، ان سے ابویعفور نے بیان کیا کہ میں نے عبداللہ بن ابی اوفی رضی اللہ عنہما سے سنا کہ ہم نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کے ساتھ سات یا چھ غزووں میں شریک ہوئے، ہم آپ کے ساتھ ٹڈی کھاتے تھے۔

سفیان، ابوعوانہ اور اسرائیل نے ابویعفور سے بیان کیا اور ان سے ابن ابی اوفی نے، سات غزوہ کے لفظ روایت کئے۔

Telah menceritakan kepada kami [Abul Walid] berkata, telah menceritakan kepada kami [Syu'bah] dari [Abu Ya'fur] ia berkata; aku mendengar [Ibnu Abu Aufa] radliallahu 'anhuma, ia berkata, "Kami pernah bersama Nabi shallallahu 'alaihi wasallam melakukan peperangan sebanyak tujuh atau enam kali, dan setiap itu kami bersama beliau makan belalang." [Sufyan] dan [Abu Awanah] dan [Israil] menyebutkan dari [Abu Ya'fur] dari [Ibnu Abu Aufa] dengan lafadz, "Tujuh peperangan

İbn Ebi Evfa r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte yedi -yahut altı- gazve yaptık, onunla birlikte çekirge yerdik." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Çekirge yemek." İlim adamları çekirgeleri tezkiyesiz olarak yemenin caiz olduğunu icma' ile kabul etmişlerdir. Ancak Malikilerin meşhur olan görüşüne göre tezkiyeleri şarttır.

Fakat bu tezkiyenin şekli hususunda görüş ayrılığı vardır. Başının kesilmesi ile olacağı söylendiği gibi, bir tencereye yahut ateşe düşerse helal olur da denilmiştir. İbn Vehb de: Çekirgeyi yakalamak onun tezkiye edilmesidir, demiştir. Malikilerden Mutarrif, Cumhurun, çekirgenin tezkiye edilmesine ihtiyacı yoktur görüşüne muvafakat etmiştir.

Çünkü İbn Ömer'in rivayet ettiği hadiste şöyle denilmektedir: "Bize iki ölü ve iki kan helal kılınmıştır: Balık ve çekirge ile karaciğer ve dalak." Bunu Ahmed ve Darekutnı merfu olarak rivayet etmişlerdir. Darekutnı ayrıca: Mevkuf ıivayet daha sahihtir, demiştir. Beyhak! de aynı şekilde mevkuf rivayeti tercih etmekle birlikte: Bu da merfu hükmündedir, demiştir. Nevevı de çekirge yemenin helal olduğu hususunda icma' bulunduğunu nakletmiş bulunmaktadır

5496Abu ThalabahSahih

حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، عَنْ حَيْوَةَ بْنِ شُرَيْحٍ، قَالَ: حَدَّثَنِي رَبِيعَةُ بْنُ يَزِيدَ الدِّمَشْقِيُّ، قَالَ: حَدَّثَنِي أَبُو إِدْرِيسَ الْخَوْلَانِيُّ، قَالَ: حَدَّثَنِي أَبُو ثَعْلَبَةَ الْخُشَنِيُّ

قَالَ أَتَيْتُ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا بِأَرْضِ أَهْلِ الْكِتَابِ، فَنَأْكُلُ فِي آنِيَتِهِمْ، وَبِأَرْضِ صَيْدٍ، أَصِيدُ بِقَوْسِي، وَأَصِيدُ بِكَلْبِي الْمُعَلَّمِ، وَبِكَلْبِي الَّذِي لَيْسَ بِمُعَلَّمٍ.

فَقَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «أَمَّا مَا ذَكَرْتَ أَنَّكَ بِأَرْضِ أَهْلِ كِتَابٍ فَلَا تَأْكُلُوا فِي آنِيَتِهِمْ، إِلاَّ أَنْ لَا تَجِدُوا بُدًّا، فَإِنْ لَمْ تَجِدُوا بُدًّا فَاغْسِلُوهَا وَكُلُوا، وَأَمَّا مَا ذَكَرْتَ أَنَّكُمْ بِأَرْضِ صَيْدٍ، فَمَا صِدْتَ بِقَوْسِكَ، فَاذْكُرِ اسْمَ اللَّهِ وَكُلْ، وَمَا صِدْتَ بِكَلْبِكَ الْمُعَلَّمِ، فَاذْكُرِ اسْمَ اللَّهِ وَكُلْ، وَمَا صِدْتَ بِكَلْبِكَ الَّذِي لَيْسَ بِمُعَلَّمٍ، فَأَدْرَكْتَ ذَكَاتَهُ، فَكُلْهُ»

I came to the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) and said, “O Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam)! We are living in the land of the people of the Scripture, and we take our meals in their utensils, and there is game in that land and I hunt with my bow and with my trained hound and with my untrained hound.”

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) said, “As for your saying that you are in the land of people of the Scripture, you should not eat in their utensils unless you find no alternative, in which case you must wash the utensils and then eat in them As for your saying that you are in the land of game, if you hunt something with your bow, mention Allah’s Name (while hunting the game) and eat; and if you hunt something with your trained hound, mention Allah’s Name on sending and eat; and if you hunt something with your untrained hound and get it alive, slaughter it and you can eat of it.”

আবূ সা‘লাবা খুশানী (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, আমি নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর কাছে এসে বললামঃ হে আল্লাহর রাসূল! আমরা আহলে কিতাবের এলাকায় বাস করি, তাদের পাত্রে খাই এবং আমরা শিকারের এলাকায় বাস করি, তীর-ধনুকের সাহায্যে শিকার করি এবং প্রশিক্ষণপ্রাপ্ত কুকুর ও প্রশিক্ষণবিহীন কুকুরের সাহায্যে শিকার করি।

নবী বললেনঃ তুমি যে বললে তোমরা আহলে কিতাবের ভূখন্ডে থাক, অপারগ না হলে তাদের বাসনপত্রে খেও না, যদি কোন উপায় না পাও তাহলে সেগুলো ধুয়ে তাতে খেয়ো। আর তুমি যে বললে, তোমরা শিকারের এলাকায় বাস কর, যদি তোমার তীরের দ্বারা যা শিকার করতে চাও, সেখানে আল্লাহর নাম নাও এবং খাও। আর তুমি যা তোমার প্রশিক্ষণপ্রাপ্ত কুকুরের দ্বারা শিকার কর, সেখানে আল্লাহর নাম নাও এবং খাও।

আর তুমি যা শিকার কর তোমার প্রশিক্ষণবিহীন কুকুরের দ্বারা এবং তা যবহ করতে পার তবে তা যবহ্ করে খাও। [৫৪৭৮]

ہم سے ابوعاصم نبیل نے بیان کیا، ان سے حیوہ بن شریح نے بیان کیا، انہوں نے کہا کہ مجھ سے ربیعہ بن یزید دمشقی نے بیان کیا، انہوں نے کہا کہ مجھ سے ابوادریس خولانی نے بیان کیا، انہوں نے کہا کہ مجھ سے ابوثعلبہ خشنی رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ میں نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کی خدمت میں حاضر ہوا اور کہا: یا رسول اللہ!

ہم اہل کتاب کے ملک میں رہتے ہیں اور ان کے برتنوں میں کھاتے ہیں اور ہم شکار کی زمین میں رہتے ہیں اور میں اپنے تیر کمان سے بھی شکار کرتا ہوں اور سدھائے ہوئے کتے سے اور بےسدھائے کتے سے بھی؟

آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ تم نے جو یہ کہا ہے کہ تم اہل کتاب کے ملک میں رہتے ہو تو ان کے برتنوں میں نہ کھایا کرو۔ البتہ اگر ضرورت ہو اور کھانا ہی پڑ جائے تو انہیں خوب دھو لیا کرو اور جو تم نے یہ کہا ہے کہ تم شکار کی زمین میں رہتے ہو تو جو شکار تم اپنے تیر کمان سے کرو اور اس پر اللہ کا نام لیا ہو تو اسے کھاؤ اور جو شکار تم نے اپنے سدھائے ہوئے کتے سے کیا ہو اور اس پر اللہ کا نام لیا ہو وہ بھی کھاؤ اور جو شکار تم نے اپنے بلا سدھائے ہوئے کتے سے کیا ہو اور اسے خود ذبح کیا ہو اسے کھاؤ۔

Telah menceritakan kepada kami [Abu Ashim] dari [Haiwah bin Syuraih] ia berkata; telah menceritakan kepadaku [Rabi'ah bin Ad Dimasyqi] ia berkata; telah menceritakan kepadaku [Abu Idris Al Khaulani] ia berkata; telah menceritakan kepada kami [Abu Tsa'labah Al Khusya'i] ia berkata, "Aku mendatangi Nabi shallallahu 'alaihi wasallam dan berkata, "Wahai Rasulullah, kami berada negeri ahli kitab dan makan dengan bejana mereka.

Dan kami juga berada di wilayah yang suka melakukan perburuan, aku lalu berburu dengan tombak dan anjing, baik yang terlatih maupun yang tidak terlatih?" Nabi shallallahu 'alaihi wasallam lalu bersabda: "Sebagaimana yang kamu sebutkan bahwa kamu berada di negeri ahli kitab, maka janganlah kalian makan dengan bejana mereka kecuali ada keharusan.

Jika ada keharusan (karena tidak ada yang lain), maka cucilah lalu makan dengannya. Adapun bahwa kamu berada di wilayah yang suka melakukan perburuan, maka apa yang terkena oleh tombakmu, bacakanlah nama Allah lalu makanlah. Dan yang dihasilkan oleh anjingmu yang terlatih, maka sebutlah nama Allah lalu makanlah. Dan hasil buruan yang dihasilkan oleh anjingmu yang tidak terlatih, dan kamu masih sempat menyembelihnya, maka makanlah

Ebu Sa'lebe el-Huşeni'den, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna varıp dedim ki: Ey Allah'ın Rasulü, biz kitap ehli diyarındayız. Onların kaplarında yemek yiyoruz. Ayrıca biz bir av diyarındayız. Yayımla avlandığım gibi, eğitilmiş köpeğimle de, eğitilmemiş köpeğimle deavlanırım.

Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Sözünü ettiğin kitap ehli kimselerin yurdu ile ilgili olarak diyorum ki: Başka bir kap bulamamamz ve çaresiz olarak onların kaplarını kullanmak zorunda kalmanız hali dışında onların kaplarında yemek yemeyiniz. Eğer kaçınılmaz olarak onları kullanmak zorunda kalırsanız, o kapları yıkayınız ve böylece onlarda yemek yiyiniz.

Sizlerin bir av diyarında oluşunuza gelince, yayın la avladığını Allah'ın adını anarak ye. Eğitilmiş köpeğinle avladığını Allah'ın adını anarak ye. Fakat eğitilmemiş köpeğin ile avladığını ancak yetişip tezkiye edebilirsen yiyebilirsin

5497Salamah ibn AmrSahih

حَدَّثَنَا الْمَكِّيُّ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ: حَدَّثَنِي يَزِيدُ بْنُ أَبِي عُبَيْدٍ، عَنْ سَلَمَةَ بْنِ الأَكْوَعِ

قَالَ لَمَّا أَمْسَوْا يَوْمَ فَتَحُوا خَيْبَرَ أَوْقَدُوا النِّيرَانَ، قَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «عَلَى مَا أَوْقَدْتُمْ هَذِهِ النِّيرَانَ». قَالُوا لُحُومِ الْحُمُرِ الإِنْسِيَّةِ. قَالَ: «أَهْرِيقُوا مَا فِيهَا، وَاكْسِرُوا قُدُورَهَا». فَقَامَ رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ فَقَالَ نُهَرِيقُ مَا فِيهَا وَنَغْسِلُهَا. فَقَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «أَوْ ذَاكَ»

In the evening of the day of the conquest of Khaibar, the army made fires (for cooking). The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) said, “For what have you made these fires?”

They said, “For cooking the meat of domestic donkeys.” He said, “Throw away what is in the cooking pots and break the pots.” A man from the people got up and said, “Shall we throw the contents of the cooking pots and then wash the pots (instead of breaking them)?” The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) said, “Yes, you can do either.”

সালামাহ ইবনু আকওয়া‘ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, খাইবার বিজয়ের দিন সন্ধ্যায় মুসলিমগণ আগুন জ্বালালেন। নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম জিজ্ঞেস করলেনঃ তোমরা কি জন্য এ সব আগুন জ্বালিয়েছ? তারা বললঃ গৃহপালিত গাধার গোশ্ত। তিনি বললেনঃ হাঁড়ির সব কিছু ফেলে দাও এবং হাঁড়িগুলো ভেঙ্গে ফেল। দলের একজন দাঁড়িয়ে বললঃ হাঁড়ির সব কিছু ফেলে দেই এবং হাঁড়িগুলো ধুয়ে নেই। নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বললেনঃ তাও করতে পার। [২৪৭৭]

ہم سے مکی بن ابراہیم نے بیان کیا، انہوں نے کہا کہ مجھ سے یزید بن ابی عبیدہ نے بیان کیا، ان سے سلمہ بن الاکوع رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ فتح خیبر کی شام کو لوگوں نے آگ روشن کی تو نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے دریافت فرمایا کہ یہ آگ تم لوگوں نے کس لیے روشن کی ہے؟

لوگوں نے بتایا کہ گدھے کا گوشت ہے۔ آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ ہانڈیوں میں کچھ ( گدھے کا گوشت ) ہے اسے پھینک دو اور ہانڈیوں کو توڑ ڈالو۔

ایک شخص نے کھڑے ہو کر کہا ہانڈی میں جو کچھ ( گوشت وغیرہ ) ہے اسے ہم پھینک دیں اور برتن دھو لیں؟ آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ یہ بھی کر سکتے ہو۔

Telah menceritakan kepada kami [Al Makki bin Ibrahim] ia berkata; telah menceritakan kepadaku [Yazid bin Abu Ubaid] dari [Salamah Ibnul Akwa'] ia berkata, "Di sore hari setelah para sahabat menaklukkan Khaibar, mereka menyalakan api (tungku), maka Nabi shallallahu 'alaihi wasallam pun bersabda: "Kalian menyalakan tungku api itu untuk apa?"

mereka menjawab, "Memasak daging keledai kampung." Beliau pun bersabda: "Buanglah apa yang ada di dalam tungku dan pecahkanlah periuknya!" seorang laki-laki dari mereka lalu berdiri dan berkata, "Wahai Rasulullah, apakah kami harus membuang dan mencucinya?" Beliau menjawab: "Seperti itulah

Seleme b. el-Ekva'dan, dedi ki: "Hayber'in fethedildiği gün akşam olduğunda askerler ateşleri yaktılar. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Bu ateşleri ne için yaktınız, diye sordu. Onlar: Ehli (evcil) merkep etleri(ni pişirmek) için dediler. Allah Rasulü: İçinde bulunanları dökünüz, çömleklerini de kırınız diye buyurdu. Orada bulunanlardan birisi ayağa kalkarak: İçinde bulunanları dökelim ama bu çömlekleri yıkayalım (olmaz mı), diye sordu.

Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Yahut bunu yapınız, diye buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Mecusilerin kapları." İbnu'l-Müneyyir dedi ki: Buhari Mecusiler lafıını başhkta zikretmekle birlikte, hadisler kitap ehli hakkındadır. Çünkü o her ikisinin de sakıncalı tarafının aynı olduğuna dayanarak böyle yapmıştır. Bu sebep de onların necis şeylerden sakınmamalarıdır.

el-Kermani der ki: Ya da Buhari, bunların birini diğerine kıyas ederek hüküm vermiş yahut Mecusilerin kitap ehli olduklarını iddia etmelerini göz önünde bulundurarak böyle demiştir. Derim ki: Bundan da güzeli, onun böylelikle hadisin rivayet yollarından birisinde Mecusilerin açıkça söz konusu edilmiş olduklarına da işaret etmekte olduğunu gerekçe göstermektir.

Çünkü Tirmizi'de bir başka yoldan, Ebu Salebe'den şöyle dediği rivayet edilmektedir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e Mecusilerin çömlekleri hakkında soruldu da o: Onları iyice yıkayıp tertemiz ettikten sonra o kaplarda pişirebilirsiniz" diye buyurdu. Mecusilerin kapları ile ilgili hüküm kitap ehlinin kapları hakkındaki hükümden farklı değildir.

Çünkü eğer hükmün illeti, onların da kestiklerinin kitap ehlinin kestikleri gibi helal olduğu ise anlaşılmayacak bir taraf yoktur. Yahut birkaç başlık sonra araştırılacağı üzere helal değildir. Bu durumda Mecusilerin kesti klerini, içinde pişirdikleri ve ondan kepçe ile aldıkları kaplar, meyte ile karşı karşıya kaldıkları için necis olurlar.

Kitap ehli de aynı durumdadır. Çünkü onların dini anlayışlarına göre necis şeylerden sakınmak söz konusu değildir. Ayrıca kaplarında domuz eti de pişirirler, kaplarına şarap ve benzeri şeyler de koyarlar

5498Rafi ibn KhadijSahih

حَدَّثَنِي مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَبَايَةَ بْنِ رِفَاعَةَ بْنِ رَافِعٍ، عَنْ جَدِّهِ

رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ قَالَ كُنَّا مَعَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِذِي الْحُلَيْفَةِ، فَأَصَابَ النَّاسَ جُوعٌ، فَأَصَبْنَا إِبِلاً وَغَنَمًا، وَكَانَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي أُخْرَيَاتِ النَّاسِ، فَعَجِلُوا فَنَصَبُوا الْقُدُورَ، فَدُفِعَ إِلَيْهِمُ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَأَمَرَ بِالْقُدُورِ فَأُكْفِئَتْ،

ثُمَّ قَسَمَ فَعَدَلَ عَشَرَةً مِنَ الْغَنَمِ بِبَعِيرٍ، فَنَدَّ مِنْهَا بَعِيرٌ، وَكَانَ فِي الْقَوْمِ خَيْلٌ يَسِيرَةٌ فَطَلَبُوهُ فَأَعْيَاهُمْ، فَأَهْوَى إِلَيْهِ رَجُلٌ بِسَهْمٍ فَحَبَسَهُ اللَّهُ فَقَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «إِنَّ لِهَذِهِ الْبَهَائِمِ أَوَابِدَ كَأَوَابِدِ الْوَحْشِ، فَمَا نَدَّ عَلَيْكُمْ فَاصْنَعُوا بِهِ هَكَذَا». …

قَالَ وَقَالَ جَدِّي إِنَّا لَنَرْجُو أَوْ نَخَافُ أَنْ نَلْقَى الْعَدُوَّ غَدًا، وَلَيْسَ مَعَنَا مُدًى، أَفَنَذْبَحُ بِالْقَصَبِ فَقَالَ: «مَا أَنْهَرَ الدَّمَ وَذُكِرَ اسْمُ اللَّهِ عَلَيْهِ فَكُلْ، لَيْسَ السِّنَّ وَالظُّفُرَ، وَسَأُخْبِرُكُمْ عَنْهُ، أَمَّا السِّنُّ عَظْمٌ وَأَمَّا الظُّفُرُ فَمُدَى الْحَبَشَةِ»

We were with the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) in Dhul-Hulaifa and there the people were struck with severe hunger. Then we got camels and sheep as war booty (and slaughtered them). The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) was behind all the people. The people hurried and fixed the cooking pots (for cooking) but the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) came there and ordered that the cooking pots be turned upside down.

Then he distributed the animals, regarding ten sheep as equal to one camel. One of the camels ran away and there were a few horses with the people. They chased the camel but they got tired, whereupon a man shot it with an arrow whereby Allah stopped it. …

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) said, “Among these animals some are as wild as wild beasts, so if one of them runs away from you, treat it in this way.” I said.

“We hope, or we are afraid that tomorrow we will meet the enemy and we have no knives, shall we slaughter (our animals) with canes?” The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) said, “If the killing tool causes blood to gush out and if Allah’s Name is mentioned, eat (of the slaughterer animal). But do not slaughter with a tooth or a nail. I am telling you why: A tooth is a bone, and the nail is the knife of Ethiopians.”

রাফি‘ ইবনু খাদীজ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেনঃ আমরা নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম -এর সঙ্গে ‘যুল হুলাইফা’য় ছিলাম। লোকজন ক্ষুধার্ত হয়ে যায়। তখন আমরা কিছু সংখ্যক উট ও বকরী গনীমত হিসেবে) লাভ করি। নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম ছিলেন সকলের পেছনে। সবাই তাড়াতাড়ি করল এবং হাঁড়ি চড়িয়ে দিল। নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম তাদের কাছে এসে পৌঁছলেন।

তখন তিনি হাঁড়িগুলো ঢেকে দিতে নির্দেশ দিলেন। হাঁড়িগুলো ঢেকে দেয়া হল। তারপর তিনি (প্রাপ্ত গানীমাত) বণ্টন করলেন। দশটি বকরী একটি উটের সমান গণ্য করলেন। এ সময়ে একটি উট পালিয়ে গেল। দলে অশ্বারোহীর সংখ্যা ছিল খুব কম। তারা উটটির পেছনে ছুটল কিন্তু তারা সেটি কাবু করতে অসমর্থ হল। অবশেষে একজন উটটির প্রতি তীর ছুঁড়লে আল্লাহ উটটিকে থামিয়ে দিলেন। …

তখন নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বললেনঃ এ সকল চতুষ্পদ প্রাণীর মধ্যে বন্য জন্তুর মত পালিয়ে যাবার স্বভাব আছে। কাজেই যখন কোন প্রাণী তোমাদের থেকে পালিয়ে যায়, তখন তার সঙ্গে তোমরা তেমনই ব্যবহার করবে।

বর্ণনাকারী বলেন, আমার দাদা বলেছেন, আমরা আশা করছিলাম কিংবা তিনি বলেছেন, আমরা আশঙ্কা করছিলাম যে, আগামীকাল আমরা শত্রুদের সম্মুখীন হতে পারি। অথচ আমাদের নিকট কোন ছুরি নেই। তাহলে আমরা কি বাঁশের (বাখারী) দিয়ে যবহ করব?

নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বললেনঃ যে জিনিস রক্ত প্রবাহিত করে দেয় এবং তাতে বিসমিল্লাহ বলা হয় তা খাও। তবে দাঁত ও নখ দিয়ে নয়। এ সম্পর্কে আমি তোমাদের জ্ঞাত করছি যে, দাঁত হল হাড় বিশেষ, আর নখ হল হাবশী সম্প্রদায়ের ছুরি।

مجھ سے موسیٰ بن اسماعیل نے بیان کیا، کہا ہم سے ابوعوانہ نے بیان کیا، ان سے سعید بن مسروق نے، ان سے عبایہ بن رفاعہ بن رافع نے اپنے دادا رافع بن خدیج سے، انہوں نے بیان کیا کہ ہم نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کے ساتھ مقام ذی الحلیفہ میں تھے کہ ( ہم ) لوگ بھوک اور فاقہ میں مبتلا ہو گئے پھر ہمیں ( غنیمت میں ) اونٹ اور بکریاں ملیں۔

نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم سب سے پیچھے تھے۔ لوگوں نے جلدی کی بھوک کی شدت کی وجہ سے ( اور نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کے تشریف لانے سے پہلے ہی غنیمت کے جانوروں کو ذبح کر لیا ) اور ہانڈیاں پکنے کے لیے چڑھا دیں پھر جب نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم وہاں پہنچے تو آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے حکم دیا اور ہانڈیاں الٹ دی گئیں پھر نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے غنیمت کی تقسیم کی اور دس بکریوں کو ایک اونٹ کے برابر قرار دیا۔ …

ان میں سے ایک اونٹ بھاگ گیا۔ قوم کے پاس گھوڑوں کی کمی تھی لوگ اس اونٹ کے پیچھے دوڑے لیکن اس نے سب کو تھکا دیا۔ آخر ایک شخص نے اس پر تیر کا نشانہ کیا تو اللہ تعالیٰ نے اسے روک دیا اس پر رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ ان جانوروں میں جنگلیوں کی طرح وحشت ہوتی ہے۔

اس لیے جب کوئی جانور بھڑک کر بھاگ جائے تو اس کے ساتھ ایسا ہی کیا کرو۔ عبایہ نے بیان کیا کہ میرے دادا ( رافع بن خدیج رضی اللہ عنہ ) نے نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم سے عرض کیا کہ ہمیں اندیشہ ہے کہ کل ہمارا دشمن سے مقابلہ ہو گا اور ہمارے پاس چھریاں نہیں ہیں کیا ہم ( دھاردار ) لکڑی سے ذبح کر لیں۔

آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ جو چیز بھی خون بہا دے اور ( ذبح کرتے وقت ) جانور پر اللہ کا نام لیا ہو تو اسے کھاؤ البتہ ( ذبح کرنے والا آلہ ) دانت اور ناخن نہ ہونا چاہیئے۔ دانت اس لیے نہیں کہ یہ ہڈی ہے ( اور ہڈی سے ذبح کرنا جائز نہیں ہے ) اور ناخن کا اس لیے نہیں کہ حبشی لوگ ان کو چھری کی جگہ استعمال کرتے ہیں۔

Telah menceritakan kepada kami [Musa bin Ismail] berkata, telah menceritakan kepada kami [Abu Awanah] dari [Said bin Masruq] dari [Abayah bin Rifa'ah bin Rafi'] dari kakeknya [Rafi' bin Khadij] ia berkata, "Saat kami berada di Dzul Hulaifah bersama Nabi shallallahu 'alaihi wasallam, orang-orang merasakan lapar. Kemudian kami mendapatkan unta dan kambing, sementara saat itu Nabi shallallahu 'alaihi wasallam masih bersama rombongan yang ada di belakang (terakhir).

Orang-orang pun segera membuat tungku dan memasang periuk, ketika Nabi shallallahu 'alaihi wasallam sampai di tempat mereka, maka beliau pun memerintahkan agar periuk tersebut ditumpahkan isinya, lalu ditumpahkanlah periuk tersebut. Beliau kemudian membagi-bagikan harta ghanimah dan menyamakan sepuluh kambing dengan seekor unta. …

Lalu lepaslah seekor unta dari mereka, padahal mereka hanya memiliki kuda yang lemah. Mereka kemudian mengejar unta tersebut hingga merasa kelelahan, lalu salah seorang dari mereka memanahnya dengan panah hingga Allah pun menjadikan unta tersebut tertahan (tertangkap).

Nabi shallallahu 'alaihi wasallam lalu bersabda: "Sesungguhnya di antara binatang ini (unta) ada yang beringas, maka jika kalian mengalami yang seperti ini, hendaklah kalian lakukan seperti tadi."

Abayah berkata, "Kakekku berkata, "Kami sangat khawatir ketika esok hari bertemu dengan musuh, kami tidak lagi memiliki pisau tajam, maka apakah boleh jika kami menyembelihnya dengan kayu yang tajam?"

Beliau menjawab: "Apa saja yang dapat mengalirkan darah dan disebut nama Allah atasnya, maka makanlah. Kecuali As-Sin dan kuku. Aku jelaskan kepada kalian; As-Sin adalah tulang, sedangkan kuku karena itu adalah alat penyembelihan orang-orang Habasyah

Abaye b. Rifaa b. Rafi'den, o dedesi Rafi' b. Hadic'den, dedi ki: "Zülhuleyfe'de Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte idik. İnsanlar açlık musibeti ile karşı karşıya kaldılar. Biz de bir miktar deve ve koyun ele geçirdik. -Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de orduların arka taraflarında idi.- Ellerini çabuk tutarak tencereleri ocakların üzerine koydular.

Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onların yanına gelip emir vererek tencereler baş aşağı edildi. Daha sonra ganimetIeri paylaştırdı. On koyunu bir deveye denk kabul etti. Develerden birisi kaçtı. Gazada bulunanlar arasındaki at sayısı pek azdı. Devenin arkasından koştular, koşanları oldukça yordu. Bir adam ona bir ok atıverdi. Allah da o devenin ilerlemesini engelledi. …

Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunun üzerine şöyle buyurdu: Şüphesiz bu evcil hayvanların da vahşi hayvanların kaçışları gibi bir kaçışları vardır. Bunlar arasından elinizden kaçıp kurtulan olursa onlara bunun yaptığı gibi yapınız.

Abaye dedi ki: Dedem dedi ki: Şüphesiz biz yarın düşman ile karşılaşacağımızı ümit ediyoruz -ya da onlarla karşılaşmaktan endişeleniyoruz.- Beraberimizde bıçaklar da bulunmamaktadır. Bu durumda kamışlarla hayvan kesebilir miyiz?

Allah Rasulü şöyle buyurdu: Kanı akıtan (aletlerle kesilen) ve üzerine Allah 'ın adı anılmış bulunanları yiyiniz. Ama diş ve tırnak ile (kesilen) değiL. Size buna dair haberi vereyim: Diş bir kemiktir, tırnak ise Habeşlilerin bıçağıdır." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Kesilen hayvan üzerine besmele çekmek ve kasten besmeleyi terk eden kimse(nin hükmü)."

Buhari "kasten" sözü ile besmele çekmeyi kasten terk eden kimsenin durumunun farklı olduğunu tercih ettiğine işaret etmektedir. Böyle bir kimsenin kestiği hayvanın yenilmesi helal olmaz. Ancak unutarak terk edeninki helaldir. Çünkü Buhari bunaİbn Abbas'ın sözünü delil göstererek daha kuvvetli gördüğüne işaret etmiştir. Ayrıca daha sonra zikretmiş olduğu yüce Allah'ın: "Üzerlerine Allah'ın ismi anılmayanlardan yemeyin."(En'am, 121) buyruğunu da zikrettikten sonra: "Unutan kimseye ise fasık adı verilmez'I demiştir.

Bununla da ayet-i kerimedeki yüce Allah'ın: "Çünkü o bir fısktır" buyruğuna işaret etmektedir. İşte bu lafızdan bu niteliğin, bu işi kasten yapan hakkında kuııanılacağı sonucunu çıkarmıştır .. Dolayısıyla hüküm de kasten besmeleyi terk eden hakkında özeııikle söz konusu olur. Kesim hususunda unutan ile kasten terk eden kimse arasında ayrım gözeterek hükümlerinin farklı olduklannı söylemek, İmam Ahmed'in ve bir grup fukahanın görüşüdür.

"Bunun üzerine Allah Rasulü tencerelerin dökülmelerini emir verdi ve içindekiler döküldü." Bu yerde iki şey hakkında ihtilM edilmiştir: Birincisi dökmenin sebebidir. İkincisi ise acaba et itiM edildi mi, edilmedi mi hususudur. Birincisi ile ilgili olarak Iyad şöyle demektedir: Askerler, İslam diyarına ve ortak olan ganimet malından ancak paylaştırmadan sonra yemenin caiz olacağı bir yere gelmişlerdi.

Paylaştırmadan önce ganimet mallarından yemek ise ancak dar-ı harb'de kaldıkları sürece caizdir. Iyad devamla der ki: Bunun sebebinin, bu etleri bir çeşit talan edercesine almış olmaları ve ihtiyaç kadarı ile mutedil bir şekilde kuııanmamış olmaları ihtimali de vardır. Ayrıca bir başka hadiste buna delil teşkil edecek ifadeler bulunmaktadır.

İyad bu sözüyle Ebu Davud'un, Asım b. Kuleyb yoluyla babasından -ki sahabiliği de vardır-, onun da ensardan bir adamdan şöyle dediğine dair naklettiği rivayetine işaret etmektedir: "İnsanlar çok ileri derecede açlıkla ve kıtlıkla karşı karşıya kaldılar. Derken bir miktar koyun ganimet aldılar, onları adeta talan ettiler. Tencerelerimiz onların etleri içinde olduğu halde kaynıyorken Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem atı üzerinde geldi ve yayı ile tencerelerimizi döktü, sonra da etleri toprağa karıştırmaya koyuldu.

Daha sonra: Talan hiçbir şekilde meyteden daha helal değildir, diye buyurdu." İşte bu, onlara acelecilik etmeleri dolayısıyla maksatlarının tam zıttı ile kendilerine muamele ettiğini -nitekim miras bırakanı öldüren mirasçı katilin mirastan mahrum edilmesi muamelesine maruz kalışı gibi- göstermektedir.

"Deve hızlıca kaçtı." Söz konusu deve paylaştırılmış develerden idi. ''Vahşi hayvanlar gibi kaçarlar." Onların da vahşileştiklerini, yabanileştiklerini kastetmektedir.

"Kanı akıtan", çokça akıp dökülmesini sağlayan ... "Diş ve tırnak hariç", yani diş ve tırnak ile kesmek mubah değildir yahut kesimde yeterli değildir. "Çünkü diş bir kemiktir." Beydav!

dedi ki: Bu, ikinci önerme söz konusu edilmeden yapılan bir kıyastır. Çünkü bu önerme onlar tarafından iyice bilinen bir şeydir. İfadenin takdiri şöyledir: Diş bir kemiktir. Her bir kemik ile de kesim helal olmaz. NevevI de şöyle demektedir: Hadis: Kemiklerle kesmeyiniz. Çünkü kemikler kan ile necis olurlar. Ben de sizlere onları necasete bulaştırmayı yasaklamış bulunuyorum.

Çünkü bu kemikler cinlerden kardeşlerinizin azığıdır, anlamındadır. "Tırnak ise Habeşlilerin bıçağıdır." Yani Habeşliler de kafirdir. Ben de size onlara benzemeyi yasaklamış bulunuyorum. Bu açıklamayı İbnu's-Salah yapmış, sonra Nevev! de ona uymuştur. Bir diğer açıklamaya göre diş ve tırnak ile kesim yapmayı yasaklamasının sebebi, bunlar ile kesim yapılmasının hayvana işkence oluşundan dolayıdır.

Bunlar ile çoğunlukla ancak -kesime şekil itibariyle çoğunlukla benzemeyen- boğulmak hadisesi gerçekleşir. Hadisten Çıkan Sonuçlar Az önce kaydedilenler dışında hadisten daha başka birtakım sonuçlar da çıkarılmıştır. 1- Ortak olan mallarda, az da olsa ve onlara ihtiyaç duyulsa dahi izinsiz tasarrufta bulunmak haramdır. 2- Ashab-ı kiram, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in emrine ileri derecede ihtiyaç duydukları şeyleri terk etmek hususunda dahi kesin itaat ederlerdi.

3- İmamın, yönetimi altında bulunan raiyesini -eğer şer'! masıahat daha ağır basıyor ise- faydalı olan bir şeyi ya da benzerini telef etmek suretiyle cezalandırmak hakkı vardır. 4- Ganimetin paylaştırılması halinde farklı mallar arasında bir miktarını öbürüne denk kabul etmek ve değer biçmek caizdir. Her şeyin başlı başına ayrıca paylaştırılması şartı yoktur.

5- Evcil hayvanlardan olup yabanileşen bir hayvan, yabani hayvan hükmünü alır. Aksi de söz konusudur. 6- Demir olsun yahut olmasın maksadı gerçekleştiren başka şeyler ile de hayvan boğazlamak caizdir. 7- Kaçan bir hayvanın eğer zebhine imkan bulunmayacak olursa karei avı ve evcil olup yabanileşen hayvanlar gibi ayaklarından yaralanması caizdir.

Bu durumda bütün çüzleri de kesilmiş olur. Eğer yapılan atış ile isabet eder ve bundan dolayı da ölürse, eti de helal olur. Ama kesilmesine güç yetirilen hayvan ya boğazından kesilmek yahut nahr sureti ile ancak mubah olur ve bu hususta icma' vardır. 8- Meytenin haram kılınış sebebinin, kanının içinde kalışı oluşuna da dikkat çekilmektedir.

9- Diş ve tırnak, hayvanın vücuduna ister bitişik olsun, ister ayrı olsun, ister tahir, isterse necis olsun, onlarla kesim yapmak yasaklanmıştır. Ancak Haı:ıefiler bedene bitişik bulunan diş ve tırnağı farklı kabul etmiş ve yasağın bu iki hale mahsus olduğunu, vücuttan ayrı bulunmaları halinde bunlarla kesim yapmayı caiz kabul etmişlerdir

5499Abdullah ibn UmarSahih

حَدَّثَنَا مُعَلَّى بْنُ أَسَدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ يَعْنِي ابْنَ الْمُخْتَارِ أَخْبَرَنَا مُوسَى بْنُ عُقْبَةَ، قَالَ: أَخْبَرَنِي سَالِمٌ، أَنَّهُ سَمِعَ عَبْدَ اللَّهِ

يُحَدِّثُ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَنَّهُ لَقِيَ زَيْدَ بْنَ عَمْرِو بْنِ نُفَيْلٍ بِأَسْفَلِ بَلْدَحٍ، وَذَاكَ قَبْلَ أَنْ يُنْزَلَ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ الْوَحْىُ، فَقَدَّمَ إِلَيْهِ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ سُفْرَةً فِيهَا لَحْمٌ، فَأَبَى أَنْ يَأْكُلَ مِنْهَا، ثُمَّ قَالَ إِنِّي لَا آكُلُ مِمَّا تَذْبَحُونَ عَلَى أَنْصَابِكُمْ، وَلَا آكُلُ إِلاَّ مِمَّا ذُكِرَ اسْمُ اللَّهِ عَلَيْهِ

The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said that he met Zaid ibn Amr Nufail at a place near Baldah and this had happened before the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) received the Divine Inspiration. The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) presented a dish of meat (that had been offered to him by the pagans) to Zaid ibn Amr, but Zaid refused to eat of it and then said (to the pagans), “I do not eat of what you slaughter on your stonealtars (Ansabs) nor do I eat except that on which Allah’s Name has been mentioned on slaughtering.”

‘‘আবদুল্লাহ ইবনু ‘উমার (রাঃ) রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম থেকে বর্ণনা করেন, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম ‘বালদাহ’র নিম্নাঞ্চলে যায়দ ইবনু ‘আমর ইবনু নবীাইলের সঙ্গে সাক্ষাৎ করেন। এটি ছিল রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর উপর অহী অবতীর্ণ হবার পূর্বের ঘটনা। তখন রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর সামনে দস্তরখান বিছানো হল।

তাতে গোশত ছিল। তখন যায়দ ইবনু ‘আমর তা থেকে খেতে অস্বীকার করলেন। তারপর তিনি বললেনঃ তোমরা তোমাদের দেব-দেবীর নামে যা যবহ কর, তা থেকে আমি খাই না। আমি কেবল খাই যা আল্লাহর নামে যবহ করা হয়েছে।

ہم سے معلی بن اسد نے بیان کیا، کہا ہم سے عبدالعزیز یعنی ابن المختار نے بیان کیا، انہیں موسیٰ بن عقبہ نے خبر دی، کہا کہ مجھے سالم نے خبر دی، انہوں نے عبداللہ بن عمر رضی اللہ عنہما سے سنا اور ان سے رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے کہ آپ صلی اللہ علیہ وسلم کی زید بن عمرو بن نوفل سے مقام بلد کے نشیبی حصہ میں ملاقات ہوئی۔

یہ آپ صلی اللہ علیہ وسلم پر وحی نازل ہونے سے پہلے کا زمانہ ہے۔ آپ نے وہ دستر خوان جس میں گوشت تھا جسے ان لوگوں نے آپ کی ضیافت کے لیے پیش کیا تھا مگر ان پر ذبح کے وقت بتوں کا نام لیا گیا تھا، آپ نے اسے زید بن عمرو کے سامنے واپس فرما دیا اور آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ تم جو جانور اپنے بتوں کے نام پر ذبح کرتے ہو میں انہیں نہیں کھاتا، میں صرف اسی جانور کا گوشت کھاتا ہوں جس پر ( ذبح کرتے وقت ) اللہ کا نام لیا گیا ہو۔

Telah menceritakan kepada kami [Mu'alla bin Asad] berkata, telah menceritakan kepada kami [Abdul Aziz] -yaitu Ibnul Mukhtar- berkata, telah mengabarkan kepada kami [Musa bin Uqbah] ia berkata; telah mengabarkan kepadaku [Salim] Bahwasanya ia mendengar [Abdullah] menceritakan dari Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam, Bahwasanya beliau berjumpa dengan Zaid bin Amru bin Nufail di bawah Baldah -dan itu adalah ketika belum turun wahyu kepada Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam-, Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam kemudian menyodorkan kepadanya nampan berisi daging, namun ia enggan untuk memakannya.

Beliau pun bersabda: "Sesungguhnya aku tidak makan apa yang kalian sembah untuk sesembahan kalian, dan aku juga tidak makan sesuatu yang tidak disebut nama Allah atasnya

Salim'den rivayete göre Abdullah (b. Ömer)'i Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den şöyle tahdis ederken dinlemiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Zeyd b. Amr b. Nufeyl ile Beldah denilen vadinin alt taraflarında karşılaştı. Bu karşı1aşma Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e vahiy nazil olmadan önce olmuştu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona içinde et bulunan bir sofra takdim etti.

Ancak Zeyd ondan yemeği kabul etmedi. Gfha sonra şunları söyledi: Ben sizin ibadet için dikili taşlarınız üzerine kestiklerinfzçien yemem, ben ancak üzerine Allah'ın adı anılanlardan yerim." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Dikili taşlara ve putlara kesilenler." Dikili taşlar (en-nusub), üzerlerinde putlar adına kesim yapılan ve Ka'be'nin etrafında dikilmiş birtakım taşlardı.

Menakib bölümünün son taraflarında hadise dair yeterli açıklamalar (3826.hadisin şerhinde) geçmiş bulunmaktadır

5500Jundub ibn AbdullahSahih

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنِ الأَسْوَدِ بْنِ قَيْسٍ، عَنْ جُنْدَبِ بْنِ سُفْيَانَ الْبَجَلِيِّ

قَالَ ضَحَّيْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أُضْحِيَّةً ذَاتَ يَوْمٍ فَإِذَا أُنَاسٌ قَدْ ذَبَحُوا ضَحَايَاهُمْ قَبْلَ الصَّلَاةِ فَلَمَّا انْصَرَفَ رَآهُمُ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَنَّهُمْ قَدْ ذَبَحُوا قَبْلَ الصَّلَاةِ فَقَالَ: «مَنْ ذَبَحَ قَبْلَ الصَّلَاةِ فَلْيَذْبَحْ مَكَانَهَا أُخْرَى، وَمَنْ كَانَ لَمْ يَذْبَحْ حَتَّى صَلَّيْنَا فَلْيَذْبَحْ عَلَى اسْمِ اللَّهِ»

Once during the lifetime of the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) we offered some animals as sacrifices. Some people slaughtered their sacrifices before the (Id) prayer, so when the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) finished his prayer, he saw that they had slaughtered their sacrifices before the prayer.

He said, “Whoever has slaughtered (his sacrifice) before the prayer, should slaughter (another sacrifice) in lieu of it; and whoever has not yet slaughtered it till we have prayed; should slaughter (it) by mentioning Allah’s Name.”

জুনদুব ইবনু সুফ্ইয়ান বাজালী (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, একবার আমরা রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর সঙ্গে কুরবানী পালন করলাম। তখন কতক লোক সালাতের পূর্বেই তাদের কুরবানীর পশুগুলো যবহ্ করে নিয়েছিল। নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম সালাত থেকে ফিরে যখন দেখলেন, তখন সালাতের পূর্বেই যবহ্ করে ফেলেছে, তখন তিনি বললেনঃ যে ব্যক্তি সালাতের পূর্বে যবহ্ করেছে, সে যেন তার বদলে আরেকটি যবহ্ করে নেয়।

আর যে ব্যক্তি আমাদের সালাত আদায় করা পর্যন্ত যবহ্ করেনি, সে যেন এখন আল্লাহর নাম নিয়ে যবহ্ করে। [৯৮৫]

ہم سے قتیبہ نے بیان کیا، کہا ہم سے ابوعوانہ نے، ان سے اسود بن قیس نے، ان سے جندب بن سفیان بجلی نے بیان کیا کہ ہم نے رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم کے ساتھ ایک مرتبہ قربانی کی۔ کچھ لوگوں نے عید کی نماز سے پہلے ہی قربانی کر لی تھی۔ جب نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم ( نماز پڑھ کر ) واپس تشریف لائے تو آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے دیکھا کہ لوگوں نے اپنی قربانیاں نماز سے پہلے ہی ذبح کر لی ہیں پھر آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ جس شخص نے نماز سے پہلے قربانی ذبح کر لی ہو، اسے چاہیئے کہ اس کی جگہ دوسری ذبح کرے اور جس نے نماز پڑھنے سے پہلے نہ ذبح کی ہو اسے چاہیئے کہ اللہ کے نام پر ذبح کرے۔

Telah menceritakan kepada kami [Qutaibah] berkata, telah menceritakan kepada kami [Abu Awanah] dari [Al Aswad bin Qais] dari [Jundub bin Sufyan Al Bajali] ia berkata, "Suatu hari kami pernah menyembelih hewan kurban bersama Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam, ternyata orang-orang telah menyembelih hewan kurban mereka, namun hal itu mereka lakukan sebelum pelaksanaan shalat.

Setelah Nabi shallallahu 'alaihi wasallam selesai melaksanakan shalat beliau melihat mereka telah menyembelih sembelihan mereka sebelum shalat, maka beliau pun bersabda: "Barangsiapa menyembelih sebelum shalat, hendaklah ia menyembelih lagi sebagai gantinya. Dan barangsiapa belum menyembelih hingga kami selesai shalat, maka hendaklah ia menyembelih atas nama Allah

Cündeb b. Süfyan el-Beceli'den, dedi ki: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte bir gün bir kurban kestik. Bazı kimselerin ise kurbanlıklarını bayram namazından önce kestiklerini gördük. Namazı bitirince Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onların bayram namazından önce kurbanlıklarını kesmiş olduklarını gördü. Bu sebeple: Her kim namazdan önce kurbanlığını kesmiş ise onun yerine bir başkasını kessin. Her kim biz namaz kılıncaya kadar kurbanlığını kesmemişse Allah adına kesiversin, diye buyurdu

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي بَكْرٍ، حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، سَمِعَ ابْنَ كَعْبِ بْنِ مَالِكٍ، يُخْبِرُ ابْنَ عُمَرَ أَنَّ أَبَاهُ، أَخْبَرَهُ

أَنَّ جَارِيَةً لَهُمْ كَانَتْ تَرْعَى غَنَمًا بِسَلْعٍ، فَأَبْصَرَتْ بِشَاةٍ مِنْ غَنَمِهَا مَوْتًا، فَكَسَرَتْ حَجَرًا فَذَبَحَتْهَا، فَقَالَ لأَهْلِهِ لَا تَأْكُلُوا حَتَّى آتِيَ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَأَسْأَلَهُ، أَوْ حَتَّى أُرْسِلَ إِلَيْهِ مَنْ يَسْأَلُهُ.

فَأَتَى النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَوْ بَعَثَ إِلَيْهِ فَأَمَرَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِأَكْلِهَا

That a slave girl of theirs used to shepherd some sheep at Sia (a mountain near Medina). On seeing one of her sheep dying, she broke a stone and slaughtered it. Kab said to his family, “Do not eat (of it) till I go to the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) and ask him, or, till I send someone to ask him.” So he went to the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) or sent someone to him The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) permitted (them) to eat it.

ইবনু কা‘ব ইবনু মালিক (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি ইবনু ‘উমার (রাঃ)-কে জানিয়েছেন যে, তাঁর পিতা (কা‘ব) তাকে বলেছেনঃ তাদের একটি দাসী ‘সালা’ নামক স্থানে বক্রী চরাত। সে দেখতে পেল, পালের একটি বক্রী মারা যাচ্ছে। সে একটি পাথর ভেঙ্গে তা দিয়ে সেটি যবহ্ করল।

তখন তিনি কা‘ব) পরিবারের লোকজনকে বললেনঃ আমি নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম -এর কাছে গিয়ে জিজ্ঞেস করে আসার পূর্বে তোমরা তা খেয়ো না। অথবা তিনি বলেছেনঃ আমি তাঁকে জিজ্ঞেস করার জন্য কাউকে পাঠিয়ে জেনে নেয়ার আগে তোমরা তা খেয়ো না। এরপর তিনি নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর কাছে এলেন অথবা তিনি কাউকে তাঁর নিকট পাঠালেন তখন নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম সেটি খেতে আদেশ দিলেন। [২৩০৪]

ہم سے محمد بن ابی بکر نے بیان کیا، کہا ہم سے معتمر نے، ان سے عبیداللہ نے، ان سے نافع نے، انہوں نے ابن کعب بن مالک سے سنا، انہوں نے ابن عمر رضی اللہ عنہما سے سنا کہ انہیں ان کے والد نے خبر دی کہ ان کے گھر ایک لونڈی سلع پہاڑی پر بکریاں چرایا کرتی تھی ( چراتے وقت ایک مرتبہ ) اس نے دیکھا کہ ایک بکری مرنے والی ہے۔

چنانچہ اس نے ایک پتھر توڑ کر اس سے بکری ذبح کر دی تو کعب بن مالک رضی اللہ عنہ نے اپنے گھر والوں سے کہا کہ اسے اس وقت تک نہ کھانا جب تک میں رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم سے اس کا حکم نہ پوچھ آؤں یا ( انہوں نے یہ کہا کہ ) میں کسی کو بھیجوں جو نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم سے مسئلہ پوچھ آئے پھر وہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کی خدمت میں حاضر ہوئے یا کسی کو بھیجا اور نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے اس کے کھانے کی اجازت بخشی۔

Telah menceritakan kepada kami [Muhammad bin Abu Bakar Al Muqaddami] berkata, telah menceritakan kepada kami [Mu'tamir] dari [Ubaidullah] dari [Nafi'] ia mendengar [Ibnu Ka'b bin Malik] mengabarkan kepada Ibnu Umar, bahwa [Bapaknya] mengabarkan kepadanya, bahwa budak perempuan mereka mengembala kambing di Sal' (nama tempat), budak wanita itu kemudian melihat bahwa di antara kambingnya ada yang akan mati, maka iapun memecah batu dan menyembelihnya dengan pecahan batu tersebut.

Ka'b lalu berkata kepada keluarganya, "Kalian jangan memakannya hingga aku menemui Nabi shallallahu 'alaihi wasallam dan bertanya kepadanya, atau ia mengatakan, "hingga aku mengutus seseorang yang bisa menanyakannya kepada beliau. Ka'b kemudian mengutus seseorang menemui Nabi shallallahu 'alaihi wasallam, maka Nabi shallallahu 'alaihi wasallam pun memerintahkan untuk memakannya

Nafi', Ka'b b. Malik'in oğlunu İbn Ömer'e şunu naklederken dinlemiştir: Babası (Ka'b b. Malik) kendisine şunu habervermiştir: Sel' dağında koyun -otlatan bir cariyeleri vardı. Koyunlarından birisinin can çekişmekte olduğunu görünce bir taşı kırıp, o taşla o koyunu kesti. Ka'b aile halkına: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gidip, ona soruncaya kadar yahut ona bu hususu kendisine soracak birisini gönderinceye kadar yemeyiniz, dedi.

Daha sonra Ka'b, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gitti -yahut ona birisini gönderdi.- Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem O koyunun yenilmesini emir buyurdu

5502AbdullahSahih

حَدَّثَنَا مُوسَى، حَدَّثَنَا جُوَيْرِيَةُ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ رَجُلٍ، مِنْ بَنِي سَلِمَةَ أَخْبَرَ عَبْدَ اللَّهِ

أَنَّ جَارِيَةً، لِكَعْبِ بْنِ مَالِكٍ تَرْعَى غَنَمًا لَهُ بِالْجُبَيْلِ الَّذِي بِالسُّوقِ وَهْوَ بِسَلْعٍ، فَأُصِيبَتْ شَاةٌ، فَكَسَرَتْ حَجَرًا فَذَبَحَتْهَا، فَذَكَرُوا لِلنَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَأَمَرَهُمْ بِأَكْلِهَا

That Kab had a slave girl who used to graze his sheep on a small mountain, called “Sla”, situated near the market. Once a sheep was dying, so she broke a stone and slaughtered it with it. When they mentioned that to the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam), he, permitted them to eat it.

‘আবদুল্লাহ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেছেন যে, কা‘ব ইবনু মালিকের একটি দাসী বাজারের কাছে অবস্থিত ‘সালা’ নামক ছোট পর্বতের উপর তার বক্রী চরাত। তাত্থেকে একটি বকরী মরার উপক্রম হল। সে এটিকে ধরল এবং পাথর ভেঙ্গে তা দিয়ে সেটিকে যবহ্ করে। তখন লোকজন নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর নিকট ঘটনাবলী উল্লেখ করলে তিনি তাদের তা খাওয়ার অনুমতি দিলেন। [২৩০৪]

ہم سے موسیٰ نے بیان کیا، کہا ہم سے جویریہ نے بیان کیا، ان سے نافع نے، ان سے بنی سلمہ کے ایک صاحب (ابن کعب بن مالک) نے کہ انہوں نے ابن عمر رضی اللہ عنہما کو یہ خبر دی کہ کعب بن مالک رضی اللہ عنہ کی ایک لونڈی اس پہاڑی پر جو ”سوق مدنی“ میں ہے اور جس کا نام سلع ہے، بکریاں چرایا کرتی تھی۔

ایک بکری مرنے کے قریب ہو گئی تو اس نے ایک پتھر توڑ کر اس سے بکری کو ذبح کر لیا، پھر لوگوں نے رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم سے اس کا ذکر کیا تو نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے اسے کھانے کی اجازت عطا فرمائی۔

Telah menceritakan kepada kami [Musa] berkata, telah menceritakan kepada kami [Juwairiyah] dari [Nafi'] dari [seorang laki-laki] dari bani Salamah, ia mengabarkan kepada Abdullah bin Umar bahwa budak perempuan Ka'b bin Malik mengembalakan kambing miliknya di gunung kecil, di daerah pasar, yaitu tempat yang berada di Sal'. Salah satu kambingnya sakit, lalu budak wanita itu memecah batu dan menyembelih kambing yang sakit itu dengan pecahan batu tersebut.

Orang-orang pun menceritakan hal itu kepada Nabi shallallahu 'alaihi wasallam, dan beliau memerintahkan untuk tetap memakannya

Abdullah (b. Ömer)'dan rivayete göre Ka'b b. Malik'in bir cariyesi vardı. Bu cari ye onun koyunlarını (Medıne'deki) pazara yakın el-Cubeyl denilen yerde -ki o Sel' dağındadır- güderdi. Bir koyunun can çekişmekte olduğunu görünce bir taşı kırarak o kırdığı parça ile o koyunu kesti. Bunu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e anlattılar. O da koyunun yenilmesini emir buyurdu

5503Rafi ibn KhadijSahih

حَدَّثَنَا عَبْدَانُ، قَالَ: أَخْبَرَنِي أَبِي، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَبَايَةَ بْنِ رَافِعٍ، عَنْ جَدِّهِ

أَنَّهُ قَالَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ لَيْسَ لَنَا مُدًى. فَقَالَ: «مَا أَنْهَرَ الدَّمَ وَذُكِرَ اسْمُ اللَّهِ فَكُلْ، لَيْسَ الظُّفُرَ وَالسِّنَّ، أَمَّا الظُّفُرُ فَمُدَى الْحَبَشَةِ، وَأَمَّا السِّنُّ فَعَظْمٌ». وَنَدَّ بَعِيرٌ فَحَبَسَهُ فَقَالَ: «إِنَّ لِهَذِهِ الإِبِلِ أَوَابِدَ كَأَوَابِدِ الْوَحْشِ فَمَا غَلَبَكُمْ مِنْهَا فَاصْنَعُوا هَكَذَا»

That he said, “O Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam)! We have no knife.” The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) said, “if the killing tool causes blood to gush out, and if Allah’s Name is mentioned, eat (of the slaughtered animal). But do not slaughter with a nail or a tooth, for the nail is the knife of Ethiopians and a tooth is a bone.”

Suddenly a camel ran away and it was stopped (with an arrow). The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) then said, “Of these camels there are some which are as wild as wild beasts; so if one of them runs away from you and you cannot catch it, treat it in this manner (i.e. shoot it with an arrow).”

রাফি‘ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেনঃ হে আল্লাহর রাসূল! আমাদের কাছে কোন ছুরি নেই। নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম উত্তর দিলেনঃ যে জিনিস রক্ত প্রবাহিত করে এবং যার উপর আল্লাহরনাম নেয়া হয়, তা খাও। তবে দাঁত ও নখ দিয়ে নয়। নখ হল হাবশীদের ছুরি আর দাঁত হল হাড়। তখন একটি উট পালিয়ে গেল। তীর নিক্ষেপ করে সেটিকে আটকানো হল।

তখন নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বললেনঃ এ সকল উটের মধ্যে বুনো জানোয়ারের মত পালিয়ে যাবার অভ্যাস আছে। কাজেই তাত্থেকে কোনটি যদি তোমাদের আয়ত্বের বাইরে চলে যায়, তাহলে তার সঙ্গে তেমন ব্যবহার কর। [২৪৮৮]

ہم سے عبدان نے بیان کیا، کہا کہ مجھے میرے والد نے خبر دی، انہیں شعبہ نے، انہیں سعید بن مسروق نے، انہیں عبایہ بن رافع نے اور انہیں ان کے دادا (رافع بن خدیج رضی اللہ عنہ) نے کہ انہوں نے کہا: یا رسول اللہ! ہمارے پاس چھری نہیں۔ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ جو ( دھار دار ) چیز خون بہا دے اور اس پر اللہ کا نام لے لیا گیا ہو تو ( اس سے ذبح کیا ہوا جانور ) کھا سکتے ہو لیکن ناخن اور دانت سے ذبح نہ کیا گیا ہو کیونکہ ناخن حبشیوں کی چھری ہے اور دانت ہڈی ہے.

اور ایک اونٹ بھاگ گیا تو ( تیر مار کر ) اسے روک لیا گیا۔ آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے اس پر فرمایا یہ اونٹ بھی جنگلی جانوروں کی طرح بھڑک اٹھتے ہیں اس لیے جو تمہارے قابو سے باہر ہو جائے اس کے ساتھ ایسا ہی کیا کرو۔

Telah menceritakan kepada kami [Abdan] ia berkata; telah mengabarkan kepadaku [Bapakku] dari [Syu'bah] dari [Sa'id bin Masruq] dari [Abayah bin Rifa'ah] dari [Kakeknya] bahwa ia berkata, "Wahai Rasulullah, kami tidak memiliki pisau tajam?"

beliau pun bersabda: "Apa saja yang dapat mengalirkan darah dan disebutkan nama Allah atasnya, maka makanlah. Kecuali kuku dan As-Sin. Sebab kuku adalah alat penyembelihan orang-orang Habasyah, sementara As-Sin adalah tulang." Lalu ada seekor unta yang kabur kemudian (mereka) menangkapnya, beliau lalu bersabda: "Sesungguhnya di antara unta-unta ini ada unta yang beringas, jika kalian mampu, maka hendaklah kalian melakukannya seperti ini

Abaye b. Rifaa'dan rivayete göre; "O, dedesinden: Ey Allah'ın Resulü, bıçaklanmız yoktur, dediğini nakletmiştir. Allah Resulü: Kanı bolca akıtan ve üzerine Allah'ın adı anılan olursa ye! Ama tırnak ve diş müstesnadır. Çünkü tırnak Habeşlilerin bıçağıdır, diş ise bir kemiktir. Bu arada bir deve de kaçmıştı. Onu (birisinin attığı bir ok) alıkoymuştu.

Bunun üzerine Allah Rasulü şöyle buyurdu: Şüphesiz bu develerin de yabani hayvanlar gibi ürküp yabanileştikleri olur. Onlardan bu şekilde elinizden kaçıp kurtulanlar olup yakalayamayacak olursanız ona bumin gibi yapınız

5504Kab ibn MalikSahih

حَدَّثَنَا صَدَقَةُ، أَخْبَرَنَا عَبْدَةُ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنٍ لِكَعْبِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ أَبِيهِ

أَنَّ امْرَأَةً، ذَبَحَتْ شَاةً بِحَجَرٍ، فَسُئِلَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنْ ذَلِكَ، فَأَمَرَ بِأَكْلِهَا وَقَالَ اللَّيْثُ حَدَّثَنَا نَافِعٌ أَنَّهُ سَمِعَ رَجُلاً مِنَ الأَنْصَارِ يُخْبِرُ عَبْدَ اللَّهِ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: أَنَّ جَارِيَةً لِكَعْبٍ بِهَذَا

A lady slaughtered a sheep with a stone and then the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) was asked about it and he permitted it to be eaten.

কা’ব ইবনু মালিক (রাঃ) হতে বর্ণিত যে, এক নারী পাথরের সাহায্যে একটি বক্রী যবহ্ করেছিল। এ ব্যাপারে নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম-কে জিজ্ঞেস করা হলে তিনি সেটি খাওয়ার নির্দেশ দেন। লায়স (রহ.) নাফি‘ (রহ.) সূত্রে বলেনঃ তিনি এক আনসারকে নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম থেকে ‘আবদুল্লাহ সম্পর্কে বলতে শুনেছেন যে, কা‘ব -এর একটি দাসী.......। পরবর্তী অংশ উক্ত হাদীসের মতই। [২৩০৪]

ہم سے صدقہ نے بیان کیا، کہا ہم کو عبدہ نے خبر دی، انہیں عبیداللہ نے، انہیں نافع نے، انہیں کعب بن مالک کے ایک بیٹے نے اور انہیں ان کے باپ کعب بن مالک رضی اللہ عنہ نے کہ ایک عورت نے بکری پتھر سے ذبح کر لی تھی تو نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم سے اس کے بارے میں پوچھا گیا تو آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے اس کے کھانے کا حکم فرمایا۔

اور لیث نے بیان کیا، ان سے نافع نے بیان کیا، انہوں نے قبیلہ انصار کے ایک شخص کو سنا کہ انہوں نے عبداللہ بن عمر رضی اللہ عنہما کو خبر دی نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم سے کہ کعب رضی اللہ عنہ کی ایک لونڈی تھی پھر اسی حدیث کی طرح بیان کیا۔

Telah menceritakan kepada kami [Shadaqah] berkata, telah mengabarkan kepada kami [Abdah] dari [Ubaidullah] dari [Nafi'] dari [Ibnu Ka'b bin Malik] dari [Bapaknya], bahwa ada seorang wanita menyembelih seekor kambing dengan batu, Nabi shallallahu 'alaihi wasallam lalu ditanya tentang itu, maka beliau memerintahkan untuk tetap memakannya."

[Al laits] berkata; telah menceritakan kepada kami [Nafi'] Bahwasanya ia mendengar [seorang laki-laki Anshar] mengabarkan kepada Abdullah, dari Nabi shallallahu 'alaihi wasallam, bahwa budak wanita Ka'b -menyebutkan Hadits seperti ini

Kalb b. Maıik'in bir oğlunun babasından rivayetine göre; "Bir kadın bir taş ile bir koyun kesti. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellemle bu durum hakkında soru soruldu, o da yenilmesini emir buyurdu." el-Leys de dedi ki: Bize Nafi'in tahdis ettiğine göre o, ensardan bir adamı Abdullah (b. Ömer)'e Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellemiden diyerek haber verdiğini ve: Ka'blın bir cariyesi ... diyerek bu hadisi naklettiğini dinlemiştir

5505Muadh ibn SadSahih

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ: حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ رَجُلٍ، مِنَ الأَنْصَارِ عَنْ مُعَاذِ بْنِ سَعْدٍ أَوْ سَعْدِ بْنِ مُعَاذٍ أَخْبَرَهُ

أَنَّ جَارِيَةً لِكَعْبِ بْنِ مَالِكٍ كَانَتْ تَرْعَى غَنَمًا بِسَلْعٍ، فَأُصِيبَتْ شَاةٌ مِنْهَا، فَأَدْرَكَتْهَا فَذَبَحَتْهَا بِحَجَرٍ، فَسُئِلَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ: «كُلُوهَا»

A slave girl belonging to Kab used to graze some sheep at Sla (mountain). Once one of her sheep was dying. She reached it (before it died) and slaughtered it with a stone. The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) was asked, and he said, “Eat it.”

এক আনসারী থেকে তিনি মু‘আয ইবনু সা‘দ কিংবা সা‘দা ইবনু মু‘আয (রাঃ) থেকে বর্ণনা করেন যে, কা‘ব ইবনু মালিক (রাঃ)-এর একটি দাসী ‘সালা’ পর্বতে বকরী চরাত। বকরীগুলোর মধ্যে একটিকে মরার উপক্রম দেখে সে একটি পাথর দ্বারা সেটিকে যবহ্ করল। এ ব্যাপারে নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম-কে জিজ্ঞেস করা হল। তিনি বললেনঃ সেটি খাও।

ہم سے اسماعیل نے بیان کیا، کہا کہ مجھ سے امام مالک نے بیان کیا، ان سے نافع نے، ان سے قبیلہ انصار کے ایک آدمی نے کہ معاذ بن سعد یا سعد بن معاذ نے انہیں خبر دی کہ کعب بن مالک رضی اللہ عنہ کی ایک لونڈی سلع پہاڑی پر بکریاں چرایا کرتی تھی۔ ریوڑ میں سے ایک بکری مرنے لگی تو اس نے اسے مرنے سے پہلے پتھر سے ذبح کر دیا پھر نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم سے اس کے متعلق پوچھا گیا تو نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ اسے کھاؤ۔

Telah menceritakan kepada kami [Ismail] berkata; telah menceritakan kepadaku [Malik] dari [Nafi'] dari [Laki-laki Anshar] dari [Mu'adz bin Sa'd atau Sa'd bin Mu'adz] ia mengabarkan kepadanya, bahwa budak wanita Ka'b bin Malik mengembalakan kambing di daerah Sal', lalu salah satu kambingnya terkena sakit hingga ia pun menyembelihnya dengan batu. Ketika Nabi shallallahu 'alaihi wasallam ditanya tentang hukum (daging sembelihannya), beliau menjawab: "Makanlah

Muaz b. Sa'd'dan -yahut Said b. Muaz'dan- rivayete göre "Ka'b b. Malik'in bir cariyesi Sel' dağında koyunlarını güderdi. Koyunlardan birisi can çekişmeye başladı. Çoban yetişerek bir taşla onu kesti. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e durumu sorulunca, o: Onu yiyiniz, diye buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Cariyenin ve kadının kestiği."

Buhari bu başlıkla bunu kabul etmeyen kimselerin kanaatinin reddedildiğine işaret ediyor gibidir. Muhammed b. Abdulhakem, Malik'ten bunun mekruh olduğunu nakletmiştir. el-Müdewene'de ise caiz olduğu belirtilmektedir. Şamlerin bir görüşüne göre de kadının kurbanlık kesmesi mekruhtur. Said b. Mansur sahih bir sened ile İbrahim en-Nehaı'den kadının ve küçük çocuğun kestikleri hakkında şunları söylediğini belirtmektedir: Eğer kestiği hayvanı zaptedebiliyor ve besmeleyi bellemiş ise bir sakıncası yoktur.

Aynı zamanda bu, cumhurun da görüşüdür. Hadisten Çıkarılan Sonuçlar 1- Emin kabul edilen, ücretle çalıştırılan işçi emanet edilen şeyler hususunda aleyhine hainlik ettiğine dair delilortaya çıkıncaya kadar güvenilir (söyledikleri) kabul edilir. 2- Yanına vedia bırakılan kimse gibi emin bir kimsenin, malın sahibinin izni olmaksızın maslahata uygun tasarrufu caizdir.

3- Sahibinin izni olmaksızın kesilen hayvanın yenilmesi -kesenin tazminat ödemesi gerekse dahi- caizdir. 4- Kadının kestiğinin yenilmesi caizdir. Hür yahut cariye, yaşlı ya da küçük, Müslüman ya da kitap ehli olması, temiz ya da ay hali iken kesmiş olması arasında fark yoktur. Çünkü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kadının kestiğinin yenilmesini emir buyurmuş ve buna dair herhangi bir tafsilata girilmemiştir. Bunu da Şafii açıkça dile getirmiştir. Cumhurun görüşü de budur

5506Rafi ibn KhadijSahih

حَدَّثَنَا قَبِيصَةُ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبَايَةَ بْنِ رِفَاعَةَ، عَنْ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ

قَالَ: قَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «كُلْ يَعْنِي مَا أَنْهَرَ الدَّمَ إِلاَّ السِّنَّ وَالظُّفُرَ»

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) said, “Eat what is slaughtered (with any instrument) that makes blood flow out, except what is slaughtered with a tooth or a nail.”

রাফি‘ ইবনু খাদীজ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেছেনঃ খাও অর্থাৎ যা রক্ত প্রবাহিত করে (তা দিয়ে যবেহ্ করে) তবে দাঁত ও নখ দিয়ে নয়। [২৪৮৮]

ہم سے قبیصہ نے بیان کیا، کہا ہم سے سفیان نے، ان سے ان کے والد نے، ان سے عبایہ بن رفاعہ نے اور ان سے رافع بن خدیج رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ کھاؤ یعنی ( ایسے جانور کو جسے ایسی دھاردار چیز سے ذبح کیا گیا ہو ) جو خون بہا دے۔ سوا دانت اور ناخن کے ( یعنی ان سے ذبح کرنا درست نہیں ہے ) ۔

Telah menceritakan kepada kami [Qabishah] berkata, telah menceritakan kepada kami [Sufyan] dari [Bapaknya] dari [Abayah bin Rifa'ah] dari [Rafi' bin Khadij] ia berkata, "Nabi shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Makanlah -yakni apa-apa yang mengalirkan darah- kecuali tulang dan kuku

Rafi' b. Hadic'den, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Diş ve tırnak ile olması müstesna, kanı akıtan her bir şey ile kesileni yiyebilirsin, diye buyurdu

5507Aishah bint Abi BakrSahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا أُسَامَةُ بْنُ حَفْصٍ الْمَدَنِيُّ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ رضى الله عنها

أَنَّ قَوْمًا، قَالُوا لِلنَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِنَّ قَوْمًا يَأْتُونَا بِاللَّحْمِ لَا نَدْرِي أَذُكِرَ اسْمُ اللَّهِ عَلَيْهِ أَمْ لَا فَقَالَ: «سَمُّوا عَلَيْهِ أَنْتُمْ وَكُلُوهُ». قَالَتْ وَكَانُوا حَدِيثِي عَهْدٍ بِالْكُفْرِ. تَابَعَهُ عَلِيٌّ عَنِ الدَّرَاوَرْدِيِّ. وَتَابَعَهُ أَبُو خَالِدٍ وَالطُّفَاوِيُّ

A group of people said to the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam), “Some people bring us meat and we do not know whether they have mentioned Allah’s Name or not on slaughtering the animal.” He said, “Mention Allah’s Name on it and eat.” Those people had embraced Islam recently.

‘আয়িশাহ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, একদল লোক নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম-কে বলল কতক লোক আমাদের নিকট গোশত নিয়ে আসে। আমরা জানি না যে, পশু যবহের সময় বিসমিল্লাহ বলা হয়েছিল কিনা।

তখন নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বললেনঃ তোমরাই এর উপর বিসমিল্লাহ পড় এবং তা খাও। ‘আয়িশাহ (রাঃ) বলেনঃ প্রশ্নকারী দলটি ছিল কুফর থেকে নতুন ইসলাম গ্রহণকারী।

ইমাম বুখারী (রহ.) বলেনঃ দারাওয়ারদী (রহ.) ‘আলী থেকে একই রকম বর্ণনা করেছেন। আবূ খালিদ ও তুফাবী (রহ.) এরকমই বর্ণনা করেছেন। [২০৫৭]

ہم سے محمد بن عبیداللہ نے بیان کیا، کہا ہم سے اسامہ بن حفص مدنی نے بیان کیا، ان سے ہشام بن عروہ نے، ان سے ان کے والد نے اور ان سے عائشہ رضی اللہ عنہا نے کہ ( گاؤں کے ) کچھ لوگ ہمارے یہاں گوشت ( بیچنے ) لاتے ہیں اور ہمیں معلوم نہیں کہ انہوں نے اس پر اللہ کا نام بھی ( ذبح کرتے وقت ) لیا تھا یا نہیں؟

آپ نے فرمایا کہ تم ان پر کھاتے وقت اللہ کا نام لیا کرو اور کھا لیا کرو۔ عائشہ رضی اللہ عنہا نے بیان کیا کہ یہ لوگ ابھی اسلام میں نئے نئے داخل ہوئے تھے۔ اس کی متابعت علی نے دراوردی سے کی اور اس کی متابعت ابوخالد اور طفاوی نے کی۔

Telah menceritakan kepada kami [Muhammad bin Ubaidullah] berkata, telah menceritakan kepada kami [Usamah bin Hafsh Al Madani] dari [Hisyam bin Urwah] dari [Bapaknya] dari [Aisyah] radliallahu 'anhuma, bahwa suatu kaum pernah bertanya kepada Nabi shallallahu 'alaihi wasallam, "Suatu kaum datang dengan membawa daging, namun kami tidak tahu apakah saat menyembelihnya menyebut nama Allah atau tidak?"

Beliau menjawab: "Kalau begitu sebutlah nama Allah, lalu makanlah oleh kalian." Aisyah berkata, "Mereka adalah orang-orang yang baru masuk Islam." Hadits ini dikuatkan oleh [Ali] dari [Ad Darawardi], dan dikuatkan juga oleh [Abu Khalid] dan [Ath Thufawi]

Aişe r.anha'dan rivayete göre; "Bir kavim Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: Bazı kimseler bize et getiriyorlar, üzerine Allah'ın adının anıhp anılmadığını bilmiyoruz, diye soru sordular. Bunun üzerine Nebi: Kendiniz üzerine Allah'ın adını anınız ve onu yiyiniz, diye buyurdu."

Aişe dedi ki: "Bunlar küfür dönemine yakın kimseler idi." Fethu'l-Bari Açıklaması: el-Mühelleb dedi ki: Bu hadis, kesilen hayvan üzerine besmele çekmenin vacip olmadığının asll delillerindendir. çünkü besmele çekmek vacip olsaydı, her durumda şart olması gerekirdi. Oysa fukaha yemek yerken besmele çekmenin farz olmadığı hususu üzerinde icma' etmişlerdir.

Yemek yerken besmele çekmek, keserken besmele çekmenin yerini tuttuğu na göre, bu sünnet olduğuna delildir. Çünkü sünnet olan bir iş, farzın yerini tutmaz. İbnu't-TIn dedi ki: Kendilerinin bilgisi dışında başkalarının üstlendiği kesim üzerine besmele çekmek hususunda onların bir mükellefiyetieri söz konusu değildir. O halde bu, hilafının ortaya çıkması halinde sahih olmayışa yorumlanır.

Bununla birlikte, şu anda sizin besmele çekmeniz ile üzerinde Allah'ın adının anılıp anılmadığını bilmediğiniz etleri yemenizin size mubah olduğunu anlatmak istemiş olma ihtimali de vardır. Elverir ki böyle bir hayvanı kesen bir kimse, besmele çektiği takdirde kestiği sahih olan ve yenilebilen kimselerden olsun. Hadisten Çıkarılan Sonuçlar Hadisten anlaşıldığı na göre: 1- Müslümanların pazarlarında bulunan her şeyin durumu sıhhate göre yorumlanır.

2-Çölde yaşayan müslümanların kestikleri de böyledir. Çünkü çoğunlukla onlar besmele çekmeyi bilirler. İbn Abdilberr de bu son hükmü kat'i olarak ifade ederek şöyle demiştir: Müslümanın kestiği yenilir ve onun besmele çektiği kabul edilir. Çünkü Müslüman bir kimse hakkında, her hususta aksi açıkça ortaya Çlkıncaya kadar hayırdan başka bir zan beslenmez

5508Abdullah ibn MughaffalSahih

حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ هِلَالٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُغَفَّلٍ رضى الله عنه

قَالَ كُنَّا مُحَاصِرِينَ قَصْرَ خَيْبَرَ، فَرَمَى إِنْسَانٌ بِجِرَابٍ فِيهِ شَحْمٌ، فَنَزَوْتُ لآخُذَهُ، فَالْتَفَتُّ فَإِذَا النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَاسْتَحْيَيْتُ مِنْهُ

Narrates Abdullah ibn Mughaffal: While we were besieging the castle of Khaibar, Somebody threw a skin full of fat and I went ahead to take it, but on looking behind, I saw the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) and I felt shy in his presence (and did not take it).

‘আবদুল্লাহ ইবনু মুগাফফাল (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, আমরা খায়বরের একটি কিল্লা অবরোধ করে রেখেছিলাম। এমন সময়ে এক লোক চর্বি ভর্তি একটি থলে ছুঁড়ে মারল। আমি সেটি উঠিয়ে নেয়ার জন্য ছুটে গেলাম। ঘুরে তাকিয়ে দেখি নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম। তাঁকে দেখে আমি লজ্জিত হলাম। [৩১৫৩]

ہم سے ابوالولید نے بیان کیا، کہا ہم سے شعبہ نے بیان کیا، ان سے حمید بن ہلال نے اور ان سے عبداللہ بن مغفل رضی اللہ نے بیان کیا کہ ہم خیبر کے قلعے کا محاصرہ کئے ہوئے تھے کہ ایک شخص نے ایک تھیلا پھینکا جس میں ( یہودیوں کے ذبیحہ کی ) چربی تھی۔ میں اس پر جھپٹا کہ اٹھا لوں لیکن مڑ کے جو دیکھا تو پیچھے رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم تشریف فرما تھے۔

میں آپ صلی اللہ علیہ وسلم کو دیکھ کر شرما گیا۔ ابن عباس رضی اللہ عنہما نے کہا کہ ( آیت میں ) «طَعامهم» سے مراد اہل کتاب کا ذبح کردہ جانور ہے۔

Telah menceritakan kepada kami [Abul Walid] berkata, telah menceritakan kepada kami [Syu'bah] dari [Humaid bin Hilal] dari [Abdullah bin Mughaffal] radliallahu 'anhu, ia berkata, "Kami pernah mengepung istana Khaibar, tiba-tiba ada seseorang yang melempar geriba yang didalamnya terdapat lemak. Maka aku pun segera melompat untuk mengambilnya, ketika aku menoleh ternyata ada Nabi shallallahu 'alaihi wasallam sehingga aku pun malu dibuatnya

5509Rafi ibn KhadijSahih

حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ عَبَايَةَ بْنِ رِفَاعَةَ بْنِ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ، عَنْ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ

قَالَ قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا لَاقُو الْعَدُوِّ غَدًا، وَلَيْسَتْ مَعَنَا مُدًى فَقَالَ: «اعْجَلْ أَوْ أَرِنْ مَا أَنْهَرَ الدَّمَ وَذُكِرَ اسْمُ اللَّهِ فَكُلْ، لَيْسَ السِّنَّ وَالظُّفُرَ، وَسَأُحَدِّثُكَ، أَمَّا السِّنُّ فَعَظْمٌ، وَأَمَّا الظُّفُرُ فَمُدَى الْحَبَشَةِ».

وَأَصَبْنَا نَهْبَ إِبِلٍ وَغَنَمٍ فَنَدَّ مِنْهَا بَعِيرٌ، فَرَمَاهُ رَجُلٌ بِسَهْمٍ فَحَبَسَهُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «إِنَّ لِهَذِهِ الإِبِلِ أَوَابِدَ كَأَوَابِدِ الْوَحْشِ، فَإِذَا غَلَبَكُمْ مِنْهَا شَىْءٌ، فَافْعَلُوا بِهِ هَكَذَا»

I said, “O Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam)! We are going to face the enemy tomorrow and we do not have knives.” He said, “Hurry up (in killing the animal). If the killing tool causes blood to flow out, and if Allah’s Name is mentioned, eat (of the slaughtered animal). But do not slaughter with a tooth or a nail.

I will tell you why: As for the tooth, it is a bone; and as for the nail, it is the knife of Ethiopians.” Then we got some camels and sheep as war booty, and one of those camels ran away, whereupon a man shot it with an arrow and stopped it.

The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said, “Of these camels there are some which are as wild as wild beasts, so if one of them (runs away and) makes you tired, treat it in this manner.”

‘আমর ইবনু ‘আলী (রহ.) রাফি‘ ইবনু খাদীজ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, আমি বললামঃ হে আল্লাহর রাসূল! আমরা আগামী দিন শত্রুর সম্মুখীন হব, অথচ আমাদের কাছে কোন ছুরি নেই।

নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বললেনঃ তুমি ত্বরান্বিত করবে কিংবা তিনি বলেছেনঃ জলদি (যবহ্) করবে। যা রক্ত প্রবাহিত করে এবং আল্লাহর নাম নেয়া হয়, তা খাও। তবে দাঁত ও নখ দ্বারা নয়। তোমাকে বলছিঃ দাঁত হল হাড় আর নখ হল হাবশীদের ছুরি। আমরা কিছু উট ও বকরী গনীমত হিসাবে পেলাম। সেগুলো থেকে একটি উট পালিয়ে যায়। একজন সেটির উপর তীর নিক্ষেপ করলে আল্লাহ উটটি আটকিয়ে দেন।

তখন রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বললেনঃ এ সব গৃহপালিত উটের মধ্য বন্যপশুর স্বভাব আছে। কাজেই তা থেকে কোনটি যদি তোমদের নিয়ন্ত্রণের বাইরে চলে যায়, তা হলে তার সঙ্গে এরকমই ব্যবহার করবে। [২৪৮৮]

ہم سے عمرو بن علی نے بیان کیا، کہا ہم سے یحییٰ نے بیان کیا، کہا ہم سے سفیان نے، ان سے ان کے والد نے، ان سے عبایہ بن رفاعہ بن رافع بن خدیج نے اور ان سے رافع بن خدیج رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ میں نے عرض کی: یا رسول اللہ! کل ہمارا مقابلہ دشمن سے ہو گا اور ہمارے پاس چھریاں نہیں ہیں؟

آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ پھر جلدی کر لو یا ( اس کے بجائے ) «أرن» کہا یعنی جلدی کر لو جو آلہ خون بہا دے اور ذبیحہ پر اللہ کا نام لیا گیا ہو تو اسے کھاؤ۔ البتہ دانت اور ناخن نہ ہونا چاہیئے اور اس کی وجہ بھی بتا دوں۔ دانت تو ہڈی ہے اور ناخن حبشیوں کی چھری ہے۔

اور ہمیں غنیمت میں اونٹ اور بکریاں ملیں ان میں سے ایک اونٹ بدک کر بھاگ پڑا تو ایک صاحب نے تیر سے مار کر گرا لیا۔ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ یہ اونٹ بھی بعض اوقات جنگلی جانوروں کی طرح بدکتے ہیں، اس لیے اگر ان میں سے بھی کوئی تمہارے قابو سے باہر ہو جائے تو اس کے ساتھ ایسا ہی کرو۔

Telah menceritakan kepada kami [Amru bin Ali] berkata, telah menceritakan kepada kami [Yahya] berkata, telah menceritakan kepada kami [Sufyan] berkata, telah menceritakan kepada kami [Bapakku] dari [Abayah bin Rifa'ah bin Rafi' bin Khadij] dari [Rafi' bin Khadij] ia berkata, "Aku bertanya kepada Rasulullah, besok kita akan bertemu dengan musuh dan kita tidak lagi mempunyai pisau tajam?"

Beliau menjawab: "Sembelihlah dengan sesuatu yang dapat mengalirkan darah, sebutlah nama Allah lalu makanlah, kecuali dengan gigi dan kuku. Aku jelaskan kepada kalian; gigi itu sejenis tulang, sedangkan kuku adalah alat yang biasa digunakan oleh bangsa Habsyah (untuk menyembelih)." Kami lalu mendapatkan rampasan unta dan kambing, saat ada salah satu unta tersebut yang kabur, seorang laki-laki melemparnya dengan anak panah.

Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam pun bersabda: "Sesungguhnya di antara unta-unta ini ada yang beringas sebagaimana binatang buas, jika kalian merasa susah dibuatnya maka lakukanlah seperti itu

Râfi' ibn Hadîc (radıyallahü anh) şöyle demiştir: Ben: Yâ Rasûlallah, bizler yarın düşmanla karşılaşacağız. Yanımızda hayvan kesecek bıçaklar bulunmuyor? dedim. da: "Acele davran (da hayvan boğularak ölmesin) yahut keseceğin hayvanı bol kan akıtacak şeyle öldür, üzerine Allah'ın ismi zikrolunandan ye! Yalnız dişle tırnak müstesnadır.

Bunun sebebini sana söyleyeceğim: Dişe gelince, o bir kemiktir (kesmez). Tırnağa gelince, o da Habeşliler'in bıçaklarıdır" buyurdu. deve ve koyun ganimetleri elde etmiştik. Onlardan bir deve. kaçtı. Bir adam ok atıp onu habsetti. Bunun üzerineRasûlüllah(sallallahü aleyhi ve sellem): "Vahşî hayvanların kaçanları gibi, ehlî hayvanların da kaçanları vardır. Bunlardan birisi size galebe ederse, ona böyle vurma muamelesi yapınız" buyurdu

5510Asma bint Abi BakrSahih

حَدَّثَنَا خَلاَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، قَالَ: أَخْبَرَتْنِي فَاطِمَةُ بِنْتُ الْمُنْذِرِ، امْرَأَتِي عَنْ أَسْمَاءَ بِنْتِ أَبِي بَكْرٍ رضى الله عنهما

قَالَتْ نَحَرْنَا عَلَى عَهْدِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَرَسًا فَأَكَلْنَاهُ

We slaughtered a horse (by Nahr) during the lifetime of the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) and ate it.

আসমা বিনত আবূ বাকর হতে বর্ণিত। তিনি বলেনঃ রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর আমলে আমরা একটি ঘোড়া নহর করে সেটি খেয়েছি। [৫৫১১, ৫৫১২, ৫৫১৯; মুসলিম ৩৪/৬, হাঃ ১৯৪২, আহমাদ ২৬৯৮৫]

ہم سے خلاد بن یحییٰ نے بیان کیا، انہوں نے کہا ہم سے سفیان نے بیان کیا، ان سے ہشام بن عروہ نے کہا کہ مجھے میری بیوی فاطمہ بنت منذر نے خبر دی ان سے اسماء بنت ابی بکر رضی اللہ عنہما نے بیان کیا کہ ہم نے رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم کے زمانے میں ایک گھوڑا نحر کیا اور اسے کھایا۔

Telah menceritakan kepada kami [Khallad bin Yahya] berkata, telah menceritakan kepada kami [Sufyan] berkata, telah menceritakan kepada kami [Hisyam bin Urwah] ia berkata; telah mengabarkan kepadaku [Fatimah binti Al Mundzir] isteriku, dari [Asma binti Abu Bakar] radliallahu 'anhuma, ia berkata, "Pada masa Nabi shallallahu 'alaihi wasallam kami pernah menyembelih kurban berupa kuda, lalu kami pun memakannya

Ebu Bekr r.a.'ın kızı Esma' r.anha'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem deneminde bir at nahr ettik de onu yedik. " Tekrar:

5511Asma bint Abi BakrSahih

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، سَمِعَ عَبْدَةَ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ فَاطِمَةَ، عَنْ أَسْمَاءَ

قَالَتْ ذَبَحْنَا عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَرَسًا وَنَحْنُ بِالْمَدِينَةِ فَأَكَلْنَاهُ

We slaughtered a horse (by Dhabh) during the lifetime of the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) while we were at Medina, and we ate it.

আসমা (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেনঃ রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর আমলে আমরা একটি ঘোড়া যবহ্ করেছি। তখন আমরা মদিনায় থাকতাম। পরে আমরা সেটি খেয়েছি। [৫৫১০]

ہم سے اسحاق نے بیان کیا، انہوں نے عبدہ سے سنا، انہوں نے ہشام سے، انہوں نے فاطمہ سے اور ان سے اسماء رضی اللہ عنہا نے بیان کیا کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم کے زمانہ میں ہم نے ایک گھوڑا ذبح کیا اور اس کا گوشت کھایا اس وقت ہم مدینہ میں تھے۔

Telah menceritakan kepada kami [Ishaq] ia mendengar [Abdah] dari [Hisyam] dari [Fatimah] dari [Asma] ia berkata, "Pada masa Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam, kami pernah menyembelih kuda di Madinah dan kami pun memakannya

Esma'dan, dedi ki: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem döneminde -biz Medine'de iken- bir at zebh ettik ve onu yedik

5512Asma bint Abi BakrSahih

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ فَاطِمَةَ بِنْتِ الْمُنْذِرِ، أَنَّ أَسْمَاءَ بِنْتَ أَبِي بَكْرٍ

قَالَتْ نَحَرْنَا عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَرَسًا فَأَكَلْنَاهُ. تَابَعَهُ وَكِيعٌ وَابْنُ عُيَيْنَةَ عَنْ هِشَامٍ فِي النَّحْرِ

We slaughtered a horse (by Nahr) during the lifetime of the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) and ate it.

আসমা বিনত আবূ বাকর (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর ‘আমলে আমরা একটি ঘোড়া নহর করেছি। এরপর তা খেয়েছি। ‘নহর’ কথাটির বর্ণনা এ সঙ্গে হিশামের সূত্র দিয়ে ওয়াকী‘ ও ইবনু ‘উয়াইনাহ এ রকমই বর্ণনা করেছেন। [৫৫১০; মুসলিম ৩৪/৬, হাঃ ১৯৪২, আহমাদ ২৬৯৮৫]

ہم سے قتیبہ نے بیان کیا، کہا ہم سے جریر نے بیان کیا، ان سے ہشام نے، ان سے فاطمہ بنت منذر نے کہ اسماء بنت ابی بکر رضی اللہ عنہما نے بیان کیا کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم کے زمانہ میں ہم نے ایک گھوڑے کو نحر کیا ( اس کے سینے کے اوپر کے حصہ میں چھری مار کر ) پھر اسے کھایا۔ اس کی متابعت وکیع اور ابن عیینہ نے ہشام سے «نحر‏.‏» کے ذکر کے ساتھ کی۔

Telah menceritakan kepada kami [Qutaibah] berkata, telah menceritakan kepada kami [Jarir] dari [Hisyam] dari [Fatimah bin Al Mundzir] bahwa [Asma binti Abu Bakar] radliallahu 'anhuma berkata, "Pada masa Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam kami pernah berkurban dengan menyembelih kuda, lalu kami memakannya." Hadits ini dikuatkan oleh [Waki'] dan [Ibnu Uyainah] dari [Hisyam] tentang penyembelihan kurban

Ebu.Bekr kızı Esma'dan, dedi ki: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem döneminde bir at nahr ettik ve onu yedik." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Nahr (gerdandan kesmek) ve zebh (boğazdan kesmek)." Ebu. Zerr'in rivayet ettiği Buhari nüshasında (zebh yerine) "zebillh" şeklinde çoğulolarak gelmiştir. Çoğunlukla kesimin bu şekilde olduğunu göz önünde bulundurarak çoğul yapmış gibidir.

Nahr (gerdandan kesmek), deve hakkındaki özel kesim şeklidir. Devenin dışındakiler ise zebhedilir (boğazdan kesilir). Bununla birlikte devenin zebhi ve başkalarının nahrını ifade eden hadisler de gelmiştir. İbnu't-Tin der ki: Develerde aslolan nahr, koyun ve benzerlerinde aslolan ise zebhtir. İnek türüne gelince Kur'an-ı Kerim'de onların zebhi, sünnette de nahrı söz konusu edilmiştir.

Nahr ile kesilenin zebhi ve zebh ile kesilenin nahrı hususunda görüş ayrı lı ğı vardır. Cumhur bunu kabul ederken, İbnu'l-Kasım kabul etmemektedir. Hanefilerin çoğunluğu kitaplarında şöyle demektedir: Dört ana kanaldan üçünü keserse tezkiye gerçekleşmiş olur. Bu dört ana kanalın ikisi boğaz ile yemek borusu, diğer ikisi ise her taraftaki birer damardır.

İbnu'l-Münzir, Muhammed b. el-Hasen'den şu görüşü nakletmektedir: Eğer boğazı, yemek borusunu bir de iki taraftaki damarların her birinin yarısından fazlasını keserse yeterli olur. Daha az keserse artık o kesilen hayvanda hayır yoktur. Şafii de şöyle demiştir: Her iki damardan hiçbir şey kesmese dahi yeterlidir. Malik ve el-Leys'den iki damar ile sadece boğazın kesilmesi şarttır, dedikleri nakledilmiştir.

"İbn Ömer, İbn Abbas ve Enes: Başı koparırsa bir sakıncası yoktur demişlerdir." İbn Ömer'den gelen rivayeti Ebu Musa ez-Zemin, Ebu MicIes yoluyla gelen bir rivayetle mevsu! olarak nakletmiş bulunmaktadır: "İbn Ömer'e başı koparılarak kesilen hayvanın durumunu sordum. İbn Ömer yenilmesini emretti." İbn Abbas'tan gelen rivayeti de İbn Ebi Şeybe sahih bir senetle mevsul olarak rivayet etmiştir.

Bunagöre İbn Abbas'a bir tavuğu kesip başını uçuran kimsenin bu kestiğinin durumu hakkında soru sorulunca o: "Bu çok hızlı yapılmış bir tezkiyedir, diye cevap vermiştir

5513Hisham ibn ZaydSahih

حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ هِشَامِ بْنِ زَيْدٍ

قَالَ دَخَلْتُ مَعَ أَنَسٍ عَلَى الْحَكَمِ بْنِ أَيُّوبَ، فَرَأَى غِلْمَانًا أَوْ فِتْيَانًا نَصَبُوا دَجَاجَةً يَرْمُونَهَا. فَقَالَ أَنَسٌ نَهَى النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: أَنْ تُصْبَرَ الْبَهَائِمُ

Anas and I went to Al-Hakam ibn Aiyub. Anas saw some boys shooting at a tied hen. Anas said, “The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) has forbidden the shooting of tied or confined animals.”

হিশাম ইবনু যায়দ (রহঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেনঃ আমি আনাস-এর সঙ্গে হাকাম ইবনু আইয়ূবের কাছে গেলাম। তখন আনাস (রাঃ) দেখলেন, কয়েকটি বালক কিংবা বর্ণনাকারী বলেছেন, কয়েকজন তরুণ একটি মুরগী বেঁধে তার দিকে তীর ছুঁড়ছে। আনাস (রাঃ) বললেনঃ নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম জীবজন্তুকে বেঁধে এভাবে তীর ছুঁড়তে নিষেধ করেছেন। [মুসলিম ৩৪/১২, হাঃ ১৯৫৬, আহমাদ ১২১৬২]

ہم سے ابوالولید نے بیان کیا، کہا ہم سے شعبہ نے، ان سے ہشام بن زید نے، کہا کہ میں انس رضی اللہ عنہ کے ساتھ حکم بن ایوب کے یہاں گیا، انہوں نے وہاں چند لڑکوں کو یا نوجوانوں کو دیکھا کہ ایک مرغی کو باندھ کر اس پر تیر کا نشانہ لگا رہے ہیں تو انہوں نے کہا کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے زندہ جانور کو باندھ کر مارنے سے منع فرمایا ہے۔

Telah menceritakan kepada kami [Abul Walid] berkata, telah menceritakan kepada kami [Syu'bah] dari [Hisyam bin Zaid] ia berkata, "Pernah aku dan Anas menemui Al Hakam bin Ayyub, lalu Anas melihat seorang pemuda memasang seekor ayam untuk sasaran panahnya, maka [Anas] pun berkata, "Nabi shallallahu 'alaihi wasallam telah melarang menjadikan bintang untuk dijadikan sasaran (latihan) tembak

Hişam b. Zeyd'den, dedi ki: "Enes ile birlikte el-Hakem b. Eyyub'un yanına girdim. Enes birkaç erkek çocuğun -yahut genç delikanIının- bir tavuğu hedef olarak dikip ona atış yaptıklarını görünce, Enes: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem hayvanların bağlanıp hapsedilmelerini yasaklamıştır" dedi

5514Abdullah ibn UmarSahih

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يَعْقُوبَ، أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ سَعِيدِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ سَمِعَهُ يُحَدِّثُ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ رضى الله عنهما

أَنَّهُ دَخَلَ عَلَى يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ وَغُلَامٌ مِنْ بَنِي يَحْيَى رَابِطٌ دَجَاجَةً يَرْمِيهَا، فَمَشَى إِلَيْهَا ابْنُ عُمَرَ حَتَّى حَلَّهَا، ثُمَّ أَقْبَلَ بِهَا وَبِالْغُلَامِ مَعَهُ فَقَالَ ازْجُرُوا غُلَامَكُمْ عَنْ أَنْ يَصْبِرَ هَذَا الطَّيْرَ لِلْقَتْلِ، فَإِنِّي سَمِعْتُ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ نَهَى أَنْ تُصْبَرَ بَهِيمَةٌ أَوْ غَيْرُهَا لِلْقَتْلِ

That he entered upon Yahya ibn Said while one of Yahya’s sons was aiming at a hen after tying it. Ibn Umar walked to it and untied it. Then he brought it and the boy and said. “Prevent your boys from tying the birds for the sake of killing them, as I have heard the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) forbidding the killing of an animal or other living thing after tying them.”

ইবনু ‘উমার (রাঃ) হতে বর্ণিত যে, তিনি ইয়াহ্ইয়া ইবনু সাঈদের কাছে গিয়েছিলেন। এ সময় ইয়াহ্ইয়া পরিবারের একটি বালক একটি মুরগীকে বেঁধে তার দিকে তীর ছুঁড়ছিল। ইবনু ‘উমার(রাঃ) মুরগীটির দিকে এগিয়ে গিয়ে সেটি মুক্ত করে দিলেন।

তারপর মুরগী ও বালকটিকে সঙ্গে নিয়ে এগিয়ে গিয়ে বললেন, হত্যার উদ্দেশে এভাবে বেঁধে পাখি মারতে তোমরা তোমাদের বালকদের বাধা দিও। কেননা, আমি নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম থেকে শুনেছিঃ তিনি হত্যার উদ্দেশে জন্তু জানোয়ার বেঁধে তীর নিক্ষেপ করতে নিষেধ করেছেন। [মুসলিম ৩৪/১২, হাঃ ১৯৫৭, ১৯৫৮]

ہم سے احمد بن یعقوب نے بیان کیا، انہوں نے کہا ہم کو اسحاق بن سعید بن عمرو نے خبر دی، انہوں نے اپنے والد سے سنا کہ وہ عبداللہ بن عمر رضی اللہ عنہما سے بیان کرتے تھے کہ وہ یحییٰ بن سعید کے یہاں تشریف لے گئے۔ یحییٰ کی اولاد میں ایک بچہ ایک مرغی باندھ کر اس پر تیر کا نشانہ لگا رہا تھا۔

عبداللہ بن عمر رضی اللہ عنہما مرغی کے پاس گئے اور اسے کھول لیا پھر مرغی کو اور بچے کو اپنے ساتھ لائے اور یحییٰ سے کہا کہ اپنے بچہ کو منع کر دو کہ اس جانور کو باندھ کر نہ مارے کیونکہ میں نے نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم سے سنا ہے آپ نے کسی جنگلی جانور یا کسی بھی جانور کو باندھ کر جان سے مارنے سے منع فرمایا ہے۔

Telah menceritakan kepada kami [Ahmad bin Ya'qub] berkata, telah mengabarkan kepada kami [Ishaq bin Sa'id bin Amru] dari [Bapaknya] Bahwasanya ia mendengar dia menceritakan dari [Ibnu Umar] radliallahu 'anhuma, bahwa ia pernah menemui Yahya bin Sa'id, sementara ada seorang anak laki-laki keturunan Yahya mengikat seekor ayam untuk dijadikan sebagai sasaran tembaknya, maka Ibnu Umar pun berjalan ke arahnya dan melepaskan ayam tersebut.

kemudian ia kembali lagi bersama ayam dan anak laki-laki tersebut, setelah itu ia berkata, "Hardiklah anak laki-laki kalian dari menjadikan burung ini sebagai sasaran tembaknya, sesungguhnya aku mendengar Nabi shallallahu 'alaihi wasallam melarang untuk menjadikan binatang atau selainnya sebagai sasaran tembak

İbn Ömer r.a.'dan rivayete göre; "O Yahya b. Said'in yanına girdi. Yahya'nın oğullarından birisi ise bir tavuğu bağlamış ve hedef olarakona atış yapıyordu. İbn Ömer o tavuğun bulunduğu yere kadar gitti ve onu çözdü.

Sonra da o tavuğu ve çocuğu beraberinde alarak gelip dedi ki: Çocuğunuzu böyle bir uçan hayvanı öldürmek için tutup bağlamaktan alıkoyunuz. Çünkü ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in dilsiz bir hayvanın yahut başkasının öldürülmek için bağlanıp hapsedilmesini nehyettiğini işitmişimdir, dedi

5515Said ibn JubayrSahih

حَدَّثَنَا أَبُو النُّعْمَانِ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ أَبِي بِشْرٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ

قَالَ كُنْتُ عِنْدَ ابْنِ عُمَرَ فَمَرُّوا بِفِتْيَةٍ أَوْ بِنَفَرٍ نَصَبُوا دَجَاجَةً يَرْمُونَهَا، فَلَمَّا رَأَوُا ابْنَ عُمَرَ تَفَرَّقُوا عَنْهَا، وَقَالَ ابْنُ عُمَرَ مَنْ فَعَلَ هَذَا إِنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لَعَنَ مَنْ فَعَلَ هَذَا تَابَعَهُ سُلَيْمَانُ عَنْ شُعْبَةَ، حَدَّثَنَا الْمِنْهَالُ، عَنْ سَعِيدٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، لَعَنَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَنْ مَثَّلَ بِالْحَيَوَانِ.

وَقَالَ عَدِيٌّ عَنْ سَعِيدٍ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

While I was with Ibn Umar, we passed by a group of young men who had tied a hen and started shooting at it. When they saw Ibn Umar, they dispersed, leaving it. On that Ibn Umar said, “Who has done this? The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) cursed the one who did so.” Narrated Ibn Umar: The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) cursed the one who did Muthla to an animal (i e., cut its limbs or some other part of its body while it is still alive).

সা‘ঈদ ইবনু যুবায়র (রহ.) হতে বর্ণিত। তিনি বললেনঃ আমি ইবনু ‘উমার -এর কাছে ছিলাম। এরপর আমরা একদল তরুণ কিংবা তিনি বলেছেন, একদল মানুষের কাছ দিয়ে যাবার সময় দেখলাম, তারা একটি মুরগী বেঁধে তার দিকে তীর ছুঁড়ছে। তারা যখন ইবনু ‘উমার -কে দেখতে পেল, তখন তারা তা থেকে বিচ্ছিন্ন হয়ে গেল।

ইবনু ‘উমার বললেনঃ এ কাজ কে করেছে? এ কাজ যে করে নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম তাঁর উপর অভিশাপ দিয়েছেন। শু‘বাহ (রহ.) থেকে সুলাইমান এ রকমই বর্ণনা করেছেন।

মিনহাল ইবনু ‘উমার -এর সূত্রে বলেন, যে ব্যক্তি জীব-জন্তুর অঙ্গহানি করে তাকে নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম লা‘নাত করেছেন। আধুনিক প্রকাশনী- ৫১০৯, ইসলামিক ফাউন্ডেশন

ہم سے ابوالنعمان نے بیان کیا، کہا ہم سے ابوعوانہ نے، ان سے ابوبشر نے، ان سے سعید بن جبیر نے کہ میں ابن عمر رضی اللہ عنہما کے ساتھ تھا وہ چند جوانوں یا ( یہ کہا کہ ) چند آدمیوں کے پاس سے گزرے جنہوں نے ایک مرغی باندھ رکھی تھی اور اس پر تیر کا نشانہ لگا رہے تھے جب انہوں نے ابن عمر رضی اللہ عنہما کو دیکھا تو وہاں سے بھاگ گئے۔

ابن عمر رضی اللہ عنہما نے کہا یہ کون کر رہا تھا؟ ایسا کرنے والوں پر نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے لعنت بھیجی ہے۔ اس کی متابعت سلیمان نے شعبہ سے کی ہے۔

Telah menceritakan kepada kami [Abu An Nu'man] berkata, telah menceritakan kepada kami [Abu 'Awanah] dari [Abu Bisyr] dari [Sa'id bin Jubair] ia berkata, "Aku pernah bersama [Ibnu Umar] melewati sekelompok orang yang sedang menjadikan ayam sebagai sasaran tembak mereka, ketika mereka melihat Ibnu Umar mereka pun kabur.

Ibnu Umar lalu berkata, "Siapa yang melakukan ini! Sesungguhnya Nabi shallallahu 'alaihi wasallam melaknat orang yang melakukan perbuatan seperti ini." Hadits ini dikuatkan oleh [Sulaiman] dari [Syu'bah] berkata, telah menceritakan kepada kami [Al Minhal] dari [Sa'id] dari [Ibnu Umar] ia berkata, "Nabi shallallahu 'alaihi wasallam melaknat orang yang memutilasi hewan." [Adi] menyebutkan dari [Sa'id] dari [Ibnu Abbas] dari Nabi shallallahu 'alaihi wasallam

Said b. Cubeyr'den, dedi ki: "İbn Ömer'in yanında idim. Beraberindekiler ile atış yaptıkları bir tavuğu hedef olarak dikmiş birkaç gencin -yahut bir grup insanın- yanından geçtiler. Bunlar İbn Ömer'i görünce o tavuğun etrafından dağıldılar. İbn Ömer de: Bunu kim yaptı? Şüphesiz Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu işi yapana la'net etmiştir, dedi."

Süleyman bu hadisi Şu'be'den rivayet ederek ona (Ebu Bişr'e) mutabaat etmiştir. Bize el-Minhal, Said'den tahdis etti, o İbn Ömer'den (şöyle dediğini nakletti): "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem hayvana musle yapan (canlı iken organını kesen) kimselere lanet etmiştir

5516Abdullah ibn Yazid ibn ZaydSahih

حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مِنْهَالٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ: أَخْبَرَنِي عَدِيُّ بْنُ ثَابِتٍ، قَالَ: سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ يَزِيدَ

عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَنَّهُ نَهَى عَنِ النُّهْبَةِ وَالْمُثْلَةِ

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) forbade An-Nuhba and Al-Muthla.

‘আবদুল্লাহ ইবনু ইয়াযীদ (রহঃ)-এর সূত্রে নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম হতে বর্ণিত আছে যে, তিনি লুটতরাজ ও অঙ্গহানি করতে নিষেধ করেছেন। [২৪৭৪]

ہم سے حجاج بن منہال نے بیان کیا، کہا ہم سے شعبہ نے بیان کیا، کہا کہ مجھ کو عدی بن ثابت نے خبر دی، کہا کہ میں نے عبداللہ بن زید رضی اللہ عنہ سے سنا، انہوں نے نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم سے کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے رہزنی کرنے اور مثلہ کرنے سے منع فرمایا ہے۔

Telah menceritakan kepada kami [Hajjaj bin Minhal] telah menceritakan kepada kami [Syu'bah] ia berkata; telah mengabarkan kepadaku [Adi bin Tsabit] ia berkata; Aku mendengar [Abdullah bin Yazid] dari Nabi shallallahu 'alaihi wasallam, Bahwasanya beliau melarang dari perbuatan mutilasi

Abdullah b. Yezid'den, o Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem nühbeyi (açıktan ve zorla birisinin malını almayı) ve musleyi nehyetmiştir. Fethu'l-Bari Açıklamaksı: "Müsle", hayvanın canlı iken organlarını ya da bir kısmıni kesmek demektir.

"Masbura ve mücesseme" ise atış yapmak için bağlanıp hedef edinilen hayvandır. Eğer bu sebeple ölürse onu yemek helal olmaz. Kuşlar ve benzerleri hakkında kullanılan "el-cusum", develel'in çökerek oturmalarına benzer.

"Bir hayvanın yahut başkasının öldürülmek için hapsedilip bağlanmas!." Buna benzer bir rivayet de Ebu Eyyub'un naklettiği bir hadistir. Şöyle demiştir: "Nefsim elinde olana yemin ederim ki, bir tavuk dahi olsa ben onu canlı olarak hapsetmem. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i canlı olarak öldürmeyi nehyederken işitmişimdir."

Hadisi Ebu Davud kavi bir sened ile rivayet etmiştir. Bütün bunları genel olarak Müslim'de yer alan Şeddad b. Evs'in merfu olarak (Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e nispet ederek) zikrettiği hadis, bir arada ifade etmektedir: "Öldürdüğünüz vakit güzelce öldürünüz, zebh ettiğiniz (kestiğiniz) vakit de güzelce kesiniz. Sizden herhangi biriniz (kesim yapacağında) bıçağını iyice bilesin de kestiği hayvanı rahatlatsın."

Hadisten Çıkan Sonuçlar 1- İbn Ebi Cemra dedi ki: Bu hadiste yüce Allah'ın öldürülme halinde bile kullarına ne kadar merhametli olduğu dile getirilmektedir. O, öldürülmeyi (gerektiğinde) emrettiği gibi, nfk ile öldürmeyide emir buyurmuştur. 2- Bu hadisten Allah'ın bütün kullarını hükmüne tabi tuttuğu da anlaşılmaktadır. Çünkü o, hiçbir kimseye keyfiyet sınırlarını belirlemeksizin istediği gibi tasarruf ta bulunma imkanını vermemiştir.

3- Bu hadislerde insanın hayvana ve başkalarına işkence yapması haram kılınmaktadır. 4- Birinci hadisten Enes'in -sözü geçen emırin oldukça sert olduğunu bilmekle birlikte- iyiliği emredip münkerden alıkoymak hususunda, büyük bir güce ve metanete sahip olduğu anlaşılmaktadır. Ama halife Abdulmelik b. Mervan, Haccac'ın Enes'e karşı sert ve kaba davranışından sonra ona ilişmesini yasaklamıştı.

Çünkü Enes, Haccac'ı, Abdulmelik'e şikayet etmiş, Abdulmelik de Haccacıa ağır sözler söyleyerek ona gereken ikramda bulunmasını emretmişti. -------- Hadiste sözü geçen el-Hakem b. Eyyub, Basra'da vali naibi olup şerhte sözü geçen sert emir, zalim Haccac b. Yusufun amcasının oğludur

5517Abu Musa al-AshariSahih

حَدَّثَنَا يَحْيَى، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي قِلَابَةَ، عَنْ زَهْدَمٍ الْجَرْمِيِّ، عَنْ أَبِي مُوسَى يَعْنِي الأَشْعَرِيَّ رضى الله عنه

قَالَ رَأَيْتُ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَأْكُلُ دَجَاجًا

I saw the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) eating chicken.

আবূ মূসা আশ’আরী (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, আমি নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম-কে মুরগীর গোশত খেতে দেখেছি।

ہم سے یحییٰ نے بیان کیا، انہوں نے کہا ہم سے وکیع نے بیان کیا، ان سے سفیان نے بیان کیا، ان سے ایوب نے، ان سے ابوقلابہ نے، ان سے زہدم جرمی نے، ان سے ابوموسیٰ یعنی الاشعری رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ میں نے رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم کو مرغی کھاتے دیکھا ہے۔

Telah menceritakan kepada kami [Yahya] berkata, telah menceritakan kepada kami [Waki'] dari [Sufyan] dari [Ayyub] dari [Abu Qilabah] dari [Zahdam Al Jarmi] dari [Abu Musa] -yaitu Al Asy'ari- radliallahu 'anhu, ia berkata, "Aku melihat Nabi shallallahu 'alaihi wasallam makan daging ayam

Ebu Musa el-Eş'arı radiyallahu anh'dan, dedi ki: "Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i bir tavuk yerken gördüm

5518Zahdam ibn MudarribSahih

حَدَّثَنَا أَبُو مَعْمَرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ بْنُ أَبِي تَمِيمَةَ، عَنِ الْقَاسِمِ، عَنْ زَهْدَمٍ

قَالَ كُنَّا عِنْدَ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ، وَكَانَ بَيْنَنَا وَبَيْنَ هَذَا الْحَىِّ مِنْ جَرْمٍ إِخَاءٌ، فَأُتِيَ بِطَعَامٍ فِيهِ لَحْمُ دَجَاجٍ، وَفِي الْقَوْمِ رَجُلٌ جَالِسٌ أَحْمَرُ فَلَمْ يَدْنُ مِنْ طَعَامِهِ قَالَ ادْنُ فَقَدْ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَأْكُلُ مِنْهُ.

قَالَ إِنِّي رَأَيْتُهُ أَكَلَ شَيْئًا فَقَذِرْتُهُ، فَحَلَفْتُ أَنْ لَا آكُلَهُ. فَقَالَ ادْنُ أُخْبِرْكَ أَوْ أُحَدِّثْكَ إِنِّي أَتَيْتُ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي نَفَرٍ مِنَ الأَشْعَرِيِّينَ، فَوَافَقْتُهُ وَهْوَ غَضْبَانُ، وَهْوَ يَقْسِمُ نَعَمًا مِنْ نَعَمِ الصَّدَقَةِ فَاسْتَحْمَلْنَاهُ فَحَلَفَ أَنْ لَا يَحْمِلَنَا، قَالَ: «مَا عِنْدِي مَا أَحْمِلُكُمْ عَلَيْهِ». …

ثُمَّ أُتِيَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِنَهْبٍ مِنْ إِبِلٍ فَقَالَ: «أَيْنَ الأَشْعَرِيُّونَ أَيْنَ الأَشْعَرِيُّونَ».

قَالَ فَأَعْطَانَا خَمْسَ ذَوْدٍ غُرِّ الذُّرَى، فَلَبِثْنَا غَيْرَ بَعِيدٍ، فَقُلْتُ لأَصْحَابِي نَسِيَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَمِينَهُ، فَوَاللَّهِ لَئِنْ تَغَفَّلْنَا رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَمِينَهُ لَا نُفْلِحُ أَبَدًا. فَرَجَعْنَا إِلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقُلْنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا اسْتَحْمَلْنَاكَ، فَحَلَفْتَ أَنْ لَا تَحْمِلَنَا فَظَنَنَّا أَنَّكَ نَسِيتَ يَمِينَكَ.

فَقَالَ: «إِنَّ اللَّهَ هُوَ حَمَلَكُمْ، إِنِّي وَاللَّهِ إِنْ شَاءَ اللَّهُ لَا أَحْلِفُ عَلَى يَمِينٍ فَأَرَى غَيْرَهَا خَيْرًا مِنْهَا إِلاَّ أَتَيْتُ الَّذِي هُوَ خَيْرٌ، وَتَحَلَّلْتُهَا»

We were in the company of Abu Musa al-Ashari and there were friendly relations between us and this tribe of Jarm. Abu Musa was presented with a dish containing chicken. Among the people there was sitting a red-faced man who did not come near the food.

Abu Musa said (to him), “Come on (and eat), for I have seen the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) eating of it (i.e. chicken).” He said, “I have seen it eating something (dirty) and since then I have disliked it, and have taken an oath that I shall not eat it ‘ Abu Musa said, ‘Come on, I will tell you (or narrate to you). …

Once I went to the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) with a group of Al-Ashariyin, and met him while he was angry, distributing some camels of rakat. We asked for mounts but he took an oath that he would not give us any mounts, and added, ‘I have nothing to mount you on’ In the meantime some camels of booty were brought to the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) and he asked twice, ‘Where are Al-Ashariyin?’

So he gave us five white camels with big humps. We stayed for a short while (after we had covered a little distance), and then I said to my companions, ‘The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) has forgotten his oath. By Allah, if we do not remind the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) of his oath, we will never be successful.’

So we returned to the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) and said, ‘O Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam)! We asked you for mounts, but you took an oath that you would not give us any mounts; we think that you have forgotten your oath.’

He said, ‘It is Allah Who has given you mounts. By Allah, and Allah willing, if I take an oath and later find something else better than that. then I do what is better and expiate my oath.’’’”

আবূ মা’মার (রহ.) ..... যাহদাম (রহ.) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, আমরা আবূ মূসা আশ‘আরী (রাঃ) এর কাছে ছিলাম। জারমের এ গোত্র ও আমাদের মাঝে ভ্রাতৃত্ব ছিল। আমাদের কাছে খাদ্য আনা হল। তাতে ছিল মোরগের গোশ্ত। দলের মধ্যে লাল রংয়ের এক ব্যক্তি বসা ছিল। সে খাবারের কাছে গেল না।

আবূ মূসা আশ‘আরী তখন বললেনঃ এগিয়ে এসো, আমি নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম-কে মোরগের গোশত খেতে দেখেছি। সে বললঃ আমি এটিকে এমন কিছু খেতে দেখেছি, যে কারণে তা খেতে আমি অপছন্দ করি। তখন আমি কসম করেছি যে, আমি তা খাব না। …

তিনি বললেনঃ এগিয়ে এসো, আমি তোমাকে জানাব, কিংবা তিনিবললেন, আমি তোমাদের কাছে হাদীস বর্ণনা করব। আমি আশ‘আরীদের একদলসহ রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর নিকট এলাম। এরপর আমি তাঁর সামনে এসে হাজির হই যখন তিনি ছিলেন ক্রোধান্বিত। তখন তিনি বণ্টন করছিলেন সদাকাহর কিছু জানোয়ার। আমরা তাঁর কাছে সাওয়ারী চাইলাম।

তখন তিনি কসম করে বললেনঃ আমাদের কোন সাওয়ারী দেবেন না এবং বললেনঃ তোমাদেরকে সাওয়ারীর জন্য দিতে পারি এমন কোন পশু আমার কাছে নেই। তারপর রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর নিকট গনীমতের কিছু উট আনা হল।

তিনি বললেনঃ আশ‘আরীগণ কোথায়? আশ‘আরীগণ কোথায়? আবূ মূসা আশ‘আরী বলেনঃ এরপর তিনি আমাদের সাদা চূড়ওয়ালা বলিষ্ঠ পাঁচটি উট দিলেন। আমরা কিছু দূরে গিয়ে অবস্থান করলাম।

তখন আমি আমার সাথীদের বললামঃ রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম তাঁর কসমের কথা ভুলে গিয়েছিলেন। আল্লাহর কসম! যদি আমরা রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম-কে তাঁর কসমের ব্যাপারে গাফিল রাখি, তাহলে আমরা কোন দিন সফলকাম হব না। তাই আমরা নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর কাছে ফিরে গেলাম।

তাঁকে বললামঃ হে আল্লাহর রাসূল! আমরা আপনার নিকট সাওয়ারী চেয়েছিলাম, তখন আপনি আমাদের সাওয়ারী দেবেন না বলে শপথ করেছিলেন। আমাদের মনে হয়, আপনি আপনার শপথের কথা ভুলে গেছেন।

নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বললেনঃ আল্লাহ নিজেই তো আমাদের সাওয়ারীর জানোয়ার দিয়েছেন। আল্লাহর কসম, আমি যখন কোন বিষয়ে শপথ করি, এরপর শপথের বিপরীত কাজ অধিক কল্যাণকর মনে করি, তখন আমি কল্যাণকর কাজটিই করি এবং কাফফারা দিয়ে হালাল হয়ে যাই। [৩১৩৩]

ہم سے ابومعمر نے بیان کیا، کہا ہم سے عبدالوارث نے بیان کیا، کہا ہم سے ایوب بن ابی تمیمہ نے بیان کیا، ان سے قاسم نے، ان سے زہدم جرمی نے بیان کیا کہ ہم سے ابوموسیٰ اشعری رضی اللہ عنہ کے پاس تھے ہم میں اور اس قبیلہ جرم میں بھائی چارہ تھا پھر کھانا لایا گیا جس میں مرغی کا گوشت بھی تھا، حاضرین میں ایک شخص سرخ رنگ کا بیٹھا ہوا تھا لیکن وہ کھانے میں شریک نہیں ہوا، ابوموسیٰ رضی اللہ عنہ نے اس سے کہا کہ تم بھی شریک ہو جاؤ۔

میں نے رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم کو اس کا گوشت کھاتے ہوئے دیکھا ہے۔ اس نے کہا کہ میں نے مرغی کو گندگی کھاتے دیکھا تھا اسی وقت سے مجھے اس سے گھن آنے لگی ہے اور میں نے قسم کھا لی ہے کہ اب اس کا گوشت نہیں کھاؤں گا۔ …

ابوموسیٰ رضی اللہ عنہ نے کہا کہ شریک ہو جاؤ میں تمہیں خبر دیتا ہوں یا انہوں نے کہا کہ میں تم سے بیان کرتا ہوں کہ میں نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کی خدمت میں قبیلہ اشعر کے چند لوگوں کو ساتھ لے کر حاضر ہوا، میں نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کے سامنے آیا تو آپ خفا تھے آپ صدقہ کے اونٹ تقسیم فرما رہے تھے۔

اسی وقت ہم نے نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم سے سواری کے لیے اونٹ کا سوال کیا نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے قسم کھا لی کہ آپ ہمیں سواری کے لیے اونٹ نہیں دیں گے۔ آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ میرے پاس تمہارے لیے سواری کا کوئی جانور نہیں ہے۔

اس کے بعد نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کے پاس غنیمت کے اونٹ لائے گئے تو آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ اشعری کہاں ہیں، اشعری کہاں ہیں؟ بیان کیا کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے ہمیں پانچ سفید کوہان والے اونٹ دے دیئے۔

تھوڑی دیر تک تو ہم خاموش رہے لیکن پھر میں نے اپنے ساتھیوں سے کہا کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم اپنی قسم بھول گئے ہیں اور اگر ہم نے نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کو آپ کی قسم کے بارے میں غافل رکھا تو ہم کبھی فلاح نہیں پا سکیں گے۔ چنانچہ ہم آپ کی خدمت میں واپس آئے اور عرض کیا کہ یا رسول اللہ!

ہم نے آپ سے سواری کے اونٹ ایک مرتبہ مانگے تھے تو آپ نے ہمیں سواری کے لیے کوئی جانور نہ دینے کی قسم کھا لی تھی ہمارے خیال میں آپ اپنی قسم بھول گئے ہیں نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ بلاشبہ اللہ ہی کی وہ ذات ہے جس نے تمہیں سواری کے لیے جانور عطا فرمایا۔

اللہ کی قسم! اگر اللہ نے چاہا تو کبھی ایسا نہیں ہو سکتا کہ میں کوئی قسم کھا لوں اور پھر بعد میں مجھ پر واضح ہو جائے کہ اس کے سوا دوسری چیز اس سے بہتر ہے اور پھر وہی میں نہ کروں جو بہتر ہے، میں قسم توڑ دوں گا اور وہی کروں گا جو بہتر ہو گا اور قسم توڑنے کا کفارہ ادا کر دوں گا۔

Telah menceritakan kepada kami [Abu Ma'mar] berkata, telah menceritakan kepada kami [Abdul Warits] berkata, telah menceritakan kepada kami [Ayyub bin Abu Tamimah] dari [Al Qasim] dari [Zahdam] ia berkata, "Aku pernah bersama [Abu Musa Al Asy'ari], sementara kami dengan kaum tersebut sedang menjalin hubungan persaudaraan, kemudian kami di jamu dengan jamuan yang terdapat daging ayam.

Di kaum tersebut terdapat seorang laki-laki berkulit merah sedang duduk menyendiri dan tidak mau mendekat, lalu Abu Musa berkata, "Mendekatlah karena aku pernah melihat Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam memakannya." …

Laki-laki itu menjawab, "Sesungguhnya aku pernah melihat beliau memakan sesuatu yang aku merasa jijik dengannya, lalu aku bersumpah untuk tidak memakannya." Abu Musa berkata, "Kemarilah aku akan memberitahukanmu, atau menceritakan kepadamu, Saya pernah mendatangi Nabi shallallahu 'alaihi wasallam bersama sekelompok orang-orang Asy'ari, ketika itu kami mendapati beliau sedang marah sambil membagi unta sedekah, lalu kami memohon perbelanjaan perang kepada beliau, namun beliau bersumpah untuk tidak memberikan perbelanjaan perang, beliau bersabda: "Sungguh saya tidak dapat memberikan perbelanjaan perang kepada kalian, karena saya tidak memiliki sesuatu untuk membelanjai kalian semua."

Selang beberapa saat, Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam diberi beberapa unta (hasil ghanimah), kemudian beliau bersabda: "Kemanakah orang-orang Asy'ariyyin tadi? Kemanakah orang-orang Asy'ariyyin tadi?" Abu Musa melanjutkan, "Lalu beliau menyuruh untuk memberikannya kepada kami, yaitu lima ekor unta berpunuk putih.

Belum jauh kami pergi, aku berkata kepada teman-temanku, "Sepertinya Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam lupa dengan sumpahnya tadi, demi Allah sekiranya Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam benar-benar lupa dengan sumpah yang pernah di ucapkan tadi, niscaya kita tidak akan beruntung selama-lamanya." Lalu kami kembali menemui Nabi shallallahu 'alaihi wasallam dan berkata, "Wahai Rasulullah, sesungguhnya kami meminta perbelanjaan perang kepada anda, namun anda bersumpah untuk tidak memberikan perbelanjaan perang kepada kami, kami menyangka anda lupa dengan sumpah yang telah anda ucapkan."

Beliau menjawab: "Memang, sesungguhnya bukan sayalah yang menanggung perbelanjaan kalian, tetapi Allahlah yang menanggungnya. Demi Allah, sesungguhnya saya -Insya Allah- tidak akan mengucapkan suatu sumpah, bila kemudian saya melihat sesuatu yang lebih baik daripada sumpahku itu, melainkan saya melaksanakan yang lebih baik dari sumpahku, dengan membayar denda sumpahku itu

Zehdem'den, dedi ki: "Ebu Musa el-Eş'ari'nin huzurunda idik. Bizimle Cerm oğullarından olan bu kabile arasinda bir kardeşlik akdi vardı. Arasında tavuk eti bulunan bir yemek getirildi. Huzurda bulunanlar arasında da kızıl suratlı bir adam oturuyordu. Onun yemeğine yaklaşmadı. Ebu Musa ona: Yaklaş. Çünkü ben Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i bundan (tavuk etinden) yerken görmüşümdür, dedi.

Adam: Ben bu tavuğu bir şeyler yerken gördüm ve ondan tiksindim. Bu sebeple de onu yememeye yemin ettim, dedi. Ebu Musa: Yaklaş, dedi. Ben Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna Eş'arilerden bir topluluk ile birlikte gittim, kızgın olduğu bir zaman'a denk geldim. O sırada da zekat develerinden birtakım develeri paylaştırıyordu. …

Biz onldan bizi ve yükümüzü taşıyacak binek vermesini istedik. O da bizi taşımak için binek vermeyeceği ne dair yemin ederek: Sizi ve yükünüzü taşıyacak bineğim yok diye buyurdu. Daha sonra Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ganimet alınmış develer getirildi.

Eş'ariler nerede, Eş'ariler nerede, diye sordu. (Ebu Musa devamla) dedi ki: Daha sonra bize beyaz tüylü, yüksek hörgüçlü beş deve verdi. Biz fazla uzun olmayan bir süre geçirdikten sonra arkadaşlarıma: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yaptığı yemini unuttu. Allah'a yemin olsun ki eğer biz Rasulullahlın yeminini unuttuğu bu gafil anından yararlanacak olursak ebediyen iflah olmayız, dedim ve bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e geri döndük.

Ona: Ey Allah'ın Rasulü, şüphesiz biz senden bizi ve yükümüzü taşıyacak binek vermeni istemiştik. Sen de bize taşımak için binek vermeyeceğine dair yemin etmiştin. Zannederiz sen yaptığın yemiıii unuttun.

Bunun üzerine şöyle buyurdu: Şüphesiz sizi taşıyacak bineği ihsan eden Allah'tır. Şüphesiz ben Allah'a yemin ederim -inşallah- herhangi bir hususa dair yemin eder de ondan başkasının ondan hayırlı olduğunu görürsem mutlaka hayırlı olanı yaparım ve yeminimin keffaretinde bulunarak yeminimi çözerim, diye buyurduğunu sana haber vereyim yahut tahdis edeyim, dedi."

Fethu'l-Bari Açıklaması: "Ben Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna vardım ... " Bu hadise dair açıklamalar Yeminler ve Nezirler bölümünde gelecektir. "Bize beyaz tüylü, yüksek hörgüçlü beş deve verdi" ibaresinde geçen "elğurr" lafzı, "eğarr"ın çoğulu olup o da beyaz demektir.

"ez-Züra" lafzı da "zirve"nin çoğuludur. Her şeyin en yüksek yerine "zirvesi" denilir. Burada maksat ise develerin hörgüçleridir. Muhtemelen bu develer gerçek anlamıyla beyaz tüylü idi. Bu sözleri ile onları hastalıksız, yarasız beresiz olmakla nitelendirmek istemiş de olabilir. Hadisten Çıkan Sonuçlar 1- Kişi, arkadaşının huzuruna yemek yediği esnada girebilir, yemek sahibi olan kimse de gelen kişiyi yemeğe davet edip az dahi olsa ona yemekten yemesini söyler.

Çünkü topluluğun yemek üzerinde bir araya gelmesi daha önce geçtiği gibi yemeği n bereketlenmesine bir sebeptir. 2- Evcil olanı ile yabani olanı ile tavuk yemek caizdir. Ancak bazı fakihler pislik yiyen tavuğu istisna etmiştir. Ebu Musa'nın uygulamasının zahirinden anlaşıldığına göre o buna aldırış etmemiştir.

"el-Cellale" pislik, teiek ve hayvan tersi yiyen canlılar hakkında kullanılan bir tabirdir: İbn Ebi Şeybe'nin sahih bir senedile rivayet ettiğine göre İbn Ömer pislik yiyen tavuğu Üç gün dışarı salmazdı. Malik ve el-leys de: İster tavuk, ister diğer hayvan türlerinden olsun pislik yiyen hayvanın yenilmesinde bir sakınca yoktur. Bunların yenilmesine dair yasak, tiksinti dolayısıyla vfuid olmuştur, demişlerdir.

Pislik yiyen hayvanın yenilmesinin yas aklı ğı çeşitli rivayet yollarıyla varid olmuştur. Bunların en sahihi sahih olduğunu belirterek Tirmizi, Ebu Davud ve Nesai tarafından Katade yoluyla İkrime'den, o İbn Abbas'tan diye rivayet edilen şu hadistir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem canlı olarak hayvanın hedef edinilmesini, pislik yiyen hayvanın sütünün içilmesini ve kırbaların doğrudan ağzından su içilmesi ni nehyetmiştir."

Hadis, ravileri bakımından Buhari'nin şartına uygundur. İbn Ebi Şeybe de hasen bir sened ile Cabir'den şu rivayeti zikretmiştir: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem pislik yiyen hayvanın etinin yenilmesini yahut sütünün içilmesi ni nehyet. miştir." Aynı zamanda Hanbemerin de görüşü olan Şamlerden bir topluluğun kanaatine göre, buradaki nehy haramlık bildirmek içindir.

İbn Dakiki'l-'Id de bunu fukahanın görüşü olarak kesin bir şekilde nakletmiştir. Ebu İshak el-Mervezı'nin, el-Kaffal'in, İmamu'l-Harameyn'in, Beğavı'nin ve Gazzalı'nin sahih kabul ettiği görüş de budur. Böyle bir hayvanın yumurtasıni da sütü ve eti gibi değerlendirmişlerdir

5519Asma bint Abi BakrSahih

حَدَّثَنَا الْحُمَيْدِيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ فَاطِمَةَ، عَنْ أَسْمَاءَ

قَالَتْ نَحَرْنَا فَرَسًا عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَأَكَلْنَاهُ

We slaughtered a horse during the lifetime of the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) and ate it.

আসমা (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেনঃ রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর যুগে আমরা একটি ঘোড়া নহর করলাম এবং সেটি খেলাম। [৫৫১০]

ہم سے حمیدی نے بیان کیا، کہا ہم سے سفیان نے بیان کیا، کہا ہم سے ہشام نے بیان کیا، ان سے فاطمہ نے اور ان سے اسماء رضی اللہ عنہما نے بیان کیا کہ ہم نے رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم کے زمانہ میں ایک گھوڑا ذبح کیا اور اسے کھایا۔

Telah menceritakan kepada kami [Al Humaidi] berkata, telah menceritakan kepada kami [Sufyan] berkata, telah menceritakan kepada kami [Hisyam] dari [Fatimah] dari [Asma] ia berkata, "Pada masa Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam kami pernah berkurban dengan menyembelih kuda, lalu kami pun memakannya

Esma'dan, dedi ki: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem döneminde bir at nahr ettik (gerdanından kestik) ve onu yedik

5520Jabir ibn AbdullahSahih

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَلِيٍّ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ رضى الله عنهم

قَالَ نَهَى النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَوْمَ خَيْبَرَ عَنْ لُحُومِ الْحُمُرِ، وَرَخَّصَ فِي لُحُومِ الْخَيْلِ

On the Day of the battle of Khaibar, the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) made donkey’s meat unlawful and allowed the eating of horse flesh.

জাবির ইবনু ‘আবদুল্লাহ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেনঃ খাইবারের দিনে নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম গাধার গোশত খেতে নিষেধ করেছেন। আর ঘোড়ার গোশতের ব্যাপারে তিনি অনুমতি প্রদান করেছেন। [৪২১৯]

ہم سے مسدد نے بیان کیا، کہا ہم سے حماد بن زید نے بیان کیا، ان سے عمرو بن دینار نے، ان سے محمد بن علی نے اور ان سے جابر بن عبداللہ رضی اللہ عنہما نے بیان کیا کہ جنگ خیبر میں رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے گدھے کا گوشت کھانے کی ممانعت فرما دی تھی اور گھوڑے کا گوشت کھانے کی رخصت دی تھی۔

Telah menceritakan kepada kami [Musaddad] berkata, telah menceritakan kepada kami [Hammad bin Zaid] dari [Amru bin Dinar] dari [Muhammad bin Ali] dari [Jabir bin Abdullah] radliallahu 'anhuma, ia berkata, "Pada hari penaklukan Khaibar Nabi shallallahu 'alaihi wasallam melarang untuk memakan daging keledai dan memberi keringanan untuk makan daging kuda

Cabir b. Abdullah radıyallahu anh'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hayber günü evcil eşeklerin etlerini yemeği yasakladı. Fakat atların etlerini yemeğe ruhsat verdi." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Atların etlerL" İbnu'I-Müneyyir dedi ki: Buhari bu husustaki delillerin tearuzu (çelişik olması) dolayısıyla hükmü söz konusu etmemiştir.

Evet, İbnu'I-Müneyyir'in dediği böyledir, ama caiz oluşa dair delilin, "ileride geleceği üzere- güçlü olduğu oldukça açıktır. At etinin mekruh olduğu görüşü, el-Hakem b. Uyeyne'den, Malik'ten ve bazı Hanefi alimlerinden sahih olarak nakledilmiştir. Bazı Maıiki ve Hanefi alimlerinden ise haram görüşü nakledilmiştir. Ebu Hanife de el-Camiu's-Sağır'de belirtildiğine göre: Ben at etini mekruh kabul ediyorum, demiştir ..

Ebu Bekr er-Razi de bunu tenzihi kerahet diye yorumlamış ve: Ebu Hanife, hakkında mutlak olarak haram dememiştir. Bununla birlikte bu hayvanın eti ona göre ehli merkep gibi değildir, demiştir. el-Bahru'I-Muhit, el-Hidaye ve ez-Zahira adlı eserlerin müellifleri ise Ebu Hanife'den at etini haram kabul ettiğine dair görüşün sahih olarak nakledildiğini belirtmişlerdir.

Hanefilerin çoğunluğunun görüşü de budur. Bazılarından ise at etini yiyen bir kimse günahkar olmaz ve onu yemeğe haram adı verilmez, dedikleri nakledilmiştir. Kurtubi de Müslim şerhinde: Malik'in kabul ettiği görüş, mekruh olduğudur, demektedir

5521Abdullah ibn UmarSahih

حَدَّثَنَا صَدَقَةُ، أَخْبَرَنَا عَبْدَةُ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ سَالِمٍ، وَنَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ رضى الله عنهما

نَهَى النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنْ لُحُومِ الْحُمُرِ الأَهْلِيَّةِ يَوْمَ خَيْبَرَ

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) made the meat of donkeys unlawful on the day of the battle of Khaibar.

ইবনু ‘উমার (রাঃ) হতে বর্ণিত যে, খাইবারের দিন নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম গৃহপালিত গাধার গোশত খেতে নিষেধ করেছেন। [৮৫৩]

ہم سے صدقہ نے بیان کیا، کہا ہم کو عبدہ نے خبر دی، انہیں عبیداللہ نے، انہیں سالم اور نافع نے اور انہیں ابن عمر رضی اللہ عنہما نے کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے جنگ خیبر کے موقع پر پالتو گدھوں کے گوشت کی ممانعت کر دی تھی۔

Telah menceritakan kepada kami [Shadaqah] berkata, telah mengabarkan kepada kami [Abdah] dari [Ubaidullah] dari [Salim] dan [Nafi'] dari [Ibnu Umar] radliallahu 'anhuma, bahwa pada saat penaklukan Khaibar Nabi shallallahu 'alaihi wasallam melarang makan daging keledai jinak."

Telah menceritakan kepada kami [Musaddad] berkata, telah menceritakan kepada kami [Yahya] dari [Ubaidullah] berkata, telah menceritakan kepadaku [Nafi'] dari [Abdullah] ia berkata, "Nabi shallallahu 'alaihi wasallam melarang makan daging keledai jinak." Hadits ini dikuatkan oleh [Ibnul Mubarak] dari [Ubaidullah] dari [Nafi'], dan [Abu Usamah] menyebutkan dari [Ubaidullah] dari [Salim]

İbn Ömer r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hayber günü evcil merkeplerin etlerini yemeyi yasakladı

5522Abdullah ibn UmarSahih

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنِي نَافِعٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ

قَالَ نَهَى النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنْ لُحُومِ الْحُمُرِ الأَهْلِيَّةِ. تَابَعَهُ ابْنُ الْمُبَارَكِ عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ عَنْ نَافِعٍ. وَقَالَ أَبُو أُسَامَةَ عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ عَنْ سَالِمٍ

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) prohibited the eating of donkey’s meat.

‘আবদুল্লাহ (রাঃ) হতে বর্ণিত যে, নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম গৃহপালিত গাধার গোশত খেতে নিষেধ করেছেন। ইবনু মুবারক, উবাইদুল্লাহ (রহ.) সূত্রে নাফি‘ থেকে এ রকমই বর্ণনা করেছেন। ‘উবাইদুল্লাহ সালিম সূত্রে আবূ উসামাহ (রহ.) এ রকমই বর্ণনা করেছেন। [৮৫৩]

ہم سے مسدد نے بیان کیا، کہا ہم سے یحییٰ نے بیان کیا، ان سے عبیداللہ نے، کہا مجھ سے نافع نے بیان کیا اور ان سے عبداللہ رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے پالتو گدھوں کے گوشت کی ممانعت کی تھی۔ اس روایت کی متابعت ابن مبارک نے کی تھی، ان سے نافع نے اور ابواسامہ نے بیان کیا، ان سے عبیداللہ نے اور ان سے سالم نے اسی طرح سے بیان کیا۔

Abdullah'tan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ehli merkeplerin etlerini yemeyi yasakladı

5523Ali ibn Abi TalibSahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، وَالْحَسَنِ ابْنَىْ مُحَمَّدِ بْنِ عَلِيٍّ عَنْ أَبِيهِمَا، عَنْ عَلِيٍّ رضى الله عنهم

قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنِ الْمُتْعَةِ عَامَ خَيْبَرَ وَلُحُومِ حُمُرِ الإِنْسِيَّةِ

The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) prohibited Al-Muta marriage and the eating of donkey’s meat in the year of the Khaibar battle.

‘আলী (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, খাইবারের বছর নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম মুত্‘আ (স্বল্পকালীন বিয়ে) থেকে এবং গৃহপালিত গাধার গোশত খেতে নিষেধ করেছেন। [৪২১৬]

ہم سے عبداللہ بن یوسف نے بیان کیا، انہوں نے کہا ہم کو امام مالک نے خبر دی، انہیں ابن شہاب نے، انہیں محمد بن علی کے بیٹے عبداللہ اور حسن نے اور انہیں ان کے والد نے کہ علی رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ جنگ خیبر کے سال رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے متعہ اور پالتو گدھوں کے گوشت کے کھانے سے منع فرما دیا تھا۔

Telah menceritakan kepada kami [Abdullah bin Yusuf] berkata, telah mengabarkan kepada kami [Malik] dari [Ibnu Syihab] dari [Abdullah] dan [Al Hasan] keduanya anak Muhammad bin Ali, dari [Bapak keduanya] dari [Ali] radliallahu 'anhum, ia berkata, "Saat penaklukan Khaibar Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam melarang dari nikah mut'ah dan makan daging keledai

Ali radiyallahu anh'dan, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hayber yılı mut'a (nikahı)nı ve evcil eşeklerin etlerini yasakladı

5524Jabir ibn AbdullahSahih

حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَلِيٍّ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ

قَالَ نَهَى النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَوْمَ خَيْبَرَ عَنْ لُحُومِ الْحُمُرِ، وَرَخَّصَ فِي لُحُومِ الْخَيْلِ

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) prohibited the eating of donkey’s meat on the day of the battle of Khaibar, and allowed the eating of horse flesh.

জাবির ইবনু ‘আবদুল্লাহ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেনঃ খাইবারের দিন নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম গাধার গোশত খেতে নিষেধ করেছেন। তবে ঘোড়ার গোশত খেতে অনুমতি প্রদান করেছেন। [৪২১৯]

ہم سے سلیمان بن حرب نے بیان کیا، کہا ہم سے حماد نے بیان کیا، ان سے عمرو نے، ان سے محمد بن علی نے اور ان سے جابر بن عبداللہ رضی اللہ عنہما نے بیان کیا کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے جنگ خیبر کے موقع پر گدھوں کے گوشت کھانے سے منع فرما دیا تھا اور گھوڑوں کے لیے رخصت فرما دی تھی۔

Telah menceritakan kepada kami [Sulaiman bin Harb] berkata, telah menceritakan kepada kami [Hammad] dari [Amru] dari [Muhammad bin Ali] dari [Jabir bin Abdullah] ia berkata, "Saat penaklukan Khaibar Nabi shallallahu 'alaihi wasallam melarang makan daging keledai dan memberi keringanan makan daging kuda

Cabir b. Abdullah r.a.'tan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hayber günü (ehli) merkeplerin etlerini yemeyi yasakladı ve at etlerini yemeğe ruhsat verdi

5526Al-Bara ibn AzibSahih

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ شُعْبَةَ، قَالَ: حَدَّثَنِي عَدِيٌّ، عَنِ الْبَرَاءِ، وَابْنِ أَبِي أَوْفَى

رضى الله عنهم قَالَا نَهَى النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنْ لُحُومِ الْحُمُرِ

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) prohibited the eating of donkey’s meat.

বারাআ ও ইবনু আবূ আওফা (রাঃ) হতে বর্ণিত। তাঁরা বলেনঃ নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম গাধার গোশত খেতে নিষেধ করেছেন। [৩১৫৫, ৪২২১, ৪২২২]

Telah menceritakan kepada kami [Musaddad] berkata, telah menceritakan kepada kami [Yahya] dari [Syu'bah] ia berkata; telah menceritakan kepadaku [Adi] dari [Al Bara] dan [Ibnu Abu Aufa] radliallahu 'anhum, keduanya berkata, "Nabi shallallahu 'alaihi wasallam melarang makan daging keledai

Bera ve İbn Evfa r.anhuma dediler ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem (evcil) eşeklerin etlerini yasakladı

5527Abu ThalabahSahih

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، أَخْبَرَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّ أَبَا إِدْرِيسَ، أَخْبَرَهُ أَنَّ أَبَا ثَعْلَبَةَ

قَالَ حَرَّمَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لُحُومَ الْحُمُرِ الأَهْلِيَّةِ. تَابَعَهُ الزُّبَيْدِيُّ وَعُقَيْلٌ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ. وَقَالَ مَالِكٌ وَمَعْمَرٌ وَالْمَاجِشُونُ وَيُونُسُ وَابْنُ إِسْحَاقَ عَنِ الزُّهْرِيِّ نَهَى النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنْ كُلِّ ذِي نَابٍ مِنَ السِّبَاعِ

The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) prohibited the eating of donkey’s meat. Narrated Az-Zuhri: The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) prohibited the eating of beasts having fangs.

আবূ সা‘লাবা (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেনঃ রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম গৃহপালিত গাধার গোশত খাওয়া হারাম করেছেন। ইবনু শিহাব (রহ.) থেকে যুবাইদী ও উকাইল এ রকমই বর্ণনা করেছেন। যুহরীর বরাত দিয়ে মালিক, মা‘মার, মাজিশুন, ইউনুস ও ইবনু ইসহাক বলেছেন যে, নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম দাঁতওয়ালা যাবতীয় হিংস্র জন্তু খেতে নিষেধ করেছেন। [মুসলিম ৩৪/৫, হাঃ ১৯৩২, আহমাদ]

ہم سے اسحاق نے بیان کیا، کہا ہم کو یعقوب بن ابراہیم نے خبر دی، کہا ہم سے ہمارے والد نے بیان کیا، ان سے صالح نے، ان سے ابن شہاب نے، انہیں ابوادریس نے خبر دی اور ان سے ابوثعلبہ رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے پالتو گدھے کا گوشت کھانا حرام قرار دیا تھا۔

اس روایت کی متابعت زبیدی اور عقیل نے ابن شہاب سے کی ہے۔ مالک، معمر، ماجشون، یونس اور ابن اسحاق نے زہری سے بیان کیا کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے ہر پھاڑ کر کھانے والے درندے کا گوشت کھانے سے منع فرمایا ہے۔

Telah menceritakan kepada kami [Ishaq] telah mengabarkan kepada kami [Ya'qub bin Ibrahim] telah menceritakan kepada kami [ayahku] dari [Shalih] dari [Ibnu Syihab] bahwa [Abu Idris] telah mengabarkan kepadanya bahwa [Abu Tsa'labah] berkata; "Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam telah mengharamkan daging keledai jinak." Hadits ini di perkuat juga oleh [Az Zubaidi] dan ['Uqail] dari [Ibnu Syihab].

Berkata juga [Malik], [Ma'mar], [Al Majisun], [Yunus] serta [Ibnu Ishaq] dari [Az Zuhri] bahwa Nabi shallallahu 'alaihi wasallam melarang makan daging binatang buas yang bertaring

Ebu Sa'lebe'den, dedi ki: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem evcil eşeklerin etlerini (yemeyi) haram kıldı

5528Anas ibn MalikSahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَامٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ الثَّقَفِيُّ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ رضى الله عنه

أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ جَاءَهُ جَاءٍ فَقَالَ أُكِلَتِ الْحُمُرُ، ثُمَّ جَاءَهُ جَاءٍ فَقَالَ أُكِلَتِ الْحُمُرُ. ثُمَّ جَاءَهُ جَاءٍ فَقَالَ أُفْنِيَتِ الْحُمُرُ. فَأَمَرَ مُنَادِيًا فَنَادَى فِي النَّاسِ إِنَّ اللَّهَ وَرَسُولَهُ يَنْهَيَانِكُمْ عَنْ لُحُومِ الْحُمُرِ الأَهْلِيَّةِ، فَإِنَّهَا رِجْسٌ. فَأُكْفِئَتِ الْقُدُورُ وَإِنَّهَا لَتَفُورُ بِاللَّحْمِ

Someone came to the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) and said, “The donkeys have been (slaughtered and) eaten. Another man came and said, ‘The donkeys have been destroyed.’ On that the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) ordered a caller to announce to the people: Allah and His Messenger forbid you to eat the meat of donkeys, for it is impure.” Thus the pots were turned upside down while the (donkeys) meat was boiling in them.

আনাস ইবনু মালিক (রাঃ) হতে বর্ণিত যে, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর কাছে এক আগন্তুক এসে বললঃ গাধাগুলো খেয়ে ফেলা হচ্ছে। তারপর আরেক আগন্তুক এসে বললঃ গাধাগুলো খেয়ে ফেলা হচ্ছে।

তারপর আরেক আগন্তুক এসে বললঃ গাধাগুলোকে শেষ করা হচ্ছে। তখন নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম ঘোষণাকারীকে ঘোষণার আদেশ দিলেন। সে লোকজনের মধ্যে ঘোষণা দিলঃ আল্লাহ ও তাঁর রাসূল তোমাদেরকে গৃহপালিত গাধার গোশ্ত খেতে নিষেধ করেছেন। কেননা, এগুলো ঘৃণ্য। তখন ডেকচিগুলো উল্টে ফেলা হল, আর তাতে গোশ্ত টগবগ করে ফুটছিল। [৩৭১] আধুনিক প্রকাশনী- , ইসলামিক ফাউন্ডেশন

ہم سے محمد بن سلام نے بیان کیا، کہا ہم کو عبدالوہاب ثقفی نے خبر دی، انہیں ایوب نے، انہیں محمد نے اور انہیں انس بن مالک رضی اللہ عنہ نے کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم کی خدمت میں ایک صاحب آئے اور عرض کیا کہ میں نے گدھے کا گوشت کھا لیا ہے پھر دوسرے صاحب آئے اور کہا کہ میں نے گدھے کا گوشت کھا لیا ہے پھر تیسرے صاحب آئے اور کہا کہ گدھے ختم ہو گئے۔

اس کے بعد نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے ایک منادی کے ذریعہ لوگوں میں اعلان کرایا کہ اللہ تعالیٰ اور اس کے رسول تمہیں پالتو گدھوں کا گوشت کھانے سے منع کرتے ہیں کیونکہ وہ ناپاک ہیں چنانچہ اسی وقت ہانڈیاں الٹ دی گئیں حالانکہ وہ ( گدھے کے ) گوشت سے جوش مار رہی تھیں۔

Telah menceritakan kepada kami [Muhammad bin Salam] telah mengabarkan kepada kami [Abdul Wahab Ats Tsaqafi] dari [Ayyub] dari [Muhammad] dari [Anas bin Malik] -radliallahu 'anhu- bahwa seseorang datang kepada Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam sambil berkata; "Daging keledai telah banyak di konsumsi, " selang beberapa saat orang tersebut datang lagi sambil berkata; "Daging keledai telah banyak di konsumsi, " setelah beberapa saat orang tersebut datang lagi seraya berkata; "Keledai telah binasa."

Maka beliau memerintahkan seseorang untuk menyeru di tengah-tengah manusia, sesungguhnya Allah dan Rasul-Nya melarang kalian mengkonsumsi daging keledai jinak, karena daging itu najis." Oleh karena itu mereka menumpahkan periuk yang di gunakan untuk memasak daging tersebut

Enes b. Malik r.a.'dan rivayete göre "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e birisi gelerek: Eşek etleri yeniidi, dedi. Daha sonra bir başkası gelerek: Eşek etleri yeniidi, dedi.

Arkasından bir başkası gelerek: Eşekler telef edildi, dedi. Bunun üzerine bir münadiye emir vererek o da insanlar arasında: Şüphesiz Allah ve Resulü sizlere ehli merkeplerin etlerini yemeyi yasaklamaktadır. Çünkü o bir pisliktir, diye seslendi. Bunun üzerine tencereler içlerinde etler kaynamakta olduğu halde ters çevrilip döküldü

5529Sufyan ibn UyaynahSahih

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ

قَالَ عَمْرٌو قُلْتُ لِجَابِرِ بْنِ زَيْدٍ يَزْعُمُونَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ نَهَى عَنْ حُمُرِ الأَهْلِيَّةِ فَقَالَ قَدْ كَانَ يَقُولُ ذَاكَ الْحَكَمُ بْنُ عَمْرٍو الْغِفَارِيُّ عِنْدَنَا بِالْبَصْرَةِ، وَلَكِنْ أَبَى ذَاكَ الْبَحْرُ ابْنُ عَبَّاسٍ وَقَرَأَ «قُلْ لَا أَجِدُ فِيمَا أُوحِيَ إِلَىَّ مُحَرَّمًا»

I said to Jabir ibn Zaid, “The people claim that the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) forbade the eating of donkey’s meat.” He said, “Al-Hakam ibn Amr Al-Ghifari used to say so when he was with us, but Ibn Abbas, the great religious learned man, refused to give a final verdict and recited: ‘Say: I find not in that which has been inspired to me anything forbidden to be eaten by one who wishes to eat it, unless it be carrion, blood poured forth or the flesh of swine…’ (Al-An’am 6:145).”

‘আমর (রহ.) হতে বর্ণিত যে, আমি জাবির ইবনু যায়দকে জিজ্ঞেস করলামঃ লোকে ধারণা করে যে, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম গৃহপালিত গাধার গোশত খেতে নিষেধ করেছেন। তিনি বললেনঃ হাকাম ইবনু আমর গিফারীও বসরায় আমাদের কাছে এ কথা বলতেন। কিন্তু জ্ঞান সমৃদ্ধ ইবনু ‘আব্বাস তা অস্বীকার করেছেন। তারপর তিনি এ আয়াতটি তিলাওয়াত করেছেনঃ বল, আমার প্রতি যে ওয়াহী করা হয়েছে তাতে মানুষ যা আহার করে তার কিছুই নিষিদ্ধ পাই না।’’ (সূরাহ আল-আন‘আম ৬/১৪৫)। [১৪৫]

ہم سے علی بن عبداللہ نے بیان کیا، کہا ہم سے سفیان نے بیان کیا، ان سے عمرو نے بیان کیا کہ میں نے جابر بن زید رضی اللہ عنہما سے پوچھا کہ لوگوں کا خیال ہے کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے پالتو گدھوں کا گوشت کھانے سے منع کیا تھا؟

انہوں نے کہا کہ حکم بن عمرو غفاری رضی اللہ عنہ نے ہمیں بصرہ میں یہی بتایا تھا لیکن علم کے سمندر ابن عباس رضی اللہ عنہما نے اس سے انکار کیا اور ( استدلال میں ) اس آیت کی تلاوت کی «قل لا أجد فيما أوحي إلى محرما‏» ۔

Telah menceritakan kepada kami [Ali bin Abdullah] telah menceritakan kepada kami [Sufyan], ['Amru] berkata; aku berkata kepada [Jabir bin Zaid] bahwa orang-orang menganggap Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam telah melarang makan daging keledai jinak, lantas Jabir menjawab; [Hakam bin 'Amru Al Ghifari] juga pernah mengatakan seperti itu di sisi kami ketika berada di Bashrah, akan tetapi sang lautan (ilmu) yaitu [Ibnu Abbas] tidak membenarkan pernyataan itu sambil mengutip ayat "Katakanlah: "Tiadalah Aku peroleh dalam wahyu yang diwahyukan kepadaku, sesuatu yang diharamkan bagi orang yang hendak memakannya QS Al An'am;

Amr (b. Dinar)'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Ben Cabir b. Zeyd'e: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ehli merkepleri (etlerini yemeyi) yasakladığını iddia ediyorlar, diye sordum, o şu cevabı verdi: Bunu el-Hakem b. Amr el-Ğifari biz de Basra'da iken söylüyordu. Fakat bir ilim deryası olan İbn Abbas bunu kabul etmeyerek: "De ki: Bana vahyolunanlar arasında bir kimseye haram olduklarını bulduğum yiyecekler yalnızca şunlardır ...

"(En'am, 145) buyruğunu okudu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Evcil merkeplerin etlerL" Bu hususta da Buhari'nin hükmünü kesin olarak ifade etmeyişi ile ilgili olarak söylenecekler bundan önceki Başlıkta söylenenler gibidir. Fakat ehli merkepler hususunda tercih edilen görüş, atların aksine yasak oluşudur. Nevevi der ki: Hem ashab-ı kiramın, hem onlardan sonra gelen ilim adamlarının çoğunluğu, evcil eşeklerin etlerinin haram olduğunu söylemişlerdir.

Ashab-ı kiramdan İbn Abbas dışında bu hususta muhalif kanaat belirteni tespit edebilmiş değiliz. Millikilere göre bu hususta üç rivayet vardır, üçüncü rivayet mekruh olduğu şeklindedir. Hadiste de belirtildiğine göre tezkiye (şeriatın uygun gördüğü kesim şekli) yenilmesi helal oımayanşeyi temiz kılmaz. Necaset bulaşmaktan ötürü necis olan her bir şeyin de bu husustaki yıkama emrinin mutlak oluşu dolayısıyla bir defa yıkanması yeterlidir.

Çünkü emrin bir defa yerine getirilmesi ile emrin gereği yerine getirilmiş olur. Aslolan da birden fazla tekrarın söz konusu olmamasıdır. Ayrıca eşyada aslolan mubahlıktır. Çünkü ashab-ı kiram karşı karşıya kaldıkları meseleler hakkında soru sormalarını gerektiren sebepler bulunmakla birlikte bu hususta Allah Rasulünün kanaatini sormadan diğer yenilmesi helal olan hayvanlar gibi ehli merkepleri kesmiş vepişirmişlerdir.

Diğer taraftan ordu kumandanının, emri altındakilerin durumlarını iyice tetkik etmesi de gerekir. Emri altında bulunanlar arasında şeriate uymayan bir iş yapanı gÖrecek olursa, böyle bir şeyin yasak olduğunu ya -onlara konuşma yapması gibi bir yolla- bizzat ilan eder yahut bir münadiye yüksek sesle ilan etmesini emrederek başkası vasıtasıyla bunun yasaklandığını yaygın bir şekilde dile getirir. Böylelikle bu işin yapıldığını gören kimseler bunun caiz olduğunu zannetmesin

5530Abu ThalabahSahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي إِدْرِيسَ الْخَوْلَانِيِّ، عَنْ أَبِي ثَعْلَبَةَ رضى الله عنه

أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ نَهَى عَنْ أَكْلِ كُلِّ ذِي نَابٍ مِنَ السِّبَاعِ. تَابَعَهُ يُونُسُ وَمَعْمَرٌ وَابْنُ عُيَيْنَةَ وَالْمَاجِشُونُ عَنِ الزُّهْرِيِّ

The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) forbade the eating of the meat of beasts having fangs.

আবূ সা‘লাবা (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেনঃ রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম দাঁতওয়ালা যাবতীয় হিংস্র জন্তু খেতে নিষেধ করেছেন। যুহরী থেকে ইউনুস, মা’মার ইবনু উয়াইনা ও মাজিশূন এ রকমই বর্ণনা করেছেন। [৫৭৮০, ৫৭৮১]

ہم سے عبداللہ بن یوسف نے بیان کیا، انہوں نے کہا ہم کو امام مالک نے خبر دی، انہیں ابن شہاب نے، انہیں ابوادریس خولانی نے اور وہ ابوثعلبہ خشنی رضی اللہ عنہ سے روایت کرتے ہیں کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے ہر پھاڑ کھانے والے درندوں کا گوشت کھانے سے منع کیا تھا۔ اس روایت کی متابعت یونس، معمر، ابن عیینہ اور ماجشون نے زہری کی سند سے کی ہے۔

Telah menceritakan kepada kami [Abdullah bin Yusuf] telah mengabarkan kepada kami [Malik] dari [Ibnu Syihab] dari [Abu Idris Al Khaulani] dari [Abu Tsa'labah] radliallahu 'anhu bahwa Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam melarang makan daging binatang buas yang bertaring." Hadits ini juga dikuatkan oleh riwayat [Yunus], [Ma'mar], [Ibnu 'Uyainah] dan [Al Majisyun] dari [Az Zuhri]

Ebu Sa'lebe r.a.'dan rivayete göre "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem azı dişli yırtıcı her hayvan'ın yenilmesini yasaklamıştır. " Bu Hadis 5780 ve 5781 nolardada var. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Azı dişli yırtıcı her hayvanın yenilmesi." Buhari bu hususta hükmü kesin olarak ifade etmemiştir. Çünkü bu hususta görüş ayrılığı yahut ileride açıklayacağım üzere etraflı hükümler vardır.

Haram olduğunu kabul edenler ise "azı dişli" ile neyin kastolunduğu hususunda ihtilaf etmişlerdir. Azı dişi ile güç kazanan, başkası üzerine saldıran, anlayan ve çoğunlukla tabiatı gereği hücum eden aslan, pars, kartal ve şahin gibi hayvanların kastedildiği söylenmiştir. Sırtı an ve tilki gibi saldırmayan hayvanlar ise böyle değildir.

Şafil, el-leys ve onlara tabi olanlar bu kanaattedir. Ayrıca sırtlanın helalolduğuna dair sakıncası bulunmayan birtakım hadisler de varid olmuştur. Tilkiye gelince, haram olduğu hususunda Tirmizi ve İbn Mace tarafından rivayet edilmiş Huzeyme b. Ceze' yoluyla gelmiş bir hadis vardır. Fakat bu hadisin senedi zayıftır

5531Ibn AbbasSahih

حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، قَالَ: حَدَّثَنِي ابْنُ شِهَابٍ، أَنَّ عُبَيْدَ اللَّهِ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، أَخْبَرَهُ أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَبَّاسٍ رضى الله عنهما أَخْبَرَهُ

أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مَرَّ بِشَاةٍ مَيِّتَةٍ فَقَالَ: «هَلاَّ اسْتَمْتَعْتُمْ بِإِهَابِهَا». قَالُوا إِنَّهَا مَيِّتَةٌ. قَالَ: «إِنَّمَا حَرُمَ أَكْلُهَا»

Once the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) passed by a dead sheep and said (to the people), “Why don’t you use its hide?” They said, “But it is dead,” He said, “Only eating it, is prohibited.”

‘আবদুল্লাহ ইবনু ‘আব্বাস (রাঃ) হতে বর্ণিত যে, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম একটি মৃত ছাগলের পাশ দিয়ে যাচ্ছিলেন। তখন তিনি বললেনঃ তোমরা এটির চামড়া থেকে কেন উপকার গ্রহণ করছ না? লোকজন উত্তর করলঃ এটি মৃত। তিনি বললেনঃ শুধু তার খাওয়াকে হারাম করা হয়েছে। [১৪৯২]

ہم سے زہیر بن حرب نے بیان کیا، کہا ہم سے یعقوب بن ابراہیم نے بیان کیا، کہا ہم سے ہمارے والد نے بیان کیا، ان سے صالح نے بیان کیا، کہا مجھ سے ابن شہاب نے بیان کیا، انہیں عبیداللہ بن عبداللہ نے خبر دی اور انہیں عبداللہ بن عباس رضی اللہ عنہما نے خبر دی کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم ایک مری ہوئی بکری کے قریب سے گزرے تو آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ تم نے اس کے چمڑے سے فائدہ کیوں نہیں اٹھایا؟

لوگوں نے کہا کہ یہ تو مری ہوئی ہے۔ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ صرف اس کا کھانا حرام کیا گیا ہے۔

Telah menceritakan kepada kami [Zuhair bin Harb] telah menceritakan kepada kami [Ya'kub bin Ibrahim] telah menceritakan kepada kami [Ayahku] dari [Shalih] dia berkata; telah menceritakan kepadaku [Ibnu Syihab] bahwa ['Ubaidullah bin Abdullah] telah mengabarkan kepadanya bahwa [Abdullah bin Abbas] radliallahu 'anhuma telah mengabarkan kepadanya, sesungguhnya Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam pernah melewati bangkai seekor kambing, lalu beliau bersabda: "Kenapa kalian tidak memanfa'atkan kulitnya?"

Mereka (para sahabat) menjawab; "Ia telah menjadi bangkai" beliau bersabda: "Hanyasanya yang diharamkan adalah memakannya

Abdullah b. Abbas r.a. ona (Ubeydullah b. Abdullah'a) şunu haber vermiştir: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ölmüş bir koyunun yanından geçti. Bunun üzerine: Neden onun postundan yararlanmadınız, diye sordu. Ashab: O bir meyte (leş)dir, dediler. Allah Rasulü: Haram olan onu yemektir, diye buyurdu

5532Ibn AbbasSahih

حَدَّثَنَا خَطَّابُ بْنُ عُثْمَانَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حِمْيَرَ، عَنْ ثَابِتِ بْنِ عَجْلَانَ، قَالَ: سَمِعْتُ سَعِيدَ بْنَ جُبَيْرٍ، قَالَ: سَمِعْتُ ابْنَ عَبَّاسٍ رضى الله عنهما

يَقُولُ مَرَّ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِعَنْزٍ مَيْتَةٍ فَقَالَ: «مَا عَلَى أَهْلِهَا لَوِ انْتَفَعُوا بِإِهَابِهَا»

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) passed by a dead goat and said, “There is no harm if its owners benefit from its skin.”

ইবনু ‘আব্বাস (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেনঃ একবার নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম একটি মৃত ছাগলের পাশ দিয়ে যাচ্ছিলেন। তখন তিনি বললেনঃ এটির মালিকদের কী হল, তারা যদি এটির চামড়া থেকে উপকার গ্রহণ করত! [১৪৯২]

ہم سے خطاب بن عثمان نے بیان کیا، کہا ہم سے محمد بن حمیر نے بیان کیا، ان سے ثابت بن عجلان نے بیان کیا، انہوں نے سعید بن جبیر سے سنا، انہوں نے بیان کیا کہ میں نے ابن عباس رضی اللہ عنہما سے سنا، انہوں نے بیان کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم ایک مرے ہوئے بکرے کے پاس سے گزرے تو فرمایا کہ اس کے مالکوں کو کیا ہو گیا ہے اگر وہ اس کے چمڑے کو کام میں لاتے ( تو بہتر ہوتا ) ۔

Telah menceritakan kepada kami [Khattab bin Utsman] telah menceritakan kepada kami [Muhammad bin Himyar] dari [Tsabit bin 'Ajlan] dia berkata; aku mendengar [Sa'id bin Jubair] berkata; aku mendengar [Ibnu Abbas] radliallahu 'anhuma berkata; "Nabi shallallahu 'alaihi wasallam pernah melewati bangkai seekor kambing, lalu beliau bersabda: "Kenapa pemiliknya tidak memanfa'atkan kulitnya?

İbn Abbas r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ölmüş dişi bir keçinin yarimdan geçti. Bunun sahiplerine ne oldu ki? Keşke onun derisinden yararlansalardı, diye buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Haram olan ancak onu yemektir, diye buyurdu."

İbn Ebi Cemra dedi ki: Bu hadisten anlaşıldığına göre İmam, dinleyenin verilen emrin anlamını kavrayamadığı hususlarda ona doğruyu gösterir. Sanki ashab ona: Böyle bir hayvan bize haram kılınmış iken bize nasılolur da ondan yararlanmayı emredersiniz, demişler de o da onlara neyin haram kılınmış olduğunu açıklamışoldu. Hadisten Çıkan Sonuçlar 1- Hadisten Kitabın, Sünnet ile tahsis edilmesinin caiz (mümkün) olduğu da anlaşılmaktadır.

Çünkü Kur'an-ı Kerim'in lafzı: "Size meyte haram kılındı" şeklindedir. Bu da her durumda meytenin bütün kısımlarını kapsar. Sünnet ise bunu yemek ile tahsis etmiştir. 2- Bu hadis, ashab-ı kiramın görüşlerini ne kadar güzel bir şekilde ifade ettiklerini ve hitapta da oldukça belağatli konuştuklarını göstermektedir. Çünkü tek bir söz ile birçok hususu bir arada ifade etmiş oldular.

Bu da onların: "Şüphesiz bu bir meytedir"sözleridir. 3- ez-Zühri, bunu ister tabaklansın, ister tabaklanmamış olsun meytenin derisinden mutlak olarak yararlanmanın caiz oluşuna delil göstermiştir. Fakat başka yollarla 'tabaklanmış' kaydı da sahih olarak gelmiş bulunmaktadır. Cumhurun delili de budur. Şafii, meyteler arasından köpek, domuz ve bunlardan meydana gelenleri istisna etmiş bulunmaktadır.

Çünkü ona göre bunlar aynıları ile necistir. Ebu Yusuf ve Davud ise haberin geneloluşunu esas alarak herhangi bir istisnada bulunmamışlardır. Bu görüş aynı zamanda Malik'ten gelen bir rivayettir. Müslim de İbn Abbas'tan merfu olarak şu hadisi zikretmiştir: "Deri (ya da post) tabaklandı mı tahir olur." Bazıları da bu sebebi n hususi oluşunu ele alarak, böyle bir deriden yararlanmanın caiz oluşunu hayvanın etinin yenilir olmasına münhasır kabul etmiştir.

Çünkü bu hususta haber, koyun ile ilgili olarak varid olmuştur. Bu görüş kıyas açısından tabaklama işleminin tezkiyeden öte bir temizlik ifade etmeyeceği ile güçlenir. Eti yenilmeyen hayvan tezkiye edilecek olursa çoğunluğun kanaatine göre tezkiye ile temiz olmaz. O halde tabaklama da böyledir. Tabaklama yoluyla temizlemenin genelolduğunu kabul edenler ise lafzın geneloluşunu delil gösterirler.

Dolayısıyla bu, sebebin hususiliğine göre öncelikli olarak kabul edilmelidir. Ayrıca yararlanma izninin geneloluşu da onlaragöre delildir. Çünkü hayvan ölmeden önce yararlanılan temiz bir varlıktır. Ölümünden sonra tabaklama işlemi onun için hayattaki halinin yerine geçmektedir. Doğrusunu en iyi bilen A1lah'tır

5533Abu HurayrahSahih

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، عَنْ عَبْدِ الْوَاحِدِ، حَدَّثَنَا عُمَارَةُ بْنُ الْقَعْقَاعِ، عَنْ أَبِي زُرْعَةَ بْنِ عَمْرِو بْنِ جَرِيرٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ

قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَا مِنْ مَكْلُومٍ يُكْلَمُ فِي اللَّهِ إِلاَّ جَاءَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَكَلْمُهُ يَدْمَى، اللَّوْنُ لَوْنُ دَمٍ وَالرِّيحُ رِيحُ مِسْكٍ»

The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said, “None is wounded in Allah’s Cause but will come on the Day of Resurrection with his wound bleeding. The thing that will come out of his wound will be the color of blood, but its smell will be the smell of musk.”

আবূ হুরাইরাহ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেছেনঃ কোন আঘাতপ্রাপ্ত লোক যে আল্লাহর পথে আঘাত পায়, সে কিয়ামতের দিন এ অবস্থায় আসবে যে, তার ক্ষতস্থান থেকে টকটকে লাল রক্ত ঝরছে আর তার সুগন্ধি হবে কস্তুরীর সুগন্ধির ন্যায়। [২৩৭]

ہم سے مسدد نے بیان کیا، ان سے عبدالواحد نے بیان کیا، کہا ہم سے عمارہ بن قعقاع نے بیان کیا، ان سے ابوزرعہ بن عمرو بن جریر نے اور ان سے ابوہریرہ رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ جو زخمی بھی اللہ کے راستے میں زخمی ہو گیا ہو اسے قیامت کے دن اس حالت میں اٹھایا جائے گا کہ اس کے زخم سے جو خون جاری ہو گا اس کا رنگ تو خون ہی جیسا ہو گا مگر اس میں مشک جیسی خوشبو ہو گی۔

Telah menceritakan kepada kami [Musaddad] telah menceritakan kepada kami [Abdul Wahid] telah menceritakan kepada kami ['Umarah bin Al Qa'qa'] dari [Abu Zur'ah bin 'Amru bin Jarir] dari [Abu Hurairah] dia berkata; Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Tidaklah setiap luka yang terluka (karena berjuang) di jalan Allah, kecuali akan datang pada hari kiamat dengan keadaan lukanya seperti hari ia terluka, warnanya warna darah dan baunya bau kesturi

Ebu Hureyre r.a.'den, dedi ki: "ResuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Allah yolunda yara almış herkes mutlaka kıyamet gününde yarası kanayarak gelecektir. Rengi kan rengi ama kokusu misk kokusu olacaktır

5534Abu Musa al-AshariSahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلَاءِ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ بُرَيْدٍ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى رضى الله عنه عَنِ

النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «مَثَلُ الْجَلِيسِ الصَّالِحِ وَالسَّوْءِ كَحَامِلِ الْمِسْكِ وَنَافِخِ الْكِيرِ، فَحَامِلُ الْمِسْكِ إِمَّا أَنْ يُحْذِيَكَ، وَإِمَّا أَنْ تَبْتَاعَ مِنْهُ، وَإِمَّا أَنْ تَجِدَ مِنْهُ رِيحًا طَيِّبَةً، وَنَافِخُ الْكِيرِ إِمَّا أَنْ يُحْرِقَ ثِيَابَكَ، وَإِمَّا أَنْ تَجِدَ رِيحًا خَبِيثَةً»

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) said, ‘The example of a good pious companion and an evil one is that of a person carrying musk and another blowing a pair of bellows. The one who is carrying musk will either give you some perfume as a present, or you will buy some from him, or you will get a good smell from him, but the one who is blowing a pair of bellows will either burn your clothes or you will get a bad smell from him.’

আবূ মূসা (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেছেনঃ সৎসঙ্গী ও অসৎ সঙ্গীর দৃষ্টান্ত হল, কস্তুরীওয়ালা ও কামারের হাপরের ন্যায়। কস্তুরীওয়ালা হয়ত তোমাকে কিছু দান করবে কিংবা তার নিকট হতে তুমি কিছু খরিদ করবে কিংবা তার নিকট হতে তুমি সুবাস পাবে। আর কামারের হাপর হয়ত তোমার কাপড় পুড়িয়ে দেবে কিংবা তুমি তার নিকট হতে পাবে দুর্গন্ধ। [২১০১; মুসলিম ৪৫/৪৫, হাঃ ২৬২৮]

ہم سے محمد بن علاء نے بیان کیا، کہا ہم سے ابواسامہ نے بیان کیا، ان سے برید بن عبداللہ نے، ان سے بردہ نے اور ان سے ابوموسیٰ رضی اللہ عنہ نے کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ نیک اور برے دوست کی مثال مشک ساتھ رکھنے والے اور بھٹی دھونکنے والے کی سی ہے ( جس کے پاس مشک ہے اور تم اس کی محبت میں ہو ) وہ اس میں سے یا تمہیں کچھ تحفہ کے طور پر دے گا یا تم اس سے خرید سکو گے یا ( کم از کم ) تم اس کی عمدہ خوشبو سے تو محظوظ ہو ہی سکو گے اور بھٹی دھونکنے والا یا تمہارے کپڑے ( بھٹی کی آگ سے ) جلا دے گا یا تمہیں اس کے پاس سے ایک ناگوار بدبودار دھواں پہنچے گا۔

Telah menceritakan kepada kami [Muhammad bin Al 'Ala`] telah menceritakan kepada kami [Abu Usamah] dari [Buraid] dari [Abu Burdah] dari [Abu Musa] radliallahu 'anhu, dari Nabi shallallahu 'alaihi wasallam beliau bersabda: "Perumpamaan teman yang shalih dengan teman yang buruk bagaikan penjual minyak wangi dengan pandai besi, bisa jadi penjual minyak wangi itu akan menghadiahkan kepadamu atau kamu membeli darinya atau kamu akan mendapatkan bau wanginya sedangkan pandai besi hanya akan membakar bajumu atau kamu akan mendapatkan bau tidak sedapnya

Ebu Musa r.a.'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "İyi arkadaş ile kötü arkadaşın misali, misk taşıyan ile demirci körüğü üfleyen kimsenin misaline benzer. Misk taşıyan bir kimse ya sana bir miktar ikram eder ya sen ondan satın alırsın yahut ondan sana hoş bir koku gelir. Körük üfleyen kimse ise ya (saçtığı kıvılcımlarla) elbiselerini yakar yahut (ondan) kötü bir koku alırsın."

Fethu'l-Bari Açıklaması: "Misk", bilinen hoş kokudur. el-Kermani der ki: Bunun zebaih (kesilen hayvanlar) bahsinde söz konusu edilmesine uygun düşmesi, ceylandaki bir gudde oluşu dolayısı iledir. Derim ki: Cahız şöyle demiştir: Bu Çin'de yaşayan, kokuları ve göbekleri dolayısı ile avlanan küçük bir hayvandır. Bu hayvan avlandığı takdirde baş aşağı ve içinde kanının toplanmasını sağlayacak şekilde göbeği düğüm lerı e bağlanır.

Hayvan kesildikten sonra daha önce bağlanmış olan göbeğinin etrafı oyulur. Boğulmuş ve donmuş olan o kan, daha önce yanaşılamayacak kadar pis kokuyar iken pek hoş ve temiz bir miske dönüşünceye kadar tüyleri ile birlikte gömülür. Bundan dolayı el-Kaffal şöyle demiştir: Bu hayvan içindeki misk ile tabaklanarak temiz olur. Tıpkı diğer başka derilerin tabaklanarak temiz oluşu gibi.

Meşhur olan ise misk hayvanının ceylana benzediğidir. Ancak onun rengi siyahtır. Alt çenesinde beyaz, oldukça güzel iki küçük azı dişi vardır. Misk de yılın belli bir zamanında göbeğinde toplanan kandır. Bu kan toplandığı vakit, toplandığı yer şişer ve ceylan, bundan dolayı bu toplanan kan üzerinden düşünceye kadar hastalanır. Denildiğine göre o ülke ahalisi toplanan bu kanın düşmesini sağlamak için hayvanın kaşınacağı kazıkları çöllük yerlerde çakar ve bırakırlar.

Nevevi dedi ki: İlim adamları miskin tahir olduğunu, vücutta, elbisede kullanılmasının ve alınıp satılmasının caiz olduğunu icma' ile kabul etmişlerdir. Müslümanlar miskin temiz oluşunu icma' ile kabul etmekle birlikte Ömer radıyallahu anhldan mekruh oluşuna dair nakledilen kanaat istisnadır. İbnu'l-Münzir de aynı şekilde bir topluluktan bu kanaati zikrettikten sonra şunları söylemiştir: Miskin men'i hususunda Ata'dan gelen rivayet dışında sahih bir rivayet yoktur.

O da miskin bedenden ayrılan bir parça oluşuna dayanarak bu görüşü ileri sürmüştür. Müslim de, Ebu Said yoluyla gelen hadisin arasında Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu zikretmektedir: "Misk, hoş kokuların en hoş alanıdır." Bunu Ebu Davud da hadisten sadece bu kadarını kısaltarak zikretm1ş bulunmaktadır.

"Allah yolunda yara almış herkes."Bu hadisin açıklamaları daha önce Cihad bölümünde(2803.hadiste) geçmiş bulunmaktadır. Nevevl der ki: Hadisteki: "Allah yolunda" buyruğunun zahirinden anlaşıldığına göre bu, kafirlerle savaşırken şehit düşen kimse hakkında özel bir durumdur, ama bağılerle (meşru İslam yönetimine karşı ayaklanan kimselerle), yol kesicilerle savaşırken, iyiliği ayakta tutmak için mücadele ederken öldürülen kimseler de bu kapsama dahildir.

Çünkü hepsinin ortak özelliği şehit oluşlarıdır. İbnull-Müneyyir dedi ki: Buharilnin bu hadisi, aynı şekilde bundan sonraki hadisi miskin temiz oluşuna delil göstermesi, şehidin kanının ona benzetilmesi ciheti iledir. Çünkü bu ifade, şehidin mazhar olacağı ikram ve tazim söz konusu edilirken kullanılmıştır. Eğer misk necis olsaydı, pis şeylerden olması gerekirdi ve böyle bir konumda onun misal gösterilmesi güzelolmazdı.

Ebu Musa'nın iyi meclis arkadaşına dair rivayet ettiği hadis ile ilgili açıklamalar da Buyu' (alışveriş) bölümünün baş taraflarındal(2101.hadisin şerhinde) geçmiş bulunmaktadır

5535Anas ibn MalikSahih

حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ هِشَامِ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ أَنَسٍ رضى الله عنه

قَالَ أَنْفَجْنَا أَرْنَبًا وَنَحْنُ بِمَرِّ الظَّهْرَانِ، فَسَعَى الْقَوْمُ فَلَغَبُوا، فَأَخَذْتُهَا فَجِئْتُ بِهَا إِلَى أَبِي طَلْحَةَ فَذَبَحَهَا، فَبَعَثَ بِوَرِكَيْهَا أَوْ قَالَ بِفَخِذَيْهَا إِلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَبِلَهَا

Once we provoked a rabbit at Marr-az-Zahran. The people chased it till they got tired. Then I caught It and brought it to Abu Talha, who slaughtered it and then sent both its pelvic pieces (or legs) to the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam), and the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) accepted the present.

আনাস (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেনঃ আমরা ‘মাররুয্ যাহরান’-এ একটি খরগোশকে ধাওয়া করলাম। তখন লোকেরাও এর পেছনে ছুটল এবং তারা ক্লান্ত হয়ে পড়ল। এরপর আমি সেটিকে ধরে ফেললাম এবং আবূ ত্বলহার নিকট নিয়ে এলাম। তিনি এটিকে যবহ্ করলেন এবং তার পিছনের অংশ কিংবা তিনি বলেছেনঃ দু’ রান নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর কাছে পাঠিয়ে দিলেন এবং তিনি তা গ্রহণ করলেন।

ہم سے ابوالولید نے بیان کیا، کہا ہم سے شعبہ نے بیان کیا، ان سے ہشام بن زید نے اور ان سے انس رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ ہم نے ایک خرگوش کا پیچھا کیا۔ ہم مرالظہران میں تھے۔ لوگ اس کے پیچھے دوڑے اور تھک گئے پھر میں نے اسے پکڑ لیا اور اسے ابوطلحہ رضی اللہ عنہ کے پاس لایا۔

انہوں نے اسے ذبح کیا اور اس کے دونوں کولہے یا ( راوی نے بیان کیا کہ ) اس کی دونوں رانیں نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کے پاس بھیجیں اور نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے انہیں قبول فرمایا۔

Telah menceritakan kepada kami [Abu Al Walid] telah menceritakan kepada kami [Syu'bah] dari [Hisyam bin Zaid] dari [Anas] radliallahu 'anhu dia berkata; "Ketika kami lewat di Marr Azh Zhahran, tiba-tiba kami di kagetkan oleh seekor kelinci, lalu kami kejar kelinci tersebut hingga orang-orang kelelahan mengejarnya, namun saya berhasil menangkapnya dan membawanya kepada Abu Thalhah, kemudian dia menyembelihnya dan mengirimkan kedua paha belakangnya kepada Nabi shallallahu 'alaihi wasallam, -atau perawi berkata "kedua paha depannya"- lalu beliau menerimanya

Enes r.a.'dan, dedi ki: "Bizler Merru'z-Zahran'da bulunuyor iken bir tavşanın peşine takıldık. Arkadaşlarımız onun peşinden koştular. Fakat ona yetişemediler. Ben o tavşanı yakalayıp onu Ebu Talha'ya getirdim. Ebu Talha o tavşanı keserek uyluklarının üst tarafını -ya da butlarını dedi- Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gönderdi, o da onu kabul etti."

Fethu'l-Bari Açıklaması: "Merru'z-Zahran", Mekke'den bir merhale uzakta bir yer adıdır. "Beraberimizde olanlar, peşinden koştular; fakat ona yetişemediler." Yani yoruldular. Hadisten Çıkan Sonuçlar 1- Tavşan yemek caizdir. Bu, -ashab-ı kiramdan Abdullah b. Ömer'den, tabilnden İkrime'den, fukahadan Muhammed b. Ebi Leyla'dan mekruh oluşuna dair gelen rivayet müstesna- bütün ilim adamlarının görüşüdür.

2- Avın peşinden gitmek ve onu takip için koşmak caizdir. 3- Av hayvanını yakalayan, onu yakalamakla ona malik olur. Onunla beraber peşinden koşanlar ona ortak olmazlar. 4- Av hayvanı hediye verilebilir ve avcıdan bu hediye kabul edilir. Az miktarda bir şeyi, değeri üstün olan bir kimseye -onun bu işe razı olacağını halinden bildiği takdirde- hediye olarak verebilir.

5- Küçük çocuğun velisi, çocuğun mülkünde olan şeylerde maslahata uygun olarak tasarrufta bulunabilir

5536Abdullah ibn UmarSahih

حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ دِينَارٍ، قَالَ: سَمِعْتُ ابْنَ عُمَرَ رضى الله عنهما

قَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «الضَّبُّ لَسْتُ آكُلُهُ وَلَا أُحَرِّمُهُ»

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) said, “I do not eat mastigure, but I do not prohibit its eating.”

ইবনু ‘উমার (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেছেনঃ যব্ব আমি খাই না, আর হারামও বলি না।

ہم سے موسیٰ بن اسماعیل نے بیان کیا، انہوں نے کہا ہم سے عبدالعزیز بن مسلم نے بیان کیا، ان سے عبداللہ بن دینار نے بیان کیا، انہوں نے کہا کہ میں نے عبداللہ بن عمر رضی اللہ عنہما سے سنا کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ ساہنہ میں خود نہیں کھاتا لیکن اسے حرام بھی نہیں قرار دیتا۔

Telah menceritakan kepada kami [Musa bin Isma'il] telah menceritakan kepada kami [Abdul Aziz bin Muslim] telah menceritakan kepada kami [Abdullah bin Dinar] dia berkata; saya mendengar [Ibnu Umar] radliallahu 'anhuma berkata; Nabi shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Mengenai daging biawak, maka saya tidak memakannya dan tidak pula mengharamkannya

İbn Ömer r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Keleri ne yerim, ne de yenilmesini haram ederim

5537Khalid ibn al-WalidSahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ بْنِ سَهْلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ رضى الله عنهما عَنْ خَالِدِ بْنِ الْوَلِيدِ

أَنَّهُ دَخَلَ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بَيْتَ مَيْمُونَةَ فَأُتِيَ بِضَبٍّ مَحْنُوذٍ، فَأَهْوَى إِلَيْهِ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِيَدِهِ فَقَالَ بَعْضُ النِّسْوَةِ أَخْبِرُوا رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِمَا يُرِيدُ أَنْ يَأْكُلَ.

فَقَالُوا هُوَ ضَبٌّ يَا رَسُولَ اللَّهِ. فَرَفَعَ يَدَهُ، فَقُلْتُ أَحَرَامٌ هُوَ يَا رَسُولَ اللَّهِ فَقَالَ: «لَا، وَلَكِنْ لَمْ يَكُنْ بِأَرْضِ قَوْمِي فَأَجِدُنِي أَعَافُهُ».

قَالَ خَالِدٌ فَاجْتَرَرْتُهُ فَأَكَلْتُهُ وَرَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَنْظُرُ

The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) and I entered the house of Maimuna. A roasted mastigure was served. The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) stretched his hand out (to eat of it) but some woman said, “Inform the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) of what he is about to eat.”

So they said, “It is mastigure, O Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam)!” He withdrew his hand, whereupon I said, “O Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam)! Is it unlawful?”

He said, “No, but this is not found in the land of my people, so I dislike it.” So I pulled the mastigure towards me and ate it while the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) was looking at me.

খালিদ ইবনু ওয়ালীদ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর সঙ্গে মাইমূনাহ (রাঃ)-এর সঙ্গে গেলেন। সেখানে ভুনা করা যব্ব পরিবেশন করা হল। রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম সে দিকে হাত বাড়ালেন।

এ সময় এক মহিলা বললঃ রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম-কে জানিয়ে দাও, তিনি কী জিনিস খেতে যাচ্ছেন। তখন তাঁরা বললেনঃ হে আল্লাহর রাসূল! এটি যব্ব। রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম শুনে হাত তুলে নিলেন।

খালিদ(রাঃ) বলেন, আমি বললামঃ হে আল্লাহর রাসূল! এটি কি হারাম। তিনি বললেনঃ না, হারাম নয়। তবে আমাদের এলাকায় এটি নেই। তাই আমি একে অপছন্দ করি। খালিদ(রাঃ) বলেনঃ এরপর আমি তা আমার দিকে এনে খেতে লাগলাম। আর রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম তাকিয়ে তাকিয়ে দেখছিলেন। [৫৩৯১; মুসলিম ৩৪/৭, হাঃ ১৯৪৩]

ہم سے عبداللہ بن مسلمہ نے بیان کیا، ان سے امام مالک نے، ان سے ابن شہاب نے، ان سے ابوامامہ بن سہل نے، ان سے عبداللہ بن عباس رضی اللہ عنہما نے بیان کیا اور ان سے خالد بن ولید رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ وہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کے ساتھ ام المؤمنین میمونہ رضی اللہ عنہا کے گھر گئے تو نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کی خدمت میں بھنا ہوا ساہنہ لایا گیا آپ نے اس کی طرف ہاتھ بڑھایا لیکن بعض عورتوں نے کہا کہ آپ جو کھانا دیکھ رہے ہیں اس کے متعلق نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کو بتا دو، عورتوں نے کہا کہ یہ ساہنہ ہے یا رسول اللہ!

چنانچہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے اپنا ہاتھ کھینچ لیا۔ میں نے عرض کیا: یا رسول اللہ! کیا یہ حرام ہے؟ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ نہیں لیکن چونکہ یہ ہمارے ملک میں نہیں پایا جاتا اس لیے طبیعت اس سے انکار کرتی ہے۔ خالد رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ پھر میں نے اسے اپنی طرف کھینچ لیا اور کھایا اور نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم دیکھ رہے تھے۔

Telah menceritakan kepada kami [Abdullah bin Maslamah] dari [Malik] dari [Ibnu Syihab] dari [Abu Umamah bin Sahl] dari [Abdullah bin Abbas] radliallahu 'anhuma dari [Khalid bin Al Walid] bahwa dia bersama Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam pernah masuk ke rumah Maimunah, lalu dihidangkan daging biawak, ketika Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam hendak mengambil daging tersebut sebagian wanita berkata; "Beritahukanlah kepada Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam tentang makanan yang hendak beliau makan."

Orang-orang pun berkata; "Wahai Rasulullah, itu adalah daging biawak, " Lalu beliau mengangkat tangannya, aku pun berkata; "Apakah daging itu haram wahai Rasulullah?"

beliau bersabda: "Tidak, karena daging tersebut tidak ada pada kaumku, maka aku tidak menyukainya." Khalid berkata; "Lalu aku meraih daging tersebut dan memakannya, sementara Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam melihatku

Halid b. el-Velid'den rivayete göre; "O Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Meymune'nin evine girdiler. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna kızartılmış bir keler getirildi. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem elini ona uzatacak oldu. Hanımlardan birisi: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e yemek istediği şeyin ne olduğunu haber veriniz, dedi.

Onlar: O bir kelerdir, ey Allah'ın Rasulü, dediler. Bu sefer elini çekti. Ben: O, haram mıdır ey Allah'ın Rasulü, diye sordum. Allah Rasulü: Hayır, ama benim kavmimin topraklarında bu yoktu.

Kendimi ondan tiksiniyor buluyorum, dedi. Halid dedi ki: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in gözleri önünde onu çekip yedim." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Keler", fındık faresini andıran bir küçük hayvandır. Ancak ondan biraz daha büyüktür. Ebu Husel künyelidir.

"Ben keleri ne yerim, ne haram ederim." Ebu Davud ve Nesai, Halid b. elVelid'den şöyle dediğini nakletmiştir: "Birkaç keler yakaladım. Onlardan birisini kızarttım. Onu Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'egötürdüm. Bir çubuk alıp onunla parmaklarını saydı, sonra şunları söyledi: İsrailoğullarından bir topluluk yerde yaşayan haşereler haline mesh edildi.

Ben bunların hangi haşereler olduğunu bilemiyorum, dedi ve ne kendisi yedi, ne de yenilmesini nehyetti." Hadisin senedi sahihtir. "Kızartılmış bir keler getirildi." Ma'mer yolu ile gelen rivayette (kızartılmış anlamındaki) "mahnuz" lafzı yerine (aynı anlama gelen) "meşvı" lafzı zikredilmiştir.

"Benimkavmimin topraklarında yoktu." İbni Arabi dedi ki: Bazı kimseler "benim kavmimin topraklarında yoktu" lafzına, kelerlerin Hicaz topraklarında çok olduğunu söyleyerek itiraz etmişlerdir. İbnu'l-Arabı derki: Eğer bu kimseler bu sözleriyle bu haberi yalanlamayı kastetmişlerse bizzat kendileri yalan söylemişlerdir. Çünkü Hicaz topraklarında hiçböyle bir şey yoktu.

Yahut bu kimselere kelerler gerçek isimlerinden başka bir isimle zikredilmiş olabilir yahut kelerler bu olaydan sonra ortaya çıkmış olabilir. Aynı şekilde İbn Abdilberr ve ona tabi olanlar da Hicaz topraklarında keler namına bir şeyin bulunmasını kabul etmemişlerdir. Derim ki: Bu açıklamaların hiçbirisine gerek yoktur. Aksine: "Benim kavmimin topraklarında" sözleri ile sadece Kureyşlileri kastetmiştir.

Yani Mekke ve çevresini kapsamaktadır. Bunun böyle olması Hicaz'ın diğer bölgelerinde bulunmasına mani değildir. Müslim'deki Yezid b. el-Asam yoluyla gelen rivayette şöyle denilmektedir: "Medine'de bir damat bizi davet etti. Bize on üç keler ikram etti. Kimisi yedi, kimisi yemedi." İşte bu, kelerlerin o topraklarda çokça bulunduğunu göstermektedir.

Kelerin yenilemeyeceğini söyleyenlerden bazıları da Müslim'de yer alan, Ebu Said yoluyla gelen hadisi delil göstermişlerdir. Buna göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Bana İsrailoğullarından bir ümmetin mesh olduğu nakledildi. ..

" Ben bunu daha önce şahit1eri ile birlikte zikretmiş bulunuyorum. Taberi ise şöyle demektedir: Hadiste kelerin mesh olunmuş!ardan olduğuna dair katı i bir ifade yoktur. Sadece kelerin bunlardan olacağından çekinmiştir, bundan dolayı onu yememiştir. Diğer taraftan o, bu sözlerini ancak Allah, Nebiine mesh edilen insanların soyunun devam etmediğine dair bilgiyi vermeden önce söylemiştir.

Tahavı de bu şekilde cevap verdikten sonra, el-Ma'rur b. Suveyd yoluyla Abdullah b. Mesud'dan şöyle dediğini nakletmektedir: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e maymunlarla, domuzlar hakkında soru sorularak: Buı:ılar da mesh edilenlerden midir, denildi.

O şöyle buyurdu: "Allah helak ettiği bir kavmi -yahut meshettiği bir kavmin- nesillerini devam ettirmemiş ve onlardan sonra soylarından gelen olmamıştır." Bu hadisin aslı Müslimlde mevcuttur. Hadisten Çıkan Sonuçlar 1- Yine hadisten, hakkında şüphe edilen şeyin hükmünün açıklanması ile ilgili gerekli bilgilerin verileceği anlaşılmaktadır.

2- Bir şeyden mutlak olarak nefret etmek ya da ondan hoşlanmamak haram olmasını gerektirmez. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'den nakledilen herhangi bir yemeği ayıplamadığı hususu sadece insanın pişirdiği yemekler ile alakalıdır. Böylelikle o yemeği pişirenin hatırı kaılmasın ve bu hususta onun kusurlu davrandığına dair bir sonuç çıkarılmasın.

Mevcut haliyle yaratılmış olan bir yiyecekten tabiatın hoşlanmayışı ise imkansız bir şey değildir. 3- İnsan tabiatı bazı yiyeceklerden hoşlanmamak bakımından farklı farklıdır. 4- Yakın akrabanın, sıhrl akrabanın ve arkadaşın evinde yemek yemek caizdir. Muhtemelen Halid b. el-Velid ile keleri yemek hususunda ona paralel davranan kimseler, bu yolla o keleri hediye veren kimsenin hatırını kırmamak yahut hela!

olduğu hükmünü muhakkak olarak bildiklerinden ya da Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellemlin: ''Yiyiniz'' emrine uymak istediklerinden yemişlerdir. Ondan yemeyenler ise bu husustaki emri mubahlık diye anlamışlardır. 5- Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ashabı ile beraber yemek yerdi ve imkan bulduğunda et de yerdi. Ayrıca o yüce Allahlın kendisine bildirdiklerinden başka gayba dair bir şey bilmezdL 6- mu'minlerin annesi Meymline'nin çok akıllı olduğu ve Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e karşı son derece ve büyük çapta samimi davrandığı anlaşılmaktadır.

Çünkü o Nebiin davranışlarını izlemesi sonucu neleri yemekten tiksinebileceğini anlamış, bundan dolayı da kelerden de tiksinebileceğinden çekinip onu yediği takdirde tiksinmesi dolayısıyla rahatsız olacağından korkmuştu. Bu husustaki ferasetinin doğruluğu da ortaya çıkmıştı. 7- Bir kimsenin bir şeyden tiksindiğinden korkulacak olursa onu yiyerek zarar görmemesi için gerçeğin ondan gizlenmemesi gerekir. Nitekim bu durum birtakım kimselerin hallerine tanık olunarak tespit edilmiştir

5538Maymunah bint al-HarithSahih

حَدَّثَنَا الْحُمَيْدِيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا الزُّهْرِيُّ، قَالَ: أَخْبَرَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، أَنَّهُ سَمِعَ ابْنَ عَبَّاسٍ، يُحَدِّثُهُ عَنْ مَيْمُونَةَ

أَنَّ فَأْرَةً، وَقَعَتْ، فِي سَمْنٍ فَمَاتَتْ، فَسُئِلَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنْهَا فَقَالَ: «أَلْقُوهَا وَمَا حَوْلَهَا وَكُلُوهُ». قِيلَ لِسُفْيَانَ فَإِنَّ مَعْمَرًا يُحَدِّثُهُ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ.

قَالَ: مَا سَمِعْتُ الزُّهْرِيَّ يَقُولُ إِلاَّ عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ عَنْ مَيْمُونَةَ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَلَقَدْ سَمِعْتُهُ مِنْهُ مِرَارًا

A mouse fell into the butter-fat and died. The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) was asked about that. He said, “Throw away the mouse and the butter-fat that surrounded it, and eat the rest of the butter-fat (As-Samn).”

মাইমূনাহ (রাঃ) হতে বর্ণিত। একটি ইঁদুর ঘিয়ের মধ্যে পড়ে মরে গিয়েছিল। তখন নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর নিকট এ সম্পর্কে জিজ্ঞেস করা হলে তিনি বললেনঃ ইঁদুরটি এবং তার আশে-পাশের অংশ ফেলে দাও। তারপর তা খাও।

সুফ্ইয়ান (রহ.)-এর কাছে জিজ্ঞেস করা হয় যে, মা’মার এ হাদীসটি যুহরী, সা‘ঈদ ইবনু মুসাইয়্যাব, আবূ হুরাইরাহ -এর সনদে বর্ণনা করেন। তিনি বললেনঃ আমি যুহরী (রহ.)-কে বলতে শুনেছি যে, তিনি ‘উবাইদুল্লাহ, ইবনু ‘আব্বাস, মাইমূনাহ ‰ সূত্রে নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম থেকে বর্ণনা করছেন। তিনি আরো বলেন যে, আমি যুহরী থেকে উক্ত সনদে এ হাদীসটি কয়েকবার শুনেছি। [২৩৫]

ہم سے حمیدی نے بیان کیا، کہا ہم سے سفیان نے بیان کیا، ان سے زہری نے بیان کیا، کہا کہ مجھے عبیداللہ بن عبداللہ بن عتبہ نے خبر دی، انہوں نے ابن عباس رضی اللہ عنہما سے سنا، ان سے میمونہ رضی اللہ عنہا نے بیان کیا کہ ایک چوہا گھی میں پڑ کر مر گیا تو نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم سے اس کا حکم پوچھا گیا۔

آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ چوہے کو اور اس کے چاروں طرف سے گھی کو پھینک دو اور باقی گھی کو کھاؤ۔ سفیان سے کہا گیا کہ معمر اس حدیث کو زہری سے بیان کرتے ہیں کہ ان سے سعید بن مسیب اور ان سے ابوہریرہ رضی اللہ عنہ نے بیان کیا، انہوں نے کہا کہ میں نے یہ حدیث زہری سے صرف عبیداللہ سے بیان کرتے سنی ہے کہ ان سے ابن عباس رضی اللہ عنہما نے، ان سے میمونہ رضی اللہ عنہا نے اور ان سے نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا اور میں نے یہ حدیث ان سے بارہا سنی ہے۔

Telah menceritakan kepada kami [Al Humaidi] telah menceritakan kepada kami [Sufyan] telah menceritakan kepada kami [Az Zuhri] dia berkata; telah mengabarkan kepadaku ['Ubaidullah bin Abdullah bin 'Utbah] bahwa dia mendengar [Ibnu Abbas] pernah menceritakan kepadanya dari [Maimunah] bahwa seekor tikus terjatuh di minyak samin dan mati, lantas Nabi shallallahu 'alaihi wasallam ditanya mengenai hal itu, beliau bersabda: "Buanglah tikus itu dan sesuatu yang ada di sekitarnya, lalu makanlah minyak samin tersebut."

Dikatakan kepada Sufyan; "Sesungguhnya Ma'mar menceritakan hadits tersebut dari Az Zuhri dari Sa'id bin Musayyab dari Abu Hurairah, Sufyan menjawab; "Aku tidak pernah mendengar Az Zuhri meriwayatkan kecuali dari Ubaidullah dari Ibnu Abbas dari Maimunah dari Nabi shallallahu 'alaihi wasallam, sungguh aku telah berulang kali mendengar darinya seperti itu

Meymune'den rivayete göre, "Bir fare yağın içine düşüp ölmüştü. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e durumu hakkında soru sorulunca: Onu ve etrafında bulunan yağı atınız ve kalanı yiyiniz, diye buyurdu

5539Ibn Shihab az-ZuhriSahih

حَدَّثَنَا عَبْدَانُ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ

عَنِ الدَّابَّةِ، تَمُوتُ فِي الزَّيْتِ وَالسَّمْنِ وَهْوَ جَامِدٌ أَوْ غَيْرُ جَامِدٍ، الْفَأْرَةِ أَوْ غَيْرِهَا قَالَ بَلَغَنَا أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَمَرَ بِفَأْرَةٍ مَاتَتْ فِي سَمْنٍ، فَأَمَرَ بِمَا قَرُبَ مِنْهَا فَطُرِحَ ثُمَّ أُكِلَ، عَنْ حَدِيثِ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ

Regarding an animal, e.g., a mouse or some other animal that had fallen into solid or liquid oil or butter-fat: I had been informed that a mouse had died in butter-fat whereupon the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) ordered that the butter-fat near it be thrown away and the rest of the butter-fat can be eaten.

যুহরী (রহ.)-থেকে জিজ্ঞেস করা হয় জমাট কিংবা তরল তেল বা ঘিয়ের মধ্যে ইঁদুর ইত্যাদি জীব পড়ে মারা গেলে তার কী নির্দেশ? তিনি বললেনঃ আমাদের কাছে উবাইদুল্লাহ ইবনু ‘আবদুল্লাহ সূত্রে হাদীস পৌঁছেছে যে, ঘিয়ের মধ্যে পড়ে একটি ইঁদুর মারা গিয়েছিল, সেটি সম্পর্কে রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম আদেশ দিয়েছিলেন, ইঁদুর ও এর নিকটবর্তী অংশ ফেলে দিতে, এরপর তা ফেলে দেয়া হয় এবং খাওয়া হয়। [২৩৫]

ہم سے عبدان نے بیان کیا، کہا ہم کو عبداللہ نے خبر دی، انہیں یونس نے، انہیں محمد بن عبداللہ بن شہاب زہری نے کہ اگر کوئی جانور چوہا یا کوئی اور جمے ہوئے یا غیر جمے ہوئے گھی یا تیل میں پڑ جائے تو اس کے متعلق کہا کہ ہمیں یہ حدیث پہنچی ہے کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے چوہے کہ متعلق جو گھی میں مر گیا تھا، حکم دیا کہ اسے اور اس کے چاروں طرف سے گھی نکال کر پھینک دیا جائے اور پھر باقی گھی کھایا گیا۔ ہمیں یہ حدیث عبیداللہ بن عبداللہ کی سند سے پہنچی ہے۔

Telah menceritakan kepada kami ['Abdan] telah mengabarkan kepada kami [Abdullah] dari [Yunus] dari [Az Zuhri] mengenai seekor binatang melata yang mati di minyak samin baik yang telah memadat ataupun masih mencair, baik itu seekor tikus ataupun binatang melata lainnya, Az Zuhri berkata; "Telah sampai (riwayat) kepada kami bahwa Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam memerintahkan supaya membuang tikus tersebut dan sesuatu yang ada di sekelilingnya, baru minyak tersebut dapat di konsumsi, " yaitu dari hadits riwayat ['Ubaidullah bin Abdullah]

Zühri'den rivayete göre ona zeytinyağında, donuk yağda ya da donmamış yağda ölen hayvan hakkında, fare ya da başkasına dair soru sorulmuş, o da şu cevabı vermiştir: "Bize ulaştığına göre Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yağda ölmüş bir fare'nin yakınında bulunan kısmın atılmasını emir buyurdu. Sonra da o yağ yenildi

5540MaimunaSahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ مَيْمُونَةَ رضى الله عنهم

قَالَتْ سُئِلَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنْ فَأْرَةٍ سَقَطَتْ فِي سَمْنٍ فَقَالَ: «أَلْقُوهَا وَمَا حَوْلَهَا وَكُلُوهُ»

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) was asked about a mouse that had fallen into butter-fat (and died). He said, “Throw away the mouse and the portion of butter-fat around it, and eat the rest.”

মাইমূনাহ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেনঃ রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম-কে জিজ্ঞেস করা হয়েছিল এমন একটি ইঁদুর সম্পর্কে যা ঘিয়ের মধ্যে পড়েছিল। তখন তিনি বলেছিলেনঃ ওটি এবং তার আশ-পাশের অংশ ফেলে দাও, তারপর খাও। [২৩৫]

ہم سے عبدالعزیز بن عبداللہ نے بیان کیا، کہا ہم سے امام مالک نے بیان کیا، ان سے ابن شہاب نے، ان سے عبداللہ بن عبداللہ نے، ان سے عبداللہ بن عباس رضی اللہ عنہما نے اور ان سے میمونہ رضی اللہ عنہا نے بیان کیا کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم سے اس چوہے کا حکم پوچھا گیا جو گھی میں گر گیا ہو۔

نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ چوہے کو اور اس کے چاروں طرف سے گھی کو پھینک دو پھر باقی گھی کھا لو۔

Telah menceritakan kepada kami [Abdul Aziz bin Abdullah] telah menceritakan kepada kami [Malik] dari [Ibnu Syihab] dari ['Ubaidullah bin Abdullah] dari [Ibnu Abbas] dari [Maimunah] -radliallahu 'anhhum- dia berkata; Nabi shallallahu 'alaihi wasallam pernah di tanya mengenai seekor tikus yang terjatuh di minyak samin, beliau bersabda: "Buanglah tikus itu dan sesuatu yang ada disekitarnya, lalu makanlah minyak samin tersebut

İbn Abbas'tan, onun Meymune r.anha'dan rivayetine göre; "Meymune şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e yağın içine düşmüş bir fare hakkında soru soruldu. O da: O fareyi çevresindeki yağ ile birlikte atınız, kalan yağı yiyiniz, diye buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Fare donmuş yahut erimiş yağın içine düşerse ...

" Yani bu durumda hüküm farklı mıdır? Değil midir? Bu husustaki görüş ayrılıkları pek güçlü olduğundan ötürü bu konuda kesin bir hüküm vermeye yanaşmamış gibi görünüyor. Daha önce Taharet bölümünde onun, yağ değişikliğe uğramadıkça necis olmayacağı görüşünü tercih ettiğine dair delilolacak hususlar geçmiş bulunmaktadır. Bu hususta hükmün farklı olduğunu hissettiren Yunus yolu ile gelen rivayeti (5539 no'lu hadisi) zikretmesindeki sır, muhtemelen bu olmalıdır.

Ayrıca bu hadis, Ahmed'den gelen iki rivayetten birisi olan şu görüŞe de delil gösterilmiştir: Sıvı olan bir şeye necaset düştüğü takdirde değişikliğe uğramadıkça necis olmaz. İşte bu, Buhari'nin tercih ettiği bir görüş olup, Malikilerden İbn Nafi'in de görüşüdür. Ayrıca Malik'ten de bu görüş nakledilmiştir. Ahmed'in,İsmail b. Umeyye'den, onun Umare b.

Ebi Hafsa'dan, onun İkrime'den rivayet ettiğine göre İbn Abbas'a yağın içinde ölmüş bir farenin hükmüne dair soru sorulunca: Fare ve çevresindeki yağ alınır, diye cevap vermiştir. Ben (İkrime) eğer onun etkisi yağın tamamında görülürse (hüküm ne olur), diye sordum. O: "Bu kendisi canlı iken söz konusu olur. Ama o, ancak bulunduğu yerdeölmüştür, diye cevap verdL" Bu hadisin ravileri Sahih'in ravileridir.

Ayrıca Ahmed bunu bir başka yoldan da rivayet etmiş olup, bu rivayette: İçinde zeytinyağı bulunup o yağa bir farenin düştüğü testi hakkında soru soruldu, denilmektedir. Söz konusu bu hadiste: "O, testinin tamamında dolaşmamış mıydı diye sorunca İbn Abbas ona şu cevabı vermiştir: O canlı iken dolaşmıştı, daha sonra öldüğü yerde karar kıldı."

Cumhur da sıvı yağ ile donuk yağ arasında az önce sözü geçen farklı hüküm ile amel ederek ayırım gözetmişlerdir. İbnu'I-Arabı, hadisteki: "Onun etrafında bulunan" buyruğunu yağın donuk olduğuna delil göstermiş ve şunları söylemiştir: Çünkü eğer o yağ sıvı olsaydı, onun etrafı diye bir şey söz konusu olmazdı. Çünkü ölmüş fare nereden alınırsa alınsın derhal o alınan kısım yerine bir başkası geçer.

Böylelikle o geçen kısım da onun etrafında bulunan kapsamına girer. Bu da yağın tamamının atılmasını gerektirir. Evet, İbnu'l-Arabı böyle demiştir. [Yağın ve farenin söz konusu edilmesine gelince, bu lafızların mefhumu ile amel etmek (ve başka canlılar ile yiyecekleri bunun dışında görmek) söz konusu değildir.] 166 166 Bu ibare, hem istidlal açısından oldukça önemli olduğundan, hem de bundan sonra nakledilecek İbn Hazm'ın görüşünün daha iyi anlaşılması açısından önemli görüldüğü için, tarafımızdan Fethu'l-Barı, iX, 587'de iktibas edilmiştir.

İbn Hazm ise adeti üzere hadisi lafzı çerçevesinde dondurarak farklı hükmü fare hakkında özel bir hüküm olarak kabul etmiştir. Eğer farenin dışında başka bir türden canlı, sıvı bir şeye düşecek olursa değişmedikçe necis olmaz. Cumhura göre sıvının ölçüsü, ondan bir şeyalındığı takdirde hızlıca eski haline dönebilmesidir.

"Öldü" sözü de farenin sıVJya etkisinin içinde ölmesi ile söz konusu olacağına delil gösterilmiştir. Eğer fare sıvının içine düşüp ölmeden çıkacak olursa sıvıya bir zararı olmaz

5541Abdullah ibn UmarSahih

حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، عَنْ حَنْظَلَةَ، عَنْ سَالِمٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ

أَنَّهُ كَرِهَ أَنْ تُعْلَمَ الصُّورَةُ،. وَقَالَ ابْنُ عُمَرَ نَهَى النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: أَنْ تُضْرَبَ تَابَعَهُ قُتَيْبَةُ حَدَّثَنَا الْعَنْقَزِيُّ عَنْ حَنْظَلَةَ وَقَالَ تُضْرَبُ الصُّورَةُ

That Ibn Umar disliked the branding of animals on the face. Ibn Umar said, “The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) forbade beating (animals) on the face.”

ইবনু ‘উমার (রাঃ) হতে বর্ণিত যে, তিনি জানোয়ারের মুখে চিহ্ন লাগানোকে অপছন্দ করতেন। ইবনু ‘উমার (রাঃ) আরো বলেছেনঃ নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম জানোয়ারের মুখে মারতে নিষেধ করেছেন। আনকাযী (রহ.) হানযালী সূত্রে কুতাইবাহ (রহ.) এরকমই বর্ণনা করেন। তিনি বলনঃ تُضْرَبُ الصُّورَةُ অর্থাৎ চেহারায় মারতে নিষেধ করেছেন।

ہم سے عبیداللہ بن موسیٰ نے بیان کیا، ان سے حنظلہ نے، ان سے سالم نے، ان سے ابن عمر رضی اللہ عنہما نے کہ وہ چہرے پر نشان لگانے کو ناپسند کرتے تھے اور ابن عمر رضی اللہ عنہما نے بیان کیا کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے چہرے پر مارنے سے منع کیا ہے۔

عبیداللہ بن موسیٰ کے ساتھ اس حدیث کو قتیبہ بن سعید نے بھی روایت کیا، کہا ہم کو عمرو بن محمد عنقزی نے خبر دی، انہوں نے حنظلہ سے۔

Telah menceritakan kepada kami ['Ubaidullah bin Musa] dari [Handlalah] dari [Salim] dari [Ibnu Umar] bahwa dia tidak menyukai gambar (tato) pada wajah, Ibnu Umar juga berkata; Nabi shallallahu 'alaihi wasallam melarang memukul pada wajah." Hadits ini juga di perkuat oleh [Qutaibah]. Telah menceritakan kepada kami [Al Anqazi] dari [Handlalah], dia berkata; "Yaitu (melarang) memukul kepala

İbn Ömer r.a.'den rivayete göre; "O yüze alamet vurulmasını mekruh görmüştür. İbn Ömer dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem dövme ile alamet yapılmasını nehyetmiştir

5542Anas ibn MalikSahih

حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ هِشَامِ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ أَنَسٍ

قَالَ دَخَلْتُ عَلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِأَخٍ لِي يُحَنِّكُهُ، وَهْوَ فِي مِرْبَدٍ لَهُ، فَرَأَيْتُهُ يَسِمُ شَاةً حَسِبْتُهُ قَالَ فِي آذَانِهَا

I brought a brother of mine to the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) to do Tahnik for him while the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) was in a sheep fold of his, and I saw him branding a sheep. (The sub-narrator said: I think Anas said, branding it on the ear).

আনাস (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেনঃ আমি আমার এক ভাইকে নিয়ে নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর নিকট গেলাম, যেন তিনি তাকে তাহনীক করেন অর্থাৎ খেজুর বা অন্য কিছু একবার চিবিয়ে তার মুখে দিয়ে দেন। এ সময়ে তিনি তাঁর উট বাঁধার জায়গায় ছিলেন। তখন আমি তাঁকে দেখলাম তিনি একটি বক্রীর গায়ে চিহ্ন লাগাচ্ছেন। বর্ণনাকারী বলেন, আমার মনে হয় তিনি (হিশাম) বলেছেনঃ ‘বকরীর কানে চিহ্ন লাগাচ্ছেন’। [১৫০২]

ہم سے ابوالولید نے بیان کیا، کہا ہم سے شعبہ نے بیان کیا، ان سے ہشام بن زید نے ان سے انس رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کی خدمت میں اپنے بھائی ( عبداللہ بن ابی طلحہ نومولود ) کو لایا تاکہ آپ اس کی تحنیک فرما دیں۔ نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم اس وقت اونٹوں کے باڑے میں تشریف رکھتے تھے۔

میں نے دیکھا کہ آپ ایک بکری کو داغ رہے تھے ( شعبہ نے کہا کہ ) میں سمجھتا ہوں کہ ( ہشام نے ) کہا کہ اس کے کانوں کو داغ رہے تھے۔

Telah menceritakan kepada kami [Abu Al Walid] telah menceritakan kepada kami [Syu'bah] dari [Hisyam bin Zaid] dari [Anas] dia berkata; Aku menemui Nabi shallallahu 'alaihi wasallam bersama saudaraku yang sedang beliau tahnik (mengunyahkan kurma atau sesuatu yang manis lalu di masukkan kedalam mulut bayi) ketika berada di kandang unta, maka aku melihat beliau menandai seekor kambing -aku kira Anas mengatakan; "Di telinganya

Enes r.a.'den, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna küçük kardeşimi tahnik etmesi (damağına çiğnemiş olduğu bir parça hurmayı çalması) için girdim. O sırada bir deve ağılında bulunuyordu.

Onu bir koyuna alamet vururken -(Şu'be dedi ki:) Zannederim o (Hişam b. Zeyd) Kulaklarına damga vururken- gördüm (dedi)." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Alamet ve damga." Damga (el-vesm)'Clan maksat, bir şeye onda ileri derecede iz bırakacak bir şey ile alamet koymak demektir. Esas anlamı ise bir hayvanı diğerlerinden ayırt etmek için ona koı:ıulan alamettir.

"Dövme vurulmasını", yani ona alamet yapılmasını (nehyetti). "Suret"ten kasıt yüzdür. Yüzde damga vurmak, Cabir'in rivayet ettiği hadiste açıkça zikredilmiş bulunmaktadır.

Cabir dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yüzüne damga vurulmuş bir eşeğin yanından geçince: Allah bunu yapana lanet etsin. Kimse yüze damga vurmasın, kimse de yüze darp etmesin, diye buyurdu." Hadisi Abdurrezzak, Müslim ve Tirmizi rivayet etmişlerdir.

"Kulaklarına ... " Bundan anlaşıldığına göre kulak, yüzün kapsamı içerisinde değildir. Bu da hayvanları dağlayarak alametlendirmenin caiz oluşu hususunda cumhurun lehine bir delildir. Ancak Hanefıler ateş ile azaplandırmanın yasaklığını belirten delilin umumiliğini esas alarak bu hususta muhalefet etmişlerdir. Hanefiler arasından hayvanların damgalanmasının nesh edildiğini iddia edenler de vardır.

Ancak cumhur hayvanların damgalanmasını, nehyin genel çerçevesi dışında tahsis edilmiş bir iş olarak değerlendirmişlerdir. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır

5543Khadij ibn RafiSahih

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَبَايَةَ بْنِ رِفَاعَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ

رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ قَالَ قُلْتُ لِلنَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِنَّنَا نَلْقَى الْعَدُوَّ غَدًا، وَلَيْسَ مَعَنَا مُدًى. فَقَالَ: «مَا أَنْهَرَ الدَّمَ وَذُكِرَ اسْمُ اللَّهِ فَكُلُوا، مَا لَمْ يَكُنْ سِنٌّ وَلَا ظُفُرٌ، وَسَأُحَدِّثُكُمْ عَنْ ذَلِكَ، أَمَّا السِّنُّ فَعَظْمٌ، وَأَمَّا الظُّفْرُ فَمُدَى الْحَبَشَةِ».

وَتَقَدَّمَ سَرَعَانُ النَّاسِ فَأَصَابُوا مِنَ الْغَنَائِمِ وَالنَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي آخِرِ النَّاسِ فَنَصَبُوا قُدُورًا فَأَمَرَ بِهَا فَأُكْفِئَتْ وَقَسَمَ بَيْنَهُمْ وَعَدَلَ بَعِيرًا بِعَشْرِ شِيَاهٍ، ثُمَّ نَدَّ بَعِيرٌ مِنْ أَوَائِلِ الْقَوْمِ وَلَمْ يَكُنْ مَعَهُمْ خَيْلٌ فَرَمَاهُ رَجُلٌ بِسَهْمٍ فَحَبَسَهُ اللَّهُ. …

فَقَالَ: «إِنَّ لِهَذِهِ الْبَهَائِمِ أَوَابِدَ كَأَوَابِدِ الْوَحْشِ فَمَا فَعَلَ مِنْهَا هَذَا فَافْعَلُوا مِثْلَ هَذَا»

I said to the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam), “We will be facing the enemy tomorrow and we have no knives (for slaughtering)” He said, “If you slaughter the animal with anything that causes its blood to flow out, and if Allah’s Name is mentioned on slaughtering it, eat of it, unless the killing instrument is a tooth or nail.

I will tell you why: As for the tooth, it is a bone; and as for the nail, it is the knife of Ethiopians.” The quick ones among the people got the war booty while the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) was behind the people. So they placed the cooking pots on the fire, but the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) ordered the cooking pots to be turned upside down. …

Then he distributed (the war booty) among them, considering one camel as equal to ten sheep. Then a camel belonging to the first party of people ran away and they had no horses with them, so a man shot it with an arrow whereby Allah stopped it.

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) said, “Of these animals there are some which are as wild as wild beasts. So, if anyone of them runs away like this, do like this (shoot it with an arrow).”

রাফি‘ ইবনু খাদীজ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, আমি নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম-কে বললাম। আগামী দিন আমরা শত্রুর সম্মুখীন হব অথচ আমাদের সঙ্গে কোন ছুরি নেই।

তিনি বললেনঃ সতর্ক দৃষ্টি রাখ কিংবা তিনি বলেছেন, জলদি কর। যে জিনিস রক্ত প্রবাহিত করে এবং যাতে আল্লাহর নাম নেয়া হয়, সেটি খাও। যতক্ষণ না সেটি দাঁত কিংবা নখ হয়। এ ব্যাপারে তোমাদের জানাচ্ছি, দাঁত হল হাড়, আর নখ হল হাবশীদের ছুরি। দলের দ্রুতগতি লোকেরা আগে বেড়ে গেল এবং গনীমতের মালামাল লাভ করল। নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম ছিলেন লোকজনের পেছনে। …

তারা ডেকচি চড়িয়ে দিল। নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এসে তা উল্টে দেয়ার আদেশ দিলেন, তারপর সেগুলো উল্টে দেয়া হল। এরপর তিনি তাদের মধ্যে মালে গনীমত বণ্টন করলেন এবং দশটি বক্রীকে একটি উটের সমান গণ্য করলেন। দলের অগ্রভাগের নিকট হতে একটি উট ছুটে গিয়েছিল। অথচ তাদের সঙ্গে কোন অশ্বারোহী ছিল না। এ অবস্থায় এক ব্যক্তি উটটির দিকে তীর ছুঁড়লে আল্লাহ উটটিকে থামিয়ে দিলেন।

তখন নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বললেনঃ এ সকল চতুষ্পদ জীবের মধ্যে বন্য পশুর স্বভাব আছে। কাজেই, এগুলোর কোনটি যদি এমন করে, তাহলে তার সঙ্গে এরকমই ব্যবহার করবে। [২৪৮৮]

ہم سے مسدد نے بیان کیا، کہا ہم سے ابوالاحوص نے بیان کیا، ان سے سعید بن مسروق نے بیان کیا، ان سے عبایہ بن رفاعہ نے، ان سے ان کے والد نے اور ان سے عبایہ کے دادا رافع بن خدیج رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ میں نے نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم سے عرض کیا کہ کل ہمارا دشمن سے مقابلہ ہو گا اور ہمارے پاس چھریاں نہیں ہیں؟

نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ جو آلہ خون بہا دے اور ( جانوروں کو ذبح کرتے وقت ) اس پر اللہ کا نام لیا گیا ہو اسے کھاؤ بشرطیکہ ذبح کا آلہ دانت اور ناخن نہ ہو اور میں اس کی وجہ تمہیں بتاؤں گا۔ دانت تو ہڈی ہے اور ناخن حبشیوں کی چھری ہے اور جلدی کرنے والے لوگ آگے بڑھ گئے تھے اور غنیمت پر قبضہ کر لیا تھا لیکن نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم پیچھے کے صحابہ کے ساتھ تھے چنانچہ ( آگے پہنچنے والوں نے جانور ذبح کر کے ) ہانڈیاں پکنے کے لیے چڑھا دیں لیکن نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے انہیں الٹ دینے کا حکم فرمایا۔ …

پھر آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے غنیمت لوگوں کے درمیان تقسیم کی۔ اس تقسیم میں ایک اونٹ کو دس بکریوں کے برابر آپ نے قرار دیا تھا پھر آگے کے لوگوں سے ایک اونٹ بدک کر بھاگ گیا۔ لوگوں کے پاس گھوڑے نہیں تھے پھر ایک شخص نے اس اونٹ پر تیر مارا اور اللہ تعالیٰ نے اسے روک لیا۔

نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ یہ جانور بھی کبھی وحشی جانوروں کی طرح بدکنے لگتے ہیں۔ اس لیے جب ان میں سے کوئی ایسا کرے تو تم بھی ان کے ساتھ ایسا ہی کرو۔

Telah menceritakan kepada kami [Musaddad] telah menceritakan kepada kami [Abu Al Ahwash] telah menceritakan kepada kami [Sa'id bin Masruq] dari ['Abayah bin Rifa'ah] dari [Ayahnya] dari kakeknya [Rafi' bin Khadij] dia berkata; aku bertanya kepada Nabi shallallahu 'alaihi wasallam; "Kami akan bertemu musuh esok hari, sementara kami tidak membawa pisau."

Beliau bersabda: "Gunakanlah sesuatu yang dapat mengalirkan darah dan sebutlah nama Allah kemudian makanlah selama -yang digunakan untuk menyembelih- tidak dari gigi atau kuku, dan aku akan menceritakan hal itu kepada kalian, adapun gigi adalah tulang sedangkan kuku adalah pisaunya orang-orang Habsyah." Kemudian para sahabat berjalan cepat hingga mendapatkan ghanimah, sementara Nabi shallallahu 'alaihi wasallam berada di rombongan terakhir, lalu orang-orang membuat tungku untuk memasak, ketika beliau mengetahui hal itu, beliau memerintahkan untuk menumpahkan periuk tersebut. …

Setelah itu beliau membagi-bagi ghanimah dan menyetarakan satu ekor unta dengan sepuluh ekor kambing. Tiba-tiba seekor unta milik suatu kaum kabur, sementara mereka tidak ada yang mengendarai kuda (untuk mengejarnya), lantas salah seorang dari mereka membidik unta tersebut dengan tombak hingga dengan izin Allah unta tersebut berhasil ditangkap, lalu Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Sesungguhnya di antara binatang-binatang ternak ada yang memiliki sifat-sifat seperti yang di miliki oleh binatang liar, maka tindakan yang biasa kamu lakukan pada binatang liar tersebut hendaknya kamu lakukan pula kepadanya seperti itu

Abaye b. Rifaa'dan, o babasından, o da dedesi Rafı' b. Hadic'den, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: Yarın biz düşmanla karşılaşacağız. Beraberimizde de bıçak yok, dedim. O: Kanı bolca akıtan (şeyle) ve üzerine Allah'ın adı anılarak kesileni yiyiniz; Elverir ki diş ya da tırnak olmasın. Size bunun açıklamasını yapayım: Diş bir kemiktir.

Tırnak ise Habeşlilerin bıçağıdır. Askerler arasında önden gidenler bir kısım ganimetler elde ettiler. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de askerlerin geridekalanları arasında idi. Önden gidenler tencereleri ocaklara koymuşlardı. Allah Resulü ise tencerelerin ters çevrilip dökülmesini emir buyurdu ve tencereler döküldü. Aralarında ganimeti taksim etti. …

Bir deveyi on koyuna denk saydı. Daha sonra bu develerden ordunun ön taraflarında bulunanlar arasında olan bir deve kaçtı; Beraberlerinde atları yoktu. Bir adam ona bir ok attı. Böylece yüce Allah o deveyi hareket etmekten alıkoydu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunun üzerine: Bu hayvanların bazen vahşi hayvanlar gibi ürküp kaçışları olur.

Onlardan bu şekilde yapanlarına siz de bunun gibisini yapınız, buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: Buna dair açıklamalar daha önce "Kesilen Hayvan Üzerine Besmele Çekmek" başlığında geçmiş bulunmaktadır

5544Rafi ibn KhadijSahih

حَدَّثَنَا ابْنُ سَلَامٍ، أَخْبَرَنَا عُمَرُ بْنُ عُبَيْدٍ الطَّنَافِسِيُّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَبَايَةَ بْنِ رِفَاعَةَ، عَنْ جَدِّهِ

رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ رضى الله عنه قَالَ كُنَّا مَعَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي سَفَرٍ فَنَدَّ بَعِيرٌ مِنَ الإِبِلِ قَالَ فَرَمَاهُ رَجُلٌ بِسَهْمٍ فَحَبَسَهُ، قَالَ ثُمَّ قَالَ: «إِنَّ لَهَا أَوَابِدَ كَأَوَابِدِ الْوَحْشِ فَمَا غَلَبَكُمْ مِنْهَا فَاصْنَعُوا بِهِ هَكَذَا».

قَالَ قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا نَكُونُ فِي الْمَغَازِي وَالأَسْفَارِ فَنُرِيدُ أَنْ نَذْبَحَ فَلَا تَكُونُ مُدًى قَالَ: «أَرِنْ مَا نَهَرَ أَوْ أَنْهَرَ الدَّمَ وَذُكِرَ اسْمُ اللَّهِ فَكُلْ، غَيْرَ السِّنِّ وَالظُّفُرِ، فَإِنَّ السِّنَّ عَظْمٌ، وَالظُّفُرَ مُدَى الْحَبَشَةِ»

While we were with the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam). on a journey, one of the camels ran away. A man shot it with an arrow and stopped it. The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) said, “Of these camels some are as wild as wild beasts, so if one of them runs away and you cannot catch it, then do like this (shoot it with an arrow).”

I said, “O Messenger of Allah! Sometimes when we are in battles or on a journey we want to slaughter (animals) but we have no knives.” He said, “Listen! If you slaughter the animal with anything that causes its blood to flow out, and if Allah’s Name is mentioned on slaughtering it, eat of it, provided that the slaughtering instrument is not a tooth or a nail, as the tooth is a bone and the nail is the knife of Ethiopians.”

রাফী‘ ইবনু খাদীজ (রাঃ) হতে বর্ণিত। তিনি বলেন, এক সফরে আমরা নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর সঙ্গে ছিলাম। তখন উটগুলোর মধ্য থেকে একটি উট পালিয়ে যায়।

তিনি বলেন, তখন এক ব্যক্তি সেটির দিকে তীর ছুঁড়লে আল্লাহ সেটিকে থামিয়ে দেন। তিনি বলেন, এরপর নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বললেনঃ এ সব পশুর মধ্যে বন্য পশুর স্বভাব আছে। সুতরাং তার মধ্যে কোনটি তোমাদের উপর বেয়াড়া হয়ে উঠলে তার সঙ্গে সেরকমই ব্যবহার কর।

তিনিবলেন, আমি বললামঃ হে আল্লাহর রাসূল! আমরা অনেক সময় যুদ্ধ অভিযানে বা সফরে থাকি, যবহ্ করতে ইচ্ছা করি কিন্তু ছুরি থাকে না। তখন নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বললেনঃ আঘাত করো এমন বস্ত্ত দিয়ে যা রক্ত ঝরায় অথবা তিনি বলেছেনঃ এমন বস্ত্ত দিয়ে যা রক্ত ঝরায় এবং যার উপরে আল্লাহর নাম নেয়া হয়েছে সেটি খাও, তবে দাঁত ও নখ বাদে।

কারণ দাঁত হল হাড়, আর নখ হল হাবশীদের ছুরি। আধুনিক প্রকাশনী- ৫১৩৭, ইসলামিক ফাউন্ডেশন- ৫০৩৩) 72/38. بَاب إِذَا أَكَلَ الْمُضْطَرُّ ৭২/৩৮. অধ্যায়ঃ নিরুপায় ব্যক্তির খাওয়া। لِقَوْلِ اللهِ تَعَالٰى :لِقَوْلِهِ تَعَالَى: (يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا كُلُوا مِنْ طَيِّبَاتِ مَا رَزَقْنَاكُمْ وَاشْكُرُوا لِلَّهِ إِنْ كُنْتُمْ إِيَّاهُ تَعْبُدُونَ إِنَّمَا حَرَّمَ عَلَيْكُمُ الْمَيْتَةَ وَالدَّمَ وَلَحْمَ الْخِنْزِيرِ وَمَا أُهِلَّ بِهِ لِغَيْرِ اللَّهِ فَمَنِ اضْطُرَّ غَيْرَ بَاغٍ وَلاَ عَادٍ فَلاَ إِثْمَ عَلَيْهِ)،

وَقَالَ: (فَمَنِ اضْطُرَّ فِي مَخْمَصَةٍ غَيْرَ مُتَجَانِفٍ لإِثْمٍ) وَقَوْلُهُ: (فَكُلُوا مِمَّا ذُكِرَ اسْمُ اللَّهِ عَلَيْهِ إِنْ كُنْتُمْ بِآيَاتِهِ مُؤْمِنِينَ وَمَا لَكُمْ أَنْ لاَ تَأْكُلُوا مِمَّا ذُكِرَ اسْمُ اللَّهِ عَلَيْهِ وَقَدْ فُصِّلَ لَكُمْ مَا حُرِّمَ عَلَيْكُمْ إِلاَّ مَا اضْطُرِرْتُمْ إِلَيْهِ وَإِنَّ كَثِيرًا لَيُضِلُّونَ بِأَهْوَائِهِمْ بِغَيْرِ عِلْمٍ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِالْمُعْتَدِينَ)،

(قُلْ لاَ أَجِدُ فِيمَا أُوحِيَ إِلَيَّ مُحَرَّمًا عَلَى طَاعِمٍ يَطْعَمُهُ إِلاَّ أَنْ يَكُونَ مَيْتَةً أَوْ دَمًا مَسْفُوحًا أَوْ لَحْمَ خِنْزِيرٍ فَإِنَّهُ رِجْسٌ أَوْ فِسْقًا أُهِلَّ لِغَيْرِ اللَّهِ بِهِ فَمَنِ اضْطُرَّ غَيْرَ بَاغٍ وَلاَ عَادٍ فَإِنَّ رَبَّكَ غَفُورٌ رَحِيمٌ). وَقَالَ: (فَكُلُوا مِمَّا رَزَقَكُمُ اللَّهُ حَلاَلاً طَيِّبًا وَاشْكُرُوا نِعْمَةَ اللَّهِ إِنْ كُنْتُمْ إِيَّاهُ تَعْبُدُونَ إِنَّمَا حَرَّمَ عَلَيْكُمُ الْمَيْتَةَ وَالدَّمَ وَلَحْمَ الْخِنْزِيرِ وَمَا أُهِلَّ لِغَيْرِ اللَّهِ بِهِ فَمَنِ اضْطُرَّ غَيْرَ بَاغٍ وَلاَ عَادٍ فَإِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَحِيمٌ). আল্লাহ তা‘আলার বাণীঃ হে মু’মিনগণ!

আমার দেয়া পবিত্র বস্তুগুলো খেতে থাক এবং আল্লাহর উদ্দেশে শোকর করতে থাক, যদি তোমরা তাঁরই উপাসক হও-নিশ্চয় আল্লাহ তোমাদের প্রতি হারাম করেছেন মৃত-জীব, রক্ত এবং শূকরের গোশত এবং সেই দ্রব্য যার প্রতি আল্লাহ ছাড়া অন্যের নাম নেয়া হয়েছে, কিন্তু যে ব্যক্তি বাধ্য হয়ে বিদ্রোহী না হয়ে এবং সীমা অতিক্রম না করে তা গ্রহণ করবে, তার কোন গুনাহ নেই- (সূরাহ আল-বাকারাহ ২/১৭২-১৭৩)।

আল্লাহ আরো বলেনঃ তবে কেউ পাপ করার প্রবণতা ব্যতীত ক্ষুধার জ্বালায় নিষিদ্ধ বস্তু খেতে) বাধ্য হলে....... (সূরাহ আল-মায়িদাহ ৫/৩)। আল্লাহ আরো বলেন ঃ কাজেই যার উপর আল্লাহর নাম নেয়া হয়েছে তা তোমরা খাও যদি তাঁর নিদর্শনাবলীতে তোমরা বিশ্বাসী হয়ে থাক- তোমাদের কী হয়েছে যে, যাতে আল্লাহর নাম নেয়া হয়েছে তা তোমরা খাবে না?

তোমাদের জন্য যা হারাম করা হয়েছে তা তোমাদের জন্য বিশদভাবে বাতলে দেয়া হয়েছে, তবে যদি তোমরা নিরুপায় হও (তবে ততটুকু নিষিদ্ধ বস্তু খেতে পার যাতে প্রাণে বাঁচতে পার), কিন্তু অনেক লোকই অজ্ঞানতাবশতঃ তাদের খেয়াল খুশী দ্বারা অবশ্যই (অন্যদেরকে) পথভ্রষ্ট করে, তোমার প্রতিপালক সীমালঙ্ঘনকারীদের সম্পর্কে সবচেয়ে বেশি অবগত- (সূরাহ আল-আন‘আম ৬/১১৮-১১৯)।

আল্লাহ আরো বলেনঃ বল, আমার প্রতি যে ওয়াহী করা হয়েছে তাতে মানুষ যা আহার করে তার কিছুই নিষিদ্ধ পাই না মৃত, প্রবহমান রক্ত ও শূকরের গোশত ছাড়া। কারণ তা অপবিত্র অথবা আল্লাহ ছাড়া অন্যের নামে যবহ করার ফাসিকী কাজ। কিন্তু কেউ অবাধ্য না হয়ে বা সীমালঙ্ঘন না করে নিরুপায় হলে তোমার প্রতিপালক তো বড়ই ক্ষমাশীল, পরম দয়ালু।

(সূরাহ আল-আন‘আম ৬/১৪৫) আল্লাহ আরো বলেনঃ কাজেই আল্লাহ তোমাদেরকে যে সকল বৈধ পবিত্র রিযক দিয়েছেন তা তোমরা খাও আর আল্লাহর অনুগ্রহের শুকরিয়া আদায় কর যদি তোমরা প্রকৃতই তাঁর বন্দেগী করতে ইচ্ছুক হও। আল্লাহ তোমাদের জন্য হারাম করেছেন মৃত জীব, রক্ত, শূকরের গোশত আর যা যবেহ করার সময় আল্লাহ ছাড়া অন্যের নাম নেয়া হয়েছে।

কিন্তু কেউ ইচ্ছাকৃতভাবে অবাধ্য না হয়ে ও সীমালঙ্ঘন না করে নিতান্ত নিরুপায় হয়ে এসব খেতে বাধ্য) হলে আল্লাহ তো বড়ই ক্ষমাশীল, বড়ই দয়ালু। সূরাহ নাহল

ہم سے ابن سلام نے بیان کیا، کہا ہم کو عمر بن عبید الطنافسی نے خبر دی، انہیں سعید بن مسروق نے، ان سے عبایہ بن رفاعہ نے، ان سے ان کے دادا رافع بن خدیج رضی اللہ عنہ نے بیان کیا کہ ہم نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم کے ساتھ ایک سفر میں تھے۔ ایک اونٹ بدک کر بھاگ پڑا، پھر ایک آدمی نے تیر سے اسے مارا اور اللہ تعالیٰ نے اسے روک دیا۔

بیان کیا کہ پھر نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا کہ یہ اونٹ بھی بعض اوقات جنگلی جانوروں کی طرح بدکتے ہیں، اس لیے ان میں سے جو تمہارے قابو سے باہر ہو جائیں، ان کے ساتھ ایسا ہی کیا کرو۔ رافع نے بیان کیا کہ میں نے عرض کیا: یا رسول اللہ! ہم اکثر غزوات اور دوسرے سفروں میں رہتے ہیں اور جانور ذبح کرنا چاہتے ہیں لیکن ہمارے پاس چھریاں نہیں ہوتیں۔

فرمایا کہ دیکھ لیا کرو جو آلہ خون بہا دے یا ( آپ نے بجائے «نهر» کے ) «أنهر» فرمایا اور اس پر اللہ کا نام لیا گیا ہو تو اسے کھاؤ۔ البتہ دانت اور ناخن نہ ہو کیونکہ دانت ہڈی ہے اور ناخن حبش والوں کی چھری ہے۔

Telah menceritakan kepada kami [Muhammad bin Salam] telah mengabarkan kepada kami [Umar bin 'Ubaid Ath Thanafisi] dari [Sa'id bin Masruq] dari ['Abayah bin Rifa'ah] dari kakeknya [Rafi' bin Khadij] radliallahu 'anhu dia berkata; "Kami bersama Nabi shallallahu 'alaihi wasallam dalam suatu perjalanan, tiba-tiba seekor unta kabur, Rafi' melanjutkan; lalu seseorang membidiknya dengan tombak hingga berhasil menangkapnya, Rafi' melanjutkan; kemudian beliau bersabda: "Sesungguhnya ia memiliki sifat-sifat seperti yang di miliki oleh binatang liar, oleh karenanya jika kalian kewalahan, hendaknya kalian lakukan seperti itu."

Rafi' berkata; lalu aku bertanya; "Wahai Rasulullah, bagaimana jika kami berada dalam suatu ekspedisi atau perjalanan sedangkan kami hendak menyembelih sembelihan, sementara kami tidak memiliki pisau?"

Beliau menjawab: "Gunakanlah sesuatu yang dapat mengalirkan darah dan sebutlah nama Allah kemudian makanlah, selama -yang digunakan menyembelih- selain gigi dan kuku, karena gigi adalah tulang sedangkan kuku adalah pisaunya orang-orang Habsyah

Abaye b. Rifaa'dan, o dedesi Rafi' b. Hadic r.a.'dan şöyle dediğini rivayet etmektedir: "Bir seferde iken develerden bir deve ürküp kaçtı. (Rafi') dedi ki: Bir adam ona bir ok atarak deveyi hareketsiz hale soktu.

Rafi' dedi ki: Sonra Rasulullah: Şüphesiz bunların da vahşi hayvanların ürküp kaçmaları gibi bir kaçışları vardır. Bunlardan elinizden kaçıpkurtulan olursa siz de ona bunun gibi yapınız, diye buyurdu.

Rafi' dedi ki: Ey Allah'ın Rasulü, bizler gazalarda ve yolculuklarda bulunuyoruz. Hayvan boğazlamak istiyoruz, ama bıçak bulamıyoruz (ne yapalım), diye sordu. O: Uzerine Allah'ın adı anılmış ve kanı bolca akıtan şey ile kesilmiş olanı ye. Ancak diş ile tırnak müstesnadır. Çünkü diş bir kemiktir, tırnak ise Habeşlilerin bıçağıdır, diye buyurdu

The Hadith and the Qur'an.
On your phone, offline.

Seventeen collections, the whole Qur'an and Identify, free in the app.